Japonya Başbakanı Kişida, tartışmalı Moon Tarikatı hakkında soruşturma emri verdi

Eski Başbakan Şinzo Abe'nin suikastıyla tekrar gündeme gelen tarikat kapatılabilir

Düzenlediği toplu nikah törenleriyle tüm dünyada ünlenen Moon Tarikatı'nın bazı etkinliklerine Abe de katılmış ve eleştiri toplamıştı (Reuters)
Düzenlediği toplu nikah törenleriyle tüm dünyada ünlenen Moon Tarikatı'nın bazı etkinliklerine Abe de katılmış ve eleştiri toplamıştı (Reuters)
TT

Japonya Başbakanı Kişida, tartışmalı Moon Tarikatı hakkında soruşturma emri verdi

Düzenlediği toplu nikah törenleriyle tüm dünyada ünlenen Moon Tarikatı'nın bazı etkinliklerine Abe de katılmış ve eleştiri toplamıştı (Reuters)
Düzenlediği toplu nikah törenleriyle tüm dünyada ünlenen Moon Tarikatı'nın bazı etkinliklerine Abe de katılmış ve eleştiri toplamıştı (Reuters)

Japonya Başbakanı Fumio Kişida, eski başbakan Şinzo Abe suikastıyla tekrar gündeme gelen Moon Tarikatı hakkında soruşturma başlatılmasını istedi.
Kişida, dün parlamentodaki konuşmasında "Kiliseyle ilgili meselelerin çözülmesini istiyorum" dedi.
Başbakan, iktidardaki Liberal Demokrat Parti'den (LDP) birçok kişinin "Birleşme Kilisesi" olarak da bilinen tarikata üye olmasından ötürü özür diledi.
Kişida, bu durumun halkın devlete güvenini zedelediğini söyleyerek, tarikatın birçok aileyi dolandırdığına ve zor durumda bıraktığına dair iddiaları da ciddiye aldığını belirtti.
Başbakan, şunları söyledi: 
"Hükümet duruma netlik kazandıracak. Mağdur kişilere destek sağlayacak ve ileride benzer şeylerin yaşanmaması için önlem alacak."
Kişida’nın tarikat hakkında soruşturma başlatma emrini verdiği Eğitim ve Kültür Bakanı Keiko Nagaoka ise bu süreçte Birleşme Kilisesi’nin kapatılmasının da gündeme gelebileceğini belirtti.
Nagaoka, şu ifadeleri kullandı:
"Eğer bunu gerektiren bir durumla karşılaşırsak, Birleşme Kilisesi’nin kapatılmasına yönelik mahkeme kararı çıkarılmasını seri şekilde değerlendirmeye alacağız."
LDP ve Moon Tarikatı arasındaki bağlantılar nedeniyle Kişida hükümeti zor bir dönem yaşıyor.
Japonya merkezli kâr amacı gütmeyen kooperatif haber ajansı Kyodo News’ün bu ayki anketinde, Kişida hükümetine verilen desteğin yüzde 35 olduğu belirlenmişti. Bu, 2021 Ekim’de göreve geldiğinden beri Kişida’nın karşılaştığı en düşün oran.
Kişida, tüm eleştirilere rağmen şimdiye dek tarikat hakkında resmi bir soruşturma başlatılması talebinde bulunmamıştı.

Abe suikastı ve LDP-Moon Tarikatı bağları
Abe, bir LDP adayının seçim kampanyası için 8 Temmuz'da ülkenin Nara kentinde konuşma yaparken silahlı saldırıya uğramış ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
Olay yerinde yakalanan Tetsuya Yamagami, annesinin tarikata yüklü bağışı nedeniyle ailesinin iflas ettiğini, Abe'yi de tarikatla ilişkisi nedeniyle öldürdüğünü söylemişti.
Yamagami, akıl sağlığının duruşmaya çıkmaya elverişli olup olmadığının belirlenmesi için bir dizi testten geçiyor. Osaka Gözaltı Merkezi'nde tutulan şüpheliyle ilgili kararın kasımda verilmesi planlanıyor.
Moon Tarikatı’nın üst düzey yetkililerinden Hideyuki Teşigavara ise eylüldeki açıklamasında Yamagami'nin annesinin kuruluşa 20 yıl önce en az 100 milyon Japon Yeni (yaklaşık 12,5 milyon TL) değerinde bağış yaptığını doğrulamıştı.
Yetkili, bu bağışın içinde kadının yaşam sigortası birikimlerinin ve gayrimenkullerinin olduğunu da söylemişti.

