Oso: ABD, Kürt müzakerelerinin başarısı için baskı yapmadı

Süleyman Oso. (Şarku’l Avsat)
Süleyman Oso. (Şarku’l Avsat)
TT

Oso: ABD, Kürt müzakerelerinin başarısı için baskı yapmadı

Süleyman Oso. (Şarku’l Avsat)
Süleyman Oso. (Şarku’l Avsat)

Uluslararası ve bölgesel gerilimlerin yanı sıra Türkiye ile normalleşme mesajlarının geldiği bir dönemde Suriye Kürt Ulusal Konseyi önümüzdeki birkaç gün içinde dördüncü genel konferansını gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Kürt Ulusal Konseyi Yönetim Kurulu üyesi ve Suriye Kürt Demokratik Birlik Partisi Genel Sekreteri Süleyman Oso, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte tüm bölgelerde bağımsız ulusal isimlerin seçilmesinin ardından konferansın düzenlenmesi için tüm ön hazırlıkları tamamladıklarını söyledi. “Taraflar, bağımsızlar ve kuruluşlarla görüşülmesi, sözleşmenin tüm lojistik işlemlerini yürütmek üzere bir hazırlık komitesinin oluşturulması ardından konferansın belgeleri tamamlandı” ifadelerini kullandı.
Kürt hareketi partilerinin Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani sponsorluğunda Demokratik Birlik Partisi (PYD) ile 2013’te Hawler 1 ve Hawler 2, 2014’te ise Duhok anlaşmalarını imzaladığını hatırlatan Oso sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ne yazıkki PYD bu anlaşmalara uymadı. Ardından ise Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi'nin güvencesiyle anlaşmanın içeriğini uygulamak için 2020'nin başlarında ABD girişimi geldi.”
ABD tarafının görüşmelerin başarılı geçmesi ve doğrudan diyalog sponsorluğu yönündeki ciddiyetine atıfta bulunan Oso, nitekim söz konusu görüşmelerde o dönem ortak bir siyasi vizyon ilan edildiğine, Dohuk Anlaşması temelinde Kürt referansının oluşturulması üzerine anlaşıldığına dikkat çekti. Ancak ardından ilerleme kaydedilmediğini ve yürürlüğe sokulmadığını, sonrasında ise yaklaşık iki yıldır toplantıların durduğunu vurguladı.

Müzakerelerin iptali
Bazı tartışmalı konuların ısrarla devam ettiğini, engellerin aşılması için görüşüldüğünü gizlemeyen Oso açıklamalarının devamında şunları söyledi:
“Karşı taraf kısa sürede müzakereleri durdurmaya çalıştı. PKK müdahale ederek güvenlik servislerini ve devrimci gençlik örgütünü dahil etti. Ardından ise Konsey üyelerine yönelik ihlallerini artırdılar. Konseyin destekçileri, eylemcileri ve gazetecilerine yönelik tutuklamalar ve saldırılar kaydedildi. Konsey merkezinin ateşe verilmesi, reşit olmayan çocukların kaçırılması ve silahlandırılması gibi adımlar attılar. Ardından ise kendi açılarından müzakerelerin sona erdiğini açıkladılar. Kanaatimce Washington bu anlaşmanın sağlanması için PYD üzerinde gerekli baskıyı yapmadı.”
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Yardımcısı David Brownstein, söz konusu dönem Kürt Ulusal Konseyi ve Kürt birlik partileri arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması için bir güvence belgesi sunmuştu. Brownstein ve Abdi’nin bu belgeye imzalarını attığına değinen Oso şunları söyledi:
“Ancak PYD, belge hükümlerini uygulama konusunda herhangi bir isteklilik göstermedi. Aynı durum konseye yönelik ihlallerini sürdüren ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Yardımcısı Matthew Pearl için de geçerliydi. Konsey liderleri aleyhinde vatana ihanet içerikli açıklamalarda bulundular. Siyasi vizyon ve güvence belgesi, iddialarının doğru olmadığını teyit ediyor. Bu müzakereleri asıl engelleyen PYD’nin ihlalleridir. ABD Dışişleri Bakanlığı da müzakereleri kesin olarak iptal eden tarafın ve iptal sebeplerinin farkındadır” ifadelerini kullandı.

