Moskova’dan NATO'ya savaşı kasıtlı olarak uzatma suçlaması

Ukrayna, Donetsk’teki Rus kuvvetlerine ateş açtı. (Reuters)
Ukrayna, Donetsk’teki Rus kuvvetlerine ateş açtı. (Reuters)
TT

Moskova’dan NATO'ya savaşı kasıtlı olarak uzatma suçlaması

Ukrayna, Donetsk’teki Rus kuvvetlerine ateş açtı. (Reuters)
Ukrayna, Donetsk’teki Rus kuvvetlerine ateş açtı. (Reuters)

Japon Denizi ve Doğu Çin Denizi üzerinde ortak stratejik hava devriyeleri düzenleyen Moskova ve Pekin, Batı'ya ‘yeni ortak zorluklar’ karşısında ittifaklarını pekiştirecekleri mesajını gönderdi. NATO’yu Ukrayna'daki savaşı uzatmaya çalışmakla suçlayan Rusya Dışişleri Bakanlığı, NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı neticelerini çatışmayı körüklemeye yönelik bir adım olarak nitelendirdi. Diğer yandan Rus Hava Kuvvetleri ve Çin Hava Kuvvetlerine ait stratejik bombardıman uçaklarının Japon Denizi ve Doğu Çin Denizi semalarında ortak devriye düzenlediğini duyuran Rusya Savunma Bakanlığı, şu bildiriyi yayınladı:
“Ortak hava grubunda Rus Hava Kuvvetlerinin Tu-95MS tipi savaş uçağı ve Çin Halk Kurtuluş Ordusu Hava Kuvvetleri’ne ait Hun-6K stratejik bombardıman uçakları yer alıyor.”
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Rusya ile Çin arasında Asya-Pasifik bölgesindeki yapılan ortak hava devriyelerinin üçüncü ülkelere yönelik olmadığı ifadelerine yer verildi. Askeri yönetim, Rus stratejik uçağının uçuş süresinin yaklaşık sekiz saat sürdüğünü, Suhoy savaş uçaklarının da eşlik ettiğini bildirdi. Rus Hava Kuvvetleri'ne ait uçakların ilk olarak Çin Halk Cumhuriyeti'ndeki bir hava alanına, Çin uçağının ise yapılan devriyeler kapsamında Rusya Federasyonu topraklarındaki bir hava alanına indiği belirtildi. Aynı zamanda bazı aşamalarda stratejik füzelere yabancı ülkelerden savaşçıların da eşlik ettiği kaydedildi.
Dün Çin’e ait iki uçağın ve şüpheli Rus savaş uçaklarının Japon Denizi üzerinde uçtuğunu belirten Japonya Savunma Bakanlığı, buna karşılık hava savunma güçlerinin de savaş uçakları gönderdiğini bildirdi.
Japon haber ajansı Kyodo’nun haberine göre Savunma Bakanlığı, Çin’e ait iki uçağın çarşamba sabahı Doğu Çin Denizi'nden Japon Denizi'ne gelerek Japonya'nın güneybatısındaki Tsushima Boğazı'ndan uçtuğunu, ardından ise kuzeye yöneldiğini aktardı. Güneyden ters istikamete giden iki Rus savaş uçağının ise yakındaki sular üzerinden kuzeye yöneldiği ifade edildi.
Moskova ve Pekin’in yayınladığı ortak bildiride ise, iki ülkenin karşı karşıya kaldığı ‘eşzamanlı zorluklar’ karşısında askeri işbirliğini geliştirme niyetinde olduğu üzerine duruldu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Bükreş'teki NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı sonuçlarının, ittifakın Ukrayna'daki duruma siyasi ve diplomatik bir çözüm bulmakla ilgilenmediğini gösterdiğini söyledi. Zaharova sözlerini şöyle sürdürdü:
“Moskova, NATO dışişleri bakanlarının açıklamalarını görmezden gelemez. Yer verilen ifadeler, NATO'nun çatışmayı körüklemeye ve uzatmaya çalıştığını gösteriyor. Batı ittifakı, Ukrayna'da siyasi ve diplomatik bir çözümle hiç ilgilenmiyor. NATO ülkeleri, Kiev rejiminin Batılı sponsorlarından tam bir suç ortaklığıyla, Rus tarafını Ukrayna Silahlı Kuvvetleri tarafından işlenen suç ve zulümlerle suçlamaya devam ediyor. Örneğin küresel gıda arzını kesintiye uğratmakla suçlandık. Bizim hatamız olmadan ortaya çıkan sorunlara gerçek çözümler sağlayan Moskova, Washington ve Brüksel'in dayattığı yaptırımların kısıtlamalarına rağmen, sürekli olarak bunu uygulama çabalarını sürdürüyor.”
Moskova’nın Patriot sistemleri Ukrayna'ya tedarik edildiği takdirde bu sistemleri hedef alacağı tehdidinde bulunan Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev, NATO'nun Ukrayna'ya modern füze savunma sistemleri tedarik etmesi meselesine atıfta bulundu. NATO daha önce Kiev'e ABD yapımı Patriot sistemlerinin tedarik edilmesini ele almadığını belirtmişti.
NATO’yu üye ülkelerinin dünya nüfusunun yalnızca yüzde 12'sini oluşturduğu bir suç örgütü olarak nitelendiren Medvedev, Rus TASS haber ajansının dün yayınlanan haberine göre şunları söyledi:
“NATO, insanlık önünde tövbe etmeli, bir suç örgütü olarak kendisini feshetmelidir. NATO, dünya çapında yaptıklarını ne çabuk unuttu. Devletlere yönelik darbeleri düzenlemek ve meşru devlet liderlerini devirmek gibi faaliyetler. Anlaşılan o ki NATO ve liderliği, operasyonları ve radikal rejimlere silah tedariki nedeniyle çok sayıda sivil zayiat verdiğini de unutmuş.”
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Ukrayna'nın egemenliğini ve bağımsızlığını koruma gereğine ilişkin yakın tarihli açıklaması hususunda da “Ancak Ukrayna'nın toprak bütünlüğünden bahsetmedi” vurgusunda bulundu.
Diğer yandan İkinci Dünya Savaşı sırasında Ukraynalı milliyetçilerin Polonyalılara karşı yürüttüğü güçlü ve kanlı faaliyetleri hatırlatan Moskova, Ukrayna ile Polonya'nın arasını açma kampanyasını sürdürüyor. Rus Dış İstihbarat Servisi (SVR) Başkanı Sergey Narışkin dün yaptığı açıklamada, Polonya liderliğini ‘Batı Ukrayna topraklarını yerinden etme girişimlerine’ karşı uyardı. Moskova'nın elindeki verilerin, Polonyalıların Ukrayna'nın batısındaki bölgeler üzerindeki kontrolü artırma kararlılıklarını doğruladığını belirten Narışkin şu açıklamada bulundu:
“Polonyalıları aceleyle yanlış karşılaştırmalar yapmamaları konusunda şimdiden uyarmak isteriz. Kendilerini tarihlerini daha kapsamlı bir şekilde incelemeye davet ediyoruz. Tarihleri, Polonyalı milliyetçiler ile Ukraynalı milliyetçiler arasındaki çatışmaların acı örnekleriyle dolu.”
Narışkin açıklamasında ayrıca Polonya’yı aynı hataları tekrarlamamaya çağırarak “Polonya liderliği, Ukrayna topraklarındaki iddialarını haklı çıkarmak için Batı Ukrayna'da referandum düzenlemeyi planlıyor” dedi.
Aynı zamanda Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda'nın, Polonya'nın Batı Ukrayna'daki bölgelere yönelik taleplerini hızlandırması için ilgili organlara resmi bir gerekçe hazırlamaları talimatını verdiğini aktardı.
