Beşiktaş-Fenerbahçe rekabetinde 356. randevu

Spor Toto Süper Lig'in 8. haftasındaki derbi müsabakasında yarın karşı karşıya gelecek Beşiktaş ile Fenerbahçe, 356. randevuya çıkacak.

AA
AA
TT

Beşiktaş-Fenerbahçe rekabetinde 356. randevu

AA
AA

Vodafone Park'ta oynanacak ve saat 20.00'de başlayacak müsabakayı hakem Volkan Bayarslan yönetecek.
Derbi maçında kozlarını paylaşacak Beşiktaş ile Fenerbahçe, Türk futbol tarihinde daha önce 355 kez karşılaştı.
İki ekip arasında 28 Kasım 1924'te Fenerbahçe'nin 4-0 üstün tamamladığı müsabakayla başlayan 98 yıllık rekabette sarı-lacivertliler, rakibi karşısında galibiyet ve gol sayısı bakımından önde bulunuyor.
Geride kalan maçlarda Fenerbahçe 133, Beşiktaş 126 galibiyet aldı, 96 karşılaşmada ise taraflar birbirlerine üstünlük sağlayamadı.
Rekabette Fenerbahçe'nin 492 golüne, Beşiktaş 451 golle karşılık verdi.

İki takım arasındaki lig maçları
Beşiktaş ile Fenerbahçe, 1959 yılından bu yana düzenlenen lig maçlarında 132 kez karşı karşıya geldi.
Ligde geride kalan müsabakalarda Fenerbahçe 47, Beşiktaş 41 galibiyet aldı. İki takım arasındaki 44 maç ise beraberlikle sonuçlandı.
Her iki takımın lig maçlarındaki gol sayısı ise birbirlerine eşit. İki ekip de birbirlerine 151'er gol attı.

Geçen sezon üstünlük kurulamadı
Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında oynanan karşılaşmalarda geçen sezon eşitlik oluştu.
Ligin ilk yarısında Kadıköy'de oynanan derbi 2-2'lik beraberlikle sonuçlandı. Sezonun ikinci karşılaşmasında ise ekipler Vodafone Park'tan 1-1'lik sonuçla ayrıldı.

Fenerbahçe'de 3 eksik
Fenerbahçe, derbide 3 oyuncusundan yararlanamayacak.
Sarı-lacivertlilerde tedavileri devam eden Nazım Sangare, Luan Peres ve Joshua King, Beşiktaş karşısında forma giyemeyecek.
Bu oyuncuların yanı sıra, takımla çalışmalara tekrar başlayan ancak henüz tam hazır durumda olmayan Serdar Aziz'in de derbide oynaması beklenmiyor.
Öte yandan, Fenerbahçe'de ligde 3 sarı kartı bulunan Ferdi Kadıoğlu, ceza sınırda yer alıyor. Milli oyuncu, kart görmesi durumunda VavaCars Fatih Karagümrük karşısında forma giyemeyecek.

Jesus, dörtlü savunmaya dönecek
Fenerbahçe'de teknik direktör Jorge Jesus'un derbide, savunmadaki eksiklik sebebiyle sisteminde değişikliğe gitmesi bekleniyor.
Sarı-lacivertli takımı son zamanlarda 3'lü savunmayla sahaya süren Portekizli teknik adam, savunma oyuncularının sakatlığı nedeniyle son Alanyaspor maçına 4'lü savunmayla çıkmıştı.
Fenerbahçe'de savunma oyuncularından Luan Peres ile Serdar Aziz'in tedavisinin devam etmesinden dolayı deneyimli çalıştırıcı, Beşiktaş karşısında takımını 4-4-2 sistemiyle sahaya sürmeyi planlıyor.

Fenerbahçe taraftarı yer almayacak
Beşiktaş ile Fenerbahçe arasındaki derbide sarı-lacivertli taraftarlar yer almayacak.
Kulüplerin anlaşmasının ardından İl Güvenlik Kurulu kararıyla Vodafone Park'ta sadece ev sahibi takım seyircileri bulunacak.

Beşiktaş-Fenerbahçe rekabetinden ilginç notlar
Fenerbahçe, birbirlerine karşı tarihi maçlara imza attı.
İki takım birbirlerine karşı en farklı galibiyetlerini yedişer gol atarak kazandı. Beşiktaş, 23 Mart 1941'deki özel karşılaşmayı 7-1 kazandı. Siyah-beyazlılar, 6 Ocak 1990'da Fenerbahçe'yi 5-1 yenerek ligde rakibine karşı en farklı galibiyetine ulaştı.
Fenerbahçe ise siyah-beyazlı rakibi karşısında en farklı galibiyetini 6 Aralık 1958'de oynanan özel maçta 7-0'lık skorla aldı. Sarı-lacivertliler, Beşiktaş'a karşı ligdeki en farklı galibiyetini 7 Mart 1976 ve 7 Ekim 2012'de 3-0'lık sonuçlarla yaşadı.

