Türkiye’den müttefiklerine terör örgütlerini desteklemeyi bırakmaları çağrısı

SDG, Uluslararası Koalisyon ile koordinasyonunu sonlandırdı.

Suriye sınırındaki Türk askeri gücü. (AA)
Suriye sınırındaki Türk askeri gücü. (AA)
TT

Türkiye’den müttefiklerine terör örgütlerini desteklemeyi bırakmaları çağrısı

Suriye sınırındaki Türk askeri gücü. (AA)
Suriye sınırındaki Türk askeri gücü. (AA)

Türkiye, terörle ve gerek sınırlarının içinde gerekse dışında güvenliğini ve halkını hedef alan saldırılarla mücadele etmek için gereken her şeyi yapmaya devam edeceğini vurgulayarak, müttefiklerine Suriye'nin kuzeyindeki teröristleri desteklemeyi bırakmaları çağrısında bulundu. Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Türkiye'nin adımlarını sıklaştırması ve Ankara'nın Suriye'nin kuzeyindeki mevzilerine kara harekatı düzenleme planları nedeniyle DEAŞ’a karşı oluşturulan Uluslararası Koalisyon’la koordinasyonun kesildiğini duyurdu.
Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar dün yaptığı açıklamada “Ne zaman, nerede, ne yapmak gerekiyorsa, neyi gerektiriyorsa yeri ve zamanı gerektiğinde Türk Silahlı Kuvvetleri bugüne kadar olduğu gibi gereğini yaptı, bundan sonra da yapmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Akar, gazetecilere yaptığı başka bir açıklamada, birkaç gün içinde mevkidaşları ile yaptığı görüşmeler ve toplantılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu:
“Son dönemde yapılan görüşmelerde müttefik ülkelere eli kanlı bir terör örgütü olan, sınırlarımıza ve halkımıza saldıran PKK/KCK/YPG'ye, DEAŞ'la mücadele bahanesi dahil her ne sebeple olursa olsun destek olmamaları, teröristlerden ayırt edilmeyi zorlaştıracak kendi bayrak ve kendi üniformalarını kullandırmamaları, bulundukları bölgelerden teröristleri uzak tutmaları ve bir an önce terör örgütleri ile tüm ilişkilerini kesmeleri hatırlatılmakta ve gerekli uyarılar yapılmaktadır.”

Dün Türkiye sınırına yakın, Haseke'deki ABD’ye ait bir askeri devriyesi. (AFP)
Bakan Akar sözlerini şöyle sürdürdü:
"PKK/KCK/YPG son dönemde de sivil yerleşim alanlarımızı hedef almış, çocuk, kadın, öğrenci, öğretmen demeden masum vatandaşlarımıza yönelik alçak ve kanlı saldırılar gerçekleştirmiştir. Binlerce kilometre öteden DEAŞ terör örgütünü tehlike olarak hissedenlerin, sınırlarımızın yanı başından okullar dahil sivil yerleşim yerlerimizi hedef alan ve masum insanlarımızı katleden terör örgütlerine karşı gerekli tedbirleri almamız konusundaki tutumları kabul edilemez."

