Bartın'da maden ocağında meydana gelen patlamada ölü sayısı 41'e yükseldi

Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessesesinde meydana gelen patlamada 41 kişi hayatını kaybetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
TT

Bartın'da maden ocağında meydana gelen patlamada ölü sayısı 41'e yükseldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessese Müdürlüğüne bağlı maden ocağında saat 18.15 sıralarında -300 kotunda nedeni belli olmayan kısmi bir patlama meydana geldi. Patlamada 41 kişi hayatını kaybederken, maden ocağındaki arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağının içerisinde ve çevresinde, TTK tahlisiye, AFAD, UMKE, Türk Kızılay, polis, jandarma, sağlık ve gönüllülerden oluşan ekipler, güvenlik önlemlerini alarak çalışma yürütüyor.
Bölgede konuşlandırılan AFAD'ın mobil koordinasyon tırındaki kriz masasında bilgiler değerlendiriliyor.
TTK'nin Zonguldak'ta konuşlu tahliye ekibi, 8 takım olarak maden ocağında arama kurtarma çalışması yürütüyor.
Sağlık ekipleri de 2 ambulans uçak, 5 UMKE aracı, 31 ambulans, 1 acil müdahale aracı ve 149 sağlık personeliyle çalışmalara katılıyor.
Tahliye ve arama kurtarma ekiplerince ocaktan çıkarılan yaralılar, ambulanslarla hastanelere kaldırılıyor. Olay yerinde kurulan Acil Müdahale Merkezi'nde de yaralılara müdahale ediliyor.
AFAD da yaklaşık 100 personel, 26 araç ve 3 koordinasyon tırıyla arama kurtarma çalışmalarına katılıyor.
Türk Kızılayda görevli 60 personel ve 40 gönüllü de arama kurtarma çalışmalarına katılanlar ile madenci yakınlarına gıda desteğinde bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: En son 41'inci işçimize ulaştık
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, maden ocağında meydana gelen patlamanın ardından incelemelerde bulundu. AFAD Mobil Afet Koordinasyon Merkezi'ndeki, koordinasyon toplantısına başkanlık eden Erdoğan, "Şu andaki önceliğimiz yer altındaki işçilerimize ulaşmaktı. En son 41'inci işçimize ulaştık. Tabii o da rahmetli olmuş. Daha önce 40 olarak ilan edilmiş olan merhumlarımızın sayısı böylece 41 oldu. Hepsine Allah'tan rahmet diliyoruz, inşallah mekanları cennet olsun." şeklinde konuştu.

Hayatını kaybeden madencilerin isimleri belli oldu
Olayın hemen ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, UMKE, AFAD ve diğer tüm ekiplerin arama kurtarma çalışmalarına başladığını belirten Soylu, vefat eden madencilerin, Ali Doğru, Aziz Köse, Berkay Pınarcıoğlu, Emrah Kaval, Enes Aydın, Ercan Akdeniz, Fikret Kansız, Gökhan Mercan, Murat Ergin, Rahman Özçelik, Ramazan Özer, Selçuk Ayvaz, Serkan Nakaş, Şuayip Okul, Yener Saygın, Mehmet Kara, Rasim Bulut, Sabri Akdere, Murat Öztan, Serhat Kahraman, Suat Demirkıran, Yasin Çelik, Güldal Serenli, Orhan Altun, Emrah Kaya ve Rıdvan Acet olduğu bilgisini paylaştı.
Şehit madencilere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır dileyen Soylu, maden ocağında kurtarılmayı bekleyen madencilerin ailelerine de sabır temennisinde bulundu.
Arama çalışmalarına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, sağlık bakan yardımcısı, grup başkan vekili, MHP genel başkan yardımcısı ve vali ile nezaret ettiklerini kaydeden Soylu, olaydan dolayı büyük üzüntü yaşadıklarını belirterek Allah'tan bir daha bu tip olaylara karşı karşıya bırakmamasını diledi.
Soylu, arama kurtarma çalışmalarında umutlu bir haber beklediklerini söyledi. 

"Yaramız derin"
TTK tahlisiye ekibinde yer alan maden teknikeri Osman Demiral, gazetecilere, çalışmalar sırasında kullandıkları cihazlara ilişkin bilgi verdi.
Olayın tam olduğu yere gitmediklerini anlatan Demiral, "Kuyu dibine yakın, tam orta noktada temiz havanın olduğu bir yerde istasyonumuzu kurduk. İndiğimizde basınç yoktu ama olayın olduğu zaman bir basınç varmış." dedi.
Demiral, bölgede gruplar halinde çalıştıklarını belirterek, cihaz sayılarının yeterli olduğunu, aksi durumda takviyeler yapıldığını kaydetti.
Madenciliğin kolay bir sektör olmadığını vurgulayan Demiral, "Ailelerine baş sağlığı diliyoruz tekrardan. Yaramız derin, yorgunuz, aileler de üzgün." ifadesini kullandı.

