Jennifer Lopez'den Cristiano Ronaldo'ya ünlülerin sağlıklı yaşam sırları

Meditasyon ve doğa ile bütünleşmek 2023'ün en popüler yöntemleri arasında.

Futbol yıldızı Cristiano Ronaldo ve ABD’li oyuncu Jennifer Lopez. (Instagram)
Futbol yıldızı Cristiano Ronaldo ve ABD’li oyuncu Jennifer Lopez. (Instagram)
TT

Jennifer Lopez'den Cristiano Ronaldo'ya ünlülerin sağlıklı yaşam sırları

Futbol yıldızı Cristiano Ronaldo ve ABD’li oyuncu Jennifer Lopez. (Instagram)
Futbol yıldızı Cristiano Ronaldo ve ABD’li oyuncu Jennifer Lopez. (Instagram)

Uluslararası alanda sağlıklı yaşam tarzı başta sanatçılar ve oyuncular  olmak üzere insanların idol olarak gördükleri ünlü simlerin imajlarının önemli bir parçası haline geldi. Ünlülerin spor, yoga ve meditasyon yaparak geçirdikleri zamanları sosyal medyada takipçileriyle paylaştıkları, ruh sağlığı ve sağlıklı beslenmenin öneminden bahsettikleri videolar büyük ilgi görüyor.

Jennifer Lopez... İyi bir uyku ve çalışmak
Jennifer Lopez güne kendi kendine yüksek sesle okuduğu motive edici bir alıntıyla başlıyor. Günde iki litreden fazla su içiyor. Şeker, kafein ve alkolden uzak duruyor ve sigara kullanmıyor. ABD’li ünlü oyuncu ve şarkıcı, kayıt ve fotoğraf stüdyolarında ve dünya turlarında geçirdiği yorucu yılların ardından en zor dersi aldı. Bir gün vücudu onu hayal kırıklığına uğrattı ve Lopez, hareket edemedi. Yılların yorgunluğu üzerine çöken Lopez, hareket edemediği o an fiziksel ve psikolojik sağlığının önemini anladı. O andan itibaren geceleri 7 ila 9 saat arasında uyuyor. Yemeğine ve vücuduna dikkat ediyor. Spor için haftalık dört seans ayırıyor. Lopez’in kahvaltısı yoğurt, yabani meyveler, tarçın, bal, buz küpleri, limon suyu ve protein tozu karışımından oluşuyor. Öğle ve akşam yemeklerinde de taze salata tüketiyor.

Meghan Markle ve avokadolu tost
Sussex Düşesi ABD’li aktris Meghan Markle kondisyonuna öncelik veriyor. Markle geçtiğimiz son iki yıl birçok kriz yaşasa da bu süreçte sağlığından taviz vermedi. Her gün kendine sakince vakit geçireceği bir saat ayıran Meghan bu sürede televizyon seyrediyor veya köpekleriyle oynuyor. Ayrıca her gün nefes egzersizleri, yoga, pilates ve koşu yapıyor. Boks, Prens Harry'nin eşinin halen en sevdiği sporlardan biri.

Sussex Düşesi Meghan Markle. (AFP)
Meghan’ın beslenme programı vegan ve glutensiz. Sussex Düşesi, sabahları bir bardak ılık limonlu su, yulaf ezmesi, badem sütü, muz ve agave şurubu ile güne başlıyor. Öğle yemeğinde ise makarna veya saşimili salatalar tüketiyor. Enerjisini ise elma, lahana, ıspanak, misket limonu ve zencefilden oluşan yeşil meyve suları ile artırıyor. Meghan en sevdiği yemeğin avokadolu tost olduğunu söylüyor.

