Mısır siyasetinin gündeminde İhvan’ın iki yönetim kanadına ilişkin tartışmalar var

Muhammed Bedi. (Reuters arşiv)
Muhammed Bedi. (Reuters arşiv)
TT

Mısır siyasetinin gündeminde İhvan’ın iki yönetim kanadına ilişkin tartışmalar var

Muhammed Bedi. (Reuters arşiv)
Muhammed Bedi. (Reuters arşiv)

Mısır’ın ‘terörist’ olarak sınıflandırdığı Müslüman Kardeşler (İhvan) örgütü içerisinde son günlerde yaşananlar, özellikle örgüt liderliği için çatışan cepheler arasındaki anlaşmazlıkların artması siyasi çevrelerde tartışmalara neden oldu. Son kararın ardından, biri Londra’da diğeri İstanbul’da olmak üzere örgütün iki yönetimi ve liderliği netleşti. İslami hareket konusunda çalışmalar yürüten uzmanlar, ‘Londra Cephesi’ ile ‘İstanbul Grubu’ arasındaki çatışma ve anlaşmazlığın sonuçlarına ilişkin senaryolara odaklanmış durumda.
Anlaşmazlık, İstanbul Cephesi’nin Mahmud Hüseyin’i Genel Mürşid Vekili olarak atadığını açıklamasının ardından arttı. Londra Cephesi ise söz konusu atamaya, birkaç saat sonra İbrahim Münir’in yerine Genel Mürşid Vekili’nin Muhyiddin ez-Zait olduğunu açıklayarak yanıt verdi. Londra Cephesi, rehberlerin isimlerini belirleyerek gerekli düzenlemeler tamamlanıncaya kadar ez-Zait’in vekil rehber olduğunu belirtti.
Son kriz, İbrahim Münir’in Türkiye’deki Teşkilat İşleri İdari Ofisi’ni feshetmesi ve İhvan’ın Rehberlik Bürosu’nun yerine bir ‘üst organ’ kurmasının ardından geçtiğimiz aylarda başka gelişmelere de tanık olmuştu. Öyle ki Londra Cephesi’nin yeni Şura Konseyi kuruldu, İstanbul Şura Konseyi’nin altı üyesi ve Mahmud Hüseyin görevden alındı. İstanbul Şura Konseyi’nin Mustafa Tolba başkanlığında bir ‘rehberlik işlerini yürütecek heyet’ oluşturması ve İbrahim Münir’in görevden alınması nedeniyle İstanbul Cephesi ile yaşanan anlaşmazlık sonrasında Londra Şurası kuruldu. Zira Londra Cephesi, İstanbul Cephesi’nin kararlarını tanımadığını açıklayarak, Tolba’yı görevden almıştı.
İslami hareketler ve terörizm konusunda uzmanlaşmış olan Mısırlı  araştırmacı Ahmed Sultan, Şarku’l Avsat’a  şu açıklamada bulundu:
“İhvan içerisinde yaşananlar şaşırtıcı değil. Örgüt içerisinde 2020’de başlayan anlaşmazlığın bir uzantısıdır. Bu durum, uluslararası örgüte kadar ulaşan yapısal bir bölünmedir. Yani şu an iki uluslararası örgütümüz var ve her biri kendisinin İhvan’a liderlik ettiğini söylüyor. İki taraf arasındaki bölünme artık güçlenmiştir. Görüş ayrılıkları devam etmekte ve derinleşmektedir. İki taraf arasında savaş, suçlamalar ve sözlü tacizler yaşanmaktadır.”
Londra Rehberlik Ofisi geçen haziran ayında, Mahmud Hüseyin’in yokluğunda, örgütün birinci kademe liderlerinin huzurunda bir araya geldi. Ofis, İhvan’ın rehber vekili olarak Munir’e biat etme gerekliliğine dikkati çektiği bir bildiri yayınladı.
Ahmed Sultan konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Mahmud Hüseyin’den Londra grubu ile sorunlarını çözmesi ve Münir’in rehber olduğunu kabul etmesi istendi. Ancak Hüseyin bunu reddetti. O dönemde bazı ülkelerde örgütün bazı unsurlarını içeren küresel bir örgüt kuruldu ve Hammam Ali Yusuf, bunun genel sekreteri olarak atandı.”
İstanbul Cephesi, Mahmud Hüseyin’in rehber olarak atanmasına ilişkin olarak şu açıklamayı yaptı:
“Zorlayıcı bir engel olması halinde yerine önce birinci yardımcısı, sonra milletvekillerinin en yaşlısı, ardından üyelerin en yaşlısı getirilir. Mahmud İzzet’in hapsedilmesinden sonra şu an Mahmud Hüseyin dışında hiçbir üye yok.”
Ahmed Sultan’ın duruma ilişkin değerlendirmesi ise şöyle oldu:
“Liste açısından Mahmud Hüseyin’in görevi üstlenmesi doğru. Ancak anlaşmazlık listede değildir, kuruluşun varlık ve fon yönetimindedir. Yani Londra Cephesi, Mahmud Hüseyin’in grubunun bölücü olduğuna inanıyor. Münir, ölümünden önce kendisine üç vekil seçmişti. Bunların Muhammed el-Buhayri, Zait, Hilmi el-Cezzar ya da Mahmud el-İbyari olduğu söylendi. Burada örgütsel bir sorun ortaya çıktı. Münir’in örgütün rehberi olmaması. Bu noktada şu soru sorulabilir; Rehberlerin, yokluğunda veya ölümünde birinin göreve başlaması için kendisine bir vekil veya vekiller seçme hakkı var mı? Bu nedenle İbrahim Münir, durumu yasal bir bakış açısıyla gerekçelendirmek için bir konsey oluşturdu. Bir sonraki adımda Londra’daki Genel Şura Konseyi, üç kişiden birini seçme konusunda anlaşmak için toplanmaktı ancak konsey toplanmadı. Bu noktada Mahmud Hüseyin, Münir’in ölümünden sonra örgütü yeniden birleştirmek için bir girişim sundu. Londra grubundaki bazı liderlerle iletişim kurdu. Ancak bu liderler onunla iletişim kurmayı reddettiler. Daha sonra Hüseyin, inisiyatif alarak listenin beşinci maddesini devreye soktu. Örgütün yüzde 90’ının yanında olduğunu açıkladı. Diğer yandan Londra Cephesi, resmi bir rehber seçmek için hazırlıklarını sürdürüyor. Londra Cephesi’nin Buhayri’yi seçmesi muhtemel. Çünkü önerilen en ağır isim o. Bu gerçekleşirse örgüt tarihinde ilk defa meydana gelen bir olay olarak İhvan’ın iki rehberi olacak.”
Mısır’daki İslami hareketler konusunda çalışmalar yürüten Ahmed Zağlul da Şarku’l Avsat’a şu açıklamada bulundu:
“Örgüt içindeki çatışma yoğunlaşıyor. Londra Cephesi, resmi olarak bir rehber seçemezse çatışma daha da derinlere inebilir. O zaman örgütün liderliği için yarışan yeni bir grup ortaya çıkabilir. İki liderin rehber pozisyonunda bulunması önümüzdeki dönemde çatışmayı artıracak ve derinleştirecektir. İlerleyen dönemde Londra ve İstanbul cephelerinde gerilimi daha fazla artıracak tedbirler görebiliriz. Londra, İstanbul ve Değişim Hareketi olmak üzere üç cephe ve ilk olarak ‘örgüt içerisinde üyelikleri askıya alınan’, ikinci olarak da ‘çatışan cephelerin bel bağladığı, Mısır içerisindeki grup’ olmak üzere iki grup ile ilişkiler yürütüyoruz. Cezaevindeki liderlerin örgüt içi çatışmanın gelişimi ile ilgili tavırları henüz bilinmiyor. Daha önce Londra Cephesi, hapishanedeki liderlerin İbrahim Münir’i desteklediğini duyurdu. Ancak bu, İhvan içindeki anlaşmazlığı çözemedi.Hapishane liderleri, Mahmud Hüseyin’in tarafında olabilir. Londra Cephesi’nin rehberin ismini açıklanmasındaki gecikme, hapishane liderlerinin desteğini ve onayını almak sebebiyle yaşandı.”
Zağlul ayrıca Mısır’da eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin halk protestoları sonrasında 3 Temmuz 2013’te iktidardan indirilmesinin ardından patlak veren şiddet eylemlerine karışma suçlamaları çerçevesinde örgüt liderlerinden ve rehber Muhammed Bedi’nin ‘idam ve müebbet hapis’ cezalarına çarptırıldığına dikkat çekti.



Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) kentinde Nevruz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi, cumartesi akşamı ülkenin kuzey ve doğusundaki birçok bölgede geniş çaplı öfkeye yol açtı. Olayların ardından güvenlik noktalarına saldırılar düzenlenirken, protesto hareketleri ve bazı bölgelerde halk eylemleri görüldü. Terör örgütü PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi unsurlarının Kamışlı kentinde iç güvenlik merkezine baskın düzenleyerek Suriye bayrağını indirdiği bildirildi.

Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali dün, söz konusu binanın üzerine Suriye bayrağını yeniden çekti. Bu anlar, Suriye Enformasyon Bakanlığı bünyesindeki Haseke Medya Müdürlüğü tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Suriye hükümeti yetkilileri ile Kürt liderler, kuzey ve doğu Suriye’de yükselen tansiyonu düşürmek için temaslarda bulundu. Gerginliğin, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmayı riske atabileceği değerlendirilirken, olayın anlaşmadan rahatsız olan kesimler tarafından ‘fitne çıkarma’ girişimi olduğu öne sürüldü. Kürt kaynaklar ise yaşananların münferit bir olay olduğunu ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını belirtti.

Gerginliğin, Halep’in kuzey kırsalındaki Ayn el-Arab’ta Nevruz kutlamaları sırasında bir Kürt gencin Suriye bayrağını indirmesiyle başladığı ifade edildi. Kürt yetkililer bu davranışı ‘bireysel’ olarak nitelendirirken, sosyal medyada geniş çaplı kışkırtma kampanyalarının başlatıldığı ve bunun bazı bölgelerde Araplar ile Kürtler arasında yer yer çatışmalara yol açtığı aktarıldı. Yetkililer, sahadaki durumun kontrol altına alınmaya çalışıldığını bildirdi.

Kürt siyaset araştırmacısı Mehdi Davud, yaşanan gerginliğin bazı Kürt çevrelerinde etkili olan PKK ideolojisinden kaynaklandığını savundu. Olayı ‘münferit bir hadise’ olarak tanımlayan Davud, bu tür durumların büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde yaşanabileceğini belirtti. Sosyal medyada olayın abartıldığını ifade eden Davud, bazı tarafların kasıtlı olarak gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi.

Sahada belirli bir gerginliğin varlığını kabul eden Davud, bunun sosyal medyada yansıtıldığı kadar büyük olmadığını vurguladı.

Bölgede uzun yıllardır birlikte yaşayan toplulukların birbirini tanıdığını dile getiren Davud, kışkırtma faaliyetlerinin arkasındaki aktörlerin bilindiğini ve mevcut gelişmelerin entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına etkisi olmayacağını ifade etti.

sdfvfd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını denetlemekle görevlendirilen ekibin sözcüsü Ahmed el-Hilali, ‘herhangi bir gerekçeyle sivillere yönelik intikam eylemleri veya saldırıları kesin şekilde reddettiklerini’ açıkladı. El-Hilali, güvenlik ve yargı kurumlarıyla devletin, yasayı uygulama ve ihlallerde bulunanları cezalandırma konusunda tek yetkili merci olduğunu vurgulayarak, herkesi sükûnete, sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve kışkırtma çağrılarına kapılmamaya davet etti.

El-Hilali ayrıca, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve entegrasyon sürecine yönelik çabaların ‘bu tür münferit olaylardan etkilenmeyeceğini’ belirtti. Mevcut aşamada herkesin sağduyu ve aklıselimi öne çıkarması gerektiğini ifade eden el-Hilali, ‘elde edilen olumlu kazanımların korunmasının önemine’ dikkat çekti.

Öte yandan siyasi analist Halef Ali Halef, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan son anlaşmadan rahatsız olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Halef, söz konusu anlaşmanın olası bir iç çatışmayı engellediğini, SDG güçlerinin Suriye ordusuna, güvenlik unsurlarının ise İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edilmesini öngördüğünü belirtti. Söz konusu kesimlerin yeniden kriz çıkarmaya ve dengeleri bozacak hamleler yapmaya çalıştığını ifade etti.

dvdcfv
Suriye’deki Kürtler cuma akşamı Şam’da Nevruz’u kutladı. (Reuters)

Halef, entegrasyon sürecinin ‘iyi ve sorunsuz şekilde ilerlediğini’ belirterek, SDG içinde ağırlığı olan isimlerin üst düzey devlet görevlerine atanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Halef, bu adımı ‘engellerin aşılmasına katkı sağlayan isabetli bir karar’ olarak nitelendirdi.