En gollü maçlar
İki rakip arasında geride kalan 355 maçta, penaltılar hariç en fazla golün atıldığı karşılaşmada sporseverler 9 gol izledi.
İnönü Stadı'nda 11 Ağustos 1974'te yapılan TSYD Kupası maçını Beşiktaş 5-4 kazanırken, filelere giden 9 gol, 98 yıllık rekabette bir maçta atılan en fazla gol olarak tarihe geçti.
Beşiktaş ile Fenerbahçe 19 Mayıs 1955'te Atatürk Kupası'nda karşı karşıya gelirken, mücadele 4-4 beraberlikle sonuçlandı. Fenerbahçe, 1 Temmuz 1960'daki Cemal Gürsel Kupası karşılaşmasını ise 6-2 kazandı.

Golcüler
Rekabette en fazla golü Beşiktaş'ın efsane kaptanı Hakkı Yeten attı. Fenerbahçe'ye karşı 58 kez Beşiktaş forması giyen "Baba" lakaplı Hakkı Yeten, 32 kez fileleri havalandırdı. Sarı-lacivertli ekip adına Beşiktaş'a en fazla golü ise 19 golle Cemil Turan kaydetti.
En çok forma giyenler
Beşiktaş-Fenerbahçe derbilerinde en çok forma giyen futbolcu unvanı Beşiktaşlı Rıza Çalımbay'a ait.
Rıza Çalımbay, siyah-beyazlı formayla Fenerbahçe karşısında 64 maçta görev yaptı. Bu futbolcuyu 61 maçla Beşiktaşlı Şeref Görkey, 59'ar maçla da Beşiktaşlı Ulvi Güveneroğlu ile Fenerbahçeli Müjdat Yetkiner izliyor.

En erken gol Bolic'in
Beşiktaş-Fenerbahçe rekabetinde bilinen en erken golü Elvir Bolic attı.
İki takım arasında 10 Mart 1996'da İnönü Stadı'nda yapılan lig maçının 21. saniyesinde fileleri havalandıran Fenerbahçeli Bolic, rekabetin kayıtlara geçen en erken golüne imza koydu. Fenerbahçe bu maçı 2-1 kazandı.
Ayrıca, 1991'de "Şifo" lakaplı Beşiktaşlı Mehmet Özdilek, Kadıköy'de 2-2 sonuçlanan lig mücadelesinin 37. saniyesinde sarı-lacivertli ekibin filelerini havalandırdı.

İki takımda da oynayanlar
Rekabetin 98 yıllık geçmişinde iki takım formasını da giyen pek çok futbolcu bulunuyor.
Son dönemde iki takımda da oynayan futbolcular şunlar:
Adem İbrahimoğlu, Ali Kemal Denizci, Engin İpekoğlu, Tayfur Havutcu, Feyyaz Uçar, Saffet Sancaklı, Sergen Yalçın, Oktay Derelioğlu, Alpay Özalan, Ahmet Yıldırım, Emre Aşık, Ali Güneş, Tayfun Korkut, Murat Şahin, Mustafa Doğan, Mert Nobre, Fahri Tatan, Tümer Metin, Mehmet Yozgatlı, Rüştü Reçber, Burak Yılmaz, Mehmet Aurelio, Uğur Boral, Egemen Korkmaz, Mamadou Niang, Caner Erkin, Gökhan Gönül, İsmail Köybaşı, Jeremain Lens, Tolgay Arslan, Jose Sosa, Josef de Souza, Mehmet Topal, Salih Uçan, Mert Günok, Michy Batshuayi.

Bir maçta en çok gol atan futbolcu Zeki Rıza Sporel
Derbi rekabeti tarihinde bir maçta en fazla golü Zeki Rıza Sporel kaydetti.
Şimdiki Ülker Stadı'nın bulunduğu yerde, 18 Haziran 1926'da yapılan rekabetteki ikinci randevuyu Fenerbahçe 4-1 kazanırken, bu özel müsabakada sarı-lacivertlilerin gollerinin tamamını Zeki Rıza Sporel attı.

İlk resmi maç berabere
Rakipler arasında ilk resmi maç, 12 Kasım 1926'da oynandı.
Taksim Stadı'ndaki İstanbul Ligi maçı golsüz eşitlikle tamamlandı.

