Davos: Küresel mali istikrarın desteklenmesinde Körfez ülkelerinin rolü çok önemli

Maroun Kairoz, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda Arap ülkeleri arasındaki ekonomik iş birliğini kurumsallaştırma çağrısında bulundu

Maroun Kairoz, Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunurken
Maroun Kairoz, Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunurken
TT

Davos: Küresel mali istikrarın desteklenmesinde Körfez ülkelerinin rolü çok önemli

Maroun Kairoz, Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunurken
Maroun Kairoz, Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunurken

Dünya Ekonomi Forumu (WEF) Ortadoğu, Avrupa ve Kuzey Afrika (MENA) Direktörü Maroun Kairoz, Körfez ülkelerinin, ‘kararlı sermayeleri’ ve uzun vadeli yatırım perspektifleri sayesinde dünyada likidite akışının ve mali istikrarın desteklenmesinde çok önemli bir rol oynadıklarını söyledi.
Bu yıl 53. kez düzenlenen WEF’in oturum aralarında Şarku’l Avsat’a konuşan Kairoz, Arap ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin kurumsallaştırılması ve iklim değişikliği ile mücadele çabalarında koordinasyon kurulması çağrısında bulundu.

Ortadoğu'ya dönüş
Arap ülkelerinin WEF’e gösterdikleri ilgileye övgüde bulunarak katılımlarının önemli ölçüde arttığını söyleyen Kairoz, “Asgari düzeyde istikrara sahip Arap ülkelerinin çoğundan, Kuzey Afrika'dan, Körfez ülkelerinden Mısır, Ürdün ve Irak'tan heyetlerin WEF’e katılımı bölgeye olan ilginin tazelenmesinin bir sonucudur” dedi.
Kairoz, “ABD eski Başkanı Barack Obama’nın Ortadoğu'dan çıkma ve Doğu'ya yönelme politikasını başlattığı 2012 yılında dünya Ortadoğu'dan bıkmış görünüyordu. Bu durum, 2021 yılında ABD ordusunun Afganistan'dan çıkışıyla doruğa ulaştı” ifadelerini kullandı.
Ancak Kairoz’a göre bugün bu durum tamamen tersine dönerken dünya, Ortadoğu'nun birçok dosyada ve sektörde olmazsa olmaz bir coğrafya olduğunu ve söz konusu sektörlerde ilerleme ve gelişme arayan ülkelerin Ortadoğu’nun es geçilemeyeceğini anladı.

Yeni ekonomi modelleri
Geçtiğimiz yıl yüksek büyüme rakamları yakalayan Körfez ülkelerinde uygulanan ekonomi modellerinin dünya genelinde de uygulanmaya başlandığını düşünen MENA Direktörü, “Devlet destekli sanayi politikaları, bugün hem Avrupa'da hem de ABD’de söylenenden farklı bir şekilde konuşuluyordu. Örneğin, devletin ekonomideki aktif rolü Batı'da artarken önceden kabul edilen bir teori, piyasa ekonomisinin tek başına ekonomik büyüme sağlayabileceğini söylüyordu” şeklinde konuştu.
Kairoz, “Bugün bazı Batılı ülkelerin ekonomilerinde devletin rolünün artmasına karşın Arap ülkelerinin ekonomi bakımından daha fazla dışa açılmaya yöneldiğini görüyoruz. Ayrıca bu iki yaklaşım arasında ve söz konusu ekonomiler arasında bir yakınlaşma olduğunu görüyoruz” diyerek bu gelişmeyi ‘olumlu’ olarak değerlendirdi.
Ayrıca Batı borsalarında geçtiğimiz yıl yaklaşık yüzde 20 oranında bir düşüş yaşandığına değinen Kairoz, bunun 2007-2008 mali krizinden bu yana en büyük düşüş oranı olduğuna işaret ederek  “Önceki mali krize baktığımızda, çoğu yatırımcının Körfez'in kapılarını çaldığını görüyoruz. Çünkü bölge kararlı sermayelerle dolu ve uzun vadeli yatırım perspektifinden bakıyorlar. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tahminlerine göre küresel ekonomi bir durgunluk dönemine girebilir. Körfez ülkelerinin dünyadaki likidite akışı ve mali istikrarın sağlanmasındaki rolünün çok önemli hale geleceği tahmin ediliyor” yorumunu yaptı.

