CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, TV yayınında soruları yanıtladı

Fotoğraf: (Fatih Kurt/AA _Arşiv)
Fotoğraf: (Fatih Kurt/AA _Arşiv)
TT

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, TV yayınında soruları yanıtladı

Fotoğraf: (Fatih Kurt/AA _Arşiv)
Fotoğraf: (Fatih Kurt/AA _Arşiv)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, altılı masaya ilişkin eleştirilere yönelik, "Zaten bir kaptan ve yardımcıları olacak. Bu işler böyledir. Uçağa bindiğinizde bile tek bir kaptan yoktur, yanında bir tane daha vardır. Gemide de aynı şekilde vardır." dedi.
Kılıçdaroğlu, TV100 kanalında Uğur Dündar'ın sunduğu "Haftanın Panoraması" programında soruları yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Altılı masanın görüşme takvimi anımsatılarak, "Siz cumhurbaşkanı adayı olacak mısınız?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "6 liderin olduğu masada, cumhurbaşkanı adayının nitelikleri konusunda daha önce görüş birliğine vardık ve bunu bir bildiriyle kamuoyuna duyurduk. Son toplantıda cumhurbaşkanı adaylığı konuşulmadı, herhangi bir tartışma da olmadı zaten. Bu konuda zaten liderler acele de etmiyorlar çünkü önce üzerinde görüş birliğinin sağlandığı bir hükümet programı, yol haritası olması lazım." yanıtını verdi.
Yol haritası üzerinde yaklaşık 3-4 aydır, her partinin ayrı ayrı kendi içinde çalıştığını ayrıca partilerden 6 genel başkan yardımcısının da bu çalışmalara son şeklini verdiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Büyük bir olasılıkla yol haritası ve hükümet programı çıkıp, neyi nasıl yapacağımız, hangi amaçları güttüğümüz, hangi zaman diliminde neye odaklanacağımız konusunda bir yol haritası çıkarsa ondan sonra zaten cumhurbaşkanı adayının belirlenmesine gelecek." diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, 30 Ocak'ta yapılacak yol haritası açıklamasında ana hatlarıyla hangi başlıkların yer alacağına ilişkin soruya karşılık, bunun yargı, sağlık, dış politika, teknoloji, bilim gibi başlıklarda nelerin yapılacağı, Türkiye'nin yaşadığı sıkıntılı durumdan nasıl çıkarılacağına ilişkin bir çalışma olduğunu söyledi.

- İmamoğlu hakkındaki dava
Yargının bağımsızlığıyla ilgili soruya karşılık, bunun son derece önemli olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sorunların nasıl çözüleceğini şeffaf bir yönetim anlayışıyla kamuoyuyla paylaşacaklarının altını çizdi. Kılıçdaroğlu, hayata geçirilecek politikalara Durum ve Hasar Tespit Komisyonunun oluşturacağı raporun yön vereceğini vurguladı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki davanın hatırlatılması üzerine, dava açılma süreçlerini anlatan Kılıçdaroğlu, "Davada birden fazla sorun var, karar avukat olmadan açıklanıyor. Bu hukuk, yargı tarihinde bir ilktir. Daha başlangıçtan itibaren yanlışlıklar zinciri başlıyor. Kişi geliyor oturuyor oraya, istediği kararı zaten verecek, önceden her şey hazırlanmış vaziyette. Dolayısıyla ağır ceza bize göre hukuka, insan haklarına, demokratik sürece aykırı bir karar veriyor. Amaç, Ekrem Beyi bulunduğu yerden almak, ona siyasal yasak getirmek, biz bu çerçevede değerlendiriyoruz." dedi.

