Suudi Arabistan, tüm dünyada güvenli ve sağlıklı bir geleceğe öncülük edecek

Riyad yönetimi tedavisi olmayan hastalıklara son verilmesi için çalışacak.

Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi.  (Şarku’l Avsat)
Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, tüm dünyada güvenli ve sağlıklı bir geleceğe öncülük edecek

Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi.  (Şarku’l Avsat)
Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi’ne katılan hükümet yetkilileri, uzmanlar ve bilim insanları dün başlayan zirve oturumlarında sinirbilim, hücre ve gen terapisi konularını ele aldı
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın himayesinde  düzenlenen ve açılışını Ulusal Muhafız Bakanı Abdullah bin Bender’in yaptığı Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi’nde biyoteknolojideki yatırım eğilimleri, Suudi Arabistan’da hücresel terapinin stratejik uygulaması, sıvı kristal ekranlar kullanılan bir teknoloji olan IPS’a dayalı hücresel terapinin önünün açılmasının yanı sıra hücre ve gen mühendislik terapileri için yeni modallere yönelik imkanlar ele alındı.
Zirve sırasında hücresel terapi kullanarak kanser hücrelerini hedef alarak tümörleri ortadan kaldırmanın yollarını bulma ve önümüzdeki on yıl için inovasyon bakış açısıyla araştırma ve geliştirme üretkenliğini artırma çağrısında bulunuldu. Ayrıca tıbbi biyoteknoloji için küresel ortaklıklar ve küresel ortaklık yoluyla bir sonraki salgına hazırlık yapılması amacıyla oturumlar düzenlendi.
Yeni ilaçların geliştirilmesinde ortaklıkların rolü ve talebe göre gelişmiş cihazlara ulaşmanın yollarının tartışıldığı zirvede, “2023'te ne kadar yakınız?” sorusuna cevap aranırken Kral Abdullah Uluslararası Tıbbi Araştırma Merkezi inovasyon ve ortaklık haritasına da ışık tutuldu.

Rönesansı desteklemek ve rekabet gücü yaratmak
Ulusal Muhafız Bakanlığı Sağlık İşleri İcra Kurulu Başkanı ve Kral Suud bin Abdülaziz Sağlık Bilimleri Üniversitesi Başkanı Bende el Kinavi, zirvenin sponsoru olan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın daha müreffeh bir ülke inşa etme talebi bağlamında, ülkesinin dünya ülkeleri arasında ön sıralarda yer aldığını söyledi.
Kinavi Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi’nin açılış töreni sırasında yaptığı konuşmada, Veliaht Prens'in açıklamalarının, yeteneklerden yararlanan, rönesansı destekleyen, rekabet gücü yaratan ,daha fazla yaratıcılığa, göz kamaştırıcılığa ve farklılığa yönelik isteğin çıtasını yükselten ‘ilham verici bir liderden’ gelen  teşvik olduğunu ifade etti.
Zirvenin, dünyadaki biyoteknoloji liderleri arasında bilgi alışverişi yoluyla bir "biyoteknolojik sağlık endüstrisi" yaratma ve Suudi Arabistan Krallığı’nın tıbbi biyoteknoloji alanında lider bir oyuncu olarak konumunu pekiştirme fırsatı sağladığına değinen Kinavi, yenilikçi model sunmanın yatırım fırsatlarını keşfetmek için fırsat sağladığını vurguladı.
Kinavi’ye göre Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi, endüstriyel sağlık yatırım sistemi için modern bir çağ inşa etmek adına tıbbi biyoteknoloji üretimi dünyası ve sağlığın geleceği endüstrisinde parlak bir yapı taşı niteliğinde. Genetik tedavi, hücreler, bulaşıcı hastalıklar, kanserli tümörler için aşıların geliştirilmesi, nadir hastalıkların doğru tedavisi ve klinik konuların tartışıldığı zirvede etkili sonuçlar elde edilmesi bekleniyor.
Yetkili açıklamasında, Suudi Arabistan’daki bakanlıklar ve hükümet sektörlerinin ulusal ve küresel ortaklık ile biyomedikal teknolojinin geleceğini inşa eden ortak bir ulusal strateji oluşturmanın yanı sıra tıbbi biyoteknoloji endüstrisinin geleceğini yapılandırmak ve çeşitli alanlarına yatırım yapmak için çabalarının bütünleştiğini söyledi.