Sürdürülebilir reformlar
Suudi Arabistan ekonomisi geçtiğimiz yıl yüzde 8’in üzerinde bir büyüme oranı kaydederken, Avrupa ülkelerinin ve ABD’nin büyüme hızları yavaşladı. Kairoz’a göre Suudi Arabistan ekonomisinin yüksek performansının sac ayaklarından biri 2015 yılında başlayan ve bugüne kadar devam eden reformlar. Petrol gelirlerindeki artış çerçevesinde Riyad'ın bu reformlara bağlılığını sürdürmesinin son derece olumlu olduğunu söyleyen MENA Direktörü, “Daha önceki dönemlerde petrol fiyatlarındaki artışın reform sürecindeki gevşeklik ve harcamalardaki enflasyonla ilişkilendirildiğini fark etmiştik. Fakat bugün tamamen farklı bir duruma tanık oluyoruz. Suudi Arabistan Maliye Bakanı (Muhammed el-Cedan), petrol fiyatları ne olursa olsun reformlardan geri adım atmayacaklarını net bir şekilde ifade etti. Bu da oldukça olumlu bir tutum” diye konuştu.
Suudi Arabistan’da özel sektöre daha fazla rol verilmesi, dünyaya açılma, küresel üretim zincirlerine entegrasyon ve kadınların ekonomideki rolünün güçlendirilmesi gibi hayata geçirilen çeşitli reformları öven Kairoz, Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim’in Şarku’l Avsat’a verdiği röportaja atıfla, “Bugün Suudi Arabistan’da kadınların ekonomiye olan katılımı yüzde 37 ile bölgedeki birçok ülkeden daha yüksek. Örneğin Lübnan'da bu oran yüzde 25'i geçmiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ortadoğu’ya uluslararası ilgi
Dünya Kupası ve Formula 1 yarışından uluslararası konferanslara kadar Ortadoğu bölgesi son aylarda yoğun ekonomik, sportif, kültürel ve sanatsal faaliyetlere sahne oldu. Kairoz, bununla ilgili olarak, “Arap bölgesinin harekete geçmesi, dünyaya açılması ve tanık olunan uzlaşılar, uluslararası sahnedeki konumunu güçlendirdiğine şüphe yok. Dünya bugün, ABD, Çin, Hindistan ve diğer büyük ekonomiler arasında orta ölçekli ülkelerin bağımsızlıklarını sürdürmek için birleşmelerini zorunlu kılan keskin bir kutuplaşmaya tanık oluyor. Körfez ülkelerinde, aralarındaki uzlaşı ve ekonomik iş birliği ile böyle bir birleşmenin olduğunu görüyoruz” dedi. Kairoz’a göre tüm bu faktörler, Körfez ve Arap ülkelerinin dünyanın merkezi konumunu güçlendiriyor.
Körfez ülkeleri arasındaki iş birliğini bir istisna olarak değerlendiren MENA Direktörü, bu iş birliğinin daha da kurumsallaştırılması gerektiğini söyledi. Kairoz, genel olarak bölgenin geri kalanıyla ilgili olarak ise liderler arasındaki ilişkilere bağlı olarak iş birliği düzeyin arttığını ya da azaldığını belirtti. Yatırımın netliğe ihtiyaç duyduğunu ifade eden Kairoz, bölgenin genel ekonomik ağırlığından yararlanabilmesi için mevcut iş birliğinin kurumsallaştırılması gerektiğinin altını çizdi.

