Londra: Novorossiysk Limanı’nın hedef alınması Rus filosu için zorluk teşkil ediyor

Washington: Savaş yasaları, hem saldıran hem de savunmadaki devlet için geçerlidir.

Rus kuvvetleri bu yılın başında Karadeniz'de tatbikat düzenledi. (Reuters)
Rus kuvvetleri bu yılın başında Karadeniz'de tatbikat düzenledi. (Reuters)
TT

Londra: Novorossiysk Limanı’nın hedef alınması Rus filosu için zorluk teşkil ediyor

Rus kuvvetleri bu yılın başında Karadeniz'de tatbikat düzenledi. (Reuters)
Rus kuvvetleri bu yılın başında Karadeniz'de tatbikat düzenledi. (Reuters)

Londra yönetimi, Ukrayna savaşıyla ilgili günlük istihbarat güncellemesinde, Rus deniz üssünün yakınında bulunan bir petrol istasyonuna 18 Kasım'da bir ‘saldırı’ düzenlendiğini ve bunun Rus ‘Karadeniz Filosu’na ek bir stratejik zorluk teşkil edebileceğini bildirdi. Aynı zamanda Rusya'nın Karadeniz'de halihazırda az olan donanma gücünü de yok edebileceğini kaydetti. İngiltere Savunma Bakanlığı, 'bu olayın tüm detaylarının henüz netleşmediğini' belirtti. Ayrıca Novorossiysk Limanı'nın artık Ukraynalıların hedefinde olduğunu ve bunun bölgede konuşlanan Rus çıkarma gemileri için bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Belgorod Bölgesi Valisi'nin dün yaptığı açıklamaya göre Rusya'nın Ukrayna sınırındaki Belgorod bölgesi, Ukrayna bombardımanına maruz kaldı. Saldırıda üç kişi yaşamını yitirdi. Ukrayna kuvvetleri tarafından sık sık hedef alınan bölgede savunma hatları inşa ediliyor.
Belgorod Bölgesi Valisi Vyacheslav Gladkov, Telegram'dan Ukrayna'ya sekiz kilometre uzaklıkta olan Şebekino’daki bombardıman sırasında bir kadının başına aldığı darbe sonucu öldüğünü duyurdu. Valiye göre 27 Ekim'den bu yana olağanüstü halin (OHAL) yürürlükte olduğu Ukrayna sınırındaki Staroselye'de 'tanımlanamayan bir mühimmat'ın patlaması sonucu iki kişi yaşamını yitirdi. Bölgedeki kasabalar ve altyapı devamlı bombardımanlara maruz kalıyor. Moskova, genellikle kanlı bir şekilde biten bu bombardımanlardan Ukrayna ordusunu sorumlu tutuyor.
Bölgenin aynı addaki Belgorod başkenti de birkaç kez doğrudan saldırılarla hedef alındı. Vali, mesafelerini veya yerlerini belirtmeden sınırda yapım aşamasında olan savunma hatlarına atıfta bulundu. Rus haber ajansı TASS’e göre Vali açıklamasında “Nisan ayından bu yana sınırlarımızı güçlendirmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bu çalışmalar geniş kapsamda yürütülüyor” ifadelerini kullandı. Ancak daha fazla ayrıntı vermedi.
Vali dün inşaat alanını incelerken çekilmiş fotoğraflarını yayınladı. Fotoğraflarda bir yol boyunca tanksavar beton piramitler döşeyen bir vinç ve kazı yapan bir ekskavatör görülüyordu.
Rusya geçen hafta ilhak edilen Kırım'da surların inşa edildiğini duyurdu. Rus paramiliter Wagner Grubu Başkanı Yevgeny Prigozhin cuma günü Rusya'nın Belgorod ve Kursk bölgeleri ile Ukrayna'nın doğusunda Moskova işgali altındaki Luhansk bölgesinde savunma hatları inşa edilmesi talimatı verdi.
Rus ve Ukrayna basınında çıkan haberlere göre İngiliz istihbarat değerlendirmesi, Ukrayna'nın Rusya'nın Novorossiysk Limanı yakınlarındaki petrol depolarına yaptığından şüphelenilen saldırının Rus Karadeniz Filosu’nun savunmasızlığını gösterdiğini ortaya koydu. Bakanlık şu açıklamada bulundu:
“Bu olayın tüm detayları henüz netleşmedi. Bununla birlikte, Ukrayna'nın Novorossiysk’i tehdit edebileceğini herhangi bir şekilde göstermesi, Karadeniz Filosu için ek bir stratejik zorluk teşkil edebilir. Aynı zamanda Rusya'nın Karadeniz'de halihazırda az olan donanma gücünü de yok edebilir.”
Ukrayna'nın, Moskova'nın 2014 yılında Ukrayna'dan zorla aldığı Kırım'daki Rus Sivastopol Üssü’ne saldırmasının ardından Rus Donanması bazı denizaltılarını Novorossiysk Limanı’na kaydırmıştı.
Ukrayna askeri raporlarına göre Ukrayna ve Rus kuvvetleri pazartesi günü Ukrayna'nın doğusundaki Donbass sanayi bölgesinde şiddetli çatışmalara girdi. Kiev'e göre Rusya, saldırılarını Donetsk bölgesindeki Avdiivka ve Bahmut kentlerine yöneltmiş durumda. Kiev ayrıca Rus kuvvetlerinin Ukrayna ordusunun Kupyansk, Lyman, Novopavlovka ve Zaporijya'daki saldırılarına karşı tanklar ve havan topları kullanarak 'güçlü bir savunma' yaptığını bildirdi. Resmi haberlere göre Rus kuvvetleri güney Ukrayna'daki savunma hatlarını güçlendirmeye çalışıyor. Ancak bu hatların Ukrayna'nın yoğun top ateşi altında olduğuna dair gayri resmi haberler de var.