Bakan Dönmez patlamaya ilişkin açıklama yaptı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesindeki patlamanın akabinde bir galeride çıkan yangının ve orada oluşan karbonmonoksitin etkisinin ekiplerce azaltılmaya çalışıldığını belirterek "10-11 işçi, yangının devam ettiği bölgede. 4-5 işçimizin de göçüklerin olduğu bölgede olduğunu değerlendiriyoruz." dedi.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ile bölgede incelemelerini sürdüren Bakan Dönmez, gazetecilere yaptığı açıklamada, patlamayı haber alır almaz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla olay yerine geldiklerini anlattı.
Her vardiyada görevli olan tahlisiye ekiplerinin müdahaleye hemen başladığını aktaran Dönmez, "Yaralı olarak kurtarılanlar hastanelere sevk edilmiş, diğer arkadaşlarımızın da kurtarılması için çalışmalar süratle başlamıştı. Bu bölgeye yakın olan müesseselerimiz de diğer arama kurtarma ekipleri de Amasra Müessesesine gelmek suretiyle çalışmalara aktif olarak destek vermişlerdir." diye konuştu.
Madende arama kurtarma yapmanın özel tecrübe gerektirdiğini ifade eden Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Diğer arama kurtarma faaliyetlerden oldukça farklı. Gerek TTK gerek kömür işletmeleri bu alanda sadece ülkemizde değil, dünyada hakikaten başarıyla anılan arama kurtarma ekiplerinden birisidir. Ancak bizim ilk değerlendirmelerimiz şunu gösteriyor. Patlama anıyla birlikte oluşan yüksek basınç ve sıcaklıkla arkadaşlarımızın maalesef bir kısmını olay yerinde kaybetmiş olduk. Şu anda 15 arkadaşımız işletmedeki maden ocağında, aramalar hala devam ediyor. Bir galeride patlamanın akabinde oluşan bir yangın söz konusu. Şu anda ekiplerimiz yangın ve orada oluşan karbonmonoksitin etkisini azaltmaya çalışıyorlar."

Bartın’dan ambulans uçakla İstanbul’a getirilen yaralıların tedavisine başlandı 
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bartın'ın Amasra ilçesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada yaralanan ve ambulans uçakla İstanbul’a getirilen 6 madencinin tedavisine başlandığını bildirdi.
Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bartın’dan uçak ambulanslarla İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesine getirilen 1 yaralının Hiperbarik Oksijen Tedavisi Merkezinde, 5 yaralının ise Yanık Merkezinde durumları değerlendirilip, tedavilerine başlandı. Uzmanımız bilgi veriyor.” ifadelerini kullandı.
Paylaşımdaki videoda hastaların sağlık durumlarına ilişkin bilgi veren Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Mustafa Turan, 6 hastanın ambulans uçakla getirildiğini ve ilk tedavilerinin acil serviste yapıldığını söyledi.

Bakan Yanık: Psikososyal destek ekiplerimiz derhal bölgeye intikal ettiler
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, sosyal medya hesabından patlamada yaralanan ve madende mahsur kalan işçilere geçmiş olsun dileğinde bulunarak, "Psikososyal destek ekiplerimiz derhal bölgeye intikal ettiler. Süreci yakından takip ediyoruz. Sorumlu Bakanlıklardan biri olarak tüm kurum ve kuruluşlarımızla gerekli her türlü çalışmayı yapıyoruz." ifadelerini kullandı. 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun'dan açıklama
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Bartın'ın Amasra ilçesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada 28 madencinin hayatını kaybettiğini, kurtarılan 58 madenciden 11'inin tedavilerine devam edildiğini bildirdi.
Altun, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bartın'da meydana gelen maden kazası, tüm yönleriyle incelenmeye devam etmekte, arama kurtarma çalışmaları sürdürülmektedir." ifadelerini kullandı.
Paylaşımında kazayla ilgili güncel bilgilere de yer veren Altun, şu bilgileri paylaştı:
"Maden kazasında maalesef 28 kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. Kurtarılan 58 madencimizin 11'inin tedavilerine hastanelerimizde devam edilmektedir. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum. Kazanın hemen sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla olay yerine giden Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar ve İçişleri Bakanlarımız, bölgedeki tüm çalışmaları gece boyu yerinden takip etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız ilk andan itibaren süreci bizzat yönetmiş, anlık bilgilendirmeler üzerine gerekli talimatları ilgili kurum ve kişilere bizzat iletmiştir. Diyarbakır programını ileri bir tarihe erteleyen Sayın Cumhurbaşkanımız, bugün Amasra'ya giderek çalışmaları yerinde koordine edecektir. Meydana gelen bu elim kaza ile ilgili yapılan dezenformasyon içerikli paylaşımlara vatandaşlarımızın itibar etmemesi, konu ile ilgili bölgede bulunan bakanlarımızın ve resmî kurumların açıklamalarını dikkate almaları hususunun önemini bir kez daha ifade etmek isterim." 

AFAD'dan açıklama
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, bölgeye, Bartın İl AFAD, Emniyet, 112, İtfaiye, Jandarma ve TTK'ya ait tahlisiye ekipleri, Sakarya İl AFAD, Kütahya İl AFAD ve Eskişehir İl AFAD ekipleri ile Kütahya, Zonguldak, Karabük ve Eskişehir İl AFAD müdürlerinin sevk edildiği belirtildi.
Zonguldak'tan da tahlisiye ekiplerinin sevk edildiği kaydedilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Kütahya'dan TKİ'ye ait 20 kişilik tahlisiye ekipleri sevk edilmiştir. Kızılaydan 2 ikram aracı ve 3 personel aracı bölgeye sevk edilmiştir. Sakarya İl AFAD ve Ankara İl AFAD'dan 2 mobil koordinasyon tırı gönderilmiştir. Bölgede herhangi bir iletişim kesintisi olmamakla beraber bölgeye tedbir amacıyla 1 mobil baz istasyonu gönderilmiştir."
AFAD, trafo kaynaklı olduğu bilgisinin de sehven paylaşıldığını, patlamanın nedeninin henüz belirlenemediğini açıkladı.

