İsveç Başbakanı Andersson: Erdoğan ile iyi bir diyalog gerçekleştirdik

İsveç Başbakanı Magdalena Andersson, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesine ilişkin "İyi bir diyalog gerçekleştirdik." ifadesini kullandı.

AA
AA
TT

İsveç Başbakanı Andersson: Erdoğan ile iyi bir diyalog gerçekleştirdik

AA
AA

Andersson, Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) Zirvesi için geldiği Çekya’nın başkenti Prag’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü.
Görüşmenin ardından İsveç haber ajansı TT'ye açıklamada bulunan Andersson, "Erdoğan ile iyi bir diyalog gerçekleştirdik." dedi.
İspanya'nın başkenti Madrid'deki NATO Zirvesi kapsamında imzalanan Üçlü Muhtıra'nın arkasında durduklarını belirten Andersson, Erdoğan'a Üçlü Muhtıra çerçevesinde Türkiye'ye silah ihracatı ambargosunun kaldırıldığını söylediğini aktardı.
Gelecek hafta belli olması beklenen yeni hükümetin de anlaşmaya sadık kalacağını vurgulayan Andersson, "Erdoğan ile yeni hükümetin kurulmasını da konuştum. Yeni hükümet kurulsa da biz de muhalefet olarak anlaşmaya sadık kalacağız." diye konuştu.
İsveç Meclis Başkanı Andreas Norlen, hükümet kurma görevini 19 Eylül'de ılımlı Muhafazakar Parti lideri Ulf Kristersson'a vermişti.



Pentagon, İran Uzmanlar Girişimi’ne üye olmakla suçlanan çalışanı soruşturuyor

Temsilciler Meclisi’nde dün Dışişleri Komisyonu oturumu düzenlendi. (YouTube)
Temsilciler Meclisi’nde dün Dışişleri Komisyonu oturumu düzenlendi. (YouTube)
TT

Pentagon, İran Uzmanlar Girişimi’ne üye olmakla suçlanan çalışanı soruşturuyor

Temsilciler Meclisi’nde dün Dışişleri Komisyonu oturumu düzenlendi. (YouTube)
Temsilciler Meclisi’nde dün Dışişleri Komisyonu oturumu düzenlendi. (YouTube)

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), İran hükümeti tarafından desteklenen ve yönetilen bir girişimin ortağı olduğuna inanılan üst düzey bir çalışana verilen çok gizli güvenlik izniyle ilgili soruşturma başlattığını duyurdu. Girişim, Tahran’ın ulusal güvenlik konularındaki pozisyonunu güçlendirme ve ABD ve diğer Batı ülkelerindeki kamuoyunu etkileme amacı taşıyor.

Özel Operasyonlar ve Düşük Yoğunluklu Çatışmalardan Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Christopher Meyer, geçen perşembe akşamı Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi önündeki duruşmada “Bakanlık, ekip başkanıma çok gizli bilgilerin sağlanmasında tüm yasa ve politikaların uygun şekilde takip edilip edilmediğini aktif olarak inceliyor” diyerek İran asıllı ABD’li akademisyen Ariane Tabatabai’ye atıfta bulundu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Tabatabai, on yıl boyunca İran Uzmanlar Girişimi’nin üyesi olmakla suçlanıyor.

Semaphore ve Iran International’ın internet sitelerinde geçen salı günü İran Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen belgelenmiş e-posta sızıntılarına dayanarak, bu ağ hakkında makaleler yayınlandı.

Girişimin katılımcıları arasında Ariane Tabatabai’nin yanı sıra çok sayıda ABD’li ve Batılı akademisyen, uzman, yazar ve gazeteci de yer alıyor.

ABD hükümeti, genellikle parçalanmış ve sınıflandırılmış bilgileri gizli olarak sınıflandırır. Ancak bu bilgilerin kaynağı, son derece hassas istihbarat bilgileri, istihbarat kaynakları veya analitik süreçler olarak nitelendiriliyor.

Oturum sırasında Cumhuriyetçi Temsilci Brian Mast, soruşturmanın özellikle ABD yönetimindeki hassas pozisyonlara aday gösterilen çalışanların geçmiş araştırmalarının yapıldığı geleneksel zaman dilimi olan yedi yıldan daha geriye gidip gitmeyeceğini sordu.

Fotoğraf Altı: Tabatabai (sağda) ve Kriz Grubu’nda İran Girişimi Uzmanları arasında yer alan araştırmacı Dina Esfandiari. (YouTube)
Tabatabai (sağda) ve Kriz Grubu’nda İran Girişimi Uzmanları arasında yer alan araştırmacı Dina Esfandiari. (YouTube)

İran hükümet belgelerinden sızdırılan mesajlara göre Tabatabai, İran Uzmanlar Girişimi’ne ilk kez 2014 yılında dahil oldu. Meyer, yaptığı açıklamada “Onların (araştırmacıların) gerektiği gibi bu zaman çizelgesinin ötesine bakma takdirine sahip olduğunu biliyorum” dedi.

