Suudi Arabistan, tüm dünyada güvenli ve sağlıklı bir geleceğe öncülük edecek

Riyad yönetimi tedavisi olmayan hastalıklara son verilmesi için çalışacak.

Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi.  (Şarku’l Avsat)
Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, tüm dünyada güvenli ve sağlıklı bir geleceğe öncülük edecek

Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi.  (Şarku’l Avsat)
Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi’ne katılan hükümet yetkilileri, uzmanlar ve bilim insanları dün başlayan zirve oturumlarında sinirbilim, hücre ve gen terapisi konularını ele aldı
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın himayesinde  düzenlenen ve açılışını Ulusal Muhafız Bakanı Abdullah bin Bender’in yaptığı Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi’nde biyoteknolojideki yatırım eğilimleri, Suudi Arabistan’da hücresel terapinin stratejik uygulaması, sıvı kristal ekranlar kullanılan bir teknoloji olan IPS’a dayalı hücresel terapinin önünün açılmasının yanı sıra hücre ve gen mühendislik terapileri için yeni modallere yönelik imkanlar ele alındı.
Zirve sırasında hücresel terapi kullanarak kanser hücrelerini hedef alarak tümörleri ortadan kaldırmanın yollarını bulma ve önümüzdeki on yıl için inovasyon bakış açısıyla araştırma ve geliştirme üretkenliğini artırma çağrısında bulunuldu. Ayrıca tıbbi biyoteknoloji için küresel ortaklıklar ve küresel ortaklık yoluyla bir sonraki salgına hazırlık yapılması amacıyla oturumlar düzenlendi.
Yeni ilaçların geliştirilmesinde ortaklıkların rolü ve talebe göre gelişmiş cihazlara ulaşmanın yollarının tartışıldığı zirvede, “2023'te ne kadar yakınız?” sorusuna cevap aranırken Kral Abdullah Uluslararası Tıbbi Araştırma Merkezi inovasyon ve ortaklık haritasına da ışık tutuldu.

Rönesansı desteklemek ve rekabet gücü yaratmak
Ulusal Muhafız Bakanlığı Sağlık İşleri İcra Kurulu Başkanı ve Kral Suud bin Abdülaziz Sağlık Bilimleri Üniversitesi Başkanı Bende el Kinavi, zirvenin sponsoru olan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın daha müreffeh bir ülke inşa etme talebi bağlamında, ülkesinin dünya ülkeleri arasında ön sıralarda yer aldığını söyledi.
Kinavi Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi’nin açılış töreni sırasında yaptığı konuşmada, Veliaht Prens'in açıklamalarının, yeteneklerden yararlanan, rönesansı destekleyen, rekabet gücü yaratan ,daha fazla yaratıcılığa, göz kamaştırıcılığa ve farklılığa yönelik isteğin çıtasını yükselten ‘ilham verici bir liderden’ gelen  teşvik olduğunu ifade etti.
Zirvenin, dünyadaki biyoteknoloji liderleri arasında bilgi alışverişi yoluyla bir "biyoteknolojik sağlık endüstrisi" yaratma ve Suudi Arabistan Krallığı’nın tıbbi biyoteknoloji alanında lider bir oyuncu olarak konumunu pekiştirme fırsatı sağladığına değinen Kinavi, yenilikçi model sunmanın yatırım fırsatlarını keşfetmek için fırsat sağladığını vurguladı.
Kinavi’ye göre Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi, endüstriyel sağlık yatırım sistemi için modern bir çağ inşa etmek adına tıbbi biyoteknoloji üretimi dünyası ve sağlığın geleceği endüstrisinde parlak bir yapı taşı niteliğinde. Genetik tedavi, hücreler, bulaşıcı hastalıklar, kanserli tümörler için aşıların geliştirilmesi, nadir hastalıkların doğru tedavisi ve klinik konuların tartışıldığı zirvede etkili sonuçlar elde edilmesi bekleniyor.
Yetkili açıklamasında, Suudi Arabistan’daki bakanlıklar ve hükümet sektörlerinin ulusal ve küresel ortaklık ile biyomedikal teknolojinin geleceğini inşa eden ortak bir ulusal strateji oluşturmanın yanı sıra tıbbi biyoteknoloji endüstrisinin geleceğini yapılandırmak ve çeşitli alanlarına yatırım yapmak için çabalarının bütünleştiğini söyledi.

