İngiltere Dışişleri Bakanı Cleverly, Şarku’l Avsat’a konuştu: İran'ın bölgenin istikrarını bozan faaliyetlerine karşı önlem alacağız

Cleverly: Putin, Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı nedeniyle uluslararası sahneden kendisini tecrit etti

İngiliz Dışişleri Bakanı Cleverly, 18. Manama Diyalog Forumu’na katıldı (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü)
İngiliz Dışişleri Bakanı Cleverly, 18. Manama Diyalog Forumu’na katıldı (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü)
TT

İngiltere Dışişleri Bakanı Cleverly, Şarku’l Avsat’a konuştu: İran'ın bölgenin istikrarını bozan faaliyetlerine karşı önlem alacağız

İngiliz Dışişleri Bakanı Cleverly, 18. Manama Diyalog Forumu’na katıldı (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü)
İngiliz Dışişleri Bakanı Cleverly, 18. Manama Diyalog Forumu’na katıldı (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü)

İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Londra’nın İran’ın bölgenin istikrarını bozan eylemlerini önleyecek tedbirleri almak üzere müttefikleriyle çalışmaya devam edeceğini söyledi. Celeverly, “İran’ın eylemlerinden, Rusya'ya insansız hava araçları (İHA) tedarik etmesinden ve Rusya’nın da bunları sivilleri ve sivil bölgeleri hedef almak için kullanmasından ötürü İranlı bazı isimlere yaptırımlar uygulandı” ifadelerini kullandı.
İngiliz Bakan, kendisine yöneltilen ve Londra merkezli Iran International TV'yi İran'ın tehditlerinden korumak için gerekli güvenlik önlemlerinin alınıp alınmadığına ilişkin bir soruya, “Birleşik Krallık'taki insanların güvenliğini son derecede ciddiye alıyoruz. Özgür, dürüst ve açık gazeteciliğin önemini inanılmaz derecede ciddiye alıyoruz.  Birleşik Krallık’ya yönelik açıkça tehditler olduğuna inandığımızda buna karşılık veriyoruz” yanıtını verdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ‘Ukrayna'ya yönelik saldırganlığı nedeniyle uluslararası sahneden tecrit edildiğini’ söyleyen Cleverly, İngiltere Başbakanı Rishi Sunak'ın birkaç gün önce Kiev'e yaptığı ziyaretin, ülkesinin Ukrayna'ya verdiği desteğin devam ettiğinin yeni bir teyidi olduğunu ve dünyaya, müzakere masasına oturulduğunda, barış anlaşmasının hangi şartlar altında kabul edeceğine karar verecek tarafın Ukrayna olduğunu hatırlatmayı hedeflediğini söyledi.
Batılı liderlerin Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı görüşmelere ilişkin değerlendirmede bulunan Cleverly, “Ortak çıkarlarımız olduğuna inandığımız konularda iş birliği yapacağız. Bunun yanında anlaşamadığımız noktalarda bunlara karşı olduğumuzu da açıkça ifade edeceğiz” şeklinde konuştu.
İşte Bahreyn'de düzenlenen 18. Manama Diyalog Forumu çerçevesinde başkent Manama’da İngiltere Dışişleri Bakanı Cleverly ile ikamet ettiği konutta gerçekleşen röportajın tam metni:

-Iran International TV’nin Londra'daki genel merkezinin önünde olağanüstü güvenlik önlemleri alındığı görüldü. Gerçekten İran’dan tehditler geliyor mu? Bu tür eylemler hangi mesajı taşıyor?
İngiltere'de insanların güvenliğini korumayı ve özgür, şeffaf ve dürüst gazeteciliği sürdürmenin önemini son derece ciddiye alıyoruz.
Birleşik Krallık topraklarına karşı tehdit olduğunu düşündüğümüzde, insanlara Birleşik Krallık’ta kendilerini güvende olduklarını ve korunduklarını hissetmeleri gerektiği mesajını göndererek bu tehditlere net bir şekilde yanıt veriyoruz. Ayrıca İran Maslahatgüzarı'nı Dışişleri Bakanlığı’na çağırdığımızda gazetecilere yönelik tehditlerin kabul edilemez olduğuna dair nota verdik ve bunu reddetmeye devam edeceğiz.
Bu önlemleri, İngiltere’deki insanları İran’dan gelen tehditlerden korumak için aldık. Çünkü insanların İran'da olup bitenler hakkında açık ve net bir şekilde konuşabileceklerini hissetmeleri çok önemli.

