İngiltere Dışişleri Bakanı Cleverly, Şarku’l Avsat’a konuştu: İran'ın bölgenin istikrarını bozan faaliyetlerine karşı önlem alacağız

Cleverly: Putin, Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı nedeniyle uluslararası sahneden kendisini tecrit etti

İngiliz Dışişleri Bakanı Cleverly, 18. Manama Diyalog Forumu’na katıldı (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü)
İngiliz Dışişleri Bakanı Cleverly, 18. Manama Diyalog Forumu’na katıldı (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü)
TT

İngiltere Dışişleri Bakanı Cleverly, Şarku’l Avsat’a konuştu: İran'ın bölgenin istikrarını bozan faaliyetlerine karşı önlem alacağız

İngiliz Dışişleri Bakanı Cleverly, 18. Manama Diyalog Forumu’na katıldı (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü)
İngiliz Dışişleri Bakanı Cleverly, 18. Manama Diyalog Forumu’na katıldı (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü)

İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Londra’nın İran’ın bölgenin istikrarını bozan eylemlerini önleyecek tedbirleri almak üzere müttefikleriyle çalışmaya devam edeceğini söyledi. Celeverly, “İran’ın eylemlerinden, Rusya'ya insansız hava araçları (İHA) tedarik etmesinden ve Rusya’nın da bunları sivilleri ve sivil bölgeleri hedef almak için kullanmasından ötürü İranlı bazı isimlere yaptırımlar uygulandı” ifadelerini kullandı.
İngiliz Bakan, kendisine yöneltilen ve Londra merkezli Iran International TV'yi İran'ın tehditlerinden korumak için gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp alınmadığına ilişkin bir soruya, “Birleşik Krallık'taki insanların güvenliğini son derecede ciddiye alıyoruz. Özgür, dürüst ve açık gazeteciliğin önemini inanılmaz derecede ciddiye alıyoruz.  Birleşik Krallık’ya yönelik açıkça tehditler olduğuna inandığımızda buna karşılık veriyoruz” yanıtını verdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ‘Ukrayna'ya yönelik saldırganlığı nedeniyle uluslararası sahneden tecrit edildiğini’ söyleyen Cleverly, İngiltere Başbakanı Rishi Sunak'ın birkaç gün önce Kiev'e yaptığı ziyaretin, ülkesinin Ukrayna'ya verdiği desteğin devam ettiğinin yeni bir teyidi olduğunu ve dünyaya, müzakere masasına oturulduğunda, barış anlaşmasının hangi şartlar altında kabul edeceğine karar verecek tarafın Ukrayna olduğunu hatırlatmayı hedeflediğini söyledi.
Batılı liderlerin Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı görüşmelere ilişkin değerlendirmede bulunan Cleverly, “Ortak çıkarlarımız olduğuna inandığımız konularda iş birliği yapacağız. Bunun yanında anlaşamadığımız noktalarda bunlara karşı olduğumuzu da açıkça ifade edeceğiz” şeklinde konuştu.
İşte Bahreyn'de düzenlenen 18. Manama Diyalog Forumu çerçevesinde başkent Manama’da İngiltere Dışişleri Bakanı Cleverly ile ikamet ettiği konutta gerçekleşen röportajın tam metni:

-Iran International TV’nin Londra'daki genel merkezinin önünde olağanüstü güvenlik önlemleri alındığı görüldü. Gerçekten İran’dan tehditler geliyor mu? Bu tür eylemler hangi mesajı taşıyor?
İngiltere'de insanların güvenliğini korumayı ve özgür, şeffaf ve dürüst gazeteciliği sürdürmenin önemini son derece ciddiye alıyoruz.
Birleşik Krallık topraklarına karşı tehdit olduğunu düşündüğümüzde, insanlara Birleşik Krallık’ta kendilerini güvende olduklarını ve korunduklarını hissetmeleri gerektiği mesajını göndererek bu tehditlere net bir şekilde yanıt veriyoruz. Ayrıca İran Maslahatgüzarı'nı Dışişleri Bakanlığı’na çağırdığımızda gazetecilere yönelik tehditlerin kabul edilemez olduğuna dair nota verdik ve bunu reddetmeye devam edeceğiz.
Bu önlemleri, İngiltere’deki insanları İran’dan gelen tehditlerden korumak için aldık. Çünkü insanların İran'da olup bitenler hakkında açık ve net bir şekilde konuşabileceklerini hissetmeleri çok önemli.