Patlamadan kurtulan işçi yaşadıklarını anlattı
Vali Nurtaç Arslan, patlamadan kendi imkanlarıyla kurtulan maden işçisiyle görüşerek "geçmiş olsun" dileklerini iletti.
Vali Arslan'a yaşadıklarını aktaran işçi, "Hiç ışık gözükmüyordu. Kendi imkanlarımla çıktım. Patlama büyük ihtimalle. Biraz geride olduğumuzdan sadece basınç oldu. Bu basınçtan dolayı sadece toz geldi, göz gözü görmüyordu." diye konuştu.

Maden ocağındaki arkadaşlarını kurtarmaya çalışan işçi yaşadıklarını anlattı 
Bartın'da patlama meydana gelen Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağındaki arkadaşlarını kurtarmaya çalışan maden işçisi Öner Özmen, yaşadıklarını anlattı.
Evli ve bir çocuk babası 10 yıllık maden işçisi Özmen, AA muhabirine, arama kurtarma amacıyla şefleriyle ocağa indiklerini söyledi.
Yaklaşık 3 kilometre yürüyerek eksi 350 kotuna indiklerini anlatan Özmen, "Bant sistemimiz vardı, onlar dağılmış. Gaz, genizleri yakıyordu. Gittiğimizde arama kurtarmalar, amirlerimiz ve müdürlerimiz zaten olay yerindeymiş. Arkadaşlarımızın yanlarına biz de gittik." diye konuştu.
Özmen, normalde kendisinin çalıştığını belirterek şunları kaydetti:
"Vardiyaya da kalabilirdim. Buradan saat 4 gibi çıktım hatta işe giden arkadaşlarımla vedalaştım. Vedalaştım derken; bir arkadaşımız vardı, elbisemi almaya gelmiştim, onu gördüm. 'Hayırlı işler' dedik birbirimize, gülerek gitmiştik. Mesaiye kalabilirdik.
Olayı duyar duymaz bütün madenci arkadaşlarımız, burada omuz omuza çalıştıkları arkadaşlarını kurtarmak için seferber oldu, aşağıda hala çalışıyorlar. Herkes canla başla çalışıyor."
Her türlü cihazlarının bulunduğunu aktaran Özmen, "Her türlü önlem alınıyor ama beklenmedik, ani durumlar oluyor. Ani durumlarda bazı şeyler gelişiyor. Oksijen cihazlarımız, kişisel koruyucu aletlerimiz, her şeyimiz var, tamdır yani. Bunların denetlenmesi de yapılıyor. Her türlü önlem alınıyor, onlarda sıkıntı yok ama grizu farklı bir şey." ifadelerini kullandı. 

Türk Kızılay: Şu an acil bir kan ihtiyacı bulunmamaktadır
Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Amasra Taşkömürü İşletmesinde meydana gelen patlama sonrası Bartın Devlet Hastanesi, Bülent Ecevit Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerine ilave kan ürünleri ve olası yanık vakaları için plazma sevkleri gerçekleştirilmiştir. Şu an acil bir kan ihtiyacı bulunmamaktadır."

Soruşturma başlatıldı
Öte yandan Bartın Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Bartın'ın Amasra ilçesindeki taş kömürü maden ocağında meydana gelen patlamaya ilişkin soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Olaya ilişkin 3 Cumhuriyet savcısının görevlendirildiği, soruşturmaya tüm yönleriyle ve titizlikle devam edildiği kaydedildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ise patlamayla ilgili 4 iş müfettişi görevlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın süreci ve tüm kurumların katıldığı çalışmaların koordinasyonunu yakından takip ettiği bildirildi.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da maden ocağındaki patlamanın bütün boyutlarıyla soruşturulacağını bildirdi.

Amasra'da maden ocağındaki patlamada yakın arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağında meydana gelen patlamada tahlisiye ekibinde görev alan maden işçisi Emrah Açıkgöz, 5 yıl birlikte çalıştığı yakın arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor.
Bölgede özel bir maden ocağında çalışan işçi Açıkgöz, AA muhabirine, tahlisiye ekibinde olduğunu, patlamayı duyar duymaz olay yerine geldiklerini anlattı.
Yetkililerle bilgi alışverişi yaptıktan sonra ekipmanlarla aşağı inip patlamanın olduğu bölgeye ulaştıklarını aktaran Açıkgöz, "Bölgede yoğun karbonmonoksit gazı vardı, cihazlarımızı kuşandık. 'Aşağıda iki bölge var' dediler. Biz yangın olmayan bölgedeydik. İçeride inanılmaz karbonmonoksit gazı vardı. Elimizdeki sensörler bile uyarı vermeye başladı. Eksi 350 kotunda ayağa ulaşmaya çalıştık, orada zor da olsa maalesef ilk şehidimize ulaştık ve temiz havaya indirdik." dedi.
İkinci arkadaşları için tekrar cihazları kuşandıklarını belirten Açıkgöz, "50-60 metre ileride ona da ulaştık, maalesef o da şehit olmuştu. Orada karbonmonoksit gazı yoğun şekilde devam ettiği için artık temiz havaya çıktığımız yerlerde bile karbonmonoksit görmeye başladık. Bizim de can güvenliğimiz önemli olduğu için ocaktan ayrılmamız gerekiyordu. İki şehidimizi alarak dışarı çıktık." diye konuştu.
Açıkgöz, "Patlama, rayların üzerindeki vagonları bile duvarlara çarpmış. Tabii göz gözü görmüyor, yoğun bir duman da var. El ele tutuşa tutuşa gittik, arkadaşlarımıza ulaştık." ifadelerini kullandı.
Patlamanın meydana geldiği maden ocağında çalışanları tanıdıklarını, hepsinin bölgenin insanı olduğunu kaydeden Açıkgöz, yaşadığı acıyı şu sözlerle paylaştı:
"Yaşadığım en büyük acı, şehitlerden birinin 5 sene birlikte çalıştığımız çok yakın arkadaşım olmasıydı. Tabii hepsi acı ama o arkadaşımı görünce daha büyük acıya kapıldım. Maalesef bu patlamada çok yakın arkadaşımı da kaybettim. Orada çok büyük acı hissettim. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, ailesine sabırlar diliyorum."



