Sudan’da sivil yönetime geçiş için beklenen nihai anlaşmaya geri sayım başladı

Beşir rejiminin sembollerinin serbest bırakılması ve paralarının iade edilmesine yönelik kararlar iptal edildi.

Siyasi Süreç Sözcüsü Halid Ömer Yusuf, geçen perşembe akşamı konferansın bitiminden sonra basın toplantısı düzenledi. (SUNA)
Siyasi Süreç Sözcüsü Halid Ömer Yusuf, geçen perşembe akşamı konferansın bitiminden sonra basın toplantısı düzenledi. (SUNA)
TT

Sudan’da sivil yönetime geçiş için beklenen nihai anlaşmaya geri sayım başladı

Siyasi Süreç Sözcüsü Halid Ömer Yusuf, geçen perşembe akşamı konferansın bitiminden sonra basın toplantısı düzenledi. (SUNA)
Siyasi Süreç Sözcüsü Halid Ömer Yusuf, geçen perşembe akşamı konferansın bitiminden sonra basın toplantısı düzenledi. (SUNA)

Çerçeve Anlaşma’yı imzalayan Sudanlı siyasi ve sivil güçler, Çerçevede Anlaşma’da ertelenen konuları görüşmek üzere ilk konferansların çalışmalarını tamamladı. Ordunun hükümet üzerindeki kontrolünü sona erdirecek, sivil yönetimi yeniden tesis edecek, İslamcı rejimin temel direklerini tasfiye edecek ve onu dağıtmak için geniş yetkilere sahip yeni bir komite oluşturacak nihai bir anlaşmanın imzalanmasına geri sayım sürerken askıda kalan konuların da birkaç hafta içerisinde müzakere edileceği sözü verildi.
Hartum’da geniş bir yerel ve bölgesel siyaset arenasının tanık olduğu ‘Çerçeve Anlaşma’nın ertelenen dört konusunun genişletilmiş tartışmalarının 8 Ocak Pazar akşamı düzenlenen açılışında ‘30 Haziran 1989 Rejimini Ortadan Kaldırma Sürecini Yenilemek İçin Yol Haritası’ başlıklı bir konferans gerçekleştirildi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre birkaç gün süren konferansta, Yüksek Mahkeme yargıçlarının görevden alınması, alt kademelerin inceleme sürecine tabi tutulması, Temyiz ve Yargı Dairesi’nin donmuş tasfiye komitesinin önceki kararlarını iptal eden kararlarının feshedilmesi, feshedilmiş rejimle ilişkili medya ve basın kuruluşlarındaki yetkilendirme yapısının ortadan kaldırılması, geri kazanılan varlıklar komitesi için bir yapı oluşturulması ve önceki komitenin çalışmalarındaki başarısızlıkların ele alınması konuları gündeme geldi.
Yeni bir vizyona göre yeniden yapılandırılması beklenen tasfiye komisyonu için özel bir polis teşkilatının kurulmasına yönelik önerilerde, hem Adalet Bakanlığı hem de düzenleyici birimin tasfiye için Yüksek Kurul oluşumu dışında tutulması, komiteye kurtarma rejimi yandaşları tarafından elde edilen fon ve mülkleri geri alma yetkisi verilmesi, kurul üyelerine usul ve kanuni dokunulmazlık tanınması ve kararları kesin olan tek dereceli tasfiye için özel mahkeme oluşturulması çağrısı yapıldı.
Öneriler, tasfiye komitesine, feshedilmiş rejimin dini cephelerini tasfiye etme ve partinin güvenlik devletini sivil devlet lehine dağıtma, ‘komiteye denetim, soruşturma ve dondurma yetkisi verecek, Nereden Buldun yasasını etkinleştirecek ve yasa dışı fon bulundurmaya karışanlardan hesap soracak’ şekilde yasayı değiştirme yetkisi verdi. Devletteki yolsuzluğu takip etmek ve yolsuzluğu ve yetkilendirmeyi ulusal güvenlik suçları olarak kabul etmek için özel sektör de dahil olmak üzere devletteki yolsuzluğun gözden geçirilmesi, yasalardaki yolsuzlukla mücadele boşluklarının doldurulması ve komitenin çalışmalarının geçiş döneminin sonlanmasından sonra da devam etmesi çağrısında bulunuldu.
Siyasi süreç sözcüsü Halid Ömer Yusuf, geçen perşembe akşamı konferansın bitiminden sonra düzenlediği basın toplantısında, üçlü uluslararası mekanizma ve ‘Çerçeve Anlaşma’nın imzacılarının, ikinci bir adım olarak adalet ve geçiş dönemi adaleti konularına ilişkin genel konferans düzenlemelerini derhal yürürlüğe koymaya başlayacağını bildirdi. Askıda kalan konuların müzakeresini toplantı içinde tamamlayacağını ve konferansın tavsiyelerini nihai anlaşmaya dahil edilmek üzere yasal metinlere dönüştüreceğini söyledi. Sözcü, ordunun ve düzenli kuvvetlerin rollerini, sivil yönetime bağlılık nedeniyle askeri kuruluş, güvenlik ve askeri reformla ilgili meselelere katılmakla sınırladığını kaydetti.  
Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan’ın 25 Ekim 2021’de iktidarı ele geçirmesinin ardından yaşanan siyasi krizden sonra, geçen kasım ayından bu yana iktidardaki askeri liderlik, ülkede sivil yönetimin geri dönüşü için bir temel olarak Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan ve ülkede sivil yönetimin geri getirilmesine temel teşkil eden bir geçiş anayasası taslağını kabul etti. Bununla birlikte Sudan ufkunda siyasi bir atılımın işaretleri belirmeye başladı.
5 Aralık’ta bir yanda ana muhalefet koalisyonu ‘Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’ ve bir dizi siyasi ve sivil güç ile ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan ve Hızlı Destek Kuvvetleri komutanı Muhammed Hamdan Dagalo, ordunun iktidardan çekilmesini ve tam bir sivil hükümetin kurulmasını açıkça öngören bir çerçeve anlaşma imzaladı. Ancak anlaşma, nihai anlaşmayı imzalanmadan önce sivil güçlerle daha fazla istişare amacıyla ‘Adalet ve geçiş dönemi adaleti sorunu, Beşir rejiminin tasfiyesi, hükümet ile Cuba’daki silahlı hareketler arasında imzalanan barış anlaşmasının gözden geçirilmesi ve değiştirilmesi, güvenlik ve askeri sektör reformu sorunu ve Doğu Sudan sorunu’ olmak üzere beş ana konuyu daha sonraya erteledi.
Geçen perşembe günü söz konusu konuların tartışılmasının planlandığı ve ‘kurtarma sisteminin tasfiyesi ve tasfiye komisyonunun eski haline getirilmesi’ konusunda uzmanlaşmış olan ilk konferansta, Yüksek Mahkeme’de yargı dairesi tarafından verilen kararların iptal edilmesi önerisi sunuldu. Buna göre ‘30 Haziran rejimini tasfiye etme, iktidarlarını ortadan kaldırma ve yolsuzlukla mücadele komitesi’ kararları ve el konulan para ve varlıkların devrik Devlet Başkanı Ömer el-Beşir rejiminin destekçilerine iade edilme kararı iptal edildi.
Geçiş dönemini yöneten anayasal belgeye göre Beşir rejimini dağıtmak ve onun mali, siyasi ve idari nüfuz merkezlerini tasfiye etmek konusunda uzmanlaşmış bir komite oluşturuldu. Ancak ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan, 25 Ekim 2021’de iktidara gelmesinin ardından aldığı kararlarla bu komiteyi askıya almıştı. Bu durum, Beşir rejiminin unsurlarının, aleyhlerine verilen kararları, kendi lehlerine kararlar veren Yüksek Mahkeme’de temyiz etmelerini sağladı.
Askeri ve sivil tarafları ‘Çerçeve Anlaşma’ imzalamaya zorlayan siyasi süreç, ABD, Suudi Arabistan, İngiltere ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan uluslararası dörtlü ile Birleşmiş Milletler’den (BM) oluşan üçlü uluslararası mekanizmanın arabuluculuğu başta olmak üzere uluslararası, bölgesel ve halk baskılarının bir sonucu olarak ortaya çıktı. BM Sudan’daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS), Afrika Birliği (AfB) ve Hükümetlerarası Afrika Kalkınma Otoritesi’nden (IGAD) oluşan üçlü uluslararası mekanizma, sivil ve askeri bileşenler arasındaki müzakereleri kolaylaştırdı.
Siyasi süreç, geniş bir halk ve uluslararası destek görüyor. Ancak devrime öncülük eden ÖDBG koalisyonunun parçası olan, başta ‘Sudan Komünist Partisi, Arap Sosyalist Baas Partisi ve direniş komiteleri’ olmak üzere siyasi gruplar buna karşı çıkıyor. Fakat Yusuf, devrimci güçler ile yapılan görüşmelerin onları siyasi süreç konusunda ikna etmeye devam ettiğini söyledi.
Demokratik Güçler İttifakı’na bağlı Cibril İbrahim liderliğindeki ‘Adalet ve Eşitlik Hareketi’ ve Minni Arko Minawi liderliğindeki ‘Sudan Kurtuluş Hareketi’ gibi bazı güçler siyasi sürece katılmadı. Ancak anlaşmayı imzalamaları yönünde çağrılar yapılıyor. Demokratik Birlik Partisi’nin bir kanadı ve askeri yönetim yapılarıyla ilişkili şahsiyetler de dahil diğer bileşenler de imza atılmasını destekliyor.



