Irak’ta Kürtlerin ve Sünnilerin içlerindeki anlaşmazlıklar Sudani’nin sahasında

Barzani’nin ve Talabani'nin partileri iki bakanlık için yarışırken Sünniler arasında nüfuz mücadelesi devam ediyor

Irak Parlamentosu’nun önceki oturumundan bir kare (EPA)
Irak Parlamentosu’nun önceki oturumundan bir kare (EPA)
TT

Irak’ta Kürtlerin ve Sünnilerin içlerindeki anlaşmazlıklar Sudani’nin sahasında

Irak Parlamentosu’nun önceki oturumundan bir kare (EPA)
Irak Parlamentosu’nun önceki oturumundan bir kare (EPA)

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, hükümetini kurmasının üzerinden bir aydan az bir süre geçe kendinden emin adımlar atıyor gibi görünüyor. Başbakan Sudani hükümeti, parlamentodaki en büyük blok olarak Şii grupların yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin desteklediğini arkasına alırken Kürtleri ve Sünnileri içeren en büyük koalisyon olan Devlet İdaresi Koalisyonu'na dayanıyor. Sudadi, şimdiye kadar, dosyaların çoğunu ele almayı, çok taraflı baskılara karşı koymuş olmayı ve bir ay içinde birkaç kez ABD’nin Bağdat Büyükelçisi Alina Romanowski’yi ve ardından ABD Kongresi’nden bir heyeti kabul etmeyi başarmış görünüyor.
Sudani’yi başbakanlık görevine aday gösteren Koordinasyon Çerçevesi, özellikle Sudani hükümetinin güvenoyu almasından günler sonra Stephen Troell adlı bir ABD vatandaşını kimliği belirsiz bir kişi tarafından vurularak öldürülmesine rağmen ABD’nin Sudani hükümetine ve Sudani’nin attığı adımlara büyük bir destek verdiğini gördükten sonra, henüz onunla herhangi bir tartışmaya girişmedi. Başbakan Sudani, o sıra yaptığı açıklamada, ABD vatandaşını öldüren failleri ortaya çıkarma sözü verirken eylemi, hükümetinin çalışmalarını karıştırmayı ‘amaçlayan bir hamle’ olarak niteledi. Olayın failleri henüz ortaya çıkarılamasa da ABD yönetimi bu tür olaylara daha önce verdiği önemi vermezken kısa bir süre sonra İran'a yakın tarafları bu tür eylemlerde bulunmakla suçladı.
Şii cephesi, Sadr hareketinin lideri Mukteda es-Sadr ve kitle hareketi (Ekim Ayaklanması) gruplarının sessizliğiyle sakin görünürken, bu sessizlik Koordinasyon Çerçevesi’nin konumunu sağlamlaştırıyor. Öte yandan Kürtlerin ve Sünnilerin içlerindeki anlaşmazlıkları Sudani için önemli bir endişe kaynağı oluşturmasa da Devlet İdaresi Koalisyonu’nun birliğini tehdit edebilir. Öte yandan Kürtleri temsil eden partiler, Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Bafıl (Pavel) Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) bütçe, Peşmerge, Kerkük, 140. madde gibi iki parti arasındaki temel anlaşmazlıkların bulunmadığı konularda Şii ortaklara yönelik taleplerinin aynı olduğu Devlet İdaresi Koalisyonu'na katıldılar. Aynı durum, Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi liderliğindeki Takaddum Partisi ile iş insanı Hamis el-Hancer liderliğindeki Azim Koalisyonu’ndan oluşan Siyade (Egemenlik) İttifakı tarafından temsil edilen Sünni Araplar için de geçerlidir. Bağdat'ın güneyindeki Curf es-Sahar sakinlerinin geriye dönüşü, tutukluların ve kayıpların akıbetlerinin açıklanması, devlet kurumlarındaki siyasi denge ve diğerleri gibi tüm Sünni güçler ve partiler arasında tartışılmayan genel olarak Sünnilerin taleplerinden oluşan bir kart var.
KDP ile KYB arasında bir yıldır süren Cumhurbaşkanlığı tartışması, eski Cumhurbaşkanı Berhem Salih'in görevden alınması karşılığında Kürt lider Mesud Barzani'nin cumhurbaşkanı adayı Abdullatif Reşid üzerinde uzlaşılmasıyla çözülmüş gibi görünüyordu. Ancak Reşid'in zaferi açıklanır açıklanmaz Bafıl Talabani’nin Reşid'in KYB’nin adayı olduğunu açıklaması, KDP ve KYB arasınnda bakanlıkların paylaşılmasına ilişkin uzlaşılar tepetaklak oldu. Kürtlerin payına düşen dört bakanlıktan ikisi üzerinde (KDP Dışişleri Bakanlığı’nı KYB Adalet Bakanlığı’nı aldı) uzlaşıya varılırken İskan ve İnşaat Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı üzerinde tartışmalar halen devam ediyor.
