Taliban yönetimi ABD'nin tahrip ettiği uçakları yeniden devreye sokuyor

Taliban geçici hükümeti, geçen yıl ABD askerlerinin tahliye sürecinde tahrip ettiği askeri uçak ve helikopterleri onarıyor.

AA
AA
TT

Taliban yönetimi ABD'nin tahrip ettiği uçakları yeniden devreye sokuyor

AA
AA

Eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani hükümeti döneminde Afgan Hava Kuvvetlerine bağlı 183 uçak ve helikopter bulunurken Taliban'ın 15 Ağustos 2021'de ülke yönetimine gelmesiyle bu uçak ve helikopterlerin 70'e yakını dönemin askerlerince Özbekistan ve Tacikistan'a götürüldü.
Afganistan'ı hakimiyeti altına alan ve kısa sürede geçici hükümetini ilan eden Taliban, söz konusu askeri hava araçlarının iadesi için Özbekistan ve Tacikistan'a birçok defa çağrıda bulundu ancak bu çağrılar karşılıksız kaldı.
Taliban yetkililerine göre, ABD askerleri ülkeyi terk etmeden önce askeri uçak, helikopter ve diğer birçok askeri aracı tahrip etti.
Ayrıca daha önceki yönetimde görevli 600 pilot ve teknisyenin birçoğu ülkeyi terk ederken bazıları da ülkeye geri dönerek Taliban ile çalışmaya başladı.

70'den fazla hava aracı onarıldı
Taliban geçici hükümetinin Savunma Bakanlığı Sözcüsü İnayatullah Harezmi, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Harezmi, ABD askerlerinin çekilmeden önce buradaki askeri araçlar da dahil olmak üzere "tüm uçak ve helikopteri" tahrip ettiğini belirterek "Biz yönetime geldikten sonra elimizde bir tane dahi sağlam hava aracı bulunmuyordu." dedi.
Taliban'ın Afgan Hava Kuvvetlerini yeniden inşa etmeye başladığını aktaran Harezmi, "Kendi imkanlarımız ve teknisyenlerimizin desteğiyle şu ana kadar tahrip edilen 70'den fazla uçak ve helikopter tamir edilerek hizmete sunuldu." dedi.
Harezmi, halen tahrip durumunda olan ve kullanılamayan hava araçlarının tamiri için çalışmaların devam ettiğini aktardı.
Harezmi, "Geçen sene Taliban'ın yönetime gelmesi sürecinde eski yönetimin askerleri birçok uçak ve helikopteri Özbekistan ve Tacikistan'a intikal ettirdi. Onların iadesi konusunda görüşmelerimiz sürüyor ancak henüz bir sonuç elde edemedik. Bu hava araçları Afganistan halkına ait olduğu için iadesi edilmesi lazım. Zaten iyi bir komşu ilişkileri de bunu gerektiriyor." ifadelerini kullandı.

40 pilot ve teknisyen geri döndü
Harezmi, yönetim değişikliği sırasında ülke dışına kaçan pilot ve teknisyenlerden de geri dönenlerin olduğunu kaydetti.
Taliban yönetiminin çağrılarına olumlu yanıt veren 40 civarında pilot ve teknisyenin Afganistan'a dönüp yeniden işbaşı yaptığını belirten Harezmi, "Onlar sayesinde tahrip olan uçaklar yeniden hava kuvvetlerine kazandırıldı." dedi.
Eksik parça ihtiyaçlarını da diğer hava araçlarından elde ederek onarım işlemlerini sürdürdüklerini kaydeden Harezmi, konu ile ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Uçak ve helikopterlerin tamirinde ihtiyacımız olan parçaları, tahrip durumu daha ağır olan uçaklardan ya da helikopterlerden sağlıyoruz. Yani birleştiriyoruz bir nevi. Çünkü henüz başka ülkelerden uçak ya da helikopterleri satın alabilecek durumda değiliz. Biz bu işleri şuana kadar tamamen kendi imkanlarımızla yürüttük."