-Manama Diyalog Forumu’nda İran’ın ve Rusya'nın Arap bölgesinin güvenliği için tehdit oluşturduğunu söylediniz. Sizce Londra’da bu tür önlemlerin alınması, yaptırımların uygulanması ve İran maslahatgüzarlarının Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması İran’ı tehditlerinden caydırmak için yeterli mi?
(İran'daki) bazı kişilere eylemlerinden dolayı bir takım yaptırımlar uyguladık. İran’ın Rusya'ya İHA sattığını ve bu İHA'ların Ukrayna'da sivilleri ve sivil noktaları hedef almak için kullanıldığını öğrendiğimizde İran’da Rusya'ya İHA ihraç etmekten sorumlu kişilere ve şirketlere, İran rejimi tarafından İranlı kadınlara yönelik kötü muameleyi gördüğümüzde de Ahlak Polisi’ne (İrşad Devriyeleri) karşı özel yaptırımlar aldık.
İranlı yetkililerin İran halkını dinlemesini istiyoruz. İranlı yetkililer kabul edilemez şeyler yaptığında, onları caydırmak için ciddi önlemler alarak ve yaptırımlar uygulayarak onları açıkça hedef alacağız.

-Peki, İran’ın bölgede oynadığı rol hakkında ne söyleyeceksiniz?
İran'ın komşu ülkelerin istikrarını bozan eylemlerde bulunmaya çalıştığını öğrendiğimizde harekete geçiyoruz. Birleşik Krallık Donanması’na ait bir gemi, İran’dan yapılan füze sistemlerine ait ekipman sevkiyatını durdurdu. İran’ın bölgede istikrarsızlaştırıcı eylemlerini engellemeye yönelik tedbirler almaya ve eylemlerinden dolayı insanlara yaptırım uygulamaya devam edeceğiz.

-İran ile nükleer dosya üzerindeki müzakereler sona erdi mi?
Geçtiğimiz Mart ayında masaya İran için gerçekçi bir anlaşma koyduk. Ancak Tahran henüz bir yanıt vermedi. Anlaşmanın sunulmasından sonra İran'ın haklarını savunan İranlı kadınlara karşı acımasız uygulamalarda bulunduğuna tanık olduk. Rusya'ya Ukrayna'da sivillere ve sivil hedeflere karşı kullanılan İHA’lar ihraç ettiğini gördük.
İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeye devam edeceğiz. Şimdi teklifimize anlamlı bir yanıt vermek İran'a düşüyor. Top İran'ın sahasında. İran'ın bu teklife yanıt vermesi gerekiyor.

-Bu, nükleer anlaşma müzakere masasına dönüldüğü anlamına mı geliyor?
Söylediğim gibi İran'a ciddi ve adil bir teklifte bulunduk. İran buna uygun davranmadı. İran yönetimine mesajım, sürece olumlu bir şekilde dahil olmaları yönünde. Biz bir anlaşma sunduk. Teklif iyi ve İran buna olumlu yanıt vermeli.

-Ukrayna demişken, Rusya Devlet Başkanı Putin, G20 Zirvesi’nde Londra ve müttefiklerinin istediği kadar yalnız mıydı?
Putin'in G20 zirvesine katılamayacağını hissetmesi açık bir mesaj. G20 Zirvesi’nin sonuç bildirgesini imzalayan ülkelerin çoğunun Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığını nasıl kınadığına tanık olduk. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul’da Rusya'nın Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerini ilhak etme kararını 153 ülkenin nasıl kınadığını ve reddettiğini gördük.
Putin’in uluslararası sahneden tecrit edilmesine neden olan onun eylemleridir. G20 Zirvesi'ne katılmak için Endonezya'ya gidemeyeceğini hissettiği açık. Ayrıca, Rusya ile uzun süreli ilişkileri olanlar da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından ülkeler, Putin'e Ukrayna'ya yönelik saldırganlığın çok büyük bir hata olduğunu söylüyor ve buna son vermesi çağrısında bulunuyorlar.
Daha öncede ifade ettiğim gibi BM üyesi birçok ülke, Rusya’ya karşı oy kullandı ve eylemlerini kınadı. Putin’i uluslararası sahneden tecrit eden bizzat kendisidir.

-İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, geçtiğimiz günlerde Kiev'i ziyaret etti. Ukrayna'daki ‘oyunun sonunu’ nasıl görüyorsunuz? Sizce Rusya hangi sınırlara çekilmeli; 2014 sınırlarına mı, 24 Şubat 2022 öncesi sınırlara mı yoksa fiili sınırlarına mı?
İngiltere Başbakanı Sunak, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy başta olmak üzere Ukraynalı yetkililer ve Ukrayna halkı ile dayanışma içinde olduğumuzu teyit etmek için Kiev'i ziyaret etti. Başbakan Sunak, ülkesinin Ukraynalıların kendilerini Rusya’nın saldırılarına karşı savunmaları için desteklemeye devam ettiğini vurguladı.
Ayrıca Sunak’ın ziyareti, müzakere masasına ne zaman oturulacağına ve barış anlaşmasının hangi şartlar altında kabul edeceğine karar verecek olan tarafın Ukrayna olduğunu tüm dünyaya hatırlatmayı hedefliyordu.
Ukraynalılara bir barış anlaşmasının nasıl görünebileceğini söylemek diğer ülkelere düşmez. Bu ancak Ukrayna yönetiminin kararıdır. Ayağa kalkıp galip gelene kadar Ukrayna’yı desteklemeye kararlıyız.

-G20 Zirvesi’nde Putin’i tecrit etmeye çalıştınız, fakat Çin Devlet Başkanı Şi'ye elinizi uzattınız. Batı, yeni bir dünya düzeni oluşturmak için Çin ile çalışmaya hazır mı?
Dünyanın ihtiyaçlarına yönelik ortak çıkarlarımızın olduğu konularda Çin ile çalışmaya devam edeceğiz. Örneğin yeşil enerjiye geçişte Çin'in büyük bir rolü var.
Ama tıpkı Çinli meslektaşım Wang Yi ile New York'taki BM Genel Kurul görüşmelerinin oturum aralarında yaptığım gibi Çinli yetkililerle konuştuğumuzda, Uygur Müslümanlarına yönelik muameleleri, Kovid-19 pandemisini ele alma şekilleri, Hong Kong konulu anlaşmalara uymamaları ve İngiliz milletvekillerine uyguladıkları yaptırımlar gibi anlaşmazlık yaşadığımız konuları tartışıyoruz.
Dolayısıyla ortak çıkarlarımız söz konusu olduğunda onlarla iş birliği yaparken anlaşmazlık yaşadığımız noktalarda bunlara karşı olduğumuzu da açıkça ifade edeceğiz.

-Suriye ile ilgili bir soru sormak istiyorum. Suriye unutuldu mu? Topraklarında 5 yabancı ordunun (ABD, Rusya, Türkiye, İran ve İsrail) olduğu ve büyük insani acıların yaşandığı bir ülke unutulabilir mi?
Suriye aklımızda. Komşu ülkelerde milyonlarca mülteci görüyoruz. Bu ülkelere Suriyeli mülteciler için gösterdikleri çaba ve destekten dolayı teşekkür ediyoruz. Aynı şekilde yerinden edilmiş çok sayıda Suriyeli halen Suriye'deki kamplarda yaşıyor.
Suriyelilerin anavatanlarına dönmesi ve Suriye'nin eski canlı, refah içinde, aktif ve öncü ülke haline gelmesi için çatışmaya çözüm bulmak amacıyla çalışmayı sürdüreceğiz.
Ancak, dünyada birçok insan Rusya ve Ukrayna hakkında konuşsa da sizi ve bu röportajı okuyacak Suriyelileri halen Suriye’yi çokça düşündüğümüze temin ederim. Bölgedeki komşu ülkelerle Suriyeli mültecileri nasıl koruyacağımızı tartışıyoruz. Suriye’de barışa ulaşmak için çalışmaya devam edeceğiz.



Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
TT

Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)

Yeni ortaya çıkan bazı raporlar, ABD'nin Davos'ta varılan bir anlaşma taslağı kapsamında Grönland'ın bazı bölgelerini ‘egemen üs bölgeleri’ olarak sınıflandırarak kontrol edebileceğini gösterdi.

The Telegraph gazetesinin haberine göre İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki modeli yansıtan bu anlaşma çerçevesinde ABD’nin Kuzey Kutbu adasındaki üsleri ABD topraklarının bir parçası olarak kabul edilecek. Bu sınıflandırma, ABD'nin askeri, istihbarat ve eğitim operasyonları yürütmesine olanak tanıyacak ve nadir minerallerin çıkarılması da dahil olmak üzere yerel kalkınmanın belirli yönlerini kolaylaştıracak. Anlaşma, dün akşam ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte arasında imzalandı. Anlaşmanın, ABD'nin bu yarı özerk bölgeyi ilhak etmek için zemin hazırladığı yönündeki Danimarka'nın endişelerini hafifletmesi bekleniyor.

Bu açıklama, Trump'ın İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı iki saatlik uzun konuşma sırasında Danimarka'dan Grönland'ı derhal satın almayı talep etmesinden birkaç saat sonra yapıldı.

Konuyla ilgili The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, önerilen anlaşmanın Grönland'ın ABD'ye satılmasına kadar gitmediğini söyledi.

Trump, son dönemde verdiği röportajlarda, anlaşmanın ayrıntılarını açıklamaktan kaçındı ve sadece mülkiyet meselesinin ‘biraz karmaşık’ olduğunu kabul etti.

ABD Başkanı ayrıca Grönland'ı ilhak etme planını desteklemeyi reddeden Birleşik Krallık ve diğer Avrupa ülkelerine yüzde 10'luk cezai gümrük vergisi uygulama tehdidinden de vazgeçti.

Trump, Rutte ile ‘çok verimli’ olarak nitelendirdiği görüşmesi sırasında ‘Grönland ve tüm Arktik bölgesi için geleceğe dair bir çerçeveye’ ulaştıklarını söyledi. İngiltere ile Kıbrıs adasında arasındaki mevcut düzenlemelere benzeyen bu plan, Trump'ın ABD'nin savunması için stratejik öneme sahip olduğunu düşündüğü adayı ele geçirme taleplerine yaratıcı bir çözüm olarak görülüyor.

İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki anlaşmanın şartları, Londra'ya stratejik amaçlarla iki askeri üs üzerinde egemenlik hakkı verirken, bu üslerde ikamet eden Kıbrıslılara adanın geri kalanında sahip oldukları haklara benzer haklar tanıyor.

xsdfr
Grönland'ın başkenti Nuuk’ta teneffüs sırasında karla kaplı okul bahçesinde oynayan çocuklar (AFP)

Şu an Grönland'da askeri üsler kurma ve işletme iznine sahip olan ABD’nin hava, kara ve deniz alanları dahil olmak üzere belirlenen savunma alanlarında sınırsız operasyon özgürlüğü bulunuyor.

Teorik olarak, önerilen yeni çerçeve, ABD’nin Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etmesine ve daha sonra Trump'ın işletmek istediği maden zengini bölgelere yayılmasına olanak tanıyacak.

Bu aynı zamanda ABD’nin planlama izinleri gibi yerel izinleri almasına gerek kalmayacağı anlamına da geliyor.

Öneri, ABD’nin bölgede hayata geçirmek istediği Golden Dome (Altın Kubbe/füze savunma sistemi) projesiyle ilgili varlıkları konuşlandırmasını da kolaylaştıracak.

The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, NATO müzakerecilerinin Trump'ın gözüne girmek için Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u ve Trump ile görüşmedeki sert tavrını eleştirdiklerini söyledi.

Trump'ın Grönland'ı kontrol altına alma tehditlerinin en önde gelen muhaliflerinden biri olan Macron, ABD şirketlerinin Avrupa iç pazarına girmesini engelleyen Avrupa Birliği'nin (AB) diplomatik çevrelerde ‘Büyük Bazuka’ olarak adlandırılan ve siyasi şantaj ve ekonomik zorbalıkları caydırmayı amaçlayan bu mekanizmayı devreye sokmasını talep etti.

