Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall, Şarku’l Avsat’a konuştu: Libyalı liderler ülkelerini yüzüstü bıraktı… Paralı askerler hızla sınır dışı edilmeli

Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall (Twitter)
Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall (Twitter)
TT

Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall, Şarku’l Avsat’a konuştu: Libyalı liderler ülkelerini yüzüstü bıraktı… Paralı askerler hızla sınır dışı edilmeli

Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall (Twitter)
Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall (Twitter)

Birleşik Krallık’ın Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall, Libya Temsilciler Meclisi (TM) ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) arasında yapılan görüşmelerin ‘başarısı için daha fazla siyasi oluşumun katımlıyla’ kapsamının genişletilmesi çağrısında bulundu. Bunun siyasi ve yasal engellere odaklanılmasıyla yapılması gerektiğine dikkati çeken Büyükelçi Hurndall, “Artık Libyalı liderlerin ülkelerini yüzüstü bıraktıkları ortada. Kendi çıkarları yerine Libya’nın çıkarlarını öncelediklerini gösteren gerçek bir eyleme imza attıklarını görmek isterim” ifadelerini kullandı. İngiliz Büyükelçi, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Abdullah Bathiliy’in de Libya’nın Bağımsızlık Günü kutlamaları sırasında Libyalı liderleri ülkelerinin çıkarlarını öncelemeye çağırdığını hatırlattı.
Büyükelçi Hurndall, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, mevcut ilerlemeyi engelleyen temel sorunları ele almanın önemini vurgulayarak, “Bu ancak tüm tarafların beklenen seçimlerin sonuçlarını kabul etmeye ne ölçüde kararlı olduklarıyla ve kaynakların nasıl dağıtılıp kullanılacağıyla ilgili bazı sorular yanıtlanarak yapılabilir” ifadelerini kullandı.
Büyükelçi Hurndall, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Libyalı liderler ilerleme kaydedemedikçe Libya halkı kaybediyor. Halk devriminin üzerinden on yılı aşkın bir süre geçti. Libya artık imrenilecek doğal ve insan kaynaklarından yararlanarak gelişmeli, eğitim ve sağlık alanlarında küresel bir rakip olmalıdır. Siyasi bir çözüm bu potansiyeli açığa çıkaracaktır.”
Birleşik Krallık ve Batılı müttefiklerinin, Abdulhamid ed-Dibeybe başbakanlığındaki geçici Ulusal Birlikte Hükümeti (UBH) görevden alınması gerektiği anlamına gelen; Libya'da seçimlerin yapılmasını sağlayacak yeni bir hükümet kurulması gerektiğine dair söylemlerine değinen İngiliz Büyükelçi, “Şu anda herhangi bir tutum değişikliğinin bu sorunları çözmesi pek olası değil. Libya’nın sadece bugününe değil, geleceğine odaklanarak tüm tarafların bir uzlaşıya varması öneriliyor” dedi.
Bunun bölünmelerin ve güvensiz bir ortam yaratan çatışmaların gölgesinde zor olduğunu bildiğini söyleyen Büyükelçi Hurndall, “Ama sonuçta imkansız değil. Libya’daki siyasi çıkmaz da aşılamaz değil. Libyalı liderlere birçok kez söylediğim gibi istedikleri takdirde seçimlerde aday olacak isimlerde aranan kriterler de dahil olmak üzere tüm sorunlara çözüm bulabilirler” şeklinde konuştu.
Büyükelçi Hurndall, İngiltere ve Batılı müttefiklerinin Libya’daki ‘siyasi süreci engelleyenlere’ baskı yapmak için yaptırım silahını kullanmada başarısız olması konusunda, Libya'da son yıllarda yaşanan istikrarsızlığın uluslararası aktörler tarafından kullanıldığını ve Libya’nın başkalarının çıkarları için kullanılan bir sahaya dönüştürüldüğünü belirterek, “Ama bence uluslararası toplum artık, daha istikrarlı, uyumlu ve refah için bir Libya'nın herkesin çıkarına olacağının farkında” ifadelerini kullandı.
İngiliz Büyükelçi, şunları söyledi:
“Libya'nın Birleşik Krallık ile güvenlik, iklim değişikliği ve yasadışı göç gibi ortak sorunlar üzerinde birlikte çalışabileceğimiz bir müttefik olmasını istiyoruz. Diğer ülkelerin büyükelçilerinden birçoğunun da bunu istediğine inanıyorum.”
BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 2571 sayılı kararı çerçevesinde Libya'daki siyasi geçiş sürecini engellediği tespit edilecek kişilere yaptırımlar uygulanabileceğine işaret eden Büyükelçi Hurndall, “Gerekirse bu seçenekleri araştırmaya hazırız” dedi.
