Moskova’dan NATO'ya savaşı kasıtlı olarak uzatma suçlaması

Ukrayna, Donetsk’teki Rus kuvvetlerine ateş açtı. (Reuters)
Ukrayna, Donetsk’teki Rus kuvvetlerine ateş açtı. (Reuters)
TT

Moskova’dan NATO'ya savaşı kasıtlı olarak uzatma suçlaması

Ukrayna, Donetsk’teki Rus kuvvetlerine ateş açtı. (Reuters)
Ukrayna, Donetsk’teki Rus kuvvetlerine ateş açtı. (Reuters)

Japon Denizi ve Doğu Çin Denizi üzerinde ortak stratejik hava devriyeleri düzenleyen Moskova ve Pekin, Batı'ya ‘yeni ortak zorluklar’ karşısında ittifaklarını pekiştirecekleri mesajını gönderdi. NATO’yu Ukrayna'daki savaşı uzatmaya çalışmakla suçlayan Rusya Dışişleri Bakanlığı, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı neticelerini çatışmayı körüklemeye yönelik bir adım olarak nitelendirdi. Diğer yandan Rus Hava Kuvvetleri ve Çin Hava Kuvvetlerine ait stratejik bombardıman uçaklarının Japon Denizi ve Doğu Çin Denizi semalarında ortak devriye düzenlediğini duyuran Rusya Savunma Bakanlığı, şu bildiriyi yayınladı:
“Ortak hava grubunda Rus Hava Kuvvetlerinin Tu-95MS tipi savaş uçağı ve Çin Halk Kurtuluş Ordusu Hava Kuvvetleri’ne ait Hun-6K stratejik bombardıman uçakları yer alıyor.”
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Rusya ile Çin arasında Asya-Pasifik bölgesindeki yapılan ortak hava devriyelerinin üçüncü ülkelere yönelik olmadığı ifadelerine yer verildi. Askeri yönetim, Rus stratejik uçağının uçuş süresinin yaklaşık sekiz saat sürdüğünü, Suhoy savaş uçaklarının da eşlik ettiğini bildirdi. Rus Hava Kuvvetleri'ne ait uçakların ilk olarak Çin Halk Cumhuriyeti'ndeki bir hava alanına, Çin uçağının ise yapılan devriyeler kapsamında Rusya Federasyonu topraklarındaki bir hava alanına indiği belirtildi. Aynı zamanda bazı aşamalarda stratejik füzelere yabancı ülkelerden savaşçıların da eşlik ettiği kaydedildi.
Dün Çin’e ait iki uçağın ve şüpheli Rus savaş uçaklarının Japon Denizi üzerinde uçtuğunu belirten Japonya Savunma Bakanlığı, buna karşılık hava savunma güçlerinin de savaş uçakları gönderdiğini bildirdi.
Japon haber ajansı Kyodo’nun haberine göre Savunma Bakanlığı, Çin’e ait iki uçağın çarşamba sabahı Doğu Çin Denizi'nden Japon Denizi'ne gelerek Japonya'nın güneybatısındaki Tsushima Boğazı'ndan uçtuğunu, ardından ise kuzeye yöneldiğini aktardı. Güneyden ters istikamete giden iki Rus savaş uçağının ise yakındaki sular üzerinden kuzeye yöneldiği ifade edildi.
Moskova ve Pekin’in yayınladığı ortak bildiride ise, iki ülkenin karşı karşıya kaldığı ‘eşzamanlı zorluklar’ karşısında askeri işbirliğini geliştirme niyetinde olduğu üzerine duruldu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Bükreş'teki NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı sonuçlarının, ittifakın Ukrayna'daki duruma siyasi ve diplomatik bir çözüm bulmakla ilgilenmediğini gösterdiğini söyledi. Zaharova sözlerini şöyle sürdürdü:
“Moskova, NATO dışişleri bakanlarının açıklamalarını görmezden gelemez. Yer verilen ifadeler, NATO'nun çatışmayı körüklemeye ve uzatmaya çalıştığını gösteriyor. Batı ittifakı, Ukrayna'da siyasi ve diplomatik bir çözümle hiç ilgilenmiyor. NATO ülkeleri, Kiev rejiminin Batılı sponsorlarından tam bir suç ortaklığıyla, Rus tarafını Ukrayna Silahlı Kuvvetleri tarafından işlenen suç ve zulümlerle suçlamaya devam ediyor. Örneğin küresel gıda arzını kesintiye uğratmakla suçlandık. Bizim hatamız olmadan ortaya çıkan sorunlara gerçek çözümler sağlayan Moskova, Washington ve Brüksel'in dayattığı yaptırımların kısıtlamalarına rağmen, sürekli olarak bunu uygulama çabalarını sürdürüyor.”
Moskova’nın Patriot sistemleri Ukrayna'ya tedarik edildiği takdirde bu sistemleri hedef alacağı tehdidinde bulunan Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev, NATO'nun Ukrayna'ya modern füze savunma sistemleri tedarik etmesi meselesine atıfta bulundu. NATO daha önce Kiev'e ABD yapımı Patriot sistemlerinin tedarik edilmesini ele almadığını belirtmişti.
NATO’yu üye ülkelerinin dünya nüfusunun yalnızca yüzde 12'sini oluşturduğu bir suç örgütü olarak nitelendiren Medvedev, Rus TASS haber ajansının dün yayınlanan haberine göre şunları söyledi:
“NATO, insanlık önünde tövbe etmeli, bir suç örgütü olarak kendisini feshetmelidir. NATO, dünya çapında yaptıklarını ne çabuk unuttu. Devletlere yönelik darbeleri düzenlemek ve meşru devlet liderlerini devirmek gibi faaliyetler. Anlaşılan o ki NATO ve liderliği, operasyonları ve radikal rejimlere silah tedariki nedeniyle çok sayıda sivil zayiat verdiğini de unutmuş.”