Pentagon’un Halkla İlişkiler Ofisi başlangıçta Tabatabai’ye gizli izin vermeden önce izlenen prosedürlere ve güvenlik inceleme sürecine uyduğunu açıkladı. Pentagon açıklamasında ayrıca, “Tabatabai, Savunma Bakanlığı’ndaki görevinin şartı olarak kapsamlı ve doğru bir sınavdan geçti ve biz de ona hizmet etmekten onur duyuyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Tabatabai’nin ilk olarak ABD’nin İran Özel Temsilci Robert Malley başkanlığındaki nükleer müzakere ekibinde görev almak üzere 2021 yılında Biden yönetiminde Dışişleri Bakanlığı’na katıldığı, ardından 2022 yılında Pentagon’a geçtiği biliniyor. Geçen Nisan ayında Malley’in güvenlik izni iptal edildi ve kendisi, şu anda Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından gizli materyalleri ele almasıyla ilgili soruşturma altında.

Söz konusu belgelerin yayınlanmasıyla birlikte, bu konuyla ilgili genişletilmiş soruşturmaların açılması yönünde çağrılar arttı. Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin ABD hükümetine gönderdiği resmi mektuplara göre bunlardan bazıları, Biden yönetimine bir casus sızmış olabileceği konusunda uyarıda bulunacak kadar ileri gitti.

Soruşturma açılması çağrısına katılan son kişiler arasında, İran girişimini ulusal güvenliğe yönelik gerçek bir tehdit olarak gören, Başkan Donald Trump yönetimindeki eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton da yer alıyor. Bolton, X uygulaması (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“İran’ın nüfuz operasyonunun ABD hükümetine ulaştığına dair raporlar, güvenliğimiz için gerçek bir tehdit oluşturuyor. Biden yönetiminin acilen bunu kabul etmesi gerekiyor. Ayrıca Kongre de beklememeli. Derhal kamuya açık duruşmalara başlayın!”

Eleştiri, özellikle üst düzey çalışanlara güvenlik izinlerinin verilmesinde şüpheli ‘gevşeklik’ olarak değerlendirilen hususlara yönelikti. Aynı şekilde medya ve sosyal paylaşım siteleri, Ariane Tabatabai’nin babası Cevad Tabatabai’nin İran rejimiyle ilişkisini gösteren fotoğraflar ve raporlarla dolu.

Ancak İran Uzmanlar Girişimi çerçevesinde adı geçen üyelerin mensup olduğu kuruluşlar, İran Dışişleri Bakanlığı’nın bu girişimi denetlediğini veya yönettiğini kabul etmiyor.


Ermenistan: 100 binden fazla kişi Karabağ’ı terk etti

Dağlık Karabağlı Ermeniler Ermenistan'ın Goris kentindeki kayıt merkezinin yakınında bekliyor ( EPA)
Dağlık Karabağlı Ermeniler Ermenistan'ın Goris kentindeki kayıt merkezinin yakınında bekliyor ( EPA)
TT

Ermenistan: 100 binden fazla kişi Karabağ’ı terk etti

Dağlık Karabağlı Ermeniler Ermenistan'ın Goris kentindeki kayıt merkezinin yakınında bekliyor ( EPA)
Dağlık Karabağlı Ermeniler Ermenistan'ın Goris kentindeki kayıt merkezinin yakınında bekliyor ( EPA)

Ermenistan hükümeti, Azerbaycan'ın başlattığı ve ayrılıkçıların teslim olmasıyla sonuçlanan askeri operasyonun ardından 100 binden fazla Ermeni’nin Dağlık Karabağ bölgesinden ayrıldığını doğruladı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın basın sözcüsü Nazeli Bağdasaryan, bölgedeki Ermeni nüfusunun 120 bin civarında olduğu tahmin edilirken, 100 binden fazla kişinin bölgeyi terk ettiğini aktardı.

Diğer yandan Uluslararası Adalet Divanı dün yaptığı açıklamada, Azerbaycan askeri operasyonunun ardından Ermenilerin göçü devam ederken, Dağlık Karabağ bölgesi sakinlerinin korunmasına yönelik acil önlem alınması yönünde Ermenistan'dan talep aldığını duyurdu.

İki eski Sovyet ülkesi, 2021'de Uluslararası Adalet Divanı'na başvurmuştu ve Divan, söz konusu yılın Aralık ayında onları etnik nefrete son vermeye ve anlaşmazlıklarını tırmandırmaktan kaçınmaya çağırmıştı.

Şubat 2023'te mahkeme, Azerbaycan'ın Ermenistan ile Karabağ'ı birbirine bağlayan tek yol olan Laçin Koridoru'ndan geçişi sağlamasına karar verdi.


İranlı aktivistler internet kısıtlamalarını aşmanın yollarını arıyor

Mahsa Amini’nin ölümünün birinci yıl dönümünde, 16 Eylül’de Roma’da anma gösterileri düzenlendi. (AP)
Mahsa Amini’nin ölümünün birinci yıl dönümünde, 16 Eylül’de Roma’da anma gösterileri düzenlendi. (AP)
TT

İranlı aktivistler internet kısıtlamalarını aşmanın yollarını arıyor

Mahsa Amini’nin ölümünün birinci yıl dönümünde, 16 Eylül’de Roma’da anma gösterileri düzenlendi. (AP)
Mahsa Amini’nin ölümünün birinci yıl dönümünde, 16 Eylül’de Roma’da anma gösterileri düzenlendi. (AP)

Mahsa Amini’nin ölümünden bir yıl sonra, İran’daki ve ülke dışındaki aktivistler halen çaresizce yetkililere karşı etkili bir şekilde eyleme geçmenin yollarını arıyor. Yakın zamanda düzenlenen bir kampanyanın hareket için oldukça mühim olan, İran’da internet akışını sağlama ihtiyacını karşılaması bekleniyor.

