Küresel piyasalarda gözler yoğun veri gündemine çevrildi

Küresel pay piyasaları, resesyon ve enflasyon endişeleriyle karışık bir seyir izlerken, gelecek hafta gözler dünya genelinde başta imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri olmak üzere yoğun veri gündemine çevrildi.

AA
AA
TT

Küresel piyasalarda gözler yoğun veri gündemine çevrildi

AA
AA

Dünya genelinde resesyon ve enflasyon endişeleri varlık fiyatları üzerinde etkili olmaya devam ederken, gelecek hafta takip edilecek yoğun makroekonomik veri takviminin belirsizlikleri azaltması bekleniyor.
Hafta boyunca ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin açıklamaları piyasaların yönü üzerinde etkili olurken, büyük çoğunluğun aralık toplantısında 50 baz puan faiz artırımına olumlu bakmakla beraber temkinli duruşunu da sürdürdüğü görüldü.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller yaptığı açıklamada Fed'in faiz artırımlarında hala çok uzun bir yolu olduğuna dikkati çekerek, "Faiz oranları, enflasyonda bir dizi iyileşme verisi görene kadar yükselmeye devam edecek. Gelecek bir iki toplantıda faiz artırımlarının sonlanması gibi bir durum yok." ifadelerini kullandı.
Fed Başkan Yardımcısı Lael Brainard da Fed'in enflasyonla mücadelede hala önemli bir yolu olduğunu kaydederken, bankanın yakında faiz artış hızını yavaşlatabileceğini söyledi. Buna karşın, Brainard, faiz artışındaki yavaşlamanın ne zaman yapılacağına ilişkin bir ipucu vermedi.
St. Louis Fed Başkanı James Bullard ise Fed'in yaptığı sıkılaştırmanın henüz enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu belirterek, şahin politikalara devam etmenin önemini vurguladı.
Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari de faiz artırımlarının sona ermesi için en azından enflasyondaki yükselişin durduğuna ikna olması gerektiğini söyledi.
Ülkede açıklanan makroekonomik verilerle hafta içinde resesyon endişesi artarken, gelecek dönem resesyon sinyali olarak kabul edilen ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi ile 3 aylık hazine bonosu getirisi arasındaki fark bir ara eksi 50 baz puan ile Ağustos 2019'dan bu yana en geniş pozisyona ulaştı.
Buna karşın iş gücü piyasasındaki ve perakende satışlardaki güçlü seyir de soru işaretlerini artırdı. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in gelecek ay faizleri 50 baz puan artıracağı beklentileri yüzde 76'ya geriledi.
Resesyon riski emtia fiyatlarında baskıya sebep olurken, Brent petrolün varil fiyatı haftalık yüzde 7,9 düşüşle 87,6 dolara, bakırın libresi yüzde 2,7 azalışla 33,69 dolara indi.
Hafta içinde Polonya'ya düşen bir füzenin Rusya'ya ait olduğu ve savaşın genişleyebileceği endişesi piyasalarda dalgalanmalar meydana getirse de füzenin Ukrayna hava savunma sistemlerine ait olduğunun anlaşılması risk algısını yatıştırdı.

