İtalya'ya deniz yoluyla gelen göçmenlerin çoğu Libyalı

Libya’nın batısındaki sahil güvenlik bir operasyonda düzensiz göçmenleri yakaladı (Libya Genelkurmay Başkanlığı)
Libya’nın batısındaki sahil güvenlik bir operasyonda düzensiz göçmenleri yakaladı (Libya Genelkurmay Başkanlığı)
TT

İtalya'ya deniz yoluyla gelen göçmenlerin çoğu Libyalı

Libya’nın batısındaki sahil güvenlik bir operasyonda düzensiz göçmenleri yakaladı (Libya Genelkurmay Başkanlığı)
Libya’nın batısındaki sahil güvenlik bir operasyonda düzensiz göçmenleri yakaladı (Libya Genelkurmay Başkanlığı)

İtalya Liman İdaresi Genel Komutanlığı Plan ve Operasyon Başkanı Amiral Giuseppe Olechino, 2022 yılında deniz yoluyla 105 bin göçmenin ülkeye geldiğini söyledi. Olechino ayrıca 2021 yılına göre göçmen akışında yüzde 56 artış yaşandığını belirtti.
Olechino, Anayasa İşleri ve Ulaştırma Komitesi toplantısında, göçmenlerin Akdeniz ülkelerinden yola çıktığını belirtti. Göçmenlerin çoğunun yüzde 70’lik bir artışla 53 bin göçmen kaydedilen Libya'dan geldiğini açıkladı.
Olechino, Cyrenaica - Lampedusa hattında Almanya merkezli ‘Mission Lifeline International’ isimli sivil toplum kuruluşuna ait STK gemilerinin aktif olduğuna dikkati çekerek, Libya'nın batısından yola çıkan 11 binden fazla göçmeni kurtardıklarını vurguladı.
Olechino, 33 bin kişilik göçmen dalgasının Trablus bölgesinden geldiğini, yaklaşık 20 bin kişinin ise Sirenkaya bölgesinden denize açıldığına dikkati çekti.



Mısır’ın Suriye’nin yeni büyükelçisine yönelik çekinceleri diplomatik misyonun düzenlenmesini geciktiriyor

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Mayıs ayı başında Kahire’de Suriyeli mevkidaşını kabul ederken. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Mayıs ayı başında Kahire’de Suriyeli mevkidaşını kabul ederken. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır’ın Suriye’nin yeni büyükelçisine yönelik çekinceleri diplomatik misyonun düzenlenmesini geciktiriyor

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Mayıs ayı başında Kahire’de Suriyeli mevkidaşını kabul ederken. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Mayıs ayı başında Kahire’de Suriyeli mevkidaşını kabul ederken. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre Kahire’nin Suriye diplomatik misyonunun bazı üyelerini kabul etmemesi nedeniyle yaşanan “Mısır çekinceleri”, iki ülke arasındaki diplomatik temsil sürecini sekteye uğratıyor. Bu çekinceler arasında, Suriye’nin Kahire’ye yeni büyükelçi olarak aday gösterdiği ismin kabul edilmemesi de bulunuyor.

İki ülke arasındaki ilişkiler dosyasına yakın kaynaklar, geçen yılın ortalarında Suriye’de göreli siyasi istikrarın sağlanmasının ardından Şam yönetiminin önemli ülkelerdeki diplomatik temsil meselesini gündemine aldığını, bu kapsamda Mısır’a büyükelçi olarak Muhammed Taha el-Ahmed’i aday gösterdiğini söyledi.

Kaynağa göre, El-Ahmed’in Kahire Üniversitesi’nde eğitim görmüş olması nedeniyle kendisini Mısır büyükelçiliği için Suriye Dışişleri Bakanı’na önerdiği belirtiliyor. Ancak Mısır yönetimi, Şam’a resmî olarak ret yanıtı vermemekle birlikte, gayri resmî kanallar üzerinden El-Ahmed’i siyasi geçmişi nedeniyle “uygun bir isim” olarak görmediği mesajını iletti. Buna rağmen Suriye tarafının bu adaylıkta ısrar etmesi, Kahire’deki diplomatik misyonun yapılandırılmasıyla ilgili birçok süreci durma noktasına getirdi.