Teknokratlar komitesinin planı Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını hızlandıracak mı?

Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
TT

Teknokratlar komitesinin planı Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını hızlandıracak mı?

Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)
Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli ailelerin barındığı çadırlar (AFP)

Filistin’de Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan ‘teknokratlar komitesinin’ oluşturulması ve ilk toplantısını cuma günü Kahire’de yapması, İsrail engelleri nedeniyle şimdiye kadar toplanamayan ve geçen yıl kasım ayında Mısır’ın ev sahipliğinde düzenlenmesi planlanan Yeniden İmar Konferansı dosyasında yaşanan durgunluğun aşılmasına yönelik umutları artırdı. Bu gelişme, Gazze Şeridi’nin ‘kısmi’ ya da ‘tam’ olarak yeniden imar edilmesine ilişkin farklı yaklaşımların tartışıldığı bir dönemde geldi.

Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, cuma günü yaptığı basın açıklamasında, komitenin kurulmasıyla eş zamanlı atılan en önemli adımın, Dünya Bankası bünyesinde Gazze Şeridi’nin yeniden imarı ve halkın insani ihtiyaçlarının karşılanması için resmen tahsis edilen özel bir mali fonun oluşturulması olduğunu söyledi.

Şaas, yeniden rehabilitasyon ve imar planı kapsamındaki ilk somut adımın, acil olarak Gazze Şeridi’ne 200 bin prefabrik barınma ünitesinin (konteyner) sevk edilmesi ve kurulması olacağını belirtti. Gazze Şeridi’nde konutların yüzde 85’ten fazlasının yıkıldığına dikkat çeken Şaas, barınmanın son derece hayati olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi’nin yeniden imarına ilişkin belirsizlik sürerken, İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde ‘kısmi imar’ yönünde çabalar yürüttüğü, bunun da bu çizgiyi benimseyen ABD tutumuyla örtüştüğü ifade ediliyor. Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Temim Hallaf, geçen ay Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik ‘bütüncül bir sürecin başlatılmasını’ hedeflediğini söylemişti.

