İtalya'ya deniz yoluyla gelen göçmenlerin çoğu Libyalı

Libya’nın batısındaki sahil güvenlik bir operasyonda düzensiz göçmenleri yakaladı (Libya Genelkurmay Başkanlığı)
Libya’nın batısındaki sahil güvenlik bir operasyonda düzensiz göçmenleri yakaladı (Libya Genelkurmay Başkanlığı)
TT

İtalya'ya deniz yoluyla gelen göçmenlerin çoğu Libyalı

Libya’nın batısındaki sahil güvenlik bir operasyonda düzensiz göçmenleri yakaladı (Libya Genelkurmay Başkanlığı)
Libya’nın batısındaki sahil güvenlik bir operasyonda düzensiz göçmenleri yakaladı (Libya Genelkurmay Başkanlığı)

İtalya Liman İdaresi Genel Komutanlığı Plan ve Operasyon Başkanı Amiral Giuseppe Olechino, 2022 yılında deniz yoluyla 105 bin göçmenin ülkeye geldiğini söyledi. Olechino ayrıca 2021 yılına göre göçmen akışında yüzde 56 artış yaşandığını belirtti.
Olechino, Anayasa İşleri ve Ulaştırma Komitesi toplantısında, göçmenlerin Akdeniz ülkelerinden yola çıktığını belirtti. Göçmenlerin çoğunun yüzde 70’lik bir artışla 53 bin göçmen kaydedilen Libya'dan geldiğini açıkladı.
Olechino, Cyrenaica - Lampedusa hattında Almanya merkezli ‘Mission Lifeline International’ isimli sivil toplum kuruluşuna ait STK gemilerinin aktif olduğuna dikkati çekerek, Libya'nın batısından yola çıkan 11 binden fazla göçmeni kurtardıklarını vurguladı.
Olechino, 33 bin kişilik göçmen dalgasının Trablus bölgesinden geldiğini, yaklaşık 20 bin kişinin ise Sirenkaya bölgesinden denize açıldığına dikkati çekti.



Lübnan ve İsrail arasındaki müzakereler savaşla birlikte yürütülüyor

Dün Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binasında düzenlenen Lübnan ile İsrail arasındaki dördüncü müzakere turundan bir kare (AFP)
Dün Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binasında düzenlenen Lübnan ile İsrail arasındaki dördüncü müzakere turundan bir kare (AFP)
TT

Lübnan ve İsrail arasındaki müzakereler savaşla birlikte yürütülüyor

Dün Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binasında düzenlenen Lübnan ile İsrail arasındaki dördüncü müzakere turundan bir kare (AFP)
Dün Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binasında düzenlenen Lübnan ile İsrail arasındaki dördüncü müzakere turundan bir kare (AFP)

Washington'da süren Lübnan-İsrail müzakereleri, ateşkese ilişkin süregelen görüşmelere rağmen Lübnan'ın güneyinde savaş sürerken eş zamanlı ilerlemeye devam ediyor.

Lübnan, İsrail ve ABD heyetlerinin katılımıyla ABD’nin himayesinde dördüncü tur müzakereler başladı. Müzakereler, ateşkesi kalıcı hale getirmek ve durumun daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşmesini önlemek amacıyla yürütülen yoğun çabalar eşliğinde gerçekleşiyor.

Lübnanlı heyet, ateşkesin kalıcı hale getirilmesini diğer dosyaların görüşülmesinden önce ele alınacak bir öncelik olarak benimsetmeye çalışıyor. Heyet, herhangi bir ilerlemenin İsrail güçlerinin çekilmesi ve Lübnan hükümetinin silahın yalnızca resmî kurumların elinde bulundurulmasını öngören kararının uygulanmasıyla eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini savunuyor. İsrail ise her türlü çekilmeyi Hizbullah'ın silahsızlandırılması sürecinin başlatılmasına bağlamakta ısrar ederken güvenlik düzenlemeleri ve doğrudan koordinasyon mekanizmaları için de baskı uyguluyor.