KDP ve KYB arasında cumhurbaşkanının kimin adayı olduğu yönündeki tartışma devam ederken KYB, KDP’nin Konut ve İnşaat Bakanlığı'nı alması karşılığında Çevre Bakanlığı'nı istiyor. KYB’nin önde gelen isimlerinden birinin son açıklamasına göre iki bakanlıkla ilgili taraflar arasında henüz bir uzlaşıya varılamadı. KYB’nin önde gelen isimlerinden Şirzad Samed, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Bafıl Talabani geçtiğimiz hafta Bağdat'a yaptığı ziyaret sırasında siyasi parti liderleriyle bir araya geldi. Görüşmelerde diğer bazı konuların yanı sıra iki bakanlıkla ilgili mesele ele alındı” ifadelerini kullandı.
KDP de bir heyet ile Bağdat'ı ziyaret ettiğinden bu görüşmelerden bir sonuç çıkmadığını söyleyen Samed, şu an iki taraf arasında herhangi bir anlaşma olmadığını ve diğer sorunların bakanlıkların dağılımından daha büyük ve önemli görüldüğünü vurguladı.
Sünniler arasında da Kürtler arasında olduğu gibi birtakım anlaşmazlıklar yaşanıyor. Ancak Sünniler arasındaki anlaşmazlıklar bakanlıkların paylaşımı konusundan ziyade ülkenin batısındaki bölgelerdeki nüfuz bağlamında yaşanırken bu anlaşmazlıklar daha çok Enbar ilindeki liderler arasında yoğunlaşıyor. Selahaddin ve Ninova gibi Sünni nüfusun yoğun olduğu diğer batı illerine kadar uzanıyor.
Meclis Başkanı ve Takaddum Partisi lideri Muhammed el-Halbusi'nin nüfuzunun ağırlaştığı Enbar ilinden bir siyasetçinin karşı bir ittifak kurulduğunu söyledi. Kimliğinin gizli tutulması şartıyla Şarku’l Avsat’a konuşan siyasetçi, ittidakta Sünnilerin geri kalan önemli devlet kurumlarında federal hükümetten paylarını alamamaları karşısında etkili olabilecek önde gelen Sünni liderlerin olduğunu belirtti.
Sünni siyasetçi, Sünni liderler arasındaki anlaşmazlığın, Kürtlerin özerk bir bölgeye sahip olması ve Bağdat ile ilişkilerinin büyük bir kısmının anayasaya bağlı olması açısından Kürt liderler arasındaki çekişmeden çok farklı olduğunun altını çizdi.  Sünni siyasetçiye göre Sünniler, federal hükümetin bir parçası olduklarından Şii ortakları için kolay bir av gibi göründükleri için siyaset çoğunlukla ilkelerle değil, çıkarlarla yönetildiği sürece niyetleri ne olursa olsun anlaşmazlıkları karşı taraf için bir güç kaynağı haline geliyor.
Kürtler, iki bakanlık üzerinde anlaşmazlık yaşarken Sünniler arasında yaşanan nüfuz çekişmesini ‘başlı başına bir tuzak’ olarak niteleyen Sünni siyasetçi, bu durumun ulusal dengelerin sağlanması için yapılan müzakerelere de yansıdığını belirtti. Dengeli ve ortak kararlar alınmasının Sudani’nin değil, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin elinde olduğunu söyleyen Sünni siyasetçi, dolayısıyla şimdi olduğu gibi Sünniler arasındaki anlaşmazlıların ortak karar alma konusunda değil, hükümete katılma konusunda yoğunlaşacağı değerlendirmesinde bulundu.



Sudan ordusu, Etiyopya sınırında Mavi Nil bölgesindeki varlığını güçlendiriyor

Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)
Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)
TT

Sudan ordusu, Etiyopya sınırında Mavi Nil bölgesindeki varlığını güçlendiriyor

Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)
Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi ve Genelkurmay Başkanı Korgeneral Yasir el-Atta, ülkenin güneydoğusundaki Mavi Nil Eyaleti’nde güvenlik ve askerî konuşlanmayı güçlendirmek amacıyla bölgeye ilave birlikler ve askerî sevkiyat gönderileceğini açıkladı. Söz konusu adım, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında, Etiyopya sınırına komşu stratejik bölgede kontrol sağlama mücadelesinin sürdüğü bir dönemde geldi.