Mısır, komitenin rollerini etkinleştirmeyi ve çalışmalarını Gazze Şeridi içinden yürütebilmesini sağlamayı amaçlıyor. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakoviç ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Gazze Şeridi’nin yönetimi için oluşturulan komitenin ‘yakın zamanda sahaya gönderilmesinin’ beklendiğini ifade etti. Abdulati, İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesi, uluslararası gücün konuşlandırılması, erken toparlanma ve yeniden imar süreçlerine bağlı kalmasının önemine de dikkat çekti.

Ali Şaas dün kendisi ve komite üyelerinin Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad ile yaptığı görüşmede, komitenin önceliklerinin Gazze halkının yaşam koşullarının iyileştirilmesine odaklandığını vurguladı. Şaas, görüşmede, komitenin Gazze Şeridi’ndeki tüm görev ve yetkileri devralabilmesi için atılması gereken adımların ele alındığını belirtti.

Diğer yandan Fetih Devrim Konseyi üyesi Usame el-Kavasimi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Gazze Yönetim Komitesi’nin oluşturulmasını, ikinci aşamanın pratik bir uygulaması olarak nitelendirdi ve bunun olumlu bir adım olduğunu söyledi. Filistin Yönetimi’nin önceliklerinin, savaşın yeniden başlamasının engellenmesi, vatandaşların Gazze Şeridi’nde tutulması ve ardından yeniden imar adımlarına geçilmesi olduğunu ifade etti.

Komitenin görevlerinin net olduğunu belirten el-Kavasimi, bu görevlerin iç düzenlemeler, güvenliğin sağlanması, yeniden imara uygun altyapının hazırlanması ve Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkına insani yardım sağlanmasını kapsadığını dile getirdi. El-Kavasimi, “Filistin tarafında, ikinci aşamanın önceki dönemlere kıyasla Gazze halkı için daha az yıkıcı olacağı yönünde bir iyimserlik var. Umutlar, İsrail kaynaklı yeni engellerin ortaya çıkmaması yönünde” dedi.

Filistin Yönetimi’nin, Arap ülkeleri ve bölgesel aktörlerle birlikte ABD’ye İsrail’i ‘ikinci aşamaya’ geçmeye zorlamak amacıyla izlediği ‘stratejik sabır’ politikasının, yeniden imar da dahil olmak üzere diğer yükümlülüklerin hayata geçirilmesinde de sürdürüleceğini kaydeden el-Kavasimi, erken toparlanma sürecine katkı sunulması ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için uluslararası toplumla iş birliğine açık olunacağını vurguladı.

dedfvfd
Mısır Genel İstihbarat Servisi Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad dün Kahire'de Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas'ı kabul etti. (Resmi haber siteleri)

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan, perşembe günü yaptığı basın açıklamasında, Gazze Yönetim Komitesi’nin önümüzdeki dönemde hizmetler ve yeniden imar dosyalarını üstleneceğini söyledi.

Gazze Şeridi’nin yönetimi için kurulan Filistinli teknokratlar komitesi, ilk toplantısını cuma günü Mısır’ın başkenti Kahire’de yaptı. Komitenin, Barış Konseyi’nin denetimi altında Gazze Şeridi’ni geçici olarak yönetmesi öngörülüyor.

Gazze Şeridi’nde yaşayan Filistinli siyaset analisti İmad Ömer, önümüzdeki günlerin komitenin sahadaki koşulları iyileştirmeye yönelik yükümlülükleri yerine getirme kapasitesini ortaya koyacağını belirtti. İsrail’in Filistinlileri her gün hedef almaya devam ettiğine dikkat çeken Ömer, komitenin çalışmalarına başlamasının, ateşkesin öngördüğü protokolü uygulamada İsrail’in tutumu nedeniyle derinleşen insani kriz dosyasının çözümüne yönelik ‘ilk adım’ niteliği taşıdığını ifade etti.

