Petrol fiyatlarında son durum!

Brent petrolün varili, uluslararası piyasalarda 86,44 dolardan işlem görüyor.

Çin ekonomisindeki toparlanma ve Rus petrol endüstrisinin karşı karşıya olduğu zorluklar nedeniyle enerji piyasaları 2023'te arz sıkıntısı yaşayabilir (Reuters)
Çin ekonomisindeki toparlanma ve Rus petrol endüstrisinin karşı karşıya olduğu zorluklar nedeniyle enerji piyasaları 2023'te arz sıkıntısı yaşayabilir (Reuters)
TT

Petrol fiyatlarında son durum!

Çin ekonomisindeki toparlanma ve Rus petrol endüstrisinin karşı karşıya olduğu zorluklar nedeniyle enerji piyasaları 2023'te arz sıkıntısı yaşayabilir (Reuters)
Çin ekonomisindeki toparlanma ve Rus petrol endüstrisinin karşı karşıya olduğu zorluklar nedeniyle enerji piyasaları 2023'te arz sıkıntısı yaşayabilir (Reuters)

Dün 86,85 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 86,16 dolar seviyesinde tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.25 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,32 artarak 86,44 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 80,92 dolardan alıcı buldu.
Fiyatlardaki yükselişte, Kovid-19 tedbirlerinin kaldırıldığı Çin'de ekonomik aktivitenin ve petrol talebinin artacağına dair iyimserlik etkili oldu.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve Uluslararası Enerji Ajansı bu hafta yayımladıkları petrol piyasası raporlarında, Çin'deki ekonomik toparlanmayla birlikte küresel petrol talebinin 2023'te rekor seviyeye ulaşacağını öngördü.
Salı günü İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda konuşan Çin'in ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Liu Hı da Kovid-19 tedbirlerinin kaldırılmasının ardından ülkede yaşamın ve üretimin olağan seyrine döndüğünü vurgulayarak, Çin ekonomisi için iyimser bir tablo çizmişti.
Açıklanan verilere göre, ülkede sanayi üretimi de aralıkta yıllık yüzde 1,3 artarak beklentileri aşarken, aynı dönemde perakende satışlar yüzde 1,8 ile tahminlerden daha az düşüş göstermişti.
Öte yandan, dünyanın en büyük petrol tüketicisi ABD'nin ticari ham petrol ve benzin stoklarındaki artış ise talebin yavaş seyrettiği algısı yaratarak fiyatları baskılıyor.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi, ülkedeki ticari ham petrol stoklarının geçen hafta yaklaşık 8,4 milyon varil arttığını açıkladı. Piyasa beklentisi stokların yaklaşık 1 milyon 750 bin varil azalacağı yönündeydi.
Söz konusu dönemde, ABD'nin benzin stokları da 3 milyon 500 bin varil artış gösterdi.
Ayrıca, ABD'de iyileşen enflasyon beklentilerine karşın makroekonomik verilerin büyüme tarafında zayıf sinyaller vermesi piyasalarda endişelere neden oluyor.
ABD Merkez Bankası yetkililerinin "şahin" açıklamaları da faizlerin nihai seviyesi ve sıkılaşmanın ne kadar devam edeceğine dair belirsizliklerin gündemde kalmasını sağlıyor.
Bu durum petrol fiyatları üzerinde baskılayıcı unsur olmaya devam ediyor.
Brent petrolde teknik olarak 86,58 ile 86,96 dolar aralığının direnç, 86,20 ile 85,82 dolar aralığının ise destek bölgesi olarak izlenebileceği belirtiliyor.



Trump'ın gümrük vergilerinden sonraki adımı finansal mı olacak?

Donald Trump'ın New York Borsası'nda Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap) şapkaları arasında çekilmiş bir fotoğrafı (AP)
Donald Trump'ın New York Borsası'nda Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap) şapkaları arasında çekilmiş bir fotoğrafı (AP)
TT

Trump'ın gümrük vergilerinden sonraki adımı finansal mı olacak?