Esad Şeybani, Mısır’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret sırasında; solunda ise Muhammed Taha el-Ahmed görülüyor. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin geçen mayıs ayında Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında El-Ahmed de heyette yer aldı ve görüşülecek dosyaların sorumluluğunu üstlendi. Kaynak, bunun “sanki büyükelçilik görevi fiilen kesinleşmiş gibi bir görüntü oluşturduğunu ve durumu daha da karmaşık hale getirdiğini” ifade etti.

Kaynak ayrıca, diplomatik misyon üyeleri ve maslahatgüzarların atanmasının ev sahibi ülkenin onayını gerektirmediğini, ancak büyükelçiler için durumun farklı olduğunu belirtti. Buna rağmen Mısır’ın, herhangi bir gerekçe açıklamaksızın Suriyeli diplomatik heyetin büyük bölümüne henüz vize vermediği kaydedildi.

Şarku’l Avsat, konuya ilişkin hem Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan hem de Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan görüş almaya çalıştı ancak yanıt alamadı.

Muhammed Taha el-Ahmed kimdir?

Muhammed Taha el-Ahmed, hâlen Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı’nda Arap İşleri Dairesi Başkanı olarak görev yapıyor. 2007 yılında Halep Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan El-Ahmed, 2012’de Kahire Üniversitesi’nde tarımsal projelerin mali ve ekonomik değerlendirilmesi alanında yüksek lisansını tamamladı. 2020 yılında ise İdlib Üniversitesi’nden tarımsal kalkınma alanında doktora derecesi aldı.

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin Mısır ziyareti kapsamında, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik Mısırlı mevkidaşıyla kapsamlı görüşmeler gerçekleştirildi. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)

Kurtuluş Hükümeti’nde çeşitli bakanlık görevlerinde bulunan El-Ahmed, Mayıs 2025’te Dışişleri Bakanlığı’ndaki mevcut görevine getirildi. Bir ay sonra da Halk Meclisi seçim komitesinin başkanlığına atandı.

İlişkilerde temkinli yakınlaşma

Beşşar Esed’in iktidardan düşmesinden sonra Mısır-Suriye ilişkileri, Kahire’nin silahlı gruplar dosyasına ilişkin endişeleri nedeniyle temkinli bir seyir izledi. Ancak zamanla iki ülke arasındaki ekonomik iş birliği alanında daha somut adımlar atılmaya başlandı.

Nisan ayı sonunda Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Kıbrıs’ta düzenlenen Arap-Avrupa İstişare Zirvesi kapsamında bir araya geldi. Kahire ve Şam’daki medya organları, iki lider arasında bölgesel gelişmeler ve ikili iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin “samimi bir görüşme” yapıldığını aktardı.

“Kriz değil, egemenlik meselesi”

Kahire’deki siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler uzmanı Tarık Fehmi, büyükelçilerin kabul edilmesi ve diplomatik misyonların onaylanmasının ev sahibi devletin egemenlik yetkisi kapsamında olduğunu belirterek, aday gösterilen isimlerin kabul edilmeden önce kapsamlı inceleme süreçlerinden geçtiğini söyledi.

Fehmi, Mısır ile Suriye arasındaki ilişkilerin kriz aşamasında olmadığını, aksine giderek güçlendiğini ifade etti. Ancak ekonomik boyutun siyasi ve diplomatik boyutun önünde ilerlediğini vurgulayarak, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik heyet ziyaretlerinin yoğunluğu ile imzalanan anlaşmaların bunun açık göstergesi olduğunu dile getirdi.

Fehmi’ye göre, Şam yönetiminin Mısır’ın çekince duyduğu büyükelçi adayını değiştirmesi durumunda mevcut siyasi pürüzler aşılabilir. Ayrıca Mısır’ın, Suriye ile güçlü ilişkilerin yeniden tesis edilmesini arzuladığı ve Şam’ın reform çabalarına önem verdiği ifade edildi.

Ekonomik açılım sürüyor

2026 yılının başında bir Mısır ticaret heyetinin Şam’a yaptığı ziyaret, gözlemciler tarafından iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir başlangıç olarak değerlendirildi.

Mısır’daki Suriyeli Mülteciler Kurulu Başkanı Teysir en-Neccar da Şeybani’nin geniş bir ekonomik heyetle gerçekleştirdiği Mısır ziyaretinin ardından Suriye-Mısır İş İnsanları Konseyi’nin ilan edilmesinin ilişkilerin geleceğine dair iyimserlik yarattığını söyledi.