Teknik gelişmenin hızlanması
Diğer yandan Riyad'daki Kral Abdullah Uluslararası Tıbbi Araştırma Merkezi İcra Direktörü Dr. Ahmed el Asker de Ulusal Muhafız Bakanı’nın huzurunda, Yatırım Bakanlığı ile stratejik ortaklık ikincisi düzenlenen Küresel Tıbbi Biyomedikal Teknoloji Zirvesi 2023'ün sonuçlarının umut verici olacağını vurguladı.
Asker dünkü zirve sırasında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Teknolojik gelişmenin küresel düzeyde hızlanması açısından bugün tanık olduğumuz şey, insanların hayatını ve geçimini olumlu yönde etkileyecek. Buna toplumların ekonomilerindeki dönüşümler ve genel olarak ülkelerin yönelimleri eşlik edecek. Bu dönüşüm, petrole dayalı bir ekonomiden alternatif ürünlere ve ileri teknolojilere dayalı bir ekonomiye, hatta bu alanda liderliğe dayalı bir ekonomiye dönüşümü hedefleri arasına koyan Suudi Arabistan  liderliğinin öngörülü vizyonuyla örtüşüyor.”

Yüzde sekizlik küresel pazar büyümesi
Asker açıklamasının devamında küresel pazarın büyüme oranlarına dikkat çekti:
“Biyomedikal teknoloji sektörü derken insan sağlığını doğrudan etkileyen bir sektörden bahsediyoruz. Sanırım koronavirüs pandemisinden çıkardığımız dersler, bu sektörün insan sağlığı ve ülke ekonomileri için önemini doğruladı. Genel bir ekonomik görünümle, 2025'te genel olarak biyoteknoloji sektörü için küresel pazar büyüklüğünün yıllık yüzde 8'lik bir büyüme oranıyla yaklaşık 800 milyar dolara ulaşacağını görüyoruz.”
Küresel aşı pazarının büyüklüğünün yıllık yüzde 10 büyüme oranıyla 30 milyar dolar olarak tahmin edildiğine dikkat çeken Asker, biyolojik tedavilerin 2030'da küresel ilaç pazarının yüzde 30'unu oluşturacağını, söyledi. Genetik bozuklukları onarmak için çalışan ilaçların ortaya çıkmasıyla, hastalıkların genetik nedenlerine göre yeni sınıflandırmalara ayrıldığını belirtti.

Tedavisi olmayan hastalıkların bertaraf edilmesi
Asker’in gündeminde hastalıkların tedavi edilmesi de vardı:
“Genetik mühendisliği ve bağışıklık hücrelerini yönlendirmek, tedavisi olmayan hastalıkların kökünü kazımada baskın olacak. Teşhis araçlarının mobil cihazlara indirgendiğini, büyük veri bilimi ve yapay zeka üzerine kurulu dijital uygulamalar göreceğiz. Hastalıkları tahmin etmek ve daha sonra yayılmadan önlemek mümkün olacak. Bunlar örnekler ve bir zamanlar bilim kurgu olan şeylerin çoğu bugün gerçek oldu.”
Yeni ekonomik oluşumlarla tıbbi teknolojilerle yeni değişimlerin ortaya çıkacağını belirten Asker, Suudi Arabistan'da tıbbi biyoteknoloji sektörünün ilerlemesini ve hızlanmasını sağlamak için üniversiteler, araştırma merkezleri ve özel sektör gibi altyapı kuruluşlarını yeni bir çevresel entegrasyonun oluşturulmasıyla bazı yeni kuruluş ve stratejilerin  başlatılacağını söyledi.
Kral Abdullah Uluslararası Tıbbi Araştırma Merkezi’nin 15 yıllık yolculukta, kurulduğu günden bu yana yalnızca tıbbi biyoteknolojinin yerlileştirilmesinde değil, önde gelen kuruluşlar arasında da yer aldığını söyleyen Dr. Ahmed el Asker, sağlık ve ekonomik etkisi olan ürünleri dönüştürme arzusuyla yeni teknolojilerin inovasyonuna, üretimine ve geliştirilmesine katıldığını kaydetti.
Asker ayrıca tüm programların tıbbi teknolojiyi transfer etmek, geliştirmek, ülke ve dünya yararına yatırımları çekmek için ortak iş birliğini geliştirmeyi amaçladığını vurguladı.