New York borsası kararsız bir hafta geçirdi
ABD'de pay piyasaları bu hafta sınırlı satış ağırlıklı bir seyir izlerken, gelecek hafta gözler başta Fed'in çarşamba günkü toplantı tutanakları olmak üzere yoğun veri gündemine çevrildi.
Analistler, Fed'in toplantı tutanaklarında gelecek dönem para politikasına ilişkin olası ipuçlarının piyasaların yönü üzerinde etkili olabileceğini bildirdi.
ABD'de açıklanan makroekonomik verilere göre, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), ekimde aylık yüzde 0,2 ve yıllık yüzde 8 artarak beklentilerin altında kaldı.
Ülkede geçen hafta açıklanan makroekonomik verilerin belirsizliği artırmasıyla, gelecek haftaki verilerin önemi daha da arttı.
ABD'de konut başlangıçları aylık yüzde 4,2 azalışla beklentilerin altında kalırken, inşaat izinleri de yüzde 2,4 azaldı. Perakende satışlar ise aylık yüzde 1,3 artışla beklentileri geride bıraktı.
Ülkede yaklaşan yılbaşı dönemi öncesinde artan harcamaların Fed'i bir süre daha şahin kalmaya zorlayabileceği belirtiliyor.
ABD'de 8 Kasım'da düzenlenen ara seçimlerde Demokratlar Senato'da çoğunluğu garantilerken, Temsilciler Meclisi'nde ise Cumhuriyetçiler avantajlı konumda bulunuyor.
New York borsasında S&P 500 endeksi haftalık yüzde 0,69, Nasdaq endeksi yüzde 1,57 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,01 değer kaybetti.
21 Kasım ile başlayan haftanın veri takviminde, pazartesi Chicago ulusal aktivite endeksi, salı Richmond Fed sanayi endeksi, çarşamba dayanıklı mal siparişleri, imalat sanayi ve hizmet sektörü PMI, Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi ve yeni konut satışları takip edilecek. ABD'de piyasalar perşembe ve cuma günü tatil nedeniyle kapalı olacak.

Avrupa'da enflasyon güçlü kalmaya devam ediyor
Avrupa borsalarında geçen hafta alış ağırlıklı bir seyir izlenirken, gelecek hafta gözler çarşamba günü bölge genelinde açıklanacak imalat sanayi ve hizmet sektörü PMI verileri ile cuma günü Almanya'daki büyüme verisi başta olmak üzere yoğun veri gündemine çevrildi.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) üyeleri hafta boyunca yaptıkları sözle yönlendirmelerde ultra şahin duruşlarını korudu.
ECB Başkanı Christine Lagarde, ECB’nin yüksek enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarını artırmaya devam edeceğini ve hatta ekonomik büyümenin kısıtlanması gerekebileceğini söyledi.
ECB Başkan Yardımcısı Luis de Guindos de bankanın talebi azaltma üzerine yoğunlaşması gerektiğini belirtirken, para politikası adımlarının likidite sıkıntıları doğurabileceğini ve bankaların bu konuda teyakkuzda olması gerektiğini bildirdi.
Fransa Merkez Bankası Başkanı Francois Villeroy de Galhau ise ABD'de enflasyonun tepe yapıyor olmasının olumlu olduğunu belirterek, Avro Bölgesi'nde çekirdek enflasyonun yavaşlama sinyali vermesiyle faiz artışlarına ara verilebileceğini söyledi.
Enflasyon Raporu'nu açıklayan İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey, faiz artış hızını daha da artırmaları gerekebileceğini söylerken, çekirdek enflasyonda ise tepe noktasına yaklaştıkları inancında olduğunu dile getirdi.
İş gücü piyasalarının sıkı kalmaya devam ettiği ancak talebin yavaşladığını aktaran Bailey, kış mevsiminin ardından enflasyonda yumuşama görebileceklerini kaydetti.
Bölgede açıklanan makroekonomik verilere göre, Avro Bölgesi ekonomisi, 3. çeyrekte rekor enflasyon ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle ivme kaybederek, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,2, 2021'nin aynı dönemine göre ise yüzde 2,1 büyüdü.
Avro Bölgesi'nde açıklanan nihai verilere göre, enflasyon enerji ve gıda fiyatlarındaki artışların etkisiyle ekimde yüzde 10,6'ya ulaşarak kayıtlardaki en yüksek seviyeye işaret etti.
İngiltere'de enflasyon, özellikle enerji ve gıda fiyatları öncülüğünde yükselişini sürdürerek ekimde yıllık yüzde 11,1 ile 41 yılın zirvesine çıktı.
Bu hafta İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,92, Almanya'da DAX endeksi yüzde 1,46, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 1,04 ve İtalya'da MIB 30 endeksi yüzde 0,90 yükseldi.
Gelecek hafta pazartesi Almanya'da Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), salı Avro Bölgesi'nde tüketici güven endeksi, perşembe Ifo iş ortamı güven endeksi takip edilecek.