Ateşkes anlaşmasının birinci aşamasının gerekleri arasında yer alan ‘protokol’, her gün 600 yardım ve insani malzeme yüklü tırın Gazze Şeridi’ne girişini öngörüyor. Yardımların tüm bölgelere ulaşmasını sağlamak amacıyla bu tırların 300’ünün kuzey Gazze’ye yönlendirilmesi de protokolde yer alıyor.

Ömer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yeniden imara zemin hazırlamayı hedefleyen her türlü pratik adımın, ABD’nin İsrail’i ateşkesin ikinci aşamasına geçmeye zorlamadaki rolüne bağlı olduğunu vurguladı. Bu süreçte Barış Konseyi ve İstikrar Gücü dahil olmak üzere, Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu diğer yapıların da çalışmalarına başlaması gerektiğini kaydetti.

Teknokratlar komitesinin temel görevinin hizmet sunmak, insani krizi hafifletmek, sağlık ve eğitim sistemlerini yeniden işler hale getirmek, altyapıyı onarmak, güvenliği sağlamak ve yardımların ulaşımını temin etmek olduğunu belirten Ömer, yeniden imar konusunda ilk somut ilerlemenin, İsrail üzerinde ağır iş makinelerinin enkaz kaldırma ve Filistinlilerin naaşlarının çıkarılması için Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi yönünde baskı kurulmasıyla sağlanabileceğini ifade etti. Ayrıca sokak altyapısının hazırlanması ve kanalizasyon sorunlarına çözüm üretilmesinin de öncelikler arasında yer aldığını söyledi.

gthyuj
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Gazze Yönetim Komitesi’nin yakında Gazze Şeridi'nden faaliyetlerine başlamasını bekliyor. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi (UNOPS) İcra Direktörü Jorge Moreira da Silva, perşembe günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imarının ertelenemeyeceği uyarısında bulundu. İki yıl süren savaşın yıkıma uğrattığı Filistin topraklarına üçüncü ziyaretinin ardından konuşan da Silva, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve Dünya Bankası’nın Gazze Şeridi’nin ihtiyaçlarını 52 milyar doların üzerinde olarak tahmin ettiğini belirtti.

Öte yandan ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, geçtiğimiz çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde savaşı sona erdirmeyi amaçlayan 20 maddelik planının ikinci aşamasının başlatıldığını açıkladı. Witkoff, söz konusu aşamanın ateşkesten silahsızlanmaya, teknokrat bir yönetimin kurulmasına ve yeniden imar sürecinin başlatılmasına geçişi öngördüğünü ifade etti.


Suriye ordusu stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
TT

Suriye ordusu stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)
Suriye'nin kuzeyindeki Rakka ilinin Tabka ilçesinin girişindeki Kürt güçleri (AFP)

Suriye ordusu bu sabah, on yılı aşkın bir süredir bölgede özerk yönetim uygulayan Kürt güçlerine karşı ilerleyişinde yeni bir adım atarak, ülkenin kuzeyindeki stratejik öneme sahip Tabka ilçesi ve yakınlarındaki Fırat Barajı'nın kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, iktidara gelmesinden bir yılı aşkın bir süre sonra geçtiğimiz cuma günü, Suriye’nin 1946 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk kez Kürtçeyi ‘ulusal dil’ ve Nevruz'u ‘ulusal bayram’ ilan eden bir kararname yayınlayarak ve Suriye'de yaşayan tüm Kürtlere vatandaşlık hakkı vererek, ülkedeki kontrolünü yeni bölgelere doğru genişletti.

cdf
Tabka ilçesinin girişinde bir kamyonetteki SDG güçleri (AFP)

Suriye ordusu tarafından daha önce yapılan bir açıklamada, ülkenin en büyük barajı ve Suriye'nin en büyük hidroelektrik santrallerinden birine komşu stratejik şehre girdikten saatler sonra Tabka Askeri Havaalanı’nın kontrolünü ele geçirdiğini doğruladı. Tabka, Halep ile Suriye’nin doğusunu birbirine bağlayan eksende bir ulaşım merkezi olup, stratejik bir askeri üsse dönüştürülmüş havaalanına komşu.