Ancak Neccar, son gelişmelerin Mısır yönetiminin bazı konulardan memnun olmadığını gösterdiğini belirtti. Ayrıca Mısır makamlarının, ülkede yaşayan Suriyelilerin ikamet koşullarına uygunluğunu denetlemek amacıyla hukuki durumlarını gözden geçirdiğini ifade etti.


İsrail, Suriye’nin güneyinde ‘ilan edilmemiş bir tampon bölge’ oluşturuyor

Maariye kasabasında daha önce gerçekleşen bir İsrail saldırısına ait fotoğraf
Maariye kasabasında daha önce gerçekleşen bir İsrail saldırısına ait fotoğraf
TT

İsrail, Suriye’nin güneyinde ‘ilan edilmemiş bir tampon bölge’ oluşturuyor

Maariye kasabasında daha önce gerçekleşen bir İsrail saldırısına ait fotoğraf
Maariye kasabasında daha önce gerçekleşen bir İsrail saldırısına ait fotoğraf

İsrail’in Suriye topraklarında neredeyse günlük hale gelen ihlalleri ve askeri ilerleyişleri kapsamında, dün dört İsrail askeri aracı, Dera vilayetinin batısındaki Yermuk Havzası bölgesinde yer alan Maariye köyünün doğu girişine ulaştı. Aynı zamanda iki İsrail askeri aracının da Kuneytra kırsalının güneyindeki Sayda el-Colan köyü ile el-Bassali çiftliği arasındaki yolu kontrol altına aldığı bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre, İsrail güçleri bölgede iki kontrol noktası kurarak yoldan geçen kişileri ve araçları aradıktan sonra daha sonra bölgeden çekildi. Şam’daki kaynaklar, söz konusu uygulamaların İsrail’in bölgede fiili ancak resmî olarak ilan edilmemiş bir ‘tampon bölge’ oluşturma çabasının parçası olduğunu öne sürdü.

Maariye ve Abidin Belediye Başkanı Muvaffak Mahmud SANA’ya yaptığı açıklamada, yaklaşık 150 askerden oluşan ve dört askeri araçla bölgeye gelen İsrail birliğinin dün sabah Maariye köyünün doğu girişinde bir kontrol noktası kurduğunu belirtti. Mahmud, askerlerin yaya ve araçlarda arama yaptıktan sonra bölgeden ayrıldığını ifade etti.

derfgthy
Suriye’nin güneyindeki Kuneytra bölgesinde bulunan Birleşmiş Milletler Ayrılma Gözlem Gücü (UNDOF) unsurları (Arşiv – SANA)

Yerel kaynaklar, Dera’nın batısındaki Vadi er-Rakkad bölgesinde koyun otlatan bir gencin İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu yaralandığını bildirdi. Yaralının, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) unsurları tarafından Neva Hastanesi’ne götürülerek ilk müdahalesinin yapıldığı, ardından tedavisinin sürdürülmesi için Dera kentindeki bir hastaneye sevk edildiği aktarıldı.

Öte yandan, 8 Aralık 2024’te Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden bu yana İsrail güçlerinin Suriye topraklarında 665 kilometrekarelik bir alanın kontrolünü ele geçirdiği ve bölgede 9 askeri nokta kurduğu belirtiliyor. Ayrıca İsrail ordusunun, işgal altındaki Suriye Golanı sınırı boyunca kara operasyonlarını sürdürdüğü; bu faaliyetlerin Kuneytra kırsalının kuzey ve güney kesimlerinden başlayarak Dera’nın batısındaki Yermuk Havzası’na kadar uzanan geniş bir alanda Suriye içlerine doğru kademeli şekilde ilerlediği ifade ediliyor.

(

)

Suriyeli ve uluslararası güvenlik kaynaklarına dayanan raporlara göre İsrail, ‘sarı hat’ olarak adlandırılan, esnek ve resmî olarak ilan edilmemiş bir güvenlik nüfuz alanı oluşturdu. Söz konusu hattın, Kuneytra ve Dera vilayetlerinden Şam’ın güney kırsalına kadar uzanan bölgede askeri faaliyetleri sınırlandırmayı ve ağır silahların tamamen ortadan kaldırılmasını hedeflediği; böylece Celile ve işgal altındaki Golan’ın güvenliği için stratejik bir derinlik oluşturmayı amaçladığı belirtiliyor.

