Çin-Suudi Arabistan ilişkileri: Riyad'daki üç zirve neden önemli?

Çin'e olan ilgimiz kapsamlı ve sürdürülebilir olmalı ve ekonomik gelişmelerle sınırlı kalmamalı veya yalnızca resmi olaylarla bağlantılı olmamalıdır.

Çin-Suudi Arabistan ilişkileri: Riyad'daki üç zirve neden önemli?
TT

Çin-Suudi Arabistan ilişkileri: Riyad'daki üç zirve neden önemli?

Çin-Suudi Arabistan ilişkileri: Riyad'daki üç zirve neden önemli?

Dr. Salih bin Muhammed el-Haslan (Körfez Araştırma Merkezi Başdanışmanı)

-Riyad ile Pekin arasındaki ilişkilerin gelişimi, Çin'in iki kutuplu uluslararası sistemde kısa sürede bir kutba dönüşmesi ile tutarlı bir stratejik vizyonu ifade ediyor.
-Bölgesel ve uluslararası ilişkiler konusunda uzmanlaşmış araştırmacıların katılımıyla Çin'in iç ve dış gelişmelerinin sürekli takibi, izlenmesi ve analizi yapılmalıdır.
-Çin'in bir süper güç haline gelmesindeki en önemli değişken, Çin toplumunun yaşadığı sıçramalara ve düşünsel değişimlere ayak uydurabilmesi ve modernleşme ikileminin üstesinden gelebilmesidir.

Riyad, 7 Aralık’ta üç zirveye tanıklık etti: İlki Çin ile Suudi Arabistan’ı birleştirdi. İkincisi İşbirliği ve Kalkınma için Riyad-Çin Körfezi Zirvesi başlığı altında Çin ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasında gerçekleştirildi. Çin ile Arap ülkeleri arasında üçüncü zirve, Riyad-Çin Arap İşbirliği ve Kalkınma Zirvesi başlığı altında yapıldı. Her üç zirve de büyük önem ve işaretler taşıyor:

Birinci işaret
Zirveler, Suudi Arabistan’ın kardeşleri arasında sahip olduğu yüksek statü ve takdirin sebebidir. KİK ve Arap Birliği liderlerinin bu zirvelere katılıma cömert bir şekilde karşılık vermesi de bu zirvelerin topraklarında düzenlemesine olanak sağladı. Üç zirve de öncelikle Suudi Arabistan'ın Körfez veya Arap ülkeleri düzeyinde ortak eylem vizyonunu ifade ediyor. Suudi Arabistan liderliğinin, kardeşlerinin çıkarlarını elde etmek için uluslararası hamlelerinde her fırsatı değerlendirme konusundaki kararlılığını gösteriyor.
Riyad, Suudi-Çin zirvesiyle yetinmedi. Çin Devlet Başkanı Şi’nin ziyaretini Suudi, Körfez ve Arap-Çin ortaklıklarını derinleştirmek için bir fırsat olarak gördü. Birden fazla zirve düzenlemek, Suudi Arabistan'ın diplomatik başarısıdır. Tabiri caiz ise zirveler, Suudi Arabistan’ın tescilli bir markası haline gelmiştir.

İkinci İşaret
Zirveler, Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ilişkilerin dönüşümünü ifade ediyor. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı geçtiğimiz Perşembe günü zirveleri düzenleyeceklerini açıklayana kadar, bu tip buluşmaların sadece Suudi-Amerikan ilişkilerine has olduğuna dair bir izlenim vardı. ABD ile 2017 yılının Mayıs ayında Başkan Donald Trump'la benzer zirveler düzenlemiş ve bu zirvelere İslam dünyasından bir çok lider de katılmıştı. 2022 yılının Temmuz ayında düzenlenen bir başka zirve ise KİK ülkelerinin ve birçok Arap ülkesinin liderlerini bir araya getirdi. Çin Devlet Başkanı Şi ile üç zirve yapmak, Suudi Arabistan’ın bu istisnai diplomatik uygulamasının ABD ile sınırlı olmadığını gösterdi.
Amerikan iç siyasetinin Washington'ın uluslararası stratejilerine ve dış politikasına dayattığı yükler, dünyadaki müttefikleriyle tarihsel ilişkilerinin istikrarsızlaşmasına yol açtı. Bu durum, ABD’nin müttefikleriyle tarihi bağlarına rağmen ilişkiler hukukuna hak ettiği değeri vermediğini gösteriyor.

