İsrail’in başı yeni örgütle dertte: Aslanların yuvası

İsrailli yetkililer Nablus merkezli Aslanların Yuvası örgütünün büyüyerek ciddi bir tehdide dönüştüğünü vurguluyor

İsrail askerleri dün Ramallah'ın doğusundaki Deyr Cerir kasabasında baskın düzenlediği evde bir odayı harabeye çevirdi (AFP)
İsrail askerleri dün Ramallah'ın doğusundaki Deyr Cerir kasabasında baskın düzenlediği evde bir odayı harabeye çevirdi (AFP)
TT

İsrail’in başı yeni örgütle dertte: Aslanların yuvası

İsrail askerleri dün Ramallah'ın doğusundaki Deyr Cerir kasabasında baskın düzenlediği evde bir odayı harabeye çevirdi (AFP)
İsrail askerleri dün Ramallah'ın doğusundaki Deyr Cerir kasabasında baskın düzenlediği evde bir odayı harabeye çevirdi (AFP)

İsrail ordusu, Cuma akşamı geç saatlerde Beyt El yerleşimi yakınında bir yerleşimcinin yaralandığı silahlı saldırıyı gerçekleştiren gruba operasyon düzenledi.
İsrail ordusu, Ramallah'ın kuzeydoğusundaki Deyr Cerir kasabasında 19 yaşındaki Muhammed Udeh ile ona yardım eden diğer iki şüpheliyi tutukladığını açıkladı. Açıklamada Udeh'in evinde silah, giysi ve propaganda malzemeleri bulunduğunu belirtildi.
İsrail ordusu, yine Deyr Cerir köyünden olan 23 yaşındaki Kays Imad Şecaiyye adlı üyenin saldırı sırasında öldürülmesinin ardından grubu takip etmeye başladı. Ordu, bölgeyi kapatarak grup üyelerini takip etmek için operasyon başlatırken, daha fazla tutuklama yapmak için diğer bölgelere saldırdı.
Salfit'in batısındaki Karavat Beni Hasan kasabasında çıkan çatışmalarda 5 Filistinli vuruldu ve ikisinin durumunun kritik olduğu bildirildi.
Beyt El operasyonu, Batı Şeria'daki birçok Filistin operasyonuna ve İsrail saldırıları ve tutuklamalarına tanık olan karşılıklı bir gerilimin tırmanması sürecinde gerçekleşti.          
İsrail, Beyt El operasyonundan önce Cenin'de iki Filistinliyi öldürdü ve bir önceki operasyonda yaraladığı üçüncü Filistinli de öldü. Böylece öldürülenlerin sayısı Cuma günü 4'e yükseldi.
İsrail medyası, Beyt El yerleşim operasyonunun, operasyonların kuzey Batı Şeria'dan merkeze ve güneye doğru genişlemesinin altında yatan korkuları ateşlediğini söyledi.
Yediot Ahronot Gazetesi, Beyt El yerleşimine yönelik açılan ateşin, saldırıların endişe verici bir şekilde yayılmasına ilişkin korkuları güçlendirdiğini söyledi.
Dün İsrail, Batı Şeria'daki bir dizi silahlı saldırının ardından kuzey Batı Şeria'daki Nablus kuşatmasına devam etti. Askeri görevli Ido Baruch, geçen Salı günü Nablus yakınlarındaki Şabi Şomron yerleşimi yakınlarında öldürüldü.
Nablus’un ne kadar süreyle kuşatma altında kalacağı belli değil. İsrail haftalardır kuzey Batı Şeria'daki Nablus ve Cenin'i hedef alıyor ve orada düzinelerce baskın düzenleyerek militanları ve sivilleri  öldürüyor. İsrail Kanal 13, Nablus'taki Arinu'l-Usud (Aslan Yuvası) örgütünün bilinen tüm Filistinli gruplardan daha etkili hale geldiğini ve varlığının İsrail'in güvenliğini ve Filistin yönetiminin istikrarını tehdit ettiğini söyledi.
Bir raporda örgütle ilgili olarak: "Bir yıldan az bir sürede, önemsenmeyecek küçük bir örgütten, toprağı olan tüm örgütlerden daha fazla etkili olan ve İsraillilerin güvenliğini ve Filistin Yönetiminin istikrarını tehdit eden bir örgüte dönüştüler" dendi.
Sosyal medya uygulamaları Nablus'ta faaliyet gösteren silahlı gruba ait hesapları yasakladı.
Şarku’l Avsat’ın İsrail’in Arapça yayın yapan devlet radyosundan aktardığına göre, yasak yetkili İsrail makamlarının talebi üzerine geldi.
İsrail, örgütü hedefine aldı ve eğer Filistin yönetimi örgütü dağıtmayı başaramazsa en nihayetinde onu ortadan kaldırmayı planladığını bildirdi.
İsrail, Filistin yönetiminin bölgede kontrolü kaybettiğini ve bunun da bu grupların oluşmasına yol açtığını iddia ediyor ancak Filistin yönetimi İsrail'in Filistin topraklarında şiddeti tırmandırmayı ve seçimlerdeki çıkarı uğruna Filistin kanını dökmeyi tercih ettiğini söylüyor.
Meretz lideri Zehava Galon, İsrail'de tırmanan gerilim ve yaklaşan seçimler arasında bir bağlantının olduğunu doğruladı ve İsrail Savunma Bakanı Beni Gantz'ı Batı Şeria'da faaliyet gösteren güçlerini kontrol etmeye çağırdı.
Galon, Gantz'ın kan dökülmesini önlemek için askerleri disipline etmeye ve sakinleştirmeye çalışması gerektiğini söyledi.
Galon, radikal aşırı sağ çizgideki Knesset üyesi Itamar Ben-Gvir'e saldırdı ve "Bütün amacı Kudüs'te, özellikle Filistin mahallelerinde dini bir çatışmanın fitilini ateşlemek, üstelik seçim kampanyası için kendi lehine fotoğraflar çekebilmenin bedelini Yahudilerin ve Arapların kanıyla ödemeye hazır" dedi.