Teknik gelişmenin hızlanması
Diğer yandan Riyad'daki Kral Abdullah Uluslararası Tıbbi Araştırma Merkezi İcra Direktörü Dr. Ahmed el Asker de Ulusal Muhafız Bakanı’nın huzurunda, Yatırım Bakanlığı ile stratejik ortaklık ikincisi düzenlenen Küresel Tıbbi Biyomedikal Teknoloji Zirvesi 2023'ün sonuçlarının umut verici olacağını vurguladı.
Asker dünkü zirve sırasında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Teknolojik gelişmenin küresel düzeyde hızlanması açısından bugün tanık olduğumuz şey, insanların hayatını ve geçimini olumlu yönde etkileyecek. Buna toplumların ekonomilerindeki dönüşümler ve genel olarak ülkelerin yönelimleri eşlik edecek. Bu dönüşüm, petrole dayalı bir ekonomiden alternatif ürünlere ve ileri teknolojilere dayalı bir ekonomiye, hatta bu alanda liderliğe dayalı bir ekonomiye dönüşümü hedefleri arasına koyan Suudi Arabistan  liderliğinin öngörülü vizyonuyla örtüşüyor.”

Yüzde sekizlik küresel pazar büyümesi
Asker açıklamasının devamında küresel pazarın büyüme oranlarına dikkat çekti:
“Biyomedikal teknoloji sektörü derken insan sağlığını doğrudan etkileyen bir sektörden bahsediyoruz. Sanırım koronavirüs pandemisinden çıkardığımız dersler, bu sektörün insan sağlığı ve ülke ekonomileri için önemini doğruladı. Genel bir ekonomik görünümle, 2025'te genel olarak biyoteknoloji sektörü için küresel pazar büyüklüğünün yıllık yüzde 8'lik bir büyüme oranıyla yaklaşık 800 milyar dolara ulaşacağını görüyoruz.”
Küresel aşı pazarının büyüklüğünün yıllık yüzde 10 büyüme oranıyla 30 milyar dolar olarak tahmin edildiğine dikkat çeken Asker, biyolojik tedavilerin 2030'da küresel ilaç pazarının yüzde 30'unu oluşturacağını, söyledi. Genetik bozuklukları onarmak için çalışan ilaçların ortaya çıkmasıyla, hastalıkların genetik nedenlerine göre yeni sınıflandırmalara ayrıldığını belirtti.

Tedavisi olmayan hastalıkların bertaraf edilmesi
Asker’in gündeminde hastalıkların tedavi edilmesi de vardı:
“Genetik mühendisliği ve bağışıklık hücrelerini yönlendirmek, tedavisi olmayan hastalıkların kökünü kazımada baskın olacak. Teşhis araçlarının mobil cihazlara indirgendiğini, büyük veri bilimi ve yapay zeka üzerine kurulu dijital uygulamalar göreceğiz. Hastalıkları tahmin etmek ve daha sonra yayılmadan önlemek mümkün olacak. Bunlar örnekler ve bir zamanlar bilim kurgu olan şeylerin çoğu bugün gerçek oldu.”
Yeni ekonomik oluşumlarla tıbbi teknolojilerle yeni değişimlerin ortaya çıkacağını belirten Asker, Suudi Arabistan'da tıbbi biyoteknoloji sektörünün ilerlemesini ve hızlanmasını sağlamak için üniversiteler, araştırma merkezleri ve özel sektör gibi altyapı kuruluşlarını yeni bir çevresel entegrasyonun oluşturulmasıyla bazı yeni kuruluş ve stratejilerin  başlatılacağını söyledi.
Kral Abdullah Uluslararası Tıbbi Araştırma Merkezi’nin 15 yıllık yolculukta, kurulduğu günden bu yana yalnızca tıbbi biyoteknolojinin yerlileştirilmesinde değil, önde gelen kuruluşlar arasında da yer aldığını söyleyen Dr. Ahmed el Asker, sağlık ve ekonomik etkisi olan ürünleri dönüştürme arzusuyla yeni teknolojilerin inovasyonuna, üretimine ve geliştirilmesine katıldığını kaydetti.
Asker ayrıca tüm programların tıbbi teknolojiyi transfer etmek, geliştirmek, ülke ve dünya yararına yatırımları çekmek için ortak iş birliğini geliştirmeyi amaçladığını vurguladı.