Ankara: ABD bizi anlamalı
ABD'den yapılan "Türkiye'nin Suriye'de yeni bir askeri operasyon düzenlemesine şiddetle karşı olunduğuna" yönelik açıklamalara ilişkin soruya Bakan Akar şu cevabı verdi:
"Bizden tekrar değerlendirmemizi istediler. Biz de hassasiyetlerimizi, görüş ve düşüncelerimizi anlattık, verilen sözlerin tutulmasını istedik. Bizi, yani durumu anlamaları gerektiğini vurguladık."
DEAŞ'la sahada göğüs göğüse mücadele eden tek ülkenin Türkiye olduğunun unutulmaması gerektiğini dile getiren Akar, "Irak'ın ve Suriye'nin kuzeyinde 4 bin 500 radikal DEAŞ'lı teröristi etkisiz hale getiren Türkiye, DEAŞ ve diğer tüm terör örgütleri ile mücadele için her türlü işbirliğine hazırdır" dedi. Terör örgütü PKK/KCK/YPG'nin, Suriye'nin kuzeyinde sağlanan huzur ve istikrar ortamını bozmaya yönelik taciz ve saldırılarını artırdığına dikkat çekti.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Savunma Bakanı Lloyd Austin'in çarşambayı perşembeye bağlayan gece Hulusi Akar ile yaptığı telefon görüşmesinde kendisine ‘Washington'ın Türkiye'nin Suriye'de yeni bir askeri operasyon düzenlemesine şiddetle karşı olduğunu ve bölgedeki gerginliğin artmasından endişe duyduğunu söylediğini’ aktarmıştı. Buna karşılık Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) açıklamasında, Bakan Akar’ın görüşmede Türkiye’nin halkının ve sınırlarının güvenliğini sağlamak üzere Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması'nın 51'inci maddesinden doğan meşru müdafaa hakları kapsamında terörle mücadele operasyonları yaptığını, operasyonlarda tek hedefin teröristler olduğunu ve koalisyon güçlerine veya sivillere zarar verilmesinin asla söz konusu olmadığını vurguladığı kaydedildi.
Hulusi Akar, perşembe günü Ankara’da ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ile görüştü. İkili Suriye’deki gelişmeleri ele aldı.

Türkiye’nin ısrarı
Türkiye, Suriye'nin kuzeyindeki askeri operasyonunda kararlı olduğunun yeniden altını çizdi. Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Ankara'nın bölgede herhangi bir terör örgütünün varlığını önlemek için gerekli adımları atacağını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilen MGK toplantısının ardından perşembeyi cumaya bağlayan gece yayınlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri̇ başta olmak üzere, millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuş ve ilave tedbirler müzakere edilmiştir. Yüce milletimizin ve eşsiz ülkemizin savunmasını ve güvenliğini sağlamak maksadıyla BM Şartı’nın 51’inci maddesi kapsamında güney sınırlarımız boyunca icra edilen operasyonların tek hedefinin terör örgütleri olduğu, bölgemizde; sınırlarımızı, şehirlerimizi, vatandaşlarımızı ve güvenlik güçlerimizi hedef alan hiçbir terör örgütünün varlığına ve etkinliğine müsaade edilmeyeceği, bunun için gereken her adımın kararlılıkla atılacağı hususu vurgulanmıştır.”
Toplantıda ayrıca şu hususa da dikkat çekildiği belirtildi:
“Teröre karşı verdikleri kahramanca mücadelede; millî ve milletler arası hukuk ile insan hakları ve kamu vicdanına mutlak bir bağlılıkla hareket etmeyi ilke olarak benimseyen güvenlik kuvvetlerimizin, ağır darbe alan bölücü terör örgütüne nefes aldırmak maksadıyla yalan ve iftiraya başvuran çevrelerce hedef alınmasına hiçbir surette müsamaha gösterilmeyeceğinin altı çizilmiştir.”