- "Şimdi açıklamayı doğru bulmuyorum ama bunun gereğini yapacağız o zaman"
Kişilerin iktidarda oldukları sürede mal varlığına sahip olmaması gerektiğini aktaran Kılıçdaroğlu, mal edinen iktidar sahiplerinin halk yerine kendilerini korumayı tercih ettiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, "İmamoğlu'na yönelik hukuki kıskaçla neye varılmak isteniyor ve siz o varılmak istenen noktayla ilgili olarak nasıl bir demokratik tepki göstermeye hazırlanıyorsunuz?" sorusuna, şu sözlerle yanıt verdi:
"'Kimse cehennemin kapılarını aralamasın' dedim. Bunun çok ağır bir söz olduğunu herhalde sıradan bir vatandaş da bilir. Umarım bunlar olmaz, Ekrem Beye bu cezalar yazılmaz ve yargı gerçekten hukukun üstünlüğüne, vicdani kanaatine göre karar verir ve her şey rayında gider. Beklentimiz budur. Eğer bu beklenti olmaz da tam tersine yargı sarayın talimatını yerine getiren bir mekanizmaya dönüşürse bunun gereğini yapacağız. Bunu şimdi açıklamayı doğru bulmuyorum ama bunun gereğini yapacağız o zaman."
Kılıçdaroğlu, "Ekrem Beyi makamından alma girişimini yaptıkları takdirde pişman olabilecekleri bir demokratik süreç başlar mı demek istiyorsunuz?" sorusuna ise "Elbette. Bütün tavırlarımız demokrasiden yana olacaktır. Bu ülkeye demokrasiyi getiren, çok partili yaşamın, farklı düşüncelerin ne kadar değerli olduğuna inanan partiyiz biz." yanıtını verdi.

- "Seyyar hakimler, mahkemeler var"
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, masadaki 6 liderin de yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğine inandığını, bu konuda görüş birliği içinde olduğunu ifade etti.
Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Seyyar hakimler var, belli talimatın gereğini yerine getirmek üzere. Bir davada eğer farklı bir şey çıkacaksa seyyar hakim oraya atanıyor. Bir de üçlü hakimlerin olduğu seyyar mahkemeler var. Bu seyyar mahkemeler de yine belli davalarda oradan alınıp öbür davaya bakmak için görevlendiriliyor. Biz bu seyyar hakimleri de seyyar mahkemeleri de biliyoruz. Ama Hakimler ve Savcılar Kurulu onun da gereğini yapmak zorunda, seyyar hakim, mahkeme olmaz. Vicdanını satan, parayla pulla işi olan bir hakim olmaz. Uyuşturucu baronlarından para alanlar olmaz. Avukatın, savcının gidip hakime rüşvet teklif ettiği bir düzeni tamamen bitireceğiz."
Adalet kavramının yüceltildiği, toplum vicdanında "bu ülkede adalet var" algısı oluştuğu andan itibaren farklı bir Türkiye'nin ortaya çıkacağını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'ye getirilecek yurt dışındaki temiz sermaye için de en büyük teminatın hukukun üstünlüğü ve demokrasi olacağını dile getirdi.

- EYT düzenlemesi
Kılıçdaroğlu, emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) düzenlemesinde mecburi stajın emeklilik süresine sayılmamasından kaynaklı bir mağduriyet oluşabileceğine yönelik soruya karşılık, "Gelecek kanun teklifinde bu yoksa staj süresinin de emekliliğe sayılması için bizim de bir önerimiz olacak. Umarım kabul ederler çünkü onların sayıları çok fazla değil ama sonuçta bir haksızlığı telafi etmek istiyorsanız bunun da giderilmesi lazım. Staj yapan kişi zaten çalışıyor demektir, öğrenci değildir artık." diye konuştu.
Köy okullarını açacaklarını, teknoloji liselerini kuracaklarını, bu kapsamda 100 bin artı 100 bin öğretmen ataması yapacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, orta gelirlilerin ev sahibi olabilmeleri için de özel projeler geliştireceklerini anlattı.