Suriye ordusu dün sabah, Kürt güçlerinin bölgeden çekilmeyi kabul ettiklerini açıklamasının ardından Halep'in doğu kırsalındaki geniş alanları kontrol altına aldığını duyururken özerk yönetimin sokağa çıkma yasağı uyguladığı Rakka ilini bombalamakla tehdit etti.

Suriye resmi haber ajansı SANA, Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa'nın “Suriye ordusu, Suriye'nin en büyük barajı olan Fırat Barajı da dahil olmak üzere Rakka kırsalındaki stratejik Tabka ilçesini kontrol altına aldı” dediğini aktardı.

SANA, Suriye ordusunun Rakka kırsalındaki stratejik öneme sahip Tabka ilçesine giriş anını gösterdiği belirtilen bir video yayınladı.

Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Rakka'dan yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki bu bölgeye ‘gerekli önlemleri aldığını ve güvenlik ve istikrarı yeniden sağladığını’ duyurdu.

ABD, yıllardır SDG’yi destekliyordu. Ancak şimdi 8 Aralık 2024'te Esed ailesi rejiminin düşmesinden sonra Şam'da kurulan yeni yönetimi de destekliyor.

Anlaşmanın ihlali

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper dün, Suriye hükümet güçlerine ülkenin kuzeyindeki Halep ili ve Tabka ilçesi arasındaki bölgede ‘tüm saldırı eylemlerini’ durdurmaları çağrısında bulunarak, Suriye hükümet güçleri ile Kürt güçleri arasında ‘gerginliğin tırmanmasını önleme’ çabalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

SDG komutanı Mazlum Abdi cuma akşamı yaptığı açıklamada, geçtiğimiz yıl 10 Mart'ta taraflar arasında imzalanan anlaşmaya dayanarak, ‘dost ülkeler ve arabulucuların çağrılarına bir yanıt ve Suriyeli yetkililerle entegrasyon sürecini tamamlamada iyi niyet göstergesi olarak’ SDG’nin cumartesi sabahı Halep'in doğusundaki bölgelerden çekileceğini duyurdu.

Suriye ordusundan yapılan ve devlet televizyonunda yayınlanan açıklamada ise “Halep'in doğu kırsalındaki 34 köy ve kasabanın kontrolünü ele geçirdiğimizi duyuruyoruz” ifadeleri kullanıldı. Bu bölgeler arasında Deyr Hafir ve Meskene’nin yanı sıra bir askeri havaalanı da bulunuyor.

Ancak Suriye ordusu, SDG'yi ‘anlaşmayı ihlal etmekle ve orduya karşı ateş açarak iki askeri öldürmek ve diğerlerini yaralamakla’ suçladı.

Suriye ordusu ayrıca, ‘200'den fazla SDG üyesinin silahlarıyla birlikte çıkışını sağladığını’ da ekledi.

dvfdev
Suriye'nin kuzeyindeki Tabka’nın kontrolünü geri almak için düzenlenen operasyon sırasında Suriye ordusu güçleri (AFP)

Öte yandan SDG, Şam’ı ‘uluslararası gözetim altında’ imzalanan ‘anlaşmanın şartlarını ihlal etmekle’ ve ‘SDG güçlerinin geri çekilmesi tamamlanmadan Deyr Hafir ve Meskene ilçelerine girilmesiyle son derece tehlikeli bir duruma yol açmakla’ suçladı. SDG, bir başka açıklamasında ise, ‘ihlallerden kaynaklanan çatışmalardan’ bahsetti.

Açıklamada, Suriye ordusunun ateşiyle sayıları belirtilmeyen sayıda savaşçının öldürüldüğü belirtildi.