Somali: ‘Suça sürüklenmiş’ gençler için çıkarılan cumhurbaşkanlığı affı, eş-Şebab'ın boynundaki ilmeği sıkılaştırıyor

Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)
Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)
TT

Somali: ‘Suça sürüklenmiş’ gençler için çıkarılan cumhurbaşkanlığı affı, eş-Şebab'ın boynundaki ilmeği sıkılaştırıyor

Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)
Somali ordusu, Orta Şabelle eyaletinin Hawadle bölgesinde eş-Şebab’la çatışıyor (Somali Haber Ajansı)

Somali Cumhurbaşkanlığı, eş-Şebab Hareketi’ne katılan ‘suça sürüklenmiş gençlere’ radikal ideolojiyi terk etmeleri şartıyla af ilan ederek yeni bir adım attı. Şarku’l Avsat’a konuşan Somalili bir Afrika meseleleri uzmanı, bu adımın, entegrasyon ve rehabilitasyon dahil olmak üzere birkaç koşulun yerine getirilmesi şartıyla, eş-Şebab'ın etrafındaki çemberi daraltma şansını artıracağına inanıyor.

Somali Haber Ajansı SONNA dün, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'un, (yerel olarak eş-Şebab'ı ifade etmek için kullanılan bir terim olan) Havaric milislerinin saflarında radikal ideoloji ile aldatılmış gençlere, aşırıcı ideolojiyi terk etmeleri halinde af kararı verdiğini bildirdi.

SONNA, devletin bu gençlere yeni bir hayat ve geleceklerini inşa etme fırsatları sunarak, onların toplumun ayrılmaz bir parçası olmalarını sağlayacağını da ifade etti.

SONNA’nın pazar günkü haberine göre Somali ordusu, ‘terörizmi ortadan kaldırmak için devam eden çabalar çerçevesinde, Orta Şabelle eyaletinin Hawadli bölgesinde saklanan Havaric milislerinin hücrelerini’ hedef alan planlı bir askeri operasyon başlattı.

dfvfbf
Hiran bölgesinde eş-Şebab Hareketiyle bağlantılı silahlı militanlar hedef alındı (Somali Haber Ajansı)

Somali, Afrika Birliği Somali Misyonu'na (AMISOM) ev sahipliği yapıyor. AMISOM, 15 yıldır Somali'de terörist faaliyetlerini artıran eş- Şebab Hareketi ile mücadelesinde Somali'ye destek sağlamak amacıyla 2024 yılının aralık ayında Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) kabul edilen kararın ardından geçtiğimiz yılın ocak ayında resmi olarak faaliyete geçti.

Somali uzmanı Abdulvali Jama Barre, Başbakan Şeyh Mahmud'un af kararının güvenlik, sosyal ve stratejik olmak üzere üç açıdan yorumlanabileceğini belirtti. Bu önemli bir araç, ancak tamamlayıcı politikalarla desteklenmedikçe başarısı garanti edilemez.

Barre, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Af, özellikle de birçok gencin yanlış yönlendirme veya zorlama sonucu örgüte katılmış olması ve güvenli bir çıkış yolu bulmanın muhalifleri örgütü terk etmeye teşvik etmesi nedeniyle geri dönüşün önünü açan olumlu bir adımdır. Bu aynı zamanda, devletin sert çizgideki liderlerle yanlış yönlendirilmiş gençleri birbirinden ayırdığını gösteren insani ve siyasi bir mesajdır ve hükümetin intikamcı olmayan bir kuluçka merkezi olduğu imajını pekiştirir.”

Bu durum, eş-Şebab Hareketi’nin operasyonlarının yoğunlaştığı bir dönemde ortaya çıktı. Ezher Aşırılıkla Mücadele Gözlemevi, eş-Şebab Hareketi’nin sivilleri terörize etme ve sınır ötesi saldırılar düzenleme yönündeki kanlı stratejisi çerçevesinde Ramazan ayında Somali-Kenya sınırında terör tehdidini artırdığını açıkladı.

Gözlemevi tarafından dün yapılan açıklamada, “Bu gerginliğin artışı cumartesi gecesi terörist hareketin üyeleri Cuba'nın merkezindeki Bawali ve Somali'nin güneyindeki Aşağı Şabelle eyaletine bağlı Konyabarow bölgelerinde 10 sivili kurşuna dizerek infaz etmesiyle başladı” ifadeleri yer aldı. Gözlemevi, eş-Şebab’ın Ramazan ayı boyunca genel dini duyguları istismar etmek için şu anda faaliyetlerini yoğunlaştırdığını kaydetti.