Taliban ordusu 100 bin ile 150 bin kişi arasında
Yönetim değişikliğinden bu yana yeni ordu kurma çalışmalarına da değinen Harezmi, 100-150 bin kişilik bir ordunun kurulduğunu ancak sayının artırılacağını ifade etti.
Harezmi, "Biz yeni orduya eski yönetimde çalışan askerlerden de aldık. Geçici hükümet kurulmasıyla eski hükümette görevli tüm askerlere geri dönmeleri çağırısında bulunduk. Gelenlerin hepsini kabul ettik. Biz hepimiz kardeşçe Afganistan'ın geleceği için beraber çalışıyoruz. Yeni kurulan orduda her milliyetten insanlar var. Bizim için Afgan ve Müslüman olması önemli, ırkı ya da milliyeti önemli değil. Ben de bu Bakanlığın sözcüsü olarak bir Özbek Türkü'yüm." dedi.
Harezmi, yeni ordudaki askerlerin eğitimiyle ilgili de "Geçici hükümetin kurulmasıyla yeni orduya yönelik eğitim faaliyetlerimiz de devam ediyor. İlk etapta kısa dönemlik yani 40 günlük eğitim verildi. Çünkü mensuplarımız böyle resmi eğitimlere daha önce tabi tutulmamıştı. Artık bu eğitim süresini 3 ve 6 aylığa çevirdik. Bu eğitimler ordunun profesyonelleşmesi açısından çok önemli." dedi.

DEAŞ'ın, Afganistan'daki varlığı
Harezmi, Afganistan genelinde güvenliğin sağlandığını belirterek bu konudaki güvenlik ihmallerine yönelik eleştirilerin de "propaganda" olduğunu savundu.
Harezmi, "Ülkede DEAŞ'ın kontrol ettiği herhangi bir bölge bulunmuyor. DEAŞ, ülkemiz için tehdit olarak göreceğimiz bir durumda da değil. Bazen çeşitli saldırılar düzenliyorlar ama bu DEAŞ'ın Afganistan'da güçlü olduğunu göstermiyor. Sadece ülkemizde de değil, birçok ülkede böyle saldırılar düzenleniyor. DEAŞ'ın ülkemizde herhangi bir kampı olduğunu da reddediyoruz zaten." dedi.

Sınır çatışmaları
Yönetim değişikliğinin ardından Taliban mensupları ile Pakistan ve İran sınır birlikleri arasında zaman zaman çatışmalar yaşanmıştı.
Harezmi, söz konusu çatışmaların "bazı yanlış anlaşılmalardan" kaynaklandığını savundu.



Amerikan basını, Venezuela operasyonunu nasıl gördü?

ABD ordusu, Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerte Tiuna' yı da vurdu (AFP)
ABD ordusu, Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerte Tiuna' yı da vurdu (AFP)
TT

Amerikan basını, Venezuela operasyonunu nasıl gördü?

ABD ordusu, Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerte Tiuna' yı da vurdu (AFP)
ABD ordusu, Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerte Tiuna' yı da vurdu (AFP)

ABD'nin Venezuela lideri Nicolas Maduro'yu kaçırıp Latin Amerika ülkesini bombalaması dünya gündemine oturdu.

Başkent Karakas'ta yerel saatle saat 02.00 sularında gelen patlama sesleri, alçaktan uçtuğu gözlemlenen uçak ve helikopterlerle kentte paniğe yol açtı.  

Karakas'ın kuzeyindeki La Guaira eyaletinde, ülkenin kıyı kesimlerinde ve Miranda eyaletine bağlı sahil kenti Higuerote'de de patlama sesleri duyuldu. Higuerote Havalimanı'nın yanı sıra askeri tesisler de hedef alındı.

Maduro yönetimi olağanüstü hal ilan ederken, askeri birlikler ve yerel savunma birimleri konuşlandırıldı. Karakas, ABD ordusunun sivil bölgelere de saldırı düzenlediğini savundu. Operasyonda can kaybı olup olmadığı henüz bilinmiyor.  

Venezuela halkı daha saldırıların şokunu atlatamamışken ABD Başkanı Donald Trump, Maduro ve eşi Cilia Flores'in ülke dışına çıkarıldığını duyurdu.

Amerikan basınında gelişmelerle ilgili çeşitli analizler yayımlandı.   

