Irak’ta Kürtlerin ve Sünnilerin içlerindeki anlaşmazlıklar Sudani’nin sahasında

Barzani’nin ve Talabani'nin partileri iki bakanlık için yarışırken Sünniler arasında nüfuz mücadelesi devam ediyor

Irak Parlamentosu’nun önceki oturumundan bir kare (EPA)
Irak Parlamentosu’nun önceki oturumundan bir kare (EPA)
TT

Irak’ta Kürtlerin ve Sünnilerin içlerindeki anlaşmazlıklar Sudani’nin sahasında

Irak Parlamentosu’nun önceki oturumundan bir kare (EPA)
Irak Parlamentosu’nun önceki oturumundan bir kare (EPA)

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, hükümetini kurmasının üzerinden bir aydan az bir süre geçe kendinden emin adımlar atıyor gibi görünüyor. Başbakan Sudani hükümeti, parlamentodaki en büyük blok olarak Şii grupların yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin desteklediğini arkasına alırken Kürtleri ve Sünnileri içeren en büyük koalisyon olan Devlet İdaresi Koalisyonu'na dayanıyor. Sudadi, şimdiye kadar, dosyaların çoğunu ele almayı, çok taraflı baskılara karşı koymuş olmayı ve bir ay içinde birkaç kez ABD’nin Bağdat Büyükelçisi Alina Romanowski’yi ve ardından ABD Kongresi’nden bir heyeti kabul etmeyi başarmış görünüyor.
Sudani’yi başbakanlık görevine aday gösteren Koordinasyon Çerçevesi, özellikle Sudani hükümetinin güvenoyu almasından günler sonra Stephen Troell adlı bir ABD vatandaşını kimliği belirsiz bir kişi tarafından vurularak öldürülmesine rağmen ABD’nin Sudani hükümetine ve Sudani’nin attığı adımlara büyük bir destek verdiğini gördükten sonra, henüz onunla herhangi bir tartışmaya girişmedi. Başbakan Sudani, o sıra yaptığı açıklamada, ABD vatandaşını öldüren failleri ortaya çıkarma sözü verirken eylemi, hükümetinin çalışmalarını karıştırmayı ‘amaçlayan bir hamle’ olarak niteledi. Olayın failleri henüz ortaya çıkarılamasa da ABD yönetimi bu tür olaylara daha önce verdiği önemi vermezken kısa bir süre sonra İran'a yakın tarafları bu tür eylemlerde bulunmakla suçladı.
Şii cephesi, Sadr hareketinin lideri Mukteda es-Sadr ve kitle hareketi (Ekim Ayaklanması) gruplarının sessizliğiyle sakin görünürken, bu sessizlik Koordinasyon Çerçevesi’nin konumunu sağlamlaştırıyor. Öte yandan Kürtlerin ve Sünnilerin içlerindeki anlaşmazlıkları Sudani için önemli bir endişe kaynağı oluşturmasa da Devlet İdaresi Koalisyonu’nun birliğini tehdit edebilir. Öte yandan Kürtleri temsil eden partiler, Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Bafıl (Pavel) Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) bütçe, Peşmerge, Kerkük, 140. madde gibi iki parti arasındaki temel anlaşmazlıkların bulunmadığı konularda Şii ortaklara yönelik taleplerinin aynı olduğu Devlet İdaresi Koalisyonu'na katıldılar. Aynı durum, Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi liderliğindeki Takaddum Partisi ile iş insanı Hamis el-Hancer liderliğindeki Azim Koalisyonu’ndan oluşan Siyade (Egemenlik) İttifakı tarafından temsil edilen Sünni Araplar için de geçerlidir. Bağdat'ın güneyindeki Curf es-Sahar sakinlerinin geriye dönüşü, tutukluların ve kayıpların akıbetlerinin açıklanması, devlet kurumlarındaki siyasi denge ve diğerleri gibi tüm Sünni güçler ve partiler arasında tartışılmayan genel olarak Sünnilerin taleplerinden oluşan bir kart var.
KDP ile KYB arasında bir yıldır süren Cumhurbaşkanlığı tartışması, eski Cumhurbaşkanı Berhem Salih'in görevden alınması karşılığında Kürt lider Mesud Barzani'nin cumhurbaşkanı adayı Abdullatif Reşid üzerinde uzlaşılmasıyla çözülmüş gibi görünüyordu. Ancak Reşid'in zaferi açıklanır açıklanmaz Bafıl Talabani’nin Reşid'in KYB’nin adayı olduğunu açıklaması, KDP ve KYB arasınnda bakanlıkların paylaşılmasına ilişkin uzlaşılar tepetaklak oldu. Kürtlerin payına düşen dört bakanlıktan ikisi üzerinde (KDP Dışişleri Bakanlığı’nı KYB Adalet Bakanlığı’nı aldı) uzlaşıya varılırken İskan ve İnşaat Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı üzerinde tartışmalar halen devam ediyor.
KDP ve KYB arasında cumhurbaşkanının kimin adayı olduğu yönündeki tartışma devam ederken KYB, KDP’nin Konut ve İnşaat Bakanlığı'nı alması karşılığında Çevre Bakanlığı'nı istiyor. KYB’nin önde gelen isimlerinden birinin son açıklamasına göre iki bakanlıkla ilgili taraflar arasında henüz bir uzlaşıya varılamadı. KYB’nin önde gelen isimlerinden Şirzad Samed, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Bafıl Talabani geçtiğimiz hafta Bağdat'a yaptığı ziyaret sırasında siyasi parti liderleriyle bir araya geldi. Görüşmelerde diğer bazı konuların yanı sıra iki bakanlıkla ilgili mesele ele alındı” ifadelerini kullandı.
KDP de bir heyet ile Bağdat'ı ziyaret ettiğinden bu görüşmelerden bir sonuç çıkmadığını söyleyen Samed, şu an iki taraf arasında herhangi bir anlaşma olmadığını ve diğer sorunların bakanlıkların dağılımından daha büyük ve önemli görüldüğünü vurguladı.
Sünniler arasında da Kürtler arasında olduğu gibi birtakım anlaşmazlıklar yaşanıyor. Ancak Sünniler arasındaki anlaşmazlıklar bakanlıkların paylaşımı konusundan ziyade ülkenin batısındaki bölgelerdeki nüfuz bağlamında yaşanırken bu anlaşmazlıklar daha çok Enbar ilindeki liderler arasında yoğunlaşıyor. Selahaddin ve Ninova gibi Sünni nüfusun yoğun olduğu diğer batı illerine kadar uzanıyor.
Meclis Başkanı ve Takaddum Partisi lideri Muhammed el-Halbusi'nin nüfuzunun ağırlaştığı Enbar ilinden bir siyasetçinin karşı bir ittifak kurulduğunu söyledi. Kimliğinin gizli tutulması şartıyla Şarku’l Avsat’a konuşan siyasetçi, ittidakta Sünnilerin geri kalan önemli devlet kurumlarında federal hükümetten paylarını alamamaları karşısında etkili olabilecek önde gelen Sünni liderlerin olduğunu belirtti.
Sünni siyasetçi, Sünni liderler arasındaki anlaşmazlığın, Kürtlerin özerk bir bölgeye sahip olması ve Bağdat ile ilişkilerinin büyük bir kısmının anayasaya bağlı olması açısından Kürt liderler arasındaki çekişmeden çok farklı olduğunun altını çizdi.  Sünni siyasetçiye göre Sünniler, federal hükümetin bir parçası olduklarından Şii ortakları için kolay bir av gibi göründükleri için siyaset çoğunlukla ilkelerle değil, çıkarlarla yönetildiği sürece niyetleri ne olursa olsun anlaşmazlıkları karşı taraf için bir güç kaynağı haline geliyor.
Kürtler, iki bakanlık üzerinde anlaşmazlık yaşarken Sünniler arasında yaşanan nüfuz çekişmesini ‘başlı başına bir tuzak’ olarak niteleyen Sünni siyasetçi, bu durumun ulusal dengelerin sağlanması için yapılan müzakerelere de yansıdığını belirtti. Dengeli ve ortak kararlar alınmasının Sudani’nin değil, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin elinde olduğunu söyleyen Sünni siyasetçi, dolayısıyla şimdi olduğu gibi Sünniler arasındaki anlaşmazlıların ortak karar alma konusunda değil, hükümete katılma konusunda yoğunlaşacağı değerlendirmesinde bulundu.



