Berlin, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın yansımaları ışığında kenetlenme çağrısında bulundu

Berlin, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın yansımaları ışığında kenetlenme çağrısında bulundu

Almanya Başbakanı, Aşağı Saksonya eyaletindeki Wilhelmshaven gaz depolama terminalinin açılışı sırasında, gaz taşıyan özel bir geminin önündeki Maliye Bakanı ve Ekonomi Bakanı'nın arasında duruyor (EPA)
Almanya Başbakanı, Aşağı Saksonya eyaletindeki Wilhelmshaven gaz depolama terminalinin açılışı sırasında, gaz taşıyan özel bir geminin önündeki Maliye Bakanı ve Ekonomi Bakanı'nın arasında duruyor (EPA)
TT

Berlin, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın yansımaları ışığında kenetlenme çağrısında bulundu

Almanya Başbakanı, Aşağı Saksonya eyaletindeki Wilhelmshaven gaz depolama terminalinin açılışı sırasında, gaz taşıyan özel bir geminin önündeki Maliye Bakanı ve Ekonomi Bakanı'nın arasında duruyor (EPA)
Almanya Başbakanı, Aşağı Saksonya eyaletindeki Wilhelmshaven gaz depolama terminalinin açılışı sırasında, gaz taşıyan özel bir geminin önündeki Maliye Bakanı ve Ekonomi Bakanı'nın arasında duruyor (EPA)