İngiliz Büyükelçi, “Ayrıca, tüm tarafları, ülke genelinde her yaştan ve kesimden Libyalılar ile yapacağım görüşmelerle barışçıl bir şekilde siyasi diyalog sürecine girerek kazanacakları bir şeyler olduğunu görmeye cesaretlendirmek için olumlu bir yaklaşım benimsemek istiyorum. Bence onlar da bunu görmek istiyorlar” diye konuştu.
Büyükelçi Hurndall, uluslararası toplumun Daha istikrarlı ve barışçıl bir Libya'yı desteklemek için elinden gelenin en iyisini yaptığını, ancak bunun Libyalı liderlerin ülkenin karşı karşıya olduğu zorluklarla mücadele etme ve egemenliğini geri kazanma konularındaki sorumluluklarını ortadan kaldırmadığını vurguladı.
Hurndall, Libya tarafından ülkedeki silahlı taraflara silah tedarikinin durdurulmaması konusunda Londra ve başta Washington olmak üzere Batılı müttefiklerine yapılan eleştirilerle ilgili bir soruya, “Silah ambargosunu uygulamak BM’ye üye olan tüm ülkelerin sorumluluğu. Biz de tüm BM üyelerinin bunu yapmasını bekliyoruz” yanıtını verdi.
Aynı şeyin Libya’daki yabancı unsurların ve paralı askerler için de geçerli olduğunu söyleyen İngiliz Büyükelçi, “Yabancı unsurların ve paralı askerlerin Libya’daki varlığı da silah ambargosunun ihlalidir ve hızla ülkeden sınır dışı edilmelerini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Birleşik Krallık’ın sadece Libya'da değil, bölgede de siyasal İslam'a karşı önyargılı olduğu eleştirilerini reddeden Büyükelçi Hurndall, “Bu doğru değil” dedi. Ülkesinin Libya'da belirli bir ideoloji yayma gibi çabası olmadığını söyleyen İngiliz Büyükelçi, aksine ülkesinin mevcut krizden bir çıkış yolu bulmak için tüm tarafları siyasi diyaloga girmeye teşvik ettiğini belirtti.
Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir ile yaptığı görüşmelerin arka planında İngiltere’nin ‘çıkarları ve hedefleri’ olduğuyla suçlamaları da reddeden Büyükelçi Hurndall, “Merkez Bankası, ülkenin istikrarı ve refahı konularında hayati bir rol oynayan önemli bir kurumdur. Bu yüzden İngiltere Büyükelçiliği Merkez Bankası ile iyi ilişkilerini sürdürmektedir” yorumunda bulundu.
İngiliz Büyükelçi, sözlerine şöyle devam etti:
“Ülkenin kurumlarıyla ilgileniyoruz, şahıslarla hiçbir çıkarımız söz konusu değil. Onlarla Libya’daki diğer kurumlardan ne daha fazla ne de daha az ilgileniyoruz.”
Öte yandan, mali yolsuzluk vakalarını araştırmak, bu tür olaylara karışan bazı kişiler hakkında soruşturma başlatmak ve kaçırdıkları paranın ülkeye geri getirilmesi için Libya Denetim Bürosu gibi kurumlarla birlikte çalıştıklarını söyleyen Büyükelçi Hurndall, “İngiltere’de bir mahkeme, geçtiğimiz Aralık ayında, yedi yıllık bir soruşturmanın ardından Libya Varlık Fonu’nu 8,45 milyon dolar zarar uğratan ve dolandırıcılıkla suçlanan üç fon yöneticisi hakkında hapis kararı verdi” dedi.
Rusya’nın Ukrayna’ya işgal etmesinden kaynaklanan küresel kıtlık nedeniyle Libya'nın küresel enerji piyasalarındaki rolünün çok önemli hale geldiğine dikkati çeken İngiliz Büyükelçi, son dönemde Libya’daki aşiretlerin liderleriyle yaptığı görüşmeleri savunmuş ve bu görüşmeleri görevi gereği yaptığını söylemişti. Büyükelçi Hurndall, “Büyükelçi olarak görevim, mümkün olduğu kadar çok Libyalıyı dinlemek ve onların bakış açılarını, umutlarını ve karşılaştıkları zorlukları anlamak. Ancak bu şekilde onların özlemlerini karşılayan bir siyasi süreci ve istikrarı destekleyebiliriz. Görüştüğüm taraflara aşiret liderlerinin yanı sıra sivil toplum örgütlerinin ve gençlik hareketlerinin temsilcileri de dahil ve bu görüşmeleri yapmaktan gurur duyuyorum” şeklinde konuştu.
Londra’nın yasadışı göç ve terörizm gibi önemli ortak sorunlar ve zorluklar konusunda Libyalılarla omuz omuza daha fazla çalışmayı sabırsızlıkla beklediğini belirten Büyükelçi Hurndall, iki ülke arasında terör eylemleriyle ve organize suçlarla mücadelede ortak çalışma programlarının uygulandığını, bunun yanında patlayıcı maddelerin ya da savaş kalıntılarının imhası ile ilgili kuruluşlara ve gerginliği ve çatışmayı önlemek için çalışan sivil toplum kuruluşlarına destek verildiğini söyledi.