Gazze halkı, savaş tehditleri ve ‘silahsızlanmanın’ reddedilmesi nedeniyle endişeli

Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)
TT

Gazze halkı, savaş tehditleri ve ‘silahsızlanmanın’ reddedilmesi nedeniyle endişeli

Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze şehrinde, pazar günü İsrail tarafından öldürülen Musa el-Abyad'ın cenaze törenine katılan Filistinliler (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler, Hamas Hareketi liderliğinin ‘hareketin silahsızlandırılması’ konusunu müzakere etmeyi reddetmesi ve İsrail'in harekete yönelik askeri baskıyı yoğunlaştırdığına ilişkin açıklamalar yapmasının ardından savaşın yeniden başlaması ihtimalinden duydukları endişeyi dile getirdiler.

Hamas Siyasi Büro üyesi Basim Naim silah dosyasının müzakere edilmesini reddederken İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ‘Hamas’ın silahsızlandırma görevini engellemesi halinde ordunun savaşı şiddetle yeniden başlatacağı’ tehdidinde bulundu.

Gazze'nin orta kesimlerindeki Deir el-Belah'ta yerinden edilmiş bir Filistinli olan Bahaa et-Telbani, Şarkul Avsat'a yaptığı açıklamada, “Savaşın yeniden başlaması, Gazze'de geriye kalanların yok edilmesi anlamına gelir. Kaldı ki bu İsrail'in çıkarına olur. Hamas ve diğer grupların silahlarının bunu engelleyemeyeceğini anlamaları ve halkın yüce çıkarları adına düşünme zamanının geldiğini kavramaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Gazze'de acil insani yardımların sağlanması ve askeri faaliyetlerin azaltılması konularını görüşmek amacıyla dün İsrail'e gitti.