Muhalefet ile iş birliği
Oso, Kürt hareketini bir çerçeve içerisine almak ve Suriye ulusal meseleleri ile Kürt milliyetçiliği konusundaki siyasi söylemini birleştirmek amacıyla 2011'in sonlarında kurulan Kürt Ulusal Konseyi'nin siyasi kariyerini ve gidişatını Suriyelilerin büyük çoğunluğuna bağladığını, böylece Suriye Muhalefet ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’na katıldığını vurguladı. 
Suriye sahnesinin bölgesel ve uluslararası müdahaleler ve çatışmalara açık olduğu nitelendirmesinde bulunan Oso “Suriye devriminde önemli değişiklikler meydana geldi. Bazı ülkelerin müdahalesi, Kürt siyasi hareketi de dahil olmak üzere Suriye'nin iç bölünmelerini ve çatışmalarını körüklemede büyük bir etki oluşturdu” ifadelerini kullandı.
Oso, muhalefet ile iş birliğine ilişkin “Kürtlerin muhalefet ile birlikte özgürlük ve haysiyet devriminden olması doğal. Konsey, iki taraf arasında imzalanan siyasi belge mucibince koalisyona katıldı” dedi. Aynı zamanda tüm Suriyelilerin Birleşmiş Milletler himayesinde müzakere masasına oturmaktan, Suriye krizini çözmek için başta 2254 sayılı karar olmak üzere uluslararası kararları uygulamaktan başka bir alternatifin olmadığına inandıklarını vurguladı.
Konsey liderleri, 2020 yılının ortalarında Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir araya gelerek Kürt tarafları arasındaki iç diyalogları ele almıştı. Oso, “Kürt müzakerelerinin Türkiye'ye veya herhangi bir komşu ülkeye karşı olmadığını açıkça belirttik. Koalisyon ortaklarımıza Kürtler arasındaki anlaşmanın muhalefete hizmet edeceğini, saflarını birleştirme yönünde adım atılacağını da söyledik” açıklamasında bulundu.
Şu an önemli atılımların kaydedilme olasılığının bulunmadığını belirten Oso, zira Suriye düzeyinde dahi Kürt hareketi gerçekliğini değiştirebilecek bir girişime güvenmenin mümkün olmadığını, meselenin ABD ve Rusya başta olmak üzere Suriye krizinde etkili ülkeler arasındaki mutabakatla ilgili olduğunu vurguladı.

ABD elçileri
En son ABD Dışişleri Bakanlığı Suriye Özel Temsilcisi Nicolas Granger, geçtiğimiz ağustos ayında bölge ziyaretinde bulunmuştu. Oso bu konuda şu değerlendirmede bulundu:
“ABD yönetimlerinin tutumu, 2014 yılında Suriye'ye askeri müdahalede bulunmaya başladığından bu yana değişmedi. Kendileriyle yaptığımız doğrudan görüşmelerde, Suriye'deki varlıklarının terörle mücadele ile bağlantılı olduğunu, siyasi çözüme destek verdiklerini söylüyorlar. Ancak bugüne kadar Washington'un Kürt bölgeleri ve hatta genel olarak Suriye krizi için net bir siyasi projesi veya uzun vadeli bir stratejisi olmadı.”
Türkiye ile Suriye rejimi arasındaki güvenlik ilişkilerinin kopmadığını belirten Oso değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Türkiye'nin çıkarlarının Rusya ile kesişmesi, Şam ile ilişkilerinin normalleştirilmesini gerekli kılıyor. ABD ise BM kubbesi haricinde Esed rejimiyle herhangi bir tek taraflı anlaşmayı reddediyor. Bu dosyada herhangi bir ilerleme olduğunu düşünmüyorum.”
Aynı zamanda Rusya'nın rejimi rehabilite etme, BM karalarına ve Cenevre sürecine alternatif olarak Türkiye ve İran ile iş birliği içinde Astana ve Soçi gidişatını düzenleme çabalarına karşı uyarıda bulunan Oso, “Özetle askeri çözümler dayatılamaz. Suriye krizine yönelik siyasi çözüm esas olarak ABD-Rusya mutabakatına bağlıdır” dedi.
 



