Milli Savunma Bakanı Akar: TSK kesinlikle burada (Libya'da) yabancı güç değil

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Milli Savunma Bakanı Akar: TSK kesinlikle burada (Libya'da) yabancı güç değil

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Libya'da kesinlikle bir yabancı güç olmadığını, Türk askerinin Libya'da dost ve kardeş bir ülkenin unsurları olarak görev yaptığını vurguladı.
Bakan Akar, Libya'nın başkenti Trablus’ta Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile görüşmesinde iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirdi.
Libya-Türkiye ilişkilerinin 500 yıllık ortak tarih ve kültüre dayandığını belirten Akar, "Bu bağlamda meseleye yaklaşıyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın her zaman tekrarladığı gibi Libya'nın toprak bütünlüğü, egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve istikrarı bizim için gerçekten çok önemli. Bu konuda elde edilen kazanımlar var. Bu kazanımların muhafaza edilmesi yine Türkiye ile Libya arasında iş birliğini gerekli kılmaktadır" dedi.
Akar, Libya'da çatışmaların sona erdirilerek barışçıl yol ve yöntemlerle siyasi sürecin başlatılmasında herkesin katkısı olduğunu ve gelinen aşamadan büyük memnuniyet duyduklarını aktardı.
Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan mutabakat muhtıralarının önemine işaret eden Akar, bu anlaşmaların iki ülkenin dostluk, kardeşlik, ortak tarih ve ortak değerlerinin somutlaşmış örneği olduğunu belirtti.

"Çok şükür beraber yaptığımız çalışmalarla başarı sağlandı"
Libya'da zaman zaman "Türkiye'nin yabancı bir güç" olarak gündeme getirildiğini anımsatan Milli Savunma Bakanı Akar, "Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları kesinlikle burada yabancı güç değil. Biz burada Libya'nın dost ve kardeş bir ülkenin unsurlarıyız" dedi.
Libya'nın 2019'daki sıkıntılı günlerinde hükümetten gelen davetlere kimsenin cevap vermediğini hatırlatan Akar, "Türkiye, bu ortak tarihi ve ortak değerlerin gereği olarak, kardeşliğimizin ve dostluğumuzun gereği olarak sonu ne olursa olsun buradaki kardeşlerimize elimizden gelen yardımı yapmak üzere elimizi taşın altına soktuk, girdik bu işlere. Çok şükür beraber yaptığımız çalışmalarla başarı sağlandı" ifadelerini kullandı.
"Libya Libyalılarındır" sloganıyla meseleye yaklaşarak ülkenin birlik ve beraberliğini istediklerini vurgulayan Bakan Akar, Libya'da çatışmaların yeniden başlaması ve kardeş kanının dökülmesini arzu etmediklerini, bunun önlenmesi için Türkiye'ye düşen ne varsa yapmaya hazır olduklarını belirtti.
Libya'da barış ve huzurun bir an önce sağlanmasının Türkiye'nin en büyük temennisi olduğunu söyleyen Akar, barış ve istikrar için ise seçimlerin gerçekleşmesi gerektiğine dikkati çekti.

"Libya Libyalılarındır diyoruz"
Akar, Libya'nın kendi kendine yeterli hale gelmesi bakımından samimi gayret gösteren tek ülkenin Türkiye olduğunu belirterek, "Libya Libyalılarındır diyoruz. Her konuda biz birlik ve beraberlik istiyoruz, iş birliği istiyoruz. Biz sizin için çalışıyoruz, biz sizin için varız. Bunun dışında bizim herhangi bir gündemimiz söz konusu olamaz" dedi.
Her ülkede olduğu gibi Libya'da da güvenliğin önemli bir konu olduğunu kaydeden Akar, bunun için nizami ordunun kurulması gerektiğini, diğer silahlı grupların da buraya entegre edilmesiyle güvenliğin sağlanabileceğini ifade etti.
Terörle mücadelenin ve yasa dışı göçün engellenmesinin de güvenlik açısından önemli olduğunu söyleyen Milli Savunma Bakanı, bu konularda da Türkiye'nin katkı vermeye hazır olduğunu dile getirdi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Libya'daki 5 merkezde eğitimlerini sürdürdüğünü hatırlatan Akar, bu eğitimleri Libyalıların güvenliği için geleceğe yatırım olarak değerlendirdi.
Bakan Akar ayrıca bu eğitim merkezlerinin sadece Libya için değil tüm Afrika bölgesi için eğitim merkezleri haline geleceği vurgusu yaptı.