-Manama Diyalog Forumu’nda İran’ın ve Rusya'nın Arap bölgesinin güvenliği için tehdit oluşturduğunu söylediniz. Sizce Londra’da bu tür önlemlerin alınması, yaptırımların uygulanması ve İran maslahatgüzarlarının Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması İran’ı tehditlerinden caydırmak için yeterli mi?
(İran'daki) bazı kişilere eylemlerinden dolayı bir takım yaptırımlar uyguladık. İran’ın Rusya'ya İHA sattığını ve bu İHA'ların Ukrayna'da sivilleri ve sivil noktaları hedef almak için kullanıldığını öğrendiğimizde İran’da Rusya'ya İHA ihraç etmekten sorumlu kişilere ve şirketlere, İran rejimi tarafından İranlı kadınlara yönelik kötü muameleyi gördüğümüzde de Ahlak Polisi’ne (İrşad Devriyeleri) karşı özel yaptırımlar aldık.
İranlı yetkililerin İran halkını dinlemesini istiyoruz. İranlı yetkililer kabul edilemez şeyler yaptığında, onları caydırmak için ciddi önlemler alarak ve yaptırımlar uygulayarak onları açıkça hedef alacağız.

-Peki, İran’ın bölgede oynadığı rol hakkında ne söyleyeceksiniz?
İran'ın komşu ülkelerin istikrarını bozan eylemlerde bulunmaya çalıştığını öğrendiğimizde harekete geçiyoruz. Birleşik Krallık Donanması’na ait bir gemi, İran’dan yapılan füze sistemlerine ait ekipman sevkiyatını durdurdu. İran’ın bölgede istikrarsızlaştırıcı eylemlerini engellemeye yönelik tedbirler almaya ve eylemlerinden dolayı insanlara yaptırım uygulamaya devam edeceğiz.

-İran ile nükleer dosya üzerindeki müzakereler sona erdi mi?
Geçtiğimiz Mart ayında masaya İran için gerçekçi bir anlaşma koyduk. Ancak Tahran henüz bir yanıt vermedi. Anlaşmanın sunulmasından sonra İran'ın haklarını savunan İranlı kadınlara karşı acımasız uygulamalarda bulunduğuna tanık olduk. Rusya'ya Ukrayna'da sivillere ve sivil hedeflere karşı kullanılan İHA’lar ihraç ettiğini gördük.
İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeye devam edeceğiz. Şimdi teklifimize anlamlı bir yanıt vermek İran'a düşüyor. Top İran'ın sahasında. İran'ın bu teklife yanıt vermesi gerekiyor.

-Bu, nükleer anlaşma müzakere masasına dönüldüğü anlamına mı geliyor?
Söylediğim gibi İran'a ciddi ve adil bir teklifte bulunduk. İran buna uygun davranmadı. İran yönetimine mesajım, sürece olumlu bir şekilde dahil olmaları yönünde. Biz bir anlaşma sunduk. Teklif iyi ve İran buna olumlu yanıt vermeli.