Asya'da piyasalar yön bulmakta zorlandı
Asya borsalarında bu hafta karışık bir seyir izlenirken, gelecek hafta gözler Çin'den gelecek yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kaynaklı haberlere çevrildi.
Çin'de artan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarına karşın, salgınla mücadelede alınan kararların yumuşatılabileceğine yönelik haber akışı pay piyasaları üzerindeki baskıyı törpüledi.
Japonya'da açıklanan verilere göre, yıllık enflasyon yüzde 3,7 artışla beklentileri geride bırakırken, Mayıs 2014'ten bu yana en yüksek seviyede gerçekleşti.
Japonya ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 1,2 daralırken, eylülde sanayi üretimi yüzde 1,7 geriledi.
Bölgede teknoloji hisseleri diğer sektörlerden pozitif ayrışırken, bu durumda Alibaba'nın hisse geri alım programı açıklaması ve Tencent Holding'in Çin'in oyunlardaki regülasyonundan sonra aldığı ilk lisans etkili oldu.
Çin'de sanayi üretimi ekimde yüzde 5 artsa da beklentilerin altında kalırken, perakende satışlar artış tahminlerinin aksine yüzde 0,5 azaldı.
Söz konusu gelişmelerle haftalık bazda Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,29 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 1,57 değer kaybederken, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,32 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 3,85 yükseldi.
14 Kasım ile başlayan haftanın veri takviminde cuma Japonya'da TÜFE takip edilecek. Japonya'da piyasalar çarşamba günü tatil nedeniyle kapalı olacak.

Yurt içinde gözler TCMB'ye çevrildi
Yurt içinde bu hafta Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi yüzde 1,60 artışla 4.526,73 puana yükselerek haftalık kapanış rekoru kırarken, gördüğü en yüksek seviyeyi de 4.784,01 puana taşıdı.
Gelecek hafta gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikası kararlarına çevrilirken, bir önceki Para Politikası Kurulu (PPK) karar metninde faiz indirimlerine kasım ayında da devam edilebileceği sinyali verilmişti.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye'nin kredi notunu "B" ve not görünümünü "negatif" olarak korudu.
Dolar/TL haftayı bir önceki haftalık kapanışın 0,4 üzerinde 18,6198'den tamamladı.
Analistler, BIST 100 endeksinde teknik açıdan 4.500 ve 4.450 seviyelerinin destek konumuna gelebileceğini, 4.550 ve 4.580 puanın ise direnç olarak öne çıkabileceğini söyledi.
Gelecek hafta yurt içinde salı tüketici güven endeksi, perşembe reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanımı, cuma TCMB'nin Finansal İstikrar Raporu takip edilecek. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in de cuma günü kredi notu değerlendirme raporunu açıklaması bekleniyor.



Amerikan petrol devi, Venezuela'ya dönmeye hazırlanıyor

Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)
Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)
TT

Amerikan petrol devi, Venezuela'ya dönmeye hazırlanıyor

Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)
Exxon, Chavez'in petrol sektörünü kamulaştırma hamlesinin ardından ülkedeki faaliyetlerini durdurmuştu (Reuters)

Amerikan petrol devi ExxonMobil, yaklaşık 19 yıl önce çekildiği Venezuela'ya yeniden dönmesini sağlayacak anlaşmayı tamamlamaya yakın.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre ExxonMobil, ülkedeki bazı petrol sahalarına yatırım yapmak için Venezuela devletine ait Petróleos de Venezuela firmasıyla ön anlaşma imzalamaya hazırlanıyor.

Habere göre muhtemel anlaşma, yeraltında toplam 50 milyar varilden fazla petrol barındıran sahaları kapsayabilir.

Diğer yandan görüşmelerin eylül sonrasına sarkabileceği veya tamamen sonuçsuz kalabileceği de ifade ediliyor.

