Kuveytli vaizin ‘kadınların sosyal medyada fotoğraf paylaşmasının caiz olmadığını’ söylemesi büyük tartışma yarattı

Kuveyt toplumu gündemdeki bazı sorunlar nedeniyle keskin bir bölünmeye tanık oluyor (WAM)
Kuveyt toplumu gündemdeki bazı sorunlar nedeniyle keskin bir bölünmeye tanık oluyor (WAM)
TT

Kuveytli vaizin ‘kadınların sosyal medyada fotoğraf paylaşmasının caiz olmadığını’ söylemesi büyük tartışma yarattı

Kuveyt toplumu gündemdeki bazı sorunlar nedeniyle keskin bir bölünmeye tanık oluyor (WAM)
Kuveyt toplumu gündemdeki bazı sorunlar nedeniyle keskin bir bölünmeye tanık oluyor (WAM)

Kuveytli ünlü vaiz Osman el-Hamis’in bir televizyon yayını sırasında kullandığı ‘kadınların sosyal medyada fotoğraf paylaşmasının caiz olmadığına’ dair ifadeleri, ülke içi ve dışında tartışmalara yol açtı.
Hamis, Kuveyt Enformasyon Bakanlığı’na bağlı Al-Majlis TV’de haftalık programında yaptığı konuşmada, “Kadınlar ister açık, ister tesettürlü olsun, fotoğraflarını sosyal medyada yayınlamamalı. Bir kadının Twitter ve Instagram’a fotoğrafını koyması caiz değildir” dedi.
Son zamanlarda, özellikle Kuveyt ve İslami çevrelerde sosyal paylaşım sitelerinde birçok videosunun yayılmasıyla ünlü olan Hamis, daha önce de fotoğraflarda görüntüyü değiştirmek için filtre kullanılmasının caiz olmadığına dair bir fetva yayınlamıştı.
Kadınların yurt dışında okumasını onaylamadığını daha önce ifade eden Hamis, “Öğrenim amacıyla oluşturulan WhatsApp gruplarında genç üniversite öğrencileri olan erkek ve kızların bir arada olması caiz değildir” dedi.
Kuveyt’te tanınmış olan vaizin bu fetvalarının ardından, çeşitli Körfez toplumlarında ülkelerinin çıkarları ve kalkınma hedefleriyle uyumlu olmayan bu tür konuları gündeme getirmenin nedeni sorgulandı.

Hamis’in tartışmalı fetvaları ve açıklamaları, Kuveyt toplumunda geniş tepki aldı (Vaiz Osman Hamis’in web sitesi)
Kuveyt tarihsel olarak hassas bir aşamadan geçiyor.
Veliaht Prensi Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, kısa bir süre önce mecliste yaptığı konuşmada, “Dikkatli olmalıyız ve dersler almalıyız, çünkü tehlikeler bizi her taraftan kuşatıyor” ifadelerini kullandı.
Veliaht Prens ülkeyi etkileyen tehlikelerden haberdar olma çağrısında bulunurken, son zamanlarda ‘aşırı söylemler’ de belirgin bir şekilde görülmeye başlandı.
Hamis, Eylül ayında Ulusal Meclis seçimlerinden günler önce bazı meclis üyeleri ve İslami akımdan aktivistler tarafından başlatılan ‘Değerler Belgesi’ne şeriat ve yasaları ihlal etmediğini düşünerek destek verdi ve milletvekillerini buna imza atmaya çağırdı.
Söz konusu belge, otellerde kadın-erkek karışık yüzme havuzları ve kulüpleri reddetmek, üniversitede mütevazı kıyafet kurallarını etkinleştirmek için çalışmak, pagan uygulamalarını ve kumar faaliyetlerini durdurmak gibi taahhütler içeriyor.
Belgede, ayrıca, sosyal medyada genel ahlaka aykırı uygulamaların engellenmesi, karşı cinsi taklit etme yasasında değişiklik yapılması ve vücut dövmelerinin suç sayılması da yer aldı.
Eski Enformasyon Bakanı olan Kuveytli yazar Dr. Saad bin Tafle el-Acmi, belgeyi bir ‘DEAŞ belgesi’ olarak nitelendirdi.
Acmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Sözde değerler belgesi DEAŞ’ın mükemmel bir belgesidir. Hukukun üstünlüğüne, anayasaya, kamusal ve bireysel özgürlüklere bağlı herkesin bu belgeyi reddetmesi gerekir. Bu bir Kandahar Belgesidir” ifadelerini kullandı.
Belge, Kuveyt’teki entelektüel akımlar arasındaki derin bölünmeyi ortaya çıkardı.
Kuveyt bölgesi ve çevresi, toplum, ekonomi ve yatırım üzerinde olumlu etkileri olan sosyal ve ekonomik kalkınmada dikkate değer deneyimlere tanık oluyor.
Fetva Kurumu Daru’l İfta, Hamis’in fetvası hakkında gelen sorulara yanıt olarak, bir kadının kişisel fotoğraflarını sosyal medyada kullanabileceğini bildirdi.
Eski Enformasyon Bakanı Sami en-Nesf ise, “Kuveyt’te bölge ülkeleri ve dünyadaki genel eğilimin aksine güçlü bir tepki var. Bu, Kuveyt toplumunun zamana ve moderniteye ayak uydurmak, dünyayı kasıp kavuran mevcut ve yaklaşmakta olan bilgi devrimine hazırlanmak açısından yönelmek gereken şeyle tam bir çelişki içindedir” yorumunda bulundu.