Almanya Başbakanı Olaf Scholz dün yaptığı açıklamada, Almanya'nın Ukrayna'daki gerilimin armasına hazır olması gerektiğini söyledi. Süddeutsche Zeitung (SZ) gazetesinin ev sahipliğinde Berlin'de düzenlenen konferansta konuşan Scholz, "Savaşın gidişatı ve Rusya'nın açık ve artan başarısızlıkları ışığında, tırmanmaya hazır olmalıyız" dedi. Artan gerilimin altyapının yok edilmesine kadar varabileceğini de sözlerine ekledi. Bu ayın başlarında Çin'e yaptığı ziyarette Scholz ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Ukrayna'da nükleer silah kullanma tehditlerini kınamıştı.
Üst düzey bir ABD'li yetkili pazartesi günü ü, Rusya'yı Ukrayna'da ‘sistematik savaş suçları’ işlemekle itham ederek Rus yetkililerin ‘eninde sonunda’ bunların hesabını vereceklerinden emin olduğunu söyledi. ABD'nin Küresel Ceza Adaleti Büyükelçisi Beth Van Schaack gazetecilere verdiği röportajda “Bu saldırganlığa, Rus güçlerinin konuşlandığı tüm bölgelerde işlenen sistematik savaş suçlarının eşlik ettiğine dair gittikçe artan sayıda kanıt topladık” ifadelerini kullanarak infazlara, işkencelere, insanlık dışı muamelelere ve insanların zorla tahliye edilmesine işaret etti. Schaack, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i hedef aldığı açıklamasının devamında şunları söyledi:
“İnsanın, geniş bir zorla tahliye ağı oluşturulması da dahil olmak üzere bu tür sistematik uygulamaları gördüğünde, bu suçların emir-komuta zincirinin başının sorumluluğu olmadan işlenmiş olabileceğini hayal etmesi çok zor.”
ABD’li diplomatın bu açıklamaları, Ukrayna Başsavcılığı’nın 11 Kasım'da Kiev güçleri tarafından geri alınan güney Ukrayna'daki Herson şehrinde Rus güçlerinin kullandığı dört ‘işkence yeri’ tespit ettiğini açıklamasından kısa bir süre sonra geldi. Moskova’yı bölgede savaş suçları işlemekle suçlayan Schaack, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra Nazilerin karşı karşıya olduğu duruşmalara atıfta bulunarak ‘yeni bir Nürnberg’den bahsetti. Örneğin şu an Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yürütülmekte olan soruşturmaların, zamanı geldiğinde suçlama yöneltilmesini sağlayacağından emin olduğunu söyledi.
UCM, Ukrayna'daki savaşla ilgili soruşturma başlatmıştı. Litvanya, Polonya ve Ukrayna, Avrupa Birliği Adli İşbirliği Ajansı'nın (Eurojust) desteğiyle, Ukrayna topraklarında işlendiğinden şüphelenilen suçlarla ilgili ortak bir Avrupa soruşturma ekibi kurmuştu. Van Schaack, "Adalete giden bu çeşitli yolların ne kadar hızlı ilerleyebileceğini göreceğiz" ifadelerini kullanarak pek çok şeyin 'şüphelilere ulaşılıp tutuklanmasına bağlı' olduğuna dikkat çekti. ABD’li diplomat, Ukrayna'nın istediği özel mahkemeye ilişkin de açıklamalarda bulundu. Özellikle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 'devam eden görüşmelere' dikkat çekti. Ancak ABD'nin Ukrayna'da işlenen herhangi bir savaş suçu veya insanlığa karşı işlenen suçları soruşturmak için daha çok 'mevcut kurumları' tercih ettiğini vurguladı. Van Schaack, Moskova'nın Kiev'in Rus askerlerini infaz ettiğini kanıtladığını belirttiği videolara ilişkin de 'savaş yasalarının hem saldıran hem de savunmadaki devlet için geçerli olduğunu' söyledi.
Ukrayna, vatandaşlarının 'öldürülmesine karışan' askeri ve endüstriyel sektörlerden şirketlerin ve kurumların yanı sıra Rus askeri liderliğinden üç binden fazla kişyi içeren geniş kapsamlı yaptırımlar hazırladı. Ukrayna Ulusal Haber Ajansı Ukrinform'a göre dün Ekonomi Bakanlığı'nın Medya Ofisi şu açıklamada bulundu:
"Bugün, terörist devletin askeri endüstrisinde, Rus ordusunun tedarikçilerinde ve terörist devletin ordu liderliğinde yer alan üç binden fazla gerçek ve tüzel kişiden oluşan bir listemiz var. Aslında, üç binden fazla insan doğrudan Ukraynalıların öldürülmesine karıştı."
Ukrayna Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Yulia Sviridenko "Çalışmalar devam ediyor. Rus askeri-sanayi kompleksiyle ilgili başka bir liste de hazırlanıyor" açıklamasında bulundu. Yaptırımlar, Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi tarafından incelenip onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek ve ardından Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Ulusal Güvenlik Konseyi'nin kararını uygulayacak.