Venezuela'nın resmi rakamlarına göre ülkenin elinde yaklaşık 300 milyar varillik petrol rezervi var. Bu rakam, Venezuela'yı dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkesi konumuna getiriyor.

ExxonMobil, ABD Başkanı Donald Trump'ın Amerikan petrol şirketlerini Venezuela'ya yatırıma teşvik etmesinin ardından görüşmeler yapmak üzere ekiplerini Karakas'a göndermişti.  

Firmanın rakibi Chevron da bu ayın başında Venezuela'daki ortak girişimleri üzerinden 5 yılda 7 milyar dolarlık yatırım yapmak için anlaşma imzalamış, üretimini günlük 600 bin varile çıkarmayı hedeflediğini açıklamıştı.

Bununla birlikte bazı büyük petrol ve doğalgaz şirketleri Venezuela'ya uzun vadeli yatırım hakkında temkinli davranıyor.

Eski Venezuela lideri Hugo Chávez'in 2007'deki kararıyla ExxonMobil ve ABD'nin üçüncü büyük petrol şirketi ConocoPhillips'in varlıklarına el konmuştu. Firmalar uğradıkları milyarlarca dolarlık kaybın tazmin edilmesine yönelik taleplerini sürdürüyor.

Amerikan petrol ve doğalgaz firmalarının Venezuela'da yatırımı yeniden değerlendirmesi, Washington'ın ocak ayında ülkeye düzenlediği askeri baskının ardından geldi. ABD ordusu, 3 Ocak'taki baskında Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmıştı.

Trump, Venezuela'yla "dünya tarihinin en büyük petrol anlaşmasını" yaptıklarını geçen ay duyurmuştu. Cumhuriyetçi lider, ABD'nin özel sektörle kurulan ortaklık aracılığıyla Venezuela'daki 65 milyar varilden fazla petrol rezervinin büyük bölümü üzerinde kontrol sağladığını açıklamıştı.

Venezuela'da solcular anlaşmaya karşı protestolar düzenlerken, Maduro sonrasında ülkenin başına geçen Delcy Rodriguez sözleşmeyi savunmuştu.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters


Şam’dan akaryakıt fiyatlarında geri adım: Sübvansiyonlu motorin 115 Suriye lirası

Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
TT

Şam’dan akaryakıt fiyatlarında geri adım: Sübvansiyonlu motorin 115 Suriye lirası

Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)
Şam'daki bir benzin istasyonu (Reuters)

Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, sübvansiyonlu motorinin litre fiyatının 115 Suriye lirası (0,94 dolar)  olarak belirleneceğini açıkladı. Beşir, bakanlığın vatandaşların üzerindeki ekonomik yükü hafifletirken akaryakıt arzının sürekliliğini güvence altına alacak alternatifler üzerinde çalıştığını söyledi.

Beşir, Suriye Petrol Şirketi Üst Yöneticisi Yusuf Kablaavi ile birlikte bugün (Perşembe) düzenlediği basın toplantısında, petrol sektöründeki son gelişmeler ve mevcut dönemde alınan tedbirler hakkında bilgi verdi. Beşir, vatandaşların geçim yükünü hafifletmek amacıyla farklı fiyat ve özelliklere sahip çeşitli motorin türlerinin piyasaya sunulacağını belirtti. Bakan ayrıca Suriye Petrol Şirketinin yönetim ve denetiminde, ham petrol işleme kapasitesi günlük 35 bin varile ulaşan bir dizi yerel elektrikli rafinerinin yeniden faaliyete geçirileceğini söyledi.

Petrol Ürünleri ve Maden Kaynakları Fiyatlarını Belirleme Daimi Komitesi, geçen pazar günü petrol ürünleri için yeni ve geçici bir fiyat listesi yayımlamıştı. Suriyeliler, bölgesel ve küresel gelişmelerden etkilenen karar kapsamında fiyatların yüzde 25 ila 40 arasında artırılmasına şaşırmıştı.

