Yemen’de yerinden edilenlerin dörtte üçü kiralarını ödeyemiyor

Sana kırsalında yerlerinden edilmiş insanlara yönelik bir kampta geçici bir barınakta oturan Yemenli bir kadın (EPA)
Sana kırsalında yerlerinden edilmiş insanlara yönelik bir kampta geçici bir barınakta oturan Yemenli bir kadın (EPA)
TT

Yemen’de yerinden edilenlerin dörtte üçü kiralarını ödeyemiyor

Sana kırsalında yerlerinden edilmiş insanlara yönelik bir kampta geçici bir barınakta oturan Yemenli bir kadın (EPA)
Sana kırsalında yerlerinden edilmiş insanlara yönelik bir kampta geçici bir barınakta oturan Yemenli bir kadın (EPA)

Yemen’deki Husi darbeciler, ateşkesi yenileme ve meşru hükümetle kapsamlı barış görüşmeleri başlatmaya yönelik uluslararası ve bölgesel çabaları boşa çıkarmaya devam ederken, uluslararası üç kuruluş, savaşın devam etmesi sonucunda bu ülkedeki insani durumun kötüleştiğini belirtti. Söz konusu kuruluşlar raporlarında, yerinden edilenlerin dörtte üçünden fazlasının oturdukları evlerin kirasını ödeyemediklerini ayrıca 7 milyondan fazla insanın yaşamaya elverişsiz evlerde ve ev aletleri olmadan yaşadığını bildirdi.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Dünya Gıda Programı (WFP), Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından Yemen’deki insani duruma ilişkin yayınlanan raporlarda, yerinden edilme, yoksulluk ile geçim kaynaklarının ve kamu hizmetlerine erişimin kesilmesinin, çatışma konusunda kalıcı çözümlere duyulan ihtiyacı doğruladığı bildirildi. Bu raporlara göre, barınak ve gıda dışı yardımlar sunan bir grup “Yaşamaya elverişsiz konutlarda yaşayan, genellikle temel ev eşyalarına sahip olmayan 7,5 milyon insan olarak tahmin edildiğini ve bu durumda 2022 başından bu yana yüzde 2’lik bir artış olduğunu’ bildirdi.
Yakın zamanda yapılan bir çalışma, barınak ihtiyaçlarının önemli ölçüde arttığını ve 5,3 milyondan fazla insanın barınak ihtiyaçları ile karşı karşıya kaldığını gösterdi. Yemen’de Ülke İçinde Yerinden Olmuş Kişilerin (ÜİYOK) kamplarında sayısız zorlukla yüzleşildiği de vurgulandı.

Sayısız riskler
Şarku’l Avsat’ın dayandığı BM verilerine göre, yerinden edilmiş 4,5 milyon insan arasından en az yüzde 25’i iki veya daha fazla kez yerinden edilirken, yerinden edilenlerin üçte ikisinden fazlası kiralık konutlarda veya barınma yerlerinde yaşıyor. Görüşülen ÜİYOK’lerin yüzde 82’si “kira ödemede ciddi zorluklar” yaşadıklarını anlattı. Yaklaşık yüzde 76’sı ise, üç aydan fazla bir süredir kira ödeyemediğini ve bu durumun özellikle temel ihtiyaçlarını karşılama gücü daha az olan, düşük gelirli aileler için evden çıkarılma riskini artırdığını bildirdi.
Barınaklar ilgili bir raporda sunulan veriler, ÜİYOK’lerin ve kamp benzeri ortamlarda yaşayanların genellikle sel, toprak kayması, yangın tehlikeleri, kara mayınları ve patlamamış mühimmat gibi tehlikelere maruz kaldığını gösterdi. Yakın zamanda yayınlanan bir değerlendirme, yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı yerlerin en az yüzde 56’sının ‘kötü durumda olduğunu, onarılmaları veya değiştirilmeleri gerektiğini’ ortaya çıkardı.
Bu verilere göre, görüşülen yerinden edilmiş kişilerin yüzde 22’si son altı ay içinde bir evden çıkma ihtarı aldı. Bunların yüzde 5’i yazılı, yüzde 92’si sözlü uyarıydı ve yüzde 37’sine binayı boşaltması için bir aydan az süre verildi.
Ailelerin ekonomik durumundaki bozulmanın devam edeceğinin öngörüldüğü bu raporlarla, temel ev eşyalarına makul fiyatlı erişimin, düşük gelirli aileler açısından bir sorun olmaya devam ettiği vurgulandı. Bu bağlamda, çatışmadan etkilenen nüfusun yaklaşık yüzde 81’i, asgari ev eşyalarına sahip olmadıklarını belirtirken, yüzde 38’i ise temel ev eşyası satın alma harcamalarını azaltma kararı aldığından bahsetti.