Suriye'de yakında yapılacak bir kabine değişikliği ile SDG kabineye giriyor

Suriye hükümetinin açıklanması sırasında Cumhurbaşkanı Şara ve bakanların çekilmiş bir hatıra fotoğrafı, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye hükümetinin açıklanması sırasında Cumhurbaşkanı Şara ve bakanların çekilmiş bir hatıra fotoğrafı, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Suriye'de yakında yapılacak bir kabine değişikliği ile SDG kabineye giriyor

Suriye hükümetinin açıklanması sırasında Cumhurbaşkanı Şara ve bakanların çekilmiş bir hatıra fotoğrafı, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye hükümetinin açıklanması sırasında Cumhurbaşkanı Şara ve bakanların çekilmiş bir hatıra fotoğrafı, Mart 2025 (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Suriye hükümetine yakın kaynaklar, Şarku’l Avsat'a önümüzdeki günlerde bir kabine değişikliğinin gerçekleştirileceğini ve bir dizi valiyi kapsayan görev değişikliklerinin yapılacağını açıkladı.

Değişikliğin hizmet bakanlıklarını kapsadığını belirten kaynakların tahminine göre bu bakanlıkların başında Yerel Yönetim ve Çevre, Sağlık, Gençlik ve Spor, Tarım, Ulaştırma, Eğitim ile Yükseköğretim bakanlıklarının geliyor. Bununla birlikte ‘egemen makamlarda herhangi bir değişiklik yapılmayacağı’ kesin olarak belirtildi.

Cubur Araştırma Merkezi Genel Direktörü Vail Elvan, bu sürecin her zaman paralel gelişmelerle bağlantılı olduğunu değerlendirdi. Bu gelişmeler arasında Suriye Halk Meclisi'nin ilk oturumunun toplanması ya da SDG ile yakınlaşma sayılabilir. Dolayısıyla kapsamlı bir değişikliğe ya da yeni bir Suriye hükümeti seçimine yönelik işaretlerin henüz tamamlanmadığını vurgulayan Elvan, önümüzdeki dönemde Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) bazı isimlerin bakan, bakan yardımcısı ve vali gibi karar alma kademelerinde yer almasını bekliyor. Bu hamle, iktidarda tekelleşmemek ve ortaklığı pekiştirmek açısından doğal bir sürecin parçası olarak görülüyor.


Avn: Müzakereden başka seçenek yok, Netanyahu ile güvenlik anlaşması olmadan müzakere de olmaz

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Merkezi İç Güvenlik Konseyi toplantısına katılmadan önce İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar ile bir araya geldi (NNA)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Merkezi İç Güvenlik Konseyi toplantısına katılmadan önce İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar ile bir araya geldi (NNA)
TT

Avn: Müzakereden başka seçenek yok, Netanyahu ile güvenlik anlaşması olmadan müzakere de olmaz

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Merkezi İç Güvenlik Konseyi toplantısına katılmadan önce İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar ile bir araya geldi (NNA)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Merkezi İç Güvenlik Konseyi toplantısına katılmadan önce İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar ile bir araya geldi (NNA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile herhangi bir görüşme yapılmadan önce ‘güvenlik anlaşmasına varılması ve İsrail saldırılarının durdurulması gerektiğini’ vurgulayarak ‘şu an görüşme için zamanlamanın uygun olmadığını’ bir kez daha ifade etti. ‘Başka seçenek olmadığı için’ İsrail ile müzakere sürecinden geri dönüşün söz konusu olmadığının da altını çizen Avn, Washington'daki görüşmelerin Lübnan için önemli bir kazanım ve ‘yararlanılması gereken büyük bir fırsat’ oluşturduğuna dikkati çekti.

Öte yandan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, silahların yalnızca devletin elinde toplanması kararının geri dönüşü olmayan sabit bir süreç oluşturduğunu vurgulayarak Bakanlar Kurulu kararlarının eksiksiz biçimde uygulanacağını bir kez daha teyit etti.

Diğer taraftan ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa, Lübnan Maruni Patriği Beşara Butrus er-Rai ve Meclis Başkanı Nebih Berri ile ayrı ayrı görüştükten sonra Cumhurbaşkanı Avn'ın ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinin zorunlu olduğunu yineledi ve bunun bir taviz ya da kayıp olmadığını da vurguladı.

Bir diğer gelişmede ise Hizbullah’ın meclisteki milletvekillerinden biri, Büyükelçi Issa'nın Patrik Rai’ye hakaret eden Hizbullah destekçilerine ‘başka bir ülke arayın’ şeklindeki açıklaması üzerine onun ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmesini talep etti.