Kendi kalesine gol atanlar
Beşiktaş-Fenerbahçe maçlarında bazı oyuncular kendi kalelerine gol atma şanssızlığını yaşadı.
Son dönemde oynanan karşılaşmalarda, Beşiktaş'tan Mehmet Ekşi, Recep Çetin, Ulvi Güveneroğlu, Ertuğrul Sağlam, Necip Uysal, Egemen Korkmaz, Dusko Tosic ve Marcelo Guedes, Fenerbahçe'den ise Nejat Barut, Piotr Soczynski, Saffet Akbaş, Dirk Kuyt ve Simon Kjaer kendi kalelerine gol attı.

İlk lig maçı
Beşiktaş ile Fenerbahçe, profesyonel lig tarihindeki ilk karşılaşmalarını 18 Mart 1959'da yaptı.
İnönü Stadı'ndaki ilk lig maçını Fenerbahçe 1-0 kazandı.

İki takımda da gol atanlar
Rekabetin 98 yıllık geçmişinde iki takımın da formasını giyen oyunculardan bazıları, derbilerde farklı formalarla gol atma başarısına ulaştı.
Şenol Birol, Ali Kemal Denizci, Tayfur Havutcu, Mert Nobre, Tümer Metin, Mamadou Niang ve Gökhan Gönül, hem Beşiktaş hem de Fenerbahçe formalarıyla rekabette gol sevinci yaşadı.
Geçtiğimiz sezonun ilk yarısında oynanan ve 2-2 berabere biten karşılaşmada ise geçmiş sezonlarda Fenerbahçe'de oynayan Josef de Souza, şu an kadrosunda yer aldığı Beşiktaş formasıyla iki gol birden attı.

İlk gece maçı
İki takım arasındaki derbi mücadelesinde ilk gece maçı 12 Haziran 1960'ta, Ankara 19 Mayıs Stadı'nda yapıldı.
Işıklar altında yapılan ilk karşılaşma özelliğini taşıyan bu lig maçını Fenerbahçe 1-0 galip tamamladı.

En çok görülen sonuç: 1-0
Rakiplerin geride kalan 354 maçında en çok görülen sonuç 1-0 oldu.
Fenerbahçe, Beşiktaş'ı 40, Beşiktaş da Fenerbahçe'yi 37 kez 1-0'lık sonuçlarla yenerken, 98 yıllık derbi tarihindeki toplam 77 maçta sporseverler birer gol gördü.
Toplam 13 ayrı statta karşılaşan rakipler, ayrıca 29 kez de 0-0 berabere kaldı.

Hasret maçları
Beşiktaş, Fenerbahçe karşısında üst üste 17, Fenerbahçe ise çeşitli dönemlerde 3 kez 12 maç üst üste galip gelemeyerek, taraftarlarına derbi galibiyeti hasreti çektirdi.
Öte yandan Beşiktaş 7, Fenerbahçe ise 6 maç üst üste kazanarak, rakiplerine belirli dönemlerde üstünlük kurdu.

Hükmen galibiyetler
Beşiktaş ile Fenerbahçe'nin bir asra yaklaşan rekabetinde son dönemlerde üç karşılaşma hükmen sonuçlandı.
Fenerbahçe Stadı'nda 4 Mayıs 1983'te yapılan Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçı 1-1 berabere sonuçlanmasına rağmen Beşiktaş oyuncusu Mehmet Ekşi'nin çift sarı kartla oynadığının anlaşılması üzerine sarı-lacivertli ekip, karşılaşmada 3-0 hükmen galip sayıldı. Beşiktaş, rövanş maçını 2-1 kazandığı halde elenmekten kurtulamadı.
İnönü Stadı'nda 16 Eylül 2000'de yapılan lig maçında ise siyah-beyazlı ekip, Fenerbahçe'yi 3-0 yendi. Fenerbahçe'nin teknik direktörü Mustafa Denizli, yeni uygulamaya giren 5+1 kuralına uymayıp, 62. dakikada 6. yabancı oyuncuyu da sahaya sürünce Beşiktaş'ın 3-0'lık galibiyeti hükmen tescil edildi.
İki takım arasında 2017-2018 sezonunda oynanan karşılaşma da yaşanan saha olayları sebebiyle yarıda kaldı. Ziraat Türkiye Kupası yarı finalinde 2-2'lik ilk maçın rövanşında iki takım 19 Nisan'da Ülker Stadı'nda karşı karşıya geldi. Karşılaşma, 57. dakikada skor 0-0'ken yaşanan olaylar nedeniyle hakem Mete Kalkavan tarafından tatil edildi. Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, rövanş maçının, yarıda kaldığı andaki şartlarla, seyircisiz oynanmasına karar verdi. Bunun üzerine Beşiktaş Kulübü, sahaya çıkmama kararı aldı. İki takım arasında 3 Mayıs'ta oynanması gereken mücadelede Beşiktaş, sahaya çıkmayınca 3-0 hükmen mağlup sayıldı.