El-Atta, perşembe günü eyaletin başkenti ed-Damazin’de incelemelerde bulunarak Mavi Nil Valisi Ahmed el-Umde ile görüştü. Görüşmede, Kurmuk, Kaysan ve Bav bölgelerinin HDK ve müttefiklerinden geri alınmasına yönelik askerî ve güvenlik düzenlemeleri ele alındı. Vali el-Umde’nin açıklamasına göre el-Atta, son günlerde eyaletin çeşitli bölgelerine düzenlenen saldırılara karşı koyan 4. Piyade Tümeni ve destek birliklerinin direnişini övdü. Ayrıca ordunun eyalete tam destek verme taahhüdünü yineleyerek, sivillerin korunması ve bölge genelinde güvenliğin sağlanması için yeni askerî birliklerin sevk edilmesi talimatını verdi.

Korgeneral Yasser Al-Atta, Mavi Nil bölgesi valisiyle yaptığı görüşme sırasında (Facebook)Korgeneral Yasser Al-Atta, Mavi Nil bölgesi valisiyle yaptığı görüşme sırasında (Facebook)

El-Umde, sosyal medya platformu Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, sahadaki gelişmelere ilişkin ayrıntılı bilgi sunduğunu, özellikle Etiyopya sınırına yakın bölgelerdeki güvenlik zorluklarına dikkat çektiğini belirtti. Geçtiğimiz hafta HDK’nin, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (lideri Abdülaziz el-Hilu) ile iş birliği içinde Mavi Nil’deki el-Kili bölgesinin kontrolünü ele geçirdiği bildirilmişti.

El-Ubeyd'in bombalanması

Öte yandan yerel kaynaklar Şarku’l Avsat’a, HDK’ne ait bir insansız hava aracının (İHA) dün el-Ubeyd kentinde bulunan devlet radyo-televizyon binasını hedef aldığını belirtti. Kuzey Kurdufan eyaletinin başkenti olan kentteki saldırının, yerleşim alanları içinde bulunan binada ciddi hasara yol açtığı belirtildi. Son dönemde el-Ubeyd’in, HDK tarafından düzenlenen tekrarlanan hava ve roket saldırılarına maruz kaldığı ifade ediliyor. Sudan ordusundan saldırıya ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Sosyal medyada geniş yankı uyandıran bir görüntüde, Kuzey Kurdufan'daki el-Ubeyd şehrinde bulunan televizyon binasının yıkımı görülüyor.Sosyal medyada geniş yankı uyandıran bir görüntüde, Kuzey Kurdufan'daki el-Ubeyd şehrinde bulunan televizyon binasının yıkımı görülüyor.

Karşılıklı İHA saldırılarının arttığı süreçte, HDK’nin perşembe ve cuma günleri arasında Cebel Evliya bölgesine iki gün içinde ikinci kez saldırı düzenlediği bildirildi. Ayrıca Omdurman’ın güneyindeki es-Salha bölgesinde bir askerî aracın hedef alındığı ve tamamen yandığı kaydedildi. Son günlerde Kosti ve Rabak kentleri ile Güney Kurdufan eyaletindeki Kadugli ve Dilling bölgelerine yönelik saldırıların arttığı, bu saldırılarda siviller arasında can kayıpları ve maddi hasar meydana geldiği belirtildi.

"Kuruluş" para birimini yasaklıyor

Siyasi ve ekonomik gelişmeler kapsamında ise, Nyala merkezli paralel hükümetin başkanı Muhammed et-Taşı, Haziran 2024’ten sonra basılan ve Sudan Merkez Bankası Başkanı Berri es-Sıddık Ali Ahmed imzasını taşıyan kâğıt paraların kullanımını derhal ve tamamen yasaklayan bir karar yayımladı. Karara göre, yalnızca eski başkan Hüseyin Yahya Cengul döneminde basılan paralar geçerli sayılacak. Yasaklı paraların kullanımının “ekonomik suç” ve “ulusal güvenliğe tehdit” olarak değerlendirileceği belirtilirken, ihlaller için para müsaderesi, varlıkların dondurulması ve derhal cezai işlem uygulanması öngörülüyor. Ayrıca bankalar ve güvenlik birimlerine kararı derhâl uygulama talimatı verildi.