Amini, başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle İran Ahlak Polisi tarafından gözaltına alınmasının hemen ardından, Eylül 2022’de yaşamını yitirmişti. Ölümü, ‘Kadın, Yaşam ve Özgürlük’ sloganı altında topluca düzenlenen bir dizi protesto ve grevin fitilini ateşlemişti.

Hareket halen kadın haklarının, basın özgürlüğünün, cezai adaletin ve ekonomik reformların güçlendirilmesi ve ardından iktidarda değişiklik yapılıp ‘İran Cumhuriyeti’ ile ilgili referanduma gidilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak aktivistlerin ülke içindeki çabaları, İran Cumhuriyeti’nin 2019’dan bu yana uyguladığı periyodik internet kesintileri ve rejim tarafından ölümler ve insan hakları ihlalleriyle ilgili bilgilerin gizlenmesi nedeniyle engelleniyor. Google’ın kâr amacı gütmeyen ve açık ve güvenli internet erişimi alanında çalışan departmanı Jigsaw’un CEO’su Yasmin Green konuya dair şu açıklamada bulundu:

“İletişim, ‘Kadın, Yaşam ve Özgürlük’ hareketi için hayati bir önem taşıyor” dedi. CEO “İnternet ve bu hareket birbirinden ayrılamaz olduğundan, İranlılara en çok ihtiyaç duydukları anda iletişim sağlayabilecek yeni sansür-atlatma teknolojisi için para toplamak amacıyla ‘İletişim Bir İnsan Hakkıdır’ kampanyasını başlatıyoruz.”

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Jigsaw ile kâr amacı gütmeyen İran Diaspora Grubu’nun ortaklaşa düzenlediği kampanya, sanal özel ağların (VPN) kullanımı yoluyla doğrudan internet kesintileriyle mücadele etmeyi amaçlıyor. Sansürü atlatmaya yönelik bu taktikler sayesinde, çoğunluğu genç kızlardan oluşan yüzlerce genç protestocunun öldürüldüğüne dair hikayeler tüm dünyaya yayıldı. Kamala Harris’ten Dua Lipa’ya kadar herkesin dikkatini çekti. Bu paylaşımlar ve videolar olmadan İran vatandaşlarının (87 milyon) İran hükümetinin resmi söylemine karşı koymalarını sağlayacak etkili bir yol bulunmuyor. Nitekim, hükümet kontrolündeki basın, protestoların dış güçlerin yönetimi zayıflatma çabası olduğunu iddia etmeye devam ediyor.

Mahsa Amini’nin ölümünü ilk kez haber yapan iki kadın da dahil olmak üzere, resmi haberlere meydan okuyan gazeteciler genelde hapis cezasına çarptırılıyor.

Kedi ve fare oyunu

VPN’ler, kullanıcıların engellenen platformlara özel proxy ağları (ara sunucu) aracılığıyla erişmesine olanak tanıyan basit ama güçlü bir teknoloji sağlar. Bu ağları kaç İranlının kullandığını doğrulamak mümkün olmasa da VPN servis sağlayıcısı Top10VPN, Mahsa Amini’nin ölümünden sonraki hafta içerisinde İran’ın VPN kullanımında yüzde 3 bin 56 oranında bir artış kaydedildiğini bildirdi.

Jigsaw’a göre kâr amacı gütmeyen bir VPN şirketi olan nthLink, sunucu kullanımının aynı dönemde yaklaşık 22 kat arttığını bildirdi. Ancak VPN’lerin basit olması, onları hükümet tarafından kapatılmak üzere kolay hedefler haline getiriyor. Bu özellikle ExpressVPN gibi en popüler ve merkezi ticari hizmet sağlayıcılar için geçerli. Green bu konuda şunları söyledi:

“Sansürü aşma teknolojisiyle ilgili bu şiddetli dinamiğe sahipsiniz. VPN’leri ne kadar çok insan kullanırsa, o kadar çok hükümetin radarına giriyorlar ve hükümet bu VPN’leri tespit etmeye ve engellemeye odaklanıyor.”