Jennifer Aniston ve kendini sevmek
ABD’li aktris Jennifer Aniston tüm zarafetini koruyarak 50 yaşını geçti. Aniston meditasyon yapmak için zaman ayırıyor ve telefona dokunmuyor.
Aniston, kaygısının ve stresinin farkına vardığından bu yana kendine sevgiyle davranmaya başlamış. Yoga ve pilates yapan aktris, ağırlık kaldırarak kaslarını çalıştırıyor. İş gezisinde veya film çekiminde olsa bile egzersiz yapmayı atlamıyor. Yemek yeme alışkanlığını ise şöyle özetliyor:
“Benim felsefem sağlıklı beslenmeye dayanıyor. Mümkün olduğu kadar çok organik meyve ve sebze yiyorum. Şekerden uzak duruyorum ve bol su içiyorum.”
Aniston’ın kahvesi yağsız süt, stevia ve tarçından oluşuyor. Antrenman öncesi içeceği ise yağsız proteinler, muz, kızılcık, kiraz, stevia, kakao ve kolajen tozu ile hazırlanıyor. Öğlen ve akşam yemeklerinde sadece salata yiyor ve bu öğünlerin arasında badem ezmeli elma veya çiğ kuruyemiş gibi atıştırmalıklar tüketiyor. Aniston düzeninde o kadar katı ki canı cips isterse paketi açıp sadece bir tane yiyor!

Sanattan spora
Futbol yıldızı Cristiano Ronaldo, şeker içermeyen besinler, proteinler, kepekli tahıllar, sebzeler ve taze meyveler açısından zengin bir beslenme programını takip etmesini gerektiren günlük yorucu egzersizler yapıyor.
Ronaldo yemeğini günde altı küçük öğün olarak yiyor. Kahvaltısı peynir ve az yağlı yoğurdun ile meyve ve bir dilim avokadolu tosttan oluşuyor. Ronaldo, öğle yemeğinde sık sık balık yiyor ve en sevdiği balık geleneksel Portekiz usulü soğan, patates ve yumurta ile pişirilen morina balığı. Ronaldo bol miktarda su içiyor, alkol ve gazlı içeceklerden uzak duruyor.

Ronaldo’nun futbol dünyasındaki meslektaşı Arjantinli Lionel Messi ise pizza gibi en sevdiği yiyeceklerden vazgeçmek zorunda kaldı ve Arjantin'de geçirdiği çocukluk günlerinden beri sık tükettiği eti de azalttı. Messi’nin beslenme programı beş temel bileşenden oluşuyor: Su, zeytinyağı, kepekli tahıllar, taze meyve ve sebzeler ve çiğ fındık tketiyor. En sevdiği yemek sebzeli ızgara tavuk.
Messi, katı beslenme programı nedeniyle eti azaltmak zorunda kaldı.
Hollywood yıldızlarına geri dönecek olursak; Julia Roberts fitnessin en güzel özelliğinin gülümsemek olduğunu düşünüyor. Şimdiye kadarki en güzel gülümsemelerden birine sahip olduğu bilinen oyuncu dış görünüşe pek önem vermiyor ve kozmetikten kaçınıyor. Bu nedenle sadece yatmadan önce nemlendirici sürerek, yüzünü temizleyerek ve güneş kremi kullanarak cildine bakım yapıyor. Roberts’ın evindeki kural, yemek için şükretmek ve katı beslenme programlarından kaçınmak. Roberts, vücudun aç bırakılmasını bir ceza olarak görüyor. Bu nedenle herhangi bir diyet uygulamıyor. Ekmek ve pizzadan da kendisini mahrum bırakmıyor. Diğer yandan yediklerinin sağlıklı olmasına dikkat ediyor. Bu nedenle daha çok taze sebze, taze meyve ve salata ile balık yiyor.

2023'te kendi kendinizle olumlu konuşun
Sanatçılar ve ünlüler genellikle zindeliği korumaya yönelik en son trendleri benimseyen ilk kişiler olurlar. Ayrıca zindelik ve farkındalık gibi kavramları pazarlayan da onlardır. Kovid-19 salgınından bu yana zihinsel ve fiziksel sağlığı koruma alanında her yıl bir moda ortaya çıktı. 2023'ün bu alandaki modası ise derin uyku, meditasyon, nefes egzersizi, doğa ile bütünleşmek ve daha uzun yaşama yardımcı olan yiyecekler…
İçinde bulunduğumuz yıl için en popüler sağlıklı ve doğru yaşam biçimi, doğada mümkün olduğunca fazla zaman geçirmek. İskandinav ülkelerinden ilham alan bu kültür, hava sıcaklığı düşük olsa bile sizi evden çıkıp spor yapmak veya açık havada yürümek için motive ediyor.
2023'te ağır akşam yemeklerine alternatif olarak hafif akşam yemekleri giderek daha popüler hale gelecek. Uyumaya yardımcı olacak en önemli maddelerden biri, vücut tarafından salgılanan amino asitlerden biri olan ve aynı zamanda gıda takviyesi olarak kullanılan glisin. Buna paralel olarak uyumaya yardımcı olan uygulama ve cihazlar da popülerlik kazanıyor. Vunlar, özellikle nefes alma teknikleri yoluyla stres ve kaygıyı azaltmak için kullanılıyor.