Sudan, Hartum Havalimanı’na yapılan İHA saldırısında Etiyopya’nın rolü olduğunu öne sürerek büyükelçisini geri çağırdı

Hızlı Destek Kuvvetleri ile Sudan ordusu arasında daha önce yaşanan çatışmalar sırasında Hartum havaalanının içinden duman yükseliyor (Reuters)
Hızlı Destek Kuvvetleri ile Sudan ordusu arasında daha önce yaşanan çatışmalar sırasında Hartum havaalanının içinden duman yükseliyor (Reuters)
TT

Sudan, Hartum Havalimanı’na yapılan İHA saldırısında Etiyopya’nın rolü olduğunu öne sürerek büyükelçisini geri çağırdı

Hızlı Destek Kuvvetleri ile Sudan ordusu arasında daha önce yaşanan çatışmalar sırasında Hartum havaalanının içinden duman yükseliyor (Reuters)
Hızlı Destek Kuvvetleri ile Sudan ordusu arasında daha önce yaşanan çatışmalar sırasında Hartum havaalanının içinden duman yükseliyor (Reuters)

Sudan, Hartum Havalimanı’na yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırısında Etiyopya’nın rolü olduğunu öne sürerek Addis Ababa’daki büyükelçisini istişare için geri çağırdı.

Sudan yönetimi, pazartesi günü Hartum Havalimanı’nı hedef alan İHA saldırısından Etiyopya’yı sorumlu tuttu. Buna karşılık Etiyopya suçlamaları reddederek Sudan ordusunu, ülkenin kuzeyindeki Tigray Halk Kurtuluş Cephesi militanlarına silah ve finansman sağlamakla suçladı.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Sudanlı askeri bir yetkili pazartesi günü Hartum Havalimanı ile Omdurman’daki Vadi Seyidna askeri üssü İHA’larla hedef alındığını açıkladı. Havalimanı yakınındaki bir yerleşim alanına da bir mühimmatın düştüğü bildirildi.

Salı sabahı Sudan ordusu sözcüsü Asım Avad Abdülvahhab, saldırılarda kullanılan İHA’ların Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’ndan kalktığına dair “kesin kanıtlar” bulunduğunu söyledi. Bu açıklama, mart ayında Kuzey ve Güney Kordofan ile Mavi Nil eyaletlerini hedef alan benzer saldırıların ardından geldi.

svfbgtr
Sudanlı bir kadın, Omdurman'da savaşta öldürülen Sudanlıların mezarları arasında yürüyor (AFP)

Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim, düzenlediği basın toplantısında büyükelçinin geri çağrıldığını doğrulayarak, “Hükümet olarak bu saldırıya uygun gördüğümüz şekilde karşılık verme hakkımız vardır” dedi.

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı ise sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada suçlamaları “asılsız” olarak nitelendirdi. Açıklamada, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin Tigraylı unsurlara silah ve mali destek sağlayarak Etiyopya’nın batı sınırı boyunca saldırıları kolaylaştırdığı ileri sürüldü.

Tigray bölgesinde Kasım 2020 ile Kasım 2022 arasında federal hükümet ile Tigray güçleri arasında, Eritre ordusu ve yerel milislerin de dahil olduğu savaşta Afrika Birliği tahminlerine göre en az 600 bin kişi hayatını kaybetti.