ABD İstihbarat raporu: Netanyahu, Washington-Tahran Anlaşmasını sabote edebilir

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da. (Reuters)
TT

ABD İstihbarat raporu: Netanyahu, Washington-Tahran Anlaşmasını sabote edebilir

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da. (Reuters)

ABD istihbarat kurumları, Başkan Donald Trump yönetimini, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran ile kalıcı bir barış anlaşmasına varılmasına yönelik Amerikan çabalarını sekteye uğratabilecek adımlar atabileceği konusunda uyardı. Uyarıda, Netanyahu'nun Lübnan'da Hizbullah'a yönelik askeri operasyonları sürdürmesi yönündeki artan siyasi baskılarla karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Washington Post gazetesi, cuma günü mevcut ve eski ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, son istihbarat değerlendirmelerinin İsrail'in, ABD ile İran arasında üzerinde ilk çerçevesi oluşturulan anlaşmanın temel unsurlarından biri Lübnan'daki çatışmaların durdurulması olmasına rağmen, Hizbullah'a yönelik askeri operasyonlarını sürdürme konusunda kararlı göründüğü sonucuna vardığını aktardı.

Bu değerlendirme, Netanyahu hükümeti ile Trump yönetimi arasındaki gerilimin giderek arttığı bir dönemde geldi. ABD'li yetkililer, İran ile yürütülen uzlaşı sürecini tehlikeye atabilecek saldırılar düzenlememesi konusunda İsrail'i kamuoyu önünde de uyardı.

Gerilim, Hizbullah'ın düzenlediği insansız hava aracı saldırısında dört İsrail askerinin hayatını kaybetmesinin ardından İsrail'in Güney Lübnan'a hava saldırıları düzenlemesiyle daha da tırmandı. Bunun ardından İsviçre'de yapılması planlanan ABD-İran görüşmeleri ertelenirken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de görüşmelere katılmak üzere planlanan ziyaretini iptal etti.

ABD istihbarat raporuna göre Netanyahu'nun siyasi geleceği, sonbaharda yapılması planlanan İsrail seçimleri öncesinde Lübnan konusunda sert bir tutum sergilemesine bağlı bulunuyor. Bu nedenle Netanyahu'nun İsrail güçlerini Lübnan topraklarından çekmeyi reddettiği ve Hizbullah'la çatışmayı tırmandırmayı sürdürdüğü değerlendiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın Washington Post’tan aktardığı habere göre raporda ayrıca İsrail'in, Washington ile Tahran arasında varılan mutabakat zaptının hükümlerinden memnun olmadığı belirtildi. Tel Aviv yönetimi, söz konusu düzenlemenin İran'a yönelik "azami baskı" politikasını sınırlandırdığı ve Hizbullah'a karşı hareket serbestisini kısıtlayabileceği görüşünü taşıyor.