İngiltere, düşman devlet ajanlarına karşı yeni yasa hazırlıyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
TT

İngiltere, düşman devlet ajanlarına karşı yeni yasa hazırlıyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)

İngiltere, düşman devletler adına faaliyet gösteren unsurlarla mücadele kapasitesini güçlendirmek amacıyla yeni bir yasa hazırlamaya hazırlanıyor. Düzenleme kapsamında, İngiliz makamlarına bu kişileri yargılayabilmeleri için daha geniş yetkiler verilmesi planlanıyor. Adım, ülkedeki yabancı devlet bağlantılı faaliyetlerin artması ve antisemitik saldırıların yükselişe geçmesi sonrasında gündeme geldi.

Başbakan Keir Starmer, Britanya’daki Yahudi toplumunu hedef alan bir dizi saldırının ardından hükümetin “kötü niyetli devletlere bağlı aktörlerle” mücadele etmesi gerektiğini söyledi.

Hükümet programının ana hatlarını açıkladığı konuşmada Kral Charles da, İngiltere’nin “yabancı devlet kuruluşları ve onların vekillerinden kaynaklanan büyüyen tehditle mücadele etmek için” yeni bir yasa çıkaracağını belirtti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre antisemitizmle mücadele amacıyla da acil önlemler alınacağı ifade edildi.