- Babacan ve Davutoğlu'nun son dönemdeki açıklamaları
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun son dönemdeki açıklamalarının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, altılı masanın son toplantısında bakanlıkların paylaşılmasının gündeme gelmediğini aktardı.
Altılı masanın demokrasi özlemi için bir araya geldiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili sayın Babacan'a soruyorlar. 'Evet' diyor, 'Altı lider beni seçse kazanırım', doğru, yanlış değil ki. Altı lider oturup bir kişiyi cumhurbaşkanı adayı belirledikten sonra altı lider arkasında duracağız ve adayımızın kazanması için çalışacağız. Bu yanlış bir şey değil. Sayın Babacan'ı değil de başka birisi olursa yine altı lider arkasında duracağız." dedi.
Altılı masanın dağılma gibi bir niyetinin olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Altı siyasi parti liderini ortak noktada buluşturmak için bu liderlerin önce oturup konuşmaları, görüş birliği sağlamaları gerekiyor. Her birimizin programı, ilkeleri farklı ama ortak noktalarımız var." diye konuştu.
Altı parti liderlerinin cumhurbaşkanını seçmek için ellerinden geleni yapacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"İmza olur, sayın Davutoğlu'nun söylediği. Eğer Cumhurbaşkanı yardımcısı olunacaksa onların da birer görevleri olacak doğal olarak. Belli yerlere imza atacaklar tabi. Oraya gelip de öyle sadece oturup aylık almak yok. Sayın Davutoğlu'na soruyorlar 'Ya birisi çıkıp size dese ki efendim sizin oyunuz zaten kaç, dolayısıyla siz konuşmayın, size hak verilmesin gibi bir şey söylerse...' 'O zaman kriz çıkar' diyor. Doğru, yanlış mı? Yani siz kalkıp da altılı masada bir genel başkana diyebilir misiniz 'Senin oyun kaç arkadaş, sen neden bu kadar konuşuyorsun?'"
Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Altı kaptan bir gemiyi götüremez, tep kaptan götürür" ifadesinin sorulması üzerine, "Zaten bir kaptan ve yardımcıları olacak. Bu işler böyledir. Uçağa bindiğinizde bile tek bir kaptan yoktur, yanında bir tane daha vardır. Gemide de aynı şekilde vardır. Dolayısıyla hiçbir iktidar, devlet bir kişiye emanet edilemez." değerlendirmesinde bulundu.

- "Her koşulda Millet İttifakının cumhurbaşkanı adayı kazanacak"
"Altılı masada milletvekilleri kontenjanları değerlendirildi mi?" sorusuna ilişkin Kılıçdaroğlu, "Yok, hayır yapılmadı. Kararlı ve emin adımlarla gidiyoruz. İlerde herhangi bir tartışmaya meydan vermeden aldığımız kararları yönetime geldiğimizde süratli bir şekilde uygulamak ilk kararnamemizde olacak." dedi.
Çalışmalarını Mecliste çoğunluk elde etmek üzerine kurduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, seçim tarihinin 14 Mayıs olarak göründüğünü iddia etti.
Kılıçdaroğlu, altılı masanın cumhurbaşkanı adayının ne zaman açıklanacağına ilişkin soruya, "Onu 6 liderin konuşması lazım. Benim konuşmam doğru olmaz. Yol haritası, hükümet programı netleştikten sonra sıra cumhurbaşkanı adayına gelecek." bilgisini paylaştı.
HDP'nin kendi adayını çıkarma kararının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Altılı masadan tümüyle bağımsız olarak, CHP'nin Genel Başkanı olarak şunu ifade edeyim, demokrasiden yana tavır alan bir cumhurbaşkanı adayı çıktığında demokrasiyi savunan herkesin o cumhurbaşkanı adayına destek vermesi lazım." ifadelerini kullandı.
AK Parti ve MHP ile görüştükleri gibi HDP ile de görüştüklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bana göre her koşulda Millet İttifakının cumhurbaşkanı adayı kazanacak." diye konuştu.
Türkiye'nin olağanüstü hal (OHAL) sürecinde seçime girme iddiasının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Hangi hal olursa olsun biz, bu ülkeye demokrasiyi getirmeye kararlıyız. Ama sabır istiyoruz. Elbette tahrik edilecek toplum, gerginlik ortamı yaratılmak istenecek. Hepimiz büyük bir sabırla sandığı bekleyeceğiz, gidip oyumuzu kullanacağız." cevabını verdi.



İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
TT

İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)

İran Dışişleri Bakanlığı bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ı ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçlamasından saatler sonra, ABD'nin füze programıyla ilgili suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirerek reddetti.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, X platformunda yaptığı paylaşımda, "İran'ın nükleer programı, İran balistik füzeleri ve ocak ayındaki ayaklanmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı hakkındaki tüm iddiaları, büyük yalanların tekrarından başka bir şey değil" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'ı Amerika Birleşik Devletleri'ni vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçladı.

Trump, Birliğin Durumu konuşmasında, "Avrupa'yı ve yurtdışındaki üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdiler bile ve yakında Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaşabilecek füzeler üzerinde çalışıyorlar" dedi.

2025 yılında ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı, İran'ın "Tahran bu yeteneği geliştirmeye karar verirse" 2035 yılına kadar kıtalararası balistik füze geliştirebileceğini tahmin etmişti, ancak İran'ın böyle bir karar alıp almadığını belirtmemişti. Şarku’l Avsat’ın ABD Kongre Araştırma Servisi'den aktardığına göre Tahran şu anda yaklaşık 3 bin kilometre menzile sahip kısa ve orta menzilli balistik füzelere sahip. Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın en batı noktasından 9 bin kilometreden fazla uzakta bulunuyor.

ABD Başkanı, İran ile olan çatışmayı diplomatik yollarla çözmeyi tercih ettiğini açıkladı, ancak Tahran'ın nükleer silah geliştirmesine asla izin vermeyeceğini de vurguladı. Konuşmasında, "Onlarla müzakereler yürütüyoruz ve bir anlaşma yapmak istiyorlar, ancak onlardan 'Asla nükleer silahımız olmayacak' gibi şifreli sözler duymadık" dedi. Trump sözlerine şöyle devam etti: "Bu sorunu diplomasi yoluyla çözmeyi tercih ediyorum, ancak bir şey kesin: Dünyanın önde gelen terörizm destekçisi devletinin, ki büyük ölçüde öyledir, nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim."


Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
TT

Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)

Alex Croft 

Savaşın 4. yılını doldurduğu salı günü yapılan yeni analize göre Ukrayna'daki çocuklar, hayatlarının toplam 6 ayını hava saldırısı alarmı altında geçirdi.

2025'in son aylarında, Rusya'nın hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Ukraynalı sivilleri hedef almak için drone kullanımını artırmasıyla birlikte, Ukrayna genelinde alarm sürelerinde artış görüldü.

Save the Children'ın sirenlerle ilgili resmi alarm verilerine dayanarak yaptığı analize göre Ukrayna'daki çocuklar, Vladimir Putin'in güçlerinin Şubat 2022'de topyekün istilaya başlamasından bu yana ortalama 4 bin saat hava saldırısı alarmına maruz kaldı; bu da 5 buçuk aydan fazla süren sürekli alarma denk geliyor.

8 yaşındaki Anastasiia'nın annesi Veronika, "Bu sürekli bir duygusal gerilim. Yetişkinler bunu hissediyor ancak çocuklar daha derinden hissediyor. Sinir sistemi tükenmiş halde" dedi.

Çocuklar bir patlama sesi duyduklarında endişeleniyor, geriliyorlar.

Ukrayna'daki yardım kuruluşları ve ebeveynler, Rusya'nın hava savaşının çocuklar üzerindeki psikolojik baskısından endişe duyuyor.

Bu durum, çatışma izleme grubu Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri'nin (ACLED) verilerine göre, Moskova'nın 2025'te sivilleri hedef alan drone kullanımını yüzde 200'den fazla artırmasıyla giderek daha da kötüleşti. Bu, Ukrayna'da hiçbir bölgenin hava uyarılarından ve Rus saldırılarından uzak olmadığı anlamına geliyordu.

Kiev bölgesindeki ve diğer cephe bölgelerindeki çocuklar, Şubat 2022'den bu yana en çok etkilenenler oldu ve yaklaşık 9,5 aya denk gelen 7 bin saatlik hava saldırısı uyarısıyla karşı karşıya kaldılar.