Önceki iddialar ve gelişmeler

Hartum’daki son saldırılar, birkaç gün önce başkentin güneyinde düzenlenen ve beş kişinin ölümüne yol açan, Sudan yönetiminin Hızlı Destek Kuvvetleri’ni sorumlu tuttuğu İHA saldırılarının ardından geldi.

Ayrıca Beyaz Nil eyaletinde yer alan Kenana kentindeki bir etanol fabrikasının da İHA saldırısıyla ciddi hasar gördüğü bildirildi.

Sudan hükümeti mart ayında ilk kez, bazı İHA saldırılarının Etiyopya’dan başlatıldığını öne sürmüştü. Nisan ayında Yale Üniversitesi bünyesindeki bir araştırma biriminin yayımladığı raporda ise Etiyopya sınırına yakın bir askeri üssün Hızlı Destek Kuvvetleri’ne destek sağladığı, uydu görüntüleri analizine dayanarak iddia edildi. Etiyopya bu suçlamaları da reddetti.

Sudan’daki savaşın seyri

Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında süren savaşta İHA’lar ve hava saldırıları belirleyici rol oynuyor. Birleşmiş Milletler yetkililerine göre, yıl başından bu yana bu tür saldırılarda 700’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Çatışmalar son dönemde özellikle Kordofan ve Mavi Nil bölgelerinde yoğunlaşırken, Hızlı Destek Kuvvetleri ülkenin doğusu ile batısını bağlayan stratejik yolu kontrol altına almaya çalışıyor. Örgüt, geçen yılın sonunda Darfur bölgesinin tamamında kontrol sağlamıştı.

Sudan fiilen ikiye bölünmüş durumda: Ordu Hartum ile ülkenin doğusu ve merkezini kontrol ederken, Hızlı Destek Kuvvetleri batıdaki Darfur ve güneyin bazı bölgelerinde hâkimiyet kurmuş durumda.

Mart 2025’te ordunun Hartum’u yeniden kontrol altına almasının ardından başkentte görece bir sakinlik sağlanmış, ancak zaman zaman İHA saldırıları devam etmişti. Son aylarda yaklaşık 1,8 milyon yerinden edilmiş kişi kente geri dönerken, iç hat uçuşları da yeniden başlamıştı. Buna rağmen elektrik ve temel hizmetlerde ciddi eksiklikler sürüyor.

Sudan Kültür, Enformasyon ve Turizm Bakanlığı, teknik kontrollerin tamamlanmasının ardından Hartum Havalimanı’nın yeniden faaliyete geçeceğini açıkladı.

Dördüncü yılına giren savaşta on binlerce kişi hayatını kaybetti; bazı tahminlere göre ölü sayısı 200 bini aştı. Milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açan kriz, Birleşmiş Milletler tarafından dünyanın en ağır insani felaketlerinden biri olarak tanımlanıyor.


Sudan, Hartum havaalanına yapılan saldırıya karışmakla suçladığı Etiyopya'daki büyükelçisini geri çağırdı

HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)
HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan, Hartum havaalanına yapılan saldırıya karışmakla suçladığı Etiyopya'daki büyükelçisini geri çağırdı

HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)
HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)

Sudan, dün Hartum Havalimanı’nı hedef alan insansız hava aracı (İHA) saldırısında Etiyopya’nın rolü olduğunu öne sürerek, Addis Ababa’daki büyükelçisini istişareler için geri çağırdı.

Etiyopya ise suçlamaları reddederek karşı hamlede bulundu ve Sudan ordusunu, ülkenin kuzeyindeki Tigray bölgesinde faaliyet gösteren silahlı gruplara silah ve finansman sağlamakla suçladı. Söz konusu gruplar, 2020-2022 yılları arasında Etiyopya federal güçleriyle şiddetli çatışmalara girmişti.

