Suudi Arabistan küresel hidrojen tedarikçisi ve yeşil mineraller için üretim merkezi olma yolunda ilerliyor

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı Halid Mudayfer toplantıda konuşuyor (SPA)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı Halid Mudayfer toplantıda konuşuyor (SPA)
TT

Suudi Arabistan küresel hidrojen tedarikçisi ve yeşil mineraller için üretim merkezi olma yolunda ilerliyor

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı Halid Mudayfer toplantıda konuşuyor (SPA)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı Halid Mudayfer toplantıda konuşuyor (SPA)

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı Halid Mudayfer, ülkesinin yatırımları çekerek, bölgedeki maden endüstrilerinin gelişimini güçlendirmenin yanı sıra, küresel bir hidrojen tedarikçisi ve yeşil mineraller ve yüksek rekabetçi üretim merkezi olma yolunda olduğunu vurguladı. 
Mudayfer, Güney Afrika’nın Pretorya kentinde düzenlenen 9. Suudi Arabistan-Güney Afrika Ortak Komitesi Toplantısı’nın oturum aralarında düzenlenen bir yuvarlak masa toplantısında, iki ülke arasındaki yakın bağlar ve ortak çıkarlar ışığında, Suudi Arabistan ve Güney Afrika'daki kamu ve özel sektör için büyük faydalar olduğunu kaydetti.
Bakan yardımcısı konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Suudi Arabistan’ın madencilik sektöründeki deneyimi, Güney Afrika’nın maden çıkarma konusundaki uzun geçmişine ve bu alandaki zengin tecrübesine kıyasla nispeten yenidir. Suudi Arabistan petrol ve petrokimya alanında iki ülke arasında deneyim alışverişi ve işbirliğini geliştirme fırsatları sağlayacak büyük potansiyellere sahip.”
Mudayfer, sadece arama, teknoloji ve operasyon alanlarında değil, müzakereler, mal ve ticaret için büyük küresel şirketlerle ilişkilerin yürütülmesi, ürün ve üretim alanlarında değer geliştirme gibi diğer alanlarda da gelecek vaat eden işbirliği alanlarına vurgu yaptı. 
Suudi Arabistan’ın coğrafi konumunun doğu ve batı arasında Avrupa ve Asya endüstrilerine erişim sağlayan stratejik bir merkez görevi gördüğünü vurgulayan Mudayfer, Güney Afrika’nın aynı zamanda Afrika kıtasının güney kısmına bir giriş olduğuna dikkati çekti.
Mudayfer, önümüzdeki 10, 20 ve 30 yılda gerekli mineral miktarının, ülkedeki elektrikli ve askeri araçlar ve uzay gibi enerji ve stratejik endüstriyel sektörlerin dönüşümü nedeniyle benzeri görülmemiş olacağına vurgu yaptı.
Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı, “Suudi Arabistan, dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan, çevreye karşı sorumluluğu yüksek Suudi ACWA Power Company tarafından kurulan hidrojen fabrikaları ile entegre olarak demir, çelik ve yeşil mineralleri rafine etmek ve işlemek için mega projeler geliştirmeyi hedefliyor” dedi.



Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkileri, ticaret hacmi ve geleneksel yatırım alışverişindeki büyümenin ötesine geçerek yenilenebilir enerji ve savunma sanayisinden turizm ve lojistik hizmetlerine kadar uzanan sektörlerde sermaye, uzmanlık ve teknolojinin bir araya geldiği uzun vadeli sanayi ve yatırım ortaklıklarının kurulacağı yeni bir aşamaya giriyor.

Bu dönüşüm, Suudi yatırımcıların fonlar ile birleşme ve satın alma işlemleri aracılığıyla Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisiyle öne çıkarken, Türk şirketleri de Suudi Arabistan’daki varlıklarını genişletmeye ve ülkenin Vizyon 2030 hedefleri ile büyük projelerinin sunduğu fırsatlardan yararlanmaya çalışıyor. Enerji ve savunma, iş birliğinin genişletilmesi açısından öne çıkan alanlar olurken, iki ülke ortak yatırım, teknoloji transferi ve sanayinin yerlileştirilmesine dayalı bir ekonomik ilişkiler modeli oluşturma yolunda ilerliyor. Bu durum, Suudi Arabistan-Türkiye ortaklığına ticaretteki dalgalanmalara daha az bağlı, daha sürdürülebilir bir boyut kazandırıyor.

