3 soruda - 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı

Fotoğraf:AA
Fotoğraf:AA
TT

3 soruda - 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı

Fotoğraf:AA
Fotoğraf:AA

Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Rusya-Ukrayna savaşının dünü, bugünü ve geleceğine dair bir değerlendirmeyi AA Analiz için 3 soruda kaleme aldı.

1 • Rusya-Ukrayna savaşı nasıl başladı?
1991’de Sovyetler Birliği yıkılmasına rağmen baş mirasçısı Rusya Federasyonu, çeşitli entegrasyon projeleriyle eski Sovyet coğrafyasındaki etkisini devam ettirmeye yönelik bir siyaset izlemeye devam etti. Nitekim Kremlin, 21. yüzyılın başında elindeki dış politika kozlarından da istifade ederek özellikle Orta Asya ile Kafkasya’da yeniden etkili konuma geldi. Tüm bu süreçte Rusya açısından en büyük sorunu Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Moldova oluşturdu. Ukrayna’nın Rusya açısından arz ettiği önem şüphesiz çok daha farklı. Ukrayna, Moskova’nın Ortodoks ve Slav projeleri açısından da Rusya ile Avrupa arasında tampon bölge olması açısından da büyük önem arz ediyor. Dolayısıyla Moskova, başından itibaren Ukrayna’nın AB ve NATO ile yakınlaşmasından rahatsız oldu. Ukrayna’da Rusya yanlısı iktidarı hedef alan renkli devrimler (2004 ve 2014), yalnızca Rusya-Ukrayna ilişkilerini değil, Rusya-Batı ilişkilerini de olumsuz etkiledi. Batı destekli renkli devrimlere karşı Rusya referandumları kullandı. Nitekim 2014’te Kırım’da düzenlenen ve yalnızca Rus nüfusun katıldığı referandumla Kırım, Rusya’ya ilhak edildi. Buna karşılık Rusya G-8’den çıkartıldı ve yaptırımlarla karşı karşıya kaldı.
Şubat 2022’de daha büyük sorunlar baş gösterdi. 21 Şubat 2022 tarihinde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya halkına yaptığı seslenişte Ukrayna’nın doğusundaki Luhansk ile Donetsk cumhuriyetlerini tanıdığını açıkladı ve ardından bölgeye Rus askeri birliklerini gönderdi. 24 Şubat 2022 tarihinde ise Moskova, “özel askeri operasyon” başlattığını duyurarak Ukrayna topraklarına girdi. Rus yetkililerine göre operasyonun amacı, Ukrayna’nın tarafsız hale getirilmesi, silahsızlaştırılması ve Donbas bölgesinde yaşayan Rus nüfusunun güvenliğinin sağlanması idi. Rusya bu amaçlarına kısa sürede ulaşmayı hedefliyordu. Ancak Ukrayna’nın büyük bir direnç göstermesi ve Batı’nın Ukrayna’ya hızlı şekilde yardım etmeye başlaması, buradaki gelişmelerin adeta Rusya-Batı savaşına dönüşmesine ve stratejilerin değişmesine neden oldu. Nitekim Eylül 2022’de daha şubat ayında Rusya tarafından tanınan Donetsk ile Luhansk’ta ve savaş sırasında ele geçirilen Herson ile Zaporijya’da referandumlar gerçekleştirilerek bu bölgelerin Rusya’ya katıldığı ilan edildi. Son iki bölgede Rusya kontrolü tam sağlamamış durumda ve bugün çatışmalar bu noktalarda yoğunlaşmış bulunuyor.