Bu konuşlandırma, Suriye ordusunun SDG üyelerini geçtiğimiz hafta Suriye'nin ikinci büyük şehri Halep'teki Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallelerinden çıkarmayı başarmasının ve Fırat Nehri'nin 30 kilometre doğusuna uzanan bölgeyi tahliye etmelerini talep etmesinin ardından gerçekleşti.

Kürt güçleri dün, bölgede ilerleyen ve eyaletteki askeri hedefleri bombalamayı planladığını açıklayan Suriye ordusu ile çatışmaların sürdüğü Suriye'nin kuzeyindeki Rakka'da sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Diğer taraftan Suriye Savunma Bakanlığı, il içindeki konumları gösteren bir harita yayınladı ve sivillere bu konumlardan uzak durmaları çağrısında bulunarak, Rakka kenti yakınlarındaki bir hedef de dahil olmak üzere bu konumları ‘nokta atışı’ vurmakla tehdit etti.

Ancak Suriye ordusu kısa süre sonra, PKK militanlarını ‘Tabka Askeri Havaalanı içinde kuşatarak’ stratejik öneme sahip Tabka ilçesine ‘birkaç eksenden paralel olarak’ girmeye başladığını duyurdu.

Bu arada Suriyeli yetkililer, Safyan petrol sahasını ve Rakka ilindeki Tabka ilçesi yakınlarındaki es-Sevre petrol sahasını kontrol altına aldıklarını duyururken, devlete ait Suriye Petrol Şirketi iki sahayı ‘tekrar hizmete sokmak’ üzere devraldığını açıkladı.

10 Mart anlaşması ve karşılıklı suçlamalar

Şam ve Kürt yönetimi aylarca 2025 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülen ve Kürt özyönetim kurumlarının Suriye devletine entegrasyonunu öngören 10 Mart anlaşmasının uygulanmaması konusunda birbirlerini suçladılar.

SDG komutanı Abdi cumartesi günü, Erbil'de ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.

Diğer yandan Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Barzani cumartesi günü Suriye'de ‘acilen gerilimin azaltılması’ ve ‘kalıcı ateşkes anlaşması’ çağrısında bulundu.

Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ardından Kürtler, Şam’daki yeni yetkililere karşı esnek bir tutum sergilediler ve bölgelerinde Suriye bayrağını göndere çektiler. Ancak, ademi merkeziyetçi bir yönetim sistemi ve haklarının anayasada güvence altına alınması konusundaki ısrarları Şam'da olumlu karşılık bulmadı.

Cumhurbaşkanı Şara cuma günü, ülkesinin 1946 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana ilk kez Suriyeli Kürtlere ulusal haklar tanıyan bir kararname yayınladı.

Kararnamede, “Suriye'deki Kürt vatandaşlar Suriye halkının ayrılmaz bir parçasıdır, Kürtçe ulusal dildir ve Suriye topraklarında ikamet eden tüm Kürt kökenli vatandaşlara Suriye vatandaşlığı verilir ve Nevruz (21 Mart) ulusal bayram olarak kabul edilir” ifadeleri yer aldı.

Suriye’de 1962 yılında yapılan tartışmalı bir nüfus sayımı sonrasında Kürtlerin yaklaşık yüzde 20'si vatandaşlıklarından mahrum bırakılmıştı.

Kürt özerk yönetimi tarafından dün yapılan açıklamada, Şara’nın imzaladığı kararname ‘ilk adım’ olarak nitelendirilse de bu adımın ‘Suriye halkının beklentilerini karşılamadığını’ belirtildi.

Suriye'nin kuzey ve doğusunda kontrol sahibi olan özerk yönetim, ‘hakların geçici kararnamelerle değil, tüm halkların ve bileşenlerin iradesini ifade eden anayasalarla korunduğunu’ belirtti.

Açıklamada, hak ve özgürlükler sorununa ‘radikal çözümün’ ‘merkezi olmayan demokratik bir anayasada’ yattığı savunuldu ve bu konuda ‘kapsamlı bir ulusal diyalog başlatılması’ çağrısı yapıldı.


Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.