Tomografi taramaları ile 'Altın Çocuk' mumyasının gizemi çözülüyor

Mumya dijital olarak 4 aşamada çözümleniyor
Mumya dijital olarak 4 aşamada çözümleniyor
TT

Tomografi taramaları ile 'Altın Çocuk' mumyasının gizemi çözülüyor

Mumya dijital olarak 4 aşamada çözümleniyor
Mumya dijital olarak 4 aşamada çözümleniyor

Bilimsel bir çalışmanın sonucunda “Altın Çocuk mumyası”, mumyanın bulunmasından yaklaşık bir asır sonra Kahire'deki Tahrir Meydanı'nda bulunan Mısır Kahire Müzesi'nin bodrumundan müzenin sergi salonlarına taşındı.
Eski Mısır’a ait “Altın Çocuk” adı verilen mumyanın inanılmaz derecede ayrıntılı bilgisayarlı tomografisi, çoğu altından yapılmış 49 muskadan oluşan gizli eserleri ortaya çıkardı.
Genç mumya, mumyanın lahitinde bulunan yaldızlı bir baş maskesi de dahil olmak üzere göz kamaştırıcı zenginlik gösterisi nedeniyle “altın çocuk” takma adını aldı. Araştırmacılar, yirmi yaş dişleri henüz çıkmadığı için bu kişinin öldüğünde 14-15 yaşlarında olduğunu düşünüyorlar.
Şarku’l Avsat’ın Frontiers in Medicine dergisinden aktardığı habere göre dergide yayınlanan bilimsel çalışma, 1916'da Asvan Valiliği'nde yer alan (güney Mısır) Edfu bölgesindeki Ptolemaios döneminden (yaklaşık MÖ 300) kalma bir mezarlıkta bulunan mumyayla ilgili birçok sürprizi ortaya çıkardı. Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı tarafından bugün yayınlanan bir açıklamaya göre, çalışmanın yayınlanmasıyla birlikte Mısır Müzesi yönetimi bu eşsiz mumyayı bodrumdan müze sergi salonuna nakletme kararını uyguladı.
Altın Çocuk ilk olarak 1916’da güney Mısır’daki bir mezarlıkta ortaya çıkarıldı ve o zamandan beri Kahire’deki Mısır Müzesi’nin bodrum katında saklanıyor. Mumya, Yunanca yazıtlı bir dış tabut ve bir iç ahşap tabut olmak üzere iki tabutun içine konmuştu.
Araştırmacılar, taramaları analiz ederken, 21 farklı şekil ve boyuttan oluşan düzinelerce muskanın stratejik olarak vücudunun üzerine veya içine yerleştirildiğini buldu.

Araştırmanın baş araştırmacısı Seher Selim (solda) Mısır Müzesi Müdürü Sabah Abdurrazık ile (Araştırma ekibi)
Çalışma sırasında Mısırlı bilim adamları, 2 bin 300 yaşındaki bir gencin mumyasının dijital bilgisayarlı tomografi (CT) taramalarını kullandılar. 21 türden en az 49 muska ile öbür dünyaya gönderildiğini ve eğrelti otlarıyla (bitkilerden biri) süslenmiş sandaletler giydiğini ve çocuğun hayatında yirmi yaş dişini kaybettiğini, ayrıca sünnet olmadığını keşfettiler.
Kahire Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Radyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi ve çalışmanın ana araştırmacısı olan Prof. Dr. Seher Salim, çalışmanın yayınlanmasıyla birlikte Frontiers tarafından yayınlanan haberde şunları söyledi: “49 muska, mumyanın örtülerinin kıvrımları arasında ve vücut boşluğunun içinde 3 sütundan oluşan benzersiz bir tarzda düzenlenmiş. Muskalar arasında, Horus'un gözü, bok böceği, Akhet'in muskası, plasenta ve İsis'in düğümü ve başka muskalar da yer alıyor. Birçoğu altından, bazıları yarı değerli taşlardan, pişmiş kilden veya seramikten yapılmış. Muskaların amacı bedeni korumak ve ahirette ona canlılık kazandırmak.”