Uyumaya yardımcı uygulamalar ve cihazlar 2023 boyunca daha popüler hale gelecek (AFP)
Yemek söz konusu olduğunda diyetler ve kilo vermek artık moda değil. Konuya sağlıklı bir yaklaşım söz konusu. Bu konuda en popüler yöntem, bazı sakinlerinin 140 yaşına ulaştığı bir Himalaya köyünden ilham alan Hunza diyeti. Maddi açıdan da uygun olan Hunza diyetinin temel noktası çiğ fındık, tohumlar, taze organik sebze ve meyveler, nane yaprakları ve doğal yoğurt gibi doğal ürünler tüketmek. Bu diyette şekere, rafine nişastalara ve işlenmiş gıdalara yer yok.
Meditasyon ve şükür, daha iyi bir yaşamın en önemli anahtarları olarak ön plana çıkıyor. Bu yıl popüler olacak teknikler arasında; günde bir dakikanızı bir aynanın karşısında durmaya ayırmak, olumlu konuşmak, cesaretlendirmek ve özgüvenli ifadeler kullanmak yer alıyor. Bunu, her saat başı derin nefes almak için önerilen meditasyon dakikaları haricinde bir zamanda yapmak gerekiyor. Böyle bir meditasyon, ruh ve beden düzeyinde önemli bir olumlu bir fark yaratabiliyor.



Acı yiyecekler ve içecekler egzersiz gibi beyni uyarabilir

Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)
Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)
TT

Acı yiyecekler ve içecekler egzersiz gibi beyni uyarabilir

Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)
Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)

Yeni bir araştırma, bitter çikolata, yeşil ve siyah çay ile böğürtlen gibi bazı acı tatlı gıdaların ve içeceklerin, egzersiz yaparken görülen beyin aktivasyonuna benzer şekilde beyni uyarabileceğini ortaya koydu.

Şarku’l Avsat’ın Fox News’ten aktardığına göre, Japonya’dan araştırmacılar tarafından yapılan çalışma, bu yiyeceklerde bulunan flavanol adlı bitkisel bileşiklerin beynin uyarılmasını yalnızca kana karışarak değil, acı tatla ilişkili duyusal tepki aracılığıyla da tetikleyebileceğini gösterdi.

Çalışmada fareler üzerinde yapılan deneylerde, tek bir flavanol dozu, farelerin doğal hareketliliğini artırdı ve hafıza testlerinde performanslarını iyileştirdi. Bulgular, Current Research in Food Science (CRFS) dergisinde yayımlandı.

Araştırmacılar ayrıca dikkati, uyanıklığı ve stres düzenlemesini kontrol eden beyin bölgelerinin hızlı şekilde aktive olduğunu gözlemledi.

İnsanların tükettiği flavanollerin yalnızca çok küçük bir kısmı kana geçtiği için, etkilerin büyük olasılıkla duyusal sinirler aracılığıyla beyin ve kalbi etkilediği düşünülüyor.

Araştırmacılar, bu yaklaşımı ‘duyusal beslenme’ olarak adlandırılan yeni bir alanın parçası olarak değerlendiriyor. Bu fikir, yiyeceklerin tadı ve beraberindeki fiziksel hislerin biyolojik işlevleri doğrudan düzenleyebileceğini öne sürüyor.

Bu etki, hafif egzersiz sırasında yaşanan uyarılmaya benziyor; kısa süreli sempatik sinir sistemi aktivasyonu, bazen ‘savaş ya da kaç’ tepkisi olarak tanımlanıyor ve kısa vadeli stres, odaklanma ve uyanıklığı artırabiliyor.

