BM’den Çin’e uyarı: Keyfi gözaltılara son ver

Birleşmiş Milletler Çinli yetkilileri barışçıl gösteri hakkına saygı duymaya çağırıyor

Pekin'deki Tsinghua Üniversitesi kampüsünde öğrenciler toplandı (AP)
Pekin'deki Tsinghua Üniversitesi kampüsünde öğrenciler toplandı (AP)
TT

BM’den Çin’e uyarı: Keyfi gözaltılara son ver

Pekin'deki Tsinghua Üniversitesi kampüsünde öğrenciler toplandı (AP)
Pekin'deki Tsinghua Üniversitesi kampüsünde öğrenciler toplandı (AP)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Çin rejimini, sağlık kısıtlamalarını ve daha fazla özgürlük için barışçıl bir şekilde protesto eden göstericileri “keyfi gözaltılara son vermeye” çağırdı.
OHCHR Bürosu Sözcüsü Jeremy Lawrence, “Yetkilileri protestolara uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarına uygun şekilde yanıt vermeye çağırıyoruz. Hiç kimse barışçıl bir şekilde düşüncelerini ifade ettiği için keyfi olarak gözaltına alınmamalıdır" dedi. Lawrance, “Toplum içinde- özellikle gençlerle- geniş tartışmalara izin vermenin, kamu politikalarını şekillendirmeye ve bunların daha iyi anlaşılmasını ve nihayetinde daha etkili olmasını sağlamaya yardımcı olabileceğini” kaydetti.
Çin'in büyük şehirlerinde yüzlerce protestocu 27 Kasım’da Koronavirüse karşı "sıfır vaka" politikası nedeniyle yetkililere karşı nadir bir protesto gösterisi yaparak sokaklara döküldü.
Ancak protestolar, ülkenin başında benzeri görülmemiş bir üçüncü dönem için yeniden seçilen Başkan Xi Jinping'in istifası da dahil olmak üzere daha fazla siyasi özgürlük çağrılarını da ortaya çıkardı.


Polis Şangay'da bir protestocuyu durdurdu (AP)

Ülkenin kuzeybatısındaki Sincan Eyaletinin başkenti Urumçi'de can alan yangın birçok Çinliyi kızdırdı ve bazıları sıkı sağlık kısıtlamalarını, itfaiye ve yardım ekiplerinin çalışmalarını engellemekle suçladı.
Yüksek Komiserlik, "halkın endişelerine yanıt vermek ve bu trajediden ders çıkarmak için şeffaflık gösterilmesi" çağrısında bulundu. Ayrıca yetkililer tarafından getirilen kısıtlamaların bilim insanları ve sağlık personelinin görüşleri ile uyumlu olması gerektiğini de hatırlattı.
Lawrence açıklamasında, “Herhangi bir kısıtlayıcı önlemin sınırlı bir süresi olmalı ve insanların endişelerini ifade etmelerine ve tazminat talep etmelerine olanak tanıyan güvenceler ve mekanizmalar olmalı” ifadelerini kullandı.



Amerika: İçinde 8 kişi bulunan özel uçak düştü ve alev aldı

Olayla ilgili videodan (ABD medyası)
Olayla ilgili videodan (ABD medyası)
TT

Amerika: İçinde 8 kişi bulunan özel uçak düştü ve alev aldı

Olayla ilgili videodan (ABD medyası)
Olayla ilgili videodan (ABD medyası)

ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), Maine'deki bir havalimanından kalkan ve içinde sekiz kişi bulunan özel bir uçağın düştüğünü ve alev aldığını, ancak yolcuların durumlarının ve kimliklerinin henüz bilinmediğini açıkladı.

FAA, yaptığı açıklamada, çift motorlu Bombardier Challenger 600 uçak kazasının dün saat 19:45 civarında Bangor Uluslararası Havaalanında meydana geldiğini belirtti.

