Türkiye’de SDG’ye yönelik operasyon söylemi arttı Kobani’de endişe hakim

Ankara, Suriye sınırında ‘terör koridoru’ kurulmasına izin vermeyeceğini açıkladı.

Salı günü Lazkiye kırsalında rejim güçlerinin mevzilerindeki bir çatışma noktasında Suriyeli bir grubun savaşçıları (DPA)
Salı günü Lazkiye kırsalında rejim güçlerinin mevzilerindeki bir çatışma noktasında Suriyeli bir grubun savaşçıları (DPA)
TT

Türkiye’de SDG’ye yönelik operasyon söylemi arttı Kobani’de endişe hakim

Salı günü Lazkiye kırsalında rejim güçlerinin mevzilerindeki bir çatışma noktasında Suriyeli bir grubun savaşçıları (DPA)
Salı günü Lazkiye kırsalında rejim güçlerinin mevzilerindeki bir çatışma noktasında Suriyeli bir grubun savaşçıları (DPA)

Washington’un bir kez daha Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki her türlü askeri hamlesini reddettiğini açıklamasına rağmen son günlerde Ankara’da olası bir operasyona ilişkin açıklamalar yapıldı. Bu çerçevede Mazlum Abdi’nin gelecek Şubat ayında Türkiye’nin Ayn el-Arab’a (Kobani) askeri harekat başlatmasını beklediği bir dönemde Türk kuvvetleri, Suriye’nin kuzeyindeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) mevzilerine yönelik saldırılarını artırdı.
Türk kuvvetleri, 18 Ocak’ta el-Muallak ve Sayda köyleri, Ayn İsa kasabası ve Halep- Lazkiye M4 Uluslararası Karayolu’ndaki SDG mevzilerini top atışlarıyla bombaladı. Türkiye’ye ait insansız hava araçları (İHA) ayrıca, Haseke’nin kuzeyinde SDG’ye ait bir askeri aracı hedef aldı. Saldırı, 3 gün içerisinde türünün ikinci ve bu Ocak ayının başından bu yana yedinci saldırısı oldu. Yerel kaynaklar, Haseke’nin kuzeyindeki el-Kahtaniye- el-Cevadiye yolu üzerindeki Maşuk köyü yakınlarındaki saldırının ölüm ve yaralanmalarla sonuçlandığını söyledi. Pazartesi sabahı da Türkiye’ye ait bir İHA, Haseke’nin kuzeyindeki Amuda bölgesinde bulunan Tel Mozan köyü yakınlarında bir SDG askeri aracını hedef aldı.
Türkiye’nin saldırılarındaki artışla birlikte SDG, güçlerinin sayısını artırdığını ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki farklı üslerde ABD güçleriyle birlikte güvenliğin sağlandığını duyurdu. ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon da Haseke’ye yeni takviye kuvvetler gönderdi.
SDG Lideri Mazlum Abdi, Türkiye’nin önümüzdeki ay Ayn el-Arab (Kobani) şehrini hedef alan bir askeri operasyon gerçekleştirmesini beklerken, Ankara ile Şam arasındaki ilişkileri normalleştirmeye yönelik Rus çabalarının da başarısız olduğunu söyledi. Abdi, ABD medyasına verdiği bir röportajda, SDG’nin Türklerin mevzilerine askeri operasyon düzenleme tehditlerini ciddiye aldığını dile getirdi.
Abdi, Türkiye’nin askeri operasyon tehdidini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Haziran ayında yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yaklaşırken Türkiye’deki katı milliyetçilerin desteğini seferber etmeye çalışmasından kaynaklandığını söyledi.
Abdi, ABD’nin Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik tehditlerine ilişkin tutumunun net olduğunu ve herhangi bir askeri operasyonu reddettiğini belirtti. Ancak Türkiye’nin tehditlerini sürdürmesinin, ABD’nin çabalarının yeterli olmadığının ve daha fazlasını yapmaları gerektiğinin bir göstergesi olduğunu dile getiren Mazlum Abdi, “Barış istiyoruz ama saldırıya uğrarsak var gücümüzle savaşırız ve sonuna kadar direnmekte kararlıyız” ifadesini, tüm tarafların dikkate alması gerektiğini vurguladı. Abdi, Türkiye ile barışçıl ilişkiler arzularına ve ne şimdi ne de gelecekte ona karşı düşmanca niyetlerin bulunmadığına dikkati çekerek, Ankara’nın iddia ettiği gibi SDG ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki Özerk Yönetim’in Türkiye ve ulusal güvenliği için herhangi bir tehdit oluşturduğunu reddetti.
Abdi, Türkiye ile askeri ve diplomatik alanda görüşmeler yaptıklarını söylerken, Türkiye hükümeti 2015 yılında PKK ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile yürüttüğü  iç barış sürecini sonlandırarak PKK’ya karşı mücadeleyi yeniden başlatmaya karar vermesiyle, SDG politikasını değiştirdiğini ifade etti.
Ankara, Suriye’nin kuzeyindeki SDG mevzilerini hedef alan bir askeri operasyon başlatma tehdidini yeniden gündeme getirdi. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 18 Ocak’ta yaptığı açıklamada Türkiye’nin güney sınırında ‘terör koridoru’ kurulmasına izin vermeyeceğini söyledi. Bu koridorun siyasi bir varlığa dönüşmesinin Suriye’yi bölünmeye itebileceği uyarısında bulunan Akar, bunun sadece Türkiye’ye değil tüm bölgeye zarar vereceğini dile getirdi.