Wall Street Journal: Usame bin Ladin'i öldüren ekip Maduro operasyonuna katıldı

CBS, ABD'nin Delta Gücü komandolarının Maduro'yu yakaladığını bildirdi. Bu özel harekatçılar, IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi'nin 2019'da Suriye'nin İdlib şehrinde ölümüyle sonuçlanan operasyona da imza atmıştı.

Wall Street Journal, operasyonda 160. Özel Harekât Havacılık Alayı'nın da yer aldığını aktarıyor.

ABD Kara Kuvvetleri'ne bağlı 160. Alay, 2011'de Pakistan'ın Abbottabad şehrinde Usame Bin Ladin'in öldürüldüğü operasyona da katılmıştı.

New York Times: Yasadışı ve akılsızca

New York Times'da (NYT) yayımlanan başyazıda, Trump'ın Venezuela'ya saldırı emrinin "yasadışı ve akılsızca olduğu" ifade ediliyor.

Maduro'nun "demokrasiden uzak ve baskıcı" bir rejime liderlik ettiği savunulurken, ABD'nin müdahaleci yaklaşımının her şeye rağmen gerekçelendirilemeyeceği belirtiliyor.

Analizde, Washington'ın 20 yıl boyunca Afganistan'da istikrarı sağlayamadığı ve 2003'teki Irak savaşının trajik sonuçlarının Amerika ve Ortadoğu'yu etkilemeye devam ettiği yazılıyor.

Beyaz Saray'ın geçmişte Şili, Küba, Guatemela ve Nikaragua'ya müdahaleleriyle Latin Amerika'yı istikrarsızlaştırdığına da dikkat çekiliyor.

Washington Post: Kongre, Maduro kaçırıldıktan sonra bilgilendirildi

Trump operasyonun ardından NYT'ye yaptığı açıklamada, ABD Kongresi'nden yetki alıp almadığı ve Venezuela'ya yönelik sonraki adımlarının ne olacağı hakkındaki sorulara yanıt vermedi.

Ancak kimliğinin paylaşılmaması şartıyla Washington Post'a konuşan bir yetkili, Kongre'nin Maduro yakalandıktan sonra bilgilendirildiğini söylüyor.

Kaynağa göre Trump, Maduro yönetiminin ABD için tehdit oluşturduğunu öne sürerek, Anayasa'nın ikinci maddesi uyarınca Başkomutan olarak yetkilerini kullandığını savunmuş.

CNN: Sınır tanımayan küresel gücün yeni bir boyutu

CNN'in analizinde, Trump'ın Venezuela operasyonunda "sonuçları ve uluslararası hukuku hiçe sayarak" hareket ettiği belirtiliyor.

Beyaz Saray'ın, Meksika ve Kolombiya'daki çok daha güçlü karteller yerine Venezuela'daki uyuşturucu kaçakçılığına odaklandığı ifade ediliyor. Trump'ın hamlesinin uyuşturucu kaçakçılığını engelleme kisvesi altında "ABD'nin arka bahçesi üzerindeki kontrolünü artırma" amacı taşıdığı yazılıyor.

Ayrıca Maduro'nun yerinden edilmesiyle Venezuelalı göçmenlerin ABD'den sınır dışı işlemlerinin daha da hızlandırılabileceğine işaret ediliyor.

Axios: Amerika'nın müdahaleci politikası yeniden sahnede

Axios, "Önce Amerika" sloganı altında Başkan Trump'ın dünyanın dört bir yanındaki ülkelere saldırdığını yazıyor.

Karakas'a gece yarısı operasyonuyla Maduro'nun kaçırılmasının, "Amerika'nın müdahaleci politikasının geri döndüğünün" işareti olduğu belirtiliyor.

Politico: ABD halkının desteği yoktu

Politico, Trump'ın Amerikan halkının desteğini almadan Venezuela'ya operasyon düzenlediğine işaret ediyor.

ABD'deki Quinnipiac Üniversitesi'nin geçen ay düzenlediği ankete göndermeyle, Amerikan halkının büyük kısmının Venezuela'ya müdahaleye ve Karayipler'deki gemilerin vurulmasına karşı çıktığı hatırlatılıyor.