Sansürcü ile sansürü atlatan arasındaki bu kedi-fare oyununda, İranlılar genellikle, işlerine yarayacak bir tane bulana dek 50’ye kadar VPN arasında geçiş yapıyor. İletişim bir İnsan Hakkıdır kampanyası, küçük kâr amacı gütmeyen kuruluşlara ve hatta bireylere kendi ağlarını kurmak için ihtiyaç duydukları araç setini sağlamak üzere Jigsaw’un açık kaynaklı VPN platformuyla birlikte çalışarak bu sorunu çözmeyi amaçlıyor. Bu, yalnızca VPN’lerin hacmini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda teknolojik çeşitliliğini de artırıyor. Böylece kapatılması giderek daha zorlaşan merkezi olmayan bir internet sistemi oluşuyor. Bu erişilebilir teknik dayanak, küçük internet özgürlüğü savaşçısı grupların bile dünyadaki en gelişmiş totaliter hükümetlerden birine ciddi bir şekilde meydan okuyabileceği anlamına geliyor. Örneğin teknoloji yöneticisi olarak çalışan bir kişi, Jigsaw teknolojisini kullanarak şu anda 70 binden fazla kişi tarafından kullanılan tek bir VPN hizmeti oluşturabildi. Dahası, ileri düzey VPN bilgisine sahip teknoloji çalışanları, tam zamanlı işlerini sürdürürken Jigsaw’un açık kaynak kodunu şekillendirip geliştirebilir ve böylece temel sansür atlatma tekniğini güçlendirebilirler.

Dünya daha hükümet kontrollü bir internet ortamına doğru ilerledikçe, bu merkezi olmayan sansür atlatma modelinin öneminin artması muhtemel. İnsan haklarını savunan Freedom House’ye göre, küresel internet özgürlüğü 2022’de ardı ardına 12’inci yılında yine düşüş kaydetti. Şu an dünyanın yalnızca yüzde 52’si ‘ücretsiz’ veya ‘kısmen ücretsiz’ internet erişimine sahip.

İran, internet özgürlüğü açısından dünyanın en kötü ülkeleri içinde üçüncü sıradayken, vatandaşlarının hükümetin sansürünü aşmadaki başarısı, dünyanın her yerindeki dijital aktivistler için bir örnek görevi görebilir. İran Diaspora Grubu Eş Başkanı Roya Rastegar’ın açıklaması şöyle oldu:

 “Medya fikri artık televizyon ağı etrafında dönmüyor. Medya Instagram sayfalarına ya da çeşitli sosyal medya sitelerine dönüşmüş durumda. Influencerların kendi kanalları vardır. Bütün bunların İran’dan çıktığını görüyoruz. Bu hareketi daha güçlü kılan şey budur.”

*Tribune Media.


Fransa’dan Sahel bölgesinin çökeceği uyarısı

 Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Sebastien Lecornu. (Reuters)
Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Sebastien Lecornu. (Reuters)
TT

Fransa’dan Sahel bölgesinin çökeceği uyarısı

 Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Sebastien Lecornu. (Reuters)
Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Sebastien Lecornu. (Reuters)

Fransa, Silahlı Kuvvetler Bakanı Sebastien Lecornu, aşırılık yanlısı örgütlerin faaliyetlerinin tırmanması ve bazı ülkelerdeki bir dizi askeri darbenin ardından Paris'in Afrika Sahel bölgesinde varlığının azalmasının bölgenin çöküşüne sebebiyet vereceği konusunda uyarıda bulundu.

Fransız Le Parisien gazetesinin cuma akşamı internet sitesinde yayınlanan röportajında Le Cornu, Fransız güçlerinin Mali, Burkina Faso ve yakında Nijer'den çekilmesinin Fransız politikasının başarısızlığı değil, son yıllarda askeri darbelere sahne olan bu üç ülkenin başarısızlığı olduğu değerlendirmesinde bulunarak şunları söyledi:

“Mali'deki (askeri) rejim Fransız ordusu yerine Wagner'i (Rus silahlı grubu) tercih etti. Sonucu gördük: Bamako bölgesi o zamandan beri aşırılık yanlıları tarafından kuşatılmış durumda. Sahel bölgesi çökme tehlikesiyle karşı karşıya. Tüm bunların sonu üç ülkede hüküm süren askeri konseyler için kötü olacak. Bize sorunun Fransa olduğunu söylüyorlar! Sahel bölgesinde güvenliği sağlayan bizdik."

Ülkesinin askeri güçlerini geri çekmek zorunda kalmadan önce bölgedeki birçok terörist hücreyi ortadan kaldırabildiğini ve binlerce sivilin güvenliğini sağlayabildiğini de sözlerine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Eylül 2022'deki askeri darbeden bu yana Burkina Faso'da terörle bağlantılı 2 bin 500 ölümün kaydedildiğini belirten Le Cornu sözlerine şöyle devam etti:

“Bizden gitmemizi istemeleri terörizmin faaliyetlerine devam etmesini sağladı. Mali bölünmenin eşiğinde ve ne yazık ki Nijer de aynı yolu izleyecek... Bazı yerel partiler terörle mücadele yerine aşiret çatışmalarını ve demokrasiyi küçümsemeyi tercih ederse bundan biz mi sorumlu olacağız? Ben öyle düşünmüyorum.”

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, temmuz ayı sonunda Cumhurbaşkanı Mohamed Bazoum'u deviren darbecilerle yaşanan iki aylık gerginliğin ardından bu hafta ülkesinin Niamey'deki büyükelçisinin geri çekileceğini ve Nijer'de görev yapan bin 500 Fransız askerinin yıl sonuna kadar ülkeden ayrılacağını duyurdu.