Buna karşılık Trump yönetimi, anlaşmanın İsrail'in maruz kalacağı herhangi bir saldırıya karşılık vermesini engellemediğini savunuyor. Ancak Washington, İran ile anlaşmanın tamamlanması ve Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine yeniden açılmasını, küresel bir ekonomik krizin önlenmesi açısından stratejik öncelik olarak görüyor.

sxfdb
İsrail'in bombardımanı sonrası Güney Lübnan'daki Secd beldesinden dumanlar yükseliyor. (DPA)

ABD'li yetkililer, İsrail'in Güney Lübnan'daki askeri varlığını sürdürmesinin Washington ile Tahran arasındaki kırılgan uzlaşının çökmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Yetkililer, İsrail'in operasyonlarını kısmen durdurmasının veya askerlerini geri çekmesinin ise ülke içinde Netanyahu açısından siyasi bir yenilgi olarak değerlendirileceğini ifade etti.

Tüm bu baskılara rağmen Netanyahu, İsrail ordusunun Tel Aviv'in "güvenlik bölgesi" olarak tanımladığı Lübnan topraklarında "gerektiği sürece" kalmaya devam edeceğini söyledi. Bu açıklama, Trump yönetimi ile Netanyahu hükümeti arasında Lübnan cephesindeki askeri operasyonların geleceğine ilişkin görüş ayrılığının sürdüğünü ortaya koydu.


Washington-Tahran müzakereleri ertelendi... Lübnan'da ateşkesin kalıcılığı bekleniyor

Washington-Tahran müzakereleri ertelendi... Lübnan'da ateşkesin kalıcılığı bekleniyor
TT

Washington-Tahran müzakereleri ertelendi... Lübnan'da ateşkesin kalıcılığı bekleniyor

Washington-Tahran müzakereleri ertelendi... Lübnan'da ateşkesin kalıcılığı bekleniyor

Gözler, sahadaki askeri gelişmeler ile diplomatik girişimlerin iç içe geçtiği Lübnan'a çevrilmiş durumda. İsrail ile Hizbullah arasında ateşkes sağlandığına ilişkin haberler gündeme gelirken, ABD-İran müzakereleriyle bağlantılı siyasi süreçte de karmaşıklığın arttığına işaret eden gelişmeler yaşanıyor.

Reuters'ın bir ABD'li yetkiliye dayandırdığı habere göre İsrail ile Hizbullah, yerel saatle 16.00'da yürürlüğe girecek bir ateşkes üzerinde anlaşmaya vardı. Ancak ateşkesin başlamasının ardından İsrail, Güney Lübnan'da dikkat çeken saldırılar düzenledi. Saatler süren saha geriliminin ardından hava saldırıları dururken, İsrail ordusu daha önce yaptığı açıklamada, "ihtiyaç duyulduğu sürece" Lübnan'daki operasyonların devam edeceğini belirtmişti.

Lübnanlı yetkililer, sabah saatlerinde güneydeki köy ve kasabalara düzenlenen saldırılarda onlarca kişinin hayatını kaybettiğini, yoğun bir göç dalgasının yaşandığını açıkladı. Ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından yaşanan ihlaller ve tırmanış nedeniyle Lübnan kamuoyu, ateşkesin kalıcı olup olmayacağını yakından takip ediyor.

Öte yandan, bugün İsviçre'de başlaması planlanan ABD-İran görüşmeleri, Güney Lübnan'daki şiddetli çatışmalar nedeniyle ertelendi. İran Dışişleri Bakanlığı, müzakerelerin "başka bir güne" bırakıldığını duyurarak, arabulucular üzerinden temasların sürdürüleceğini ve müzakerelerin başlaması için uygun koşullar oluşması halinde yeni bir açıklama yapılacağını bildirdi.

İsrail'in Washington Büyükelçisi: Hizbullah uyarsa ateşkese bağlı kalacağız

İsrail'in Washington Büyükelçisi Yehiel Leiter, ABD'li bir yetkilinin taraflar arasında yeni bir ateşkes sağlandığını açıklamasının ardından, İsrail'in de Hizbullah'ın anlaşmaya uyması halinde ateşkese bağlı kalacağını söyledi.