The Hill: Demokratlar, Venezuela operasyonunu "utanç verici" buluyor

The Hill, Venezuela operasyonuna karşı çıkan Demokrat siyasetçilerin tepkilerini derledi.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Karayipler'deki gemilere düzenlenen saldırılarla ilgili aralıkta Kongre'de yaptığı açıklamada, bölgedeki operasyonların rejim değişikliğini hedeflemediğini iddia etmişti. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da benzer açıklamalarda bulunmuştu.

Ancak Demokrat Senatör Andy Kim, X'teki gönderisinde Rubio ve Hegseth'i ABD Kongresi'ne yalan söylemekle suçladı.

Amerikan halkının böyle bir müdahaleye karşı çıktığını, Trump'ın da bu yüzden Kongre'den onay almadan davrandığını belirtti.

Demokrat Senatör Ruben Gallego da sosyal medya paylaşımında "Bu savaş yasadışıdır, bir yıldan kısa bir sürede dünya polisi konumundan dünyanın zorbası konumuna düşmemiz utanç verici" diye yazdı.

Independent Türkçe, CNN, New York Times, Wall Street Journal, Axios, The Hill, Politico


Maduro'nun yerine geçebileceği düşünülen 7 isim

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X
TT

Maduro'nun yerine geçebileceği düşünülen 7 isim

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X

Venezuela’nın başkenti Karakas’ta gece saatleri boyunca art arda meydana gelen patlamaların ardından Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, hava saldırısının Başkan Donald Trump’ın talimatıyla gerçekleştirildiğini resmen teyit etti.

Donald Trump, Truth Social platformundaki kişisel hesabından yaptığı açıklamada, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını öne sürdü.

Saldırıya dünya liderlerinden farklı ve çelişkili tepkiler gelirken, Nicolas Maduro ve Cilia Flores’in önümüzdeki günlerde New York’ta yargılanmasının beklendiği ifade ediliyor.

Venezuela Dışişleri Bakanı Yván Gil, Nicolas Maduro’nun yakalanmasına ilişkin yöneltilen bir soruya verdiği yanıtta, Maduro’nun halen Venezuela’nın anayasal cumhurbaşkanı olduğunu savundu.

Bazı siyasi yorumcular ise Donald Trump’ın Nicolas Maduro’nun görevden uzaklaştırılmasından memnuniyet duyması halinde askeri operasyonları sona erdirebileceğini değerlendiriyor. Ancak bu durum yeni bir soruyu da beraberinde getiriyor: Nicolas Maduro olmadan Bolivarcı sosyalist yönetim iktidarda kalmayı sürdürebilecek mi?

Hem muhalefet cephesinde hem de mevcut hükümet içinde Nicolas Maduro’nun yerine geçebileceği düşünülen çeşitli isimler gündeme geliyor.

Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez

Nicolas Maduro’nun olası halefleri arasında en çok konuşulan isimlerden biri olan Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez, 2018 yılından bu yana Maduro’nun yardımcılığı görevini yürütüyor ve Venezuela siyasetinde kilit bir aktör olarak değerlendiriliyor.

Maduro’nun yakalanması ya da görevinden ayrılması durumunda Delcy Rodriguez’in fiilen devlet başkanı olarak ülke yönetimini devralması ihtimaller arasında bulunuyor.

Ayrıca Nicolas Maduro’nun da daha önce selefi Hugo Chavez’in yardımcısı olduğu, Chavez’in ölümünün ardından 2010’lu yılların başında Venezuela’nın liderliğini üstlendiği hatırlatılıyor.

İçişleri Bakanı Diosdado Cabello

Bazı siyasi analizlerde, Nicolas Maduro sonrası dönemde sosyalist yönetim içerisinde daha sert ve radikal politikaları sürdürebilecek bir isim olarak İçişleri Bakanı Diosdado Cabello öne çıkarılıyor.

Cabello’nun, parti örgütlenmeleri ve güvenlik yapıları üzerinde önemli bir nüfuza sahip olduğu yönünde iddialar bulunuyor.

Muhalif çevreler ise Diosdado Cabello’nun iktidara gelmesi halinde ülkede daha fazla otoriterleşme yaşanabileceğini ileri sürüyor.

Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez

Maduro sonrası süreçte devletin başına geçebileceği konuşulan bir diğer isim ise Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez. Padrino Lopez, cumartesi günü yayımladığı bir video mesajda, Venezuela’nın yabancı askeri varlığa karşı direniş göstereceğini açıklamıştı.

Venezuela basınına yansıyan haberlere göre, cumartesi sabah erken saatlerde Amerika Birleşik Devletleri’nin Karakas’a düzenlediği hava saldırıları sırasında Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez’in konutu da hedef alınan noktalar arasında yer aldı.

İstihbarat lideri Iván Hernández Dala

Bazı kaynaklar, Venezuela’daki askeri bürokrasinin geçiş sürecinde belirleyici bir rol üstlenmesi durumunda Iván Hernández Dala’nın halef olma ihtimalinin güçlenebileceğini belirtiyor.

Iván Hernández Dala, devlet başkanının muhafız birliğinin komutanı ve askeri istihbaratın başı olarak ülkede son derece etkili bir konumda bulunuyor.

“Kriz yöneticisi” Jorge Rodríguez

Hugo Chavez döneminde siyaset sahnesinde yükselen Jorge Rodríguez, özellikle 2000’li yılların ortalarından itibaren hükümetin “kriz yöneticisi” olarak ön plana çıktı. O dönemde Ulusal Seçim Konseyi başkanlığı görevini yürüten Rodríguez’in etkisi, Nicolas Maduro döneminde daha da arttı. İletişim ve Enformasyon Bakanlığı görevinde bulunduğu süreçte devlet medyasının yeniden yapılandırılmasında ve hükümetin kriz dönemlerindeki söylem stratejisinin oluşturulmasında kilit rol üstlendi.

2020 yılından itibaren Ulusal Meclis Başkanı olarak görev yapması, Jorge Rodríguez’i ülke siyasetinin merkezindeki en önemli figürlerden biri haline getirdi. Ayrıca Maduro hükümetinin muhalefetle yürüttüğü çeşitli diyalog ve müzakere süreçlerinde başmüzakereci olarak görev aldı.

Muhalefetin öne çıkan iki ismi: María Corina Machado ve Edmundo González

Sosyalist yönetimin devrilmesi halinde ise Venezuela’nın en güçlü muhalefet liderlerinden biri olarak María Corina Machado’nun adı öne çıkıyor. Uluslararası alanda tanınan muhalif siyasetçinin 2023 seçimlerinde aday olması hükümet tarafından engellenmişti.

Fox News tarafından yayımlanan analizde, Venezuela’da Nicolas Maduro sonrası oluşabilecek iktidar boşluğunu doldurabilecek en güçlü isimler arasında María Corina Machado ve onun müttefiki Edmundo González gösteriliyor.

Edmundo González, 2024 seçimlerinde Nicolas Maduro’nun karşısında muhalefetin ortak adayı olarak yarışmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri, González için bir plan mı hazırladı?

CNN International’ın haberine göre, Donald Trump yönetimi, Nicolas Maduro’nun görevden alınması halinde Venezuela’da ortaya çıkabilecek iktidar boşluğunu nasıl dolduracağı konusunda haftalardır perde arkasında planlamalar yapıyor.

Ancak geçtiğimiz ay Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya, Maduro’nun görevden alınması durumunda Venezuela’da istikrarın nasıl sağlanacağı sorulmuş, Rubio bu soruya yanıt vermekten kaçınmıştı.

Haberde görüşlerine yer verilen kaynaklardan birine göre, daha önce hazırlanan taslak planlar, Venezuela muhalefetinin lideri Edmundo González’i destekleyecek bir siyasi yapı oluşturulmasına odaklanıyordu.