Türkiye PKK'nın sınıflandırılması ve entegrasyon sürecini tartışmaya hazırlanıyor

Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK’lılar (Reuters)
Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK’lılar (Reuters)
TT

Türkiye PKK'nın sınıflandırılması ve entegrasyon sürecini tartışmaya hazırlanıyor

Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK’lılar (Reuters)
Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK’lılar (Reuters)

Türkiye, Barış Süreci kapsamında PKK üyelerinin silahsızlandırılması ve entegrasyonu ile ilgili hazırlanacak yasal düzenlemeler üzerine tartışmalar yoğunlaşıyor. Kaynaklara göre, PKK üyelerinin dört kategoriye ayrılması ve bu çerçevede entegrasyon sağlanması planlanıyor.

Parlamento, kısa süre içinde, PKK’nın silahsızlandırılmasına yönelik yasal çerçeveyi öneren Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komitesi raporunu Adalet Komisyonu’nda görüşmeye başlayacak. Komite onayladığı yasal düzenlemeleri daha sonra genel kurulda tartışacak.

Dört kategorili sınıflandırma

Hükümete yakın “Türkiye” gazetesinin aktardığına göre, PKK üyeleri dört kategoriye ayrılacak: “Suç işleyenler, işlemeyenler, arananlar ve tutuklular.” Kaynaklar, hâlihazırda yaklaşık 4 bin PKK üyesinin cezaevinde bulunduğunu, bunların 500’ünün ağır hapis cezaları çektiğini, aralarında örgüt liderı Abdullah Öcalan’ın da yer aldığını belirtti. Öcalan, müebbet hapis cezası ile yaklaşık 27 yıldır cezasını çekiyor ve “Barış Süreci”ni yönetmesi gerekçesiyle serbest bırakılması talepleri artıyor.

ythyt
PKK üyelerinden bir grup, Öcalan'ın çağrısı üzerine 26 Ekim'de Türkiye'den çekildi (Reuters)

Yasal düzenlemelerin kabulü, devletin ilgili kurumlarının (istihbarat, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları) PKK’nın silahsızlandırma sürecini tamamen tamamladığını onaylamasına bağlı olacak. Buna göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, istihbarat raporunun sürecin tamamlandığını doğrulaması durumunda Nisan ayında bir “Çerçeve Kanun” çıkarabilecek. Ancak, İran’daki savaşın süreci bir süre yavaşlatabileceği de belirtiliyor.

Öcalan’dan yeni parti hamlesi

Öcalan’ın, eski HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a bir mesaj gönderdiği, Demirtaş’tan siyasete dönmeye hazırlanmasını istediği iddia ediliyor. Mesajda, yeni kurulacak partinin tek liderli olacağı ve Demirtaş’ın bu görev için uygun görüldüğü belirtiliyor.

Öcalan, geleneksel Kürt partilerinin yerine geçecek yeni bir parti kurmayı, “Barış Süreci” ve demokratik entegrasyonu desteklemeyi, sadece Kürtleri değil Türkleri de kapsayacak bir parti kurmayı planlıyor.

fgt
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komitesi, "barış süreci" için gerekli hukuki şartlara ilişkin raporunu 18 Şubat'ta Meclis'e sundu (Türkiye Parlamentosu - X)

Demirtaş, 2017’de HDP eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ve diğer Kürt siyasetçilerle birlikte “terör örgütüne destek” suçlamasıyla tutuklanmış, partisinin kapatılması talebi yıllardır Anayasa Mahkemesi’nde bekletiliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması yönünde kararlar almıştı. Demirtaş, 2014 ve 2018 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a rakip olmuş, 2015’te ise partisinin barajı aşarak Meclis’e girmesini sağlamıştı.