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Ukrayna'nın egemenliğini ve bağımsızlığını koruma gereğine ilişkin yakın tarihli açıklaması hususunda da “Ancak Ukrayna'nın toprak bütünlüğünden bahsetmedi” vurgusunda bulundu.
Diğer yandan İkinci Dünya Savaşı sırasında Ukraynalı milliyetçilerin Polonyalılara karşı yürüttüğü güçlü ve kanlı faaliyetleri hatırlatan Moskova, Ukrayna ile Polonya'nın arasını açma kampanyasını sürdürüyor. Rus Dış İstihbarat Servisi (SVR) Başkanı Sergey Narışkin dün yaptığı açıklamada, Polonya liderliğini ‘Batı Ukrayna topraklarını yerinden etme girişimlerine’ karşı uyardı. Moskova'nın elindeki verilerin, Polonyalıların Ukrayna'nın batısındaki bölgeler üzerindeki kontrolü artırma kararlılıklarını doğruladığını belirten Narışkin şu açıklamada bulundu:
“Polonyalıları aceleyle yanlış karşılaştırmalar yapmamaları konusunda şimdiden uyarmak isteriz. Kendilerini tarihlerini daha kapsamlı bir şekilde incelemeye davet ediyoruz. Tarihleri, Polonyalı milliyetçiler ile Ukraynalı milliyetçiler arasındaki çatışmaların acı örnekleriyle dolu.”
Narışkin açıklamasında ayrıca Polonya’yı aynı hataları tekrarlamamaya çağırarak “Polonya liderliği, Ukrayna topraklarındaki iddialarını haklı çıkarmak için Batı Ukrayna'da referandum düzenlemeyi planlıyor” dedi.
Aynı zamanda Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda'nın, Polonya'nın Batı Ukrayna'daki bölgelere yönelik taleplerini hızlandırması için ilgili organlara resmi bir gerekçe hazırlamaları talimatını verdiğini aktardı.
Yönetim Kurulu toplantısında açıklamada bulunan Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, son iki ay içerisinde yedek kuvvetlere çağrılan 300 binden fazla Rus askerinin eğitim operasyonlarının tamamlandığını duyurdu. Şoygu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Yeni askeri oluşumların muharebe eğitimine yaklaşık üç bin eğitmen katıldı. Eğitim için ülkemiz toprakları ve Belarus Cumhuriyeti topraklarındaki yüzden fazla eğitim sahası kullanıldı. İki ay içerisinde gönüllüler dahil olmak üzere 300 binden fazla yedek asker eğitildi.”
Sekiz bine yakın zırhlı personel taşıyıcı, savaş tankı, topçu mürettebatı, hava savunma sistemleri, insansız hava araçları, dijital harp sistemleri ve muhabere teçhizatının hazır bulunduğuna işaret eden Bakan Şoygu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rus kuvvetleri, füze kuvvetleri ve topçuların yeni savaş yöntemlerini test etti. Düşman ile aktif ateş çatışması, askeri operasyonların başarısının önemli bir bileşeni konumunda. Füze ve topçu kuvvetleri bu hususta önemli bir role sahip. Özel operasyon sırasında, yeni savaş yöntemleri de test ediliyor. İnsansız hava araçları da dahil olmak üzere yangın keşif sistemlerinin yanı sıra modern ve gelişmiş silahların kullanımı gerçekleştiriliyor.”
Rus kuvvetlerinin son 24 saat içerisinde önemli bir ilerleme kaydettiğini bildiren Rusya Savunma Bakanlığı, Belogorovka ve Berchi Travny köylerinin tamamen ele alındığını, en az 50 Ukrayna askerinin etkisiz hale getirildiğini, 4 savaş aracının imha edildiğini kaydetti.
Rus Silahlı Kuvvetleri kapsamındaki havacılık, ordu, füze ve topçu kuvvetlerinin Ukrayna'daki özel askeri harekatını sürdürdüğünü bildiren Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, 157 bölgede atış mevzilerinde, personel ve askeri teçhizatın yoğunlaştığı alanlarda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı 79 topçu biriminin bombalandığını aktardı.
Kupiansk konusunda da şunları söyledi:
 “Taktik gruplarını ve bir tank bölüğünü kullanan düşman, Luhansk Halk Cumhuriyeti'nin Novosiolovskoye köylerindeki Rus kuvvetleri mevzilerine saldırmaya çalıştı. Ancak Rus kuvvetlerinin saldırıyı püskürtmesi üzerine Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı birimler mevzilerine geri döndü. 50 kadar Ukrayna askeri etkisiz hale getirilirken 10 tank, bir piyade aracı, iki zırhlı araç ve bir kundağı motorlu topçu sistemi imha edildi.”
Konaşenkov, Rus Silahlı Kuvvetleri’nin Ukrayna Silahlı Kuvvetleri kapsamındaki üç taktik grubunun Luhansk Halk Cumhuriyeti yönünde Rus kuvvetleri mevzilerine saldırma girişimini püskürttüğünü bildirdi. Rus kuvvetlerinin askerler arasında en az 40 can kaybı, aynı zamanda dört piyade aracı ve bir cephane aracının fire verilmesinin ardından düşmanı yenmeyi ve Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin birimlerini orijinal konumlarına döndürmeyi başardığını vurguladı.
 



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.