Akar, ABD’ye bir kez daha PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak gördüğü SDG’nin en büyük bileşeni olan Kürt Halk Koruma Birlikleri (YPG) ile işbirliğine son vermesi çağrısında bulundu.
Aynı şekilde Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen salı akşamı İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile Ankara’da düzenlediği basın toplantısında, ülkesinin sınırlarında bir PKK varlığı kurulmasına izin vermeyeceğini söyledi. PKK ve YPG’nin Türkiye, Suriye ve İran için tehdit oluşturduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, ABD ve Rusya’nın Ekim 2019’da Suriye’nin kuzeydoğusundaki SDG mevzilerine yönelik Barış Pınarı askeri operasyonunu durdurmak için Ankara ile imzaladığı iki mutabakat kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediklerini söyledi. Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin güvenliğini korumak için gerekeni yapmasına kimsenin itiraz etme hakkı olmadığını vurguladı.
Çavuşoğlu’nun Türkiye- ABD Stratejik Mekanizması ikinci toplantısına katılmak üzere 18 Ocak’ta başladığı Washington ziyaretinde ABD’li yetkililerle görüşeceği konular arasında Suriye meselesi, ABD’nin SDG’ye desteği ve rejimle yakınlaşma konuları da yer alacak.
Türkiye cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, geçen hafta Suriye’nin kuzeyindeki SDG mevzilerini hedef alan bir kara harekatının Ankara’nın masasında hâlâ bir seçenek olduğunu belirtti. Kalın, Türkiye’nin 2019’daki son Suriye operasyonunun ardından, ‘Rusya ve ABD tarafından vaat edilen güvenlik garantilerinin tutulmadığının’ ve YPG’nin  söz verildiği gibi sınırdan 30 km geriye çekilmediğinin altını çizdi.
Öte yandan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder, geçen salı günü ülkesi ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde herhangi bir askeri operasyonu desteklemediğini yineledi. Ryder, herhangi bir kara saldırısının bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağını ve DEAŞ’ı hezimete uğratma görevini etkileyeceğini yineledi.
Salı günü Fırat’ın doğusundaki Özerk Yönetim, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki sivilleri ve hizmet tesislerini hedef alan saldırılarının durdurulması gerektiğini vurguladı.
Temsilcilerinin General Alexander Ellux başkanlığındaki bir Rus heyet ile bir araya geldiği görüşmede SDG, Rus tarafının Doğu Fırat bölgesine yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti. Rus heyet ise Moksova’nın Suriye’nin kuzey ve doğusundaki gerilimi azaltma çabalarını sürdürdüğünü ifade etti.
Ankara ve Şam arasında yakınlaşma sağlama amaçlı Rus çabaları hakkında ise SDG Komutanı Mazlum Abdi, “Rusya, Suriye’deki sorunları Türkiye ve Suriye rejimi arasında müzakere yolu açarak çözmeye çalışıyor. Bu tür girişimlerin başarılı olabileceğini düşünmüyorum” dedi. Rejimin, başta Türk güçlerinin Suriye’nin kuzeyinden geri çekilmesi ve Ankara’nın muhalif gruplara desteğini kesilmesi olan şartlarından vazgeçmeyeceğine dikkati çeken Abdi, “Rejim, Türkiye’nin Suriye Özerk Yönetimi’ne karşı mücadelede işbirliği yapma taleplerine de, bunu yapacak imkanların olmaması ve koşulların bu tür planlar için elverişli olmaması nedeniyle yanıt vermeyecek” dedi.
Türkiye, son günlerde kontrolü altındaki bölgelere ve Halep’te kendisine bağlı ‘Suriye Milli Ordusu’ gruplarına askeri takviye göndermeye ve üsler kurmaya yeniden başladı. Ayrıca İdlib’deki çatışmasızlık alanlarında Zaviye Dağı’na bağlı Balyun kasabasındaki kuvvetleri için bir üssün yakınında bir helikopter pisti kurdu.
Aynı şekilde Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusundaki rejim güçleri ve SDG mevzilerine yönelik saldırılarda tırmanış devam etti. Ayrıca Rusya’nın arabuluculuğunda Suriye rejimi ile normalleşme görüşmelerinde bir yavaşlama olduğu görüldü.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Türkiye destekli Milli Ordu’nun, köyde yeni bir Türk askeri üssü inşa etmek amacıyla çarşamba sabahı erken saatlerde Afrin’in Raco kırsalına bağlı Atmana köyü halkına ‘300 zeytin ağacı dikilmiş bir araziden çıkmaları için’ 72 saat mühlet verdiğini iddia etti.
SOHR, arazi sahibine baskı yapmak için sivil polisin çağrıldığına, ancak köylülerin bunu reddettiğine dikkat çekti. Türk yetkililer, para karşılığında arazinin mülkiyetinden vazgeçerek veya onlara alternatif bir arazi vererek tatmin etmek için halktan Raco’daki ortaokulda bulunan karargahlarına gitmelerini istedi. Ancak halk, bunu kabul etmedi. Bu çerçevede Milli Ordu grupları, vatandaşları tehdit ederken, ne pahasına olursa olsun askeri üssün kurulmasının tamamlanacağına dikkati çekti.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.