-Ukrayna demişken, Rusya Devlet Başkanı Putin, G20 Zirvesi’nde Londra ve müttefiklerinin istediği kadar yalnız mıydı?
Putin'in G20 zirvesine katılamayacağını hissetmesi açık bir mesaj. G20 Zirvesi’nin sonuç bildirgesini imzalayan ülkelerin çoğunun Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığını nasıl kınadığına tanık olduk. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul’da Rusya'nın Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerini ilhak etme kararını 153 ülkenin nasıl kınadığını ve reddettiğini gördük.
Putin’in uluslararası sahneden tecrit edilmesine neden olan onun eylemleridir. G20 Zirvesi'ne katılmak için Endonezya'ya gidemeyeceğini hissettiği açık. Ayrıca, Rusya ile uzun süreli ilişkileri olanlar da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından ülkeler, Putin'e Ukrayna'ya yönelik saldırganlığın çok büyük bir hata olduğunu söylüyor ve buna son vermesi çağrısında bulunuyorlar.
Daha öncede ifade ettiğim gibi BM üyesi birçok ülke, Rusya’ya karşı oy kullandı ve eylemlerini kınadı. Putin’i uluslararası sahneden tecrit eden bizzat kendisidir.

-İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, geçtiğimiz günlerde Kiev'i ziyaret etti. Ukrayna'daki ‘oyunun sonunu’ nasıl görüyorsunuz? Sizce Rusya hangi sınırlara çekilmeli; 2014 sınırlarına mı, 24 Şubat 2022 öncesi sınırlara mı yoksa fiili sınırlarına mı?
İngiltere Başbakanı Sunak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy başta olmak üzere Ukraynalı yetkililer ve Ukrayna halkı ile dayanışma içinde olduğumuzu teyit etmek için Kiev'i ziyaret etti. Başbakan Sunak, ülkesinin Ukraynalıların kendilerini Rusya’nın saldırılarına karşı savunmaları için desteklemeye devam ettiğini vurguladı.
Ayrıca Sunak’ın ziyareti, müzakere masasına ne zaman oturulacağına ve barış anlaşmasının hangi şartlar altında kabul edeceğine karar verecek olan tarafın Ukrayna olduğunu tüm dünyaya hatırlatmayı hedefliyordu.
Ukraynalılara bir barış anlaşmasının nasıl görünebileceğini söylemek diğer ülkelere düşmez. Bu ancak Ukrayna yönetiminin kararıdır. Ayağa kalkıp galip gelene kadar Ukrayna’yı desteklemeye kararlıyız.

-G20 Zirvesi’nde Putin’i tecrit etmeye çalıştınız, fakat Çin Devlet Başkanı Şi'ye elinizi uzattınız. Batı, yeni bir dünya düzeni oluşturmak için Çin ile çalışmaya hazır mı?
Dünyanın ihtiyaçlarına yönelik ortak çıkarlarımızın olduğu konularda Çin ile çalışmaya devam edeceğiz. Örneğin yeşil enerjiye geçişte Çin'in büyük bir rolü var.
Ama tıpkı Çinli meslektaşım Wang Yi ile New York'taki BM Genel Kurul görüşmelerinin oturum aralarında yaptığım gibi Çinli yetkililerle konuştuğumuzda, Uygur Müslümanlarına yönelik muameleleri, Kovid-19 pandemisini ele alma şekilleri, Hong Kong konulu anlaşmalara uymamaları ve İngiliz milletvekillerine uyguladıkları yaptırımlar gibi anlaşmazlık yaşadığımız konuları tartışıyoruz.
Dolayısıyla ortak çıkarlarımız söz konusu olduğunda onlarla iş birliği yaparken anlaşmazlık yaşadığımız noktalarda bunlara karşı olduğumuzu da açıkça ifade edeceğiz.

-Suriye ile ilgili bir soru sormak istiyorum. Suriye unutuldu mu? Topraklarında 5 yabancı ordunun (ABD, Rusya, Türkiye, İran ve İsrail) olduğu ve büyük insani acıların yaşandığı bir ülke unutulabilir mi?
Suriye aklımızda. Komşu ülkelerde milyonlarca mülteci görüyoruz. Bu ülkelere Suriyeli mülteciler için gösterdikleri çaba ve destekten dolayı teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde yerinden edilmiş çok sayıda Suriyeli halen Suriye'deki kamplarda yaşıyor.
Suriyelilerin anavatanlarına dönmesi ve Suriye'nin eski canlı, refah içinde, aktif ve öncü ülke haline gelmesi için çatışmaya çözüm bulmak amacıyla çalışmayı sürdüreceğiz.
Ancak, dünyada birçok insan Rusya ve Ukrayna hakkında konuşsa da sizi ve bu röportajı okuyacak Suriyelileri halen Suriye’yi çokça düşündüğümüze temin ederim. Bölgedeki komşu ülkelerle Suriyeli mültecileri nasıl koruyacağımızı tartışıyoruz. Suriye’de barışa ulaşmak için çalışmaya devam edeceğiz.