Jusoor Araştırma Merkezi araştırmacısı Reşid Hurani ise İsrail’in kara operasyonlarının, fiilen ilan edilmemiş bir ‘tampon bölge’ oluşturmayı amaçladığını söyledi. Hurani’ye göre İsrail, Kuneytra vilayetindeki Cebata el-Haşab, Kudne ve Refid bölgeleri ile Dera’nın batı kırsalı ve özellikle Yermuk Havzası’nda tarım arazilerini tahrip ederek, ayrıca altyapı ve askeri noktaları tekrarlanan saldırılarla hedef alarak bu stratejiyi uyguluyor. Bu uygulamaların, sivillerin tarım arazilerine erişimini engellemeyi, hareket özgürlüğünü kısıtlamayı ve bölgede kurulan geçici kontrol noktaları ile sıklaşan sorgulamalar aracılığıyla güvenlik denetimini artırmayı hedeflediğini ifade eden Hurani, söz konusu adımların sahada kalıcı bir güvenlik kuşağı oluşturma çabasının parçası olduğunu savundu.

İsrail’in Suriye içindeki kara operasyonlarının kapsamının giderek genişlediği belirtiliyor. Bu operasyonlar yalnızca köyleri değil, tarım yollarını, otlakları ve sivil yerleşimleri de kapsarken, sivil ve tarihi yapıların hedef alınması da dikkat çekiyor. Bu çerçevede İsrail güçlerinin Hamidiye köyünde 15 evi yıktığı, ayrıca tarihi Dağıstani Camii, müze binası, adliye, Endülüs Sineması ve tarihi Hacer Hastanesi’ni havaya uçurduğu bildirildi.

Son dönemde İsrail’in Suriye topraklarındaki askeri faaliyetlerinde belirgin bir artış yaşanırken, bu durum Güney Lübnan’da devam eden geniş çaplı İsrail askeri operasyonlarıyla eş zamanlı gerçekleşiyor. İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Litani Nehri’ni geçtiğini, stratejik öneme sahip Şekif Kalesi ile Nebatiye çevresinin kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu. Gelişmelerin ardından kuzey cephesinde güvenlik alarmı yükselirken, Celile bölgesi ve işgal altındaki Golan Tepeleri’nde okulların kapatıldığı bildirildi.

Söz konusu tırmanış, Lübnan ile İsrail arasında savaşı sona erdirecek bir uzlaşıya ulaşılması amacıyla yürütülen müzakerelerin ikinci turundan iki gün önce yaşanıyor. ABD’nin himayesinde Washington’da yapılması beklenen görüşmeler öncesinde bölgedeki gerilim artarken, Suriye ile İsrail arasındaki temaslarda ise durgunluk yaşandığı belirtiliyor. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani daha önce yaptığı açıklamada, bu yıl boyunca yoğun görüşmeler gerçekleştirildiğini ancak Suriye-İsrail müzakerelerinin henüz somut sonuçlar üretmediğini ifade etmişti.

dfrgt
Dera’nın batı kırsalındaki Yermuk Havzası’nda bulunan Abidin köyü sakinleri, İsrailli askerlerin köye girmesini engelliyor, 16 Aralık 2024. (Daraa24)

Bu çerçevede Hurani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, İsrail’in İran’a karşı yürütülen savaşta hedeflerine ulaşamamasının, ‘Suriye-İsrail müzakerelerine de yansıyan bir gerilemeye yol açtığını’ söyledi. Hurani, Suriye yönetiminin Hizbullah ile görüş ayrılıkları bulunmasına rağmen, İran ve Hizbullah’ın direncini desteklediğini belirterek, bunun Şam’ın İsrail’in Güney Suriye’de siyasi veya askeri yollarla dayattığı fiili durumu kabul etmediğini gösterdiğini ifade etti. Hurani’ye göre, özellikle 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın uluslararası destek görmeye devam etmesi, Suriye’nin bu konudaki tutumunu güçlendiriyor.