Müzakerelerle paralel biçimde İsrail, Başkan Donald Trump'ın karşılıklı saldırı durdurma konusunda bir mutabakata varıldığını açıklamasına karşın güneydeki hava saldırıları ve askeri operasyonlarını sürdürdü.

Her iki taraf da anlaşmaya olan bağlılığını resmi olarak dile getirmedi. Ancak sahadaki gelişmeler, Hizbullah'ın operasyonlarını Lübnan topraklarıyla sınırlı tutma yükümlülüğüne uyduğuna işaret ediyor.

Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kumati, partinin gerçek ve kapsamlı bir ateşkesi kabul ettiğini teyit etti. Kumati, Güney Beyrut banliyölerinin hedef alınmasının durdurulmasını İsrail yerleşim birimlerine yönelik saldırıların sonlandırılmasına bağlayan her türlü formülü reddederek herhangi bir yeni saldırıya karşılık verileceği uyarısında bulundu.


İsrail’in 900 yıllık kaleye tekrar bayrak dikmesi Lübnan’ı öfkelendirdi

İsrail, 1982'de ele geçirdiği Beaufort'u 2000'de Lübnan'dan geri çekilene dek gözetleme noktası olarak kullanmıştı (AFP)
İsrail, 1982'de ele geçirdiği Beaufort'u 2000'de Lübnan'dan geri çekilene dek gözetleme noktası olarak kullanmıştı (AFP)
TT

İsrail’in 900 yıllık kaleye tekrar bayrak dikmesi Lübnan’ı öfkelendirdi

İsrail, 1982'de ele geçirdiği Beaufort'u 2000'de Lübnan'dan geri çekilene dek gözetleme noktası olarak kullanmıştı (AFP)
İsrail, 1982'de ele geçirdiği Beaufort'u 2000'de Lübnan'dan geri çekilene dek gözetleme noktası olarak kullanmıştı (AFP)

İsrail ordusunun, Lübnan'daki Beaufort Kalesi'ne yıllar sonra tekrar bayrak dikmesi ülke halkını öfkelendirdi.

İsrail güçleri, Hizbullah'a karşı yürütülen askeri operasyonlar kapsamında Lübnan'ın güneyindeki 900 yıllık kaleye cumartesi günü girip bayrak dikmişti.

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan kale, 1982-2000'deki işgalde İsrail'in elindeydi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kalenin işgal edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, "Buraya birlik olmuş, azimli ve daha güçlü bir şekilde geri döndük" dedi.

Hizbullah ise işgal sırasında kalede militan olmadığını ancak bölgedeki çatışmaların sürdüğünü bildirdi.

Tel Aviv güçlerinin kaleye İsrail ve Golani Tugayı bayraklarını dikmesine Lübnan halkı tepki gösterdi.

Guardian'ın görüştüğü Lübnanlı tur rehberi Hüseyin Aleviye şunları söylüyor:

Kalenin tepesine İsrail bayrağıyla Golani Tugayı bayrağının çekilmesi beni, ülkenin güneyindekileri ve tüm Lübnan halkını şoke etti.

Rehber, kalenin Lübnan'ın güneyinde bir "direniş sembolü" olduğunu belirtiyor. Filistin Kurtuluş Örgütü de 1980'lerde İsrail'in bombardımanlarından kurtulmak için buraya sığınmıştı.

Aleviye şöyle devam ediyor:

Oraya İsrail bayrağını dikmek, halka psikolojik bir hakimiyet ve yenilgi mesajı vermek amacıyla yapıldı. Bize ‘Ele geçirilemez sandığınız yerler düştü' mesajı veriyorlar.

Kalenin yer aldığı Nebatiye bölgesine bağlı Arnun kasabasının belediye başkanı Fuad Fatimi, "Bu beni işgal günlerine geri götürdü. 1986, 1987 ve 2000'lere geri döndük. O acılı günlerin anıları canlandı" dedi. 