İran ordusu ABD üslerini tehdit ediyor: Tüm senaryolar için planlar hazır

ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
TT

İran ordusu ABD üslerini tehdit ediyor: Tüm senaryolar için planlar hazır

ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)
ABD Donanması tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Boeing F/A-18E/F Super Hornet savaş uçağının 23 Ocak'ta USS Abraham Lincoln uçak gemisine inişi görülüyor. (AP)

İran’daki düzenli ordu, olası bir ABD saldırısına ‘derhal’ karşılık verileceği tehdidinde bulunarak savaşa hazır olduğunu duyurdu. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise dün yaptığı açıklamada, ordunun İran konusunda başkanın alacağı ‘her türlü kararı uygulamaya hazır olacağını’ söyledi.

İran Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya, düşmanların yapacağı herhangi bir ‘yanlış hesaplamaya’ derhal karşılık verileceğini belirterek, silahlı kuvvetlerin son 12 gün savaşından ‘tereddüt etmenin ve düşmana zaman tanımanın artık bir seçenek olmadığı’ yönünde temel bir ders çıkardığını ifade etti.

Ekreminiya, İran’ın Ufuk televizyon kanalına yaptığı açıklamada, operasyonel planların önceden hazırlandığını ve ‘tüm olası senaryolara’ gecikmeksizin karşılık verilmesi yönünde talimatların verildiğini söyledi. Karşılık mekanizmasının netleştiğini ve devreye alındığını vurguladı.

Ekreminiya ayrıca, bölgeye yayılmış ABD üslerinin ‘yarı ağır silahlar, insansız hava araçları (İHA) ve füzeler’ kullanılarak ‘doğrudan hedef alma menzili içinde’ bulunduğunu belirterek, olası bir saldırının ‘sınırlı ya da kısa süreli olmayacağını’, aksine ‘Batı Asya’nın tamamını kapsayan geniş çaplı bir çatışmaya’ yol açabileceğini kaydetti.

ABD’nin olası bir saldırısının ‘Donald Trump’ın hayal ettiği şekilde’, yani hızlı bir operasyon yürütülüp saatler içinde sona erdiğinin ilan edilmesiyle gerçekleşmeyeceği uyarısında bulundu.

ABD uçak gemilerinin ‘dokunulmaz olmadığını’ söyleyen Ekreminiya, bu gemilerin hipersonik füzeler de dahil olmak üzere İran füzelerine karşı savunmasız olduğunu ifade etti ve ABD’nin deniz üstünlüğüne bel bağlamanın ‘misillemeye karşı bir güvence sağlamadığını’ dile getirdi.

Ekreminiya, ABD uçak gemilerinin ‘ciddi zayıf noktaları’ bulunduğunu, Körfez bölgesindeki çok sayıda ABD üssünün de ‘İran’ın orta menzilli füzelerinin erişim alanı içinde’ yer aldığını sözlerine ekledi.

Ekreminiya, ‘uluslararası ilişkilerde diplomatın rolü sona erdiğinde askerin rolünün başladığını’ vurgulayarak, karşı karşıya kalınan mücadelenin araçlarının ‘diplomasi, askerî güç ve yumuşak savaş’ unsurlarını birlikte içerdiğini söyledi. İran Silahlı Kuvvetleri’nin ‘ülkeyi savunmak ve caydırıcılığı güçlendirmek için en üst düzeyde hazırlık içinde olduğunu’ ifade etti.

İran’daki düzenli ordunun envanteri, paralel yapı olan Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) silahlarıyla kıyaslandığında eski kabul ediliyor. Buna rağmen, nükleer program nedeniyle Batı ile artan gerilimler ışığında, ordu birlikleri son dönemde bazı yeni silahları envanterine almaya başladı.