Küresel ısınma tehdidi
İklim değişikliğinin, enerji fiyatlarındaki önemli artıştan ve kaynakların kıtlığından şikâyetçi ülkelerin başlıca endişesi olması oldukça güç. Ancak Kairoz’a göre iklim değişikliğinin özellikle Ortadoğu bölgesi üzerindeki etkisinin ‘çok büyük’ olacağı da bir gerçek. Ortadoğu’nun dünyanın geri kalanına kıyasla iki kat daha fazla sıcaklık artışına tanık olmasının beklendiğine dikkati çeken Kairoz, “Yani küresel sıcaklıkların 2 derece artması, Ortadoğu'da 4 derecelik bir artış anlamına geliyor. Ayrıca, Dünya Bankası tarafından yürütülen bir araştırma, su kıtlığının, bölgenin gayri safi yurtiçi hasılasını (GSYİH) yüzde 0,5 olan küresel ortalamaya kıyasla yüzde 14 oranında azaltacağını öngörüyor” ifadelerini kullandı.
Ortadoğu’daki iklim değişikliğini ele almanın bir lüks ya da dış gündeme bir yanıt olmadığını vurgulayan Kairoz, bunun yerine bölgenin konuyu ele alması ve iklim değişikliği ile mücadele için iş birliği yapması gerektiğini söyledi. Kairoz, “Mısır'daki COP27 iklim zirvesi ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) yapılacak olan COP28 iklim zirvesi, Ortadoğu’nun bu sorumluluğun bir kısmını üstlenmesi ve bu çerçevede istenen değişimi yapması için iki önemli istasyon” değerlendirmesinde bulundu.
Bugün bu değişimin Fas, Mısır, Suudi Arabistan, BAE, Umman ve diğer ülkeler tarafından sunulan büyük taahhütlerle gerçekleştiğine işaret eden MENA Direktörü, ancak daha hızlı ve daha fazla iş birliği ile hareket edilmesi gerektiğini belirtti.

Aykırı bir tablo
Ortadoğu’daki büyüme oranları keskin bir şekilde değişiyor. Kairoz, ekonomik olarak sıkıntı çeken ülkeleri iki kategoriye ayırıyor. Kairoz’a göre Fas, Mısır ve Ürdün’ün bulunduğu birinci kategorideki ülkeler, geçici oldukları umulan birtakım zorluklarla karşı karşıyalar. Bu ülkelerin hükümetleri, ekonomik büyümeyi canlandırmaya izin veren bir reform süreci başlattılar. Söz konusu ülkelerin bugün çektikleri sıkıntılar, hükümetlerinin kontrolü dışındaki ve dünyadaki enerji ve gıda krizleri ile uluslararası kutuplaşmadan kaynaklı koşulların bir sonucu. Kairoz’un ikinci kategorisindeki ülkeler ise Lübnan, Sudan, Suriye ve Yemen gibi siyasi yönetimlerinde kronik istikrarsızlık olan, savaşlardan ve şiddetli bölünmelerden zarar gören ülkeler. MENA Direktörü, bu ülkelerde sürdürülebilir politikaların geliştirilmesi gerektiğinden burada farklı bir çözüm arayışı olduğuna dikkati çekti. Bazı çözümlerin Lübnan örneğindeki gibi içeriden olması gerektiğini söyleyen Kairoz, diğerlerinin ise bugün mevcut olmayan uluslararası çözümler gerektiren karmaşık sorunlarla karşı karşıya olduklarını belirtti.
Ortadoğu’daki tüm ülkelerde ekonomik büyüme kaydedilmesi için yapabileceklere değinen Kairoz, “Körfez ülkelerinin politikalarında olumlu bir değişikliğe tanık oluyoruz” dedi. Açık çek verme döneminin artık bittiğini söyleyen MENA Direktörü, “Bu olumlu bir değişiklik, çünkü ekonomiler arasındaki ilişkilerin kurumsallaşması yönünde bir ilerleme kaydediliyor. Daha fazla ekonomik bütünleşme benimsenirse (bu değişiklik) Körfez Arap dünyasındaki büyümenin lokomotifi olabilir. Körfez Arap bölgesi, dünyadaki en az entegre bölgelerden biridir. Doğu Asya ülkeleri arasında GSYİH'nın yüzde 40’ını oluşturan iç ticaret, Arap ülkeleri arasında GSYİH'nın 18'ine eşit. Eğer bu oran Doğu Asya'daki oranla eşitlenirse Mağrip (kuzeybatı Afrika bölgesi) ve Ortadoğu ülkeleri, Körfez ülkelerindeki gelişmiş pazarlarla iş birliğinden faydalanabilirler” ifadelerini kullandı.