Leiter, X platformundaki paylaşımında, "İsrail derhal yürürlüğe girecek ateşkese bağlıdır. Hizbullah anlaşmaya uyar ve düşmanca faaliyetlerini durdurursa, İsrail tarafından da aynı şekilde sükûnetle karşılık verilecektir" ifadelerini kullandı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in açıklamaları

  • Son iki gündür İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçen hiçbir gemiye ateş açmadı.
  • Mutabakat zaptının imzalanmasından bu yana Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden herhangi bir geçiş ücreti alınmıyor.
  • Gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini korumak amacıyla bölgede askeri varlık bulundurmak istemiyoruz.
  • Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, petrol fiyatlarının varil başına 126 dolardan bugün yaklaşık 75 dolara gerilemesinin temel nedeni oldu.
  • İsrail'in ABD siyasetini etkilemeye çalıştığını düşünüyorum ve bunu doğal bir durum olarak görüyorum.
  • ABD'nin çıkarlarının her zaman İsrail'in çıkarlarıyla örtüştüğünü söylemek doğru değildir.
  • Başkan Donald Trump'ın, İran savaşının nasıl sona erdirileceği konusunda Başbakan Binyamin Netanyahu ile bazı görüş ayrılıkları yaşadığı açıktır.
  • İsrail, tıpkı İngiltere ve Fransa gibi ABD'nin önemli ortaklarından biridir.
  • Netanyahu'nun siyasi kararlarını eleştiren herkesin antisemitizmle suçlanması doğru değildir.
  • Her şey antisemitizm olarak nitelendirilirse, artık hiçbir şey gerçek anlamda antisemitizm olmaz.
  • Dış politika hedeflerine ulaşmak amacıyla insanları kolayca antisemitizmle suçlamaya karşı son derece dikkatli olunmalıdır.

Lübnan ve uluslararası temaslar gerilimi sınırlamaya çalışıyor

Lübnanlı, bölgesel ve uluslararası taraflar, İsrail ile Hizbullah arasındaki askeri tırmanış ve İsrail'in operasyonlarını genişletme tehditlerinin ardından güvenlik krizini kontrol altına almak için yoğun diplomatik temaslar yürütüyor.

Lübnanlı kaynaklara göre İsrail, ateşkes anlaşmasını fiilen zayıflatmayı, Washington'da yapılacak Lübnan ile beşinci tur müzakereler öncesinde Lübnanlı müzakere heyeti üzerinde baskı kurmayı ve sahada ilave kazanımlar elde etmeyi amaçlıyor.

Reuters'ın ABD'li bir yetkiliye dayandırdığı habere göre İsrail ile Hizbullah, yerel saatle 16.00'dan itibaren geçerli olmak üzere ateşkes konusunda anlaşmaya vardı. Gün içindeki yoğun çatışmalarda aralarında çocuk ve sivillerin de bulunduğu 47 Lübnanlı ile Hizbullah'la yaşanan çatışmalarda 4 İsrail askeri hayatını kaybetti. İsrail Hava Kuvvetleri ise Güney ve Doğu Lübnan'da 150'den fazla hava saldırısı gerçekleştirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı

  • Dışişleri Bakanı Marco Rubio bugün Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile telefonda görüştü.
  • Rubio, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Lübnan devletinin ülke topraklarının tamamında egemenliğini yeniden tesis etmesinin gerekliliğini yineledi.
  • Washington'un, Lübnan hükümetinin tüm egemenliğini kullanan ve komşularıyla barış içinde yaşayan bir devlet kurma çabalarına tam destek verdiğini vurguladı.
  • Taraflar ayrıca 23-25 Haziran tarihlerinde Washington'da yapılması planlanan bir sonraki müzakere turunu da ele aldı.

İran anlaşmasının getirileri ile başarısızlığın bedeli arasında Vance’in başkanlık hedefleri

JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)
JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)
TT

İran anlaşmasının getirileri ile başarısızlığın bedeli arasında Vance’in başkanlık hedefleri

JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)
JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran dosyasının haftanın siyasi gündeminin merkezine yerleşmesini planlamıyordu. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Vance, yeni kitabının tanıtımına hazırlanıyordu. Bu tür etkinlikler, başkanlık hedefi taşıyan siyasetçilerin Beyaz Saray yarışına girmeden önce hayat hikâyelerini ve değerlerini geniş kitlelere anlatmak için sıklıkla başvurduğu platformlar arasında yer alıyor.