Demirtaş yeniden gündemde

Hükümet ortağı ve “Cumhur İttifakı” üyesi MHP lideri Devlet Bahçeli, AİHM kararlarının uygulanarak Demirtaş’ın serbest bırakılması çağrısını sıkça yineledi. 22 Ekim 2024’te başlatılan “Terörden Arındırılmış Türkiye” girişimi kapsamında Öcalan, 27 Şubat 2025’te PKK’ya silah bırakma çağrısı yapan “Barış ve Demokratik Toplum için Çağrı” metnini yayımlamıştı.

rgtr
İstanbul'daki Kürtler, gösterilerinden birinde Demirtaş'ın serbest bırakılmasını talep etmek için Demirtaş'ın fotoğrafını kaldırdılar (Demokrasi ve Eşitlik Partisi - X)

HDP eşbaşkanı Tunçer Bakırhan, Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarında yaptığı konuşmada Öcalan’ın serbest bırakılmasını, tutuklu Demirtaş ve Yüksekdağ ile diğer Kürt siyasetçilerin serbest bırakılmasını ve Kürt sorununa yasal çözüm bulunmasını talep etti. Bakırhan, hükümeti “Barış Yasası” çıkarmaya, muhalefeti süreci desteklemeye ve kamuoyunu “uzlaşma ve hoşgörü” sürecini benimsemeye çağırdı.

vffv
Halkların Demokrasi ve Eşitlik Partisi Eş Başkanı Tuncer Pakiran, Türkiye'nin güneydoğusundaki Diyarbakır'da düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında konuşurken, arkasında Öcalan'ın bir fotoğrafı görülüyor (partinin X'teki hesabı).

 


Katar: Teknik arıza nedeniyle meydana gelen helikopter kazasında 7 kişi hayatını kaybetti

Katar’ın başkenti Doha (AFP)
Katar’ın başkenti Doha (AFP)
TT

Katar: Teknik arıza nedeniyle meydana gelen helikopter kazasında 7 kişi hayatını kaybetti

Katar’ın başkenti Doha (AFP)
Katar’ın başkenti Doha (AFP)

Katar Savunma Bakanlığı bu sabah erken saatlerde, Katar Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir helikopterin rutin görev sırasında teknik arıza nedeniyle ülkenin kara suları içinde düştüğünü açıkladı.

Bakanlık, kazada 6 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu. Yapılan açıklamada, “Bu sabah Katar kara sularında düşen personel taşıma helikopterinin mürettebatı ve yolcuları için devam eden arama ve kurtarma çalışmaları kapsamında, Katar Silahlı Kuvvetleri mensupları Kaptan Pilot Mubarek Salim Davay el-Mery, Çavuş Fahd Hadi Ganem el-Hıyarin, Onbaşı Muhammed Mahir Muhammed, Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’ndan Binbaşı Sinan Taştekin ile ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can’ın şehit olduğu teyit edilmiştir. Katar Silahlı Kuvvetleri mensubu Kaptan Pilot Said Nasır Sumeyh’i arama çalışmaları devam etmektedir” denildi.

Daha sonra Katar İçişleri Bakanlığı, kazada kayıp olan yedinci kişinin de hayatını kaybettiğini bildirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı ise kazada bir Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeli ile iki ASELSAN personelinin yaşamını yitirdiğini doğruladı.

Yetkililer, kazanın Ortadoğu’da süren savaşla herhangi bir bağlantısı olmadığını belirtiyor.

Katar, savaşın başlamasının ardından özellikle enerji altyapısını hedef alan saldırılara maruz kaldı.

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırısının ardından, bu hafta İran tarafından Ras Laffan LNG tesisine yönelik bir saldırı gerçekleşti.

Bir benzer olay, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) 9 Mart’ta meydana geldi; Bakanlık açıklamasına göre, teknik arıza sonucu bir helikopter düştü ve iki asker hayatını kaybetti.


İlber Ortaylı hayatını kaybetti

İlber Ortaylı hayatını kaybetti
TT

İlber Ortaylı hayatını kaybetti

İlber Ortaylı hayatını kaybetti

Tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı 78 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti. Profesör Doktor Ortaylı'nın tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiği bildirildi.

Ortaylı bir süredir Koç Üniversitesi Hastanesi'nde yoğun bakımda tedavi görüyordu. Diyabet ve böbrek rahatsızlığı bulunduğu bilinen Ortaylı'nın geçtiğimiz günlerde entübe edildiği açıklanmıştı.

Ortaylı, akademik çalışmaları, derin tarih bilgisi ve televizyon programlarındaki yorumlarıyla Türkiye'de geniş kesimlerin tanıdığı bir isimdi.