Bölgesel projeler
WEF’in önceki oturumlarında Ortadoğu için bir dizi ekonomik proje ve inisiyatif başlatıldı. Bunların başında Dördüncü Sanayi Devrimi'nin (Endüstri 4.0) Riyad ve Dubai'deki iki merkeziydi.
Kairoz, WEF’in bu hafta yapılan yıllık toplantılarında ele alınan yeni iş birliği projelerine ilişkin olarak şunları söyledi:
“Suudi Arabistan'da geleceğin pazarlarıyla ve teknolojiden yeni ürünler ve hizmetler için pazarlar oluşturmak için yararlanarak kamu ve özel sektörle nasıl etkileşim kurulacağıyla ilgilenen, sadece işin ticari yönüyle sınırlı kalmayıp daha çok insanların çıkarlarına hizmet eden yeni bir proje başlattık. Ayrıca BAE’de yapılacak iklim zirvesiyle ilgili iş birliği anlaşmasının yanı sıra ticari belgelerin ve örneğin gümrük işlemlerini hızlandırmak için blok zinciri kullanılarak uluslararası ticarette teknolojiden yararlanılmasına yönelik bir proje aracılığıyla ticari faaliyetlerin dijitalleştirilmesi yönünde iki projemiz daha var.”
MENA Direktörü, Davos’taki WEF toplantılarında ticaretin siyasileştirildiği ve korumacılığın giderek arttığı bir dönemde dünyanın bu tür girişimlere ihtiyacı olduğunun altını çizdi.
Kairoz, bu yıl Ortadoğu’da bölgesel konferanslar düzenlenemeyeceğini, ancak 2024 yılından itibaren bölgesel zirveler için belirli ekonomik konulara ve sektörlere odaklanacak yeni bir çerçeve geliştirileceğini de sözlerine ekledi.



Muhammed bin Selman ve Sisi bölgedeki gelişmeleri görüştü

TT

Muhammed bin Selman ve Sisi bölgedeki gelişmeleri görüştü

Muhammed bin Selman ve Sisi bölgedeki gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Ortadoğu’daki gelişmeleri ve bu çerçevede yürütülen çabaları ele aldı. Görüşmede özellikle bölgenin güvenliği ve istikrarıyla ilgili dosyalar üzerinde duruldu.

İki lider, Pazartesi akşamı Cidde’deki Selam Sarayı’nda iftar sofrasında bir araya geldikleri görüşmede, iki ülke arasındaki köklü ve tarihi ikili ilişkileri ve bunların farklı alanlarda geliştirilmesine yönelik yolları ele aldı. Ayrıca Arap ve İslam dünyasını ilgilendiren bir dizi konu da masaya yatırıldı.

frgtyh
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’yi karşılarken (SPA)

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Pazartesi öğleden sonra Cidde’deki Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’nda, Cumhurbaşkanı Sisi’yi karşılamıştı. Ziyaretin, “iki ülke arasındaki tarihi kardeşlik ilişkilerini güçlendirme ve ortak ilgi alanına giren bölgesel ve uluslararası meselelerde istişare ve koordinasyonu sürdürme” çerçevesinde gerçekleştiği belirtildi.

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi Muhammed eş-Şennavi, Veliaht Prens’in görüşmede iki ülke arasındaki köklü ilişkilerin merkezi önemini vurguladığını ve bunları iki kardeş halkın çıkarları doğrultusunda daha ileri ufuklara taşımayı arzu ettiğini ifade ettiğini aktardı. Sisi’nin ise Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki kardeşlik ilişkilerinde kaydedilen büyük gelişmeye işaret ederek, ikili iş birliğinin farklı alanlarda ilerletilmesinin önemini vurguladığını kaydetti.

dfrthy
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’yi karşılarken (SPA)

Sözcü, görüşmede Gazze’deki durumun da ele alındığını belirterek, tarafların savaşın durdurulmasına ilişkin anlaşmaya tüm tarafların bağlı kalmasının ve ABD Başkanı Donald Trump’ın barış planının uygulanmasının gerekliliğini teyit ettiğini söyledi. Ayrıca Gazze’ye insani yardımların engel olmaksızın ulaştırılmasının artırılması ve erken toparlanma ile yeniden imar sürecinin hızla başlatılmasının önemine dikkat çekildi.