Birçok Ukraynalı için hava saldırısı uyarıları günde birkaç kez çalıyor ve aileleri bodrum katlarına, metro istasyonlarına veya diğer sığınaklara sığınmaya zorluyor. Genellikle suya, elektriğe ve ısıtmaya kolay erişimleri yok.

Ukrayna'da savaş yorgunluğu, ailelerin daha güvenli, daha derin sığınaklardan kaçınmasına ve bazen binanın dışına çıkmadan, koridorları veya banyoları tercih etmesine yol açıyor.
 

Görsel kaldırıldı.Kiev'deki çocuklar yaklaşık 9 buçuk ay boyunca hava saldırısı sirenlerinin altında kaldı (Save the Children).

Sirenler birkaç dakikadan birkaç saate kadar, hatta bazen daha uzun süre devam edebiliyor. Save the Children, sirenlerin çocukların okula gitmesini engellediğini ve uyku düzenlerini de etkilediğini, sirenlerin yaklaşık yüzde 50'sinin akşam geç saatlerde veya gece saatlerinde çaldığını söylüyor.

Save the Children Ukrayna ülke direktörü Sonia Khush, "Savaşta hiçbir rol oynamamalarına rağmen, çocuklar psikolojik sağlıklarına verilen zarar da dahil en ağır bedeli ödüyor" dedi.

Ukrayna'da 4 yıldır süren topyekün savaş, çocukların hayatlarını paramparça etti ve evlerinden ve okullarından zorla uzaklaştırılmaları, sevdiklerini kaybetmeleri ve hava saldırısı uyarıları, drone ve patlamalar dünyalarını kasıp kavururken korku içinde yaşamalarıyla çocukluklarını ellerinden aldı.

Bazı çocuklar için bildikleri tek dünya, uykularını bölen, öğrenmelerini aksatan, oyunlarını durduran ve her gün sürekli, hayatı tehdit eden tehlikeyi işaret eden hava saldırısı uyarılarıyla dolu bir dünya.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/europe


Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
TT

Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile ilişkilerde ilk tercihinin her zaman diplomasi olduğunu, ancak gerekli görülmesi halinde ölümcül güç kullanmaya hazır olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin, bir önceki turda varılan mutabakatlar temelinde Cenevre’de ABD ile görüşmelere yeniden başlayacağını açıkladı. Arakçi, Tahran’ın mümkün olan en kısa sürede ‘adil ve hakkaniyetli’ bir anlaşmaya varma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Arakçi, İran’ın tutumunun ‘tamamen açık’ olduğunu vurgulayarak, ülkesinin ‘hiçbir koşul altında nükleer silah geliştirmeyeceğini’, ancak aynı zamanda ‘halkının yararına barışçıl nükleer teknolojiden faydalanma hakkından asla vazgeçmeyeceğini’ kaydetti.

Arakçi ayrıca, karşılıklı endişeleri giderecek ve ortak çıkarları güvence altına alacak benzeri görülmemiş bir anlaşma için ‘tarihi bir fırsat’ bulunduğunu ifade ederek, diplomatik sürece öncelik verilmesi şartıyla anlaşmanın ‘erişilebilir’ olduğunu belirtti.

Arakçi, İran’ın ‘egemenliğini cesaretle savunma konusunda hiçbir çabadan kaçınmayacağını’ kanıtladığını belirterek, ülkesinin mevcut anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü hedeflediği müzakere masasına da ‘aynı cesaretle’ oturduğunu ifade etti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi dün yaptığı açıklamada, iki ülke arasında yeni bir müzakere turunun başlamasına kısa süre kala Tahran’ın ABD ile anlaşmaya varmak için gerekli tüm adımları atmaya hazır olduğunu söyledi.

Öte yandan üst düzey bir ABD’li yetkili, görüşmelerin perşembe günü (yarın) Cenevre’de yapılmasının planlandığını açıkladı. Yetkili, ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın müzakereleri yürütmek üzere İran heyetiyle bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

 Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)

Leavitt, Beyaz Saray’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’ın ilk tercihi her zaman diplomasidir, ancak kendisinin de ortaya koyduğu gibi, gerekli görülmesi halinde ABD ordusunun ölümcül gücünü kullanmaya hazırdır… Nihai karar her zaman başkana aittir” ifadelerini kullandı.