Üçüncü İşaret
Her üç zirve için de en önemli faktör, Suudi liderliğinin, dünya sahnesinde büyük bir güç olan Çin'in artan önemini fark etmesidir. Bu durum, Pekin ile ilişkilerin ortak çıkarlara hizmet edecek şekilde derinleştirilmesini gerektirir. Belki de Suudi Arabistan ve Çin ilişkilerinin son yirmi yıldaki hızlı gelişimi, bu farkındalığın açık bir kanıtıdır. Pekin’in, Riyad’ın öneminin farkına varmasıyla eşleşen bu farkındalık, onunla olan ilişkiyi kapsamlı bir stratejik ortaklık olarak sınıflandırdığı için açıktır.
Ticaret hacminin ikiye katlanması da dahi olmak üzere, Suudi-Çin ilişkilerinin gelişiminin göstergeleri oldukça fazla. Suudi Arabistan, 2021'de toplam 87 milyar dolarlık takasla veya iki ülke arasındaki ortak proje hacmi ve aynı düzeydeki ziyaret sayısında veya aralarında imzalanan anlaşma sayısında Çin'in en büyük ticaret ortağıdır. Suudi Arabistan, Çin'in ihtiyacının yaklaşık yüzde 20'sini karşıladığı için Çin aynı zamanda Suudi petrolünün en büyük pazarıdır.
Riyad ile Pekin arasındaki ilişkilerin geleceğine dair en belirgin göstergelerden biri iş birliğidir. Huajin entegre rafinaj ve petrokimya projesini geliştirmek için Aramco, Norinco Grup ve Çinli Bangjin Sensin şirketi arasındaki ortak projeler aracılığıyla, enerji ve silah üretimi gibi sektörler stratejik sektörler olarak kabul edilebilir. Ayrıca İletişim ve Gelişmiş Elektronik Sistemleri Şirketi ile Çin Elektronik Teknoloji Grubu arasında Suudi Arabistan’da insansız hava araçları (İHA) için bir fabrika inşa etme konusunda işbirliği de söz konusu.
Dün (7 Aralık’ta) imzalanan bu ve diğer projelerin, Çin ile Suudi Arabistan arasındaki siyasi ilişkiler için sağlam bir endüstriyel ve ekonomik temel oluşturacağına şüphe yok.
Riyad ile Pekin arasındaki ilişkilerin gelişimi, Sovyetler sonrası oluşan tek kutuplu sistemin yerini alan iki kutuplu uluslararası sistemde Çin'in kısa sürede bir kutba dönüşmesi konusundaki fikir birliğiyle tutarlı stratejik bir vizyon ifade ediyor. Tek kutuplu sistem bugün, bir yandan güç dengelerini değiştiren kapsamlı teknik, ekonomik ve finansal gelişmelerden kaynaklanan büyük zorluklarla, öte yandan ABD'nin durumu ve dünyadaki statüsü ve rolünü olumsuz etkileyen yapısal sorunlar ve keskin siyasi kutuplaşmadan muzdarip olmasıyla karşı karşıya.
Çin, dünyanın en kalabalık ülkesi ABD’den sonra ikinci büyük ekonomisidir. 2001'de yüzde 4 olan dünya ticaretindeki payı 2021'de yüzde 13'e yükseldi ve çok sayıda ülkenin ilk ticaret ortağı oldu. Çin'in yaklaşık on yıl önce duyurduğu Kuşak ve Yol Girişimi, Asya'yı, Avrupa ve Afrika'ya birçok yönden bağlayan bir ticaret ve altyapı ağı kurarak, Çin'in dünyanın en büyük ekonomik gücü olma arayışının açık ve net bir kanıtı olarak değerlendirilebilir. Kuşak ve Yol girişimi çerçevesinde, 100'den fazla ülke ve uluslararası kuruluşun Çin ile iş birliği protokolüne imza atması, dünyanın yaklaşmakta olan Çin gücüne olan inancının kanıtıdır. Dolayısıyla Suudi ve Arapların, Pekin ile ilişkileri geliştirmeye ve stratejik seviyelere çıkarmaya ilgi duyması şaşırtıcı değil.