"Top çizgiyi geçti mi, geçmedi mi?" tartışması
Rakiplerin 16 Kasım 1991'deki maçı, beraberinde uzun yıllar süren bir tartışmaya yol açtı.
Fenerbahçe Stadı'nda 2-2 biten lig maçının 87. dakikasında Beşiktaş'ın Mehmet Özdilek ile attığı beraberlik golünde topun gol çizgisini geçip geçmediği kamuoyunda uzun süren tartışmalara neden oldu.
Fenerbahçe'nin savunma oyuncusu Semih Yuvakuran, Beşiktaşlı Mehmet Özdilek'in kaleye gönderdiği topu çıkarırken; maçın hakemi Ahmet Çakar, yardımcısı Çetin Oytuner ile "gol" kararı verdi. Sarı-lacivertli oyuncular ve teknik heyetin uzun süren itirazları, sonucu değiştirmedi. Maçın oynanmasından 17 yıl sonra yayıncı kuruluşun programında pozisyon masaya yatırılmış ve "piero" adlı aygıtın ölçümlerine göre meşin yuvarlağın, 4 santimetre çizgiyi geçtiği tespit edilerek, tartışmalara son nokta konmuştu.

Pancu kaleye geçti
İki takım arasındaki ilginç notlardan biri de 2004-2005 sezonunda Kadıköy'de oynanan derbi mücadelesinde yaşandı.
Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda 17 Nisan 2005'te yapılan maç adeta gol düellosu şeklinde geçerken, Beşiktaşlı futbolcu Daniel Gabriel Pancu'nun kaleye geçmesi derbiye damgasını vurdu.
Beşiktaş kalecisi Oscar Cordoba, 80. dakikada kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı. Kırmızı kart öncesinde 3 oyuncu değiştirme hakkını kullanan siyah-beyazlı ekipte, Rumen futbolcu Daniel Pancu kalan bölümde kaleye geçti. Uzatma bölümüyle birlikte 18 dakika kaleyi koruyan Rumen futbolcu, sadece penaltıdan bir gol yerken, Beşiktaş karşılaşmayı 4-3 kazandı. Siyah-beyazlı kulüp, 4-3 kazanılan bu maçın anısına hatıra tişörtleri yaptırdı.

Bilica kazdı, penaltı kaçtı
Rakiplerin 2009-2010 sezonundaki randevusunda çok ilginç bir olay yaşandı.
Fenerbahçe'nin Kadıköy'de Beşiktaş'ı 1-0 yendiği 18 Nisan 2010'daki lig maçında sarı-lacivertli takımın "Bilica" lakaplı Brezilyalı futbolcusu Fabio Alves Da Silva, siyah-beyazlı takımın 64. dakikada kazandığı penaltı atışı öncesinde penaltı noktasını kramponuyla eşeledi. Daha sonra Beşiktaşlı Bobo'nun kullandığı penaltı atışını, kaleci Volkan Demirel kurtararak rakibine beraberlik şansı tanımadı.
Bilica'nın futbol sahalarında çok ender yaşanan fair play dışı bu hareketi spor gündemini bir süre meşgul etti.

İnönü'deki son derbi Beşiktaş'ın
İki takım arasında İnönü Stadı'ndaki son derbiyi Beşiktaş kazandı.
3 Mart 2013 tarihinde BJK İnönü Stadı'ndaki lig derbisi, tarihi stattaki son derbi maç olarak kayıtlara geçti. Gol düellosu şeklinde geçen maçı Beşiktaş 90+3. dakikada attığı golle 3-2 kazanırken, siyah-beyazlı takımdan Olcay Şahan da BJK İnönü Stadı'ndaki son derbi golünü atan isim oldu.