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, son yıllarda Türkiye’deki Suudi yatırımlarında dikkat çekici bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Dağlıoğlu, yatırımcıların birleşme ve satın alma işlemleri ile Türk şirketlerinde hisse alımına ve fonlar üzerinden yatırım yapmaya ilgisinin arttığını, bunun yanı sıra Suudi sermayesinin bankacılık ve finansal hizmetler, imalat sanayisi, gayrimenkul ve aile şirketleri gibi sektörlerdeki varlığını sürdürdüğünü söyledi.

Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından İstanbul’da düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi kapsamında gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türk şirketlerinin de Suudi Arabistan pazarındaki varlıklarını genişlettiğini ifade etti. Türk şirketlerinin, Vizyon 2030 ile Krallık’ta yürütülen büyük projelerin sunduğu fırsatlardan özellikle imalat, hizmetler, sağlık, hastaneler ve lojistik sektörlerinde yararlandığını kaydetti.

Daha fazla güven

Son yıllarda Riyad ile Ankara arasındaki ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmelerin iki ülkeden yatırımcılara daha fazla güven verdiğini ve ticaret ile yatırımların yükseliş eğilimine girmesine katkı sağladığını belirten Dağlıoğlu, iki ülke arasındaki ilişkilerin şirketlerin pazarlara giriş ve uzun vadeli yatırım kararlarında önemli bir gösterge oluşturduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, Türkiye’deki Suudi yatırımlarının gerçek hacminin resmi verilerde görülenden daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Bazı yatırımların uluslararası finans merkezlerinde kayıtlı fonlar ve şirketler üzerinden gerçekleştirilmesi nedeniyle bunların her zaman doğrudan Suudi sermaye akışı olarak kaydedilmediğini belirtti.

FGBHJU
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu (Şarku’l Avsat)

Dağlıoğlu, bu durumun Suudi yatırımcıların kullandığı araçların geliştiğini gösterdiğini belirterek, yatırımcıların şirketlerden hisse satın almak veya birleşme ve satın alma işlemlerini finanse etmek için fonlara ve uluslararası yatırım yapılarına daha fazla başvurmaya başladığını söyledi.

Yenilenebilir enerji

Dağlıoğlu, Suudi Arabistan merkezli Acwa Power şirketinin Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerine dahil olmasını, iki ülke arasındaki yatırım ilişkilerinin yönünü gösteren önemli bir örnek olarak değerlendirdi. Bu alandaki iş birliğinin geniş fırsatlar barındırdığını belirten Dağlıoğlu, Türkiye’nin temiz enerji kapasitesini artırmaya ihtiyaç duyduğunu, Suudi şirketlerin ise büyük ölçekli projelerin geliştirilmesi, finansmanı ve işletilmesi konusunda ileri düzeyde deneyime sahip olduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, büyük kapasiteli yenilenebilir enerji üretim projelerini kapsayan yatırım taahhütlerinin bulunduğuna işaret ederek, Türkiye’nin Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacağı dönemde, önümüzdeki süreçte bu alanda ilave adımların açıklanmasını beklediğini söyledi.

Enerji sektörünün iki ülke arasındaki ortaklığın başlıca eksenlerinden birine dönüşebileceğini belirten Dağlıoğlu, Suudi Arabistan’ın yenilenebilir enerji alanındaki uluslararası yatırımlarını genişletme yönündeki yaklaşımına ve Türkiye’nin enerji karmasında temiz kaynakların payını artırma hedeflerine dikkat çekti.

Savunma iş birliği

Öte yandan SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü, Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin artık yalnızca ürün satışı veya ihracat anlaşmalarıyla sınırlı kalmadığını, teknoloji transferi, sanayinin yerlileştirilmesi ve ortak üretim kapasitelerinin geliştirilmesini kapsayan stratejik bir ortaklığa doğru ilerlediğini söyledi.

Tütüncü, Suudi Arabistan’ın savunma sanayisini yerlileştirme hedeflerinin, Türkiye’nin son yıllarda oluşturduğu sanayi ve teknoloji kapasitesiyle örtüştüğünü, bunun da iki tarafın şirket ve kurumları arasında daha geniş kapsamlı bir iş birliğinin önünü açtığını belirtti.