Donald Trump'ın New York Borsası'nda Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap) şapkaları arasında çekilmiş bir fotoğrafı (AP)
Donald Trump'ın New York Borsası'nda Make America Great Again (Amerikayı Yeniden Harika Yap) şapkaları arasında çekilmiş bir fotoğrafı (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın uygulamaya koyduğu son gümrük vergilerinin mürekkebi henüz kurumamışken, küresel ticaret ortakları üzerinde baskı kurma ve onları taleplerini yerine getirmeye zorlama çabalarının bir sonraki adımının ne olabileceği konusunda şimdiden hazırlık yapanlar var.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'tan aktardığı habere göre küresel finansın ağırlık merkezi ve dünyanın rezerv para birimini çıkaran ülke olarak ABD, kredi kartlarını kontrol etmekten yabancı bankalardan dolar çekmeye kadar Trump'ın kendi iradesini dayatmak için kullanabileceği güçlü araçlara sahip.

Her ne kadar bu tür alışılmadık silahların kullanılması ABD'ye pahalıya mal olsa ve hatta sihir tersine dönse de analistler bu tür felaket senaryolarının tamamen göz ardı edilemeyeceği konusunda uyarıyor.

Bu olasılık, gümrük vergilerinin ABD'nin dünyanın geri kalanıyla olan ticaret açığını azaltmada başarısız olması halinde daha da artacaktır. Birçok ekonomist, özellikle ABD işgücü piyasası zaten neredeyse tam istihdam nedeniyle ciddi bir işgücü sıkıntısı çekerken, bunun olası olduğuna dikkat çekmektedir.

California-Berkeley Üniversitesi'nde ekonomi ve siyaset bilimi Profesörü Barry Eichengreen şunları söyledi “Başkan Trump'ın hayal kırıklığına uğrayabileceğini ve mantıksal olarak gerekçelendirilmemiş olsalar bile alışılmadık fikirleri uygulamaya çalışabileceğini kolayca hayal edebiliyorum.”

Mar-a-Lago anlaşması mı?

Yönetimin dile getirilmeyen planı, doları zayıflatarak ticareti yeniden dengelemek. Bunu başarmanın bir yolu da yabancı merkez bankalarıyla koordineli bir şekilde para birimlerini dolar karşısında yeniden değerlemeye çalışmaktır.

Trump'ın Ekonomik Danışmanlar Konseyi başkanlığına aday gösterdiği Steven Mehran, Kasım ayında yayınlanan bir makalesinde bunun Mar-a-Lago anlaşması olarak adlandırdığı bir yolla gerçekleşebileceğini öne sürdü. Doların değerini düşürmeye yönelik 1985 tarihli meşhur Plaza anlaşmasına ve Trump'ın Florida'daki karargâhına atıfta bulunuyor.

Gazete, ABD'nin yabancı ülkeleri para birimlerini devalüe etmeye ve diğer ekonomik tavizleri vermeye ikna etmek için güvenlik desteği vaatleriyle birlikte gümrük vergisi tehdidini kullanabileceğini öne sürüyor.

Ancak ekonomistler, mevcut ekonomik ve siyasi koşulların kırk yıl öncesinden farklı olduğu göz önüne alındığında, özellikle Avrupa veya Çin ile böyle bir anlaşmanın uygulanabileceğine şüphe ile yaklaşıyor.

Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı Maurice Obstfeld şunları söyledi “Bence bu pek olası olmayan bir senaryo.”

Obstfeld, gümrük vergilerinin halihazırda uygulanmakta olduğunu ve bu vergilerin bir tehdit unsuru olarak kullanılmasının anlamsız olduğunu ve ABD'nin küresel güvenliğe olan bağlılığının, özellikle Ukrayna krizi konusundaki kararsız tutumunun ardından, azaldığını belirtti.

Obstfeld, Avro Bölgesi, Japonya ve İngiltere'deki merkez bankalarının kendilerini faiz oranlarını artırmaya zorlayacak ve resesyon riskini doğuracak bir anlaşmayı kolay kolay kabul etmeyeceklerini de sözlerine ekledi.

TS Lombard'ın baş ekonomisti Freya Beamish, Çin yuanının güçlenmesinin Çin'in şu anda yavaşlayan ekonomisini canlandırma ihtiyacıyla tamamen çeliştiğini açıkladı.

Japonya'ya gelince, yeni desteklemek için döviz piyasasına sık sık müdahale etmesine rağmen, 25 yıllık deflasyonun anıları hala taze ve bu da para biriminin güçlü bir şekilde değerlenmesini kabul etmekte isteksiz olmasına neden olabilir.