Trump neden Zeydi’ye gülümsüyor?

Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)
Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)
TT

Trump neden Zeydi’ye gülümsüyor?

Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)
Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)

Irak’taki Koordinasyon Çerçevesi ittifakı, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden adaylığına yönelik ABD’nin rahatsız edici vetosundan, Başkan Donald Trump’ın görevlendirilen isim Ali ez-Zeydi’ye gönderdiği dikkat çekici tebrik mesajına uzanan çarpıcı bir süreçten geçti.

27 Ocak 2026’da Trump, Maliki’nin yeniden iktidara gelmesi halinde Irak’a verilen desteği kesmekle tehdit etmişti. Bu tarihten 93 gün sonra ise Washington, Bağdat’taki Şii siyasi güçleri şaşırtarak genç aday Zeydi’yi tebrik etti, ondan ‘terörden arındırılmış bir hükümet’ kurmasını istedi ve ardından Washington’a davet etti. Tahran ise bu gelişmelere henüz resmi bir tepki vermedi.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın salı günü Zeydi ile yaptığı telefon görüşmesi, Trump’ın doğrudan temasının ön hazırlığı olarak değerlendirildi. Bu temas, Şii blokların üzerinde uzlaştığı bir isim olan Zeydi’yi, muhtemel ancak içeriği belirsiz bir anlaşmanın vitrini haline getirdi.

Normal şartlarda İran’a yakın Iraklı grupların, ABD ile bu tür dostane temaslara sert tepkiler vermesi ve kamuoyunda Washington ile normalleşmeye karşı yoğun eleştiriler yürütmesi beklenirdi. Ancak Trump’ın tebrik mesajının üzerinden 24 saat geçmesine rağmen bu yönde bir tepki görülmedi.

Aksine, ‘direniş ekseni’ olarak bilinen çevrelerin önde gelen isimleri, kamuoyunda Zeydi’ye hükümetine ‘güçlü isimler’ dahil etmesi yönünde tavsiyelerde bulunmakla yetindi ve medya üzerinden çok sayıda öneri sundu.

Zeydi, isminin ilk kez sızdırılmasından sadece iki saat sonra Bağdat’taki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda göreve atandı. İsmin, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Bağdat ziyaretiyle ilgili haberlerden kısa süre sonra aniden gündeme gelmesi dikkat çekti. Bu süreçte İran’ın şartlarını dayatıp dayatmadığı ya da kendi iradesi dışında bir uzlaşıya mı razı olduğu ise belirsizliğini koruyor.

Zeydi’ye hükümeti kurma görevinin verilmesi, Washington ile Tahran arasında sıkışmış bir ülke olan Irak’ta, iki gücün Bağdat üzerindeki etkisini sürdürme mücadelesinin ortasında gerçekleşti. Bu gelişme, taraflardan birinin üstünlük sağlamasının işareti olabileceği gibi, uzun süredir rekabet halindeki iki güç arasında bir uzlaşının sonucu olarak da değerlendiriliyor.

ABD ile İran arasında yaşanan gerilim ve sonrasındaki zorlu müzakere süreci öncesinde, Şii siyasi gruplar kabul edilebilir bir başbakan üzerinde uzlaşmakta zorlanıyordu. Washington’un Maliki’ye yönelik vetosu, ittifakın seçeneklerini daraltarak tarafları yeni arayışlara itti.

Son gelişmeler ışığında Ali ez-Zeydi ismi, bu çıkmazdan bir çıkış yolu olarak öne sürülse de, onu bu noktaya taşıyan olası anlaşmanın niteliği hâlâ soru işaretleri barındırıyor.

Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmakla görevlendirilmesinden bu yana Koordinasyon Çerçevesi içindeki anlaşmazlıklar azaldı.Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmakla görevlendirilmesinden bu yana Koordinasyon Çerçevesi içindeki anlaşmazlıklar azaldı.

Küçük bir kapı anahtarı

Siyasi kulislerde yürütülen tartışmalara katılan birçok kişi, Zeydi’nin ‘daha geniş bir anlaşmanın küçük kapısını açan anahtar’ olduğu görüşüne eğilim gösteriyor. Bu değerlendirmelere göre Trump, Bağdat’taki etkili bir aktörden gelen ve açık bir Amerikan taahhüdü olmaksızın beklemeye değer görülen bir tekliften haberdar olmuş olabilir.

