İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi

İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi
TT

İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi

İranlı casuslar ‘CIA’nın kayıtsızlığından’ ve iletişim sistemlerinden şikayetçi

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) gizli iletişim sistemi, İran istihbaratının Washington için çalışan İranlı ajanlarını tespit edip tutuklamasına dolaylı yoldan yardımcı oluyor.
Reuters’ın haberine göre, 2010 yılının sonlarında Tahran'daki Humeyni Uluslararası Havalimanı'ndan ayrılmadan önce tutuklanan ve 10 yıl hapis yatan casus Gulamrıza Hüseyni, tutuklandığını anladığı sırada sonradan infazına yol açabilecek devlet sırlarıyla dolu bir hafıza kartını cebinden çıkararak yuttu.
CIA’nın çalışanlarına yaptığı muameleye dair bir yıl süren soruşturmadan anlaşıldığına göre Hüseyni, CIA'nin ihanetinden çok kayıtsızlığının kurbanıydı.
Reuters’ın İranlı altı eski CIA muhbiriyle yaptığı röportajlardan yaptığı çıkarımlara göre İran'da istihbarat toplamaya yönelik yoğun çabalar yürüten CIA, ABD'ye yardım etmek için hayatlarını tehlikeye atanları riske sokarak bazı hususlarda dikkatsiz davranıyor.
Söz konusu altı İranlı, CIA’nın yıllar sonra dahi kendilerine veya ailelerine herhangi bir destekte bulunmadığını bildirdi. CIA Karşı İstihbârat Eski Şefi James Olson, bu durumlardan haberdar olmadığını ancak CIA tarafından herhangi bir gereksiz kaynak tavizinin hem profesyonel hem de etik bir başarısızlığa işaret ettiğini belirttiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Şayet dikkatsizsek ve sızıntıya uğradıysak, insanlar güvenip bizimle bilgi paylaşmanın bedelini ödediyse ve cezalandırıldıysa ahlaken başarısız olduk demektir.”
İlgili haberlere ve üç eski ABD ulusal güvenlik görevlisinin ifade ettiğine göre söz konusu ajanlar, İran'ın 2009'da başlayan saldırgan bir karşı istihbarat tasfiyesi kapsamında mahkum edildi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Tahran, devlet medyasında çıkan haberlerde, köstebek avının nihayetinde onlarca CIA muhbirini yakaladığını iddia etti.
İki bağımsız siber güvenlik uzmanı tarafından yapılan bir analize göre Hüseyni’nin kullandığı ve şu an bulunmayan bir iletişim sistemi, çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren en az 20 İranlı casusu ve belki de başka yüzlerce muhbiri ifşa etmiş olabilir. 2013 yılına kadar çalışan bu mesajlaşma platformu, casusların CIA ile bağlantı kurmak için yöneldiği ilkel haber ve hobi internet sitelerinde gizli halde bulunuyordu. Reuters, böyle bir platformun varlığını dört eski ABD yetkilisi ile doğruladı.
Reuters'in görüştüğü dört eski istihbarat yetkilisi, CIA’nın İran hakkında casusluk söz konusu olduğunda kaynaklarla daha büyük riskler almaya hevesli olduğunu öne sürdü. Zira Washington, İran’ın nükleer hedeflerini engellemeye uzun zamandır öncelik veriyor. CIA, İran'ı en zor hedeflerinden biri olarak görüyor. İranlı öğrenciler 1979'da Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’ni bastığından bu yana ABD'nin ülkede diplomatik varlığı bulunmuyor. Bu sebeple CIA görevlileri, İran haricinden veya online bağlantılar aracılığıyla ajanlara başvurmak zorunda kalıyor. ABD’nin İran’daki zayıf yerel varlığı, İran'ı kasıp kavuran protestolar kaydedilirken ABD istihbaratını dezavantajlı durumda bırakıyor.
Söz konusu altı İranlı, beş ila 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Hüseyni de dahil olmak üzere dördü serbest bırakılmalarının ardından tekrar tutuklanma riskine rağmen İran'da kalırken ikisi ise başka ülkelere irtica etti. Ülkenin devlet medyası bu vakalardan bazılarını ifşa ederek CIA’yı vasıfsız veya yetersiz olarak nitelendirdi.