Sudan’ın suçlamaları, dün Hartum Havalimanı ile Omdurman’daki Vadi Seyidna askeri üssünün İHA’larla hedef alınmasının ardından geldi. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre askeri bir kaynak saldırıları doğrularken, bir mühimmatın havalimanı yakınındaki yerleşim alanına düştüğü bildirildi.

Sudan ordusu sözcüsü Asım Avad Abdülvehhab bu sabah, saldırılarda kullanılan İHA’ların Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’ndan havalandığına dair “kesin kanıtlar” bulunduğunu söyledi. Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim ise düzenlediği basın toplantısında, “Bu saldırıya karşı uygun gördüğümüz şekilde karşılık verme hakkına sahibiz” ifadelerini kullandı.

Buna karşılık Etiyopya, Sudan’ın suçlamalarını “asılsız” olarak nitelendirerek, Sudan ordusunun Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ne silah ve mali destek sağladığını iddia etti. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı, X platformunda yayımladığı açıklamada, Sudan ordusunun bu grupların Etiyopya’nın batı sınırındaki faaliyetlerini kolaylaştırdığı öne sürüldü.

Kasım 2020 ile Kasım 2022 arasında Tigray’da yaşanan savaşta, Etiyopya federal güçlerine yerel milisler ve Eritre ordusu destek vermiş, Afrika Birliği’ne göre en az 600 bin kişi hayatını kaybetmişti.

Dün gerçekleşen saldırılar, başkentin güneyinde HDK’ne atfedilen ve 5 kişinin ölümüne yol açan İHA saldırılarından günler sonra gerçekleşti.

Ülkenin güneyindeki Beyaz Nil eyaletinde ise bir hükümet kaynağı, Kanan kentindeki etanol fabrikasının İHA saldırısında ciddi hasar gördüğünü açıkladı.

Sudan hükümeti mart ayında ilk kez, Etiyopya’dan kalktığını iddia ettiği İHA saldırılarını kınadı. Nisan ayında Yale Üniversitesi’ne bağlı bir araştırma biriminin yayımladığı raporda ise Etiyopya sınırına yakın bir askeri üssün Aralık 2025 ile Mart 2026 arasında uydu görüntülerine dayanarak HDK’ne destek sağladığı öne sürülmüştü. Etiyopya ise bu iddiaları reddetmişti.

Sudanlı bir kadın, Omdurman'da savaşta öldürülen Sudanlıların mezarları arasında yürüyor (AFP).Sudanlı bir kadın, Omdurman'da savaşta öldürülen Sudanlıların mezarları arasında yürüyor (AFP).

Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile HDK arasında süren savaşta, son aylarda İHA saldırılarının yoğunlaştığı ve tarafların bu yöntemi giderek daha fazla kullandığı belirtiliyor. Birleşmiş Milletler yetkililerine göre, yılbaşından beri bu saldırılarda 700’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Çatışmalar son dönemde özellikle güneydeki Kurdufan ve Mavi Nil bölgelerinde yoğunlaşırken, HDK’nin ülkenin doğusunu batısına bağlayan stratejik yolu kontrol altına almaya çalıştığı ifade ediliyor. Söz konusu güçler, geçen yılın sonunda batıdaki Darfur bölgesinin tamamında kontrol sağlamıştı.

Ülke fiilen ikiye bölünmüş durumda: Ordu, Hartum ile ülkenin orta ve doğu kesimlerini kontrol ederken, HDK batıdaki Darfur ve güneyin bazı bölgelerinde hakimiyet kurmuş durumda.

Mart 2025’te ordunun Hartum’u yeniden ele geçirmesinin ardından şehirde görece bir sakinlik yaşanmış, ancak yıl sonuna doğru askeri hedefler ile enerji ve su altyapısına yönelik İHA saldırıları görülmüştü.