Suriye Ulusal Diyalog Kongresi Hazırlık Komitesi Genel Koordinatörü Kıblavi Şarku’l Avsat’a konuştu: Geçiş dönemi için anayasal bir deklarasyon ve teknokrat bir hükümet gerekiyor

Dün Şam'ın doğusundaki Duma'da, Aralık 2013'te kaçırılan aktivistlerin akıbetinin açıklanması için protesto gösterisi düzenledi. (AFP)
Dün Şam'ın doğusundaki Duma'da, Aralık 2013'te kaçırılan aktivistlerin akıbetinin açıklanması için protesto gösterisi düzenledi. (AFP)
TT

Suriye Ulusal Diyalog Kongresi Hazırlık Komitesi Genel Koordinatörü Kıblavi Şarku’l Avsat’a konuştu: Geçiş dönemi için anayasal bir deklarasyon ve teknokrat bir hükümet gerekiyor

Dün Şam'ın doğusundaki Duma'da, Aralık 2013'te kaçırılan aktivistlerin akıbetinin açıklanması için protesto gösterisi düzenledi. (AFP)
Dün Şam'ın doğusundaki Duma'da, Aralık 2013'te kaçırılan aktivistlerin akıbetinin açıklanması için protesto gösterisi düzenledi. (AFP)

Beşşar Esed rejiminin devrilmesi ve Suriye'de Ahmed eş-Şera liderliğinde yeni bir yönetimin başa gelmesinin ardından Suriye dosyasındaki gelişmeler dikkatle takip ediliyor. Belki de buradaki en önemli soru, eş-Şera'nın medya açıklamalarında duyurduğu Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin detaylarının, bir hazırlık komitesinin oluşturulmasının ve kabul edilecek koşullara göre kimlerin davet edilip kimlerin dışarıda bırakılacağıdır.

dsvfbg

Suriye Ulusal Diyalog Kongresi Hazırlık Komitesi Genel Koordinatörü, Suriyeli yazar ve siyasi araştırmacı Dr. Mueyyed Gazlan Kıblavi, Şarku’l Avsat'ın sorularını yanıtladı.