Operasyonlar devam ediyor
MSB Suriye'nin kuzeyinde tespit edilen 5 PKK/YPG’li teröristin öldürüldüğünü duyurdu.
MSB dün Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Teröre ve teröriste geçit yok! Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Suriye’nin kuzeyinde tespit ettiği 5 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hâle getirdi. Teröristle mücadelemiz etkin ve kararlı şekilde sürecek!” açıklamasını yaptı.
Diğer yandan Anadolu Ajansı (AA) tarafından, PKK/YPG liderlerinden Muhammed Nasır’ın Suriye’de gerçekleştirilen Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) operasyonuyla etkisiz hale getirildiği bildirildi.
AA dün güvenlik kaynaklarından edindiği bilgilerden hareketle, Kemal Pir kod adlı Muhammed Nasır’ın ‘terör örgütü PKK/YPG'nin sözde Tel Tamir eyaleti tugay sorumlusu olduğunu’ belirtti.
AA’ya göre bölgeden olması itibarıyla Barış Pınarı bölgesi sınır hattını çok iyi bildiği değerlendirilen teröristin, füze konusunda uzman olduğu ve sabotaj planlarının yapılmasında aktif rol aldığı belirlendi. Barış Pınarı bölgesi, Suriye Milli Ordusu ile işbirliği içinde Türk kuvvetleri tarafından kontrol ediliyor. AA, teröristin Barış Pınarı bölgesine yönelik eylemlerde önemli rol oynadığının ve kendisine bağlı unsurlarla sabotaj eylemlerine katıldığının tespit edildiğini ve daha önce MİT tarafından hedef listesine alındığını kaydetti.
Dün Türk Jandarma güçleri, bir TIR’ın dorsesinin altında Türkiye topraklarına yasa dışı yollardan giren bir teröristi yakaladı.
İçişleri Bakanlığı olaya ilişkin yaptığı açıklamada “Şırnak İl Jandarma Komutanlığı tarafından 24 Kasım 2022 günü PKK/KCK-PYD/YPG terör örgütü üyelerine yönelik  gerçekleştirilen operasyonda, Canfeda Alman kod adlı Azad Öngüç isimli teröristin bir TIR’ın dorsesinin altına saklanarak yurt içine giriş yaptığı bilgisi alınması üzerine, Jandarma ekiplerince üç  kişinin bulunduğu TIR, Silopi ilçesi Ortaköy Jandarma Krk.K.lığı yol emniyet ve kontrol noktasında durduruldu” bilgisini paylaşarak operasyonda teröristin yurt içine girmesine yardım ettiği tespit edilen iki kişinin de gözaltına alındığını kaydetti.
Bakanlık, yapılan incelemelerde teröristin ‘PKK/KCK-PYD/YPG terör örgütü içinde örgütün sözde Türkiye sorumlusu Hakkı Gabar kod adlı İskan Akyüz’ün uzun süre korumalığını yaptığının tespit edildiğini’ bildirdi.
TSK, Suriye Milli Ordusu ile iş birliği içinde, Suriye'nin kuzeyindeki SDG mevzilerine yönelik top ve füze saldırılarını sürdürdü. Perşembeyi cumaya bağlayan gece bir Türk silahlı insansız hava aracı (SİHA), Halep'in doğusundaki Menbiç kentindeki el-Metahin bölgesinde SDG güçlerini taşıyan bir aracı hedef aldı. Operasyon sonucunda aracın yandığı ve SDG saflarında kayıplar olduğu kaydedildi.
Bununla eş zamanlı olarak TSK, Tel Şair, Şuyuh Tahtani, Carkali, Zur Mağar köylerinde ve Halep'in doğu kırsalındaki Cerablus şehrine bakan Fırat Nehri'nin doğusundaki Ahmed Munir Çiftliği’nde SDG mevzilerini hedef aldı.
Yerel kaynaklar ayrıca, Rakka kırsalındaki Tel Abyad yakınlarındaki SDG mevzilerinin hedef alınmasıyla eş zamanlı olarak, Rakka'nın kuzey kırsalındaki Ayn İsa ilçesinin batısındaki ed-Debs, Cedide ve Muşeyrife bölgelerini bombardımana tuttuğunu bildirdi.

SDG ve Uluslararası Koalisyon
SDG Sözcüsü Aram Hanna’nın dün Reuters’a verdiği bilgiye göre SDG, ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon ile terörle mücadele kapsamındaki tüm koordinasyonun ve ortak operasyonların yanı sıra periyodik olarak yürütülen bütün ortak özel operasyonlara son verildiğini duyurdu. Pentagon Sözcüsü Patrick Ryder daha önce yaptığı açıklamada DEAŞ’a karşı yapılan operasyonların devam ettiğini söylemişti.
Geçen hafta SDG lideri Mazlum Abdi, sınırda Washington'dan ‘daha ​​güçlü bir mesaj’ talep ederek, güçlerinin Türkiye'nin operasyonları nedeniyle Uluslararası Koalisyon ile yapılan ortak devriyelerin durdurulduğunu bildirmişti.