AFP'nin analistlerden aktardığına göre söz konusu geri çekilme, daha önce Mali ve Burkina Faso'dan kovulan ve bölgedeki aşırılık yanlılarıyla mücadele için on yıllık askeri müdahalenin perdesini indiren Paris için bir gerileme örneği teşkil etti.


Fransa'da sunulan gensoru önergesi reddedildi

Fransa Başbakanı Elisabeth Bourne (AFP)
Fransa Başbakanı Elisabeth Bourne (AFP)
TT

Fransa'da sunulan gensoru önergesi reddedildi

Fransa Başbakanı Elisabeth Bourne (AFP)
Fransa Başbakanı Elisabeth Bourne (AFP)

Fransa'da muhalefetin, Ulusal Mecliste oylanmadan kabul edilen 2023-2027 Bütçe Planlaması nedeniyle sunduğu gensoru önergesi reddedildi.

Geniş muhalefet ittifakı Nupes tarafından 18'incisi sunulan ve hükümetin düşmesi için sunulan gensoru Ulusal Meclis Genel Kurulunda görüşüldü.

Burada konuşan Sosyalist Parti (PS) milletvekili Philippe Brun, Fransa Başbakanı Elisabeth Borne'yu kastederek, "Her hafta sonu Fransızlar, sizin görevden alınmanızı, gitmenizi benden istiyor." dedi.

Meclise sunulan gensoru önergesi 193 "evet" oyu aldı, ancak salt çoğunluk sağlanamadığı için reddedildi. 577 sandalyeye sahip Ulusal Mecliste, hükümetin düşmesi için yapılacak oylamada en az 289 milletvekilinin onayı gerekiyor.

Başbakanı Borne, 27 Eylül'de, bir yasa tasarısının meclisten oylama yapılmadan geçmesini sağlayan Anayasa'nın 49. maddesinin 3. fıkrasını, 2023-2027 Bütçe Planlamasına ilişkin yasa tasarı için devreye koyduğunu açıklamıştı.

Akabinde muhalefet, gensoru önergesini Ulusal Meclise sunmuştu.


Scholz, Almanya'ya mülteci akışını durdurmak istiyor

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ( DPA)
Almanya Başbakanı Olaf Scholz ( DPA)
TT

Scholz, Almanya'ya mülteci akışını durdurmak istiyor

Almanya Başbakanı Olaf Scholz ( DPA)
Almanya Başbakanı Olaf Scholz ( DPA)

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Almanya'da artan mülteci akışını durdurmak için bir dizi önlem almayı planlıyor.

Scholz, Deutschland gazetesine verdiği röportajda, “Almanya'ya gitmek isteyen mültecilerin sayısı şuan oldukça fazla… Bu nedenle uzun süredir Avrupa'nın dış sınırlarının korunmasını destekliyoruz ve Avusturya ile ek sınır güvenliği önlemlerini sürdürüyoruz. İsviçre ve Çek Cumhuriyeti ile ortak kontroller konusunda anlaştık” ifadelerini kullandı.

Alınan tedbirler arasında sığınma başvurusunun reddedilmesi halinde mültecinin ülkeyi terk etme zorunluluğunun da bulunduğuna dikkati çeken Scholz, Polonya hükümetinin vizelerin artık satılmamasını ve mültecilerin Almanya'ya ‘geçmemesini’ sağlaması gerektiğini vurgulayarak, "Bununla ilgilenmemiz gerekiyor. Bu nedenle Polonya ile sınırdaki kontrolleri sıkılaştırdık” dedi.

Almanya Başbakanı, bu önlemlerin bir araya getirilmesinin mülteci sayıları üzerinde bir etki yaratması gerektiğini kaydederek, "Bunun hızla fark edilmesini umuyoruz” şeklinde konuştu.

Almanya Şansölyesi, belediyelerdeki mültecilerin masraflarının finansmanı konusunda önümüzdeki Kasım ayında eyalet hükümet başkanlarıyla bir anlaşmaya varmaya çalıştığını doğrulayarak, federal düzeyde maliye bakanıyken, eyaletlere gerçek erişim sayılarına dayalı bir çözüm önerdiğini hatırlattı.


Beyaz Saray: İsrail ve Suudi Arabistan normalleşme için temel çerçeveyi oluşturdu

Biden'la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada Netanyahu, "Suudi Arabistan'la tarihi bir barışın eşiğindeyiz" demişti (Reuters)
Biden'la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada Netanyahu, "Suudi Arabistan'la tarihi bir barışın eşiğindeyiz" demişti (Reuters)
TT

Beyaz Saray: İsrail ve Suudi Arabistan normalleşme için temel çerçeveyi oluşturdu

Biden'la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada Netanyahu, "Suudi Arabistan'la tarihi bir barışın eşiğindeyiz" demişti (Reuters)
Biden'la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada Netanyahu, "Suudi Arabistan'la tarihi bir barışın eşiğindeyiz" demişti (Reuters)

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki normalleşme görüşmelerinde tarafların temel bir çerçeve oluşturduğunu söyledi.

Kirby, cuma günkü basın açıklamasında "Tüm tarafların üzerinde çalışabileceğimiz temel bir çerçevede anlaşmaya vardığını düşünüyorum" dedi. 

