İran yargısı, başörtüsü kuralını ihlal edenlere karşı tavrını sertleştirme kararı aldı

Yargı, yeni protestocular hakkında idam cezası verdi.

10 Ocak’ta Tahran’da bir sokakta yürüyen İranlı kadınlar (EPA)
10 Ocak’ta Tahran’da bir sokakta yürüyen İranlı kadınlar (EPA)
TT

İran yargısı, başörtüsü kuralını ihlal edenlere karşı tavrını sertleştirme kararı aldı

10 Ocak’ta Tahran’da bir sokakta yürüyen İranlı kadınlar (EPA)
10 Ocak’ta Tahran’da bir sokakta yürüyen İranlı kadınlar (EPA)

İran başsavcısı, ülkede başörtülerini çıkaran kadınlara karşı polise ve mahkemelere katı kararlar alma talimatı verdi. Tahran, Eylül ayı ortalarında Ahlak Polisi tarafından gözaltındayken genç Kürt kadın Mahsa Amini’nin ölümünün ardından düzenlenen protestoları bastırdığı için uluslararası arenada eleştirilere maruz kalmıştı.
Başsavcı Yardımcısı Ebu es-Samed Hurremabadi, İran hükümet kurumları tarafından yayınlanan bir muhtırada “Cumhuriyet savcısının talimatıyla polis, kısa süre önce ülkenin başörtüsü yasasının her türlü ihlalini ağır şekilde cezalandırma emri aldı” dedi.
Yetkili, “Başörtünün açılması, açık bir ihlaldir. Kolluk kuvvetleri, bu suçu işleyeni yakalayıp gerekli cezayı vermek üzere yetkili adli mercilere teslim etmelidir” diyerek, “Başsavcının talimatlarının uygulanması çerçevesinde mahkemeler, tüm suçluları para cezasına çarptırmalı ve haklarında, sınır dışı etme, belirli faaliyetlerin yasaklanması ve işyerinin kapatılması gibi ek cezalar vermelidir” açıklamasında bulundu.
İran’daki yasalar, İranlı veya yabancı kadınların halka açık yerlerde başörtüsü takmasını şart koşuyor.
Protestoların patlak vermesinden sonra Tahran ve diğer şehirlerde bir grup kadın başörtülerini çıkardı. Rejim karşıtı yürüyüşler sırasında başörtülerini yakan kadınlar, sosyal medya hesaplarından da, polisin herhangi bir müdahalesine veya uyarılarına uymadan pazar ve dükkanlarda başı açık dolaştıklarını gösteren birçok video yayınlandı.

Hamaney: Başörtüsü çirkinleştirilemeyecek bir ihtiyaçtır
İran başsavcısının başörtüsü tartışmasına müdahalesi, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in bu yılın başında beş gün içinde art arda yaptığı iki konuşmanın ardından geldi. Hamaney, 4 Ocak’ta, protestoların patlak vermesinden sonra kadınlara hitaben yaptığı ilk konuşmasında, “Başörtüsünü çıkarmak doğru değil, ama bu insanı din ve devrim çemberinin dışına da çıkarmaz” dedi. Hamaney, “Başörtüsü çirkinleştirilemeyecek bir ihtiyaçtır” şeklinde konuştu.
Hamaney, ikinci konuşmasında ise bir yandan protestocuları ‘ihanet etmekle’ suçlarken, diğer yandan İranlı yetkilileri protestoları bastırmaya devam etmeye çağırdı. İran Dini Lideri ayrıca, “Sorumlu kurumlar vatana ihanetle ciddi ve adil bir şekilde ilgilenir” dedi.
Hamaney, protestoları hükümete, ekonomik duruma, nükleer anlaşmaya varılmasının ve yaptırımların kaldırılmasının gecikmesine bağlayan yetkililere, yerel medyaya ve siyasi çevrelere de tepki gösterirken, geçtiğimiz Pazartesi günü yaptığı açıklamada ise “Protestolar, idari ve ekonomik zayıflıklarımızı ortadan kaldırmak istemiyor. Bunun tam tersi geçerli. Güçlü yönlerimizi ortadan kaldırmak istiyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan reformist ‘Etimad’ gazetesi, hükümeti ve parlamentoyu kontrol eden muhafazakâr hareketi, başörtüsüne tam olarak uymayan kadınların ‘siyasi müsaderesini’ istemekle suçladı. Haberinde “Muhafazakâr akımın bir kısmının stratejisi, bu grubu kamulaştırmaya veya onlarla işbirliği yapmaya çalışmaktır” değerlendirmesinde bulunan gazete, “İlk kez bu kadın kategorisinin varlığını kabul ediyorlar ve onlara hitap ediyorlar” vurgusunda bulundu. Geçtiğimiz ayın başlarında İran Başsavcısı Muhammed Cafer Muntezeri, ‘Ahlak Polisinin’ kaldırıldığını açıklamış ancak bu açıklaması sokakta beklenen etkiyi uyandırmamıştı.
Geçtiğimiz ayın sonunda Kültür Devrimi Yüksek Kurulu Sekreteri Said Rıza Amili, ‘Ahlak Polisinin’ kaldırıldığı yönündeki işaretleri zımnen yalanladı ve kurulun, İrşad Devriyeleri hakkında bir kararı olmadığını söyledi.
Hamaney’in geçen haftaki konuşmasının ardından Hamaney’in ofisine bağlı Kültür Devrimi Yüksek Kurulu, başörtüsüyle ilgili yetkilileri ve kurumları ‘başörtüsü konusunda bazı alışılmadık davranışlarla mücadeleye’ çağırırken, ‘düşmanların kurduğu tuzağa düşme’ konusunda uyarı yaptı.
Yapılan açıklamada kötü örtünmeyle yüzleşmenin ‘akıllı ve gerçekçi olması’ gerektiği belirtildi. Hamaney’in sözlerini destekleyen açıklamasında kurul, “Başörtünün zayıflığı, dini ilkelere inanç eksikliği, devrime ve İslam Cumhuriyeti’ne muhalefet olarak yorumlanmamalıdır” dedi.