Barre ise eş-Şebab Hareketi’nin dini duyguları istismar ettiğini belirterek “Bu yüzden eş-Şebab'ı sürekli dini ve fikri rehberlik, ekonomik entegrasyon ve akıllı güvenlik izleme yoluyla başarılı bir şekilde kontrol altına almak için, af kararı tek başına yeterli olmaz. Bu kararın gerçek rehabilitasyon programlarıyla bağlantılı olması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.


Çıkmaz, uzlaşma ve gerilim arasında Ukrayna savaşı senaryoları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, Alaska Zirvesi sırasında (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, Alaska Zirvesi sırasında (AP)
TT

Çıkmaz, uzlaşma ve gerilim arasında Ukrayna savaşı senaryoları

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, Alaska Zirvesi sırasında (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump, Alaska Zirvesi sırasında (AP)

Rus kuvvetlerinin Doğu Ukrayna’daki cephelerde kaydettiği yavaş kara ilerlemesine rağmen, ‘özel askerî operasyon’ olarak başlayıp dört yıl içinde yıpratıcı bir savaşa dönüşen süreçte Rusya açısından askerî zafer hâlâ uzak görünüyor. Bu süre zarfında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hedeflerine ulaşmayı başaramadı. Bazı Amerikalı uzmanlar artık sahadaki verilerin, Putin’in Ukrayna’yı boyun eğdiremediğini; hatta Rusya’nın stratejik bir yenilgiyle karşı karşıya kalabileceğini gösterdiğini düşünüyor.

dscd
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, savunma bütçesini ve asker emeklisi maaşlarını artırarak kapsamlı bir askeri reform gerçekleştirdi. (AP)

Diplomatlar ve dış politika gözlemcileri, öngörüde bulunmanın her zaman riskli bir girişim olduğunu vurgular. Ancak eski ABD Büyükelçisi ve RAND Corporation uzmanı William Courtney, ABD ile Rusya arasındaki stratejik ilişkilerde (Sovyetler Birliği dönemi de dahil olmak üzere) kilit roller üstlenmiş bir isim olarak, Ukrayna’nın işgalini malî, beşerî, askerî ve siyasî açılardan değerlendiriyor. Courtney, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin yoğun çabalarına rağmen henüz somut sonuç alınamayan süreçte, savaşın muhtemel sonlarına dair daha net bir tablo çizmeye çalışıyor. Bu görüşe, Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) bünyesindeki Rusya Programı Direktör Yardımcısı John Hardie de katılıyor. Hardie, Putin’in ‘katı tutumlarının’, ABD’nin arzuladığı barışın önündeki başlıca engel olduğunu savunuyor.

Afganistan modeli

Daha önce ABD-Sovyet Nükleer Deneme Yasağı Anlaşması’nın uygulanmasına yönelik Amerikan-Sovyet komisyonunda görev alan, eski Başkan Bill Clinton’a özel danışmanlık görevinde bulunan ve ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nde Rusya, Ukrayna ve Avrasya işlerinden sorumlu direktörlük yapan William Courtney, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Rus ekonomisinin ABD ve Avrupa yaptırımlarından ‘giderek daha sert ve belirgin biçimde etkilendiğini’ belirtti.

dcdc
(foto altı) Eski ABD Büyükelçisi William Courtney (Şarku’l Avsat)

Courtney ayrıca, Rus kuvvetlerinin insan kayıplarının ‘son derece yüksek’ olduğunu ve bu kayıpların ‘Sovyetler Birliği’nin Afganistan savaşındaki kayıplarını açık ara aştığını’ söyledi.

Öte yandan, ‘ABD politikasının Ukrayna’ya güçlü destekten, daha çok tarafsız arabulucu konumuna yakın bir çizgiye kaydığını’ savunan Courtney, bu nedenle ‘ABD’nin artık Ukrayna veya Avrupa adına Rusya ile müzakere edebilecek bir konumda olmadığını’ dile getirdi. Birçok Avrupalı liderin, ‘Ukrayna’daki savaşı Avrupa güvenliğiyle yakından bağlantılı görmeye giderek daha fazla eğilim gösterdiğini’ de sözlerine ekleyen Courtney, Avrupa’da, Rusya’nın Ukrayna’da galip gelmesi halinde ‘diğer bazı Avrupa ülkelerinin de risk altına girebileceği’ yönündeki kaygıların arttığını vurguladı.

Bu yaklaşımı farklı bir açıdan teyit eden John Hardie ise ABD’nin Rusya’yı gerçek tavizler vermeye zorlamak amacıyla ‘azami baskı uygulamaya yönelik sürekli ve kapsamlı bir çaba’ ortaya koyduğunu henüz görmediğini ifade etti. Halihazırda ‘bazı diplomatik temaslar’ bulunduğunu, ancak taraflar arasındaki uçurumun genişliğini koruduğunu ve barış için gerekli belirleyici uzlaşıların henüz sağlanmadığını belirtti.