Karar, özellikle ekonomik, idari, güvenlik ve yaşam koşullarına ilişkin karmaşık sorunlarla karşı karşıya bulunan Suriye'nin doğu ve kuzey bölgelerinde geniş çaplı halk tepkisine yol açtı. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın zaten ağır olan günlük yaşam maliyetlerine yansıması endişesi tepkileri daha da artırdı.

dfvbgh
Suriye'nin kuzeyindeki El Bab kentinde protestocular, artan yakıt fiyatlarını protesto etti. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın SANA'dan aktardığı habere göre  basın toplantısında konuşan Beşir, çarşamba günü Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldiğini ve vatandaşların üzerindeki yükü hafifletecek bir dizi uygulanabilir alternatifin ele alındığını söyledi. Beşir, kullanım alanına göre farklı özellik ve fiyatlara sahip çeşitli motorin türlerinin piyasaya sunulması yönündeki önerinin kabul edildiğini belirterek, böylece piyasadaki tek bir yüksek özellikli ve yüksek maliyetli ürüne olan bağımlılığın sona erdirileceğini ifade etti.

Enerji Bakanı, “Enerji fiyatlarındaki artışın vatandaşların yaşamına, tarım, üretim ve hizmet sektörlerine doğrudan yansıdığının farkındayız. Sorumluluğumuz yalnızca petrol ürünlerini temin etmekle sınırlı değil, aynı zamanda yükleri hafifletecek ve arzın sürekliliğini koruyacak çözümler aramayı da kapsıyor” dedi.

Beşir, bakanlığın başta ısınma, tarım ve destekten yararlanması gereken kesimler olmak üzere belirlenen alanlarda kullanılmak üzere sübvansiyonlu motorini litre başına 115 Suriye lirasından satışa sunacağını açıkladı. Bakan ayrıca ulaştırma ile üretim ve hizmet sektörlerindeki kullanımlar için uygun özelliklere sahip motorinin litre başına 150 liradan piyasaya sunulacağını bildirdi.

Beşir, bakanlığın günlük 35 bin varile kadar ham petrol işleme kapasitesine sahip bir grup elektrikli rafineriyi yeniden faaliyete geçirme kararı aldığını belirtti.

xcdfgh
Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Çarşamba akşamı Enerji Bakanı ile sektörün durumu ve yakıt dosyası hakkında görüştü (SANA)

Bakan, ham petrol ürünlerinin maliyetinin hazır petrol ürünlerine kıyasla daha düşük olduğunu ifade ederek elektrik üretiminde kullanılmak üzere aylık yaklaşık 140 milyon dolar tutarında gaz satın alındığını kaydetti.

Suriye'nin çeşitli ülkelerden günlük 5 milyon 300 bin metreküp gaz ithal ettiğini belirten Beşir, elektrik üretimi için gaz alımının aylık 140 milyon dolara mal olduğunu ve hazineye ilave yük getirilemeyeceğini söyledi.

Beşir, elektrik borçlarının birikmesi ve petrol ürünlerinden kaynaklanan zararların yatırım projeleri ile yatırım harcamalarını etkilediğini belirterek elektrik faturalarının ödenmemesi ve şebekeye yönelik usulsüz müdahalelerin Suriye Elektrik Şirketinin zararlarını artırdığını ifade etti.

Bakan, “Devlet, sosyalist ekonomi sisteminden serbest piyasa sistemine geçiş politikası benimsedi. Bunun beraberinde getirdiği zorlukların farkındayız” dedi.

Beşir, “Banyas Rafinerisinin yeniden faaliyete geçmesi ve yerli üretimin artırılması, petrol ürünleri fiyatlarına olumlu yansıyacak” ifadeleriyle açıklamalarını tamamladı.

Rafinerilerden çıkan ürünler belirli istasyonlarda satılacak

Suriye Petrol Şirketi Üst Yöneticisi Yusuf Kablaavi ise Enerji Bakanlığı ile uygulama mekanizmalarını görüştükten sonra söz konusu tedbirlerin hayata geçirilmesine yönelik uygulama planını hazırlamaya başladıklarını söyledi.