Eski Enformasyon Bakanı Sami en-Nesf (KUNA)
Nesf’e göre, şileri daha da kötüleştiren şey, ‘2050’ye kadar net sıfır karbon emisyonu’ kararı doğrultusunda, dünyanın petrolün stratejik bir meta olarak rolü için geri sayıma başlaması oldu.
Çünkü bu tarihten önce, petrol fiyatlarının gerilemesine neden olacak şekilde, petrol talebinde yıllarca büyük düşüşler yaşanacak.
Bu nedenle, turizm, yatırım getirileri, finans ve ticaret gibi petrole alternatif gelirlere duyulan ihtiyaç artıyor.
Şarku’l Avsat, bu konuda endişelerle dolu bir soruyu gündeme getirdi.
Yani, meclisinde ziyaretçilerin ne giyip, ne yiyip, içeceğine dair olumsuz görüşler bulunan bir ülkeyi veya adaları kimler ziyaret eder?
Şarku’l Avsat’a görüş bildiren Kuveytli bir uzman, ülkede böyle bir tartışmaya ihtiyacı olmadığını vurgulayarak, “Bu konu, özellikle selefi Osman Hamis olarak bilinen vaiz için yeni bir fetva olmadığı için suni bir meseledir” dedi.
Uzman, “Hamis siyasetten uzaktı ve bu fetvayı yıllar önce yayınlamıştı ve söz konusu videoyu yayınlayan medya kuruluşunun arkasındakiler tarafından bilinmeyen bir amaç için yeniden yayınlandı. Bu ne ilginçtir ki, Hamis’in nihayet siyasete adım atmak istediği bir dönemde oldu” diye ekledi.
Kuveyt’te sert söylemin tırmanışı hakkında yorum yapan uzman, bugüne kadar sürekli ivme kazanan ‘Değerler Belgesi’nin Kuveyt toplumu ve halk temsilcilerinin koruyuculuğunu temsil eden tehlikeli bir belge olduğunu vurguladı.
Kuveytli avukat Arec Abdurrahman Hamada ise, Twitter üzerinden yaptığı yorumda, Suudi Arabistan ve Kuveyt’te yaşananları karşılaştırarak, hala bu tür tartışmalarla meşgul olan ülkesinin aksine Suudi Arabistan’da yaşananları övdü.
Kuveytli yazar Dala Al-Mufti, “İslami eğitim veren ve birkaç öğrencisine cinsel tacizde bulunanlar ne olacak? Bunun için de konuşmak gerekmez mi? Yoksa bu konu bir kadınla, saçıyla, sesiyle, kokusuyla ilgili olmadığı için mi önemsiz?” diyerek, Hamis’in fetvasına tepki gösterdi.
Eski Milletvekili Salih el-Mulla ise, Hamis’e yönelik yaygın eleştirilere karşı çıkarak, başka görüştekilere saygı duyma çağrısında bulundu.