Suudi Arabistan’ın ‘koruyucu önlemleri’ ekonomisini savaşın ateşinden korumayı nasıl başardı?

Suudi Arabistan’ın başkentindeki bir caddede dalgalanan Suudi bayrakları (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın başkentindeki bir caddede dalgalanan Suudi bayrakları (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan’ın ‘koruyucu önlemleri’ ekonomisini savaşın ateşinden korumayı nasıl başardı?

Suudi Arabistan’ın başkentindeki bir caddede dalgalanan Suudi bayrakları (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan’ın başkentindeki bir caddede dalgalanan Suudi bayrakları (Şarku’l Avsat)

ABD ile İran arasındaki savaşın bölgeyi son yılların en şiddetli gerilim dalgalarından birine sürüklediği, Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapanmasına yol açtığı; petrol, nakliye ve sigorta fiyatlarını tırmandırdığı bir dönemde, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Suudi Arabistan’ın kredi notunu ‘A+’ olarak teyit etmesi ve görünümünü ‘durağan’ olarak belirlemesi, temel bir soruyu gündeme getirdi: Suudi Arabistan ekonomisi, krizin tam merkezinde mali sağlamlığını korumayı nasıl başardı?

Söz konusu başarının arkasında yalnızca petrol fiyatlarındaki artışın bulunmadığı; mali ve lojistik tamponların oluşturulması, finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi, enerji altyapısının geliştirilmesi ve özel sektörün rolünün güçlendirilmesi gibi dış şokları absorbe etme kapasitesini artıran ve yıllar içinde biriken kapsamlı bir reform paketinin yer aldığı belirtiliyor.

Uluslararası finans ve iş dünyası, Uluslararası Para Fonu (IMF) Guvernörler Kurulu’nun Suudi Arabistan ile gerçekleştirdiği 2026 yılı Madde 4 konsültasyonlarına ilişkin bu ay yayınlanacak kapsamlı raporunu beklerken; IMF heyetinin verileri, Suudi Arabistan Merkez Bankası rakamları ve ödemeler dengesi raporları, ülke ekonomisinin son yılların en zorlu jeopolitik sınavlarından birini nasıl başarıyla atlattığını ortaya koyuyor.

Alternatif arterler

Tahran’ın, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapattığını açıklamasıyla, birçok kesim Körfez’deki petrol ihracatının büyük ölçüde felce uğrayacağını öngörmüştü. Ancak Suudi Arabistan, petrolünü boğazdan uzak güzergahlardan güvenli bir şekilde ihraç etmesini sağlayacak entegre bir sistemi onlarca yıl öncesinden inşa ederek bu senaryoya hazırlıklı olduğunu gösterdi.

FVTBY
Suudi Arabistan’ın başkentinin havadan görünümü (Reuters)

Bu strateji kapsamında, petrolü Kızıldeniz’deki Yanbu limanlarına taşıyan Doğu-Batı boru hattının geliştirilip kapasitesinin artırılmasının yanı sıra, dünya genelindeki kilit pazarlarda stratejik depolama merkezleri kuruldu ve küresel ölçekte en büyük yedek üretim kapasitesi muhafaza edildi.

Kriz patlak verdiğinde ise bu sistem, Saudi Aramco’nun ihracat taahhütlerini eksiksiz yerine getirmeye devam etmesini sağladı. Boru hattı üzerinden sevkiyatı destekleyen, yurt dışı stoklardan yararlanan ve yedek üretim kapasitesinin bir kısmını devreye sokan şirket; sevkiyatlardaki düşüşü sınırlandırarak boğazın kapatılmasının Suudi petrol akışı üzerindeki etkisini asgariye indirdi.

Enflasyon neden düşük seviyede kaldı?

Savaşın küresel ölçekte petrol, nakliye ve deniz sigortası fiyatlarını artırmasına rağmen, bu şokun yerel ekonomiye yansıması diğer birçok ülkeye kıyasla sınırlı kaldı.

Bu durumun; tedarik zincirlerinin etkinliği, riyalin dolara çıpalı döviz kurunun istikrarlı seyri, temel mallardaki yüksek stratejik stoklar ve piyasa istikrarını koruyan mali ve parasal politikalardan kaynaklandığı belirtiliyor.