Kral Selman, BAE Devlet Başkanı'nı Körfez-Avrupa Zirvesi'ne davet etti

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan (SPA)
TT

Kral Selman, BAE Devlet Başkanı'nı Körfez-Avrupa Zirvesi'ne davet etti

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ve Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan (SPA)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan'a bir mektup göndererek, Suudi Arabistan'ın bu ay ev sahipliği yapacağı ikinci Körfez-Avrupa Zirvesi'ne katılması için davette bulundu.

Mektup, Suudi Arabistan'ın BAE Büyükelçisi Sultan bin Abdullah el-Lüveyhan el-Ankari tarafından, Abu Dabi'deki Dışişleri Bakanlığı binasında kendisini kabul eden BAE Dışişleri Bakanlığı Devlet Bakanı Halife bin Şahin el-Merrar'a teslim edildi.

Görüşmede, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile Avrupa Birliği arasındaki iş birliği olanakları ele alınırken ikinci zirvenin başarılı geçmesine yönelik beklentiler dile getirildi.


Riyad’da kira artışlarının durdurulmasının üzerinden bir yıl geçti… Piyasa yeni bir dengeyi test ediyor

Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)
Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)
TT

Riyad’da kira artışlarının durdurulmasının üzerinden bir yıl geçti… Piyasa yeni bir dengeyi test ediyor

Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)
Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)

Riyad’da kira artışlarını sınırlandıran düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra, başkentteki kiralık konut piyasasında fiyat artış hızının net bir şekilde yavaşladığı görüldü. Konut kiralarındaki artış oranı Ağustos 2026’da yüzde 4,5’e gerileyerek son üç yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine indi. Aynı dönemde, kiraların hane halkı gelirindeki payı da bir yıl önceki yüzde 17,5’in üzerindeki seviyelerden yaklaşık yüzde 15’e düştü.

Söz konusu gelişmeler, son yıllarda kiraları yüksek seviyelere taşıyan fiyat baskılarının kademeli olarak azaldığına işaret ediyor. Ancak kiralama hareketliliğinin devam etmesi, piyasanın yeni arzı özümseme ihtiyacı ve düzenlemelerin yatırımcı, geliştirici, kiracı kararları üzerindeki etkisinin netleşmesi gerektiği göz önüne alındığında, bu durum tek başına piyasanın sürdürülebilir bir denge evresine girdiğini söylemek için yeterli görülmüyor.

Riyad şehrinde ev sahibi ile kiracı arasındaki ilişkileri düzenleyen yasal hükümler, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın başkentteki gayrimenkul sektöründe denge sağlanmasına yönelik adımlar atılması talimatı doğrultusunda, Bakanlar Kurulu onayı ve Kraliyet Kararnamesi ile 25 Eylül 2025 tarihinde yayımlanmıştı. Resmî gazetede yayımlanan düzenlemeler aynı yılın 7 Kasım tarihinde yürürlüğe girdi. Beş yıl süreyle geçerli olacak bu hükümler, Riyad imar sınırı içindeki konut ve ticari gayrimenkullerin yıllık kira artışlarının durdurulmasını, daha önce kiraya verilmiş boş gayrimenkullerin kira bedellerinin düzenlenmesini ve sözleşme yenileme ile tahliye şartlarını kapsıyor.

Bu düzenlemeler; konut arsası arzının artırılması, boş arsa ve boş gayrimenkul vergisi sisteminin geliştirilmesi, kiralama ilişkilerinin düzenlenerek şeffaflık ve kayıt altına alma düzeyinin yükseltilmesi gibi başkent gayrimenkul piyasasında yeniden denge kurmayı hedefleyen daha geniş bir tedbir paketinin parçası olarak hayata geçirildi.