CIA ile internet siteleri üzerinden 2007’de temas kurduğunu belirten Hüseyni, daha sonra ise CIA ajanlarıyla tanıştığını, kendilerine şirketinin Natanz sahasındaki elektrik akışını iyileştirmek çalıştığını, kendisinin de mühendis olarak bu süreçte yer aldığını anlattığını söyledi. Yapılan değerlendirmeler tesisteki enerji akışıyla ilgili özel bilgiler aktaran Hüseyni’nin verdiği bilgilerle Washington’ın İran’ın yürüttüğü nükleer süreç hakkında veriler sağlamış olabileceği yönünde. Hüseyni, o sırada bunun farkında olmadığını ancak Natanz'ın gerçekten de ABD makamlarının hedefi olduğunu vurguladı. Güvenlik analistleri, aynı yıl Washington ve İsrail'in tam da bu santrifüjleri sabote edecek ve Natanz'daki uranyum zenginleştirmesini yıllarca sekteye uğratacak bir virüs bulaştıracak bir siber silah başlattığı sonucuna vardı.
Hüseyni, ilişkilerinin derinleşmesiyle birlikte mühendislik terminolojisine hakim yetkililer ve teknik uzmanlarla bir araya gelmeye başladığını anlattı. Şirketinin, Tahran'ın kuzeyindeki dev bir alışveriş ve ticari bina projesinin elektrik ihtiyaçlarını değerlendirmek için İran Dini Lideri Ali Hamaney tarafından kontrol edilen büyük bir iş holdingi olan Setad’ın bir birimiyle sözleşme yaptığını belirten Hüseyni, Setad'ı temsil eden devlet elektrik şirketi Tavanir'i ülke çapında kalkınma için elektrik sağlamaya zorladığını kaydetti. Tavanir, projenin devasa taleplerini karşılamak için yeterli elektriğin olmadığını bildirdiğinde ise Hüseyni, şirketten ulusal şebekenin derinlemesine analiz yapmasını istedi. Böylece, elektriğin nükleer ve askeri tesislere nasıl aktığını ve ağın kritik noktalarının nasıl sabote edilebileceğini gösteren haritalara erişimi sağladı.
Dubai'deki bir otelde Ağustos 2008’de kıdemli bir CIA görevlisi ile tanıştığından bahseden Hüseyni, toplantıdaki başka bir CIA çalışanının kendisine sorumlulara ulaşması için kullanabileceği gizli bir iletişim sistemini sunduğunu belirtti. Nitekim Farsça paylaşım yapan ‘Iraniangoals.com’ adlı internet sitesinin arama çubuğuna bir şifre girdiğinde, CIA'den bilgi alıp gönderebildiği bir mesajlaşma penceresinin açıldığını aktardı. Hüseyni’nin bilmediği, dünyanın en güçlü istihbarat teşkilatı CIA’nın ona muhtemelen yakalanmasına yol açacak bir araç vermiş olduğuydu. 2018'de Yahoo News, hatalı bir internet tabanlı gizli iletişim sisteminin İran ve Çin'de düzinelerce CIA muhbirinin tutuklanmasına ve infazına yol açtığını bildirmişti.
Hüseyni’nin bahsettiği Iraniangoals.com internet sitesini halka açık bağlamdaki bir internet arşivinde bulduğunu aktaran Reuters, daha sonra ise iki bağımsız siber analist Toronto Üniversitesi’ndeki Citizen Lab araştırmacısı Bill Marczak ve Victory Medium araştırmacısı Zach Edwards’tan İran'ın Hüseyni ve diğer CIA ajanlarının maskesini düşürmek için CIA'ya ait teknolojideki zayıflıkları nasıl kullandığını araştırmasını istedi. Elektronik istihbarat operasyonlarını analiz etme deneyimine sahip, gizlilik ve siber güvenlik konusunda uzman olan Marczak ve Edwards, site içerisindeki gizli mesaj sistemine ‘mesaj’, ‘oluştur’ gibi basit kodlarla kolayca erişilebileceğini keşfetti. Böylece Iraniangoals.com sitesinin aslında karmaşık ve üst düzey bir casusluk sitesi olmadığını, CIA’nın kaynaklarının kullanması için oluşturduğu yüzlerce basit internet sitesinden yalnızca biri olduğu sonucuna vardılar. Güzellik, fitness ve eğlence gibi konulara özel gibi görünen bu basit internet sitelerinin içerisinde Star Wars hayran sayfası ve son dönem Amerikan talk show sunucusu Johnny Carson fan sayfasının olduğu ortaya çıktı.
İki eski CIA yetkilisi, Reuters'a verdiği röportajda, her internet sitesinin yalnızca bir casusa özel olduğunu, herhangi bir ajanın yakalanması durumunda tüm ağın ifşasını böylece engellediklerini aktardı. Ancak bağımsız analistler, CIA'nın bu sitelerin keşfini kolaylaştırdığını öne sürdü. Zira Marczak, tümü en az dokuz yıldır çevrimdışı olan ve arşivde kayıtlı bulunan aynı gizli mesajlaşma sistemini içeren 350'den fazla internet sitesinin izini sürdü.



Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.


Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
TT

Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani, ülkesinin yabancı uyruklu ve DEAŞ bağlantılı mahkûmları, Irak vatandaşlarına karşı suç işlediklerinin kanıtlanması halinde kendi ülkelerine iade etmeyeceğini söyledi. Şivani, ‘son derece yüksek güvenlikli’ bir Irak cezaevinde halihazırda Suriye’den nakledilen binlerce örgüt mensubunun tutulduğunu belirterek, söz konusu cezaevinde firar ya da isyan girişimlerinin gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Buna karşın adli kurumlar üzerindeki ‘muazzam baskıya’ ve tutuklular arasında ‘dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazılarının’ bulunduğuna dikkat çekti.

Irak, 21 Ocak’tan itibaren DEAŞ bağlantısı şüphesi taşıyan binlerce tutukluyu kabul etmeyi onaylamıştı. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun askeri operasyonları sonrasında daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki cezaevlerinde bulunan mahkûmları gruplar halinde Irak’a sevk etmişti. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise “Tutukluların kabulü kararı tamamen Irak’a aittir” açıklamasında bulunmuştu.

Şivani, o tarihten bu yana yargı, hükümet ve güvenlik yetkilileriyle birlikte son derece hassas ve riskli bir süreci yönettiklerini belirterek, çok sayıda mahkûmun kontrol altına alınmasının, cezaevlerinin ‘saatli bombaya’ dönüşmesini engellemek ve büyük bölümünün kendi ülkelerine iadesini sağlayarak tutukluluk sürecinin yeni bir radikalleşme zemini haline gelmesini önlemek amacı taşıdığını kaydetti.

1975 yılında Kerkük’te doğan Şivani, 2022’den bu yana Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor. Hukukçu ve anayasa uzmanı olan Şivani, Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) siyasi büro üyesi olarak da görev yapıyor.

 Irak Adalet Bakanı Halid ŞivaniIrak Adalet Bakanı Halid Şivani

Şivani, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, bu denli yüksek sayıdaki DEAŞ mensubunun teslim alınmasının, cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından gerçekleştiğini söyledi. Şivani, buna rağmen Iraklı makamların bölgesel güvenliğin korunması amacıyla ortaya çıkan yükü üstlendiğini belirtti.

Şivani’ye göre Adalet Bakanlığı, terör suçlularının yönetimi ve aşırılıkla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bakanlık, ‘Ilımlılık Programı’ olarak adlandırılan ve mahkûmların radikal düşüncelerini çok yönlü yöntemlerle dönüştürmeyi hedefleyen bir uygulama yürütüyor. Program kapsamında hükümlülere mesleki eğitim ve zanaat öğretimi de veriliyor. Şivani, bu nedenle uluslararası toplumun en tehlikeli teröristlerin Irak cezaevlerinde tutulması konusunda ülkesine güvendiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Şivani’yle yaptığı röportajın tam metni şöyle:

* Suriye’den Irak’a mahkûmların nakledilmesi kararı açıklandığında, Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek sayıda mahkûmu kabul etmeye hazır mıydı?

- Irak hükümetiyle bu kişilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduktan sonra onları teslim almaya yönelik hazırlıklarımıza başladık. Elbette bu kadar büyük bir sayıyı kabul etmek kolay ya da basit bir mesele değil; zira büyük cezaevi binaları, donanım ve güvenlik koruması gerektiriyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında bir mahkûmun ihtiyaç duyduğu tüm gereksinimlerin karşılanması gerekir; bu hem mahkûmların kendileriyle ilgili ihtiyaçları hem de bu cezaevlerinin korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini kapsar.