Rusya’nın tutumu
Diğer yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ortadoğu ve Afrika Özel Temsilcisi ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Rusya'nın Türkiye ve Suriye'ye arabuluculuk dayatmadığını belirterek, talep edilmesi halinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed arasında bir görüşme ayarlamaya hazır olduklarını söyledi.
Rus Sputnik Haber Ajansı’nın aktardığına göre Bogdanov dün şu açıklamayı yaptı:
“Her zaman hazır olduğumuzu ifade ediyoruz ancak şu ana kadar siyasi düzeyde somut bir adım atılmadı. Henüz böyle bir plan yok. Her şey tarafların istekliliğine bağlı, kimseye bir şey dayatmıyoruz. Eğer bize sorulursa ve Ankara ve Şam'daki ortaklarımızın böyle bir ilgisi varsa, elbette olumlu yanıt vereceğiz.”
Kremlin daha önce, Pençe-Kilit Operasyonu ile Suriye’nin kuzeyindeki istikrarın bozulduğunu öne sürmüş, bunun ‘geri tepebileceğini ve güvenlik durumunu çıkmaza sokabileceğini’ savunmuştu.
Türkiye, PKK/PYD/YPG terör örgütünü sorumlu tuttuğu, 13 Kasım'da altı kişinin yaşamını yitirmesine ve 81 kişinin yaralanmasına neden olan İstanbul'daki bombalı terör saldırısından sonra 19 Kasım'da Pençe-Kilit Operasyonu’nu başlatmıştı.



Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
TT

Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)

Gazze'de Filistinli gruplar içindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Hamas ile silah meselesi konusunda "genel istişarelerin" devam ettiğini doğruladı. Bir kaynak, "özellikle Gazze Şeridi'ndeki hükümet operasyonlarının (Gazze İdari Komitesi'ne) devredilmesiyle birlikte, grupların silahları konusunda arabulucularla daha ciddi görüşmelerin önümüzdeki günlerde başlayacağını" ifade etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasını ateşkesin ikinci aşamasının uygulanması için temel bir koşul olarak görürken, Filistin hareketi silahlarının akıbetini bu konuda "ulusal bir uzlaşmaya" bağlıyor.

Hamas'tan bir kaynak Şarku’l Avsat'a, silahların akıbeti konusunun "kamuoyu istişareleri" aşamasında olduğunu söyledi.

Kaynaklar, "kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçeve" oluşturulmasının gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, "Filistinli gruplarla bazı istişarelerin yapıldığını ve bu konuyu ele alacak ciddi görüşmeler sırasında arabuluculara sunulmak üzere bir önerinin hazırlandığını" vurguladılar.


Halep, savaşın tozunu üzerinden atarak iddialı projelerle eski canlılığına kavuşuyor

Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
TT

Halep, savaşın tozunu üzerinden atarak iddialı projelerle eski canlılığına kavuşuyor

Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)

Suriye'nin Halep şehri, savaş ve depremin tozunu üzerinden atıyor ve özellikle iddialı projelerle tarihi çarşısında yavaş yavaş eski canlılığını ve ruhunu yeniden kazanıyor.

UNESCO tarafından koruma altına alınan bu tarihi çarşı, Bab Antakya'dan Halep Kalesi civarına kadar uzanan onlarca çarşıyı içerir. Memlük, Zengi ve Osmanlı dönemlerine ait hamamlar ve kervansaraylara ev sahipliği yapar; her bir çarşının belirli bir zanaat veya emtia konusunda uzmanlaşmış olmasıyla öne çıkar.

Kültür Bakanlığı ve uluslararası ortaklar, 2018'den bu yana restorasyon projeleri başlattı; bu projeler arasında 40 çarşıdan 13'ünün yeniden açılması ve yüzlerce dükkanın sahiplerine iade edilmesi yer alıyor. Bu çalışmalarda orijinal taşlar ve yetenekli el işçiliği kullanılıyor.