Ekreminiya’nın açıklamalarının ardından konuşan İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Bugün savaşa hazır olmamız gerekiyor… İran İslam Cumhuriyeti asla savaş başlatmaz, ancak kendisine dayatılırsa güçlü biçimde kendini savunur” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’ndan (ISNA) aktardığına göre Arif, İran’ın ABD ile müzakereye ‘hazır’ olduğunu, ancak ‘bu kez garantilere ihtiyaç duyulduğunu’ söyledi; ayrıntı vermedi.

Aynı bağlamda İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Emir Hatemi, herhangi bir işgal ya da saldırıya ‘ezici bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Devlet televizyonu ise Hatemi’nin talimatıyla yerli üretim ‘bin İHA’nın’ muharip birliklere dahil edildiğini bildirdi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki protestoların bastırılması gerekçesiyle yeni bir saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamadı. Washington’ın bölgede, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin öncülük ettiği bir deniz filosu başta olmak üzere ek askeri güç konuşlandırdığı belirtildi. Trump, nükleer dosyada askerî müdahaleden kaçınılması için Tahran’a tanınan sürenin ‘tükenmek üzere olduğu’ uyarısında bulundu.

Hegseth dün yaptığı açıklamada, ordunun İran konusunda başkanın alacağı ‘her türlü kararı uygulamaya hazır olacağını’ söyledi. Washington’ın Tahran’ın nükleer kapasite edinmesine ‘izin vermeyeceğini’ vurgulayan Hegseth, Trump’ın seçenekleri değerlendirdiğini, ancak henüz nihai bir karar vermediğini belirtti.

ABD’nin olası askerî müdahale ihtimali, halihazırda kırılgan olan Ortadoğu’da istikrarsızlığın daha da derinleşebileceği endişesiyle bölge ülkeleri, Birleşmiş Milletler (BM) ve önde gelen uluslararası başkentlerde kaygı yaratıyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres dün, İran’la -özellikle nükleer dosya konusunda- diyalog çağrısı yaparak, aksi halde bölge için ‘yıkıcı sonuçlar’ doğurabilecek bir kriz yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Rusya Devlet Başkanlığı da İran dosyasıyla ilgili verimli müzakerelere ulaşma ihtimalinin ‘henüz tükenmediğini’ belirterek, tüm tarafları itidale ve güç kullanımından kaçınmaya davet etti. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise ‘bölgenin yeni bir savaşa ihtiyacı olmadığını’ vurguladı.


Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
TT

Sudan, dünyadaki en büyük yerinden edilme sayısını kaydetti

Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)
Batı ve güney Sudan'da, Kuzey Darfur ve Güney Kordofan'da kıtlık yayılıyor (AP)

UNICEF'in Ortadoğu ve Kuzey Afrika şubesi dün yaptığı açıklamada, Sudan'ın dünyadaki en büyük iç göç dalgasına sahne olduğunu ve 18 eyalette yaklaşık 9,5 milyon insanın yerinden edildiğini belirtti.

Örgüt açıklamasında, yaklaşık üç yıl önce başlayan ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmanın yol açtığı savaş, salgın hastalıklar ve kıtlık nedeniyle çocukların insani bir felaketten muzdarip olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletler'e göre Nisan 2023'te başlayan çatışma, ülke içinde ve dışında 12,5 milyondan fazla insanı yerinden etti; bunların 4 milyonu komşu ülkelere sınır geçmek zorunda kaldı. UNICEF, Sudan'daki duruma çözüm bulmak için daha fazla medya desteğine ve fonlamaya ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Öte yandan, AB'nin dış politika şefi Kaja Kallas dün, AB'nin HDK ve ordunun unsurlarını hedef alan yeni yaptırımları onayladığını duyurdu. Kallas, "Bu önlemler tek başına savaşı sona erdirmeyecek, ancak sorumlular için maliyeti artıracaktır" ifadelerini kullandı.