Yönetim Kurulu toplantısında açıklamada bulunan Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, son iki ay içerisinde yedek kuvvetlere çağrılan 300 binden fazla Rus askerinin eğitim operasyonlarının tamamlandığını duyurdu. Şoygu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Yeni askeri oluşumların muharebe eğitimine yaklaşık üç bin eğitmen katıldı. Eğitim için ülkemiz toprakları ve Belarus Cumhuriyeti topraklarındaki yüzden fazla eğitim sahası kullanıldı. İki ay içerisinde gönüllüler dahil olmak üzere 300 binden fazla yedek asker eğitildi.”
Sekiz bine yakın zırhlı personel taşıyıcı, savaş tankı, topçu mürettebatı, hava savunma sistemleri, insansız hava araçları, dijital harp sistemleri ve muhabere teçhizatının hazır bulunduğuna işaret eden Bakan Şoygu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rus kuvvetleri, füze kuvvetleri ve topçuların yeni savaş yöntemlerini test etti. Düşman ile aktif ateş çatışması, askeri operasyonların başarısının önemli bir bileşeni konumunda. Füze ve topçu kuvvetleri bu hususta önemli bir role sahip. Özel operasyon sırasında, yeni savaş yöntemleri de test ediliyor. İnsansız hava araçları da dahil olmak üzere yangın keşif sistemlerinin yanı sıra modern ve gelişmiş silahların kullanımı gerçekleştiriliyor.”
Rus kuvvetlerinin son 24 saat içerisinde önemli bir ilerleme kaydettiğini bildiren Rusya Savunma Bakanlığı, Belogorovka ve Berchi Travny köylerinin tamamen ele alındığını, en az 50 Ukrayna askerinin etkisiz hale getirildiğini, 4 savaş aracının imha edildiğini kaydetti.
Rus Silahlı Kuvvetleri kapsamındaki havacılık, ordu, füze ve topçu kuvvetlerinin Ukrayna'daki özel askeri harekatını sürdürdüğünü bildiren Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, 157 bölgede atış mevzilerinde, personel ve askeri teçhizatın yoğunlaştığı alanlarda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı 79 topçu biriminin bombalandığını aktardı.
Kupiansk konusunda da şunları söyledi:
 “Taktik gruplarını ve bir tank bölüğünü kullanan düşman, Luhansk Halk Cumhuriyeti'nin Novosiolovskoye köylerindeki Rus kuvvetleri mevzilerine saldırmaya çalıştı. Ancak Rus kuvvetlerinin saldırıyı püskürtmesi üzerine Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı birimler mevzilerine geri döndü. 50 kadar Ukrayna askeri etkisiz hale getirilirken 10 tank, bir piyade aracı, iki zırhlı araç ve bir kundağı motorlu topçu sistemi imha edildi.”
Konaşenkov, Rus Silahlı Kuvvetleri’nin Ukrayna Silahlı Kuvvetleri kapsamındaki üç taktik grubunun Luhansk Halk Cumhuriyeti yönünde Rus kuvvetleri mevzilerine saldırma girişimini püskürttüğünü bildirdi. Rus kuvvetlerinin askerler arasında en az 40 can kaybı, aynı zamanda dört piyade aracı ve bir cephane aracının fire verilmesinin ardından düşmanı yenmeyi ve Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin birimlerini orijinal konumlarına döndürmeyi başardığını vurguladı.
 



Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)

Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas’a göre uluslararası deniz taşımacılığının dalgalandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden sağladığı ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarını kontrol altında tutan stratejik bir denge unsuru haline geldi. Gidevillas, Avrupa için alternatif petrol akış yollarının gerçek değerinin, arz sürekliliğini sağlamak ve enflasyon baskılarını hafifletmek olduğunu söyledi.

Gidevillas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar avroyu aşan Avrupa–Suudi Arabistan ticaret hacminin, krallığın Avrupa enerji güvenliğinde yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine sahip olduğunu vurguladı.

Tek koridor bahsinin Sonu

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan’ın hem Basra Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesi geliştirmesi, fiilen tek koridor bahsini ortadan kaldırdı. Bu durum, bölgesel gerilimlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Bu stratejinin geçici bir tepki değil, küresel ölçekte Suudi Arabistan’ın stratejik değerini artıran yapısal bir hamle olduğunu belirtti.

Avrupa için enerji ve dönüşüm boyutu

Gidevillas, kısa vadede bu koridorun Avrupa için en önemli etkisinin enerji arz güvenliğinden çok fiyat istikrarı olduğunu, uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji dönüşümünün kilit ortağı haline geldiğini söyledi.

Neom ve Yenbu gibi yeni ihracat merkezlerinin, geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinde Suudi Arabistan’ı merkez konuma taşıdığını ifade etti.

cdvfdfd
Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas. (X)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak ihracatını Avrupa’ya yönlendirdiğini, bunun da Avrupa’nın sanayide karbonsuzlaşma programını desteklediğini belirtti. Mısır üzerinden Avrupa elektrik şebekelerine entegrasyonun da düşük karbonlu enerjiye geçişi güçlendirdiğini ekledi.

Avrupa enerji maliyetlerine yapısal katkı

Gidevillas, Avrupa Birliği’nin Körfez bölgesinden petrol ithalatının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişlerde yaşanan aksaklıkların fiziksel arz kıtlığı yaratmaktan çok fiyatları yukarı çektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın sağladığı koridorun temel katkısının piyasa akışının sürekliliği olduğunu ve bunun Avrupa ekonomisini fiyat şoklarından koruduğunu vurguladı.

Enerji Krizleri ve Avrupa’nın Kırılganlığı

Analizde, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi hatırlatıldı. O dönemde gaz arzındaki düşüşün Avrupa hükümetlerini yüz milyarlarca avroluk destek paketleri açıklamaya zorladığı belirtildi.

Bugün Hürmüz Boğazı gerilimiyle birlikte Avrupa’nın yeniden yüksek fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğu, Suudi Arabistan’ın ise bu süreçte tüketiciyi enflasyon riskinden koruyan bir rol üstlendiği ifade edildi.

Egemen güvenilirlik ve Suudi rolü

Gidevillas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesi sayesinde küresel enerji piyasalarında istikrar sağlayan kilit aktör olduğunu söyledi.

Çift ihracat koridoru sayesinde tek bir deniz yoluna bağımlılığın ortadan kalktığını ve bunun yapısal bir güvenlik avantajı oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa’nın kırılganlığına karşı Suudi esnekliği

Avrupa’nın dizel ve jet yakıtı tedarikinde dalgalanmalar yaşadığı, enerji bağımsızlığı konusunda zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan’ın hem üretim hem de petrokimya altyapısıyla en esnek enerji ortaklarından biri haline geldiği ifade edildi.

fdvfdb
Yanbu Ticari Limanı, Suudi Arabistan’ın önemli deniz geçitlerinden biridir. (Mawani)

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan yalnızca fiziksel enerji arzını değil, aynı zamanda küresel piyasalardaki jeopolitik baskıyı da dengeleyen bir “sigorta mekanizması” işlevi görüyor.

Gelecek perspektifi: Enerji dönüşümünde Suudi liderlik

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde Gidevillas, Suudi Arabistan’ın hidrokarbonlar alanındaki geleneksel rolünün yanı sıra yeşil hidrojen ve sürdürülebilir enerji üretiminde de küresel liderliğe ilerlediğini söyledi.

Bu dönüşümün, krallığın Avrupa için uzun vadeli stratejik ortak konumunu güçlendireceğini ve küresel enerji sisteminin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını belirtti.


Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.