Dünya’dan uzak

Rusya’nın savaşı sona erdirmeye yönelik hedeflerine ilişkin olarak Hardie, Trump yönetiminin Ukrayna’nın Donbas bölgesinin geri kalan kısımlarından vazgeçmesi gerektiği görüşünde olduğunu; bunun savaşın sona ermesine imkân tanıyacağı ve ABD ile Rusya arasında ekonomik iş birliğinin yeniden başlamasının önünü açacağı varsayımının benimsendiğini aktardı. Ancak Hardie, bu değerlendirmenin isabetli olmadığını belirterek, ‘Putin’in on yıllardır Ukrayna üzerinde yeniden hakimiyet kurmaya odaklandığını’ ve ülkeyi Rus nüfuz alanına geri döndürmeyi amaçladığını ifade etti. Ona göre hedef, Ukrayna’yı Batı yönelimli bağımsız bir devletten ziyade Belarus’a daha yakın bir konuma getirmek. Bu nedenle Rusya’nın taleplerinin ‘toprak meselesinin çok ötesine geçtiğini’ vurguladı.

erfref
Amerikan araştırma kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) bünyesindeki Rusya Programı Direktör Yardımcısı John Hardie (Şarku’l Avsat)

Bu değerlendirmeye katılan Courtney, Rusya’nın “Rus İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Sovyetler Birliği yıllarına kadar ABD’yi her zaman başlıca jeopolitik rakibi olarak gördüğünü; Avrupa’yı ise hiçbir zaman benzer stratejik önemde değerlendirmediğini” söyledi. Bu çerçevede Moskova’nın doğrudan Donald Trump ile müzakereye hazır göründüğünü ve işgal altındaki topraklar üzerindeki kontrolünün tanınması ile Donbas’ın geri kalanında hakimiyetini güçlendirme talepleri dahil olmak üzere azami taleplerini yinelemeyi sürdürdüğünü belirtti.

Askerî açıdan ise Courtney, sahadaki durumun ‘büyük ölçüde bir çıkmaz’ niteliği taşıdığını ifade ederek, ağır kayıplara rağmen Rus kuvvetlerinin Doğu Ukrayna’da ‘kayda değer bir ilerleme sağlayamadığını’ dile getirdi. Buna karşılık insansız hava araçları (İHA) savaşındaki gelişmelerin, Ukrayna tarafındaki insan kayıplarını azaltmaya katkı sağladığını kaydetti.

“Görüşmeler de benzer şekilde tıkanmış görünüyor” diyen Courtney, Rus yetkililerin (aralarında Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da bulunduğu isimlerin) açıklamalarına atıfla, ‘ABD’li ve Ukraynalı bazı liderlerin zaman zaman dile getirdiği iyimser beyanlara rağmen tarafların hâlâ bir anlaşmaya varmaktan uzak olduğunu’ belirttiğini aktardı.

Çin ile ortaklık

Pekin’in Moskova’ya verdiği destekle ilgili bir soruya yanıt veren Courtney, ‘Çin’in Rusya’ya destek sağladığını; ancak bunun ölümcül silahlar şeklinde değil, teknoloji ve çift kullanımlı mallar tedariki yoluyla gerçekleştiğini’ belirtti.

Bununla birlikte Çin’in son dört yılda ‘nispeten temkinli bir tutum’ sergilediğini ifade eden Courtney, Putin’in Eylül 2022’de nükleer silah kullanma ihtimaline imada bulunmasının ardından, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in nükleer silah kullanımına karşı defalarca uyarıda bulunduğunu hatırlattı. Dolayısıyla, Çin’in Rusya’ya ekonomik ve teknolojik alanlarda verdiği destek önemli olmakla birlikte askerî açıdan belirleyici olmadı ve koşulsuz bir siyasî desteğe de dönüşmedi. Oysa 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik kapsamlı işgalinden hemen önce Pekin ile Moskova ‘sınırsız ortaklık’ ilan etmişti. Ancak Courtney’nin ifadesiyle, ‘pratikte açık sınırlar vardı.’ Çin, en önemli ekonomik ilişkilerini Avrupa, ABD ve daha geniş küresel ekonomiyle riske atmaktan kaçınma çabası çerçevesinde Moskova’ya karşı ‘stratejik mesafeyi’ korudu.

Öte yandan Hardie, ‘Çin’in bu savaşta Rusya’nın en önemli ortağı olduğunu’ belirterek, Pekin’in büyük miktarlarda Rus petrolü satın alarak ve ikili ticareti genişleterek ekonomik destek sunduğunu vurguladı. Ayrıca Çin’in, mikroelektronikler, bilgisayar destekli sayısal kontrol makineleri (CNC) ve diğer çift kullanımlı teknolojiler gibi temel girdilerin aktarılmasında bir ‘kanal’ işlevi gördüğünü; bunun da Rus savunma sanayi tabanını desteklediğini ifade etti.

Hardie, ‘Ukrayna’daki savaşın ABD açısından Çin meydan okumasından tamamen ayrı olmadığını’ vurguladı. ABD’nin Rusya’nın Ukrayna üzerinde kontrol kurmasına izin vermesi halinde bunun ‘başka cephelerdeki caydırıcılığı zayıflatabileceğini; buna Çin’in Tayvan’a yönelik olası bir hamlesinin de dahil olduğunu’ belirtti. ABD içinde bazı çevrelerin Washington’un Ukrayna’ya desteğini azaltarak yalnızca Çin’i caydırmaya odaklanması gerektiğini savunduğunu kaydeden Hardie, Hint-Pasifik bölgesinde Çin nüfuzuna en açık ülkelerin ise ters yönde bir argüman ileri sürdüğünü ifade etti. Bu ülkelere göre Ukrayna’nın savunulması, daha geniş ölçekte caydırıcılığın güvenilirliğini güçlendiriyor.

