70 yaşına girecek olan Putin’in hayatını şekillendiren 7 önemli olay

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
TT

70 yaşına girecek olan Putin’in hayatını şekillendiren 7 önemli olay

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yarın yani 7 Ekim’de 70 yaşına girmiş olacak.
BBC, özellikle son dönemde küresel bir krize ve endişeye yol açması ışığında, Putin’in hayatında zihinsel oluşumuna ve düşünce dünyasına büyük katkı sağlayan 7 önemli anı ele aldı.

1-1964 yılında judoyu öğrendi
İkinci Dünya Savaşı sırasındaki 872 günlük kuşatmanın acı izlerini hala taşıyan Leningrad’da doğan Putin, okulda güçlü ve kavgacı bir çocuktu.
Putin’in en iyi arkadaşı, hiç kimseden korkmadığı için okuldaki herkesle kavga edebildiğini belirtmişti.
Ancak, bu zayıf ama agresif küçük çocuğun sokak çetelerinin istila ettiği bir şehirde yaşaması için dövüş sanatlarını öğrenmesi gerekiyordu.
Putin, 12 yaşında bir Rus savaş sanatı olan samboyu ve ardından judoyu öğrendi.

Azim ve disiplin sayesinde 18 yaşında judoda siyah kuşak sahibi oldu ve ulusal gençler turnuvasında üçüncülüğü elde etti.
O zamandan beri bu, Putin’in ataerkil egosunun şekillenmesine yardımcı oldu. Ayrıca her zaman tehdit altında olduğunu ve proaktif olarak savaşması ve kendisini savunması gerektiğini hissetmesini sağladı.
Putin bir konuşmasında, “Bir kişi kaçınılmaz bir savaştaysa, rakibinin ayakları üzerinde durmaması için ilk önce sert bir şekilde vurmalıdır” demişti.

2- 1968’de KGB’ye iş başvurusunda bulundu
Çoğu insan sorgulanma veya herhangi bir nedenle tutuklanma korkusuyla Leningrad’daki Sovyet gizli istihbarat servisi KGB karargahına gitmekten, hatta oradan geçmekten kaçınırken, Putin için durum çok farklıydı.
Putin, henüz 16 yaşındayken KGB binasına girdi ve o zamanlar buna oldukça şaşıran memura istihbarat servisi için nasıl çalışabileceğini sordu.
Putin’e ilk önce askerlik hizmetini yerine getirmesi veya bir diploma alması gerektiği söylendi. Bu yüzden hangi bölümü okumasının kendisine avantaj sağlayacağını bile sordu.
Putin’in aldığı cevap bir hukuk diplomasıydı ve o andan itibaren hukuk okumaya karar verdi.

Bu hedefini gerçekleştiren, Leningrad Devlet Üniversitesi’nde hukuk bölümünden mezun olan Putin KGB’ye katıldı.
Uzmanlara göre, Putin için KGB en büyük güçtü, partiyle hiçbir bağı olmayanlar için bile güvenlik ve terfi sağlardı.
KGB, aynı zamanda bir otorite figürü olma fırsatı da sunabilirdi.
Putin’in gençken izlediği casus filmleri hakkında söylediği gibi, ‘bir casus binlerce insanın kaderini belirleyebilirdi’.

3-Alman protestocular 1989’da KGB binasını basmaya çalıştı
Tüm umutlarına rağmen, Putin’in KGB’deki kariyeri başlarda hızla yükselmedi. Putin iyi bir iş çıkarıyor ama terfi alamıyordu.
Bu nedenle Almanca kursuna kaydoldu ve ardından 1985’te Dresden’deki KGB irtibat bürosuna atandı.
Ancak Kasım 1989’da Doğu Alman rejimi şok edici bir hızla parçalanmaya başladı.
5 Aralık 1989’da bir grup protestocu Dresden’deki KGB binasını kuşattı.