İran Devrim Muhafızları için olası yasak

İngiliz milletvekillerinden bazıları, İran’daki Şii dini yönetimini korumayı amaçlayan seçkin askeri güç olan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun yasaklanması çağrısında bulundu. Söz konusu yapı, İran ekonomisinin geniş bölümlerini de kontrol ediyor.

Starmer, yeni yasanın hedefleri arasında İran Devrim Muhafızları’nın adını açık şekilde zikretmedi. Ancak Kral’ın konuşmasını sunarken yaptığı açıklamada, İngiltere’nin “İran gibi Birleşik Krallık’a düşman yabancı güçler tarafından desteklenen aşırılık dâhil olmak üzere” radikalizmle mücadele edeceğini söyledi.

Bu adım, Londra’da Yahudilerle ve İranlı muhaliflerle bağlantılı noktalara yönelik kundaklama saldırılarının ardından geldi. Polis, saldırıların İran bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde durulduğunu açıkladı.

İngiliz güvenlik kurumları uzun yıllardır İran, Rusya ve Çin gibi “düşman” devletlerden kaynaklanan tehditler konusunda uyarılarda bulunuyor. Son yıllarda bu ülkeler adına casusluk yapmak veya başka suçlar işlemekle suçlanan kişilere yönelik çeşitli mahkûmiyet kararları da verildi.

Yeni suçlar ve daha sert önlemler

Yeni yasa kapsamında hükümet, casusluk, sabotaj, müdahale veya benzeri yollarla ulusal güvenliği tehdit eden yabancı hükümet destekli kuruluşları resmen tanımlayabilecek.

Geçen yıl yapılan bir inceleme, mevcut İngiliz hukuk sistemi çerçevesinde hükümet bağlantılı kuruluşların yasaklanmasının ciddi hukuki zorluklar içerdiğini ortaya koymuştu.

Yeni düzenlemeyle birlikte, bu tür örgütlere üye olmak veya onlara destek toplamak da yeni suç kapsamına alınacak. İngiliz hükümeti, söz konusu önlemlerin birlikte “yabancı istihbarat servisleri ve onların ajanları için çok daha sert bir faaliyet ortamı oluşturacağını” belirtti.

Kral Charles ayrıca konuşmasında, belirli bir ideolojiden açık biçimde etkilenmemiş olsa bile şiddeti benimseyen ve toplu saldırılar planlayan kişileri hedef alan yeni bir ulusal güvenlik yasasının çıkarılacağını duyurdu.

Yeni yasa, internetteki en zararlı içeriklerin oluşturulması ve paylaşılmasını da suç kapsamına almayı hedefliyor. Hükümet, devletin karşı karşıya olduğu tehditlerle mücadeleyi terörle mücadele yaklaşımıyla uyumlu hâle getirmeyi amaçlayan tasarının, “devlet güvenliğini tehdit eden suçları işleyenlerle mücadelede mevcut araçlar arasına yalan makinesi testini de ekleyeceğini” açıkladı.


Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
TT

Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)

Gözler Çin’in başkenti Pekin’e çevrildi. ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile büyük ölçüde ekonomi odaklı görünse de siyaset ve güvenlik başlıklarının da güçlü biçimde gündemde olduğu kritik bir zirvede bir araya gelmeye hazırlanıyor. Yaklaşık on yıldır bir Amerikan başkanının Çin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliği taşıyan zirve, İran savaşı, yükselen enerji fiyatları ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari gerilimin sürdüğü küresel baskı ortamında gerçekleşiyor.

Amerikan basınında yer alan haberlere göre, zirve öncesinde ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng arasında Güney Kore’de yapılan görüşmeler, liderler buluşmasının zeminini hazırladı. Tarafların ticaret, İran savaşı ve bunun deniz ticaret yolları ile enerji piyasalarına etkilerini ele aldığı belirtildi. Bessent, ziyaret hazırlıkları kapsamında yaptığı açıklamada, Pekin’de Trump ile Şi arasında “verimli” bir zirve gerçekleştirilmesini beklediğini söyledi.