Bu doğrultuda IMF, 2026 yılı boyunca ortalama enflasyonun yalnızca yüzde 2,3 civarında gerçekleşmesini bekliyor. Bu oran, gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ekonomiye kıyasla oldukça düşük bir seviyeyi temsil ediyor.

Cari hesap fazlası

İlk bakışta savaşın ülkenin dış dengelerine zarar vermesi beklense de, ilk çeyrek verileri bunun aksini ortaya koydu. Cari işlemler hesabı, 2025 yılının son çeyreğindeki 8,2 milyar dolarlık açığa kıyasla, yaklaşık iki yıllık açığın ardından kaydedilen ilk fazla olarak 4,1 milyar dolar fazla verdi.

Söz konusu dönüşüm, iki yönlü bir dengenin sonucu olarak gerçekleşti. Yaşanan aksaklıklar nedeniyle ihraç edilen petrol miktarı gerilerken, yükselen fiyatlar bu düşüşün büyük bir kısmını telafi etti. Bu süreçte, nakliye kesintileri sebebiyle ithalat yavaşlarken, ülke içindeki ziyaretçi harcamalarının artmasıyla seyahat dengesi de iyileşme gösterdi.

İstikrarı güçlendiren araçlar

Ekonominin dayanıklılığını artıran tek unsur cari işlemler fazlası olmadı; aynı zamanda Suudi Arabistan’ın krize hazırlıklı girmesini sağlayan bir dizi mali araç da bu süreci destekledi. Veriler, ülkenin kriz dönemine istikrarı korumaya yardımcı olan güçlü finansal enstrümanlar ve faktörlerle girdiğini gösteriyor. Bu faktörler şu şekilde sıralanıyor:

- Dış varlıkların yeniden yapılandırılması: Kamu kurumlarının ve Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) yatırım faaliyetleri, 2026’nın ilk çeyreğinde yabancı varlıkların nakde çevrilmesinde tarihi bir artışa sahne oldu. Satılan ve transfer edilen varlıkların değeri, 2025’in son çeyreğindeki 4 milyar dolarlık seviyeye kıyasla yüzde 460’lık bir artışla yaklaşık 22,6 milyar dolara ulaştı. Bu keskin büyüme, dış likiditenin yurt içine yönlendirilmesinde hızlanan bir tempoya işaret ediyor.

- Rezerv varlıkların istikrarı: Kamu kurumlarının dış varlıklarını nakde çevirme oranındaki sıçramaya karşılık, Suudi Arabistan Merkez Bankası nezdindeki rezerv varlıklar güçlü ve dengeli seviyesini korudu. İlk çeyrek sonu itibarıyla yıllık bazda yüzde 9,32 artışla 1,862 trilyon riyale (yaklaşık 496,5 milyar dolar) ulaşan bu rezervler, finansman rollerinin etkin dağılımını gözler önüne serdi. Kamu kurumları, yerel projeleri finanse etmek için resmi döviz rezervlerinden doğrudan çekim yapmak yerine, yatırım portföylerini döndürmeyi ve dış varlıklarının bir kısmını nakde çevirmeyi tercih ederek ülkenin mali güvenlik kalkanını ve küresel kredi itibarını güçlendirdi.

- Kredi değerliliği: Ödemeler dengesi ve rezerv varlık hacmindeki bu göstergeler, doğrudan ülkenin egemen kredi notuna yansıdı. Önde gelen küresel kredi derecelendirme kuruluşları, 2026 yılı değerlendirmelerinde Suudi Arabistan ekonomisinin yapısal gücünü ve bölgesel jeopolitik şoklara karşı yüksek direncini teyit etti. Fitch ve S&P, ülkenin kredi notunu ‘A+’ seviyesinde ve görünümünü ‘durağan’ olarak teyit ederken, Moody’s yüksek notu olan ‘Aa3’ü korudu. Yayınlanan raporlara göre bu değerlendirmeler; dış ödemeleri benzer nota sahip ülkelerin ortalamasının üzerinde, uzun süreler boyunca karşılayabilen güçlü net egemen dış varlıklara, rezervlere, petrol dışı faaliyetlerin proaktif esnekliğine ve Vizyon 2030 projelerini temel rezerv korumasına zarar vermeden fonlayabilme kabiliyetine dayanıyor.