İki ülke, ABD’nin Ortadoğu’daki askerî kapasitesini artırdığı bir dönemde bu ayın başlarında müzakerelere yeniden başlamıştı. İran, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı tehdidinde bulunmuştu.

Taht-Revançi, devlet medyasında yer alan açıklamasında, “En kısa sürede bir anlaşmaya varmaya hazırız. Bunu başarmak için gereken her şeyi yapacağız. Cenevre’deki müzakere odasına tam bir samimiyet ve iyi niyetle gireceğiz” dedi.

Taht-Revançi ayrıca, “İran’a yönelik bir saldırı ya da saldırganlık olması halinde savunma planlarımız doğrultusunda karşılık vereceğiz… ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı gerçek bir macera olur” ifadelerini kullandı.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani de Tahran’ın ABD ile ilişkilerinde savaşa kıyasla diplomasiyi tercih ettiğini belirtti. Muhacerani, her iki seçeneğin de ülkenin onurunu ve ulusal çıkarlarını koruma stratejilerinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Müzakere sürecine ilişkin bir soruya yanıt veren Muhacerani, İran’ın tutumunun benimsediği temel programlarla uyumlu olduğunu kaydederek, ülkesinin diplomatik alanda aktif olduğunu, ancak savaş ve diplomasiyi ulusal çıkarları korumaya yönelik iki araç olarak değerlendirdiğini söyledi.

Askerî hazırlık düzeyine ilişkin olarak ise ‘kesin caydırıcılığın’ İran Silahlı Kuvvetleri’nin öncelikleri arasında yer aldığını, gerekli hazırlıkların mevcut olduğunu ve son dönemde düzenlenen tatbikatların bu hazır olma seviyesini yansıttığını belirtti. Diplomatik sürecin de eş zamanlı olarak ‘yoğun biçimde’ sürdürüldüğünü ifade eden Muhacerani, hükümetin gelişmeleri ‘tetikte’ izlediğini ve müzakere sürecinin sonuçlarına bağlı kalacağını dile getirdi.

Muhacerani, Tahran’ın hesap hatalarını önlemek amacıyla mevcut tüm caydırıcılık araçlarını kullanacağını belirterek, İran’ın ‘her iki ihtimale de hazır’ olduğunu; bunun da gerilimin artması ya da diplomatik bir uzlaşıya varılması seçeneklerini kapsadığını sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

Reuters, pazar günü üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun yarısını yurt dışına gönderme, kalan kısmın zenginleştirme seviyesini düşürme ve yıllardır İran’la yürütülen diplomasi sürecinde zaman zaman gündeme gelen bölgesel bir zenginleştirme konsorsiyumuna katılma seçeneğini ciddi biçimde değerlendireceğini aktardı.

Yetkili, İran’ın bu adımları, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını da içeren bir anlaşma çerçevesinde ABD’nin ülkenin ‘barışçıl nükleer zenginleştirme’ hakkını tanıması karşılığında atacağını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ise günün ilerleyen saatlerinde İran’la ilgili gelişmeler hakkında Kongre’nin üst düzey liderlerine bilgi vermeye hazırlandığı bildirildi.

Konuya yakın bir kaynak, Rubio’nun İran’a ilişkin son gelişmeler hakkında yasa yapıcıları bilgilendirmesinin beklendiğini ifade etti.

Öte yandan Donald Trump’ın İran’a ilişkin planlarını açıklayacağı bildirildi. Beyaz Saray’dan isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Trump’ın planlarını kamuoyuna sunacağını aktardı.

 İran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntülerİran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntüler

ABD, İran’a yönelik olası saldırılara hazırlık kapsamında ülke kıyılarına yakın bir bölgede büyük bir deniz gücü konuşlandırdı. Donald Trump, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada Tahran’a bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 gün süre tanıdığını bildirmişti.