Ancak Vance’in ikinci kitabının yayımlanması, kısa sürede başka bir gündem maddesinin gölgesinde kaldı. Bu gündem, Başkan Donald Trump’ın savaşın sona erdirilmesi amacıyla Tahran ile üzerinde uzlaştığı ön anlaşma oldu. Dış askeri müdahalelere yönelik şüpheci yaklaşımıyla bilinen Vance, Trump ile birlikte imzaladığı mutabakat zaptının en güçlü savunucularından biri haline geldi. Vance, anlaşmayı siyasi bir başarı olarak tanıtmak amacıyla bir dizi röportaj verirken, anlaşmayı savunduğu bir video da yayımladı.

Bu rol, çatışmanın ilk dönemlerinde kamuoyu önünde ayrıntılı değerlendirmeler yapmaktan kaçınan başkan yardımcısı açısından dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Vance’in, İran ile yürütülecek müzakerelerin yeni aşamasının açılışı için İsviçre’ye gitmesiyle birlikte anlaşmanın sonuçlarıyla daha da yakından ilişkilendirilmesi bekleniyor. Resmî bir imza törenine katılması öngörülen Vance’in aksine Trump, anlaşmayı çarşamba günü Fransa’nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi’nin kapanışında imzaladı.

Vance’in anlaşmayı savunma konusundaki güçlü çıkışı, aynı zamanda kapsamlı bir siyasi risk olarak değerlendiriliyor. Vance’in 2028 başkanlık seçimlerinde aday olması halinde, çoğu Amerikalının karşı çıktığı bir savaşın sona erdirilmesinde rol oynayan isimlerden biri olarak kendisini seçmene sunabileceği belirtiliyor. Ancak Tahran ile yürütülen sürecin başarısızlığa uğraması durumunda bunun siyasi maliyetini de üstlenmek zorunda kalabileceği ifade ediliyor. Trump da çarşamba günü bu duruma esprili bir göndermede bulunarak, “Eğer başarılı olursa bunun kredisini ben alacağım. Başarısız olursa da suçu JD’ye yükleyeceğim” dedi.

ABD’den gelen eleştiriler

Beyaz Saray, Vance’in rolünü öne çıkarmaya çalışarak onu Başkan’ın ‘sağ kolu’ ve ulusal güvenlik ekibinin ‘vazgeçilmez bir üyesi’ olarak tanımladı. Beyaz Saray Sözcüsü Olivia Wells, Başkan Yardımcısı’na, Özel Temsilci Steve Witkoff ve Jared Kushner ile birlikte müzakereleri yürütme görevinin verildiğini belirterek, Trump ve ekibinin ‘hem sahada hem de müzakere masasında’ elde ettiği kazanımların ABD’nin güvenliğini uzun yıllar güçlendireceğini söyledi.

Ancak ABD’nin pazar günü İran ile mutabakat zaptını dijital ortamda imzalamasının ardından, muhafazakâr çevrelerin de dahil olduğu eleştiriler giderek arttı. Vance’in Basın Sözcüsü Luke Schroeder, bazı Cumhuriyetçilerin Başkan’ın Ortadoğu’da barışı sağlama ve İran’ın nükleer silah edinmesini engelleme yönündeki çabalarını baltalamaya çalışmasının ‘üzücü’ olduğunu ifade etti.

Eleştiriler, iki aylık bir müzakere sürecinin önünü açan anlaşmanın, sınırlı güvenceler karşılığında Tahran’a erken kazanımlar sağladığı ve savaşın ilan edilen temel hedefi olan İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda kesin sonuç ortaya koymadığı görüşü etrafında yoğunlaştı.

Vance, salı günü Fox News’e verdiği röportajda, “İran uygun şekilde hareket etmezse bu anlaşmanın sunduğu avantajların hiçbirinden yararlanamayacak” dedi.

Artan eleştirilerin baskısı altında ABD yönetimi, çarşamba günü anlaşma metnini gazetecilerle paylaştı. Metne göre, enkaz altında bulunduğu değerlendirilen İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun uluslararası denetim altında seyreltilmesi gerekiyor. Anlaşmada ayrıca İran’ın nükleer silah edinmeme ve geliştirmeme taahhüdü de yer alıyor. Tahran yönetimi daha önceki dönemlerde de benzer taahhütlerde bulunmuştu. Ancak İran’ın nükleer programına ilişkin düzenlemelerin ayrıntıları, ilerleyen müzakere turlarına bırakıldı.