Baskı altındaki iki ekonomi

Zirve, Trump’ın Çin ile kırılgan durumdaki ticari ateşkesi korumaya ve tarım ürünleri, uçaklar ile Amerikan mallarının ihracatında hızlı kazanımlar elde etmeye çalıştığı bir dönemde yapılıyor. Trump ayrıca, ziyarette kendisine eşlik eden büyük Amerikan şirketleri için Çin pazarının daha fazla açılmasını hedefliyor.

bgfgfrbgfr
ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrılırken görüntülendi. (DPA)

Heyette teknoloji ve finans dünyasının önde gelen isimlerinin bulunması dikkat çekiyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve çip teknolojilerinin Washington-Pekin ekonomik ilişkilerinin merkezine yerleştiğini gösteren Nvidia CEO’su Jensen Huang da bulunuyor.

Ancak tarafların hareket alanı oldukça sınırlı görünüyor. Eski ticari gerilimler hâlâ tamamen çözülmüş değil. Gümrük tarifeleri, ihracat kısıtlamaları ve nadir toprak elementleri, iki tarafın karşılıklı baskı araçları olmaya devam ediyor.

Washington, tedarik zincirlerinin önemli bölümünü Çin’in kontrol ettiği kritik minerallerin akışını güvence altına almak isterken, Pekin ise gelişmiş teknoloji ve yarı iletkenlere yönelik Amerikan kısıtlamalarının hafifletilmesini talep ediyor.

Öte yandan Çin ekonomisi, zirveye beklenenden daha güçlü bir konumda giriyor. Son veriler, Çin’in ihracatının nisanda yıllık bazda yüzde 14,1 arttığını ortaya koydu. ABD’ye yapılan ihracat da mart ayındaki sert düşüşün ardından yüzde 11,3 yükseldi. Bu durum, liderler görüşmesi öncesinde Pekin’in elini güçlendiriyor.

Enerji ve Deniz Taşımacılığı Masada

Zirve ekonomik ağırlıklı olsa da İran savaşı gündemin merkezindeki yerini koruyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, ABD’de enflasyonu körükleme ve küresel talebi zayıflatma riski taşıyor. Bu durum, İran ve Körfez petrolünün en büyük ithalatçılarından biri olan Çin’i de yakından endişelendiriyor.

Bessent daha önce Çin’e çağrıda bulunarak, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uluslararası deniz taşımacılığına açması için diplomatik nüfuzunu kullanmasını istemişti. Amerikan yetkili, bu başlığın Trump ile Şi arasındaki görüşmelerde de gündeme geleceğini belirtmişti.

Bu noktada Çin, devre dışı bırakılması mümkün olmayan bir aktör olarak öne çıkıyor. Pekin hem İran’ın en büyük ekonomik ortaklarından biri hem de büyümesini ve ihracatını sürdürebilmek için enerji ve nakliye yollarındaki istikrara bağımlı durumda.

Bu nedenle Trump’ın, bazı ticari gerilimlerin hafifletilmesi veya yeni müzakere kanallarının açılması karşılığında Çin’den Tahran üzerinde baskı kurma sözü almaya çalışabileceği değerlendiriliyor.

Çipler, Tarım ve Uçaklar

Zirvenin ekonomik beklentileri arasında, ABD’nin özellikle soya fasulyesi ve et ürünleri başta olmak üzere Amerikan tarım ürünlerinin Çin’e satışını artırma girişimi öne çıkıyor. Ayrıca havacılık sektöründe yeni anlaşmalar yapılması da hedefleniyor.

dfvfdvfdv
Şanghay’daki bir hediyelik eşya dükkânında, aralarında Donald Trump’ın da bulunduğu dünya liderlerine ait çizilmiş portreler sergileniyor. (EPA)

Trump yönetimi, Çin’den gelecek büyük ölçekli satın alma açıklamalarının özellikle ticaret savaşlarından zarar gören tarım eyaletlerinde iç politik açıdan önemli bir kazanım sağlayacağını düşünüyor.

Ancak iyimserlik sınırlı kalıyor. Çin son yıllarda Brezilya ve diğer tedarikçilere bağımlılığını artırdı. Bu durum, Pekin’in soya fasulyesi konusunda büyük tavizler verme ihtiyacını azaltıyor. Ayrıca Çin, emtia alımlarını kalıcı bir ticaret politikası değişiminden ziyade müzakere aracı olarak kullanma eğiliminde.