Geriye kalan en önemli soru, Çin'in ekonomik gücünü, dünya sahnesinde etkili olmak için çalışan siyasi bir güce dönüştürmek isteyip istemediğidir. Çin uluslararası eylem gündemini belirlemede ve tüm karmaşık uluslararası sorunlarda bir ortak olabilir mi? Pekin, diplomatik faaliyetlerini coğrafi çevresiyle sınırlamadan ekonomisini siyasi bir güce dönüştürmekte istekli olacak mıdır?
Uluslararası olaylar hakkında yorum yapma hevesi ve ABD'ye ve genel olarak Batı'ya karşı sert dil kullanımı da dahil olmak üzere, bu eğilimi gösteren çok az gösterge var. Ayrıca Ortadoğu, Afrika, Afganistan ve Asya işleri için özel temsilciler atamanın yanı sıra, Ortadoğu'daki güvenlik ve istikrar girişimi ve Suriye'deki çatışmayı sona erdirme girişimi de dahil olmak üzere bölgesel sorunları çözmek için girişimlerde bulundu. Bunlar önemli ön göstergeler olmaya devam ediyor. Ancak güvenlik, kalkınma, çoğulculuk, uluslararası hukuka saygı ve uluslararası kurumların aktivasyonu hakkında tekrarlanan Çin retoriğinin ötesine geçen, kapsamlı bir dünya vizyonuna ve Çin'in rolüne dayanmaları gerekiyor. Çin'in süper güç olması için sadece ekonomik üstünlük yetmiyor, bunun için açıkça ilan ettiği ve uğruna fedakârlık yapmaya hazır olduğu küresel bir mesaj taşıması gerekiyor. Bu mesajın varlığı, İran'ın bölgede yaptığı gibi milis istihdamı da dahil olmak üzere, güvenlik ve istikrara yönelik tehditler konusunda Çin'in tutumunu ve kararlı tavırlarını daha net hale getirir. Ortaklar arasında manevra yapmak (örneğin, Arap ülkeleri ile İran veya Rusya ile Avrupa Birliği arasında), seçimlerini yapması gereken büyük güçlere değil, küçük ve orta ölçekli devletlere uygun bir yaklaşımdır.
Çin'in büyük bir güç olma yolunda dönüşümündeki en önemli değişken, kendi iç koşullarında kalmakta ve Toplum ve siyaset bilimci Samuel Huntington'ın yaklaşık yarım asır önce uyardığı modernleşme ikilemini aşmak için gelişiminin yansımaları, iç istikrarı ve siyasi sisteminin bu sıçramalara uyum sağlama yeteneği ve Çin'de meydana gelen entelektüel değişimlerle yansımaktadır.
Bu nedenle, Suudi Arabistan’ın Çin ile ilişkilerindeki bu büyük gelişme ve onunla stratejik ortaklık kurma eğilimi ışığında, bölgesel ve uluslararası ilişkilerde uzman araştırmacıların dahil olduğu iç ve dış tüm gelişmeler sürekli olarak izlenmeli, takibi ve analizi yapılmalıdır.
Burada şu soru ortaya çıkıyor: Mevcut bilimsel kapasitemiz, stratejik ilişkiler kurmayı ve dünyanın tanık olduğu büyük dönüşümleri, etkilerini, yarattıkları fırsatları ve zorlukları değerlendirmeyi desteklemek için yeterli mi? Kapasitemizin mevcut olduğuna şüphe yok, ancak dağılım, bireysel çabaya bağımlılık ve onları politika yapımında yararlanabilecek kurumlara aktaran zayıf kanallar nedeniyle kusurlular. Sonuç olarak, Çin'e olan ilgi, ekonomik gelişme ve olaylarla sınırlı kalmamalı, kapsamlı ve sürdürülebilir olmalıdır.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.