Suriye, İsrail’in ülkenin güneyindeki tüm uygulama ve adımlarını uluslararası hukuk açısından geçersiz ve hükümsüz kabul ediyor; bu girişimlerin herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığını savunuyor. Öte yandan Suriye hükümeti, İsrail ile yürütülen müzakereleri ‘stratejik bir dosya’ olarak değerlendiriyor. Hurani, bu dosyanın Suriye yönetiminin devlet kurumlarını gerçek anlamda yeniden inşa etme süreciyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Hurani’ye göre Şam yönetimi, komşu ülkelerle yaşadığı sorunları çözme hedefi doğrultusunda hareket ediyor ve bu alanda önemli ölçüde başarı elde etmiş durumda. Bu nedenle İsrail ile yürütülen temaslar da yalnızca güvenlik boyutuyla değil, Suriye’nin yeniden yapılanma ve bölgesel normalleşme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.

gbhn
Kuneytra’da İsrail politikalarını protesto etmek için toplanan halkı haber yapan Suriyeli gazeteciler (Arşiv – Kuneytra Medya Merkezi)

Hurani, Şam yönetiminin komşu ülkelerle geliştirdiği olumlu ilişkilerin sonuçlarını hissetmeye başladığını belirterek, ticaret hacmindeki artışın ve güvenlik alanındaki koordinasyonun hem Suriye hem de komşu ülkeler açısından stratejik önem taşıdığını söyledi. Suriye-İsrail müzakere sürecindeki duraksamaların ve yeniden canlanma ihtimalinin, İsrail’in net ve istikrarlı bir müzakere çizgisine sahip olmamasıyla bağlantılı olduğunu savunan Hurani, İsrail’in Suriye dosyasına yaklaşımında ‘kararsızlık ve kafa karışıklığı’ yaşadığını ifade etti. Hurani’ye göre Tel Aviv yönetimi, yalnızca Suriye sahasında değil, Lübnan ve Gazze gibi diğer cephelerde de karşı karşıya kaldığı baskılar nedeniyle tutarlı bir politika ortaya koymakta zorlanıyor.

Öte yandan, İsrail’in Güney Suriye’ye yönelik yaklaşımını Gazze ve Güney Lübnan’da uyguladığı güvenlik ve askeri stratejiye benzer bir modele dönüştürebileceğine ilişkin değerlendirmeler de bulunuyor. Buna göre İsrail’in sahadaki kontrol alanlarını genişletmeye, yerel çevreleri zayıflatmaya ve uzun vadeli fiili durumlar oluşturmaya çalışabileceği öngörülüyor. Bu yaklaşımın, işgal altındaki Golan Tepeleri’nde yürütülen yerleşim ve ekonomik projelerle eş zamanlı ilerleyebileceği belirtiliyor. Söz konusu projeler arasında Katzrin yerleşiminin genişletilmesi ve Golan köylerinde rüzgâr türbini projelerinin hayata geçirilmesi de yer alıyor. Hurani’nin hazırladığı araştırmada, Netanyahu yönetiminin, mevcut gerilim dalgaları sona erse bile sınır bölgelerinin güvenlik kontrolü altında tutulmasını hedefleyen bir strateji izlediği sonucuna varıldığı ifade edildi. Bu çerçevede, İsrail’in Güney Suriye’deki askeri ve güvenlik varlığını geçici değil, uzun vadeli bir düzenleme olarak şekillendirmeye çalışabileceği değerlendirmesinde bulunuldu.


Hamas ile arabulucular arasında Gazze'de ateşkes sürecini ilerletmek amacıyla Kahire'de yeni görüşmeler

Filistinliler, Gazze'nin güneyinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların arasında yürüyor (AP)
Filistinliler, Gazze'nin güneyinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların arasında yürüyor (AP)
TT

Hamas ile arabulucular arasında Gazze'de ateşkes sürecini ilerletmek amacıyla Kahire'de yeni görüşmeler

Filistinliler, Gazze'nin güneyinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların arasında yürüyor (AP)
Filistinliler, Gazze'nin güneyinde İsrail hava saldırılarıyla yıkılan binaların arasında yürüyor (AP)

Gazze Şeridi’nde yürürlükte bulunan ateşkes anlaşmasına ilişkin müzakereler kapsamında, Hamas’ın müzakere heyetinin çarşamba günü Mısır’daki arabulucularla yeni bir görüşme turu gerçekleştireceği bildirildi.