Geri dönme istekleri
Bu raporlarda, sert kış koşullarının, 59 ilçede dondurucu soğuklarla karşı karşıya kalan 91 bin aile başta olmak üzere çatışmadan etkilenen nüfusun yaşamlarını ve refahını tehdit ettiği konusunda uyarıda bulunuldu.
Raporlar, ailelerin ekonomik gücünde, temel kışlık ihtiyaçları karşılayamamalarını sağlayacak şekilde önemli bir düşüş olduğunu için bu tür sert koşulların çatışmadan etkilenen insanların ‘insani ihtiyaçlarını şiddetlendirdiğini’ bildirdi. Bunu yanı sıra, yakın zamanda yayınlanan bir rapor, bu koşulların yanı sıra, ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin asıl bölgelerindeki evlerinin en az yüzde 19’unun yıkıldığını, yüzde 32’sinin hasar gördüğünü, yerinden edilenlerin yüzde 37’sinin evlerinin akıbetini bilmediğini ve yüzde 2’sinin ise evlerinin başkaları tarafından işgal edildiğini bildirdi.
Yerinden edilenlerin kendi bölgelerine dönme isteklerine ilişkin önceki açıklamaların aksine, yakın zamanda yayınlanan bir rapor, görüşülen yerinden edilmiş kişilerin yüzde 47’sinin ‘durum düzelirse’ bölgelerine dönme arzusunda olduğunu, yüzde 42’lik bir kesimin ise, ülkenin gelecekteki durumuna ilişkin netlik olmaması ve diğer nedenlerle mevcut yerlerinde kalmayı tercih ettiğini gösterdi.
Ankete katılanların yüzde 51’i, onları asıl bölgelerine dönmeye teşvik edecek faktörlerden bahsetti. Bu faktörlerin, uzun vadeli emniyet ve güvenlik, yeterli barınma veya mülk bakımının yanı sıra temel hizmetler ve geçim fırsatlarını içerdiği belirtildi. Bu raporlardan elde edilen en güncel rakamlar, görüşülen geri dönenlerin en az yüzde 55’inin standartların altında veya yetersiz barınma koşullarında yaşadığını ya da temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda oldukları için evlerine bakım yapmadığını gösterdi.
Raporlarda, önceden yaşadıkları bölgelere dönenlerin genellikle barınma, arazi ve mülk açısından acilen çözülmesi gereken sorunlarla karşılaştığına yönelik uyarıda bulunuldu.

Gıda miktarının azalması
Bu kuruluşların verilerine göre, yaylalarda devam eden tahıl hasadına bağlı olarak bazı sınırlı mevsimsel iyileşmelere ve BM gözetimindeki ateşkese bağlı olarak ticari faaliyetlerin biraz iyileşmesine rağmen, gıda güvensizliğinin genel ölçeği ve ciddiyeti yüksek olmaya devam etti. Bununla birlikte, gelir elde etme imkanlarının hala çok sınırlı olması ve yüksek gıda fiyatları nedeniyle satın alma gücünün düşmeye devam ettiği vurgulandı.
Dolayısıyla bu verilere göre, milyonlarca ailenin yetersiz gıda tüketimi ile karşı karşıya kalması öngörüldü.
Veriler ayrıca 2022’de hem kentsel hem de kırsal alanlardaki milyonlarca ailenin, gıda ve insani yardımdan elde edilen toplam miktarda önemli bir düşüşle karşı karşıya kaldığını gösterdi. Bu gıda miktarı düşüşünü telafi etmek için gelir kazanmayı arttırma konusundaki sınırlı kapasite ile halihazırda kötüleşen uyum sağlama kapasitesi göz önüne alındığında, milyonlarca kişinin gıda tüketimi yüzleşmesinin muhtemel olduğu belirtildi.
Bu kuruluşlara göre, Yemen’de yüksek düzeyde akut yetersiz beslenme durumu devam ediyor, Ayrıca yetersiz sanitasyon ve sağlık altyapısı, temel sağlık hizmetlerine sınırlı erişim ve suyla bulaşan hastalıklar, ishal ve diğer hastalıkların yaygınlığı, yetersiz beslenmenin sonuçları üzerindeki etkilerini şiddetlendirmeye de devam ediyor.
Uluslararası kuruluşlar, el-Hudeyde, el-Mahvit, Hacca, Lahic, Rayme ve Taiz şehirlerinde daha endişe verici seviyelerin kaydedildiğini beliriyor. Gıda yardımı sağlama grubu bu bağlamda, beş yaşın altındaki çocuklar arasındaki toplam akut ve ciddi yetersiz beslenme vakalarının, yılın başından Ağustos ayına kadar yaklaşık 215 bin vaka olarak kaydedildiğini belirtti. Bir önceki yılın aynı döneminde, söz konusu rakam 218 bin vaka olarak kaydedilmişti.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.