Suriye'de İsrail işgali altındaki Golani Tepeleri'ne yaklaşık 10 kilometre mesafedeki kale, 12. yüzyılda Haçlı seferleri sırasında inşa edilmişti.

Reuters'ın görüş aldığı Ortadoğu uzmanı Riyad Kahvaci, Litani Nehri'nin yukarısında, 25 kilometre ötedeki Akdeniz'e bakan Beaufort'ın hâlâ önemini koruduğunu belirtiyor:

Kale önemli stratejik konumu nedeniyle buraya inşa edilmişti. Bu önem zamanla azalmadı. Hâlâ kritik bir yer, özellikle de kara harekatlarında.

Emekli Lübnanlı tuğgeneral ve askeri analist Bassam Yassin'e göreyse Beaufort'un işgali, çatışmalarda belirleyici bir olay değil:

Beaufort'un ele geçirilmesi askeri dengede hiçbir şeyi değiştirmez. Hizbullah insansız hava araçları ve roket saldırılarına devam edecek. Bu durum neden değişsin ki?

Independent Türkçe, Guardian, Reuters, New Arab, Haaretz


Irak’ta milis grupların silahların devlet kontrolüyle sınırlandırılmasına yönelik desteği hız kazandı

Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, Irak Başbakanı’nın silahların devletle sınırlandırılmasına yönelik tedbirlerini destekledi (X)
Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, Irak Başbakanı’nın silahların devletle sınırlandırılmasına yönelik tedbirlerini destekledi (X)
TT

Irak’ta milis grupların silahların devlet kontrolüyle sınırlandırılmasına yönelik desteği hız kazandı

Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, Irak Başbakanı’nın silahların devletle sınırlandırılmasına yönelik tedbirlerini destekledi (X)
Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, Irak Başbakanı’nın silahların devletle sınırlandırılmasına yönelik tedbirlerini destekledi (X)

Irak'ta milis gruplarının ‘silahların devletle sınırlandırılmasına’ desteği giderek artıyor. Öte yandan ABD’li yetkililer, Başbakan Ali Zeydi'nin ülkenin istikrarını güçlendirmek için siyasi yetki almasından memnun.

Iran destekli milis grupları Asaib Ehl-i Hak ve Ketaib el-İmam Ali dün, Halk Seferberlik Güçleri’nden (Haşdi Şabi) ayrıldıklarını ve silahların teslimiyle ilgili işlemlere başladıklarını duyurdu.

Kays el-Hazali liderliğindeki Asaib Ehl-i Hak, ‘silahların devlet elinde toplanması kararının uygulanmasına ilişkin tüm gereklilikleri tamamlamak’ üzere bir komite oluşturacağını bildirdi.

Kaynaklar, diğer milis gruplarının da bu karara destek verenlerin listesine katılacağını ve operasyonun ‘çok yakında’ başlayacağını söyledi. Ancak envanteri yapılacak silah çeşitleri veya operasyondan sorumlu birim hakkında herhangi bir açıklama yapılmadı.

Şii ittifakı Koordinasyon Çerçevesi, Başbakan Zeydi’ye ülkenin üst düzey çıkarlarını korumaya yönelik kararlar ve önlemler almakta yetki verdi. İttifak, silahların devletle sınırlandırılması ve Haşdi Şabi’nin siyasi ve partizan çerçevelerden bağımsız hale getirilmesine de destek verdi.

Öte yandan ABD'nin Irak'taki Bağdat Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Joshua Harris, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin aldığı kararı ‘Irak'ın geleceğinin bağımsızlığını ve egemenliğini pekiştirme yolunda atılan niteliksel bir adım’ olarak değerlendirdi. Harris, ‘Washington'ın silahların devletle sınırlandırılmasını hedefleyen hükümetin aldığı tedbirleri desteklemeye’ devam ettiğini vurguladı.