Mimar Fatima Hulendi Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Halep'in tarihi çarşısının estetiği ve benzersizliği hakkında coşku ve gururla konuşuyor ve "El-Sakatiyye 1" çarşısrının, Bab Antakya'dan Suk el-Zerb'e uzanan düz bir hat üzerinde yer alması nedeniyle Halep'teki eski çarşılar için hayati bir damar olduğunu belirtiyor.


İran ile ABD arasında tırmanan gerilimde Irak nerede duruyor?

Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
TT

İran ile ABD arasında tırmanan gerilimde Irak nerede duruyor?

Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)

Irak sahnesinde derin bir siyasi kriz, ülkenin iç işlerine yönelik açık bir ABD müdahalesi ve komşu İran’da olası bir savaş riski bulunuyor. Bu tablo karşısında, Irak’ın geçmişte yaşadığı ve ancak kısmen toparlanabildiği yeni bir istikrarsızlık sürecine yeniden sürüklenip sürüklenmeyeceği sorusu gündeme geliyor.

Yıllar boyunca ülkeyi yıkım ve kaosa sürükleyen çatışmaların ardından Irak son dönemde görece bir istikrar yaşamaya başladı. Ancak siyasi alandaki derin görüş ayrılıkları ve İran ile ABD arasındaki ilişkilerde denge kurmanın zorluğu, bu kırılgan istikrarı tehdit etmeyi sürdürüyor.

Bağdat’ta hükümet kurma süreci, çoğu zaman Tahran ve Washington’un çıkarları ile siyasi nüfuzundan etkilenen karmaşık bir süreç olarak öne çıkıyor. ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta yaptığı açıklamada, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden iktidara gelmesi hâlinde Washington’un Bağdat’a yönelik tüm desteğini keseceğini dile getirdi. ABD yönetiminden bazı temsilcilerin de kulislerde Iraklı siyasetçiler üzerinde aynı yönde baskı kurduğu belirtiliyor.

erregt
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Siyaset analisti İhsan eş-Şemmeri’ye göre“Başkan Trump’ın yönetimi İran ile Irak arasında bir ayrım yapmıyor; iki ülkeyi tek bir dosya olarak ele alıyor ve aralarında net bir çizgi çekmiyor.”

Kasım ayında yapılan parlamento seçimlerinin ardından yaşanan uzun siyasi çekişmeler sonrasında, Tahran’a yakın Şii partileri bünyesinde barındıran ve parlamentodaki en büyük blok konumundaki Koordinasyon Çerçevesi, cumartesi günü Nuri el-Maliki’yi yeni hükümetin başbakanlığına aday gösterdiğini duyurdu.

75 yaşındaki Maliki, 2006-2014 yılları arasında iki dönem başbakanlık yapmış; bu süreçte ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi, mezhep temelli şiddetin tırmanması ve DEAŞ’ın ülkenin geniş kesimlerini ele geçirmesi gibi kritik gelişmeler yaşanmıştı. İkinci döneminde Washington ile ilişkileri soğurken, İran ile bağları güçlenmişti.

Trump, salı günü Truth Social platformundan yaptığı paylaşımda Maliki’yi “son derece kötü bir seçenek” olarak nitelendirerek, “çılgın politikaları ve ideolojisi” nedeniyle seçilmesi hâlinde ABD’nin Irak’a gelecekte hiçbir yardım sağlamayacağını söyledi.

dwfrgty6
Nuri el-Maliki (Reuters)

AFP’nin Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın bir kaynağa dayandırdığı habere göre Trump’ın açıklamalarının ardından ittifak içinde önümüzdeki döneme ilişkin yoğun görüşmeler yürütülüyor. Siyasi kaynaklar, ittifak içinde bir bölünme yaşandığını; bazı liderlerin Irak’ı Trump’ın tehditlerinden korumak için Maliki’ye geri çekilme çağrısı yaptığını, bazılarının ise ABD müdahalesini reddederek tutumlarını sürdürmekte ısrar ettiğini aktarıyor.

Maliki’ye yakın bir Iraklı yetkili ise, Maliki’nin ABD yönetimiyle “çatışma arayışında olmadığını”, ekibinin Washington ile “uzlaşı yolları bulmaya çalıştığını” söyledi. Yetkili, “Durum zor ama imkânsız değil; bunun için zamana ihtiyaç var” dedi.