Fenerbahçe, Vodafone Park'ta 9 kişiyle yenilmedi
Fenerbahçe, Vodafone Park'ta 2016-2017 sezonunda oynanan lig maçında eksik kalmasına rağmen rakibine mağlup olmadı.
Sarı-lacivertli ekip, 7 Mayıs 2017'de Dolmabahçe'de oynanan karşılaşmada 45. dakikada Vincent Aboubakar'ın attığı golle ilk yarıyı 1-0 geride kapadı. Mücadelede ikinci yarıda sayısal olarak da dezavantajlı konuma düşen Fenerbahçe, buna rağmen rakibine boyun eğmedi. Sarı-lacivertli ekip, 88. dakikada Martin Skrtel ve 90+2. dakikada Josef de Souza'nın kırmızı kart görmesiyle 9 kişi kaldı. Fenerbahçe, kazandığı serbest vuruşta 90+4. dakikada Beşiktaşlı oyuncu Marcelo Guedes'in kendi kalesine attığı golle 9 kişi kaldığı karşılaşmadan 1-1 beraberlikle ayrılmayı bildi.

Kadınlar ve çocukların izlediği derbiler
İki takım arasındaki 2 derbi ise tribündeki görüntüsüyle tarihe geçti.
Süper Final Şampiyonluk Grubu'nda Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında 3 Mayıs 2012'de BJK İnönü Stadı'ndaki derbiyi, siyah-beyazlı kulübün cezası nedeniyle sadece kadınlar ve anneleri yanlarında olmak koşuluyla 12 yaş ve altı çocuklar statta izleyebildi. İki takım arasındaki 97 yıllık rekabette böylece bir ilk yaşandı.
2012-2013 sezonunun ilk yarısında bu kez Fenerbahçe'nin cezası nedeniyle Kadıköy'deki derbi yine sadece kadınlar ve çocuklar önünde oynandı.

Beşiktaş 18 yıllık hasretini yine 10 kişi sonlandırdı
2020-2021 sezonunda Kadıköy'de Fenerbahçe'yi 4-3 yenen ve deplasmanda rakibine karşı 18 yıllık galibiyet hasretini sonlandıran Beşiktaş, bunu yine 10 kişi kalarak ve aynı skoru elde ederek başardı.
Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda 17 Nisan 2005'te yapılan maçta Beşiktaş, kalecisi Cordoba'nın 80. dakikada kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kaldı. Siyah-beyazlı ekip, buna rağmen rakibine 4-3 üstünlük kurdu. Beşiktaş bu galibiyetin ardından 18 yıl gibi uzun bir süre Fenerbahçe'yi Kadıköy'de mağlup etme sevinci yaşayamadı.
2020-2021 sezonunda rakibini yenerek 18 yıllık hasretini sonlandıran siyah-beyazlı ekip, adeta 2005'teki maçın tekrarını yaşadı. Beşiktaş, 50. dakikada Cyle Larin'in kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kaldı. Siyah-beyazlı ekip, eksik mücadele etmesine rağmen Fenerbahçe'yi yine 4-3 yenerek 18 yıllık hasretine son verdi.



Venus Williams'ın tenise dönüşü, istediği gibi olmadı

Avustralya Açık'ta Venus Williams, tekler maçına çıkan en yaşlı kadın oldu (AFP)
Avustralya Açık'ta Venus Williams, tekler maçına çıkan en yaşlı kadın oldu (AFP)
TT

Venus Williams'ın tenise dönüşü, istediği gibi olmadı

Avustralya Açık'ta Venus Williams, tekler maçına çıkan en yaşlı kadın oldu (AFP)
Avustralya Açık'ta Venus Williams, tekler maçına çıkan en yaşlı kadın oldu (AFP)

Venus Williams, Avustralya Açık'ta korta çıkarak tarihe geçti ancak Sırbistan adına yarışan Olga Danilovic'in son 6 oyunu üst üste kazanarak üç setlik heyecan dolu maçta zafere ulaşmasıyla galibiyete erişemedi.

45 yaşındaki Williams, ana tabloya özel davetle katılarak tekler turnuvasında yarışan en yaşlı kadın oldu. 5 yıl sonra ilk defa Melbourne'e dönen 7 kez Grand Slam şampiyonu, maça iyi başladı ve tie-break’te attığı muhteşem bir forehand winner’la seyircileri coşturdu.

Danilovic ikinci seti kazanarak maçı eşitledi ancak son sette 4-0 öne geçen Williams, zafere ve 2021 Wimbledon'dan bu yana ilk Grand Slam tekler maçını kazanmaya doğru ilerliyor gibiydi.

Ancak çok güçlü bir cevap veren 24 yaşındaki Danilovic, Williams'ın ikinci tura yükselmesini engelleyerek 6-7 (5), 6-3, 6-4'lük skorla galip geldi. Avustralya Açık'ta ilk kez 17 yaşındayken, 1998'de oynayan Williams, korttan ayrılırken ayakta alkışlandı. Williams aynı zamanda Ekaterina Alexandrova'yla çiftler turnuvasında da yarışacak.

cdfvgthyu
Venus Williams, John Cain Arena'dan ayrılırken alkışları kabul ediyor (AFP)

Williams, "Harika bir maçtı, harika bir andı" dedi.