Ayrıntılar resmi olarak açıklanmadı, ancak konuyla ilgili bir hükümet yetkilisi Reuters'e, kazadan sonra büyük bir yangın çıktığını söyledi. Hükümet yetkilisi, uçağın Teksas'tan Maine'e uçtuğunu belirtti.

Federal Havacılık İdaresi kayıtlarına göre, uçak Nisan 2020'de hizmete girmişti.

FAA, Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu ile iş birliği içinde kazayı soruşturacağını duyurdu.


Minneapolis'teki olay, yeni bir hükümet kapanması olasılığını artırıyor

New York'taki Central Park dün karla kaplandı (Reuters)
New York'taki Central Park dün karla kaplandı (Reuters)
TT

Minneapolis'teki olay, yeni bir hükümet kapanması olasılığını artırıyor

New York'taki Central Park dün karla kaplandı (Reuters)
New York'taki Central Park dün karla kaplandı (Reuters)

Minneapolis sokaklarında ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) görevlileri tarafından ikinci bir Amerikan vatandaşının öldürülmesi, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki siyasi ve sosyal gerilimleri daha da artırdı.

Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer önderliğindeki Demokrat milletvekilleri, İç Güvenlik Bakanlığı ve ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) teşkilatının sistematik suistimallerini gerekçe göstererek, 2026 bütçe tasarısında bu kurumlara ayrılan fonları kesme tehdidinde bulundular. Milletvekilleri ayrıca, yargı denetimini güçlendirmek ve ICE'nin yetkilerini kısıtlamak da dahil olmak üzere önemli reformlar yaparak, 1,2 trilyon dolarlık hükümet fonlama tasarısının oylanması ve kısmi hükümet kapanmasının önlenmesi için ön koşullar oluşturdular.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, şiddetli bir kış fırtınasının ülkeyi yoğun kar yağışıyla felç etme tehdidi oluşturmasından saatler önce, birçok eyalette olağanüstü hal ilan etti.


ABD'nin Refah sınır kapısının açılması yönündeki baskısı

Filistin sivil savunma güçleri dün Gazze şehrindeki Selahaddin Camii avlusunda İsrail savaşının kurbanlarının cesetlerini aradı (EPA)
Filistin sivil savunma güçleri dün Gazze şehrindeki Selahaddin Camii avlusunda İsrail savaşının kurbanlarının cesetlerini aradı (EPA)
TT

ABD'nin Refah sınır kapısının açılması yönündeki baskısı

Filistin sivil savunma güçleri dün Gazze şehrindeki Selahaddin Camii avlusunda İsrail savaşının kurbanlarının cesetlerini aradı (EPA)
Filistin sivil savunma güçleri dün Gazze şehrindeki Selahaddin Camii avlusunda İsrail savaşının kurbanlarının cesetlerini aradı (EPA)

Amerikalı yetkililer, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'deki savaşı sona erdirme planının "ikinci aşamasını" ilerletmek ve Filistin toprakları ile Mısır arasındaki Refah sınır kapısını her iki yönde de açmaya yönelik adımlar atmak için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti üzerindeki baskıyı yoğunlaştırdılar.

Resmi düzeyde, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin açıklamalarında ABD elçileri Steve Wittkoff, Jared Kushner ve Josh Greenbaum'ın Netanyahu ile yaptığı görüşmeler "olumlu" ve "yapıcı" olarak nitelendirildi. Ancak Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, bunun "iki taraf arasındaki vizyon farklılığını gidermediğini" ortaya koydu.

Wittkoff, Başkan Trump'ın Gazze için hazırladığı 20 maddelik "barış planının" "ikinci aşaması" ile ilgili olarak Netanyahu ile yaptığı görüşmelerin "yapıcı" geçtiğini söyledi. Netanyahu hükümeti, Wittkoff ve Kushner aleyhinde resmi olmayan düşmanca açıklamalar sızdırarak ziyaretin etkisini önledi; "üst düzey bir yetkiliye" atfedilen alıntılar İbranice medyada yayınlandı ve onlara yönelik sert kişisel saldırılar içeriyordu.