Suudi Arabistan’ın yalnızca savunma ekipmanları ve sistemleri satın almayı hedeflemediğini ifade eden Tütüncü, ülkenin askeri sanayide yerli içeriğin payını artırma hedefleri doğrultusunda teknik bilgiye, üretim, geliştirme ve bakım kapasitesine sahip olmayı amaçladığını kaydetti.

Tütüncü, “Türk şirketleri Suudi Arabistan pazarını yalnızca ürün ihraç edilecek bir pazar olarak değil, uzun vadeli stratejik bir ortak olarak görüyor” diyerek, gelecekteki iş birliğinin ortak üretim, teknoloji transferi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve yerel tedarik zincirlerinin oluşturulmasını kapsayabileceğini vurguladı.

İki ülke arasındaki savunma ilişkisini, Suudi Arabistan’ın finansman ve yatırım imkanları ile Türkiye’nin teknik ve sanayi tecrübesinden yararlanan bir ‘sanayi entegrasyonu’ olarak nitelendiren Tütüncü, bu modelin havacılık, insansız sistemler, elektronik ve ileri teknolojiler gibi alanlara da yayılabileceğini ifade etti.

İki ülke arasındaki insansız hava aracı (İHA) anlaşmalarının savunma iş birliği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Tütüncü, bunun iş birliğinin sonu değil, Suudi Arabistan’da sanayi ve üretim kapasitelerinin geliştirilmesini de kapsayabilecek daha geniş bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi.

Turizm ve mevsimsel entegrasyon

Turizm sektöründe ise Dağlıoğlu, iki ülkenin mevsimsel entegrasyona dayalı bir model oluşturma fırsatına sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin yaz aylarında çok sayıda Suudi turisti ağırladığını ifade eden Dağlıoğlu, Türk şirket ve turizm işletmecilerinin ise Suudi Arabistan’daki kış turizm sezonundan ve Krallık’ta hayata geçirilen yeni turizm ve eğlence projelerinden yararlanabileceğini söyledi.

WDEFRGT
SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü (Şarku’l Avsat)

Türk konaklama, işletmecilik ve turizm hizmetleri şirketlerinin Türkiye’de talebin düştüğü dönemlerde deneyim ve personellerini Suudi Arabistan pazarına taşıyabileceğini belirten Dağlıoğlu, bunun Suudi Arabistan’daki projelerin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlayacağını ve Türk şirketleri için yeni fırsatlar oluşturacağını kaydetti.

Dağlıoğlu, Riyad ile Ankara arasındaki iş birliğinin yalnızca hükümetler ve büyük şirketlerle sınırlı olmadığını, yatırımcıların, girişimcilerin ve küçük ve orta ölçekli şirketlerin de birbirleriyle bağlantı kurmasını ve iki ülke pazarlarına girişlerinin kolaylaştırılmasını kapsadığını vurguladı.

Daha fazla büyüme

İki Türk yetkili, önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımlarda daha yüksek bir büyüme yaşanmasının beklendiğini belirtti. Bu büyümenin, ilişkilerdeki iyileşme, Suudi Arabistan’daki projelerin kapsamının genişlemesi, Suudi yatırımcıların Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisi ve Ankara’nın sanayi, enerji ve teknoloji sektörlerini destekleyecek nitelikli yatırımları çekme hedefiyle desteklenmesi bekleniyor.

Bu süreç, Suudi Arabistan-Türkiye ilişkilerinin ticari ivmenin yeniden kazanıldığı bir aşamadan, ortak yatırım, teknoloji transferi ve kapasite entegrasyonuna dayanan daha derin ekonomik ve sanayi çıkarların oluşturulduğu bir döneme geçtiğini gösteriyor. Böylece iki ülke arasındaki ilişkiler, geleneksel ticaretteki dalgalanmaların ötesine geçen, uzun vadeli bir nitelik kazanıyor.


