Ukrayna'daki çıkmaz karşısında Putin’in olası ‘çıkışı’ ne olabilir?

Rusya Devlet Başkanı nükleer silah kullanma tehdidi savururken müzakerelere girilmesi imkansız

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin askeri tatbikatları denetlerken (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin askeri tatbikatları denetlerken (Reuters)
TT

Ukrayna'daki çıkmaz karşısında Putin’in olası ‘çıkışı’ ne olabilir?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin askeri tatbikatları denetlerken (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin askeri tatbikatları denetlerken (Reuters)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna'daki güçlerinin gerilemelerine ve Rusya'nın kendi içinde ortaya çıkmaya başlayan çatlaklara rağmen, ‘ileriye kaçışını’ sürdürmeye kararlı görünüyor. Şu anda hem müzakerelere girmenin imkansızlığı hem de nükleer silah kullanma tehdidi ile ufukta savaştan çıkmaya yönelik herhangi bir senaryo gözükmüyor.
Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) uzmanlarından Marie Dumoulin, Ukrayna bölgelerinin ilhak edilmesi, yüz binlerce Rus için seferberlik ilan edilmesi ve Kremlin’in tehditkar söylemi ile “Çözüme yaklaşmaktan çok çözümden uzaklaşıyoruz” dedi.

Batı’nın tutumları
Fransa, Putin'in ‘ileriye kaçmaya’ başladığını düşünürken, ABD, Rusya Devlet Başkanı’nın önündeki seçenekleri sorgulayarak nükleer silahların kullanılması durumunda büyük kıyamet savaşının (armageddon) kopacağı konusunda uyarıyor.
ABD Başkanı Joe Biden perşembe günü yaptığı açıklamada, “Putin nasıl bir çıkış yolu bulacak? Rusya içinde sadece itibarını kaybetmekle kalmayıp, aynı zamanda önemli gücünü de kaybederken kendini nasıl bir konumda görüyor?” sorularını yöneltti. Bu sorular, Putin'in hedeflerini anlamaya çalışan ve savaşı durdurmanın bir yolunu arayan tüm Batı başkentlerinde sıkça gündeme getiriliyor.
Finlandiya Başbakanı Sanna Marin, tüm Doğu Avrupa ülkeleri gibi, Putin'le herhangi bir uzlaşmaya karşı olduğunu ve ‘bu çatışmadan çıkmanın tek yolunun Rusya'nın Ukrayna'dan çıkması’ olduğunu vurguladı.
Ancak Rusya’nın geri çekilmesi şu anda masada değil. Mevcut durum aynı zamanda barış müzakerelerine başlamaya da izin vermiyor. Ukrayna karşı saldırıların etkisiyle inisiyatifi yeniden eline aldığı için gelecek, askeri cephe tarafından belirlenebilir.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, uzun süredir müzakere çağrısında bulunduktan ve Rusya'ya karşı pasif bir tutum benimsemekle suçlandıktan sonra perşembe günü Doğu Avrupa gazetelerine verdiği röportajda, “Hala bir savaş sürecindeyiz” dedi.
Paris, savaştan Avrupa güvenlik gereksinimleri de göz önüne alınarak çıkılması gerektiğini tekrarlamasına rağmen, Macron savaşın ‘bir barış anlaşmasıyla değil, Ukraynalılar tarafından seçilen zaman ve koşullara göre sona ereceğini’ vurguladı.