Japonya’daki Shibaura Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Naomi Osakabe, çalışmaya katıldığını belirterek, “Bu deneyin en önemli bulgusu, flavanol açısından zengin acı yiyeceklerin uyarımının ilk kez merkezi sinir sistemine nasıl iletildiğini göstermesi. Bu uyarım, kısa süreli hafızayı geliştiren bir stres tepkisi oluşturuyor ve dolaşım sistemi üzerinde olumlu etkiler yaratıyor” dedi.

Osakabe, flavanolün beyin aktivitesini artırıcı etkisinin çok düşük bir dozda bile ortaya çıkmasının şaşırtıcı olduğunu vurguladı.

Çalışmanın bazı sınırlamaları bulunuyor. Araştırma fareler üzerinde yapıldı ve kullanılan yiyecekler, birbirleriyle etkileşime girebilecek birçok bileşiğin karışımıydı.

Araştırmacılar, farelerde gözlemlenen etkilerin insanlarda da geçerli olup olmadığını belirlemek için daha geniş kapsamlı insan çalışmalarına ihtiyaç olduğunu belirtiyor.


Cilt kanserinin büyümesine yol açan molekül keşfedildi

Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)
Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)
TT

Cilt kanserinin büyümesine yol açan molekül keşfedildi

Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)
Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)

Uluslararası bir araştırma ekibi, cilt kanserinin büyümesini neyin tetiklediğini ve tümörlerin bağışıklık sisteminin savunmasını nasıl atlattığını anlamada çığır açıcı bir adım attı.

New York, Meksika ve Brezilya'dan bir ekip, ABD'deki 200'den fazla melanom hastasının tümörlerini analiz ederek gen aktivitesini düzenlemeye yardımcı olan bir molekülün ("HOXD13" diye bilinen kilit bir protein) melanom tümör hücrelerini besleyen ve onlara oksijen ve besin maddeleri pompalayan kan damarlarının büyümesinde kritik rol oynadığını keşfetti.

Ayrıca sitotoksik "T hücreleri" diye bilinen kanser öldürücü beyaz kan hücrelerinin kan dolaşımındaki seviyelerinin, HOXD13 proteininin aktivitesinin yükseldiği melanom hastalarında daha düşük olduğunu ve bu hastaların T hücrelerinin tümörlere girme yeteneğinin azaldığını buldular.

Ancak araştırmacılar, HOXD13 proteininin aktivitesini baskılayınca tümörlerin küçüldüğünü gözlemledi.

Bu, en ölümcül cilt kanseri türü olan melanomla yaşayan 1 milyondan fazla Amerikalı için iyi haber.

Amerikan Kanser Derneği'ne göre, bu yıl ABD'de melanomla bağlantılı 8 bin 500'den fazla ölüm ve 112 bin yeni vaka bekleniyor.

New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi ve Perlmutter Kanser Merkezi'nde doktora sonrası araştırmacı olan Dr. Pietro Berico yaptığı açıklamada şöyle diyor:

Çalışmamız, HOXD13 transkripsiyon faktörünün melanom büyümesinde güçlü bir tetikleyici olduğunu ve hastalıkla savaşmak için gereken T hücresi aktivitesini bastırdığını gösteren yeni kanıtlar sunuyor.

Protein, tümörlerin çevresindeki alanı da değiştirerek bağışıklık sisteminin kanserle savaşma içgüdüsüne düşman hale getirdi ve kimyasal adenozin seviyelerini artıran CD73 proteini düzeylerini yükseltti.

Adenozin tümörler için bir kalkan görevi görerek T hücrelerinin geçmesini engelliyor.

Araştırmacılar HOXD13'ü kapattıklarında, tümörlere giren T hücrelerinde artış yaşandı.

New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi'nden öğretim üyesi Dr. Eva Hernando-Monge'ye göre bulgular, HOXD13'ün neden olduğu melanoma karşı yeni tedavi yollarının önünü açıyor.

Bu süreçleri hedef alan ilaçların güvenliğini ve etkinliğini değerlendirmek üzere ayrı klinik çalışmalar yürütülüyor.