Kurtarma doları sallanıyor

Anlaşma başarısız olursa, Trump yönetimi doların küresel ticaret, tasarruf ve yatırımın para birimi olarak merkezi konumundan faydalanarak daha agresif taktikler kullanmaya yönelebilir.

Obstfeld ve bazı bankacılara göre bu araçlardan biri, Federal Rezerv'in yabancı merkez bankalarına sağladığı ve yerel para birimlerinde teminat karşılığında dolar borçlanmalarına olanak tanıyan dolar fonlama hatlarını kesme tehdidi olabilir.

Bu mekanizma, piyasaların donduğu ve yatırımcıların doların güvenliğine kaçtığı kriz dönemlerinde hayati önem taşıyan bir can simidi.

Ancak bu desteğin çekilmesi, ABD dışındaki trilyonlarca dolar değerindeki krediden oluşan devasa bir piyasayı vuracak, Avrupa, Japonya ve İngiltere'deki bankaları zor durumda bırakacaktır.

Her ne kadar bu swap hatları Federal Rezerv'in yetkisi altında olsa ve Trump böylesine güçlü bir para kurumuna doğrudan müdahale etme arzusunu hiçbir zaman göstermemiş olsa da, düzenleyici kurumlara yeni isimler atamak için yaptığı son hamleler bazı gözlemcileri endişelendiriyor.

Thin Ice Macro Economics'in kurucusu Spyros Andriopoulos şunları söyledi: “Bu aracın daha geniş kapsamlı müzakerelerde nükleer bir tehdit olarak kullanılabileceği artık düşünülemez değil.” Andriopoulos böyle bir hamlenin uzun vadede doların küresel çapta güvenilen bir para birimi olma statüsünü zayıflatabileceği uyarısında bulundu.

Ödeme Kartı Silahı

ABD'nin elinde ek bir koz var: Visa ve MasterCard gibi ödeme devleri.

Japonya ve Çin kısmen yerel elektronik ödeme yöntemleri geliştirmiş olsa da, bu iki Amerikan şirketi 20 ülkeli Avro bölgesindeki kartlı ödemelerin üçte ikisini kontrol ediyor.

ABD şirketlerinin hakimiyetindeki Apple Pay ve Google Pay gibi mobil uygulamalar perakende ödemelerin yaklaşık yüzde 10' unu oluşturuyor.

Bu değişim, geçen yılın ilk yarısında 113 trilyon Avro'yu aşan dev bir pazarda Avrupalıları dezavantajlı duruma düşürüyor.

Visa ve MasterCard'a hizmetlerini durdurmaları için baskı yapılırsa Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden sonra başına geldiği gibi Avrupalılar nakit paraya ya da karmaşık banka transferlerine dönmek zorunda kalabilir.

Avrupa Konferans Kurulu'nun baş ekonomisti Maria Demirtzis bu konu ile ilgili olarak şunları söyledi “ABD'nin düşmanca bir tavır takınması büyük bir gerilemedir.” Demirtzis, bu durumun Avrupa'yı “ekonomik baskı ve zorlama” riskiyle karşı karşıya bıraktığı uyarısında bulunarak Avrupa dijital para biriminin bir çözüm olabileceğini öne sürdü.

Ancak proje hala siyasi ve teknik engellerle karşı karşıya ve hayata geçirilmesi yıllar alabilir.

Avrupa yanıt seçeneklerini değerlendiriyor

Bu tehditler karşısında Avrupalı yetkililer nasıl karşılık vereceklerini düşünüyor ancak gerilimi daha da arttırmaktan korktukları için tereddüt ediyorlar.

Telafi edici vergiler uygulanabilir ya da ABD bankalarının Avrupa pazarına erişimini kısıtlamak gibi daha radikal önlemler alınabilir ancak bu adımlar risklerle doludur.

Wall Street'in uluslararası etkisi ve ABD'de faaliyet gösteren Avrupalı bankalara karşı sert bir ABD tepkisi potansiyeli, herhangi bir tırmanmanın önündeki temel engellerdir.

Ancak Reuters'a konuşan bazı üst düzey uluslararası bankacılar, ABD'nin tırmanan politikalarına karşılık olarak önümüzdeki aylarda Avrupa'dan gelebilecek tepkiler konusunda kaygı duyduklarını belirttiler.