Mumya tabutu (Araştırma ekibi)
Selim, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Bulunan muskalar, çok çeşitli Mısır inançlarının kanıtı." Örneğin, çocuğun öbür dünyada konuşabilmesini sağlamak için ağzına altın bir yaprak dil yerleştirilmiş. İsis düğümü, vücudu korumada İsis'in gücünün yardım etmesi ve dik açılı muska denge sağlanması için koyulmuş. Çift şahin ve devekuşu tüyleri ise manevi ve maddi yaşamın ikiliğini temsil ediyor.”
Prof. Dr. Salim, açıklamalarına şöyle devam etti: "Göğüs boşluğunun içine yerleştirilmiş altın bir bok böceği de bulundu." Araştırmacılar bunun bir kopyasını 3D teknolojisiyle basmışlar ve bu “bok böceğinden Ölüler Kitabı'nın 30. Bölümünde bahsedildiğini görmüşler. Burada, bok böceğinin, öbür dünyada ölüleri yargılarken ve kalbin ağırlığını tanrıça Maat'ın tüyünün ağırlığına göre ölçerken önemli olduğu yer alıyor.
Bunlar arasında çocuğun sünnetsiz penisinin yanında bir muska, göğüs boşluğuna yerleştirilmiş altın bir bok böceği (Skarabe) ve ağzın içinde altın bir dil vardı.
Açıklamaya göre mumya aynı zamanda bir çift sandalet giyiyordu ve vücuduna eğrelti otlarından bir çelenk asılmıştı.

CT taramasında mumyanın yüzü (Araştırma ekibi)
Söz konusu mumya, Yunanca yazıtlı bir dış tabut ve içinde bir iç ahşap tabut olmak üzere iki tabutun içine yerleştirilmiş. Mumya, yıldızlı bir baş maskesi, gövdesinin önünü kaplayan karton bir kutu ve bir çift sandalet giymiş şekilde. Mumyanın bağırsakları bir kesi ile çıkarılırken, beyni burundan çıkarıldı ve reçine ile değiştirildi.
Salim, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Belki de sandaletler çocuğun tabuttan çıkmasını sağlamak içindi. Eski Mısırlıların Ölüler Kitabı'ndaki ritüellerine göre, merhumun dindar ve temiz olması için beyaz sandaletler giymesi gerekiyordu.”
CT çalışması, yoğun ilgi gören muska ve yaldızlı maskenin yanı sıra birçok detayı ortaya çıkardı. Araştırmacılar, "oğlanın 128 cm boyunda olduğunu, sünnet olmadığını ve ölüm nedeninin bilinmediğini" biliyorlar.
Salim, “Bu mumya, Mısır’ın Ptolemaios döneminde ölüm ve öbür dünya hakkındaki inançlarının bir vitrini niteliğinde.” diyor.
Araştırmacılar, yalnızca mezar eşyalarına dayanarak mumyanın gerçek kimliğinden emin olmasa da, onun yüksek sosyoekonomik statüye sahip olduğunu düşünüyorlar.
Muskalar öbür dünyada önemli roller üstleniyordu.
Salim, “Eski Mısırlılar muskaların gücüne inanıyorlardı… Bunlar, korunmak ve yaşayanlar ile ölüler için özel yararlar sağlamak için kullanılıyordu.” diyor.

Muskalar mumyanın üstüne veya içine üç sütun halinde yerleştirilmiş (Araştırma ekibi)
Araştırmacılar, kemiklerin kaynaşma derecesinden ve yirmilik dişlerin bulunmamasından, "oğlanın yaşının 14 ila 15 arasında olduğunu" tahmin ediyorlar. Mumyanın dişleri iyiydi ve çürüme, diş kaybı veya diş eti hastalığına dair hiçbir kanıt yoktu.
Salim, mumyanın dışında eğreltiotlarından oluşan bir çelengin bulunmasını, eski Mısırlıların bitki ve çiçeklere hayran olmalarına bağlıyor. Selim, “Eski Mısırlılar için böyle bir çelengin, kutsal sembolik bir anlamı vardı. Bu çelenkten, örneğin Yeni Krallık kralları Ahmose, Amenhotep I ve Büyük Ramses'in mumyalarında da vardı. Ayrıca bayramlarda ölüyü her ziyaret ettiklerinde onlara bitkiler hediye ederlerdi.”