Açıklamada, Filistin halkının toprakları dışına zorla göç ettirilmesine yönelik her türlü girişimin reddedildiği vurgulanarak, çözümün iki devletli çözümün hayata geçirilmesine götürecek kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılmasında yattığı ifade edildi.

xscdfgt
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’yi kabulü sırasında (SPA)

Görüşmede ayrıca ortak ilgi alanına giren bir dizi bölgesel ve uluslararası dosya ele alındı. Bölgede gerilim ve tırmanıştan kaçınılmasının, krizlerin diyalog yoluyla barışçıl çözümlerle ele alınmasının ve Arap dayanışmasının güçlendirilmesinin önemi vurgulandı. Devletlerin egemenliğine, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi ile iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğinin altı çizildi.

Tarafların, bölgesel istikrarın korunması amacıyla siyasi istişare ve koordinasyonu sürdürme ve güçlendirme konusunda mutabık kaldıkları bildirildi.

Görüşmeye Suudi tarafından Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Devlet Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Musaid el-Ayban, Şura Konseyi İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı İsam bin Said ve Genel İstihbarat Başkanı Halid el-Humeydan katıldı. Mısır tarafından ise Cumhurbaşkanlığı Divan Başkanı Tümgeneral Ahmed Ali, Dışişleri ve Uluslararası İş Birliği ile Yurtdışı Mısırlılar Bakanı Bedr Abdülati, Genel İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad ve Cumhurbaşkanlığı Ofis Müdürü Müsteşar Ömer Mervan hazır bulundu.

frgth
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’yi kabulü sırasında (SPA)

Cumhurbaşkanı Sisi, Pazartesi akşamı Cidde’den ayrıldı. Sisi’yi Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’ndan Veliaht Prens Muhammed bin Selman uğurladı.

Riyad ile Kahire, bölgede gerilimin düşürülmesinin önemi konusunda görüş birliği içinde bulunuyor. Mısır eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hüseyin Heridi, daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve Mısır’ın gerilimi azaltmaya yönelik çabalara angaje olduklarını ve diğer ülkelerle birlikte bölgeyi ateşe atabilecek bir savaşın önüne geçmek için siyasi çözümler üzerinde çalıştıklarını söylemişti.

Heridi, iki ülke arasında Sudan’daki savaşın sona erdirilmesi konusunda da mutabakat bulunduğunu belirterek, tarafların ateşkese ulaşılması ve tüm güçlerin katılacağı siyasi çözümlerin hayata geçirilmesi için çalıştıklarını ifade etti.

Geçen Ocak ayı başında Cumhurbaşkanı Sisi, Suudi Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’ı Kahire’deki İttihadiye Sarayı’nda kabul etmişti. İki ülke, özellikle Sudan, Yemen, Somali ve Gazze Şeridi başta olmak üzere bölge krizlerine barışçıl çözümler bulunması, devletlerin birliği ve toprak bütünlüğünün korunması konusunda görüş birliği içinde olduklarını teyit etmişti.

67jı8
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cidde’deki Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’nda Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’yi uğurlarken (SPA)

İkili düzeyde ise Suudi Arabistan ile Mısır, Kahire ile Riyad arasındaki kapsamlı kurumsal iş birliği çerçevesini oluşturan ve stratejik ortaklığın tüm boyutlarının takibini sağlayacak olan Yüksek Koordinasyon Konseyi’nin ilk toplantısının düzenlenmesine yönelik hazırlıkları sürdürüyor.