Sürecin zorlu olduğunu vurgulayan Kirby, "Her karmaşık anlaşmada olduğu gibi, bunda da herkesin bazı şeylerden ödün vermesi gerekecek" ifadelerini kullandı. 

Tarafların tarihi bir anlaşmaya doğru ilerlediğini belirten Kirby, çerçevenin içeriğine dair detay paylaşmadı. Beyaz Saray yetkilisi, ağustostaki açıklamasında henüz mutabık kalınan bir çerçeve oluşmadığını söylemişti. 

Öte yandan İsrail merkezli haber sitesi Walla, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun geçen hafta ABD'nin New York şehrinde düzenlenen Birleşmiş Milletler'in 78'inci Genel Kurul toplantısında ABD Başkanı Joe Biden'la görüşmesinde, Filistin meselesinin de gündeme geldiğini yazdı. 

Biden'ın normalleşme sürecinin ilerletilebilmesi için Netanyahu'dan iki devletli çözümün gündeme alınacağı bir formül bulmasını istediği savunuldu. Netanyahu'nun da gelecekte Filistin'le barış anlaşması yapılmasına açık kapı bırakabilecek adımlar atılacağını söylediği öne sürüldü. 

Suudi Arabistan ve İsrail'in normalleşme görüşmeleri

Suudi Arabistan ve İsrail, ABD arabuluculuğunda bir süredir normalleşme görüşmeleri yürütüyor. Süreçteki önemli konulardan biri de Filistin meselesi.

Riyad yönetimi, Filistin sorunu çözülmeden Tel Aviv yönetimini tanımayacağını defalarca açıklamıştı. 

Filistin yönetimiyse anlaşmanın kabulü için işgal altındaki Batı Şeria'da kontrolün kendilerine verilmesini, İsrail'in yasadışı yerleşim faaliyetlerinin durdurulmasını ve üç yıl önce Riyad yönetiminin kestiği mali yardımların tekrar başlatılmasını talep ediyor.

Ancak Birleşik Krallık'ın tanınmış gazetelerinden Guardian'ın yayımladığı analizde Filistinli müzakerecilerin, görüşmelerde Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki işgali sonlandıracak bir anlaşmaya varılma ihtimaline şüpheli yaklaştığı belirtilmişti. 

Öte yandan Suudi Arabistan'ın ilk Filistin Büyükelçisi olarak atanan Nayif Sudayri ve beraberindeki heyet, bu hafta İsrail'in onayını alıp Batı Şeria'ya geçerek Filistin yönetimiyle görüştü. İsrail Turizm Bakanı Haim Katz ve ekibi de Riyad'da iki gün süren bir etkinliğe katıldı.

Süreçte, İsrail'de iktidardaki radikal sağcı blok da Netanyahu'nun denkleminde önemli rol oynuyor. Radikal sağcı İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, geçen haftaki açıklamasında Suudi Arabistan'la normalleşme sürecinde Filistinlilere taviz verilmesi halinde iktidar koalisyonundan çekileceklerini duyurmuştu.

Benzer şekilde iktidar ortağı Dini Siyonizm partisinin lideri ve İsrail Maliye Bakan Bezalel Smotriç de normalleşme sürecini desteklediklerini fakat Filistinlilere taviz verilecek bir anlaşmayı onaylamayacaklarını söylemişti.

Independent Türkçe, Times of Israel, Jerusalem Post, Guardian


Kalça protezi ameliyatı, Brezilya Devlet Başkanı’nın uluslararası gündemini askıya aldı

Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva (Reuters)
Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva (Reuters)
TT

Kalça protezi ameliyatı, Brezilya Devlet Başkanı’nın uluslararası gündemini askıya aldı

Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva (Reuters)
Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva (Reuters)

Cuma günü Brasilia'daki bir hastanede başarılı bir kalça ameliyatı operasyonu geçiren Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva, Ocak ayında iktidara dönmesinden bu yana uluslararası gündemini birkaç hafta askıya almak zorunda kalacak.

Kişisel doktoru Dr. Roberto Kalil, basın toplantısında yaptığı açıklamada ameliyatın sorunsuz geçtiğini belirtti. Silva’nın uyanık olduğunu, önümüzdeki saatlerde yoğun bakıma ihtiyaç duymadan hastanedeki odasına aktarılacağını bildirdi.

Brezilya Devlet Başkanı'nın sağlık ekibi, ameliyatın bitimi ardından basın toplantısında (AFP)
Brezilya Devlet Başkanı'nın sağlık ekibi, ameliyatın bitimi ardından basın toplantısında (AFP)

Ekim ayında 78. yaş gününü kutlayacak olan Lula, sabah 08.00’de başkanlık konvoyuyla başkentteki Sirio-Libanes Hastanesi'ne getirildi. Doktoru, kalça protezi ameliyatının öğle saatlerinde başladığını, genel anestezi altında yapıldığı, en geç Pazartesi veya Salı günü hastaneden taburcu edileceği bildirdi.