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın yansımaları ışığında, yeni yıl yaklaşıp ülkesi için zorluklarla dolu bir yıl geride kalırken kenetlenme çağrısında bulundu. Yaşanan zorlukların ‘en çok da hala Rus bombardımanı korkusuyla yaşayan Ukrayna vatandaşları tarafından hissedildiğini’ vurguladı.
Rus güçlerinin önümüzdeki tatil günlerinde Ukrayna'ya geniş çaplı bir saldırı düzenlemeye hazırlandığına dair uyarılar artarken, Alman gazetesi Süddeutsche Zeitung’a röportaj veren iktidardaki Sosyal Demokrat Partisi'nin (SPD) lideri, Ukrayna'daki savaşın kızışabileceği konusunda uyarıda bulunarak, ‘Rus ordusunun hedeflerine ulaşamamasının ışığında’, ‘gerilimin tırmanma riskinin çok büyük olduğunu’ söyledi. Almanya Başbakanı, Rusya'ya savaşı durdurma ve Ukrayna ile müzakerelere başlama çağrısını bir kez daha yineleyerek “Hedefimiz Rusya'nın savaşını bitirmesi. Bunun olması için ister telefonla ister video konferansla ister büyük bir masada olsun fark etmez, diyalog kurulması gerekiyor” dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ‘bu durumun böyle süremeyeceğini kabul etmesi’ ve ortak bir uzlaşıya karşılıklı kapı açmak için güçlerini geri çekmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Video konferans üzerinden yaptığı haftalık konuşmasında Scholz, Ukrayna'yı Rusya karşısında verdiği savaşta desteklerken ‘bugün hissettikleri’ kenetlenmeyi sürdürme çağrısında bulundu. Scholz “Almanya, Rus savaşının yansımalarını enflasyon, fahiş fiyatlar ve yüksek enerji maliyetleri ile hissetti. Ancak ülke olarak kenetlendik ve bu duruma hazırlandık” ifadelerini kullanarak Wilhelmshaven limanında dün açılışını yaptığı sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminaline işaret etti. Almanya, LNG depolayan ilk terminalini açarak, Rus gazına olan bağımlılığından kurtulmak adına büyük bir adım attı. Söz konusu terminal Almanya'nın, savaş öncesi gaz ihtiyacının yüzde 60'ından fazlasını sağlayan Rusya'dan başka kaynaklardan gaz geliri sağlamak amacıyla Ukrayna savaşının başlangıcından beri açmaya çalıştığı beş terminalden biri.
Scholz, Aşağı Saksonya eyaletindeki Wilhelmshaven şehrindeki terminalin açılma hızından övgüyle söz ederken projenin Almanya'nın ‘güvenliği’ için önemli olduğunu belirtti. Scholz “Bu, altyapıyı güçlendirmemizi sağlayan ve örnek teşkil etmesi gereken Almanya’nın yeni hızıdır” dedi. Aynı zamanda “Bu bizim için güzel bir gün ve tüm dünya için Alman ekonomisinin güçlü ve üretken olup mevcut sıkıntıların üstesinden gelmeye devam edebileceğine dair iyi bir işarettir” ifadelerini kullandı.
Almanya, Rus gazının büyük bir bölümünün yerine Norveç, Katar, Cezayir ve diğer ülkelerden gelen ancak daha fazla para ödediği gazı koymayı başardı. Rus gazının yokluğu, Almanya için ekstra bir sıkıntıya yol açtı. Zira Rus gazını Baltık Denizi'nin altına inşa edilen boru hatlarıyla ithal ediyor ve gazı depolamaya gerek kalmadan doğrudan Rusya'dan getiriyordu. Ancak Rus gazının kapatılması, Almanya’yı başka ülkelerden ithal ettiği, gelmesi daha uzun süren ve tüplerle değil, gemilerle veya tırlarla taşınan LNG için depolama istasyonları arayışına itti. Wilhelmshaven'da açılan depo Nijerya'dan gelen gazla dolduruldu. Potsdam Üniversitesi'nden araştırmacı Johan Lilliestam Fransız Haber Ajansı’na (AFP) verdiği röportajda "İthalat kapasitesi var. Ancak beni asıl endişelendiren şey teslimatlar” dedi.
Londra merkezli bir emtia istihbarat servisi olan ICIS’te uzman olan Andreas Schroeder AFP'ye verdiği röportajda “Avrupa, Çin'in talebinin zayıf olması nedeniyle son aylarda büyük miktarlarda LNG alabildi” dedi. Almanya'daki Federal Ağ Ajansı Başkanı Klaus Mueller “Gaz tüketimi artıyor. Bu, özellikle soğuk hava dalgası devam ederse bir risk oluşturur” dedi. Bu bağlamda Schroeder, Almanya'nın önümüzdeki kış geçici tedarik kesintileri yaşama riski olduğuna dair uyarıda bulundu.
Bu bağlamda Alman yetkililer, halkı gaz tasarrufuna yönelik çabalarını sürdürmeye çağırıyor. Mueller gaz kullanımının şu anda geçen yıla göre yüzde 13 azaldığını ancak hükümetin bu sayının bu kış yüzde 20'ye çıkmasını istediğini belirtti.
Yeni açılışı yapılan terminal, 22 Aralık'ta faaliyete geçecek ve gaz dağıtımına başlayacak. Almanya’da genellikle ısınma amacıyla evlerde veya fabrikalar ve atölyelerde gaz kullanılıyor. Almanya kışa dolu depolarla girmesine rağmen gazı çok hızlı bir şekilde tükenmeye başladı. Geçen pazartesi sadece tek bir günde, sıcaklıklar sıfır derecenin altına düşünce Almanya stokunun yüzde 1'ini tüketti. Gazın bu şekilde artarak kullanılmaya devam edilmesi halinde, özellikle şirketlerden gaz güvencesi almakla ilgili kararlar verilmek zorunda kalınacağına dair endişeler giderek artıyor. Bu kışın Almanya'nın son 10 yılda gördüğü en sert kış olabileceğine dair uyarılar geliyor. Almanya'daki sert kış, rezervuarların beklenenden daha hızlı boşalmasına neden olabilir.
Almanya’daki tüm bu terminallerin yılda 30 milyar metreküp gaz yani ülkenin gaz ihtiyacının üçte birini sağlaması bekleniyor. Tabi sadece aylar önce konuşulan büyük kıtlık felaketi senaryoları gerçekleşmezse.
Rusya'nın Almanya'ya enerji tedarikini kesmesi ve gaz fiyatlarının önemli ölçüde artması nedeniyle Alman ekonomisi bir krizden geçiyor. Bu durum birçok endüstriyi ve işletmeyi fahiş faturalara karşı tasarruf etmek için üretimlerini sınırlamaya itti. Hükümet, enflasyonun bireyler ve sektörler üzerindeki etkisini azaltmak için bir dizi önlem aldı. Scholz haftalık yaptığı konuşmasında bundan söz ederek “Bu kararların alınması mali yükün hafifletilmesine katkı sağlamıştır. Böylece yüksek elektrik faturası, gaz faturası, ısınma faturası ve diğer tüm enerji faturalarından endişe duyanlar artık destek alabilir ve hatta fiyatlar düşebilir” ifadelerini kullandı.
Diğer Avrupa ülkelerinin aksine Almanya’nın kendi topraklarında böyle bir terminali yoktu ve daha ucuz bir kaynak olarak Rus boru hatlarını tercih ediyordu. Ukrayna'daki savaşın patlak vermesi ve Rus Gazprom şirketinden gelen teslimatların askıya alınmasıyla her şey değişti. Belçika, Hollanda ve Fransa limanları aracılığıyla Almanya'ya yapılan LNG ithalatı arttı. Ülke, fahiş nakliye maliyetlerinden kaçınmak için kendi topraklarında bir dizi terminal açmaya karar verdi. Ancak Almanya, bu terminalleri hemen doldurmak için henüz büyük gaz sözleşmeleri imzalamış değil.
Ekonomi Bakanı Robert Habeck, kasım ayının sonunda yaptığı açıklamada "İklim koruma hedeflerine ulaşmak istiyorsak, şirketler Almanya'daki satın alma tarafının eninde sonunda küçüleceğini bilmeli" demişti.
Çevre örgütleri şimdiden şüpheci yaklaşarak LNG terminalleri nedeniyle ‘iklim hedeflerine saygı gösterilmemesinden’ korkuyorlar. Almanya Çevresel Eylem (DUH) Örgütü cuma günü Wilhelmshaven'a karşı yasal işlem başlatacağını duyurdu.



Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)

Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas’a göre uluslararası deniz taşımacılığının dalgalandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden sağladığı ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarını kontrol altında tutan stratejik bir denge unsuru haline geldi. Gidevillas, Avrupa için alternatif petrol akış yollarının gerçek değerinin, arz sürekliliğini sağlamak ve enflasyon baskılarını hafifletmek olduğunu söyledi.

Gidevillas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar avroyu aşan Avrupa–Suudi Arabistan ticaret hacminin, krallığın Avrupa enerji güvenliğinde yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine sahip olduğunu vurguladı.

Tek koridor bahsinin Sonu

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan’ın hem Basra Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesi geliştirmesi, fiilen tek koridor bahsini ortadan kaldırdı. Bu durum, bölgesel gerilimlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Bu stratejinin geçici bir tepki değil, küresel ölçekte Suudi Arabistan’ın stratejik değerini artıran yapısal bir hamle olduğunu belirtti.

Avrupa için enerji ve dönüşüm boyutu

Gidevillas, kısa vadede bu koridorun Avrupa için en önemli etkisinin enerji arz güvenliğinden çok fiyat istikrarı olduğunu, uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji dönüşümünün kilit ortağı haline geldiğini söyledi.

Neom ve Yenbu gibi yeni ihracat merkezlerinin, geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinde Suudi Arabistan’ı merkez konuma taşıdığını ifade etti.

cdvfdfd
Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas. (X)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak ihracatını Avrupa’ya yönlendirdiğini, bunun da Avrupa’nın sanayide karbonsuzlaşma programını desteklediğini belirtti. Mısır üzerinden Avrupa elektrik şebekelerine entegrasyonun da düşük karbonlu enerjiye geçişi güçlendirdiğini ekledi.

Avrupa enerji maliyetlerine yapısal katkı

Gidevillas, Avrupa Birliği’nin Körfez bölgesinden petrol ithalatının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişlerde yaşanan aksaklıkların fiziksel arz kıtlığı yaratmaktan çok fiyatları yukarı çektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın sağladığı koridorun temel katkısının piyasa akışının sürekliliği olduğunu ve bunun Avrupa ekonomisini fiyat şoklarından koruduğunu vurguladı.

Enerji Krizleri ve Avrupa’nın Kırılganlığı

Analizde, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi hatırlatıldı. O dönemde gaz arzındaki düşüşün Avrupa hükümetlerini yüz milyarlarca avroluk destek paketleri açıklamaya zorladığı belirtildi.

Bugün Hürmüz Boğazı gerilimiyle birlikte Avrupa’nın yeniden yüksek fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğu, Suudi Arabistan’ın ise bu süreçte tüketiciyi enflasyon riskinden koruyan bir rol üstlendiği ifade edildi.

Egemen güvenilirlik ve Suudi rolü

Gidevillas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesi sayesinde küresel enerji piyasalarında istikrar sağlayan kilit aktör olduğunu söyledi.

Çift ihracat koridoru sayesinde tek bir deniz yoluna bağımlılığın ortadan kalktığını ve bunun yapısal bir güvenlik avantajı oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa’nın kırılganlığına karşı Suudi esnekliği

Avrupa’nın dizel ve jet yakıtı tedarikinde dalgalanmalar yaşadığı, enerji bağımsızlığı konusunda zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan’ın hem üretim hem de petrokimya altyapısıyla en esnek enerji ortaklarından biri haline geldiği ifade edildi.

fdvfdb
Yanbu Ticari Limanı, Suudi Arabistan’ın önemli deniz geçitlerinden biridir. (Mawani)

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan yalnızca fiziksel enerji arzını değil, aynı zamanda küresel piyasalardaki jeopolitik baskıyı da dengeleyen bir “sigorta mekanizması” işlevi görüyor.

Gelecek perspektifi: Enerji dönüşümünde Suudi liderlik

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde Gidevillas, Suudi Arabistan’ın hidrokarbonlar alanındaki geleneksel rolünün yanı sıra yeşil hidrojen ve sürdürülebilir enerji üretiminde de küresel liderliğe ilerlediğini söyledi.

Bu dönüşümün, krallığın Avrupa için uzun vadeli stratejik ortak konumunu güçlendireceğini ve küresel enerji sisteminin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını belirtti.


Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.