Pazar akşamı Mısır Devlet Enformasyon Bakanı Diya Reşvan, Kahire’de Suudi Kraliyet Divanı Danışmanı ve Eğlence Otoritesi Yönetim Kurulu Başkanı Turki el-Şeyh’i kabulü sırasında, iki ülke arasındaki ilişkilerin kader birliği ve çıkarların örtüşmesine dayanan, köklü bir Arap bütünleşmesi ve stratejik ortaklık modeli teşkil ettiğini, Arap ulusal güvenliğini tehdit eden tüm meydan okumalar karşısında uzun bir koordinasyon ve dayanışma geçmişine sahip olduğunu söyledi.


Ramazan ve Umre ibadetini kolaylaştırmak için yapay zeka

Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
TT

Ramazan ve Umre ibadetini kolaylaştırmak için yapay zeka

Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, "Ramazan Umre Sezonu" için plan ve programlarını güçlendirdi.

Hac Bakanlığı, geçmiş verileri, çoklu operasyonel modelleri ve sosyal medya platformlarının metin analizlerini temel alarak, çeşitli giriş noktalarındaki hacı sayısını gerçek zamanlı olarak tahmin etmek için yapay zeka modellerini kullanıyor. Bakanlık sözcüsü Dr. Gassan el-Nuvimi'ye göre böylece, halkın etkileşimini izleyip hizmetleri değerlendirerek erken müdahale kapasitesini artırıyor ve deneyimin kalitesini sürekli iyileştiriyor.

Sözcü, Bakanlığın hacıların yolculuğunu entegre bir süreç olarak ele aldığını, yanıt süresi ve sunulan çözümlerin kalitesini ölçen kesin performans göstergeleriyle bağlantılı net eksikleri giderme ve işleme mekanizmaları dahilinde, sorular, şikayetler ve raporları almak için birleşik kanalları etkinleştirerek verimliliği artırdığını ve memnuniyet düzeyini yükselttiğini açıkladı.


Suudi Arabistan, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
TT

Suudi Arabistan, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, Krallık ile Kuveyt arasında belirlenen sınırlarla ayrılan su altındaki alanda herhangi bir başka tarafın hak iddialarını kesin bir dille reddettiğini yineleyerek, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan Krallığı Dışişleri Bakanlığı, kardeş Irak Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler'e sunduğu koordinat listelerini ve haritaları büyük ilgi ve endişeyle takip etmektedir. Bu listelerde ve haritalarda, Suudi Arabistan-Kuveyt sınır bölgesi ile komşu olan su altında kalan bölgenin büyük bir kısmının Kuveyt'e ait olduğu belirtilmektedir. Suudi Arabistan Krallığı, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine dayanan ve aralarında imzalanan ve yürürlükte olan anlaşmalar uyarınca, bu bölgedeki doğal kaynakların mülkiyetini Kuveyt Devleti ile paylaşmaktadır. Bu koordinatlar ayrıca Fasht al-Qaid ve Fasht al-Aij gibi deniz alanları ve açık denizler üzerinde kardeş Kuveyt Devleti'nin egemenliğini de ihlal etmektedir” denildi.

Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı: "Krallık, Suudi Arabistan Krallığı ile Kuveyt Devleti arasında belirlenen sınırla bölünmüş su altı bölgesinde başka herhangi bir tarafın hak sahibi olduğu yönündeki iddiaları kesin bir şekilde reddettiğini yineler. Ayrıca, Irak Cumhuriyeti'nin Kuveyt Devleti'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü saygı gösterme, ikili ve uluslararası taahhüt ve anlaşmaları ve özellikle Kuveyt Devleti ile Irak Cumhuriyeti arasındaki kara ve deniz sınırlarını belirleyen Güvenlik Konseyi'nin 833 (1993) sayılı kararı olmak üzere tüm ilgili Birleşmiş Milletler kararlarını saygı gösterme taahhüdünün önemini vurgulamaktadır. Dışişleri Bakanlığı, farklılıkların çözülmesi için akıl, bilgelik ve diyaloğun üstün gelmesini ve uluslararası hukukun kuralları ve ilkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerine uygun olarak ciddi ve sorumlu bir şekilde hareket edilmesi çağrısında bulunmaktadır.