Halef, Ayn el-Arab ve Afrin bölgelerinde yaşananların ‘anlaşmadan zarar gören kesimlerin ürünü’ olduğunu savunarak, bunu ‘elde edilen kazanımlarla kıyaslandığında küçük bir sorun’ olarak değerlendirdi. Beklentilerinin daha büyük olaylar yönünde olduğunu dile getiren Halef, buna karşın en önemli gelişmenin Kürt sivil oluşumların bayrağın indirilmesini açık şekilde kınaması olduğunu söyledi. Halef’e göre, anlaşmaya karşı olan bazı Arap çevreler bu olayı büyütmeye çalıştı. Ayrıca Kürt kökenli Suriyeli hükümet yetkililerinin de sert kınama açıklamaları yaptığını belirten Halef, kamuoyunu kışkırtma girişimlerine karşı uyardıklarını aktardı. Suriye güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesinin olası toplumsal çatışmaları önlemede etkili olduğunu vurgulayan Halef, tüm bu gelişmelerin ‘entegrasyon sürecinin geri döndürülemez olduğunu ve taraflar arasında tam iş birliği bulunduğunu’ gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Ali Asu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bazı mahallelerde Kürtlerin münferit bir olay nedeniyle darp edilip aşağılandığını bildirdi. Bu tür olayların Suriye halkının bileşenleri arasında fitneye yol açtığını belirten Asu, sükûnet çağrısında bulunarak ulusal birlik ruhuna bağlı kalınması ve kışkırtmalara kapılınmaması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gelişmelere ilişkin bir paylaşımda bulunarak, söz konusu açıklamayı hesabından yeniden yayımladı ve “Kritik bir anda önemli sözler ve bilge liderlik” ifadesini kullandı.

Öte yandan SDG bünyesindeki özerk yönetimin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, Ayn el-Arab’ta Suriye bayrağının indirilmesini ‘münferit bir davranış’ olarak nitelendirdi. Ahmed, bu yıl Nevruz kutlamalarının Suriye’de ilk kez resmi şekilde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, Suriyelilere fitneden uzak durma, sükûneti koruma ve herhangi bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulundu. Ahmed, “Bölgede yeni bir çatışmanın başlamasına ihtiyaç yok” dedi.

dfvfdfd
Suriyeli Kürtler, cumartesi günü Halep kırsalındaki Afrin’de düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında yerel bayraklarını dalgalandırdı. (Reuters)

Bu çerçevede el-Cezire bölgesindeki iç güvenlik güçleri dün yayımladığı açıklamada, Afrin ve Halep kentlerinde Nevruz kutlamalarına katılan Kürtlere yönelik saldırıları ve fitne çıkarma girişimlerini kınadı. Açıklamada ayrıca, bir kişinin bireysel davranışla Suriye bayrağını indirmesi de eleştirildi. Olayın hemen ardından Ayn el-Arap İç Güvenlik Müdürlüğü’nün harekete geçerek şüpheliyi gözaltına aldığı ve dosyanın ilgili yargı mercilerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, Suriyelilerin ortak değerlerini temsil eden sembollere yönelik her türlü saldırının kesin şekilde reddedildiği vurgulandı.

Öte yandan Kobani’de Nevruz etkinliklerini düzenleyen hazırlık komitesi de bir açıklama yaparak, toplumsal istikrara zarar veren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti. Komite, söz konusu olayların halkın farklı kesimleri arasında ayrışma ve fitne yaratmak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade ederek, Suriye’de güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü girişime karşı durma çağrısında bulundu.


Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
TT

Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)

Şam'da yüzlerce Suriyeli dün, yetkililerin alkollü içeceklerin satışını kısıtlama, restoranlarda ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklama kararını protesto etmek amacıyla sessiz bir oturma eylemi düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular, sivil toplum aktivistlerinin çağrısı üzerine, sıkı güvenlik önlemleri altında, çoğunluğu Hristiyan olan Bab Tuma mahallesinin meydanına akın etti. Bu eylem, 2024 yılının sonlarında Başkan Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yetkililerin kişisel özgürlükleri ihlal edeceğine dair artan endişeleri yansıtıyor.

Protestocular Suriye bayrağı ile Arapça ve İngilizce pankartlar açtılar; bunlardan birinde “Kişisel özgürlük kırmızı çizgidir” yazıyordu.

“Anayasanın maddeleri bir talep değil, bir haktır” yazılı pankart taşıyan 60 yaşındaki üniversite öğretim üyesi Hanan Ası, AFP’ye verdiği demeçte, Suriyelilerin “yoksulluktan yerinden edilmişlere, evsizlere ve mültecilere kadar binlerce unutulmuş sorunu” olduğunu belirterek, “Biz bir inşa aşamasındayız, bölünme aşamasında değiliz” ifadelerini kullandı.