Sıkı denetimler başladı
Polisin ihlallere yönelik adli talebinin ilanı öncesinde Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı, polisin, araçları durdurarak şoförlerini araçtaki kadınların zorunlu kıyafet kurallarına uymadıklarına, özellikle de başörtüsü takmadıklarına dair uyarmaya devam ettiğini açıkladı.
Geçen hafta adli makamlar, müşterilerinin başörtüsü takma kuralına uymadıkları gerekçesiyle bazıları geçici bir süreliğine olmak üzere çok sayıda kafe ve restoranı kapattı.
2020 yılından bu yana İran’daki araç sahipleri, polisin başörtüsü kurallarını ihlal ederek başörtüsü takmayan kadınları araçlarına almaları üzerine SMS almaya başladı. Mesajlar, ihlallerin kaydedildiğine dikkati çekerken, tekrarı halinde ‘adli ve hukuki tedbir’ uyarısı içeriyor. Ancak yeni gönderilen mesajlarda hukuki tedbir alınacağına dair herhangi bir ibare yok.

İdam cezaları
Diğer taraftan yetkililerin ölüm cezalarını uygulama ve yeni ölüm cezaları verme konusundaki ısrarı, dikkatleri protestolarda dile getirilen diğer konulara çevirdi.
Adli makamlar, protestolara katıldıkları için 18 kişi hakkında idam cezası verildiğini açıkladı. Bu kararlardan dördü yerine getirildi ve ikisi Yüksek Mahkeme tarafından onandı. Ölüm cezasına çarptırılanlardan beşi cezalarına itiraz edebilirken, Yüksek Mahkeme altı kişinin yeniden yargılanmasına karar verdi.
Yargıya bağlı ‘Mizan’ ajansının haberine göre Cevad Ruhi, ‘bozgunculuk çıkarma, kamu malını tahrip etme ve yakma, ülkenin kuzeyindeki Novşehr’de protestolara öncülük etme’ suçlarından idam cezasına çarptırıldı. Ruhi’nin Novşehr’de bir grup isyancının lideri olduğunu ve vatandaşları isyana kışkırttığını belirten ajans, aleyhinde verilen kararın temyize tabi olduğuna dikkati çekti.
Yeni idam cezasından bir gün önce de Salih Mir Haşimi, Mecid Kazımi ve Said Yakubi aleyhinde üç benzer ceza verildi. Üç sanık, 16 Kasım’da İsfahan şehrinde üç güvenlik gücünün öldürülmesine karışmaktan hüküm giymişti. Aynı şekilde Reuters’ın aktardığına göre eski İran Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani’nin kızı Faize Haşimi’nin avukatı, müvekkilinin ‘rejime karşı propaganda’ ve ‘kamu düzenini bozmak’ suçlamasıyla 5 yıl hapis cezasına çarptırıldığını duyurdu.
Avukat, Pazar günü bazı sitelerde yayınlanan haberleri doğrularken, eski Milletvekili Faize Haşimi aleyhindeki suçlamaların ayrıntılarına ise değinmedi. Ancak Tahran savcısı, geçen yıl İran rejimi aleyhine yaptığı propaganda hakkında suç duyurusunda bulundu. Avukat Nida Şems, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Faize Haşimi, tutukluluğunun ardından 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı, ancak cezası kesinleşmedi” dedi.



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.