Independent Türkçe, Euronews


Birlikte açlık grevi yaptığı taksici, Mamdani'yi yemin törenine götürdü

Zohran Mamdani ve eşi Rama Duwaji göreve başlama törenine, Mamdani'nin New York işçilerine bağlılığının sembolü olan sarı taksiyle gitti (Reuters)
Zohran Mamdani ve eşi Rama Duwaji göreve başlama törenine, Mamdani'nin New York işçilerine bağlılığının sembolü olan sarı taksiyle gitti (Reuters)
TT

Birlikte açlık grevi yaptığı taksici, Mamdani'yi yemin törenine götürdü

Zohran Mamdani ve eşi Rama Duwaji göreve başlama törenine, Mamdani'nin New York işçilerine bağlılığının sembolü olan sarı taksiyle gitti (Reuters)
Zohran Mamdani ve eşi Rama Duwaji göreve başlama törenine, Mamdani'nin New York işçilerine bağlılığının sembolü olan sarı taksiyle gitti (Reuters)

Ariana Baio ABD Muhabiri 

New Yorklu taksi şoförü Richard Chow, fırsatçı borç uygulamalarının kurbanı taksi şoförleri için daha iyi bir borç ödeme planı talebiyle dönemin Eyalet Meclis Üyesi Zohran Mamdani'yle birlikte 2021'de açlık grevine başlamıştı.

Bu perşembe günü, başarılı açlık grevinden yaklaşık 4 yıl sonra, belediye başkanlığı yemin töreni için Mamdani'yi New York Belediye Binası'na bırakan kişi Chow oldu.

Göreve başlama töreninde City and State NY'a konuşan Chow, "Çok mutluyum" dedi.

Kendisini kutluyorum.

Böylece, kentin sömürücü iş uygulamalarının hedefi olan taksi şoförlerine daha fazla destek sağlanması amacıyla Ekim ve Kasım 2021'de belediye binasının önünde 15 gün boyunca kamp kurup açlık grevi yapan Chow ve yeni New York Belediye Başkanı başladıkları yerde tekrar buluşmuş oldu.

Kardeşi Kenny, "Taksi Ehliyeti Krizi"nin yol açtığı ezici borçlar nedeniyle intihar ettiği için Chow bu mücadeleye bilhassa tutkuyla bağlıydı. 

Dönemin Belediye Başkanı Bill de Blasio, Senatör Chuck Schumer'in yardımıyla borç yardımı planı için daha fazla para temin edene kadar, o zamanlar siyasi kariyerinin başlarında olan Mamdani, Chow ve New York Taksi İşçileri Birliği sendikasının diğer üyeleriyle birlikte oturmuştu.

Mamdani'nin taksi şoförleri için mücadele etmesi kendi kimliğiyle örtüşüyor çünkü New York Times'a göre çoğu göçmen olan şoförlerinin yüzde 40'ı Güney Asya kökenli. Daha iyi bir yaşam arayışıyla New York'a gelen bu kişiler, kredi verenlerin fırsatçılığı yüzünden yüzbinlerce dolarlık borca girmişti.

O dönem Mother Jones'a konuşan Mamdani, "Benim yaşayacağım şeyler, Richard ve diğer birçok şoförün yaşayacağı şeylere kıyasla önemsiz kalır" demişti.

Mamdani şöyle eklemişti: 

Bu açlık grevinin yüzü, bu şehir için bedenlerini mahveden insanlardır. Günde 16 saate kadar varan sürelerde koltukta oturuyorlar. Bu kadar uzun süre oturmaktan her türlü komplikasyonu yaşıyorlar. Kullanabilecekleri tuvaletleri yok. Öğle ve akşam yemeği yemek için sürekli olarak park edecek bir yer aramaları gerekiyor.

Mamdani'nin taksi şoförlerine verdiği destek, nihayetinde kendisine New York Taksi İşçileri Birliği'nde destekçiler kazandırdı. Chow gibi bazı destekçileri, belediye başkanlığı kampanyasını duyuran Mamdani'ye oy topladı.

Yine 2021'deki açlık grevinde Mamdani'yle tanışan bir başka taksi şoförü Kuber Sancho-Persad, belediye başkanının kampanyasını destekledi ve perşembe günkü göreve başlama törenine katıldı.

Chow geçen yıl boyunca Mamdani'nin etkinliklerine katıldı ve sosyal medyayı kullanarak 34 yaşındaki adayı destekledi, Mamdani'yi "kahraman" diye nitelendirdi ve "hayatlarını kurtardığı" için ona teşekkür etti.

Ayrıca son olarak Chow, First Lady Rama Duwaji'yle birlikte yeni belediye başkanını New York'u 4 yıl boyunca yöneteceği yere bırakarak Mamdani'ye minnettarlığını bir kere daha gösterdi.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news