Göğüs boşluğuna yerleştirilmiş bir altın bok böceğinin 3 boyutlu versiyonu (Araştırma ekibi)
Çalışmanın ortak yazarı Dr. Mahmud el-Haluci’nin de vurguladığı gibi, bu çalışma hakkında dikkat çekici olan şey, modern teknolojilerin arkeolojik araştırmalara verdiği değeri teyit etmesi. Haluci, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda şunları söyledi: “Bilgisayarlı tomografi, mumyanın bobinlerini eski eserlere zarar vermeyen sanal bir şekilde çözmemizi sağladı. Böylece mumyaya insan eli değmeden bir bilgi hazinesi keşfedebildik.”
Bulunan bilgilerin bilimsel değeri ile ilgili olarak Haluci “Bu çalışmadaki en önemli değer, mumya hakkında bilinmeyen ayrıntıları bilmek ve mumyaya ait bazı şeylerden, sahibinin yer aldığı sosyal sınıf hakkında bazı ayrıntılar çıkarmak” dedi.
Haluci, açıklamalarına şöyle devam etti: “Müzeyi ziyaret edenler artık (Altın Çocuk) adı altında ana sergi salonuna taşınan bu mumyayı keyifle seyredebilecekler. Ziyaretçiler mumyanın bilgisayarlı tomografi görüntülerinin yanında, bok böceği muskasının 3D baskılı bir kopyasına kadar birçok şeyi keyifle izleyebilirler.”

Mumyanın dişleri mükemmel (Araştırma ekibi)
Mısır Müzesi Müdürü ve araştırmaya katılan Sabah Abdurrazık ise konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Mumyada bulunan bulgular, binlerce yıl önce eski Mısır'daki sosyal hayata ışık tutuyor. Ayrıca bu bulgular, eski Mısırlıların inançları, cenaze törenleri, mumyalamadaki teknik hünerleri ve muska yapımı, maskeler ve süslemeler yapmadaki ustalıkları hakkında derin bilgi sahibi olmamızı sağladı.”

Mumya üzerinde eğrelti otları bulunuyor ve mumya, yıldızlı bir yüz maskesi takıyor (Araştırma ekibi)
Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “keşifler, eski Mısırlıların çocuklara olan ihtimamını yansıtıyordu. Örneğin bu mumyaya, eski Mısırlıların inançlarına göre, diriltilmesini ve öbür dünyada yeni bir yaşama adım atmasını sağlayan seçkin bir cenaze töreni yapıldığı anlaşılıyor. Böyle bir cenaze töreni, Mumya sahibinin yüksek sosyal statüsünü göstermesinin yanı sıra, mumyalanan kişinin sağlığının iyi olduğunu ve üst düzey cenaze törenlerinden keyif alan bir çocuk olduğunu ortaya koyuyor. Mumyanın sağlıklı dişleri ve kemikleri vardı. Ayrıca hiçbir hastalık veya yetersiz beslenme belirtisi de yoktu” ifadeleri kullanıldı.



Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir
TT

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Yeni bir araştırma, yapay zekanın ruh sağlığımıza verdiği zararı en aza indirmeye yönelik kritik yöntemlerden birinin aslında durumu daha da kötüleştirebileceği uyarısı yapıyor.

Sohbet botlarının ruhsal sıkıntı ve hatta psikozda nasıl payı olabileceğiyle ilgili yaygın endişeler sürerken önerilerden biri de sohbet botlarının, insan olmadıklarını ve karşı tarafın bir sohbet botuyla konuştuğunu kullanıcılara düzenli şekilde hatırlatması.

Ancak araştırmacılar bu önerinin, halihazırda savunmasız kişilerin ruhsal sıkıntılarını artırarak durumu daha da kötüleştirebileceğini savunuyor.

Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi'nden halk sağlığı araştırmacısı Linnea Laestadius yaptığı açıklamada, "Zaten sohbet etmek için bilerek sohbet botu tercih eden kullanıcıların karşılaştığı riskleri, zorunlu hatırlatmaların kayda değer derecede azaltacağını varsaymak hata olur" diyor. 

Halihazırda yalnız hisseden birine, destek gördüğünü ve yalnız olmadığını hissettiren tek şeyin bir insan olmadığını hatırlatmak, onu daha da yalnız hissettirerek ters tepebilir.