Lula ise bu haftanın başında yaptığı açıklamada, bu ameliyatın dayanılmaz hale gelen ve kendisini kötü hissettiren acıya son vereceğini umduğunu söylemişti. En az bir yıldır çektiği bu ağrılar, sağ kalçadaki kıkırdağı aşındıran iltihaplanmadan kaynaklanıyordu.

Brezilya Devlet Başkanı’nın hastaneye ulaşan konvoyu (Reuters)
Brezilya Devlet Başkanı’nın hastaneye ulaşan konvoyu (Reuters)

Lula, iyileşme döneminde normal çalışma hayatına devam edebileceğini ifade etmişti.

Geçtiğimiz haftalarda Lula, BRICS zirvesi için Güney Afrika'ya, G20 zirvesi için Hindistan'a, ardından ise Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için New York'a gitmişti.

Doktoru ise Devlet Başkanı’nın Kasım ayı sonunda Dubai'de düzenlenecek olan BM İklim Değişikliği Konferansı'na (COP28) katılmak üzere zamanında ayağa kalkacağından emin olduğunu açıkladı.


ABD Kongresi'nin en yaşlı üyesi Senatör Feinstein 90 yaşında hayatını kaybetti

Feinstein 90 yaşında öldü (AFP)
Feinstein 90 yaşında öldü (AFP)
TT

ABD Kongresi'nin en yaşlı üyesi Senatör Feinstein 90 yaşında hayatını kaybetti

Feinstein 90 yaşında öldü (AFP)
Feinstein 90 yaşında öldü (AFP)

Feinstein'ın ofisinden yapılan açıklamada, 1992'de California'dan ABD Senatosuna seçilen ve bir süredir Kongrenin en yaşlı üyesi olarak anılan 1933 doğumlu Feinstein'ın dün akşam Washington DC'deki evinde hayata gözlerini yumduğu kaydedildi.

Demokrat Senatör Feinstein uzun soluklu kariyerinde birçok ilke imza atmıştı. Feinstein; San Francisco Denetim Kurulunun ilk kadın başkanı, San Fracisco'nun ilk kadın belediye başkanı, Senato'ya California'dan seçilen ilk iki kadından biri ve Senato İstihbarat Komitesine başkanlık eden ilk kadın olma unvanlarını taşıyordu.

Dönemin Senato İstihbarat Komitesi Başkanı olan Feinstein, 2014'te, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) 11 Eylül saldırıları sonrası terör şüphelilerine uyguladığı işkence içeren gözaltı ve sorgulama tekniklerine dair bir rapor yayımlamıştı.

Feinstein, San Francisco Belediye Başkanı görevini üstlendikten sonra görev yemini ediyor
Feinstein, San Francisco Belediye Başkanı görevini üstlendikten sonra görev yemini ediyor

Feinstein, CIA'in elinde tuttuğu şüphelileri işkenceye maruz bıraktığını ve "gaddarca, merhametsiz ve onaylanmamış sorgulama teknikleri" uyguladığını belirterek, raporun ortaya koyduğu bulguların Amerikan ulusunun tarihinde "bir leke" olduğunu söylemişti.

Sağlık sorunları nedeniyle istifa baskısı yapılmıştı

Kendi partisi ile Cumhuriyetçi Parti arasında zaman zaman uzlaşı sağlanmasında önemli rol oynayan Feinstein pek çok siyasi başarıyla anılsa da son dönemde kariyerine, ilerleyen yaşı ve ortaya çıkan sağlık sorunları damga vurmuştu.

Bir süre zona hastalığı ile mücadele eden Feinstein'a, Senatodaki oturumlara katılamaması ve bir oturumda ne söyleyeceğiyle ilgili kendisine sufle verilmesi nedeniyle kendi partisinden istifa çağrıları yapılmıştı. Feinstein, istifa etmese de Senato Yargı Komitesi Başkanlığı görevini bırakmıştı.

Feinstein, son dönemde artışa geçen hafıza ve bilinç kaybı rahatsızlığı nedeniyle uzun süredir tuttuğu bir yardımcı ile Kongredeki görevini yerine getirmeye çalışıyordu.

Feinstein, Kongre'de ağır savaş makinalarının yasaklanması çabalarına öncülük etti (AFP)
Feinstein, Kongre'de ağır savaş makinalarının yasaklanması çabalarına öncülük etti (AFP)

Senatonun en yaşlı üyesi Feinstein, bu dönem görev süresi dolacağı 2024'te tekrar aday olmayıp emekli olacağını açıklamıştı.

Senatör Feinstein, son olarak aile içindeki miras anlaşmazlıklarıyla gündeme gelmişti. Feinstein'ın hayatını kaybeden üçüncü eşi Richard C. Blum'ın hayat sigortası için üvey kızlarına karşı verdiği hukuki mücadele haberlere yansımıştı.

Feinstein Kongrenin en zengin üyelerinden biri olarak anılıyordu.

Stanford Üniversitesinde tarih eğitimi alan ve üç kez evlenen Feinstein'ın bir kızı bulunuyor.

ABD Senatosunda 49 Cumhuriyetçi, 48 Demokrat ve 3 bağımsız senatör bulunuyordu. Feinstein'ın ölümüyle Senatoda Demokratların bir koltuğu boşalmış oldu.