Aynı bağlamda Courtney, Rus stratejistlerin ‘güç dengesi’ olarak adlandırdığı kavramın, Moskova’nın Avrupa ile ilişkilerinde aleyhine işlediğini söyledi. Ekonomik açıdan Rusya’nın Avrupa için önemi azalmış durumda; askerî bakımdan ise savaş bir çıkmaza girmiş bulunuyor. Courtney, ‘Rusya’nın bu eğilimleri belirleyici biçimde tersine çevirebileceğine dair kayda değer bir kanıt olmadığını’ vurguladı.

Courtney ayrıca, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını, 1979-1989 yılları arasındaki Sovyet-Afgan savaşıyla karşılaştırdı. O dönemde ‘mücahitler’, Sovyet kuvvetlerini ezici bir yenilgiye uğratamamış olsa da, Moskova’nın zafer elde etmesini engelleyecek ölçüde güçlüydü.

sdcs
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 22 Ocak’ta ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ı kabul etti. (EPA)

Sonuç olarak söz konusu çatışmada (Sovyet-Afgan savaşı) iki önemli gelişme öne çıkmıştı. İlki, savaşın ortasında yönetimde bir değişiklik yaşanması; Mihail Gorbaçov iktidara gelerek Sovyet askeri yükümlülüklerini hafifletmeye ve ekonomik nedenlerle Batı ile ilişkileri iyileştirmeye çalıştı. Bunun sonucunda Kremlin, savaşı süresiz olarak sürdürme konusunda tam bağlılık göstermemeye başladı. İkincisi ise, mücahitlerin Sovyet kuvvetlerini on yıl boyunca kademeli olarak yıpratmasıydı. Mücahitler Sovyetler Birliği’ni ezici biçimde yenemese de savaşı hem politik hem ekonomik hem de askerî açıdan son derece maliyetli hale getirerek Moskova’yı sonunda geri çekilmeye zorladı.

Courtney, Ukrayna’daki mevcut savaşın ilk yıllarında Rusya’nın hızlı bir zafer beklediğini, ancak şiddetli bir direnişle karşılaştığını hatırlattı. Courtney, “Görünüşe göre Moskova, Kiev’i kendi azami taleplerini kabul etmeye zorlayamıyor. Öte yandan Ukrayna da Rusya’yı ateşkes imzalamaya zorlayacak güçte değil. Sonuç, yıpratıcı bir savaş” değerlendirmesinde bulundu.

sxdcsc
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin Devrimi’nin zaferinin 80. yıldönümünde Pekin’de Putin ile bir araya geldi, 3 Eylül 2025. (EPA)

Hardie, tarihî ölçütlere göre değerlendirdiğinde, ‘Ukrayna’nın Rusya’nın kara kazanımlarını yüksek insan ve donanım maliyetiyle kademeli olarak sınırlamaya devam etmesi, savunma hatlarını güçlendirmesi ve egemenliğini koruması halinde, bu savaşın Rusya açısından stratejik bir başarısızlık olarak kabul edilmesinin muhtemel olduğunu’ belirtti. Bununla birlikte Hardie, ‘temkinli olunması gerektiğini’ vurguladı. Zira Rusya bu savaşı sona erdirip yeniden silahlanma ve yeniden yapılanma sürecine girerse, ardından belki daha iyi hazırlanmış ve başarılı bir başka işgale girişirse, tarihî değerlendirmeler önemli ölçüde değişebilir. Ayrıca Hardie, mevcut savaşın sona ermesinin, ‘daha geniş stratejik meydan okumanın kesin olarak son bulacağı anlamına gelmediğini’ de hatırlattı.

Kore Savaşı senaryosu

Ukrayna’daki savaşın farklı doğası nedeniyle Courtney, Afganistan’da Kremlin’deki değişim ve son Sovyet lideri Mihail Gorbaçov’un iktidara gelişine ilişkin olasılıkları temel alan bir tahminde bulunmaktan kaçındı. Ancak başka bir karşılaştırmayı Kore Savaşı üzerinden yaptı; Güney Kore’nin tek başına Kuzey Kore’yi ateşkesi kabul etmeye zorlamaya gücünün yetmediğini, fakat ABD müdahalesiyle ‘güç dengesinin değiştiğini ve sonucunda yetmiş yılı aşkın bir ateşkesin sağlandığını’ hatırlattı. Courtney, Batı’nın böyle bir dengeyi oluşturmak için müdahale edip etmeyeceğinin belirsiz olduğunu belirtti. Güncel değişkenler -Rusya’daki iç politika, Batı’nın birliği, sahadaki askerî gelişmeler ve gelecekteki ABD liderliği- dikkate alındığında, tek bir belirleyici sonucun öngörülmesinin imkânsız olduğunu; savaşın gidişatının hâlâ alınmamış politik kararlar tarafından belirleneceğini vurguladı.

Hardie, savaşın “Belki de sonunun başındayız” düşüncesini ifade etmekle birlikte, bunun ‘önümüzdeki birkaç ay içinde yakın bir barış anlaşması olacağı’ anlamına gelmediğini belirtti. Hardie’ye göre, başlıca engel, Vladimir Putin’in ‘katı talepleri’. Putin yalnızca Rusya’nın tamamen kontrol edemediği toprakların resmî olarak tanınmasını değil, aynı zamanda daha geniş bir dizi siyasî tavizi de hedefliyor.

Hardie, savaşın nasıl sona ereceğine dair değerlendirmesinde, “Nihayetinde Rusya’nın taleplerini gerçeklerle daha uyumlu hale getirmesi gerekecek” görüşünü dile getirdi. Öte yandan Ukrayna’nın şu anda ‘kaybedilmiş bir barışı kabul edecek anlamlı bir motivasyona sahip olmadığını’ vurguladı.