Kıblavi, ‘Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'ne davet edilecek şahsiyetlerin mevcut ya da geçmiş mücadeleleri, Suriye davasına katılımları ve devrimci faaliyetleri nedeniyle davet edileceğini’ vurguladı. Siyaset yapmayan devrimciler olduğu gibi, devrimi pratik etmeyen siyasetçiler de olduğunu belirten Kıblavi, gençlik kategorisinin, kadın kategorisinin, muhalifler kategorisinin ve mahkûmlar kategorisinin önemine dikkat çekti. Kıblavi, “Kategoriler çok. Örneğin, şu ana kadar 15 kategori belirledik ve henüz kategorize edilmemiş olanlar da var. Bu sayı 20 kategoriye ulaşabilir ve bazı kategoriler diğerleriyle birleştirilebilir” ifadelerini kullandı.

Devrimden önce ve sonra Suriye toplumunun kategorize edilmesinin her zaman sorunlu olacağını vurgulayan Kıblavi, “Bu yüzden kongreyi, bu sosyal yelpazeler (şu anda oluşmakta olan siyasi topluluk) arasında anlayış ve iletişim alanları için bir başlangıç olarak gördük. Çünkü Suriye'de elli yıl boyunca oluşuma izin verilmedi, yasaklandı. Düşünce tutsak edildi ve oluşum suç sayıldı” şeklinde konuştu.

dsfvgb
Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) ile ABD Dışişleri Bakanlığı heyeti arasında geçtiğimiz eylül ayında Ankara'da yapılan toplantıdan (SMDK)

Kıblavi, “Bu daha başlangıç. Dolayısıyla, içeridekiler kendi siyasi bileşenlerini oluşturma fırsatına sahip değilken ya da gelecekteki Suriye'ye doğru ilerlemek için belirli bir ideolojinin arkasına saklanamazken, dışarıda oluşturulan bileşenleri davet edemeyiz” dedi.

Kıblavi sözlerini şöyle sürdürdü: “Şam Deklarasyonu, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK), Suriye Ulusal Konseyi ve diğerleri gibi oluşturulan siyasi kurumlarla dışarıdakiler birçok bölünmeden muzdaripti, devlet başkanlığı ve seçimlerde hizipçilikten muzdaripti ve sokak tarafından meşrulaştırılmamıştı. Bu nedenle oluşum koşulları mevcut koşullardan tamamen farklı olan siyasi yapıları davet etmekten kaçındık.”

Kıblavi sözlerine şöyle devam etti: “Şimdi bileşenler yeni Suriye'deki hedeflerini ilan etmeye başlayacaklar ve şöyle diyecekler: Ben belli bir grubun bileşeniyim, belli bir siyasi yelpazenin bileşeniyim ya da belli bir siyasi ideolojinin bileşeniyim, taleplerim bunlar ve saygı görmek ve dahil edilmek istediğim yol bu. Yurtdışında kurulan bileşenlere gelince, onlar kotalara alışkındı ve kotalar muhalif kurumların bileşiminde ve yapısında mevcuttu. Bu gayet açık. Ekim 2011'de İstanbul'da kurulan Suriye Ulusal Konseyi, Müslüman Kardeşler ve Şam Deklarasyonu gibi onlarca yıl önce kurulan siyasi gruplar Suriye meselesindeki ağırlıklarına göre kota alırken, devrimci hareket marjinal kaldı ve siyasi uygulamalarda ağırlıkları olmadı.”

Bu nedenle Kıblavi, “Otuz kırk yıldır Suriye'de bulunmayan siyasetçilerin temsil edilmesi kabul edilemez. Zira oluşturdukları organlar bir ‘bileşen’ olarak kabul edilemez. Bu, içeride kalan ve -izin verilmediği için- herhangi bir siyasi faaliyette bulunamayan Suriye halkına yapılan bir haksızlıktır” ifadelerini kullandı.

*Eş-Şera daha önceki açıklamalarında davetlerin muhalif organlara değil, bireylere yapılacağını söylemişti... Peki, örneğin SMDK'dan şahsiyetler davet edilecek mi?