Trump: İran’a karşı askeri müdahaleye gerek kalmamasını umuyoruz

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran’a karşı askeri müdahaleye gerek kalmamasını umuyoruz

Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)
Trump, eşi Melania hakkındaki bir belgeselin gösterimi sırasında konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, eşi Melania adına çekilen belgeselin gala gösterimi sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’a yönelik askerî bir müdahaleye gerek kalmamasını umduğunu belirtti. Trump, “İlk başkanlık dönemimde orduyu yeniden inşa ettim. Şimdi ise İran denen bir yere doğru ilerleyen bir (savaş gemileri) grubumuz var. Umarım onları kullanmak zorunda kalmayız” dedi.

Tahran’la olası müzakerelere ilişkin bir soruya da yanıt veren Trump, “Bunu daha önce yaptım ve yine yapmayı planlıyorum. Evet, şu anda İran’a doğru seyreden çok büyük ve çok güçlü gemilerimiz var. Onları kullanmak zorunda kalmamak harika olurdu” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekremi Niya, “kesin ve derhal” karşılık verileceğini söyleyerek, olası bir ABD saldırısının “Trump’ın hayal ettiği gibi hızlı bir operasyon yapılıp saatler içinde bittiğinin ilan edilmesi şeklinde olmayacağını” dile getirdi.

Ekremi Niya, ABD uçak gemilerinin “ciddi zayıf noktaları” bulunduğunu savunarak, Körfez bölgesindeki çok sayıda ABD üssünün “İran’ın orta menzilli füzelerinin menzili içinde” olduğunu vurguladı.

Gerilimi düşürme çabaları kapsamında Türkiye, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi cuma günü ağırlayacak. Ankara, komşusu İran ile müttefiki ABD arasında arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Aynı çerçevede Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telefon görüşmesi yaparak “gerilimi düşürme ve istikrarı tesis etmeye yönelik çabaları” ele aldı.

Buna karşın taraflar uyarı dozunu artırmayı sürdürdü. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, “Bugün savaşa hazır olmamız gerekiyor. İran İslam Cumhuriyeti asla savaş başlatmaz; ancak kendisine dayatılırsa güçlü bir şekilde savunur” dedi.

İran Öğrenci Haber Ajansı (İSNA), Arif’in İran’ın aynı zamanda ABD ile müzakereye “hazır” olduğunu, ancak “bu kez garantilere ihtiyaç duyulduğunu” söylediğini aktardı. Arif bu garantilerin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Emir Hatemi de “her türlü saldırı ve işgale karşı ezici bir karşılık” tehdidinde bulundu. Devlet televizyonu, Hatemi’nin talimatıyla yerli üretim “bin stratejik insansız hava aracının” muharip birliklere katıldığını bildirdi.

Trump ise protestoların bastırılması gerekçesiyle yeni bir saldırı olasılığını dışlamazken, Washington’un bölgede askerî yığınak yaptığı, başını “Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz filosunu konuşlandırdığı belirtildi. ABD Başkanı, Tahran’ı nükleer dosyada askerî müdahaleden kaçınmak için zamanın daraldığı konusunda da uyardı.

“Yıkıcı sonuçlar”

Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Bakan Hakan Fidan’ın Arakçi ile yapacağı görüşmede Ankara’nın “mevcut gerilimlerin diyalog yoluyla çözümüne katkı sunmaya hazır olduğunu” vurgulayacağını söyledi. Aynı yetkiliye göre Fidan, “Türkiye’nin İran’a karşı herhangi bir askerî müdahaleye karşı olduğunu, böyle bir adımın bölge ve dünya açısından taşıdığı riskleri” de dile getirecek.