Kablaavi, geçen dönemde teknik ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların incelendiğini, sürecin sorunsuz şekilde yürütülmesi ve hedeflenen sonuca ulaşılması için karşılaşılabilecek engellerin aşılması üzerinde çalışıldığını belirtti.

bghju
Enerji Bakanı Muhammed El-Beşir, Perşembe günü Suriye Petrol Şirketi CEO'su Yusuf Kablavi ile basın toplantısı düzenledi (Bakanlık hesabı)

Teknik ve idari hazırlıkların tamamlanma durumuna bağlı olarak uygulama adımlarının önümüzdeki günlerde başlamasını umduğunu ifade eden Kablaavi, uygulamanın ayrıntılarının aşamalı olarak açıklanacağını kaydetti.

Kablaavi, rafinerilerde işlenen petrol ürünlerinin illerde belirlenen akaryakıt istasyonları tarafından satılacağını doğruladı.

Yeni fiyat listesi 13 Eylül'de yayımlandı

Petrol Ürünleri ve Maden Kaynakları Fiyatlarını Belirleme Daimi Komitesi, 13 Eylül'de petrol ürünleri için yeni ve geçici bir fiyat listesi yayımlamıştı.

Enerji Bakanlığı daha sonra yaptığı açıklamada, Suriye'de petrol ürünleri fiyatlarının yükselmesinin, Banyas Rafinerisinin bakıma alınmasıyla eş zamanlı olarak bu ürünlerin küresel piyasalardan temin maliyetinde yaşanan olağanüstü artıştan kaynaklandığını bildirdi. Bakanlık, fiyat değişikliğinin geçici olduğunu ve arzın sürekliliğini sağlamakla birlikte ürünlerin iç piyasada bulunabilirliğini güvence altına almayı amaçladığını belirtti.

Bakanlık, Suriye piyasasının benzin, motorin ve fuel oilin küresel tedarik maliyetlerindeki artıştan etkilendiğini açıkladı. Banyas Rafinerisinin yaklaşık iki ay sürecek kapsamlı bakıma alınmasının ise hazır petrol ürünlerinin ithalatına olan ihtiyacı geçici olarak artırdığı kaydedildi.


FED, 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırdı: Warsh ile Trump arasında zorlu sınav

FED binası (Reuters)
FED binası (Reuters)
TT

FED, 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırdı: Warsh ile Trump arasında zorlu sınav

FED binası (Reuters)
FED binası (Reuters)

ABD Merkez Bankası (FED), politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltti. Bu, Temmuz 2023'ten bu yana gerçekleştirilen ilk faiz artışı oldu. Karar, enflasyonun bankanın yüzde 2'lik hedefinin üzerinde seyretmeye devam ettiği ve enerji fiyatlarındaki yükseliş dalgasının ABD ekonomisine yansıma riskinin arttığı bir dönemde alındı.

Karar, Salı günü başlayan FEDeral Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının sonunda geldi. Son haftalarda piyasalarda faiz artışı beklentisi belirgin biçimde güçlenmişti.

Vadeli işlem sözleşmelerinde çeyrek puanlık faiz artışı ihtimali yüzde 90'ın üzerine çıkarken bu oran bir ay önce yaklaşık yüzde 36 seviyesindeydi. Enflasyonist baskıların artması ve petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkması da beklentileri güçlendirdi.

Karar, ABD para politikasının seyrinde bir değişime işaret ediyor. Komite, Aralık ayından bu yana politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutmuştu. Bu dönemde politika yapıcılar, enflasyondaki yükselişin arkasındaki geçici faktörlerin zamanla ortadan kalkacağı görüşündeydi.