Gittikçe daha tehlikeli olan ‘yaralı bir ayı’
Kiev’den dönen Dumoulin “Ukraynalılar topraklarını geri alana ve Rusya’yı askeri olarak hezimete uğratana kadar durmayacak” ifadelerini kullandı. Aynı zamanda ‘Ukraynalıların hangi noktada yeteri kadar toprağı geri aldıklarını düşünüp duracaklarını’ ve Rusya'nın ilhak ettiği Kırım'ın geri alınmasının hala masada olup olmadığını bilmediğini söyledi.
Diplomatlar giderek daha tehlikeli hale gelen ‘yaralı ayı’ benzetmesinde bulunurken, Putin'in niyetini anlamak hala imkansız ve kimse Putin’in ‘nükleer şantajının’ ne kadar ciddi olabileceğini bilmiyor.
Fransız diplomatik bir kaynak duruma ilişkin yaptığı açıklamada Putin için “Bugün zor bir durumda. Ortada kazanamayacağı bir savaş var. Peki onu ne tatmin edebilir? Bir cevabımız yok. Ancak dikey tırmanış devamlı bir tehlike olmaya devam ediyor. Bir diktatör bir savaşı kaybedemez çünkü kaybederse bu onun ölümü demektir” ifadelerini kullandı.
Bazı analistler, Avrupa ve ABD'yi Putin'in ‘nükleer şantajına’ boyun eğmemeye ve Ukrayna'yı kararlılıkla desteklemeye devam etmeye çağırıyor.
ABD'li tarihçi Timothy Snyder, web sitesinde kaleme aldığı yazıda “Rusya Devlet Başkanı başlattığı konvansiyonel savaşı kaybediyor. Nükleer silah kullanma imalarının, demokratik ülkeleri Ukrayna'ya silah yollamaktan caydıracağını ve Ukrayna saldırısını yavaşlatmak için biraz zaman kazanmasını sağlayacağını umuyor” değerlendirmesinde bulundu.
Araştırmacı Joris Van Bladel, Belçika'daki Egmont Uluslararası İlişkiler Kraliyet Enstitüsü'ne yazdığı bir yazıda, “Rusya, Avrupa ülkelerinin kendisinden önce çökeceği umuduyla zaman kazanmaya çalışıyor” dedi.

İçten çöküş
Bazı araştırmacılar, mevcut durumdan olası çıkışlar arasında Putin rejiminin çöküşünü de sayıyor. Buna dayanak olarak, Çeçen lider Ramazan Kadirov ve Kremlin’e yakınlığı ile bilinen Wagner paramiliter grubun başı Yevgeniy Prigozhin tarafından yapılan sert eleştiriler başta olmak üzere, Rus seçkinleri arasında Ukrayna'daki yenilgilere karşı son zamanlarda kaydedilen hoşnutsuzluk belirtilerini gösteriyorlar.
Rus propagandasının bir dizi yetkilisi ve denetçisi, on binlerce Rus'un ülkeden kaçmasına neden olan kısmi seferberlik ilanını, kaotik ve keyfi olduğunu düşünerek eleştirdi.
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda araştırmacı olan Tatiana Stanovaya, Putin'in aksine Rus seçkinlerinin Ukrayna'yı Rusya için ‘varoluşsal bir sorun’ olarak görmediğini kaydetti.
Bu hafta Foreign Policy’de kaleme aldığı yazıda “Burada temel soru şu: Rus seçkinleri ve genel olarak toplum, cehenneme giden yolculuğunda Putin’i takip etmeye hazır mı değil mi? Putin Ukrayna'daki felaket getiren bahsini artırarak kendi çöküşüne giden yolu mu açtı?” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’ın The Washington Post’tan aktardığı habere Putin'in yakın çevresinden bir üyesinin Ukrayna'daki savaşın yönetim biçimini onaylamadığını açıkça dile getirdiğini bildirdi. Ancak istihbarat teşkilatlarındaki kaynaklar, gazetenin sorularına yanıt olarak rejimin devrilme riskine dair herhangi bir işaret bulunmadığına dikkat çekti.
Marie Dumoulin, ‘rejimin içindeki gruplar arasındaki’ gerilimin Rusya Devlet Başkanı'nı etkilemediğini vurgulayarak, “Temennilerimizi gerçek olarak algılamamalıyız” dedi.
Dumoulin “Bunun ne zaman ve hangi senaryoya göre olacağını ve Putin'den sonra kimin geleceğini kimse bilmiyor” diyerek sözlerini tamamladı.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.