Kaynaklar, Zeydi’nin Koordinasyon Çerçevesi içindeki karar mekanizmasına sonradan dahil olmadığını, aksine uzun süredir ‘etkili tarafların masasındaki kazanan kartlardan biri’ olarak varlığını sürdürdüğünü belirtiyor.

Siyasi çevrelerde, Zeydi’nin başbakanlıkla görevlendirilmesinin akıbetine ilişkin iki temel senaryo öne çıkıyor. İlkine göre, kurulacak hükümet Irak parlamentosundan güvenoyu alamazsa, ittifak bu süreçte siyasi tıkanıklığı aşmak için zaman kazanmış olacak ve alternatif isimleri devreye sokacak. Bu yaklaşım, görev süresi sona eren Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin daha önce izlediği taktiklerin devamı olarak değerlendiriliyor.

İkinci senaryoda ise Zeydi’nin parlamentodan güvenoyu alarak iki yıl ya da daha kısa süreli bir geçiş hükümeti kurması öngörülüyor. Bu durumda erken seçim ihtimali gündeme gelse de Mukteda es-Sadr ile örtük bir uzlaşı olmadan bunun gerçekleşmesinin zor olduğu ifade ediliyor.

Bu senaryonun hayata geçmesi için Bağdat yönetiminin bazı silahlı grupları ‘günah keçisi’ olarak feda etmesi gerektiği ve bunun da Sadr için olumlu bir gelişme olacağı yorumları yapılıyor.

Öte yandan, Zeydi’nin göreve geliş biçimi ve bölgesel aktörlerden hızlı destek alması, üçüncü bir ihtimali de gündeme taşıyor. Buna göre, ABD ile önceden hazırlanmış bir anlaşma söz konusu olabilir. Bu çerçevede, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın rolü öne çıkarken, kulislerde Çin’in bölgedeki etkisinin sınırlandırılmasına yönelik planlar konuşuluyor.

Bu senaryoya göre, Trump’ın dikkat çekici tebrik mesajını teşvik eden anlaşma kapsamında Washington’un Bağdat’ta önemli kazanımlar elde etmiş olabileceği, buna karşılık İran üzerindeki baskıyı görece azaltmış olabileceği değerlendiriliyor. Alternatif olarak ise Tahran’ın etkisinin zayıfladığı ve Bağdat’taki güçlü aktörlerin ekonomik yaptırımları önlemek, Irak’ın uluslararası izolasyonunu derinleştirmemek ve İran’ın daha fazla kuşatılmasını engellemek amacıyla harekete geçtiği ifade ediliyor.


İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği iki hava saldırısında 5 kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği iki hava saldırısında 5 kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Lübnan’ın güneyinde İsrail hava saldırıları bugün de devam etti. Şafak vakti düzenlenen saldırılarda en az 5 kişi hayatını kaybederken, birçok yerleşim yeri ağır hasar aldı.

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda can kayıpları artıyor. Bugün yaşanan gelişmeler şu şekilde kaydedildi:

İklim el-Tuffah Bölgesi: Şafak vakti Luveyze kasabasında bir evin hedef alınması sonucu 3 kişi hayatını kaybetti.

Kefr Deccal - Nebatiye Yolu: İsrail'e ait bir insansız hava aracının (İHA) seyir halindeki bir aracı vurması neticesinde 2 kişi yaşamını yitirdi.

Şarku’l Avsat’ın NNA’dan aktardığına göre perşembe gününü cuma’ya bağlayan gece yarısı Şukin kasabasına düzenlenen hava saldırısında 2 vatandaş hayatını kaybetti, aralarında Şukin Belediye Başkanı Hüseyin Ali Ahmed'in de bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı. Saldırı sonucu çok sayıda konut yıkılırken, mahallede "devasa" çapta hasar meydana geldi.

İsrail savaş uçaklarının gece saatlerinde Doğu ve Batı Zevter beldeleri ile Zevter-Deyr Siryan arasındaki nehir yatağına şiddetli hava saldırıları düzenledi. Ayrıca sabaha karşı Haruf kasabasındaki el-Kala mahallesinin de hedef alındığı bildirildi.

Trump’ın Ateşkesine Rağmen Tansiyon Düşmüyor

Bölgedeki bu karşılıklı saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı görüşmelerin ardından nisan ortasında ilan edilen ve 23 Nisan'da uzatılan ateşkese rağmen durdurulamıyor. Ateşkes kararına rağmen İsrail ordusu ve Hizbullah arasındaki çatışmalar sahada etkisini hala sürdürüyor.