Zaten cezaevlerinde doluluk sorunumuz var. Ancak bu konunun önemine inandığımız ve bölge güvenliğinin korunmasıyla ilgili olduğu için, onları teslim almak ve yerleştirmek üzere cezaevi bölümlerini hazırlamak amacıyla acil tedbirler almak zorunluydu. Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve hükümet ile yargıdaki ilgili kurumların sağladığı destek sayesinde görevi başarıyla tamamladık; teslim aldığımız kişilerin tamamı cezaevine yerleştirildi. Şu anda cezaevine ilişkin tüm ihtiyaçları ve korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini temin etmiş bulunuyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)

* ‘Tüm gereksinimler’ derken neyi kastediyorsunuz?

- Tutuklular şu anda klimalı, banyolu ve temizlik malzemeleri bulunan resmî cezaevlerinde tutuluyorlar. Günde üç öğün yemek yiyorlar ve profesyonel bir gardiyan ile soruşturmacı ekibi tarafından korunuyorlar. Adli kurumun kendilerine profesyonel bir şekilde davrandığını söyleyebilirim; bu yaklaşım büyük olasılıkla Suriye’deki durumdan farklı. Ayrıca mevcut koşulları, Irak’a nakledilmeden önceki durumlarına kıyasla daha iyi.

* Bu sayının eklenmesinden sonra cezaevlerinde baskı ve aşırı kalabalık oluşacak mı? Mahkûmlar nasıl dağıtılacak?

- Irak’ın geçtiği olağanüstü koşullar nedeniyle (önce bazı bölgelerin DEAŞ tarafından işgali, ondan önce El-Kaide ve diğer terörist çetelerin bombalı saldırıları ile organize suçlar) bakanlığı devraldığımız zaman, yani üç yıl önce, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300 civarındaydı. Sistematik bir plan hazırladık ve doluluk oranını, normal kapasitenin yüzde 25 üzerine çıkacak kadar düşürmeyi başardık.

Ancak 5 bin 704 mahkûmun tek seferde teslim alınması, doluluk oranını tekrar artırdı; çünkü yaklaşık altı bin mahkûm için cezaevi tesislerinin sağlanması, diğer cezaevlerine yük bindirmeyi gerektiriyor. Kuşkusuz bu durum doluluk oranını düşürme çabalarını etkiledi.

* Nereye yerleştirildiler?

- Onlar tek bir cezaevine yerleştirildi. Bu süreç karmaşık, çünkü sınıflandırılmaları, güvenlik açısından sağlam, hem güvenlik hem askeri hem de istihbari açıdan korunaklı bir cezaevine konmalarını gerektiriyor.

* Adalet Bakanlığı yalnızca hüküm giymiş kişilerle ilgilenirken, bu kişiler gözaltına alındıkları sırada nasıl oldu da tutuklandılar?

- Irak yasalarına göre, tutuklu tehlikeli olduğunda, hâkim onu kaçması mümkün olmayan veya kaçmasından endişe duyulan, korunması garanti edilebilecek güvenli bir yere yerleştirme yetkisine sahiptir. Bu istisnai bir durum değil, tamamen yasal bir uygulamadır. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla tutuklanmış olup, tehlikeleri nedeniyle bu cezaevine yerleştirilmişlerdir ve burada başka mahkûmlar bulunmamakta.

* Bu yükle nasıl başa çıkıyorsunuz? Bu kadar çok sayıda mahkûm nasıl yönetiliyor?

- Bütün düzeylerde omuzlarımızda büyük bir yük var. Bu cezaevini yönetmek için insan kaynağı, altyapı, ek personel, korunma için askerî ve güvenlik güçleri, ayrıca 5 bin 704 mahkûmun barınma, beslenme ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için giderler ve mali kaynaklar gerekmekte. Bu kolay veya basit bir iş değil; bu nedenle özellikle mali açıdan ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak DMUK ile maliyetlerin paylaşılması konusunda iletişim halindeyiz ve kendileri bu konuda hazır olduklarını ifade ettiler.

* Bu dosya nasıl finanse ediliyor?

- DMUK ile bir anlayış ve iletişim söz konusu olup, kendileri mahkûmların barındırılmasıyla ilgili mali yükleri üstlenmeye, cezaevi altyapısı ve gereçlerini ve bazı güvenlik malzemelerini sağlamaya hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de kapsamlı bir proje hazırlayıp DMUK’a ilettik ve şu anda yanıtlarını ve gerekli prosedürleri beklemekteyiz.

* Kaç soruşturma memuru mahkumların dosyalarını inceliyor?