- Proaktif finansman: Hükümet, kriz tırmanmadan önce, ocak ayında Ulusal Borç Yönetimi Merkezi tarafından açıklandığı üzere, güçlü kredi pozisyonunu ve düşük kamu borcu seviyesini (GSYİH’nin yüzde 34,4’ü) kullanarak ilk çeyrekte 13 milyar dolarlık dış finansman sağladı. Ayrıca, ülkenin yüksek kredi tavanından yararlanan büyük Suudi bankaları, ticari krediler ve tahviller aracılığıyla yaklaşık 14 milyar dolarlık ek kaynak güvence altına alındı. Böylece yerleşiklerin yurt dışından toplam borçlanması 27 milyar dolara yükseldi.

- Yatırım akışları: Yatırım sektöründe, küresel kurumların güveni yabancı yatırım akışının sürmesiyle tescillendi. Jeopolitik gerilim dönemlerinde ekonomilerde genellikle görülen sermaye çıkışının aksine, Suudi finans piyasasında yabancı sermaye kaçışı yaşanmadı. Yerleşik olmayan yatırımcılar, 2026’nın ilk yarısında Suudi hisse senetlerinde net 2,4 milyar dolarlık alım gerçekleştirmeye devam etti ve toplam hisse sahiplikleri 110 milyar dolar sınırının üzerinde seyretti. Bu duruma, ilk çeyrekte net 1,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen ve Vizyon 2030’un reformlarına yönelik artan piyasa güveniyle desteklenen doğrudan yabancı yatırım akışlarındaki olağanüstü esneklik eşlik etti.

- Bankacılık sektörü: Bankacılık sektörünün sağlamlığı, ekonominin gerilim sürecini atlatma kabiliyetini pekiştirdi. Suudi bankaları yüksek sermaye ve likidite seviyelerini korurken, özel sektöre yönelik kredi büyümesinin devam etmesi, küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen şirketler ve projeler için gerekli finansmanı sağladı. IMF, finansal sektörün sıhhatinin kriz sırasında ekonomik istikrarı destekleyen temel sütunlardan birini oluşturduğunu belirtiyor.

Vizyon 2030 neleri değiştirdi?

Reformların başarısını ölçmenin belki de en iyi yolu, varsayımsal bir soru ortaya koymaktır: Mevcut kriz, Vizyon 2030 hamlesi başlatılmadan önce yaşansaydı ne olurdu? O dönemde ekonomi büyük ölçüde petrol gelirlerine bağımlı durumdaydı; finansman ve likidite yönetimi araçları çok daha sınırlı seviyedeydi ve petrol dışı faaliyetlerin katkısı bugünküne kıyasla oldukça düşüktü. Bugün ise ekonomi; petrol dışı gelirler, yerel ve uluslararası borç piyasaları, bankacılık sektörü, PIF gibi unsurların yanı sıra yüksek nakit rezervleri ve gelişmiş lojistik altyapıyı içeren çok daha çeşitli bir sisteme dayanıyor. Bu entegre yapı, Suudi Arabistan’a küresel şokları büyük bir sarsıntı yaşamadan absorbe etmesini sağlayan güçlü bir güvenlik ağı sunuyor.

IMF’nin değerlendirmesi

IMF’nin 2026 yılı heyet kapanış açıklaması, Suudi Arabistan ekonomisinin olumlu göstergelerini tescilledi. IMF, ülke ekonomisinin dışsal değişkenler karşısında yüksek bir uyum esnekliği ve net bir direnç sergilediğini vurguladı. Açıklamada bu istikrar; ulusal ekonominin yapısal gücüne, lojistik altyapının gelişimine, üretim tabanının ve petrol dışı faaliyetlerin sürekli çeşitlenmesine bağlandı.

DFRGTHY
Suudi Arabistan Maliye Bakanı, IMF Bahar Toplantıları’nda IMF Genel Direktörü ile bir araya geldi. (IMF)

Diğer taraftan IMF, Suudi Arabistan ekonomisinin 2026 yılı büyüme tahminini bir önceki öngörüsüne kıyasla 0,3 puan düşürerek yüzde 1,7’ye çekerken, 2027 yılı beklentisini ise yüzde 5,5’e yükseltti.