Anlaşma metninin yayımlanması da ABD sağındaki itirazları sona erdirmedi. Muhafazakâr yorumcu Eric Erickson anlaşmayı ‘Amerikan teslimiyeti’ olarak nitelerken, 2028 başkanlık seçimlerinin muhtemel adaylarından Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ise Başkan’ın “ne yazık ki kötü tavsiyeler aldığını” söyledi.

Trump hareketi içinde bölünme

İran ile yaşanan ve bu hafta dördüncü ayına giren çatışma, Trump’ın siyasi koalisyonu içindeki görüş ayrılıklarını yeniden gündeme taşıdı. Çatışma, Tahran’a karşı daha sert bir yaklaşım benimsenmesini savunan şahin kanadın tepkisini çekerken, Trump’ın ‘yeni savaşlara hayır’ söyleminden etkilenen ‘Önce Amerika’ hareketinde de rahatsızlığa yol açtı.

Aralarında Cumhuriyetçilerin de bulunduğu bazı eleştirmenler, dikkatlerini JD Vance’e çevirerek yeni anlaşmanın, Demokrat Başkan Barack Obama’nın 2015 yılında imzaladığı nükleer anlaşmayı hatırlatıp hatırlatmadığını ve Trump’ın savaşın başlangıcında ilan ettiği hedefleri karşılayıp karşılamadığını sorgulamaya başladı.

Trump’ın müttefiklerinden ve İran konusunda sert tutumuyla bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, daha önce Vance’i ‘anlaşmanın mimarı’ olarak nitelendirmişti. Graham, anlaşma metninin yayımlanmasının ardından yaptığı temkinli açıklamada, İran ile ‘kabul edilebilir ve doğrulanabilir’ bir anlaşmaya varılmasının mümkün olup olmadığının henüz netlik kazanmadığını belirtti. Ancak buna rağmen, “Bunu denemenin büyük bir sakıncası olduğunu düşünmüyorum” ifadesini kullandı.

Irak’taki senaryo ‘tekrarlanmayacak’

Trump yönetimi, mutabakat zaptının ayrıntılarına ilişkin Kongre’ye resmî bilgilendirme yapmamış olsa da Vance, bazı Cumhuriyetçi senatörlerle sessiz diplomasi yürütmeye başladı.

Ohio Senatörü ve Vance’e yakın isimlerden Cumhuriyetçi Bernie Moreno, Başkan Yardımcısı’nın parti içindeki itirazları yatıştırabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirterek, “JD sadece Başkan’ın temsilcisidir ve Başkan onların tamamının yanıldığını gösterecektir” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Kevin Cramer ise anlaşmanın, ulusal güvenlik konularında Vance’in hanesine artı puan yazdığını ifade etti. Ancak Cramer, sürecin rayından çıkması hâlinde risklerin devam ettiğini de kabul etti.

Vance, bu hafta verdiği röportajlarda doğrudan kendi partisindeki şüphecilere seslenmeye çalıştı. Bu tutum, olası bir başkanlık yarışına girmesi durumunda karşılaşabileceği daha zorlu tartışmalara hazırlık olarak değerlendirildi. Vance, Megyn Kelly’ye verdiği röportajda anlaşmayı eleştirenlerin “İran propagandasına inandığını” söylerken, aşırı sağ çevrelerdeki öfkenin de farkında olduğunu dile getirdi.

Öte yandan Vance, dış askeri müdahalelere karşı olan kesimleri, İran ile yaşanan savaşın Irak benzeri bir çıkmaza dönüşmeyeceği konusunda ikna etmeye çalıştı. Kendisi de geçmişte Deniz Piyadeleri’nde görev yapan Vance, “Birçok kişinin korktuğu bataklığa sürüklenmiyorduk. Çünkü Donald Trump, George W. Bush değil” ifadelerini kullandı.

Demokratlar ise başkanlık hedefi taşıyan yönetim üyelerinin geleceğinin, ister Vance ister anlaşmanın son aşamalarında büyük ölçüde sessiz kalan Dışişleri Bakanı Marco Rubio olsun, İran savaşı ve ekonominin yönetiminden alınacak sonuçlara bağlı olacağını savunuyor.

Demokrat Senatör Brian Schatz, “Bu yönetimdeki herhangi bir ismin siyasi değeri, İran savaşı ve ekonominin nasıl yönetildiğine bağlı olarak yükselecek ya da düşecektir. Bu konuda istisna olduğunu düşünmüyorum” dedi.