Bu uyarı, sohbet botlarını cinayet ve intiharla ilişkilendiren haberlerin ardından geldi. Sistemlerin yardımsever doğası ve hâlâ nispeten bilinmeyen ve öngörülemeyen yapıları nedeniyle, yapay zeka sohbet botları insanlara yardım etmek yerine onların sanrılarını veya zihinsel sağlık sorunlarını teşvik etmekle suçlanıyor.

Bazıları bu tür durumlarda insanlara bir sohbet botuyla konuştuklarını ve botun insan duygularını hissedemediğini hatırlatmanın yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Ancak yeni çalışmanın yazarları, araştırmaların bunu göstermediğini savunuyor.

Laestadius, "Kullanıcılara bir insanla değil, sohbet botuyla konuştuğu hatırlatılsa bota bu kadar bağlanmayacakları ve algoritma tarafından manipüle edilmeyecekleri düşüncesi kulağa mantıklı gelse de mevcut kanıtlar bu fikri desteklemiyor" diyor.

Araştırmacılar ayrıca kullanıcıların, sırf insan olmadıkları için bu sistemlere ruhsal sıkıntılarını anlatıyor olabileceğini öne sürüyor. Michigan Eyalet Üniversitesi'nde medya ve teknoloji araştırmacısı olan yazar Celeste Campos-Castillo, "İnsan olmayanların, insanların aksine yargılamayacağı, alay etmeyeceği veya tüm okulu ya da işyerini onlara karşı kışkırtmayacağı inancı, sohbet botlarına içini dökmeye ve dolayısıyla bağlanmaya teşvik ediyor" ifadelerini kullanıyor.

Dahası, hatırlatmalar mevcut endişelerine ek olarak daha fazla sıkıntı yaratabilir. Kullanıcılar, kendilerini sohbet botuyla konuşmaya iten nedenlerin yanı sıra güvendikleri şeyden kökten farklı ve ayrı olduklarını hatırlamaktan dolayı da üzülebilir.

Laestadius, "Sohbet botlarının insan olmadığını kullanıcılara en iyi nasıl hatırlatabileceğimizi keşfetmek, kritik bir araştırma önceliği" diyor. 

Kullanıcıların ruh sağlığını en iyi şekilde korumak için hatırlatmaların ne zaman gönderilmesi ve ne zaman duraklatılması gerektiğini belirlememiz gerekiyor.

Çalışma, hakemli dergi Trends in Cognitive Sciences'ta yayımlanan "Reminders that chatbots are not human are risky" (Sohbet botlarının insan olmadığını hatırlatan bildirimler risk taşıyor) başlıklı yeni bir makalede anlatılıyor.

Independent Türkçe


‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
TT

‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)

Çin’de doğum oranı tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Bu durumun, önümüzdeki on yıllarda ülkede iş gücünün daralması ve emekli nüfusun artmasıyla birlikte ciddi bir ekonomik sarsıntı riskini artırdığı bildirildi. ABD merkezli yayın kuruluşu CNN’in haberine göre, demografik gerileme uzun vadeli büyüme üzerinde baskı oluşturabilir.

Geçen ay yayımlanan veriler, Çinli yetkililerin doğumları teşvik etmek amacıyla devreye aldığı bir dizi politikanın henüz istenen sonucu vermediğini ortaya koydu. Nakit yardımlar, vergi indirimleri ve evliliği kolaylaştıran yeni yasal düzenlemelere rağmen düşüş eğilimi sürüyor. Haberde, Pekin yönetiminin bu tablo karşısında alternatif bir çözüm arayışına yöneldiği ve seçenekler arasında robot teknolojilerinin de bulunduğu belirtildi.

sxdfrg
Ziyaretçiler, insansı robotlara adanmış ilk ‘4S’ mağazası olarak tanımlanan Pekin Robot Alışveriş Merkezi’nde bir robotu izliyor. (AP)

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, uzun süredir ülkenin imalat sektörünü modernize etmeye yönelik çalışmalara öncülük ediyor. Bu adımlar, Pekin yönetiminin Çin’i ileri teknoloji alanında kendi kendine yeten bir güç haline getirme hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Söz konusu yönelim, nüfus yapısındaki dengesizliği giderme çabalarıyla da eş zamanlı ilerliyor. Uzmanlara göre bu sorunun çözülememesi halinde emeklilik sisteminin çökmesi, hane halkı için sağlık harcamalarının artması, verimliliğin düşmesi ve buna bağlı olarak kamu kurumlarına duyulan güven ile ekonomik çıktının aynı anda gerilemesi riski bulunuyor.

Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) bünyesinde görev yapan demografi uzmanı Stuart Gietel-Basten, Çin’in son 20-30 yılda izlediği yaklaşımı sürdürmesi halinde, nüfus yapısı ile ekonomik sistem arasındaki uyumsuzluk nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Gietel-Basten, bu durumun neden sürdürüldüğünün sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Uzmanlar, Çin’in süreci etkin biçimde yönetmesi halinde yapay zekâya yönelimin ve eş zamanlı diğer politikaların, demografik değişimlerin ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini en azından önümüzdeki birkaç on yıl boyunca önemli ölçüde sınırlayabileceğini değerlendiriyor.

Ancak kısa vadede istihdam kayıplarına yol açabilecek ve uzun vadede çalışma biçimlerini dönüştürebilecek ileri teknolojiye geçiş sürecinin yönetimi, dünya genelindeki hükümetler için ciddi bir sınama olarak görülüyor. Nüfusu 1,4 milyarı bulan ve büyümesini on yıllar boyunca geniş iş gücüne dayandıran Çin’de bu sürecin riskleri daha da belirginleşiyor. Ekonomik istikrarı meşruiyetinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkaran iktidardaki Çin Komünist Partisi açısından da sürecin hassasiyet taşıdığı ve önümüzdeki on yıl içinde Çin’i ‘orta düzeyde gelişmiş bir ülke’ konumuna yükseltme hedefiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.

dcfrrf
Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen bir sergide Ay Yeni Yılı vesilesiyle eğlence gösterileri sergileyen robotlar (AP)

Uzmanlar, Pekin yönetiminin bugün atacağı adımların yalnızca ülke ekonomisi üzerinde değil, küresel ekonomi ve gelecek nesiller üzerinde de uzun vadeli etkiler doğuracağını belirtiyor. Bu sürecin yalnızca doğum oranlarındaki düşüşü durdurma çabasıyla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor.

Hong Kong Üniversitesi’nde (HKU) ekonomi profesörü olan Guojun He, Çin’in robotik sistemler, dijital dönüşüm ve yapay zekâ yoluyla iş gücü verimliliğinde sürdürülebilir artış sağlayabilmesi halinde, fabrika işçi sayısı azalırken sanayi üretimini koruyabileceğini, hatta artırabileceğini ifade etti.

Guojun He, teknolojinin daralan iş gücünün ekonomik etkilerini, özellikle imalat sektöründe, önemli ölçüde hafifletebileceğini ancak tamamen ortadan kaldıramayacağını söyledi.

Haberde ayrıca söz konusu etkilerin sektörden sektöre farklılık göstereceği ve etkili sonuçlar alınabilmesi için eğitimden sosyal güvenliğe kadar uzanan bütüncül bir politika setine ihtiyaç duyulacağı vurgulandı.

Robot devrimi

Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre Çin, 2024 itibarıyla dünyadaki kurulu endüstriyel robotların yarısından fazlasına ev sahipliği yaparak küresel ölçekte en büyük pazar konumunda bulunuyor.

Ülke genelinde robot kolları; kaynak, boyama ve montaj işlemlerini tam otomatik üretim hatlarında eş zamanlı biçimde yürütüyor. Bazı tesislerde ise ‘karanlık fabrika’ olarak adlandırılan ve aydınlatma için elektrik harcanmasına gerek duyulmayan üretim modelleri uygulanıyor.

Yüksek teknoloji seviyesi sayesinde Çinli fabrikalar gelişmiş elektrikli araçlar ve güneş panellerini büyük hacimlerde ve düşük maliyetle üretebiliyor. Bu durumun, ülkenin dış ticaret fazlasının artmasına katkı sağladığı belirtiliyor.

Pekin yönetimi, insansı robotlar alanına da güçlü biçimde yatırım yapıyor. Ülkede 140’tan fazla şirketin, devlet destekli programlar kapsamında bu alanda çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor. Şu ana kadar insansı robotlar daha çok Çin’in teknolojik iddiasını yansıtan gösterilerle gündeme geldi; televizyon ekranlarında toplu dans performanslarında ve tanıtım amaçlı boks karşılaşmalarında sergilendi.