Devrim Muhafızları, İran'ın güney kıyılarında tatbikatlar yapıyor

İran devlet televizyonunun yayınladığı görüntülerde ülkenin güneyinde gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlar gösteriliyor.
İran devlet televizyonunun yayınladığı görüntülerde ülkenin güneyinde gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlar gösteriliyor.
TT

Devrim Muhafızları, İran'ın güney kıyılarında tatbikatlar yapıyor

İran devlet televizyonunun yayınladığı görüntülerde ülkenin güneyinde gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlar gösteriliyor.
İran devlet televizyonunun yayınladığı görüntülerde ülkenin güneyinde gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlar gösteriliyor.

İran Devrim Muhafızları’na bağlı kara kuvvetleri, ABD’nin İran’a yönelik hava saldırısı ihtimalini değerlendirdiği bir dönemde, ülkenin güney kıyılarında askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.

İran medyasında yer alan haberlere göre tatbikat, güney bölgeleri ve Basra Körfezi’ndeki adalarda icra edildi. Operasyon bölgesinde bulunan farklı sınıf ve birliklerin katıldığı tatbikatta yeni taktikler ve modern teknolojiler kullanıldı. Devrim Muhafızları’na bağlı “Sepah News”, tatbikat kapsamında yaklaşan hedeflere karşı kıyıdan denize doğru topçu atışları yapıldığını, yakın mesafeli mühimmat kullanıldığını ve belirlenmiş düşman mevzilerine yoğun bombardıman gerçekleştirildiğini bildirdi.

Füze birliklerinin belirlenen hedeflere atış yaptığı ve Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri envanterine yeni giren bir füze sisteminin kullanıldığı bildirildi. Devlet haber ajansı ISNA, söz konusu sistemin farklı bir navigasyon altyapısına sahip olduğunu, yüksek isabet oranı ve düşmanın tahkimat ve siperlerini imha edebilen güçlendirilmiş bir savaş başlığı taşıdığını belirtti.

İran Savunma Bakanı Aziz Nasırzade bugün yaptığı açıklamada, İran’ın savaş arayışında olmadığını ancak herhangi bir çatışmanın dayatılması durumunda güçlü bir şekilde karşılık vereceğini söyledi. Ermenistanlı mevkidaşıyla görüşmesinde konuşan Nasırzade, Tahran’ın bölgenin jeopolitik yapısına yönelik herhangi bir müdahaleye ya da dengelerin değiştirilmesine karşı olduğunu belirterek, İran’ın “çatışma aramadığını” ancak “saldırıya uğraması halinde düşmanlarına unutamayacakları bir ders vereceğini” ifade etti.

Öte yandan ABD’nin en büyük uçak gemisi olan USS Gerald R. Ford, Doğu Akdeniz’deki askeri yığınak kapsamında Girit Adası’ndaki Suda Körfezi Deniz Destek Tesisi’ne ulaştı. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre gemi adaya dün demirledi.

Suda Körfezi tesisinde aktif görevdeki askerler, sivil personel, sözleşmeli çalışanlar ve personelin aile fertleriyle birlikte yaklaşık bin kişi bulunuyor.

Geçen yıl İran’a yönelik saldırı emri veren ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’ın nükleer programına ilişkin yeni bir anlaşmaya varılmaması halinde askeri seçeneğe başvurabileceği tehdidini yineledi. Batı ülkeleri, İran’ın nükleer programının nükleer silah geliştirmeye yönelik olmasından endişe ediyor.

ABD’nin Ortadoğu’da, aralarında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin de bulunduğu 12’den fazla deniz unsuru konuşlandırdığı; bunlar arasında dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisinin yer aldığı belirtildi.

Bölgede aynı anda ABD’nin iki uçak gemisinin bulunması ender görülen bir durum olduğu ve her geminin onlarca savaş uçağı taşıdığı ve binlerce denizciye ev sahipliği yaptığı kaydedildi.

Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, İran’a karşı güç kullanımı konusunda karar vermek için kendisine “10 ila 15 gün” arasında bir süre tanıdığını söyledi. Pazartesi günü ise ABD Genelkurmay Başkanı’nın kapsamlı bir askeri müdahalenin riskleri konusunda kendisini uyardığına dair haberleri yalanladı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in “hepimiz gibi savaş istemediğini”, ancak İran’a karşı askeri bir adım atılması yönünde karar alınması halinde bunun “kolaylıkla kazanılabilecek” bir adım olacağı görüşünde olduğunu ifade etti.

İran devlet medyası ise ülkenin orta kesimindeki İsfahan eyaletine bağlı Humeynişehr kentinde bir askeri helikopterin bugün bir meyve pazarına düştüğünü bildirdi. Kazada pilot ve yardımcısı ile iki pazar esnafı hayatını kaybetti. Resmi haber ajansı IRNA, olayın “teknik arıza” kaynaklı olduğunu ve çıkan yangının acil durum ekiplerince söndürüldüğünü duyurdu.

İran’da, eskiyen hava filosu ve yaptırımlar nedeniyle yedek parça temininde yaşanan zorluklar sebebiyle zaman zaman hava kazaları yaşanıyor. Geçen hafta da Hemedan eyaletinde gece eğitimi sırasında düşen bir F-4 savaş uçağında pilotlardan biri hayatını kaybetmişti.