Bu hükümlerin yürürlüğe girmesinin üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesinin ardından, başkentin kiralık konut piyasasında kira artış hızının yavaşlaması ve kiraların hane halkı geliri üzerindeki yükünün hafiflemesiyle birlikte kademeli bir yeniden fiyatlandırma süreci göze çarpmaya başladı. Bununla birlikte, piyasanın daha sürdürülebilir bir dengeye ulaşması; yeni arzın seyri, geliştirme ve finansman maliyetleri ile hane halkının konut maliyetlerini karşılama kapasitesine bağlı kalmaya devam edecek.

vfgbhjuk
Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu (GASTAT) verilerine dayanan analize göre, Riyad’da konut kiralarındaki yıllık artış oranı Ağustos 2026’da yüzde 4,5’e gerileyerek üst üste 12’nci ayında da yavaşlama kaydetti ve son üç yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine indi.

Kiralar yıllık bazda yükselmeye devam etse de artış hızındaki bu yavaşlama, başkentte son yıllarda yaşanan fiyat baskılarının, gayrimenkul piyasasında yeniden denge sağlamayı amaçlayan bir dizi hükümet tedbiriyle eş zamanlı olarak kademeli biçimde azaldığını gösteriyor.

Kiralık konut piyasasının düzenlenmesi; konut arsası arzının artırılması, boş arsa ve boş gayrimenkul vergisi sisteminin geliştirilmesi, kiralama ilişkilerinin düzenlenmesi ve piyasadaki şeffaflık ile kayıt altına alma düzeyinin yükseltilmesini içeren bu paket kapsamında yer aldı.

Hane halkının konut maliyetlerini karşılama kapasitesini doğrudan ilgilendiren bir diğer göstergede ise Riyad’da kiranın hane halkı gelirine oranı Eylül 2025’teki yüzde 17,5’in üzerindeki seviyelerden yaklaşık yüzde 15’e geriledi.

Suudi Arabistan Gayrimenkul Genel Kurumu (REGA) CEO’su Abdullah el-Hammad geçtiğimiz eylül ayında yaptığı açıklamada, söz konusu düşüşün başkentteki gayrimenkul dengesi kararlarının ölçümlenen ilk etkilerinden biri olduğunu ifade etmişti.

Bu gösterge, kiranın hane halkı gelirindeki payını ölçmesi bakımından, konut maliyetlerinin karşılanabilirliğindeki gelişimi ve piyasadaki hareketlerin kiracılara yansımasını daha net bir şekilde ortaya koyması açısından ayrı bir önem taşıyor.

Söz konusu tablo, krallık genelinde konutla bağlantılı enflasyonun yavaşlamaya devam etmesiyle de paralellik gösteriyor. Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıt türleri grubundaki fiyat artış oranı ağustos ayında yıllık bazda, temmuz ayındaki yüzde 4,2 seviyesinden yüzde 3,9’a geriledi.

Buna karşın, fiyat artış hızındaki yavaşlamaya ülke genelindeki kiralama faaliyetlerinde benzer bir daralma eşlik etmedi. Ağustos ayındaki kiralama işlem sayısı, 2025 yılının aynı ayındaki 325 bin 200 seviyesine kıyasla yıllık yüzde 37 artarak yaklaşık 446 bin 300’e yükseldi.

Kiralama işlemlerinin toplam değeri de bir yıl önceki 8,03 milyar riyal seviyesinden yüzde 32 artışla 10,62 milyar riyale (2,83 milyar dolar) ulaştı. Konut sektörü yüzde 36 artışla yaklaşık 343 bin 700 işlem oluştururken, bu işlemlerin değeri yüzde 28 yükselerek 5,59 milyar riyal olarak gerçekleşti.