Tartışma, geçtiğimiz aylarda alınan ve özgürlükler konusunda endişelere yol açan bir dizi karar ve önlemin ardından ortaya çıktı; bunlar arasında plajlarda ve havuzlarda «daha mütevazı» kıyafet kuralları ile Lazkiye’de kadın memurların makyaj yapmasının yasaklanması konusundaki tartışma yer alıyor.

Bir komedyen olan Melki Mardanyal (31), Instagram sayfasında yayınladığı videoda, kararı alaycı bir şekilde ele aldıktan sonra programa katıldı ve şunları söyledi: “Komedi, yetkililere karşı elimizdeki hafif bir silahtır ve onların aldığı kararlar, bizim yaptığımız komediden daha çok insanı güldürüyor” diyerek, “insanları meydanlara toplayanın, yetkililerin kararları olduğunu” vurguladı.

Televizyon yazarı Rami Kousa (37 yaşında) ise “Bu kararların amacı, şehrin kimliğini değiştirmek için kamu özgürlüklerini kısıtlayacak benzer kararları geçirmek üzere nabız yoklamaksa, mesaj yerine ulaşmış olmalı” dedi ve “Bu tür kararlar geçmeyecek” vurgusunda bulundu.

Bu protesto, özellikle Suriye'deki azınlıklar arasında endişelerin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşiyor; Hıristiyanların endişeleri, haziran ayında Şam'ın Duveyle semtinde bir kilisenin bombalanmasının ardından, temmuz ayında kanlı şiddet olaylarına sahne olan Dürzilerin kalesi Süveyda'ya ve zaman zaman yetkililerle çeşitli sorunlar nedeniyle gerginliklerin yaşandığı ülkenin kuzeydoğusundaki Kürtlere kadar uzanıyor.

Şam Valiliği 17 Mart'ta, mühürlü alkollü içeceklerin satışını çoğunluğu Hristiyan olan üç bölgeyle sınırlayan bir karar yayınladı. Bu bölgeler el-Kassa, Bab Tuma ve Bab Şarki'dir. Karar, alkolün restoran ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklıyor. Valilik bu kararla, "kamu ahlakını ihlal eden olayları" azaltmayı amaçladığını ve kararın yerel halktan gelen şikayetler üzerine alındığını belirtti.

Hükümetteki tek Hristiyan bakan olan Sosyal İşler Bakanı Hind Kabavat, alkolün Hristiyan bölgeleriyle sınırlandırılmasını eleştirerek, bu bölgelerin "içki ve alkol yerleri değil, Şam'ın kalbi, parlak tarihi ve bir arada yaşama yeri" olduğunu ifade etti.

Valilik dün yaptığı açıklamada, yeni önlemlerin yıllar önce çıkarılan kararnamelerle "uyumlu" olduğunu ve amacının "alkol satış noktalarında yaşanan kaosu" düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.

Kararda belirtilen üç alanın, taraflardan hiçbirini incitmeyecek şekilde yeniden değerlendireceğini duyurdu.


Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
TT

Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Hamas'ın yeni lider seçimi sürecini altüst etti. Kaynaklar, çeşitli karmaşıklıklar ve ‘bölgedeki güvenlik ve siyasi değişiklikler’ nedeniyle sürecin dondurulmasının planlandığını bildirdi.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın işlerini bir ‘liderlik konseyi’ yönetiyor. Son iki aydır hareketi yönetecek yeni bir lider seçmek için bir süreç başlatıldı. Şarku’l Avsat'a konuşan Gazze’nin içinden ve dışından Hamaslı dört bilgili kaynak, bölgedeki mevcut durum nedeniyle hareketin başkanlık seçimini geçici olarak askıya alma eğilimi olduğunu aktardı.

Hamas’ın liderliği için rekabet, hareketin yurtdışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ile Gazze Şeridi'ndeki muadili ve ateşkes müzakere ekibi başkanı Halil Hayye arasında sürüyor. Hem Meşal, hem de Hayye, Hamas’ın liderlik konseyinde yer alıyor.

Hamas’tan biri Gazze Şeridi içinde, diğeri dışındaki iki kaynak, önümüzdeki günlerde seçimlerin iptal edilmesi ve siyasi büro seçimlerinin bu yılın sonunda yapmayı planlandığını teyit etti.