Araştırmacılar, deneylerin başarıya ulaşması halinde HOXD13 seviyeleri yüksek kişilerde melanom tedavisi için bu ilaçları kullanmayı planladıklarını belirtiyor.

Mevcut melanom tedavileri hastanın teşhisine bağlı olmakla birlikte, ameliyat, kemoterapi, radyasyon ve hücreleri bulup yok eden kanser ilaçları, yani immünoterapi gibi çeşitli yöntemler var.

Derneğe göre ilaçlar çoğu zaman ilk basamak tedavi olarak kullanılıyor ve tümörleri uzun süre küçültebiliyor.

Melanom, tüm cilt kanseri vakalarının sadece yüzde 1'ini oluştursa da Birleşik Devletler'deki cilt kanseri kaynaklı yıllık ölümlerin büyük çoğunluğuna yol açıyor.

Independent Türkçe


Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
TT

Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)

Beynin hafızadan sorumlu bölümü hipokampusun, anıları yeniden düzenleyerek gelecekteki sonuçları öngördüğü bulundu.

Hipokampus, fiziksel alan ve geçmiş deneyimlerin haritalarını oluşturarak kişinin, etrafındaki dünyayı anlamasını sağlıyor. 

Beyin aktivitesi kalıplarının değişmesiyle bu haritaların da zaman içinde değiştiği biliniyor. Ancak sözkonusu değişimin rasgele gerçekleştiği düşünülüyordu.

McGill ve Harvard üniversitelerinden bilim insanları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde bu sürecin rasgele değil, sistematik bir şekilde geliştiğini saptadı.

Araştırmacılar, nöronları yalnızca kısa süre izleyebilen yöntemler yerine, aktif nöronların parlamasını sağlayan yeni görüntüleme tekniklerine başvurdu. 

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmada, bir görevi öğrenen ve ödül alan farelerin nöron aktivitesi izlendi.

Bilim insanları farelerin nöron aktivitesinin önceleri ödül verildiği sırada zirveye ulaştığını gözlemledi. Ancak daha sonra bu zirve gittikçe erken bir zamana kaydı ve nihayetinde, fare henüz ödülü almadan görülmeye başladı.

Bulgular, hipokampusun anıları depolamakla kalmadığını, aynı zamanda sonuçları aktif olarak tahmin ettiğini gösteriyor.

Makalenin kıdemli yazarı Mark Brandon bu durumun "şaşırtıcı" olduğunu ifade ediyor.

Daha önce Ivan Pavlov'un deneylerinde, beynin ödülleri öğrenme becerisi olduğu ve hayvanların, zil gibi bir ipucunu yiyecekle ilişkilendirebildiği saptanmıştı. 

Ancak yeni çalışma, Pavlov'un deneylerindeki basit ipucu-ödül ilişkisinin ötesine geçiyor ve hipokampusun, hafıza ve bağlamı kullanarak sonuçları tahmin ettiğini ortaya koyuyor.

Brandon, "Hipokampus genellikle beynin dünyaya ilişkin içsel modeli olarak tanımlanır" diyerek ekliyor: 

Burada bu modelin statik olmadığını görüyoruz; beyin tahminlerdeki hatalarından ders çıkararak bu modeli her gün güncelliyor. Sonuçlar beklendiği gibi gelmeye başladığında, hipokampustaki nöronlar bundan sonra ne olacağını öğreniyor ve daha erken tepki vermeye başlıyor.

Bulgular, Alzheimer gibi hastalıklardan muzdarip kişilere de yardım etme potansiyeli taşıyor.

Alzheimer hastaları genellikle sadece geçmişi hatırlamakta değil, deneyimlerden ders çıkarma ve karar vermekte de zorluk çekiyor.

Hipokampusun anıları tahminlere dönüştürdüğünü gösteren bu çalışma, Alzheimer'ın erken evrelerinde öğrenme ve karar verme süreçlerinin neden etkilendiğini anlama yolunda yeni bir çerçeve sunuyor. 

Bilim insanları bu becerinin nasıl bozulduğunu anlamanın yeni tedavilere kapı aralayabileceğini düşünüyor.

Independent Türkçe, McGill Üniversitesi, Quantum Zeitgeist, Nature