Bu veriler Suudi Arabistan kiralık konut piyasasının genel performansını yansıtması ve yalnızca Riyad’da uygulanan tedbirlerin etkisini münferit olarak ölçmemesiyle birlikte, kira artışındaki yavaşlamaya şu ana kadar kiralama faaliyetlerinde genel bir daralmanın eşlik etmediğine işaret ediyor.

Denge aşaması mı yoksa geçiş aşaması mı?

Düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra mevcut tablo, bu göstergelerin Riyad kiralık konut piyasasında sürdürülebilir bir dengenin başlangıcı mı olduğunu, yoksa piyasanın fiyat, getiri, kiracı ve yatırımcı davranışlarını yeniden şekillendirdiği geçiş evresini mi yansıttığı sorusunu gündeme getiriyor. Gayrimenkul uzmanlarına göre bu sürecin netleşmesi; yeni arzın gelişimine, geliştirme ve finansman maliyetlerine ve önümüzdeki dönemde hane halkının konut maliyetlerini karşılama kapasitesine bağlı bulunuyor.

Gayrimenkul uzmanı Abdullah el-Musa Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, mevcut göstergelerin başta yıllık artışların durdurulması olmak üzere Riyad kiralık konut piyasasındaki son düzenleyici tedbirlerin somut etkisini yansıttığını belirterek, kira artışındaki yavaşlama ile kiranın hane halkı geliri üzerindeki yükünün hafiflemesinin, başkentte son yıllarda yaşanan fiyat baskılarının bir nebze azaldığına işaret ettiğini vurguladı.

El-Musa, bu iyileşmenin yalnızca artışların durdurulmasına bağlanamayacağını; ev sahibi ile kiracı arasındaki ilişkinin düzenlenmesi, kiranın belirli şartlara göre sabitlenmesi, arsa arzının artırılması, boş arsa vergisi sisteminin geliştirilmesi ile piyasada kayıt altına alma ve şeffaflığın artırılmasını içeren bütüncül bir tedbir paketi çerçevesinde gerçekleştiğini açıkladı.

Kiralık konut piyasasının ‘tam bir dengeye’ ulaştığını söylemek için henüz erken olduğunu değerlendiren el-Musa, şu an yaşanan durumun hızlı artış döneminden istikrar, yeniden fiyatlandırma ve yeni denge seviyelerinin test edildiği bir evreye geçişe daha yakın olduğunu ifade etti.

Sürdürülebilir dengenin yalnızca fiyatlardaki yavaşlamayla ölçülemeyeceğini ekleyen el-Musa; piyasanın yeterli arz sağlama kapasitesi, hane halkı gelirine oranla makul bir konut maliyetinin korunması, doluluk oranlarının istikrara kavuşması ve kiralık konut sektöründeki yatırımların cazibesini sürdürmesi gibi unsurların da belirleyici olduğunu kaydetti.

Düzenlemelerin ev sahibi ve kiracı davranışlarına yansımasıyla ilgili olarak el-Musa, etkilerin fiyat boyutunda olduğu kadar davranışsal ve sözleşmesel düzeyde de görülebileceğine dikkati çekti. Bu durumun, kiracıya gelecekteki yükümlülüklerini öngörme imkânı tanıdığını, ani fiyat artışlarını sınırlandırdığını ve böylece konutta daha uzun süre kalmayı teşvik edebileceğini belirtti.

Buna karşılık düzenlemelerin ev sahiplerini, her sözleşme yenilemesinde kira bedelini artırmaya odaklanmak yerine, kiracının istikrarına ve ödemelerin düzenliliğine daha fazla öncelik vermeye yöneltebileceğini ifade etti.

El-Musa, düzenlemelerin özellikle piyasaya ilk kez giren mülkler için birimlerin fiyatlandırılması ve müzakere mekanizmasını da yeniden şekillendirdiğine işaret etti. İlk kiralama bedelinin sözleşmenin sonraki seyrini belirlemede daha büyük önem kazanmasının, mülk sahipleri ile geliştiricileri fiyatlandırmayı daha hassas bir şekilde incelemeye ve bunu mülkün konumuna, kalitesine, hizmet seviyesine ve kiracıya sunduğu değere bağlamaya sevk ettiğini kaydetti.