Konuya yakın bir Hamas kaynağı, AFP’ye yaptığı açıklamada, Hamas ve diğer Filistinli grupların görüşmelere katılmaları için Mısır tarafından davet edildiğini söyledi. Kaynak, arabulucuların Hamas ve İsrail tarafından kabul görebilecek şekilde revize edilmiş yeni bir ateşkes önerisine ilişkin fikirler sunduğunu belirtti.

Müzakerelere Mısırlı yetkililerin yanı sıra Katarlı ve Türk yetkililerin de katılması bekleniyor. Filistin tarafında ise Hamas, İslami Cihad Hareketi, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Halk Direniş Komiteleri, Ulusal Girişim Hareketi ve Muhammed Dahlan liderliğindeki El Fetih içindeki Demokratik Reform Akımı temsil edilecek.

Aynı kaynağa göre, Hamas heyetinin başkanı Halil el-Hayya ile diğer Filistinli grup temsilcilerinin salı günü Kahire’ye ulaşması bekleniyor.

Kaynak ayrıca, arabulucuların önümüzdeki günlerde Hamas heyeti ile Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mlladenov arasında Mısır’da bir görüşme düzenlenmesi için koordinasyon yürüttüğünü söyledi. Görüşmede, ulusal komitenin Gazze yönetimini devralması ve yeniden imar sürecinin başlatılması konularının ele alınacağı ifade edildi.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Hamas’a yakın kaynak, “İsrail yeni engeller çıkarmadığı takdirde ilerleme sağlanabileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı

Gazze Şeridi’nde ateşkes, İsrail ile Hamas arasında iki yıldan uzun süren yıkıcı savaşın ardından 10 Ekim 2025 tarihinde ilan edilmişti. Ancak anlaşma kırılganlığını koruyor. Bölgede neredeyse her gün düzenlenen İsrail hava saldırıları can kayıplarına ve yeni yıkımlara yol açıyor.

Ateşkes anlaşmasının ilk aşaması, askeri operasyonların durdurulmasını, İsrail’in yerleşim bölgelerinden çekilmesini ve kuşatma altındaki Gazze’ye insani yardım girişinin sağlanmasını öngörüyor. İkinci aşamada ise Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze yönetiminin Barış Konseyi denetimindeki ulusal bir komiteye devredilmesi ve yeniden imar çalışmalarının başlatılması planlanıyor.

Filistinli kadınlar, dün Gazze Şehri'nin Tuffah semtindeki Yafa Okulu'na yönelik İsrail saldırılarının yol açtığı yıkımın ortasında (Arşiv-AFP)Filistinli kadınlar, dün Gazze Şehri'nin Tuffah semtindeki Yafa Okulu'na yönelik İsrail saldırılarının yol açtığı yıkımın ortasında (Arşiv-AFP)

Öte yandan ikinci bir kaynak, “Hamas ve direniş grupları, işgal güçlerinin dayattığı şekilde bir silahsızlanmayı kabul etmeyecektir” dedi.

Kaynak, Hamas’ın kapsamlı bir çözümü garanti altına alacak her türlü öneriye olumlu yaklaşmaya hazır olduğunu belirterek, hareketin arabuluculara silah meselesini kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde görüşmeye açık olduğunu ilettiğini, ancak bunun Filistin halkının topraklarını savunma ve bağımsız devlet kurma hakkını zedelememesi gerektiğini vurguladığını belirtti.

Bir Hamas yetkilisi ise ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ateşkes anlaşmasının ilk aşamasındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Yetkili, arabulucular ve ABD yönetiminden İsrail’in bu yükümlülüklere uymasını sağlayacak güvenceler talep ettiklerini ifade etti.

Hamas Siyasi Büro Üyesi Usame Hamdan da pazartesi günü yaptığı açıklamada, Mladenov’un Gazze’nin yönetimini üstlenecek ulusal komitenin bölgeye girişini direnişin silahsızlandırılması şartına bağlamasını eleştirerek, bunun anlaşma maddeleriyle ilgisi olmayan bir “siyasi şantaj” olduğunu savundu.

İsrail ise son haftalarda Hamas’a yönelik operasyonlarını yoğunlaştırarak örgütün üst düzey askeri liderlerinden bazılarını hedef alan suikastlar gerçekleştirdi.

Hamas yönetimindeki Gazze Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 930 Filistinli hayatını kaybetti.