"Neredeyse partinin yarısı tarikata üye"
Öte yandan suikastın ardından LDP’de yapılan bir iç araştırmada parti üyelerinin neredeyse yarısının tarikatla ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştı.
Kişida tarikatla ilişkilerin koparılacağı sözünü vermiş, 10 Ağustos'ta kiliseyle bağını kabul eden 7 bakanı görevden almıştı.
Görevine son verilen isimlerden Abe'nin kardeşi eski Savunma Bakanı Nobou Kişi, önceki seçimlerde tarikatın üyelerinden destek aldığını da itiraf etmişti.
Abe'nin şahsi olarak kiliseyle ilişkisi henüz tam anlamıyla bilinmiyor. Tarikatın eski başkanı Kwak Chung Hwan, Abe'nin babası ve büyükbabasının, kilisenin kurucusu Sun Myung Moon ile yakın ilişkileri olduğunu öne sürmüştü.

900 milyon Japon Yeni zarar
Ülkedeki Manevi Satışlara Karşı Ulusal Avukatlar Ağı adlı sivil toplum kuruluşu, temmuzdaki açıklamasında tarikatın Yamagami'nin annesi gibi birçok aileyi tuzağa düşürdüğünü iddia etmişti.
Avukatlar, kilisenin takipçilerini korkutarak zorla bağış topladığını, 2021 itibarıyla tarikat hakkında on binlerce dava açıldığını ve mağdurların maddi kaybının 900 milyon Japon Yeni'ni (yaklaşık 112,5 milyon TL) aştığını savunmuştu.

Moon Tarikatı
Dünya Barışı ve Birleşmesi için Aile Federasyonu adıyla da tanınan tarikat, Moon tarafından 1954'te Güney Kore'nin başkenti Seul'de kurulmuştu.
Müritlerinin "vadedilen mesih" olduğuna inanarak öğretilerini takip ettiği 13 çocuk sahibi Moon, 2012'de Güney Kore'nin Gapyeong kentindeki bir hastanede 92 yaşında hayatını kaybetmişti.
ABD başta olmak üzere birçok ülkede malvarlığına sahip Moon Tarikatı, tüm dünyada milyonlarca üyesi bulunduğunu ileri sürüyor.
Independent Türkçe, Guardian, Reuters, AA
 



Yakalanmaktan kaçınmak için... Kim Jong Un, Ukrayna'daki savaşçılarının intihara başvurduğunu açıkladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (Reuters)
TT

Yakalanmaktan kaçınmak için... Kim Jong Un, Ukrayna'daki savaşçılarının intihara başvurduğunu açıkladı

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (Reuters)

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, ülkesine bağlı askerlerin esir düşmemek için savaş alanında intihar saldırılarına başvurduğunu açıkladı.

Pyongyang çıkışlı habere göre Kim’in açıklamaları, Kuzey Kore’nin Rusya-Ukrayna savaşındaki doğrudan rolüne ilişkin tartışmaların arttığı bir dönemde geldi.

Independent gazetesine göre, Kim Jong Un ilk kez Kuzey Kore askerlerinin Rus güçleriyle birlikte Ukrayna'ya karşı savaşırken esir düşmekten kaçınmak için kendilerini savaş alanında havaya uçurma politikasını izlediklerini doğruladı.

Kuzey Kore resmi ajansı KCNA’ya göre Kim, çatışmalarda hayatını kaybeden askerler için düzenlenen anıt müzenin açılışında yaptığı konuşmada, bu askerlerin “olağanüstü kahramanlık” sergilediğini belirterek, “tereddüt etmeden kendilerini feda ettiklerini” söyledi.