Bununla birlikte bazı modellerin montaj hatlarında, lojistik merkezlerinde ve bilimsel laboratuvarlarda denendiği bildiriliyor. Geliştiriciler, söz konusu robotların halen geliştirme aşamasında olduğunu ancak taşıma, ayrıştırma ve kalite kontrol gibi görevlerde insan verimliliğine yaklaşmaya başladığını belirtiyor.

cdsvfd
Çin’deki insansı robotlar (Reuters)

Tüm bu adımlar, Çin’in ileri teknoloji çağında ve artan işçilik maliyetleri karşısında rekabet avantajını koruma hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, 2015 yılında ilan edilen ‘Made in China 2025’ planında ortaya konmuştu. Aynı yıl Pekin yönetimi, on yıllar boyunca uygulanan ve tartışmalara yol açan tek çocuk politikasını da sona erdirme kararı almıştı.

Nüfus artış hızındaki düşüşün yaklaşan etkilerinin söz konusu sanayi politikasının temel motivasyonu olup olmadığı netlik taşımamakla birlikte, Çin’de bazı çevreler robotik ve yapay zekâ teknolojilerini bu demografik baskının olumsuz sonuçlarını hafifletebilecek araçlar olarak değerlendiriyor.

Yaşlanan nüfus

Resmî vizyon, robotların yalnızca fabrika işçisi olarak değil, aynı zamanda 60 yaş üstü nüfusa bakım hizmeti sunan destek unsurları olarak da kullanılmasını öngörüyor. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre hâlihazırda nüfusun yüzde 23’ünü oluşturan bu yaş grubunun oranının 2100 yılına kadar yüzde 50’yi aşması bekleniyor.

Yaşlı bakım sistemlerinin genişletilmesine yönelik aciliyet, geçmişte uygulanan tek çocuk politikasının mirasıyla daha da artıyor. Bu politika, ebeveyn bakım sorumluluğunu kardeş paylaşımı olmaksızın tek başına üstlenmek durumunda kalacak bir ‘tek çocuk’ kuşağının ortaya çıkmasına yol açtı.

Son yayımlanan hükümet yönergelerinde, yaşlı bakım hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla insansı robotlar ve yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi çağrısı yapıldı. Ayrıca beyin-bilgisayar arayüzleri, dış iskelet robotları ve fiziksel kapasitesi azalan yaşlılara destek sağlayacak yardımcı ekipmanların geliştirilmesi de öncelikler arasında yer aldı.

Devlet medyası ise insansı robotların yaşlılara 7 gün 24 saat bakım desteği sunabilecek şekilde yaygınlaştırılmasına yönelik hedefleri düzenli olarak gündeme taşıyor. Bu yayınların, kamuoyunda söz konusu teknolojilere yönelik kabulü artırmayı amaçladığı değerlendiriliyor.

Devlet destekli emeklilik sistemi de öne çıkan kaygılar arasında yer alıyor. Çok sayıda yaşlı Çinlinin dayandığı bu sistemin, nüfusun hızla yaşlanması ve ek reformların yapılmaması halinde açık veren bir yapıya dönüşebileceği öngörülüyor.

Ancak özellikle demografik gerilemenin daha da derinleşmesinin beklendiği yüzyılın ikinci yarısında, yalnızca baskı altındaki emeklilik sisteminin değil, ekonominin genel seyrinin nasıl şekilleneceği konusunda belirsizlik sürüyor.

Uzmanlar, teknolojik dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor. Bir ülkede verimliliğin artmasının her zaman istihdamın artacağı anlamına gelmediği; bunun, daha az sayıda çalışanın daha fazla üretim yapması sonucunu doğurabileceği belirtiliyor.

Çin’in hâlihazırda bazı sektörlerde iş gücü açığı, bazı sektörlerde ise işsizlikle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Teknoloji destekli verimlilik artışının uzun vadede ekonomik istikrarı destekleyebileceği, ancak kısa vadede iş gücü piyasasındaki dengesizlikleri artırabileceği değerlendiriliyor.