Bu aşağı yönlü revizyonun ekonomideki bir zayıflıktan ziyade bölgesel konjonktürün etkilerini yansıttığı belirtiliyor. Öyle ki, ekonomi 2026’nın ilk çeyreğinde yaklaşık yüzde 3 büyüme kaydetmiş olsa da, jeopolitik gerilimlerin sürmesi ile nakliye ve sigorta maliyetlerindeki artışın yılın geri kalanında faaliyet hızını etkileyebileceği öngörülüyor.

Devam eden zorluklar

Mali ve lojistik tamponların gücüne rağmen, bölgesel gerilimlerin uzun süre devam etmesinin beraberinde ek zorluklar getirebileceği belirtiliyor. Bu zorluklar arasında nakliye ve sigorta maliyetlerinin artması, küresel ticaretin yavaşlaması ve bazı yatırımların ertelenme olasılığı yer alıyor. Ayrıca, enerji ve lojistik maliyetlerinin yüksek seviyelerde seyretmeye devam etmesi halinde, büyük ölçekli projeler üzerinde de baskı oluşabileceği öngörülüyor. Bu gerekçelerle IMF, önümüzdeki yıllarda büyümenin sürdürülebilmesi için yapısal reformlara devam edilmesinin, özel sektörün katkısının artırılmasının ve verimliliğin güçlendirilmesinin temel faktörler olmaya devam edeceğini vurguluyor.

Esneklik bir ekonomi politikası haline geldi

Geçtiğimiz aylarda yaşanan deneyim, Suudi Arabistan’ın karşı karşıya kaldığı durumun yalnızca bir petrol krizi ya da geçici bir jeopolitik sınav olmadığını, aksine ekonominin şokları yönetme kabiliyetine yönelik kapsamlı bir test olduğunu ortaya koyuyor. Cari işlemler dengesinde fazla verilmesi, dış varlıkların yeniden yapılandırılması, güçlü rezervlerin korunması, düşük maliyetli finansman temini ve yatırım akışlarının kesintisiz sürmesi gibi gelişmelerin eş zamanlı gerçekleşmesi; egemen likidite yönetiminin krizlere verilen geçici bir tepki olmaktan çıkıp entegre bir ekonomik stratejinin parçası haline geldiğini gösteriyor.

SDCFRGTH
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Riyad’da Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı ile iş birliği içinde düzenlediği konferansa katılan bir kişi (Turki el-Ukayli)

IMF’nin nihai raporu beklenirken, Suudi Arabistan’ın bu deneyimden çıkardığı mesaj oldukça net: Ekonomik esnekliğe yapılan yatırımlar, jeopolitik ve ekonomik şokların giderek arttığı günümüz dünyasında ülkenin en önemli ve belki de en değerli egemen varlıklarından biri haline gelmiş durumda.


Suudi Arabistan-İtalya görüşmelerinde son gelişmeler, seyrüsefer özgürlüğü ve iki devletli çözüm ele alındı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan-İtalya görüşmelerinde son gelişmeler, seyrüsefer özgürlüğü ve iki devletli çözüm ele alındı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, dün yaptıkları görüşmede bölgedeki son gelişmeleri ve deniz ulaşımının güvenliği ile serbest dolaşımın önemini ele aldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Prens Faysal bin Ferhan'ın Tajani ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde iki bakan, iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve adil, kalıcı bir barışa ulaşılması için yürütülen uluslararası çabaları da değerlendirdi.

Görüşmede ayrıca Riyad ile Roma arasındaki ikili ilişkiler ve bu ilişkilerin geliştirilmesine yönelik adımlar ele alındı.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Şeyh Hamad bin Halife'nin vefatı nedeniyle Katar Emiri'ne taziyelerini iletti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman (SPA) ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani (QNA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman (SPA) ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani (QNA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Şeyh Hamad bin Halife'nin vefatı nedeniyle Katar Emiri'ne taziyelerini iletti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman (SPA) ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani (QNA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman (SPA) ile Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani (QNA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, bugün (pazartesi) Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile telefonda görüştü.

Veliaht Prens, görüşmede Şeyh Hamad bin Halife Al Sani'nin vefatı dolayısıyla Katar Emiri'ne taziye ve başsağlığı dileklerini iletti.

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ise, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a samimi kardeşlik duygularını yansıtan taziye mesajı ve destekleri dolayısıyla teşekkür etti.