Trump, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu, insanların hemen kabul ettiği bir anlaşma ve özellikle ulusal güvenlik ve gerçek uluslararası güvenlik açısından istediğimiz her şeyi sağladığı için ABD için gerçekten harika” ifadelerini kullandı.

Rutte ise, ABD Başkanıyla yaptığı görüşmede Danimarka'nın Grönland üzerindeki egemenliği gibi önemli bir konuyu görüşmediğini söyledi.

Rutte, Fox News'e verdiği röportajda şunları ekledi:

“Çin ve Rusya'nın artan faaliyetleri göz önüne alındığında, hızlı değişiklikler geçiren bu geniş kutup bölgesinin korunmasını sağlamak için yapmamız gerekenlere çok odaklanmış durumda.”

Buna karşın şimdiye kadar görüşmelere katılmayan Danimarka, anlaşmayı onaylamadı. Ancak Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen dün yaptığı açıklamada, Trump'ın gümrük vergisi uygulama tehdidini geri çekme kararını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

NATO ülkelerinin askeri yetkilileri, Avrupa ile Washington arasındaki anlaşmazlığın yol açtığı tırmanan siyasi gerilimi yatıştırmak amacıyla bu hafta Davos'a geldi. Bu bağlamda, Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Orgeneral Alexus G. Grynkewich dün meslektaşlarına Grönland ve daha geniş Arktik bölgesini çevreleyen tehditlerin değerlendirilmesi hakkında bilgi verdi.

Orgeneral Grynkewich, Brüksel'de düzenlenen bir toplantıda, diğer ülkelerin askeri yetkililerine, dünyanın en kuzeyinde Rusya ve Çin'in oluşturduğu tehdidin niteliğinde temel bir değişiklik olmadığını söyledi.

Ancak Orgeneral Grynkewich, balistik füze izleme ve tespit sistemlerindeki eksikliklere dikkat çekerek, bunların ciddi bir endişe kaynağı olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD arasındaki müzakereler, Rusya veya Çin'in Grönland'da ekonomik veya askeri olarak bir dayanak noktası oluşturmasını önlemek amacıyla devam edecek.

AB liderleri konuyla ilgili olarak bugün, ABD Başkanı Trump’ın Arktik adasına yönelik tehditlerine karşı ortak bir yanıt bulmak amacıyla acil bir zirve düzenledi.


DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
TT

DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur, bugün yaptığı bir açıklamada hem ABD'ye hem de İsrail'e ‘yanlış hesaplar yapmamaları’ konusunda uyardı. Tümgeneral Pakpur, DMO’nun kendisine verilecek talimatları yerine getirmeye tamamen hazır olduğunu vurguladı.

DMO Komutanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın emirlerini yerine getirmeye her zamankinden daha hazırız. Düşman, daha acı bir kaderle karşılaşmamak için geçmişten ders almalı.”

Öte yandan İran Şura Meclisi, uluslararası baskıların artmasıyla yetkililerin protestoculara yönelik tutuklama kampanyasını genişlettiği bir dönemde, Dini Lider Ali Hamaney'e saldırı olması halinde ‘cihat’ fetvası çıkaracağı tehdidinde bulunmuştu.

Resmi basın, Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi'nin, Dini Lider Hamaney’e yönelik herhangi bir saldırının ‘savaş ilanı’ olarak kabul edileceğini ve böyle bir durumun ‘dini adamları tarafından cihat fetvası çıkarılmasına ve dünyanın dört bir yanındaki (İslami) askerlerin tepki göstermesine’ yol açacağı açıklamasında bulunduğunu aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'i, ülkesinin tamamen çökmesi ve son protestolarda ‘kendi vatandaşlarını öldürülmesinden’ sorumlu olmakla suçlamıştı.

Trump ayrıca, “İran'da yeni bir liderlik arayışına girme zamanı geldi” ifadelerini de kullandı.