Putin acilen en yakın Kızıl Ordu karakolunu koruma talebinde bulunmak için aradı ve onlar çaresizce “Moskova’dan emir almadan hiçbir şey yapamayız. Moskova şu ana kadar sessiz” yanıtını verdi.
Putin, öfkeli kalabalıkla müzakere görevini üstlendi ve herhangi bir can kaybına yol açmadan kuşatmayı bitirmeyi başardı.
Bu durum Putin’in hayatını büyük ölçüde etkiledi.
Sonraki yaşamında merkezi otoritenin ani çöküş veya herhangi bir kuşatmaya maruz kalmaması için her şeyi yapmaya karar verdi.

4-1992 tarihli ‘Gıda Karşılığı Petrol’ anlaşması
Putin daha sonra Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte KGB’den ayrıldı, ancak hızla reformist St. Petersburg belediye başkanının asistanı olarak yeni bir işe başladı.
Ekonomi serbest düşüşteydi ve Putin, şehrin sakinlerine yardım etmek için bir anlaşmayı yönetmekten, petrol ve metalleri (100 milyon dolar değerinde) yiyecek için değiştirmekle görevlendirildi.
Aslında kimse yiyecek görmedi. Kısa süre sonra yapılan bir soruşturmaya göre Putin, arkadaşları ve şehrin gangsterleri parayı cebe indirdi.
Putin, siyasi etkinin para kazandıran bir şey olduğunu ve gangsterlerin yararlı müttefikler olabileceğini çabucak öğrendi.
Etraftaki herkes güç ve yetkisinden faydalanırken, o neden bunu yapmasın?

5-2008’de Gürcistan’ın işgali
Putin 2000 yılında Devlet Başkanı olduğunda, Batı ile ‘eski Sovyetler Birliği’ndeki nüfuz alanı da dahil olmak üzere’ olumlu ilişkiler kurmayı umuyordu. Ancak kısa süre sonra hayal kırıklığına uğradı ve Batı’nın aktif olarak Rusya’yı izole etmeye ve aşağılamaya çalıştığını düşündü.
Putin, dönemin Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili’nin NATO’ya katılmaya kararlı olması ve Gürcistan’ın Rus destekli Güney Osetya’nın ayrılıkçı bölgesinin kontrolünü yeniden ele geçirme girişimine kızmıştı.
Rus ordusu, 5 gün içinde Gürcü ordusunu yendi ve bu durum Saakaşvili’yi aşağılayıcı bir barışa zorladı.

Batı bu durum karşısında çileden çıktı. Ancak bir yıl içinde ABD Başkanı Barack Obama, Moskova’ya 2018 Dünya Futbol Kupası’na ev sahipliği yapma hakkı verilen Rusya ile ‘ilişkileri sıfırlamayı’ teklif etti.
Putin bu durumu, zayıf ve değişken bir Batı’nın patlayabileceği, kızabileceği ve tehdit edebileceğinin, ancak çıkarları söz konusu olduğunda nihayetinde geri adım atabileceğinin bir işareti olarak gördü.

6-2011’den 2013’e Moskova’daki protestolar
2011 parlamento seçimlerinin hileli yapıldığına dair yaygın inanç, Putin’in 2012’de devlet başkanlığına aday olacağını açıklamasıyla daha da yoğunlaşan protestolara yol açtı.
Bu protestolar, Moskova’nın merkezindeki protestocularla dolu Bolotnaya Meydanı’na atıfta bulunarak ‘Bolotnaya protestoları’ olarak biliniyordu.
Protestolar, Putin döneminin en büyük halk isyanını temsil ediyordu.

Rus lider, protestoların Washington tarafından başlatıldığına, teşvik edildiğine ve yönetildiğine inanıyor ve bundan o zamanki ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ı sorumlu tutuyordu.
Özellikle Putin o zamandan beri Batı’nın kendisini tehdit ettiğini ve onu herhangi bir şekilde devirmek istediğini ve aslında savaşta olduğunu hissetti.

7-Koronavirüs izolasyonu
Yeni tip koronavirüs salgını tüm dünyayı kasıp kavururken, Putin olağanüstü bir izolasyona girdi.
Onu görmeye gelen herkes iki hafta karantinaya alındı ​​ve ardından mikropları öldürmek için ultraviyole ışıkla ışınlanmış ve dezenfektan püskürtülmüş bir koridordan geçmek zorunda kaldı.
Bu süre zarfında, Putin ile yüz yüze görüşebilecek müttefikler ve danışmanların sayısı önemli ölçüde azaldı.