Son aylarda başkentte hayat kademeli olarak normale dönmeye başlamış, 1,8 milyondan fazla yerinden edilmiş kişi geri dönmüş ve iç hat uçuşları yeniden başlatılmıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre buna rağmen kentin geniş kesimlerinde elektrik ve temel hizmetlerde aksaklıklar sürüyor.

Kültür, Enformasyon, Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı, dünkü saldırıların ardından gerekli teknik işlemlerin tamamlanması sonrasında Hartum Havalimanı’nda faaliyetlerin yeniden başlayacağını duyurdu.

Dördüncü yılına giren savaşta on binlerce kişi hayatını kaybederken, bazı tahminler ölü sayısının 200 bini aştığını gösteriyor. Milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açan çatışmalar, Birleşmiş Milletler’e göre dünyanın en ağır insani krizine neden olmuş durumda.


İsrail, Gazze’ye giden filodaki aktivistlere gözaltı süresini uzattı

Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)
Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)
TT

İsrail, Gazze’ye giden filodaki aktivistlere gözaltı süresini uzattı

Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)
Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)

Gazze’ye doğru ilerleyen “Sumud (Direniş) Filosu”nda yer alan yabancı aktivistler Tiago de Avila ve Saif AbuKeshek’in tutukluluk süresini pazar gününe kadar uzatıldı.

Meryem Azzam, Adalah bünyesinde uluslararası savunuculuk koordinatörü olarak yaptığı açıklamada, “Mahkeme, savcılığın gözaltı süresini pazar sabahına kadar uzatılması talebini kabul etti” dedi.

De Avila ve Abukeshek, salı günü Aşkelon Sulh Mahkemesi’nde, Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan filonun gemilerinden birinden alınmalarından altı gün sonra hâkim karşısına çıktı.

Adalah, pazartesi günü yaptığı açıklamada, gözaltındaki aktivistlerin “psikolojik istismar ve kötü muameleye” maruz kaldığını belirtti. Kuruluş, aktivistlerle yaptığı görüşmelerde, tek seferde 8 saate kadar süren sorgular, ölüm tehditleri veya “100 yıl hapis cezası” tehdidi, hücrelerde yoğun ışık kullanımı ve hücre dışına çıkarıldıklarında — tıbbi ziyaretler sırasında dahi — sürekli gözlerinin bağlanması gibi uygulamaların aktarıldığını bildirdi.

rfgfrtbfr
İspanyol aktivist Saif Abukeshek, 3 Mayıs 2026’da İsrail’in Aşkelon kentindeki bir mahkemeye ulaşırken (AFP)

Kuruluş ayrıca, “tıbbi muayene sırasında hastanın gözlerinin bağlanmasının, tıbbi etik standartların açık bir ihlali” olduğunu vurguladı.

İsrail, Abukeshek ve De Avila’yı perşembe günü, Yunanistan açıklarında yaklaşık 20 tekneden oluşan Küresel Sumud Filosu’nda bulunan yaklaşık 175 diğer aktivistle birlikte gözaltına aldı. Filonun amacı, Gazze Şeridi’ne uygulanan İsrail ablukasını kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmaktı. Ancak Gazze’ye yardım erişimi hâlen büyük ölçüde kısıtlı durumda.

Sivil toplum kuruluşu ayrıca, sorgulamaların büyük bölümünün filoya odaklandığını ve bunun “barışçıl bir insani misyon” olduğunu belirterek, gözaltının “insani yardımı ve dayanışmayı kriminalize etme girişimi” olduğunu savundu.

xsdc
Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 3 Mayıs 2026’da İsrail’in Aşkelon kentindeki bir mahkemeye gelişinde el işareti yaparken (AFP)

Diğer aktivistlerin ise Yunanistan ile İsrail arasında varılan bir anlaşma kapsamında Girit Adası’na götürüldüğü bildirildi.

İsrail, Saif Abukeshek ve Tiago de Avila’yı Filistinli “Hamas” hareketiyle bağlantılı olmakla suçluyor.