Limanlar ve lojistik, yılın ilk yarısında Suudi Arabistan’ın ulaştırma sektöründeki büyüme ivmesine öncülük etti

Cidde İslam Limanı (SPA)
Cidde İslam Limanı (SPA)
TT

Limanlar ve lojistik, yılın ilk yarısında Suudi Arabistan’ın ulaştırma sektöründeki büyüme ivmesine öncülük etti

Cidde İslam Limanı (SPA)
Cidde İslam Limanı (SPA)

Suudi Arabistan ulaştırma sektörü, 2026 yılının ilk yarısında operasyonel faaliyetlerin genişlemesi ile lojistik, liman ve taşımacılık alanlarında faaliyet gösteren halka açık şirketlerin performansındaki iyileşmeye bağlı olarak finansal ivmesini artırdı. Sektördeki şirketlerin toplam net kârı, 2025 yılının aynı döneminde kaydedilen 254,4 milyon riyalden (67,8 milyon dolar) yüzde 155,5 artışla yaklaşık 395,6 milyon riyal yükselerek 650 milyon riyale (173,3 milyon dolar) ulaştı.

Söz konusu finansal toparlanmada ikinci çeyrekte sergilenen güçlü performans etkili oldu. Sektörde yer alan dokuz şirketin toplam gelirleri yıllık bazda yüzde 13,1 artarak yaklaşık 6,21 milyar riyale çıkarken, 2025'in ikinci çeyreğinde kaydedilen 341,4 milyon riyallik zarar, bu yılın aynı döneminde 156,1 milyon riyal net kâra dönüştü.

İkinci çeyrek sonuçlarındaki bu kayda değer dönüşüm, kiralama ile havacılık bağlantılı bazı faaliyetlerdeki baskıların sürmesine rağmen lojistik, liman ve taşımacılık şirketlerinin performansındaki artışı yansıttı.

Sektörde SAL Saudi Logistics, Saudi Ground Services, Budget Saudi, Theeb, Lumi, SAPTCO, SISCO Holding, Flynas ve Sharey olmak üzere toplam dokuz şirket yer alıyor.

SAL kârda lider konumda

SAL Saudi Logistics, ilk yarıda net kârını 2025'in aynı dönemine göre yüzde 10,4 artışla 315,3 milyon riyalden yaklaşık 348 milyon riyale çıkararak sektörün toplam kârının yaklaşık yüzde 53,5'ini elde etti.

Şirket, kâr artışını kargo yer hizmetleri ve lojistik sektörlerindeki operasyonel performansın iyileşmesine ve gelir büyümesine bağladı.

United International Transportation Company (Budget Saudi) ise ilk yarıda kaydettiği 127,8 milyon riyal net kâr ile kârlılıkta ikinci sırada yer aldı. Bir önceki yılın aynı döneminde 168,4 milyon riyal kâr açıklayan şirketin kârı yüzde 24 oranında geriledi.

DFGB HNM
SAL Saudi Logistics binası (Şirketin internet sitesi)

Şirket, kâr düşüşünün jeopolitik koşullar nedeniyle kısa süreli kiralama faaliyetlerindeki doluluk oranlarının azalması, sigorta maliyetlerinin artması ve daha ihtiyatlı bir politika kapsamında alacak karşılıklarının yükselmesinden kaynaklandığını belirtti.

Üçüncü sırada yer alan SISCO Holding’in net kârı; liman ve lojistik sektörlerindeki gelir büyümesi ile güçlü performansın etkisiyle 2025'in ilk yarısındaki 44,7 milyon riyalden yüzde 91 artarak 85,4 milyon riyale yükseldi.

Sektör yeniden kârlılığa dönüyor

Sektör şirketleri ikinci çeyrekte finansal performanslarında büyük bir dönüşüme imza atarak 2025'in aynı çeyreğinde kaydedilen 341 milyon riyallik zarara kıyasla yaklaşık 156 milyon riyal net kâr açıkladı.

Aynı dönemde toplam gelirler, geçen yılın aynı dönemindeki 5,5 milyar riyale kıyasla yüzde 13 artış göstererek 6,213 milyar riyale ulaştı.

Söz konusu dönüşüm, faaliyetlerdeki büyümenin artık yalnızca gelirlere yansımakla kalmayıp, kârlılık ve operasyonel verimlilikte de gözle görülür bir iyileşmeye dönüştüğünü göstermesi bakımından kritik önem taşıyor.