Yapay zekâ ve robot teknolojilerinin Çin’de kaç kişiyi işinden edebileceğine ilişkin tahminler farklılık gösteriyor. Bununla birlikte bazı yerel uzmanlar, bu teknolojilerin imalat sektörünün yaklaşık yüzde 70’ini etkileyebileceğini öne sürüyor.

Geçen ay yetkililer, söz konusu teknolojilerin hızla benimsenmesinin istihdam üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla bir dizi politika tedbirinin hayata geçirileceğini açıkladı.

Genel olarak uzmanlar, teknolojinin tek başına yeterli olmadığını; doğum oranlarını teşvik eden politikalarla birlikte ele alınacak kapsamlı bir önlem paketinin, Pekin yönetiminin artan demografik dönüşümün ekonomik ve toplumsal etkilerini hafifletmesinde belirleyici olacağını vurguluyor.


Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
TT

Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)

Sophie Clark 

Meta'nın, güvenlik ve gizlilik endişelerine rağmen akıllı gözlüklerine yüz tanıma yazılımı eklemeyi planladığı bildirildi.

New York Times'a (NYT) göre gözlüğü takanlar "Name Tag" (İsim Etiketi) özelliği sayesinde, baktıkları kişinin kim olduğunu anlamayı sağlayan bilgiler edinecek.

Ancak gazetenin eriştiği bir iç yazışmada bu teknolojinin "güvenlik ve gizlilik riskleri" taşıdığına değiniliyor.

Dahası NYT'ye göre şirket, tartışma yaratma potansiyeline sahip ürünü ABD'de süregelen siyasi kargaşa sırasında piyasaya sürmenin avantaj sağlayacağını düşünüyor.

Gazetenin aktardığı üzere sızan notta "Bize saldırmasını beklediğimiz birçok sivil toplum kuruluşunun, kaynaklarını başka konulara yoğunlaştırdığı dinamik bir siyasi ortamda bunu piyasaya süreceğiz" ifadeleri yer alıyor.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sadece kaçak göçmen olduğundan şüphelenilenleri değil, ICE'a karşı protesto yapan Amerikan vatandaşlarını da takip etmek için son aylarda yüz tanıma teknolojisini kullandı.

The Independent'a konuşan Meta sözcüsü, şirketin teknolojiyi incelemeyi sürdürdüğünü ve seçeneklerini değerlendirdiğini söyledi.

Açıklamada "Milyonlarca kişinin bağlantı kurmasını ve hayatlarını zenginleştirmesini sağlayan ürünler geliştiriyoruz" dendi.

Böyle bir özelliğe yönelik ilgiyi sık sık duyuyoruz (ve piyasada bazı ürünler zaten var) ancak hâlâ seçenekleri değerlendiriyoruz ve herhangi bir şey çıkarırsak öncesinde dikkatli bir yaklaşım sergileyeceğiz.

Bu hamle Facebook'un, sosyal ağda gizlilik ve yasallık arasındaki "doğru dengeyi" bulmak amacıyla yüz tanıma özelliğini sitesinden kaldırmasından 5 yıl sonra geldi.

O zamandan sonra Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg, büyük teknoloji şirketlerine dostça davranan ve pek düzenleme uygulamayan ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'ına yakınlaştı.

Meta'nın 2021'de piyasaya sürdüğü ilk Ray-Ban akıllı gözlükleri o zamanlar sadece fotoğraf çekip video kaydedebiliyordu. CEO ve Facebook kurucusu, yapay zekayla çalışan yeni gözlükleri geçen eylülde tanıtmıştı.

Geçen yıl yaklaşık 7 milyon satan gözlüklerin popülaritesi kanıtlandı.

Gözlüklerin yapımında yer alan üç kişi NYT'ye yaptığı açıklamada yüz tanıma özelliğinin, Meta'nın ürününü rakip OpenAI'ın ürettiği akıllı gözlüklerden ayıracağını söyledi.

Ancak Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nden (ACLU) Nathan Freed Wessler, yüz tanıma teknolojisinin "kötüye kullanıma açık" olduğu uyarısında bulundu.

Wessler "Amerika sokaklarında yüz tanıma teknolojisi kullanılması, hepimizin güvendiği pratik anonimliğe benzersiz bir tehdit oluşturur" dedi.

Independent Türkçe', independent.co.uk/news