Trump’ın yapacağı Birliğin Durumu konuşmasında, İran’ın nükleer programı nedeniyle ülkeyi bombalama yönündeki tehditlerine de değinebileceği belirtiliyor.

Öte yandan İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ülkenin güney kıyıları boyunca, Körfez açıklarında askerî tatbikatlara başladığını duyurdu.

Tahran’ın ayrıca Çin ile gemisavar hipersonik seyir füzeleri satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaştığı bildirildi. Reuters’ın müzakereler hakkında bilgi sahibi altı kaynağa dayandırdığı haberine göre, Çin yapımı CM-302 tipi füzeleri kapsayan anlaşma büyük ölçüde tamamlandı; ancak teslimat tarihine ilişkin henüz mutabakata varılmadı.

 Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)

Hipersonik hızlara ulaşabilen söz konusu füzelerin menzilinin yaklaşık 290 kilometre olduğu, deniz savunma sistemlerinden kaçınmak amacıyla alçak irtifada ve yüksek süratte uçacak şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Silahlanma alanında uzman iki isim, bu füzelerin konuşlandırılmasının İran’ın vurucu kapasitesini önemli ölçüde artıracağını ve bölgedeki ABD deniz kuvvetleri için tehdit oluşturacağını ifade etti.

Tahran ise askerî nükleer kapasite geliştirme iddialarını reddederek, özellikle enerji alanında olmak üzere sivil amaçlı barışçıl bir nükleer program yürütme hakkına sahip olduğunu savunuyor. İran, tarafı olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması çerçevesinde bu hakkın güvence altına alındığını vurguluyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin ofisine yakın kaynaklar ise iç basında yer alan ve Laricani’nin Umman’ın arabuluculuk rolü kapsamında Maskat’a öneriler iletmek üzere Umman’a gittiğine ilişkin haberleri yalanladı. Arakçi’nin ABD heyetine metnin ‘ilk taslağını’ sunmasının beklendiği kaydedildi.

Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, Tahran’a karşı güç kullanımına başvurulup başvurulmayacağına karar vermek için kendilerine 10 ila 15 gün arasında süre tanıdığını belirtmişti. Trump, pazartesi günü ise ABD Genelkurmay Başkanı’nın geniş çaplı bir askerî müdahalenin riskleri konusunda kendisini uyardığı yönündeki haberleri reddetti. Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in ‘herkes gibi savaş istemediğini, ancak İran’a karşı askerî düzeyde bir adım atılması yönünde karar alınması halinde bunun kolaylıkla kazanılabilecek bir süreç olduğunu düşündüğünü’ ifade etti.

Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları,(AP)Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları görülüyor. (AP)

Taraflar arasında geçen yıl yürütülen dolaylı görüşmeler herhangi bir anlaşmayla sonuçlanmadı. Bunun temel nedeni, Washington’ın İran’ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesi yönündeki talebi oldu. ABD, bu faaliyeti nükleer bomba edinmeye giden bir yol olarak değerlendirirken, Tahran böyle bir silah arayışında olduğu iddialarını sürekli olarak reddetti.

ABD, geçen yıl haziran ayında İsrail’le birlikte İran’daki nükleer tesisleri hedef alan saldırılara katılmış, bu saldırıların İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini fiilen azalttığı belirtilmişti. Donald Trump, ülkenin başlıca nükleer tesislerinin ‘imha edildiğini’ savunmuştu. Ancak İran’ın daha önce zenginleştirilmiş stoklara hâlâ sahip olduğu ve Washington’ın bu stoklardan vazgeçilmesini istediği değerlendiriliyor.

Trump, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan bir anlaşma için baskı yaparken yeni saldırılar düzenleme ihtimalini de gündemde tutuyor ve ABD’nin bölgedeki deniz ve askerî varlığını güçlendiriyor.

Bu çerçevede, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak bilinen USS Gerald R. Ford dün Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki Suda Körfezi’ndeki ABD deniz üssüne ulaştı. Geminin, bölgedeki ABD askerî yığınağına katılmak üzere intikal ettiği bildirildi.