El-Musa, bu dönüşümün uzun vadede kiralık konut piyasasındaki rekabeti fiyat artışından ziyade gayrimenkul ürününün kalitesini artırmaya ve kiracıyı daha uzun süre elde tutmaya kaydırabileceğini, bunun da piyasanın yalnızca fiyat üzerinden değil, değer ve istikrar odaklı bir rekabete doğru ilerlediğini gösterdiğini değerlendirdi.

Yatırım ekonomisini yeniden şekillendirmek

Diğer yandan, gayrimenkul uzmanı ve pazarlama danışmanı Sakr ez-Zehrani Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kira düzenlemelerinin konut sektöründeki yatırım ekonomisini sınırlamaktan ziyade yeniden şekillendireceğini ifade etti. Ez-Zehrani; arsa, finansman ve inşaat maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde kira gelirlerindeki artışın sınırlı kalmasının, yatırımcıları hedeflenen getirileri daha titiz bir şekilde incelemeye, istikrarlı nakit akışı sağlama kapasitesine ve daha yüksek operasyonel verimliliğe sahip varlıklara odaklanmaya yönelteceğini belirtti.

Önümüzdeki dönemde kurumsal yatırımların; ölçek ekonomisinden yararlanarak işletme maliyetlerini düşüren, doluluk verimliliğini artıran, ürün ve hizmet çeşitliliği sunan gökdelenler ile profesyonelce yönetilen entegre konut sitelerine daha fazla kayabileceğini ekledi. Buna karşılık, müstakil konut birimlerinin kiralama amaçlı varlık olarak cazibesinin azalabileceğini ve bu birimlerin daha büyük bir kısmının nihai kullanıcılar tarafından satın almaya yönlendirilebileceğini kaydetti.

cvfgbhyju
Riyad’da Gayrimenkul Dengeleme Programı’nın ilk yılına ait planların geliştirilmesine ilişkin çalışmalar (SPA)

Ez-Zehrani’ye göre Riyad’da konut talebi mutlaka düşmeyecek ancak kiracıların fiyat, konum, alan, ürün kalitesi ve hizmetler arasındaki dengeyi gözetmeye daha fazla önem vermesiyle talep daha seçici hale gelebilecek. Mülk sahipleri ise yalnızca kira artışına güvenmek yerine, daha çok varlığın kalitesine ve doluluğun sürdürülebilirliğine dayanacak.

Önümüzdeki iki yıl boyunca izlenmesi gereken en önemli göstergeler arasında kira artış oranları, yeni arz hacmi, doluluk ve boşluk oranları, net yatırım getirisi ile hane halkının kiradan ev sahipliğine geçişi, pazardaki ilanların kalma süresi ve konut maliyetinin hane halkı gelirine oranının yer aldığını belirtti.

Ez-Zehrani, olası en belirgin dönüşümlerden birinin, özellikle gerçek yerel talebe dayanan ve istikrarlı nakit akışı yaratabilen projelerin öneminin artmasıyla birlikte, yatırımların bir kısmının tekil konut birimlerinden entegre konut varlıklarına kayması olacağını değerlendirdi.

Aynı zamanda, sınırlı kira artışına karşın geliştirme maliyetlerindeki artışın sürmesinin, bazı yatırımcıları kiralamaya ayrılan arzı kısmaya veya sermayeyi satılık konut projelerine yönlendirmeye itebileceği konusunda uyarıda bulundu.

Buna karşılık, ev sahibi olmanın cazibesindeki artışın, kiracıların bir kısmını kademeli olarak kira ödemekten konut sahipliğine geçmeye teşvik edebileceğini ve bunun da başkentin konut piyasasındaki talep haritasını yeniden şekillendirebileceğini ifade etti.