Diego Garcia saldırısının ardından Londra, Hürmüz Boğazı'nı koruma rolünü genişletiyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 18 Mart'ta Avam Kamarası'na hitap etti (DPA)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 18 Mart'ta Avam Kamarası'na hitap etti (DPA)
TT

Diego Garcia saldırısının ardından Londra, Hürmüz Boğazı'nı koruma rolünü genişletiyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 18 Mart'ta Avam Kamarası'na hitap etti (DPA)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 18 Mart'ta Avam Kamarası'na hitap etti (DPA)

Birleşik Krallık, İran savaşı bağlamında askeri rolünü genişleterek, ABD'nin iki İngiliz üssünden Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri hedef alan İran tesislerine yönelik saldırılar düzenlemesine izin verdi.

Bu açıklama, İran'ın Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia'da bulunan İngiltere-ABD ortak askeri üssünü iki balistik füzeyle hedef almasının ardından geldi ve bu, benzeri görülmemiş bir gerilim tırmanışıydı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bir İngiliz yetkilisi, İran'ın Diego Garcia'yı hedef alma girişiminin başarısız olduğunu vurguladı. Wall Street Journal, ABD'li yetkililere atıfta bulunarak, füzelerin hiçbirinin hedefine isabet etmediğini bildirdi, ancak fırlatma, Tahran'ın daha önce inanıldığından daha uzun menzilli füze yeteneklerine sahip olduğunu gösteriyor.


Katar Savunma Bakanlığı: Teknik arıza nedeniyle bir helikopter düştü

Katar Savunma Bakanlığı: Teknik arıza nedeniyle bir helikopter düştü
TT

Katar Savunma Bakanlığı: Teknik arıza nedeniyle bir helikopter düştü

Katar Savunma Bakanlığı: Teknik arıza nedeniyle bir helikopter düştü

Katar Savunma Bakanlığı bu sabah erken saatlerde yaptığı açıklamada, Katar'a ait bir helikopterin "rutin bir görev" sırasında teknik arıza nedeniyle kendi karasularına düştüğünü bildirdi.

Bakanlık, mürettebat ve yolcuların arama çalışmalarının devam ettiğini ifade etti.


Suudi Arabistan, İran büyükelçiliğindeki askeri ataşe ve 4 diplomatın 24 saat içinde ülkeyi terk etmesini istedi

TT

Suudi Arabistan, İran büyükelçiliğindeki askeri ataşe ve 4 diplomatın 24 saat içinde ülkeyi terk etmesini istedi

Suudi Arabistan, İran askeri ataşesini, yardımcısını ve büyükelçilik personelinin diğer üç üyesini istenmeyen kişi ilan ederek 24 saat içinde ülkeyi terk etmelerini istedi.

Bu karar, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından bugün yapılan bir açıklamada yer aldı. Açıklamada Krallık, İran'ın kendisine, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine ve diğer bazı Arap ve İslam ülkelerine yönelik açık saldırılarını şiddetle kınadığını yineledi.

Açıklamada, İran'ın Suudi Arabistan'ı, egemenliğini, sivil hedeflerini, sivillerini, ekonomik çıkarlarını ve ülkedeki diplomatik merkezlerini hedef almaya devam etmesinin, ilgili tüm uluslararası sözleşmelerin, iyi komşuluk ilkelerinin, devletlerin egemenliğine saygının, Pekin Anlaşması'nın ve Güvenlik Konseyi'nin 2817 (2026) sayılı kararının açık bir ihlali olduğu belirtildi. Ayrıca, İran tarafının sürekli olarak dile getirdiği İslam kardeşliği ve İslam dininin değer ve ilkeleriyle de çeliştiği, bu söylemlerin eylemlere yansımadığı ifade edildi.

Dışişleri Bakanlığı, 9 Mart'ta yayınladığı ve İran'ın devam eden saldırılarının daha fazla gerilimi işaret ettiğini, hem şimdi hem de gelecekte ilişkiler üzerinde önemli bir etkiye sahip olacağını belirten açıklamasına atıfta bulundu. Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca egemenliğini korumak, güvenliğini sağlamak ve topraklarını, hava sahasını, vatandaşlarını, sakinlerini, kaynaklarını ve çıkarlarını korumak için gerekli tüm önlemleri almaktan çekinmeyeceğini teyit etti.