- Yaklaşık 150 soruşturma memuru, binlerce mahkûmun dosyalarını hazırlıyor ve bu ağır bir sorumluluk gerektiriyor; bu süreçte, onları uzman personel ve danışmanlardan oluşan bir ekip destekliyor.

* Tutuklular nasıl sınıflandırılıyor?

- Elimizde tehlikeli teröristler bulunuyor; onları, mahkûmlarla ilgilenmede kabul edilmiş uluslararası standartlar ve güvenlik çerçeveleri doğrultusunda sınıflandırıyoruz. Yüksek riskli ve radikal düşünceli mahkûmlar, sıradan mahkûmlarla karıştırılamaz. Cezaevlerimiz, suç türüne, suçun tehlike düzeyine ve yaş gruplarına göre sınıflandırılmıştır.

* İçeride bir ayrılık veya isyan çıkma olasılığı ne kadar yüksek?

- Bu cezaevi sağlam bir şekilde korunmakta. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim, ancak tesisin güvenliği sağlanmış olup hiçbir şekilde ihlal edilemez. Ayrıca içeride bir isyanın söz konusu olamayacağını belirtmek gerekir; çünkü Adalet Bakanlığı’nı destekleyen güvenlik birimleri tüm önlemleri profesyonel ve titiz bir şekilde almıştır, bu nedenle böyle bir durum gerçekleşemez.

* Hapishane içinde mahkûmların işleri nasıl yönetiliyor ve buranın terörist faaliyetler için potansiyel bir yuva haline gelmesini önlemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

- Öncelikle kendi ülkeleriyle iletişim halindeyiz; geri gönderilmeleri, Irak’a karşı savaşmamış, Iraklıları öldürmemiş veya Irak içinde terör faaliyetlerine katılmamış olmaları şartına bağlı. Bu şartları taşımayanlar kendi ülkelerine iade edilmeyecek olsa da diğerlerinin geri gönderilmesi için çalışmalar sürmekte olup, DMUK bu sürecin hızlandırılması için bizimle iş birliği yapmakta.

Yönetim açısından, Adalet Bakanlığı bu alanda uzun bir deneyime sahip. Aynı sınıflamaya sahip diğer cezaevlerinde, Irak’ın DEAŞ’dan kurtarılan topraklarda yakalanan tehlikeli liderleri de kapsayan teröristler bulunmakta. Bu kişiler rehabilitasyon ve ıslah programlarına dahil edilmiş vaziyette.

‘Ilımlılık Programı’ adı verilen bir programımız, aşırıcı düşünceyi zihinsel, kültürel, sosyal, sportif ve sanatsal yollarla ortadan kaldırmayı, ayrıca meslek ve beceri eğitimi vermeyi amaçlamakta. Bu program büyük başarılar elde etmiş. Amacımız, onların burada geçici olarak bulunmaları; kalış süreleri boyunca, deneyimimiz ve programlarımız sayesinde, en tehlikeli terörist mahkûmlarla profesyonel bir şekilde ilgilenebiliyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)

* Peki ya onları geri gönderme çabaları başarısız olursa? Bu kişiler uzun süre Irak hapishanelerinde kalırlarsa durum ne olacak?

- Ülkeler ve DMUK ile üzerinde anlaşılan, mahkûmların mümkün olan en kısa sürede geri gönderilmesi. Bu konuda açık bir koordinasyon mevcut olup, daha önce de belirttiğim gibi, Irak güvenlik güçlerine karşı savaşan veya Iraklılara karşı suç işleyenler bu kapsamın dışında tutulacak; bu kişiler yargılanacak ve Irak’ta kalacak.

* Vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkeler var mı?

- Konu hâlâ başlangıç aşamasında ve girişimler de yeni başladı. DMUK ve ABD, mahkûmları kabul etmeleri için ülkeleri teşvik etmemiz konusunda bizimle iş birliği yapıyor. Çabalarımızı sürdürmekteyiz.

* DMUK neden DEAŞ tutuklularını Irak’a nakletti?

Bu işin siyasi bir boyutu olabilir; Adalet Bakanlığı’nın doğrudan müdahalesi yoktur. Ancak açıkça vurgulamak gerekir ki Irak’ın savunma ve güvenlik sistemi konusunda güven vardır, Irak DMUK içinde güvenilir ve etkili bir müttefiktir ve bu mahkûmları barındırmak için güvenilir bir sisteme sahiptir.


Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.