ABD’nin nüfuzu

ABD, Irak üzerinde önemli bir nüfuza sahip. Özellikle Irak’ın petrol ihracatından elde edilen gelirlerin, 2003’te Saddam Hüseyin rejimini deviren ABD işgalinin ardından yapılan bir düzenleme uyarınca New York’taki ABD Merkez Bankası’nda tutulması bu etkinin başlıca unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Son yıllarda birçok ABD’li şirket Irak’ta büyük ölçekli yatırımlara imza atarken, Washington ile iyi ilişkilere sahip olan Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani hükümeti de özellikle ülke gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ını sağlayan petrol sektöründe yeni yatırımlar çağrısı yapıyor.

fgt
Muhammed Şiya es-Sudani (DPA)

Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın kaynak, Maliki’nin yeniden başbakan olması hâlinde Trump’ın Irak’a yönelik yaptırımlar uygulamasından ciddi endişe duyulduğunu belirtti. Ekonomik büyümede zorluklar yaşayan Irak için, daha önce İran’a yaptırımları delmeye yardımcı olmakla suçlanan Iraklı kuruluşlara yaptırım uygulayan ABD’nin yeni cezai adımlar atması büyük bir risk olarak görülüyor.

Şemmeri, Irak’ın bir sonraki hükümette “İran merkezli bir çizgide ilerlemesi” durumunda ülkenin “büyük bir kırılma noktasına” sürükleneceğini, bunun da Trump’ın uyguladığı “azami baskı politikası” kapsamında ekonomik ve mali alanları kapsayan bir izolasyona yol açabileceğini ifade ediyor.

İran’da savaş ihtimali

Irak için komşu İran’ı denklemin dışında tutmak zor görünüyor. Özellikle Tahran’ın, son yirmi yılda bölgesel nüfuzunu genişletmede kilit rol oynayan Irak’taki kazanımlarını koruma çabası ve Gazze savaşı sonrası bölgedeki müttefiklerinin ağır kayıplar vermesi bu durumu daha da karmaşık hâle getiriyor.

Tahran, yıllardır Irak’ta; başbakanların belirlenmesinde etkili olan Şii partiler veya direniş ekseninin bir parçası olan ve ABD ile İsrail karşıtı silahlı gruplar aracılığıyla belirleyici bir etkiye sahip. Bu gruplar, İran’ı savunmak için müdahalede bulunacaklarını sık sık dile getirmiş olsa da, örneğin haziran ayında 12 gün süren İsrail-İran çatışmasında fiilen devreye girmediler.

Trump’ın İran’a yönelik askeri müdahale tehdidini yinelemesi ve Tahran’ın “ezici bir karşılık” sözü vermesi üzerine, bu hafta Irak’taki iki önde gelen silahlı grup olan “Hizbullah Tugayları” ve “Nüceba Hareketi”, İran’a destek amacıyla “kapsamlı savaşa” hazır olduklarını açıkladı ve “düşmanlara” karşı “intihar operasyonları” için gönüllü başvuru merkezleri kurduklarını duyurdu.

Şemmeri, ABD’nin İran’a yönelik olası bir savaşının Irak’ı “bir savaş alanına, bir misilleme platformuna ya da askeri baskı sahasına” dönüştürebileceği uyarısında bulunuyor. Washington’un “İran rejimini devirmek, dini lider Ali Hamaney’i hedef almak ve askeri saldırı düzenlemek” yönündeki tehditlerinin Irak iç siyasetinde her düzeyde güçlü yankılar uyandıracağını belirtiyor.

Şemmeri’ye göre İran’da rejimin çökmesi hâlinde Irak’taki müttefik güçler askeri ve siyasi düzeyde “varoluşsal bir mücadeleye” girmek zorunda kalacak. Bu durumun ise Irak’ta siyasi sistemin yeniden şekillendiği yeni bir senaryonun önünü açabileceği ifade ediliyor.