Bu, Putin’in yetkililer ve danışmanlarla daha az görüşmesine ve dolayısıyla bir kriz veya sorun hakkında alternatif görüşleri daha az dinlemesine neden oldu.
Uzmanlar, o zamandan beri Putin’in tek başına düşünmeye ve kimseye danışmadan karar vermeye alıştığını söylüyor.
Onların görüşüne göre, Putin tüm varsayımlarının doğru ve tüm önyargılarının haklı olduğuna inandı ve Ukrayna’yı işgal kararını da böyle aldı.



Pestisit sorununa ucuz ve çevreci çözüm: Raf ömrünü de uzatıyor

Araştırmacılar yeni kaplamayla gıda kalitesi korunurken, meyvelerin daha uzun süre bozulmadan saklanabildiğini söylüyor (Sachi Wickramasinghe / British Columbia Üniversitesi)
Araştırmacılar yeni kaplamayla gıda kalitesi korunurken, meyvelerin daha uzun süre bozulmadan saklanabildiğini söylüyor (Sachi Wickramasinghe / British Columbia Üniversitesi)
TT

Pestisit sorununa ucuz ve çevreci çözüm: Raf ömrünü de uzatıyor

Araştırmacılar yeni kaplamayla gıda kalitesi korunurken, meyvelerin daha uzun süre bozulmadan saklanabildiğini söylüyor (Sachi Wickramasinghe / British Columbia Üniversitesi)
Araştırmacılar yeni kaplamayla gıda kalitesi korunurken, meyvelerin daha uzun süre bozulmadan saklanabildiğini söylüyor (Sachi Wickramasinghe / British Columbia Üniversitesi)

Bilim insanları meyvelerdeki pestisit kalıntılarını temizleyen ve gıdanın raf ömrünü uzatan bir temizlik ürünü geliştirdi.

Tarımda kullanılan pestisitler, yarattığı sağlık riskleri nedeniyle endişeye yol açıyor. Meyve-sebzeler yıkandıktan sonra bile genellikle pestisit kalıntısı taşıyor.

Diğer yandan da meyve-sebzelerin çabuk bozulması ciddi oranda gıdanın çöpe gitmesine yol açıyor. Dünya genelinde üretilen gıdaların yaklaşık üçte birinin hiç tüketilmeden atıldığı tahmin ediliyor.

Kanada'daki British Columbia Üniversitesi'nden araştırmacılar, doğada çözünebilen bir meyve yıkama ürünü geliştirerek bu iki soruna birden el attı.

Bilim insanları yeni karışımı, mısır ve patates gibi ürünlerden elde edilen nişasta bazlı parçacıkları kullanarak geliştirdi. Bu parçacıkları demir ve çayda yaygın bulunan tannik asitle birleştirdiler.

Bu maddelerin birleşimi yapışkan, süngerimsi yapılar oluşturarak pestisit moleküllerine bağlanıyor ve onları meyve yüzeyinden çekiyor.

Araştırmacılar yıkama ürününü, üç yaygın pestisitle kaplanmış elmalar üzerinde test etti.

Bulguları hakemli dergi ACS Nano'da 12 Nisan Pazar günü yayımlanan çalışmaya göre elmaların üzerindeki pestisitlerin yüzde 86 ila yüzde 94'ü temizlendi.

Bilim insanlarına göre musluk suyu, kabartma tozu veya sade nişasta genellikle kalıntıların yarısından daha azını ortadan kaldırıyor.

İşlemin sonraki aşamasında elmalar karışıma batırılarak etrafında yenilebilen ve doğada çözünebilen bir tabaka oluşturuldu.

Nefes alan bir bariyer işlevi gören bu tabaka, oksidasyonu yavaşlatıyor ve su kaybını azaltıyor.

Bu kaplamanın uygulandığı dilimlenmiş elmalar, buzdolabında iki gün boyunca çok daha yavaş karardı ve daha az su kaybetti.

Kaplama ayrıca üzümlerin oda sıcaklığında 15 gün boyunca formunu korumasını sağlarken, işlem görmeyen üzümler kısa sürede pörsüdü.