Suudi Arabistan: Abha ve Riyad havalimanlarına yönelik iki saldırıda 3 kişi öldü, 36 kişi yaralandı

Abha Uluslararası Havalimanı (Fotoğraf: Salih el-Gannam)
Abha Uluslararası Havalimanı (Fotoğraf: Salih el-Gannam)
TT

Suudi Arabistan: Abha ve Riyad havalimanlarına yönelik iki saldırıda 3 kişi öldü, 36 kişi yaralandı

Abha Uluslararası Havalimanı (Fotoğraf: Salih el-Gannam)
Abha Uluslararası Havalimanı (Fotoğraf: Salih el-Gannam)

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, salı ve çarşamba günlerinde Abha Uluslararası Havalimanı ile Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nın tesislerini hedef alan iki saldırıya maruz kaldığını açıkladı. Saldırılarda 3 kişinin hayatını kaybettiği, 36 kişinin yaralandığı ve maddi hasar meydana geldiği bildirildi.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Abha Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen saldırıda biri Faslı, diğeri Cezayirli iki kadın çalışanın hayatını kaybettiği belirtildi. Açıklamada ayrıca 28 Suudi vatandaşı ile Bangladeş ve Filipinler uyruklu iki kişinin yaralandığı, yaralanmaların hafiften ağır seviyeye kadar değiştiği kaydedildi.

Açıklamada, Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik saldırıda ise Sudanlı bir kişinin hayatını kaybettiği, 5 Suudi vatandaşı, 2 Mısırlı ve bir Pakistanlının bulunduğu 8 kişinin yaralandığı bildirildi. Yaralanmaların hafiften ağır seviyeye kadar değiştiği belirtildi.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, acil müdahale ekipleri ve ilgili kurumların saldırıların hemen ardından yürürlükteki prosedür ve planlar doğrultusunda olaylara müdahale ettiğini belirtti. Tüm yaralıların gerekli tıbbi müdahaleyi almaları için derhal hastanelere sevk edildiği kaydedildi.

Açıklamada, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün ilgili güvenlik birimleriyle sürekli koordinasyon içinde hasar tespit çalışmalarını sürdürdüğü ve yolcular ile çalışanların güvenliğini sağlamak, ülkedeki sivil havacılık sisteminin emniyetini korumak için gerekli tüm önlemleri aldığı vurgulandı.

Sistematik saldırılar

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, Husi saldırılarını "en sert ve en güçlü ifadelerle" kınadı. Budeyvi, sivil havalimanlarının hedef alınmasının ve yolcuların, çalışanların ve sivillerin hayatlarının tehlikeye atılmasının ciddi bir tırmanış ve uluslararası hukuk ile teamüllerin açık bir ihlali olduğunu belirtti.

Budeyvi, yaptığı açıklamada sivilleri ve sivil tesisleri hedef alan, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı tehdit eden bu sistematik saldırıların kararlı ve caydırıcı bir uluslararası tutum gerektirdiğini ve bunların sürdürülmesine izin verilmemesi gerektiğini ifade etti.

KİK Genel Sekreteri, Körfez ülkelerinin Suudi Arabistan'ın yanında tek saf halinde durduğunu ve ülkenin güvenliği, istikrarı, egemenliği ile vatandaşlarının ve topraklarında yaşayanların güvenliğini tehdit eden her türlü girişim karşısında tam dayanışma içinde olduğunu yineledi. Budeyvi ayrıca Riyad'ın topraklarını, kazanımlarını ve güvenliğini korumaya yönelik tüm tedbirlerini desteklediklerini belirtti.

Şiddetli kınama

Arap İçişleri Bakanları Konseyi, iki havalimanına yönelik Husi saldırılarını şiddetle kınadı. Konsey Genel Sekreterliği, yaptığı açıklamada, "milislerin Suudi Arabistan'daki sivillere ve sivil tesislere yönelik saldırılarını tekrarlamayı sürdürmesini, uluslararası hukuku açıkça ihlal etmesini ve bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit etmesini kesin bir dille kınadığını" belirtti.

Konsey Genel Sekreterliği, Suudi Arabistan'ın güvenliğini, istikrarını ve kazanımlarını korumak, vatandaşları ile ülkede yaşayanların güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı tedbirlerde Riyad'la tam dayanışma içinde olduklarını ve Suudi Arabistan'ı tamamen desteklediklerini vurguladı.