Ancak son fiyat verileri, enerji maliyetlerindeki yükseliş ve ekonomik aktivitenin gücünü koruması, enflasyonun politika yapıcıların umduğu hızda FED'in hedefine dönmeyeceğine ilişkin endişeleri artırdı.

cvfghyj
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve FED Başkanı Kevin Warsh, Asheville kentinde düzenlenen G20 ülkeleri maliye bakanları ve merkez bankası başkanları toplantısında (Reuters)

Şimdi gözler, kararın ardından basın toplantısı düzenleyecek FED Başkanı Kevin Warsh'a çevrildi. Piyasalar, Warsh'ın faiz artışını nasıl tanımlayacağına ve önümüzdeki aylarda yeni faiz artışlarına ilişkin herhangi bir sinyal verip vermeyeceğine odaklanıyor.

Warsh'ın açıklamaları, geçen ay Jackson Hole sempozyumunda yaptığı konuşmanın ardından özellikle önem kazandı. Warsh, son verilerin enflasyonun temel eğilimlerinde anlamlı bir iyileşme göstermediğini ve enflasyonun yeterince hızlı şekilde FED'in hedefine yönelmemesi halinde bankanın hâlâ "yapması gereken işler" bulunduğunu söylemişti.

Piyasa beklentileri, yatırımcıların Eylül ayındaki faiz artışını mutlaka tek seferlik bir adım olarak görmediğine işaret ediyor. Vadeli işlem sözleşmelerinde borçlanma maliyetlerinde ilave artışlar fiyatlanmaya başladı.

Büyük finans kuruluşları da tahminlerini değiştirdi. Karar öncesinde yayımlanan değerlendirmeye göre Morgan Stanley, bu yıl faiz artışı olmayacağı yönündeki tahminini değiştirerek biri Eylül, diğeri Aralık ayında olmak üzere iki faiz artışı öngörmeye başladı.

cfthyju
Kevin Warsh, Temmuz ayında Senato Bankacılık Komitesi'nde ifade verirken (AFP)

Faiz artışı, FED'in çok yönlü enflasyonist baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde geldi. Reuters'a göre bankanın enflasyon hedefinde kullandığı kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi, Haziran ve Temmuz aylarında yıllık bazda yüzde 3,7 arttı. Yüksek petrol fiyatları da enerji maliyetlerindeki artışın iç fiyatlara yansıma riskini yeniden gündeme taşıdı.

ABD'nin uzun vadeli Hazine tahvillerinin getirileri de yüksek seviyelere çıktı. 10 yıllık tahvilin getirisi yüzde 5 seviyesini aşarken küresel ölçekte borçlanma maliyetlerinde artış yaşanıyor.

FED verilerine göre 10 yıllık ABD Hazine tahvilinin getirisi 15 Eylül'de yüzde 4,97'ye ulaştı. 30 yıllık tahvilin getirisi ise yüzde 5,3'ün üzerine çıktı.

Uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükseliş, FED'in görevini daha da karmaşık hale getiriyor. Piyasaların belirlediği faiz oranları, politika faizindeki hareket sınırlı kalsa bile mortgage kredileri ile şirketlerin ve hanehalklarının kredi maliyetlerini etkiliyor.

Hazine tahvili getirilerindeki yükseliş, yüksek mali açıkla karşı karşıya bulunan ABD ekonomisinde kamu borcunun finansman maliyetini de artırıyor.

"Noktasal grafik" önümüzdeki dönemin çerçevesini çizecek

FED, faiz kararıyla eş zamanlı olarak üç aylık ekonomik projeksiyonlarını da güncelledi. Bu projeksiyonlar enflasyon, işsizlik ve büyüme tahminlerinin yanı sıra politika yapıcıların uygun gördüğü faiz patikasına ilişkin öngörüleri de içeriyor.

Bu toplantıda "noktasal grafik" olarak bilinen faiz projeksiyonları özellikle önem taşıyor. Önceki tahminler, komite üyeleri arasında faizlerin izlemesi gereken yol konusunda geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu göstermişti.