Kıblavi bu soruya şu cevabı verdi: “Elbette davetler bireylere yönelik olacak, muhalif oluşumlara değil. SMDK’dan da bazı şahsiyetler davet edildi. Zira bu siyasi oluşumların hedefleri temelde bir noktadaydı ve şimdi değişti. Devrim öncesi ile devrim sonrası aynı değil. Ayrıca bu oluşumların içinde hizipler, siyasi partiler ve parti akımları gibi başka bileşenler de var. Bu nedenle sadece bireyleri davet etmeye karar verdik.”

Varlıkları sona erdi

Kıblavi, muhalif oluşumlar ilk kurulduğunda belirtilen kuruluş amaçlarından birinin, devrimin zafere ulaşması halinde bu oluşumların varlığının sona ereceği olduğunu belirtti. Bu, devrimin zafere ulaşması ve rejimin düşmesi halinde söz konusu oluşumların kendilerini feshedeceklerine dair birden fazla kez yapılan açıklamaydı. Dolayısıyla bu varlıklar artık zaman ve bağlam dışıdır.

*Salı günü yaptığınız açıklamalarda, Suriye'deki askeri güçlerin temsilcisi olarak Askeri Operasyonlar Dairesi'nin davet edileceğini söylediniz. Aslında, Suriye devriminin başında rejimden ayrılan ve maddi ve manevi bedel ödeyen askeri personel, Esed sonrası Suriye'de tamamen göz ardı edildiklerini hissediyor. Suriye Ulusal Diyalog Kongresi onları yeni Suriye'yi müzakere etmek üzere davet etmeyecek mi?

Kıblavi şu cevabı verdi: “Ordudan ayrılanlar Savunma Bakanlığı bünyesinde değerlendirilecek, ancak bu henüz tamamlanmamış bir aşama. Çünkü hazırlanmakta olan pek çok lojistik mesele var. Ordudan ayrılanlar Savunma Bakanlığı'na dahil edilecek. Bağımsız olarak davet edilecek ayrı bir siyasi ya da askeri unsur değiller, Askeri Operasyonlar Dairesi'ne bağlı olacaklar.”

Ön koşullar

*Farklı Suriyeli gruplara ulaşmak için kriterler neler? Davet kriterleri neler?

Kıblavi, “Ne kadar adil ya da teknik olmaya çalışırsak çalışalım, herkes için adil olamayız ve herkesi tatmin edemeyiz. Suriye halkını sınıflandırmak ve bu sınıflandırmada adil olmak istersek, devrimci hareket, devrimci savaşçı, kendi topraklarında devrim yapmamış siyasi düşünür, belirli bir bölgeye ait olan ve Suriye'de bulunan tüm etnik ve ırksal bileşenler olarak ayrılırlar. Ayrıca çeşitli şehirler arasında dağılmış bileşenler de var. Tüm bu bileşenler arasından kongreye katılacak uygun kişiler seçilecek. Böylece bölgeleri kapsamış, toplumsal çeşitliliği sağlamış, gençleri, tutukluları ve siyasi aktivistleri, entelektüel ve devrimci olarak kuşatmış olacağız. Açıkçası bu biraz kapsamlı sayılır” ifadelerini kullandı.

*Peki, tüm Suriye için yüzde 100 adil olacak mı?

Kıblavi şöyle cevapladı: “Tabii ki mümkün değil. Dünyada davet kriterlerinde yüzde 100 adil olan hiçbir kongre yoktur. Bu bağlamda tarafsız olmamız gerekmediğini unutmayın. Bizden istenen gelecekteki Suriye'nin çıkarlarını düşünmemiz.”

CSDVFBR
Suriye’deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera ve askeri gruplar arasında yapılan toplantıda yeni Suriye'de askeri kurumun nasıl şekilleneceği ele alındı. (Askeri Operasyonlar Dairesi)

Bir sonraki hükümetin şekli

*Suriye’deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera, mevcut hükümetin tek renkli olduğunu kabul etti. Kongrenin toplanmasının yakın olduğu konuşulurken, bir sonraki hükümetin Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin içinden çıkacağına dair sorular akla geliyor. Bu hükümetin katılımcı bir hükümet olacağına dair herhangi bir ön yargı var mı? Ayrıca, bir sonraki hükümet sisteminin şeklini yani başkanlık mı yoksa parlamenter mi olacağını konferans katılımcıları mı belirleyecek?