Makalenin kıdemli yazarı Dr. Tianxi Yang "Amacımız hem gıda güvenliğini hem de kalitesini iyileştiren basit, güvenli ve uygun fiyatlı bir yıkama yöntemi geliştirmekti" diyerek ekliyor:

İnsanlar taze ürün yemekle üzerindeki maddelerle ilgili endişelenmek arasında seçim yapmak zorunda kalmamalı.

Bilim insanları kaplamanın, meyve üzerinde zararlı bakterilerin gelişmesini sınırladığını da gözlemledi. Ayrıca karışım, gıdanın demir oranını artırıyor ancak bu, günlük tavsiye edilen miktarın çok küçük bir kısmı. 

Dr. Yang, "Güvenlik ve raf ömrünün yanı sıra formülümüz, demir ve fenolik bileşikler gibi ek sağlık yararları sunan mikro besin maddeleri kullanıyor" diye açıklıyor:

Riski azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda besin değerini de artırabiliyor.

Araştırmacılar malzemelerin ucuz olması ve suyla karıştırılması nedeniyle yeni yöntemin endüstriyel ölçekte rahatlıkla kullanılmasını umuyor.

Sonraki aşamalarda ürünün ev versiyonunun da üretilebileceğini düşünüyorlar. Ancak bunun öncesinde daha fazla test yapılması gerektiğinin altını çiziyorlar.

Dr. Yang, "İnsanların eve getirdikleri ürünlere güven duymalarını, bunların daha güvenli olduğunu, daha uzun süre dayandığını ve daha az atık ürettiğini bilmelerini sağlamayı umuyoruz" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, Phys.org, ACS Nano, World Resources Institute


CNN'in veri analisti: Trump, Papa'yı kıskanıyor olabilir

Trump'ın Truth Social hesabında paylaşılan ve daha sonra silinen, Trump'ı İsa Mesih olarak gösteren bu görüntü, birçok Amerikalı Hıristiyan tarafından "dine küfür" olarak kınandı (Mandel NGAN/AFP)
Trump'ın Truth Social hesabında paylaşılan ve daha sonra silinen, Trump'ı İsa Mesih olarak gösteren bu görüntü, birçok Amerikalı Hıristiyan tarafından "dine küfür" olarak kınandı (Mandel NGAN/AFP)
TT

CNN'in veri analisti: Trump, Papa'yı kıskanıyor olabilir

Trump'ın Truth Social hesabında paylaşılan ve daha sonra silinen, Trump'ı İsa Mesih olarak gösteren bu görüntü, birçok Amerikalı Hıristiyan tarafından "dine küfür" olarak kınandı (Mandel NGAN/AFP)
Trump'ın Truth Social hesabında paylaşılan ve daha sonra silinen, Trump'ı İsa Mesih olarak gösteren bu görüntü, birçok Amerikalı Hıristiyan tarafından "dine küfür" olarak kınandı (Mandel NGAN/AFP)

CNN'in kadrolu anket uzmanı, Katolik Kilisesi lideriyle husumeti süren ABD Başkanı Donald Trump'ın Papa XIV. Leo'nun hızla yükselen onay oranını "kıskandığını" öne sürdü.

Pazartesi günü CNN'in News Central programında baş veri analisti Harry Enten, marta ait anket verilerini sunarak Trump'ın Amerikan halkı arasında Papa'dan neredeyse 50 puan daha az popüler olduğunu gösterdi.

Enten kendine özgü heyecanlı üslubuyla, "Biliyorsunuz, belki de Başkan Trump, Papa XIV. Leo'yu kıskanıyordur çünkü aradaki fark çok büyük. Çok büyük!" dedi .

Geçen ay yapılan NBC News anketine işaret eden Enten, Trump'ın -12 puanına kıyasla Papa'nın Amerikalılar arasında +34 puanlık net beğeni oranına sahip olduğunu belirtti.

Enten, "Yakın bile değil" dedi.