Seyircinin enerjisi inanılmazdı. Bu beni çok motive etti. Rakibim de harika oynadı. Ayrıca biraz da şanslıydı. Bu sporun doğasında var. Bazen böyle işliyor. Ama inanılmaz bir an oldu.

Williams, turnuvaya özel davetle katıldığında tarihe geçeceğinin farkında değildi. 5 kez Wimbledon şampiyonu, tenise geçen yaz geri dönmüş ve hem teklerde hem de çiftlerde ABD Açık'a katılmıştı; burada Leylah Fernandez'le birlikte eylülde çeyrek finale ulaşmıştı.

Williams, aralık ayında Andrea Preti'yle evlendi ancak 2021'den beri ilk kez Avustralya'ya yapacağı seyahate hazırlanırken önceki "üç ay boyunca aralıksız antrenman yaptığını" söylemişti.

Amerikalı tenisçi, Melbourne'de 2003 ve 2007'de iki kez tekler finaline ulaşmış ve her ikisinde de kız kardeşi Serena Williams'a kaybetmişti. Ancak aynı zamanda çiftlerde 4 kez şampiyon oldu.

Williams ayrıca tenis oynamayı sürdüreceğinin ve bu yıl daha düzenli bir programla müsabakalara çıkacağının sinyalini verdi.

Williams, "Birçok açıdan işleri yeniden öğrenmek zorundayım, anlatabiliyor muyum?" dedi.

Bugünkü çabamdan gerçekten gurur duyuyorum çünkü her maçta daha iyi oynuyorum ve ulaşmak istediğim yerlere geliyorum. Şu anda sadece ilerlemeyi sürdürmem, kendim üzerinde çalışmam ve hatalarımı kontrol etmem gerekiyor. Bunlar da daha fazla maç oynayarak kazanılan şeyler, ayakları tam olarak doğru pozisyona getirmek, doğru vuruşları seçmek, tüm bunları hâlâ öğreniyorum. Biraz tuhaf ama bu kadar iyi oynamak, kendimi bu konuma getirmek ve çok yaklaşmak son derece heyecan verici.

dfgthy
Venus Williams, Olga Danilovic'i tebrik ediyor (AP)

Bundan sonra beni neyin beklediğini düşüneceğim. Burada çiftler maçım var, bu yüzden şu anda ona odaklıyım.

Williams ikinci turda Coco Gauff'la karşılaşabilirdi ancak Williams'ın 1998'de Avustralya Açık ana tablosuna ilk kez katıldığı zaman henüz doğmamış olan Danilovic, son derece etkileyici bir geri dönüşe imza attı.

Danilovic, korttaki röportajında, "Bunlar çok nadir şeyler ve Venus Williams'a karşı oynamak benim için hafife alınacak bir şey değil" dedi.

4-0 gerideyken kendi kendime, 'Sadece oyna, her şeyi ortaya koy ve puan puan ilerle' dedim. Bu maçı kazanmayı başardığım için çok mutluyum ama böyle bir efsaneye karşı oynamak büyük bir zevkti.

Independent Türkçe


Buz üstünde 150 km: Skeleton hakkında her şey

2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)
TT

Buz üstünde 150 km: Skeleton hakkında her şey

2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)
2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları, skeleton için yeni bir dönüm noktası olacak (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba, bu hafta kış sporlarının en sıradışı ve en yüksek adrenalinli branşlarından biri olan skeletonu inceliyoruz.

Skeleton'da yarışmacı, küçük ve aerodinamik bir kızakla yüzü öne bakacak şekilde buz pistinde kayıyor. Sporcunun başı, pist yüzeyine neredeyse değecek kadar yakın duruyor ve her şey saliselerle ölçülüyor.

Dışarıdan bakıldığında son derece basit gibi görünen bu disiplin, aslında büyük teknik beceri ve cesaret gerektiriyor. Yarışçı başlangıçta kısa bir koşuyla kızağını hızlandırıyor, ardından kızak üzerine atlıyor ve vücudunu tamamen aerodinamik bir pozisyona sokuyor.

Skeleton pistleri genellikle bobsled ve diğer kızak branşlarıyla aynı parkurları kullanıyor. Bu pistler, buzla kaplı beton kanallardan oluşuyor ve virajları, eğimleri ve düz bölümleri çok hassas ölçülerle tasarlanıyor. Sporcu pistte ilerlerken bütün yönlendirmeyi yalnızca vücut ağırlığıyla yapıyor.