Teknoloji alanındaki rekabet ise daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. Nvidia gibi Amerikan şirketleri, dünyanın en büyük yapay zekâ pazarlarından biri olan Çin’e daha geniş erişim talep ediyor. Buna karşılık Washington, gelişmiş çip satışlarının Çin’in teknolojik ve askeri kapasitesini güçlendirebileceğinden endişe ediyor.

Bu nedenle zirvenin, anlaşmazlıkları çözmekten çok yönetmeye yönelik bir platform olması bekleniyor.

Büyük Uzlaşıdan Çok Hasarı Sınırlandırma Zirvesi

Analiz merkezlerine göre zirve, kapsamlı bir anlaşmadan ziyade sınırlı “ekonomik çıktılara” odaklanabilir. Dünya Ekonomik Forumu’nun analizine göre temel hedef, yeni bir ticaret savaşının patlak vermesini önlemek ve mevcut istikrarı korumak; iki ülke arasındaki ilişkileri tamamen yeniden şekillendirmek değil.

Washington, enflasyon baskısı ve İran savaşının maliyetleri nedeniyle hızlı bir ekonomik başarıya ihtiyaç duyuyor. Pekin ise ihracatını olumsuz etkileyebilecek yeni bir ticari şoktan kaçınmak istiyor. Ancak ticaret verilerindeki iyileşme ve nadir mineraller ile dev tüketici pazarı gibi kozları nedeniyle geniş tavizler vermeye mecbur görünmüyor.

Bu çerçevede Trump-Şi zirvesi, iki rakip ekonomi arasındaki karşılıklı bağımlılığı yönetme testi olarak değerlendiriliyor. Washington ile Pekin arasındaki ilişki artık yalnızca ticaretten ibaret değil; enerji, teknoloji, tedarik zincirleri ve piyasa şoklarını kontrol etme kapasitesi de bu ilişkinin temel unsurları hâline gelmiş durumda.

sxdscv
ABD ve Çin bayrakları, başkent Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda Çin’in tarihi lideri Mao Zedong’un fotoğraflarının yanında dalgalanıyor. (Reuters)

Yatırımcılar tarifeler, çipler, tarım ve enerji konusunda verilecek mesajları beklerken, en olası sonuç kısmi uzlaşılar olarak görülüyor. Bunlar arasında diyalog kanallarının açık tutulması, nadir toprak elementleri konusunda tansiyonun düşürülmesi ve Çin’in Amerikan mallarına yönelik ek satın alma vaatleri bulunuyor.

Ancak büyük çaplı bir kırılmanın gerçekleşmesi, Trump ve Şi’nin ekonomiyi İran, Tayvan ve yapay zekâ gibi daha hassas başlıklardan ayırabilme kapasitesine bağlı olacak.


Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya yıkım

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya yıkım
TT

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya yıkım

Trump Pekin’de… İran’a seçenek sundu: Ya iyi bir anlaşma ya yıkım

ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile önemli bir zirve gerçekleştirmek üzere Pekin’de. Trump, İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engelleme konusundaki kararlılığını yineleyerek, ABD’den ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, “İran ya ABD ile iyi bir anlaşmaya varacak ya da yıkımla karşı karşıya kalacak” dedi.

Trump ayrıca, İran savaşını sona erdirmek ve Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını hafifletmek için Pekin’in yardımına ihtiyaç duyacağını düşünmediğini söyledi.

Washington ile Tahran arasındaki müzakere süreci, Trump’ın İran’ın son yanıtını reddetmesinin ardından açık bir çıkmaza girdi. Bu durum, kırılgan ateşkesin askeri dengelerin yeniden şekillendirildiği bir sürece dönüşebileceğine dair işaretleri artırdı.

Bu arada, ay başında hazırlanan ve New York Times tarafından yayımlanan gizli Amerikan istihbarat değerlendirmeleri, İran’ın askeri ve füze kapasitesinin büyük bölümünü yeniden toparladığını ortaya koydu. Bu değerlendirmeler, Trump’ın İran ordusunun “tamamen ezildiği” yönündeki açıklamalarıyla çelişiyor.