Haziran ayındaki projeksiyonlarda 19 yetkiliden dokuzu, faiz oranının 2026 sonuna kadar en az 25 baz puan artırılması gerekeceğini öngörürken dokuz yetkili faizin mevcut seviyesinde kalmasını veya 25 baz puan indirilmesini bekliyordu.

fgthy
Kevin Warsh, geçen temmuz ayında düzenlediği basın toplantısında (AFP)

Yeni projeksiyonların, Eylül kararının daha sıkı bir para politikası döneminin başlangıcı mı yoksa son enflasyon dalgasına verilen sınırlı bir tepki mi olduğunu ortaya koyması bekleniyor.

Warsh'ın tutumu da bu projeksiyonların okunmasında ayrıca önem taşıyor. Warsh, önceki "noktasal grafik" turunda bireysel bir faiz tahmini sunmamıştı. Kararın ardından yapacağı açıklamaların faiz politikasının gelecekteki seyrine ilişkin sınırlı bir öngörü sunması ve kararların veriye bağlı kalacağını vurgulaması bekleniyor.

Enflasyon ve petrol kararın merkezinde

Faiz artışı, petrol fiyatlarının yeniden varil başına 100 doların üzerine çıktığı bir dönemde gerçekleşti. Orta Doğu'daki savaş ve deniz taşımacılığındaki aksaklıklar, arz endişelerini artırırken enerji maliyetlerinin yükselmesine yol açtı.

Bu gelişmeler, son haftalarda enflasyon ve faiz beklentilerinin yükselmesine neden olan faktörlerden biri oldu.

FED böylece zor bir dengeyle karşı karşıya. Faiz artışı, enflasyonun kalıcı hale gelmesini ve yüksek fiyat beklentilerinin yerleşmesini önlemeyi amaçlarken diğer yandan borçlanma maliyetlerini artırarak talep ve yatırımlar üzerinde baskı oluşturuyor.

Uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükseliş de politika faizinde ilave büyük artışlar yapılmasa dahi finansal koşulların sıkılaşmasına yol açabilir.

Piyasalar şimdi mevcut faiz artışının ardından yeni artışların gelip gelmeyeceğini izliyor.

Reuters'ın 14 Eylül tarihli anketine göre ekonomistlerin çoğunluğu Eylül ayında faiz artışı beklemeye başladı. Ankete göre Mart ayı sonuna kadar en az bir ilave faiz artışı yapılması bekleniyor.

FED'in bağımsızlığı için yeni sınav

Kararın siyasi bir boyutu da bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump, uzun süredir düşük faiz oranlarını tercih ettiğini açıklarken Warsh'ın FED başkanlığına atanması, bankanın borçlanma maliyetlerini düşürmeye yöneleceği beklentileri eşliğinde gerçekleşmişti.

Faiz artışı, Warsh'ı para politikasını enflasyon, büyüme ve iş gücü piyasasına ilişkin değerlendirmesine göre belirleme konusunda FED'in bağımsızlığını koruma sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

Warsh'ın basın toplantıları, piyasaların faiz politikasının gelecekteki seyrine ilişkin her türlü sinyale karşı hassasiyetinin arttığı bir dönemde özel önem taşıyor.

Piyasalar Temmuz ayında da FED toplantısının ardından tahvil getirilerinde yükseliş yaşamıştı. Banka o toplantıda faizi değiştirmemiş ve Warsh ekonomiye ya da para politikasının gelecekteki seyrine ilişkin net bir mesaj vermemişti.

Ancak Warsh'ın Jackson Hole'daki konuşması, yatırımcıların beklentilerinin yeniden şekillenmesine yardımcı oldu. Son enflasyon verileri de faiz artışı yönündeki beklentileri daha da güçlendirdi.

Dolayısıyla Eylül toplantısının önemi yalnızca 25 baz puanlık faiz artışından ibaret değil. Asıl mesele, FED'in enflasyonla mücadelenin para politikasının daha uzun süre sıkı tutulmasını gerektirdiği yönünde piyasalara net bir mesaj verip vermeyeceği veya Eylül artışının fiyatlar, enerji maliyetleri ve gelecek dönemde açıklanacak verilere bağlı bir adım olarak kalıp kalmayacağı olacak.