Çocuklara oyun oynama hakkını vermek... FIFA ve UEFA Filistinlilere ait bir futbol sahasını yıkımdan kurtardı

Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Çocuklara oyun oynama hakkını vermek... FIFA ve UEFA Filistinlilere ait bir futbol sahasını yıkımdan kurtardı

Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)

CNN, Batı Şeria'nın Beytullahim kentinde Filistinlilere ait bir futbol sahasının, uluslararası baskı sayesinde İsrail'in yıkım kararından kurtulduğu bilgisini aktardı.

Bir kaynak, FIFA Başkanı Gianni Infantino, UEFA Başkanı Aleksander Čeferin ve İsviçreli yetkililerin, İsrailli yetkililere baskı uygulayarak Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasını kurtarmak için müdahale ettiklerini söyledi.

UEFA'nın CNN'e gönderdiği açıklamaya göre UEFA Başkanı Čeferin, futbol sahası hakkında alınan yıkım kararının durdurulması için İsrail Futbol Federasyonu Başkanı Moshe Zuarez ile temasa geçti ve ‘sahanın yıkılmaması için gösterdiği çabalardan’ ötürü kendisine teşekkür etti.

Açıklamada, “Sahanın, çocuklar ve gençler için güvenli bir alan olarak yerel topluma hizmet etmeye devam etmesini umuyoruz” ifadesi yer aldı.

dfrgt
Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasında top oynayan Filistinliler (Reuters)

İsrail Futbol Federasyonu'ndan bir yetkili, Čeferin’in Zuarez’dan ilgili makamlarla görüşmesini ve sahanın yıkım kararının askıya alınmasını talep etmesini istediğini söyledi.

Aynı kaynak, kararın geçici olarak askıya alındığını, ancak ‘yasal anlaşmazlığa bir çözüm bulunması gerektiğini’ belirtti.

İsrail ordusu, 31 Aralık 2025 tarihinde Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasının kaçak olarak inşa edildiği gerekçesiyle yıkılması talimatı verdi.

Saha yetkilileri, kararın ‘yüzlerce çocuğun oyun oynama ve öğrenme hakkını elinden alacağını’ belirtirken bunun, İsrail'in Filistin spor ve sivil tesislerini hedef almaya devam etmesinin bir parçası olduğunu vurguladılar.

Sahanın yıkımdan kurtarıldığı haberini alan saha yetkilileri, FIFA ve UEFA'nın müdahalesinden duydukları memnuniyeti dile getirdikleri bir açıklama yayınladılar. Ancak İsrailli yetkililerden emrin askıya alındığına dair resmi bir teyit almadıkları için ‘durumun hala belirsiz olduğunu ve yıkım tehdidinin hala devam ettiğini’ belirttiler.

Aynı yetkililer, açıklamada şunları eklediler:

“Bu büyük bir adım. Ancak şunu açıkça belirtelim: Mücadelemiz henüz bitmedi. İsrail'in uluslararası baskı azalana kadar bekleyeceğinden ve ardından yıkım kararını yeniden yürürlüğe koyacağından korkuyoruz.”

dcfrgt
Aida Mülteci Kampı’nda 7 binden fazla Filistinli mülteci yaşıyor (Reuters)

Çocuklarının ‘futbol oynamayı ve İsrail ordusunun her an sahalarını yıkmayacağından emin olmayı hak ettiklerini’ belirten yetkililer, resmi onay alana kadar sahanın yıkılmaması için başlattıkları kampanyalara devam edeceklerini söylediler.

İsviçreli yetkililerle çalışan ve Ortadoğu barış elçisinin eski danışmanı olan UEFA'ya yakın bir kaynak, CNN'e yaptığı açıklamada, futbolun ‘şu anda siyasi bir konu’ olduğunu ve bu yüzden UEFA ve FIFA'nın yaptığı seçimlerin de siyasi olduğunu söyledi.

Kaynak, şunları söyledi:

“Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasının yıkım kararının askıya alınması, futbolun siyasileştirilmesi, adaletsizlikle yüzleşme ve insanlık için mücadele etme yeteneğini gösteriyor.”

Birleşmiş Milletler’in (BM) 2023 yılındaki istatistiklerine göre Aida Mülteci Kampı’nda 7 binden fazla Filistinli mülteci yaşıyor.