Kuzey Kore, Rusya-Ukrayna savaşında cephe hattına doğrudan asker gönderen üçüncü taraf olarak öne çıkarken, bu durum Vladimir Putin liderliğindeki Rusya ile Pyongyang yönetimi arasındaki ilişkilerin daha da güçlenmesine katkı sağladı.

Güney Kore istihbaratına göre yaklaşık 15 bin Kuzey Kore askeri Rusya topraklarında konuşlandırıldı ve özellikle Kursk bölgesindeki operasyonlara katıldı. Kesin rakamlar bilinmemekle birlikte yaklaşık 2 bin askerin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

KCNA, dünkü haberinde, söz konusu askerler için başkent Pyongyang’da bir anıt açıldığını ve törene Kim Jong-un ile birlikte Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov’un da katıldığını bildirdi.

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (ortada), Pyongyang'daki "Savaş Başarıları Müzesi" anıtının açılış törenine katılıyor (AFP)Kuzey Kore lideri Kim Jong Un (ortada), Pyongyang'daki "Savaş Başarıları Müzesi" anıtının açılış törenine katılıyor (AFP)

Öte yandan The Independent, Ocak 2025’te yayımladığı bir haberde Kuzey Kore askerlerinin esir düşmemek için kendilerini feda etmeye hazır olduklarını belirtti. Ekim 2024’ten bu yana Rusya’da bulunduklarına dair haberler çıkmasına rağmen yalnızca iki Kuzey Kore askerinin sağ olarak ele geçirildiği belirtiliyor.

Gazeteye konuşan Ukraynalı bir askeri kaynak, bu askerlerden birinin Kursk bölgesinde yaralandıktan sonra esir düşmemek için bileklerini ısırmaya çalıştığını ifade etti.

Kim Jong-un, daha önce de savaş alanında yaşanan intihar vakalarına değinerek, bu eylemlerin ülkenin onurunu korumak amacıyla gerçekleştirildiğini savundu. Ayrıca söz konusu askerlerin “kendilerini patlatarak yaptıkları fedakârlık” karşılığında herhangi bir ödül ya da tazminat beklemediklerini söyledi.

Kim, askeri harekâtı “kanla yazılmış yeni bir Rusya dostluğu tarihi” ve “silahlı Ukraynalı işgalcileri ortadan kaldırmayı amaçlayan kutsal bir savaş” olarak nitelendirdi.

Siyasi ve askeri düzeyde ise Kim ile Rusya Savunma Bakanı Belousov’un, 2027-2031 dönemini kapsayacak yeni bir askeri iş birliği anlaşması imzalanmasını görüştüğü belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre iki ülke, 2024 yılında karşılıklı savunma maddesi içeren kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşma, taraflardan birinin silahlı saldırıya uğraması halinde diğerinin derhal askeri destek sağlamasını öngörüyor.


Kuzey Kore, Japonya Başbakanı'nın Yasukuni tapınağında adak sunmasını eleştirdi

Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)
Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)
TT

Kuzey Kore, Japonya Başbakanı'nın Yasukuni tapınağında adak sunmasını eleştirdi

Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)
Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)

Kuzey Kore, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’yi, Tokyo’daki tartışmalı bir savaş anıtına adak sunması nedeniyle bugün eleştirerek, bunu “uluslararası hukuka meydan okuma” olarak nitelendirdi.

Takaichi, geçtiğimiz salı günü, aralarında İkinci Dünya Savaşı sonrası Müttefik güçler tarafından A sınıfı savaş suçlusu olarak mahkûm edilen 14 kişinin de bulunduğu Japon savaş ölülerinin anıldığı Yasukuni Tapınağı’na adak gönderdi. Diğer bazı önde gelen Japon siyasetçiler de tapınağı ziyaret etti.

Kuzey Kore’nin resmi gazetesi Rodong Sinmun’da yayımlanan bir makalede, bu adım “tarihin açık bir şekilde çarpıtılması ve uluslararası hukuk ile barışa meydan okuma” olarak değerlendirildi. Yazıda, söz konusu yerin “onarılamaz acılara yol açan saldırganları ve savaş suçlularını yüceltmek için kullanıldığı” ifade edildi.