Kızaklarda herhangi bir direksiyon, fren ya da mekanik kontrol sistemi bulunmuyor. Bu yüzden en küçük omuz, diz ya da ayak hareketi bile kızakta yön değişimine yol açıyor. Yarışçılar bu kontrolle virajlardan geçerken saatte 130 ila 150 kilometreye ulaşan hızlara çıkıyor.

Bu sporun kökeni 19. yüzyılın sonlarına, İsviçre'nin ünlü kış kasabası St. Moritz'e dayanıyor. 1885'de burada açılan Cresta Run adlı doğal buz pisti, yüzüstü kayma fikrinin doğduğu yer kabul ediliyor.

Başlangıçta bu etkinlik daha çok cesaret meraklılarının eğlencesi olarak görülüyordu. Ancak zamanla düzenli yarışlar organize edilmeye başlandı ve spor kurumsal bir kimlik kazandı.

"Skeletal" yani iskelet kelimesinden türeyen "skeleton" adıysa 1892'de ortaya çıkan yeni metal kızak tasarımlarından geliyor. Bu kızakların ince ve iskelet benzeri yapısı, spora kalıcı ismini kazandırdı.

Skeleton ilk kez 1928 Kış Olimpiyatları'nda olimpik programa girdi. Ardından 1948'de tekrar sahneye çıktı ancak uzun yıllar boyunca olimpiyatlardan uzak kaldı.

Modern dönemle birlikte 2002 Salt Lake City Kış Olimpiyatları'nda resmen geri döndü. O tarihten bu yana hem erkekler hem de kadınlar kategorisinde olimpik bir spor olarak varlığını sürdürüyor.

2026 Milano-Cortina Kış Olimpiyatları'nda ise skeleton sporuna yeni bir soluk gelecek. Bu oyunlarda programa ilk kez karışık takım yarışı eklenecek. Bir erkek ve bir kadın sporcunun toplam zamanının sonucu belirleyeceği bu format, spora yeni bir heyecan katacak.

Skeleton kızakları dışarıdan basit görünse de her santimetresi hassas mühendislikle tasarlanıyor. Kızak, çelik bir şasi, karbon fiber gövde ve iki özel metal bıçaktan oluşuyor.

Bu bıçaklar "runner" adı verilen kayıcı yüzeyleri oluşturuyor ve buzla doğrudan temas ediyor. Runner'ların keskinliği, eğimi ve ayarı, sporcunun pistteki performansını doğrudan etkiliyor.

Kızakta herhangi bir fren sistemi bulunmuyor. Sporcu yarış bittikten sonra yavaşlamak için ayaklarını buz yüzeyine sürterek duruyor. Bu da yarışın ne kadar katıksız bir fiziksel mücadele olduğunu gösteriyor.

Sporcular yarış sırasında tam koruma sağlayan kasklar, dayanıklı eldivenler ve özel yarış tulumları kullanıyor. Bu ekipmanlar hem güvenliği artırıyor hem de aerodinamik performansı iyileştiriyor.

Bir skeleton pistinin uzunluğu genellikle 1200'le 1650 metre arasında değişiyor. Pist boyunca 15 ila 20 arasında keskin viraj bulunuyor ve bazı virajlarda sporcu neredeyse 5G'ye varan merkezkaç kuvvetlerine maruz kalıyor.

Buz yüzeyi her yarıştan önce özel ekipler tarafından yeniden hazırlanıyor. Pistin sıcaklığı, nem oranı ve buzun sertliği yarış hızlarını doğrudan etkiliyor.

Yarışçılar pisti önceden defalarca yürüyerek inceliyorlar. Viraj açılarını, giriş noktalarını ve en ideal çizgiyi ezberlemek, yarışın belki de en kritik bölümünü oluşturuyor.

Skeleton yarışları tamamen zamana karşı yapılıyor. Sporcular teker teker piste çıkıyor ve her inişte en iyi süreyi elde etmeye çalışıyor.

Olimpiyat formatında genellikle 4 ayrı iniş yapılıyor. Bu 4 turun toplam süresi, nihai sıralamayı belirliyor. En küçük hata bile madalya şansını saniyeler içinde yok edebiliyor.

Başlangıç bölümü yarışın en kritik anı. Sporcu yaklaşık 30 metrelik bir alanda kızağını koşarak itiyor ve hız kazandırıyor.