ABD’nin olası bir askerî müdahalesi ihtimali, Ortadoğu ülkeleri, Birleşmiş Milletler ve önde gelen başkentlerde ciddi endişelere yol açıyor. Körfezli bir yetkili, AFP’ye yaptığı açıklamada, İran’a yönelik bir ABD saldırısına dair kaygıların “son derece açık” olduğunu belirterek, bunun “bölgeyi kaosa sürükleyeceğini, yalnızca bölgeyi değil ABD ekonomisini de olumsuz etkileyeceğini ve petrol ile doğal gaz fiyatlarında büyük bir artışa yol açacağını” söyledi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de perşembe günü, özellikle nükleer dosya konusunda İran’la diyaloğa çağrı yaparak, aksi takdirde “bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracak” bir krizin yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise İran dosyasında “verimli müzakereler yürütme imkânlarının henüz tükenmediğini” belirtti. Peskov, “Müzakere potansiyelinin tüketilmediği açıktır” diyerek tüm taraflara “itidal ve bu anlaşmazlığın çözümünde güç kullanmaktan kaçınma” çağrısı yaptı. “Güç kullanımı yalnızca bölgede kaosu körükler ve son derece ciddi sonuçlar doğurur” dedi.

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da “bölgenin yeni bir savaşa ihtiyacı olmadığını” vurguladı.

“Sorumsuz”

Bu gelişmelerin gölgesinde Avrupa Birliği dışişleri bakanları, perşembe günü İran Devrim Muhafızları’nı “terör örgütü” olarak sınıflandırma kararı aldı. Kararın, son protestolar sırasında yürütülen kanlı baskı kampanyasıyla bağlantılı olduğu belirtildi.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Baskı karşılıksız kalamaz. AB dışişleri bakanları, İran Devrim Muhafızları’nı terör örgütü olarak sınıflandırarak belirleyici bir adım attı” dedi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de yine X üzerinden, “Halkının gösterilerini kan dökerek bastıran bir rejimi tanımlamak için ‘terörist’ ifadesi doğru bir tanımdır” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar kararı “önemli ve tarihi” diye nitelendirerek memnuniyetle karşılarken, Tahran’dan sert tepki geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, kararı “büyük bir stratejik hata” olarak tanımladı ve Avrupa’yı “çatışmayı körüklemekle” suçladı.

İran Silahlı Kuvvetleri de kararı “mantıksız ve sorumsuz” olarak niteleyerek, bunun AB’nin İran’a yönelik “derin düşmanlığını” yansıttığını savundu. Açıklamada, Avrupa Birliği’nin bu “düşmanca ve kışkırtıcı kararın ağır sonuçlarına doğrudan katlanacağı” uyarısı yapıldı.

Avrupalılar ayrıca 21 kişi ve kurumu hedef alan yeni yaptırımlar üzerinde de uzlaştı. Yaptırımlar, AB’ye giriş yasağı ve birlik ülkelerindeki mal varlıklarının dondurulmasını kapsıyor. AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanan listeye göre İçişleri Bakanı İskender Mümini ile Başsavcı Muhammed Mevhedi Azad da yaptırım kapsamına alındı. Toplamda 15 yetkili ve 6 kuruluşun mal varlıkları dondurulurken, vize yasağı getirildi.

İnsan hakları örgütleri, Aralık ayı sonlarında yaşam koşullarının kötüleşmesiyle başlayan ve kısa sürede rejim karşıtı sloganların atıldığı protestolarda, çoğu gösterici olmak üzere binlerce kişinin güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü belgeliyor. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 5 bin 856’sı gösterici ve 100’ü çocuk olmak üzere 6 bin 479 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Ajans, 17 bin 91 olası ölüm vakasını daha araştırdığını ve en az 42 bin 324 kişinin gözaltına alındığını aktardı.

Tahran’da ise bazı vatandaşlar karamsarlıklarını dile getiriyor. 29 yaşındaki bir garson, savaşın “kaçınılmaz hale geldiğini” düşündüğünü söylerken, başkentin kuzeyinden bir kadın, yaşam koşullarının “tarihinin en düşük seviyesine” indiğini ifade etti. İran makamlarının resmî verilerine göre ise olaylarda, çoğu güvenlik görevlisi ve sivil olmak üzere, “isyancılar” da dâhil 3 binden fazla kişi hayatını kaybetti.