Kıblavi bu soruyu, “Kongre, bir sonraki hükümet sisteminin şeklini belirlemeyecek. Çünkü kongre bir yasama organı değil. Parlamento, kongrenin hazırlayacağı çalışma ve belgelerden kaynaklanabilecek prosedürlerin bir parçası” diye yanıtladı.

“Genel sekreterlik gibi seçilmiş bir danışma komitesi” olduğunu da ifade eden Kıblavi, “Komiteler sayıca fazla olduğu için hükümet sisteminin parametrelerini belirlemek üzere mini komiteler seçilebilir. Elbette hükümet sistemi önerilecek ya da onaylanacaktır. Bundan sonra mevcut çalışmalar sona erecek ve çok hassas bir aşama olan geçiş dönemi için teknokratlar hükümeti olması beklenen bir hükümet kurulacaktır. Suriye'nin geleceğine gelince, bunu Suriye halkı ve tartışmaların başlangıç noktası olarak kabul edilen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi sırasında fikirlerin billurlaşması belirleyecek. Tüm bu göstergeler Suriye'deki hükümet sistemini belirleyecektir. Daha da önemlisi, kongreden kaynaklanacak anayasal boşluk, söz konusu anayasal boşluğu doldurarak geçici bir anayasal bildiri yayınlayacak olan uzman bir komite tarafından doldurulacaktır” dedi.

Kongrenin zamanlaması

*Kongrenin yakın zamanda toplanmasına tanık olacak mıyız? Yoksa beklemek mi gerekiyor? Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne kimlerin davet edileceğini hazırlık komitesi mi belirleyecek?

Kıblavi şu cevabı verdi: “Hazırlık komitesi ilgili makamlardan onay aldıktan sonra çalışmalarına başlayacak. Tarih konusuna gelince, hazırlık komitesi oluşturulduktan sonra, davet edilen şahsiyetler ve gruplarla iletişim kurmak yeterli zaman alacak. Meselelerin çözüme kavuşturulması bir hafta ya da belki 9 gün sürebilir.”

SCDVFEGR
Eski rejim ordusu mensupları, 1 Ocak'ta Suriye'nin Humus kentindeki uzlaşma merkezlerinde kayıt yaptırmak için sıraya girerken Esed'in fotoğrafını çiğniyorlar. (AP)

Kıblavi, “Hazırlık komitesi davetler için kriter belirlemez. İçeriden ve dışarıdan davetlilerin lojistiğini kolaylaştıran ve onlarla kongreye davet edildiklerini ve katılıp katılmayacaklarını kısaca görüşen bir komitedir. Yani konferans öncesi aşamanın lojistiğini kolaylaştıran ve ön kolaylaştırıcılığını yapan bir komite; sonuçlara ya da davet kriterlerine karar veren bir komite değil. Aday gösterecek olanlar genel olarak sivil toplum örgütleri olacak ve doğal olarak sendikalar da bunların arasında yer alacak” şeklinde konuştu.

Komite seçimi için kriterler

Hazırlık komitesi üyelerinin hangi kriterlere göre seçileceği sorulduğunda ise Kıblavi şu yanıtı verdi:

“Bu kişiler Suriye'deki en nitelikli kişiler olmayacak. Çünkü bu çok zor. Ancak yurt içinde olduğu kadar yurt dışındaki devrimci siyasi ortama ve bölgesel dağılıma dair bilgi ve aşinalıkları da göz önünde bulundurulacak. Hazırlık komitesi üyesinin bileşenler hakkında bilgi sahibi olması, devrim ve siyasi süreç konusunda daha önce deneyim sahibi olması ve Suriye'deki siyasi çevreler arasında ya da elbette yurtdışında sürekli faaliyet göstermesi ve tanınması nedeniyle Suriye arenasında bilinmesi gerekir.”