Papa Leo XIV, Başkan Trump'ı kesinlikle ezip geçiyor... Ve şunu da belirtmeliyim ki Papa Leo, NBC News anketlerindeki en popüler kişiydi. Başkanın Amerika’nın en popüler ismini hedef almasının son derece büyük bir hata olduğuna inanıyorum.

Bu sonuçlar, Trump'la Papa arasındaki gerilimin tırmandığı bir süreçte ve Trump'ın İran'ın "tüm medeniyetini" yok etme tehdidinin ardından geldi; Papa Leo bu tehdidi "kesinlikle kabul edilemez" diye nitelemişti.

Pazar gecesi geç saatlerde Truth Social'da yaptığı uzun paylaşımda Trump, Katolik lideri suç konusunda "ZAYIF" ve dış politikada "berbat" diye nitelemiş, "kendini toparlamasını" ve "Radikal Sol'a hizmet etmeyi bırakmasını" istemişti.

Ancak yapay zeka tarafından oluşturulduğu anlaşılan ve kendisini hastaları iyileştiren İsa Mesih olarak tasvir eden bir görsel de paylaşması, muhafazakar Hıristiyanların öfkesini üzerine çekmişti.

Trump daha sonra paylaşımı sildi ve bunun sadece kendisini "insanları iyileştiren bir doktor" olarak gösterdiğini düşündüğünü iddia etti.

Bazı haberlerde, ocak ayındaki gergin bir toplantı sırasında ABD yetkililerinin Vatikan'ı askeri güçle tehdit ettiği bile öne sürüldü.

Pazartesi günü programın kendine ayrılan kısmında Harry Enten, CNN'in yaptığı çıkış anketine göre Trump'ın Kasım 2024 başkanlık seçiminde Amerikalı Katolikler arasında Kamala Harris'i 20 puan farkla geride bıraktığını belirtti.

Ancak mart sonlarında yapılan Fox News anketi, aynı grupta onu -4 puan geride gösterdi.

Enten, "Başkan Trump, Kamala Harris'i gerçekten de ezmişti" dedi.

Ama [artık] dibe doğru düşüyor da düşüyor. Başkan Katolik seçmenlerde zorlanıyor. Ve uzman görüşüme göre, Papa'ya saldırmanın Katoliklerle arayı düzeltmenin yolu olduğundan pek emin değilim.

Papa Leo'nun İran savaşı hakkındaki görüşlerinin "Amerika'daki Katoliklerin genel eğilimini yansıttığını" da ekleyen Enten, Fox News anketine atıfta bulundu. Ankete göre Katoliklerin ABD'nin İran'a yönelik askeri müdahalesine karşı oy oranı 10, Trump'ın İran'a yönelik tutumuna karşı oy oranıysa 20 puan daha yüksek.

Özetle Papa, Birleşik Devletler'deki Katoliklerin sembolü. Papa, Birleşik Devletler'de Trump'tan çok daha popüler...

[Trump] çok fazla zemin kaybediyor ve bu ona yardımcı olmayacak.

Independent Türkçe


Trump’ın akıl sağlığına ilişkin tartışmalar tekrar gündemde: Delinin teki

Trump, akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirileri defalarca reddetti (Reuters)
Trump, akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirileri defalarca reddetti (Reuters)
TT

Trump’ın akıl sağlığına ilişkin tartışmalar tekrar gündemde: Delinin teki

Trump, akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirileri defalarca reddetti (Reuters)
Trump, akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirileri defalarca reddetti (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın son dönemdeki çelişkili açıklamaları ve saldırgan yorumları, akıl sağlığına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Trump'ın İran'la ateşkes müzakereleri başlamadan önce Tahran yönetimine savurduğu "Bu gece bir medeniyet yok olacak" tehdidi büyük tepki çekmişti.

ABD Başkanı'nın Papa XIV. Leo hakkında "suç ve nükleer silahlar konusunda zayıf" ve "dış politikada berbat" demesi ve kendini İsa gibi gösterdiği izlenimi uyandıran bir görseli sosyal medyada paylaşması da tartışma yarattı.

Cumhuriyetçi lider, paylaşımını silerken ABD Başkanı'na yakın tavrıyla bilinen İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Trump'ın sözlerini "kabul edilemez" diye niteledi.