2 • 2022'de Rusya-Ukrayna savaşının dünyada yansımaları neler oldu?
Rusya-Ukrayna savaşı bir yılını doldururken şimdiden on binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca insanın göçüne yol açtı. Doğu Avrupa’nın önemli ülkelerinden Ukrayna’nın önemli kısmı harap durumda. Kısa ve orta vadede burada barış tesis edilse de şüphesiz en büyük zararı Ukrayna toprakları ile halkı gördü. Rus-Ukrayna kardeşliği de büyük bir darbe aldı.
Ukrayna krizi, adeta Rusya-Batı savaşına dönüştü. AB ve ABD, bir taraftan Rusya’ya çok yönlü yaptırım uygulamaya başlarken ve Rusya ile ilişkileri minimum seviyeye indirirken diğer taraftan da Ukrayna’ya maddi ve askeri yardımda bulunuyor. Rusya-Batı mücadelesi, Rusya’nın dış politika, ekonomi ve enerji alanlarında Asya’ya yönelmesine sebep olurken Avrupa ülkelerinin siyasi, askeri ve enerji alanlarında ABD’ye olan bağlılığı arttı. Ukrayna krizi, boru hatları ve demir yolları güzergahlarının değişimine dahi yol açtı. Nitekim Rusya ile iş birliğinin kesilmesi, Avrupa’nın enerji sorunu yaşamasına sebep oluyor.
Ukrayna krizi, bir kez daha Rusya ile Batı arasında III. Dünya Savaşı ve nükleer savaş ihtimalini gündeme getirdi. Rusya ile ABD arasındaki silahsızlanma anlaşmalarının askıya alınması da bu ihtimali artırıyor.
Başka dünya ülkeleri, Rusya-Ukrayna krizinden yararlanarak kendi sorunlarını çözmeye çalışıyor. Bu bağlamda Pasifik'te artan Çin-Tayvan gerginliği en önemli örneği teşkil ediyor. Yine Ukrayna önemli bir tahıl tedarikçisi olduğundan, başta Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ülke ve bölge savaştan ötürü tahıl krizi yaşıyor ve bundan sonra da kriz devam edecek gibi görünüyor.
Tüm bu süreçte başta BM ve diğer uluslararası örgütlerin etkisizliği ve başarısızlığı ile Türkiye'nin arabuluculuk faaliyetlerindeki başarısı bir kez daha ortaya çıktı. Ankara bir taraftan barışın tesisi için çaba gösterirken diğer taraftan esir takası ve tahıl sorunlarının çözülmesini sağladı. Bu husus, bölgede ve uluslararası arenada son yıllarda gittikçe artan Türkiye’nin prestijini ve ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Bu konu ayrıca Türkiye’nin Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerine de önemli katkıda bulundu.

3 • Rusya-Ukrayna savaşında dünyayı neler bekliyor?
Ukrayna’da barışın tesisi şüphesiz kolay değil. Zira tarafların masaya oturmak için ileri sürdükleri şartlar birbirleriyle çok zıt durumda. Rusya, Kırım ve diğer bölgelerin Rusya toprağı olarak kabul edilmesini isterken Ukrayna, Rusya’nın bu topraklardan tamamen çekilmesini talep ediyor. Moskova, Ukrayna’nın silahsızlandırılmasını ve tarafsızlığının ilanını isterken Kiev, Rusya’nın savaş tazminatı ödemesi gerektiğini ileri sürüyor. Diğer taraftan her ne kadar günümüzde farklı sebeplerden ötürü cephedeki çatışmalar azalmış olsa da hem Rusya hem de Ukrayna kış sonrası için savaş hazırlıklarını sürdürüyor.
Barışın sağlanması için taraflardan birinin ya da tüm tarafların geri adım atması gerekiyor. Diğer taraftan bu saatten sonra atılan geri adım, hiçbir ülkenin kamuoyu tarafından anlaşılamayacak gibi görünüyor. Aynı şey, Batı için de geçerli. Batı ülkelerinin yardımlarını kesmeleri; Batı’nın zayıflığı ve Rusya karşısında mağlubiyeti şeklinde yorumlanacak. Dolayısıyla tüm bunlar, tarafların masaya oturmasını zorlaştıran, belki de engelleyen hususlardır.
Ancak şüphesiz Ukrayna’da taraflar er ya da geç anlaşmaya varmak zorundalar. Ukrayna’da barış, Batı’nın ve özellikle de ABD’nin Rusya ile anlaşmasına bağlı. Ankara’da yapılan ABD-Rusya görüşmesi, taraflar arasında farklı düzeylerde görüşmelerin yapıldığını ve Ukrayna konusunun da bu görüşmelerin temel konularından biri olduğunu gösterdi. Bu tür görüşmelerin Ankara’da yapılıyor olması da tesadüfi değildir. Türkiye, bugün her anlamda Rusya’nın dünyaya açılan kapısı olduğu gibi bölgede barışın tesisi için de en fazla çabalayan ülkedir.
Öyle anlaşılıyor ki, 2023 yılında çatışmalara paralel olarak çeşitli platform ve düzeylerde görüşmeler de yürütülecek. 2024’te hem ABD’de hem Rusya’da başkanlık seçimlerinin yapılıyor olmasının da bunda etkisi olacak. Kremlin, seçimlerin yapılacağı Mart 2024 öncesinde Ukrayna dosyasını kapatmak isteyecektir. Kaldı ki Ukrayna’daki gelişmeler, AB ülkeleri örneğinde olduğu gibi yalnızca Rusya’daki seçimleri değil ABD’deki seçimleri de etkileyecek potansiyele sahip.
[İlyas Kemaloğlu, Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi]



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.