Biden: Gerçek bir öncüydü

ABD Başkanı Joe Biden, Feinstein'ın ölümüyle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, onun "gerçek bir öncü" ve "rol model" olduğunu belirtti.

Biden, "Dianne, ulusal güvenlikten çevreye ve sivil özgürlüklerin korunmasına kadar her şeye damgasını vurdu. Pek çok açıdan bir tarih yazdı ve ülkemiz onun mirasından nesiller boyu faydalanacak." ifadesini kullandı.

Bayraklar yarıya indirilecek

Joe Biden, Senatör Feinsten'ın anısına Beyaz Saray ve ABD'deki tüm kamu binalarında bayrakların gün batımına kadar yarıya indirilmesi talimatını verdi.

Tüm kışlalar, deniz hava üsleri ve gemiler ile ABD'nin yurtdışındaki temsilciliklerinde de bayrakların yarıya indirileceğini kaydeden Biden, talimatı ABD Anayasası'nın kendisine başkan olarak tanıdığı yetki uyarınca verdiğini kaydetti.


Yeni bir görünüm kazanan ‘evcilleştirilmiş’ Wagner ile Bahmut’a dönüş

Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna savaşına katılan askeri komutanlarla dün Kremlin’de yaptığı görüşme sırasında Rusya merkezli Sputnik ajansı tarafından dağıtılan fotoğraf (AFP)
Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna savaşına katılan askeri komutanlarla dün Kremlin’de yaptığı görüşme sırasında Rusya merkezli Sputnik ajansı tarafından dağıtılan fotoğraf (AFP)
TT

Yeni bir görünüm kazanan ‘evcilleştirilmiş’ Wagner ile Bahmut’a dönüş

Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna savaşına katılan askeri komutanlarla dün Kremlin’de yaptığı görüşme sırasında Rusya merkezli Sputnik ajansı tarafından dağıtılan fotoğraf (AFP)
Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna savaşına katılan askeri komutanlarla dün Kremlin’de yaptığı görüşme sırasında Rusya merkezli Sputnik ajansı tarafından dağıtılan fotoğraf (AFP)

Batı istihbaratının Wagner savaşçılarının Ukrayna’daki savaş cephelerine, özellikle de Bahmut’a döneceğine dair iddiaları ortasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu grubun eski komutanı Andrei Troshev’i, Moskova’nın Ukrayna’da ‘özel askeri operasyon’ olarak adlandırdığı operasyon çerçevesinde görevleri yerine getirecek gönüllü birimlerin oluşumunu denetlemekle görevlendirdi.

Bu görevlendirme, doğrudan Rusya Savunma Bakanlığı’na bağlı olan ‘Wagner’in evcilleştirilmiş bir versiyonunun, ancak grubun eski lideri Yevgeniy Prigojin’in önderlik ettiği görünümden farklı yeni bir görünümünün’ savaşa gireceği izlenimini veriyor. Prigojin, uçağının düşmesi sonucu ölmeden önce yaz ayları başlarında Savunma Bakanlığı’na karşı bir ayaklanma başlatmıştı. Kendisi, savaşçılarını Savunma Bakanlığı’nın komutası altına vermeyi reddetmişti.

Putin, dün Troşev’le yaptığı görüşmede “Geçtiğimiz toplantıda Ukrayna’daki özel askerî harekât bölgesi başta olmak üzere çeşitli muharebe görevlerini yerine getirebilecek gönüllü birliklerin oluşturulmasına katılacağınızı konuştuk” dedi. Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, Troşev’in şu anda Savunma Bakanlığı’nda çalıştığını söyledi. Toplantıya, Wagner’in dünya çapındaki konuşlanma alanlarında faaliyetlerini denetleyen Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-bek Yevkurov da katıldı.

Bir zamanlar saflarında on binlerce savaşçıyı barındıran Wagner, ‘kıyma makinesi’ olarak nitelendirilen aylar süren savaşların ardından mayıs ayında Bahmut şehrini kontrol altına almayı başarmasıyla ünlendi. Dün yayınlanan raporlar, savaşçılarının Bahmut’ta yeniden konuşlandırıldığını ortaya koydu. Ukrayna kuvvetlerinin, yakınındaki iki önemli köy olan Andriivka ve Klishchiivka’nın kontrolünü ele geçirdikten sonra Bahmut’a doğru ilerlemeye çalıştığına inanılıyor.

Öte yandan İngiltere Savunma Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, yeniden görevlendirme sonrasında Wagner personelinin özel durumunun belirsiz olduğunu, ancak bu personelin, büyük olasılıkla Doğu Cephesi’nde bir Ukrayna saldırısı beklentisiyle Rusya Savunma Bakanlığı kuvvetlerinin birimlerine ve diğer özel askeri grup birimlerine devredildiğini aktardı.

Dün Ukrayna’ya ait bir insansız hava aracı (İHA), Ukrayna sınırına yakın bir Rus kasabasındaki elektrik dağıtım istasyonunu hedef aldı. Kursk Bölge Valisi Roman Starovoit, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada “Trafolardan biri alev aldı. 5 kasaba ve bir hastane elektriksiz kaldı” dedi.