Lojistik talebi büyümeyi destekliyor

Şarku'l Avsat'a değerlendirmelerde bulunan finans ve ekonomi uzmanı Dr. Süleyman Al Humeyd el-Halidi; Suudi ulaştırma ve lojistik sektörünün 2026'nın ilk yarısında güçlü bir finansal performans sergilediğini belirtti. El-Halidi, bu gelişmede lojistik hizmetlere yönelik talebin artması, kargo ve taşımacılık trafiğindeki büyüme ile dev projeler ve Vizyon 2030 ile bağlantılı ekonomik faaliyetlerin genişlemesinin etkili olduğunu ifade etti.

Söz konusu etkenlerin, Suudi ekonomisinin kollarından biri olan ulaştırma ve lojistik alanında krallığın gelişmiş ülkeler arasındaki konumunu pekiştirdiğini aktaran el-Halidi, operasyonel verimliliğin artması ve kâr marjlarındaki iyileşmenin sonuçları desteklediğini kaydetti.

El-Halidi, katma değerli hizmetlerdeki genişleme ile dijital dönüşümün verimliliği artırmaya, filo ve tedarik zinciri yönetimini geliştirmeye yardımcı olduğunu dile getirdi.

Gelirlerdeki büyümenin kârlılığa dönüşmesinin geçici bir iyileşme değil, talebin gücü ve sürdürülebilirliğinin olumlu bir göstergesi olduğunu vurgulayan el-Halidi; sanayi, ticaret, turizm, perakende ve altyapı projelerindeki genişlemenin taşımacılık, depolama ve tedarik hizmetlerine olan talebi artırdığını ifade etti.

İlk yarı sonuçlarındaki en önemli unsurun yalnızca gelir artışı olmadığını, şirketlerin bu büyümeyi daha iyi kâr marjlarına dönüştürme yeteneği olduğunu belirten el-Halidi, bunun büyüme kalitesini ve operasyonel verimliliği yansıttığını kaydetti.

El-Halidi ayrıca, altyapı yatırımları ile liman, havalimanı ve lojistik bölgelerin geliştirilmesinin yanı sıra krallığın üç kıtayı birbirine bağlayan bölgesel bir lojistik merkezi olma konumunun güçlenmesiyle sektörün önümüzdeki dönemde büyük büyüme fırsatlarıyla karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Rakamlarla sektör verileri:

- 650 milyon riyal: Ulaştırma sektörü şirketlerinin ilk yarı net kârı.

- %155,5: Kârlılıkta yıllık bazda yaşanan artış oranı.

- 173,3 milyon dolar: Sektörün toplam konsolide kâr değeri.

- 6,21 milyar riyal: Şirketlerin ikinci çeyrekteki toplam geliri.

- %13,1: Gelirlerde yıllık bazda kaydedilen büyüme oranı.


Güvenlik ve Tarih Diyaloğu Konferansı, Riyad’da 5 bin ziyaretçiyle sona erdi

Riyad’da düzenlenen 2026 Güvenlik ve Tarih Diyaloğu Konferansı oturumlarına ve etkinliklerine büyük ilgi gösterildi. (SPA)
Riyad’da düzenlenen 2026 Güvenlik ve Tarih Diyaloğu Konferansı oturumlarına ve etkinliklerine büyük ilgi gösterildi. (SPA)
TT

Güvenlik ve Tarih Diyaloğu Konferansı, Riyad’da 5 bin ziyaretçiyle sona erdi

Riyad’da düzenlenen 2026 Güvenlik ve Tarih Diyaloğu Konferansı oturumlarına ve etkinliklerine büyük ilgi gösterildi. (SPA)
Riyad’da düzenlenen 2026 Güvenlik ve Tarih Diyaloğu Konferansı oturumlarına ve etkinliklerine büyük ilgi gösterildi. (SPA)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı tarafından ‘Tarihimiz ve Geleceğimiz... Güvenlik ve Gelişim’ temasıyla düzenlenen 2026 Güvenlik ve Tarih Diyaloğu Konferansı, dün Riyad’da sona erdi. Konferans; ülke içinden ve dışından prensler, bakanlar, yetkililer, uzmanlar, araştırmacılar, akademisyenler, yazarlar ve uzmanların katılımıyla yoğun ilgi gördü.

İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Suud bin Nayif’in himayesinde gerçekleştirilen ve üç gün süren konferansı 5 bin 200’den fazla kişi ziyaret etti. Etkinlikler, sosyal medya platformları ve canlı yayınlar aracılığıyla yerel ve uluslararası ölçekte takip edildi. Bu durum, Suudi Arabistan’ın tarihi ile güvenlik, istikrar ve kalkınma tecrübesine yönelik tartışmalara olan ilgiyi ortaya koydu.

Yetkilileri, karar alıcıları, güvenlik yöneticilerini, tarihçileri, akademisyenleri ve gazetecileri bir araya getiren konferans, Suudi Arabistan tecrübesini farklı açılardan değerlendirme ve geçmişi gelecekle ilişkilendirme imkânı sundu.

Program kapsamında ‘Diyalog Platformu’ ve ‘Güvenlik ve Tarih Tiyatrosu’ alanlarında 60 saatten fazla süren 60’ı aşkın panel, etkileşimli oturum ve özel söyleşi gerçekleştirildi. Etkinliklere yurt içinden ve yurt dışından 160’ı aşkın konuşmacı ile yaklaşık 30 kamu, akademik ve bilimsel kurum katıldı.

DFRGTHY
Konferans programında 60’tan fazla panel, interaktif oturum, konuşma ve özel söyleşi yer aldı. (SPA)

Konferansta, güvenlik kavramı ve bu kavramın devlet ile toplum inşasının farklı alanlarıyla olan ilişkisini ele alan çeşitli konular tartışıldı. Görüşmelerde Suudi Arabistan tarihindeki güvenlik süreci, kurumların inşası, adalet, istikrar, vatandaşlık ve ulusal kimlik, güvenlik ve yatırım, bilinç ve ölçülülük, uluslararası ilişkiler, güvenlik ortaklıkları, vatandaşın, ailenin ve kadının rolü, medya, kültür, sanat, medeniyet mirası, yapay zekâ ve geleceğin güvenliği gibi başlıklar öne çıktı.

Oturumlarda Suudi Arabistan tarihinin dönüm noktaları, kurucu Kral Abdulaziz bin Abdurrahman Al Suud’un şahsiyeti, devlet kurumları ile güvenlik teşkilatlarının gelişimi, Haremeyn-i Şerifeyn ve kutsal mekanların korunması ile askeri ve güvenlik mirası değerlendirildi. Ayrıca Suudi Arabistan’ın kalkınma, ekonomik, sosyal ve kültürel dönüşüm tecrübesi ile güvenlik ve istikrarın bu sürece sağladığı katkılar ele alındı.

Konferans kapsamında düzenlenen özel söyleşi ve konuşmalarda yerli ve yabancı yetkililer, diplomatlar ve uzmanlar, Suudi Arabistan ve yaşanan dönüşümlere dair deneyimlerini paylaştı. Bu katkılar, oturumlarda sunulan bilimsel ve tarihi içeriğe insani ve pratik bir boyut kazandırdı.

DSF
Konferans, güvenlik kavramı ve bunun çeşitli yönleriyle bağlantısı etrafındaki konuların çeşitliliğini ve tartışmaların zenginliğini yansıtan çok sayıda konuyu ele aldı. (SPA)

Konferans oturumları aydınlar, gazeteciler, araştırmacılar, Suudi tarihine ilgi duyanlar ile çok sayıda genç ve öğrenci tarafından takip edildi. Katılımcı profilindeki çeşitlilik; resmi, akademik, kültürel ve medya birikimi ile farklı kuşaklar arasında diyalog alanları açarak tartışmaları zenginleştirdi.

Konferans, İçişleri Bakanlığı tarafından 2025 yılında gerçekleştirilen Güvenlik ve Tarih Diyaloğu Forumu’nun bir devamı niteliğini taşıyor. Bu yıl kapsamı genişletilerek üç günlük bir programa dönüştürülen etkinlik; Suudi Arabistan tarihine dair bilinci artırmayı, inşa ve kalkınma sürecinde güvenliğin önemini vurgulamayı ve ülke tecrübesini belgeleyerek gelecek nesillere aktaracak bilgi içeriği üretmeyi hedefliyor.