Bu ilk birkaç saniyede kazanılan momentum, pistin geri kalanında elde edilecek hızı büyük ölçüde belirliyor. Zayıf bir başlangıç, kusursuz bir sürüşle bile telafi edilemiyor.

Skeleton dünya çapında Uluslararası Bobsled ve Kızak Federasyonu (IBSF) tarafından yönetiliyor. Dünya kupaları, kıta şampiyonaları ve dünya şampiyonaları bu kurumun çatısı altında düzenleniyor.

Her sezon farklı ülkelerde yapılan yarışlar, sporcuların dünya sıralamasını şekillendiriyor.

Son yıllarda Büyük Britanya, Almanya, Kanada ve ABD gibi ülkeler skeleton'da büyük başarılar elde ediyor. Pist tecrübesi ve teknik altyapı, bu sporda belirleyici rol oynuyor.

Skeleton'u diğer kış sporlarından ayıran en önemli özellik, sporcuyla pist arasındaki mesafenin neredeyse sıfıra inmesi. Yarışçı buzla kelimenin tam anlamıyla burun buruna kayıyor.

En ufak bir hata, yanlış bir ağırlık transferi ya da milisaniyelik gecikme, saniyelerle ölçülen büyük kayıplara yol açıyor. Bu da skeleton'u gerçek bir sinir, denge ve cesaret sınavına dönüştürüyor.

İzleyenler için birkaç dakikalık bir iniş gibi görünen şey, aslında yıllar süren antrenmanların ve büyük bir teknik disiplinin ürünü oluyor.

Skeleton, basit bir kızak sporu değil. Hızın, cesaretin ve buz üzerindeki ustalığın en saf hali.

Kaynaklar: ESPN, Olympics, IBSF


Conor McGregor, UFC'ye geri mi dönüyor?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Conor McGregor, UFC'ye geri mi dönüyor?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Paramount+, UFC'yle yeni yayın anlaşmasının tanıtımında Conor McGregor'ı kullandı ve bu da İrlandalı dövüşçünün olası bir dönüşüne işaret ediyor.

37 yaşındaki McGregor, eski rakibi Dustin Poirier'e karşı üst üste ikinci yenilgisinde bacağının kırıldığı Temmuz 2021'den bu yana dövüşmedi.

Ancak uzun zamandır kafese geri dönmeyi düşünüyor ve yaz aylarında UFC'nin büyük ilgi gören Beyaz Saray etkinliğinde dövüşme arzusunu dile getiriyor.

Ekimde kabul ettiği, üç kez doping testine girmemesi nedeniyle aldığı 18 aylık geriye dönük ceza, bu arayışını engellemeyecek gibi görünüyor. McGregor, 20 Mart'tan itibaren tekrar UFC'de mücadele edebilecek.

"Notorious" (Kötü Şöhretli) lakaplı dövüşçü şimdiyse New York'taki Times Meydanı'nda yer alan reklam panolarında UFC'nin Paramount+'la yaptığı yeni ortaklığın tanıtımında ön planda. Bu ortaklık sonucunda Dana White'ın organizasyonu, izleme başına ödeme modelinden vazgeçip tam erişimli abonelik modeline geçiyor.

McGregor, sosyal medya hesabından reklam panosunun fotoğrafını paylaşıp, "UFC'yi yeniden harika yapmak benim için büyük bir onur olacak! Sadece @paramountplus'ta" diye yazdı.

Eski iki sıklet UFC şampiyonu McGregor, Haziran 2024'te Octagon'a geri dönmeyi planlıyordu ancak ayak parmağının kırılması nedeniyle Michael Chandler'la planlanan dövüşten iki hafta kala çekilmişti.

İrlandalı dövüşçü daha önce, Chandler'la uzun zamandır beklenen son karşılaşmanın Beyaz Saray kartı için "kesinleşmiş bir anlaşma" olduğunu iddia etmişti ancak UFC tarafından henüz hiçbir şey doğrulanmadı.

Son zamanlarda McGregor siyasete de karıştı ancak bu ay İrlanda Cumhurbaşkanı olma isteğinden vazgeçti. Ülkenin uygunluk kriterlerinin "çok kısıtlayıcı" olduğunu söyledi.

McGregor, son yıllarda çok sayıda yasal sorunla da mücadele ediyor. Kasımdaki bir hukuk davasında jüri, 2018'de kendisine tecavüz suçlamasında bulunan kadın lehine karar verdi. McGregor saldırı suçundan sorumlu bulundu ve karara karşı yaptığı itiraz temmuzda reddedilse de kendisi hakkındaki tüm iddiaları inkar ediyor.

Independent Türkçe