Gazete ayrıca Tokyo yönetimini, bu tür ziyaretler aracılığıyla militarizmi teşvik etmeye çalışmakla suçlayarak, geçmişiyle yüzleşmeye çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Japon siyasetçilerin Yasukuni Tapınağı’na adak göndermesi veya burayı ziyaret etmesi, Güney Kore ve Çin gibi komşu ülkeler tarafından, Japonya’nın askeri geçmişini yüceltme girişimi olarak görülüyor ve sık sık eleştiriliyor.

Kore, 1910-1945 yılları arasında Japon sömürge yönetimi altında bulunurken, Çin de İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon işgaline maruz kalmıştı.


Washington, Katar'daki Afganlara geri dönme veya Kongo'ya göç etme seçeneği sunuyor

ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)
ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)
TT

Washington, Katar'daki Afganlara geri dönme veya Kongo'ya göç etme seçeneği sunuyor

ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)
ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)

ABD, Katar’da mahsur kalan Afganlara “Kongo ya da Taliban yönetimindeki ülkeye dönüş” seçeneği sunmayı değerlendiriyor

ABD’nin, kendisiyle iş birliği yapmış ve Katar’da mahsur kalan Afganlara, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne göç ya da Taliban yönetimindeki ülkelerine geri dönüş arasında seçim sunmayı planladığı öne sürüldü.

Eski ABD askeri ve Afgan müttefiklerine yardım etmeyi amaçlayan “Afghan Evac” adlı kuruluşun başkanı Shawn VanDiver, dün yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin Afganlara Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne gitme veya ülkelerine dönme seçeneği sunmayı değerlendirdiği yönünde bilgilendirildiğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, daha önce Katar’daki eski bir ABD üssünde barınan bin 100’den fazla Afganın kaldığı kampın kapatılması için 31 Mart’a kadar süre tanımıştı. Bu kişiler, 2021’de ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ve Batı destekli hükümetin çöküşünün ardından Taliban tarafından zulme uğrama korkusuyla ABD’ye yerleşmek üzere yasal işlemlerini tamamlamak için bu üsse alınmıştı.

VanDiver, Afganların, halihazırda yıllardır süren çatışmalar nedeniyle mülteci krizi yaşayan Afrika ülkesine gitmeyi reddetmesini beklediğini belirtti. Yazılı açıklamasında, “Aralarında 400’den fazla çocuğun da bulunduğu ve ABD’nin koruması altındaki savaş müttefikleri, devlet yapısının ciddi şekilde zayıfladığı bir ülkeye gönderilmez” ifadelerini kullandı.

ABD yönetiminin bu durumu bildiğini savunan VanDiver, bunun Afganları ülkelerine geri dönmeye zorlamaya yönelik bir yöntem olduğunu ileri sürdü.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin olası bir yerleştirme noktası olarak değerlendirildiğini doğrulamazken, Katar’daki El-Udeyd Üssü’nden “gönüllü yeniden yerleştirme” seçeneklerinin incelendiğini açıkladı.

Bakanlık sözcüsü, “Kamp sakinlerinin başka bir ülkeye götürülmesi, bu kişilere Afganistan dışında yeni bir hayat kurma imkânı sunan olumlu bir çözümdür ve aynı zamanda Amerikan halkının güvenliğini korur” dedi.

Demokrat Senatör Tim Kaine ise öneriyi “çılgınca” diye nitelendirerek, “Bu Afganlara bize yardım ettikleri için güvenliklerini sağlayacağımızı söyledik” dedi. Kaine, ABD’nin verdiği sözleri tutması gerektiğini vurgulayarak, aksi halde gelecekte ulusal güvenlik için gerekli olabilecek uluslararası ortaklıkların zarar görebileceğini ifade etti.

Taliban’ın yeniden iktidara gelmesinin ardından, eski Başkan Joe Biden döneminde başlatılan program kapsamında 190 binden fazla Afgan ABD’ye yerleştirildi. Ancak Trump, söz konusu programı iptal etti ve başvuruların işleme alınmasını durdurdu. Bu kararın, geçen yıl Washington’da daha önce ABD istihbaratıyla çalışmış ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bir Afganın iki Ulusal Muhafız askerine ateş açması ve birinin ölmesi sonrası alındığı belirtildi.