Trump'ın ABD'li Papa XIV. Leo'ya eleştirisi, Katoliklerin ruhani liderinin 11 Nisan'da Washington ve Tahran arasında Pakistan'daki görüşmeler sürerken, Vatikan'daki Aziz Petrus Bazilikası'nda dünya barışı için düzenlediği dua etkinliğinde dünyada savaşların son bulması gerektiğini belirtmesinin ardından gelmişti.

Trump, seçim kampanyasında selefi Joe Biden'ın akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirileriyle gündeme gelmişti ancak son dönemde söyledikleri nedeniyle kendi ruhsal durumuyla ilgili tartışmalar da yeniden alevlendi.

Şubat 2026'da yapılan Reuters/Ipsos anketinde, Amerikalıların yüzde 61'inin Trump'ın yaşlandıkça daha dengesiz hale geldiğini düşündüğü ortaya konmuştu.

Katılımcıların sadece yüzde 45'i Trump'ın "zihinsel olarak zorluklarla başa çıkabilecek durumda" olduğunu söylemişti. Bu oran, 2023'teki ankette yüzde 54'tü.

Eylül 2025'te yapılan YouGov anketinde de Amerikalıların yaklaşık yarısı (yüzde 49) Trump'ın başkanlık görevi için çok yaşlı olduğunu savunmuştu. Şubat 2025'teki ankette bu oran yüzde 34'tü.

İlk döneminde kendisini "zihinsel olarak çok dengeli bir dahi" diye tanımlayan 79 yaşındaki Cumhuriyetçi lider, geçen hafta bir gazetecinin sorusu üzerine akıl sağlığının yerinde olmadığına dair eleştirilerin gerçeği yansıtmadığını savunmuştu.

Eylül 2025'teki açıklamasında, Azerbaycan yerine Kamboçya diyerek "Kamboçya ve Ermenistan arasındaki savaşı bitirdiğini" öne süren Trump'ın akıl sağlığına ilişkin tartışmalar 2016'da ilk kez başkanlığa aday olduğundan beri ara ara gündeme taşınıyor.

​​​​​​Ancak ABD Başkanı, Trump'a "son derece hasta" diyen Senatör Chuck Schumer, "akıl sağlığını kaybetmiş" diyen Temsilciler Meclisi üyesi Hakeem Jeffries ve "delinin teki" diye hitap eden Ted Lieu gibi Demokratların yanı sıra Cumhuriyetçilerden de eleştiri alıyor.

Trump'a uzun süre destek verdikten sonra Cumhuriyetçi liderle arası bozulan Temsilciler Meclisi üyesi Marjorie Taylor Greene, X'teki açıklamasında, ABD Başkanı'nın "İran medeniyetini yok etme" tehdidine "Bu şeytani ve delice" diye tepki göstermişti.

Greene, daha sonra "25. Ek Madde!!!" paylaşımıyla Trump'ın görevden alınması gerektiğini savunmuştu.

ABD Anayasası'nın 25. Ek Maddesi, bir ABD başkanının görevini yerine getiremeyeceğine karar verilmesi durumunda, yerine başkan yardımcısının geçici olarak getirilmesini öngörüyor.

Radikal sağcı podcast sunucusu Candace Owens, ABD Başkanı'nı "soykırımcı bir deli" diye nitelerken, komplo teorisyeni Alex Jones da Trump'ın "saçma sapan konuştuğunu ve beynin pek iyi çalışmamaya başladığını" söylemişti.

Trump yanlılarıysa eleştirilere karşı çıkıyor. Muhafazakar medya kuruluşu Fox News'den yorumcu Liz Peek, "Trump ne yaptığını çok iyi biliyor" diyerek, İran'a karşı askeri ve diplomatik baskıyı sürdürmesi gerektiğini savundu.

Beyaz Saray Sözcüsü Davis Ingle da New York Times'a gönderdiği e-postada Trump'ın akıl sağlığına ilişkin eleştirilerin asılsız olduğunu ileri sürerek, Trump'ın "zekasının keskin, enerjisinin eşsiz" olduğunu iddia etti.

Independent Türkçe, New York Times, Prospect Magazine, Le Monde