Suudi Arabistan, tüm dünyada güvenli ve sağlıklı bir geleceğe öncülük edecek

Riyad yönetimi tedavisi olmayan hastalıklara son verilmesi için çalışacak.

Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi.  (Şarku’l Avsat)
Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, tüm dünyada güvenli ve sağlıklı bir geleceğe öncülük edecek

Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi.  (Şarku’l Avsat)
Ulusal Muhafız Bakanı Bender, Riyad’daki Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi'nde bir dizi bakan ve katılımcıyla bir araya geldi. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi’ne katılan hükümet yetkilileri, uzmanlar ve bilim insanları dün başlayan zirve oturumlarında sinirbilim, hücre ve gen terapisi konularını ele aldı
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın himayesinde  düzenlenen ve açılışını Ulusal Muhafız Bakanı Abdullah bin Bender’in yaptığı Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi’nde biyoteknolojideki yatırım eğilimleri, Suudi Arabistan’da hücresel terapinin stratejik uygulaması, sıvı kristal ekranlar kullanılan bir teknoloji olan IPS’a dayalı hücresel terapinin önünün açılmasının yanı sıra hücre ve gen mühendislik terapileri için yeni modallere yönelik imkanlar ele alındı.
Zirve sırasında hücresel terapi kullanarak kanser hücrelerini hedef alarak tümörleri ortadan kaldırmanın yollarını bulma ve önümüzdeki on yıl için inovasyon bakış açısıyla araştırma ve geliştirme üretkenliğini artırma çağrısında bulunuldu. Ayrıca tıbbi biyoteknoloji için küresel ortaklıklar ve küresel ortaklık yoluyla bir sonraki salgına hazırlık yapılması amacıyla oturumlar düzenlendi.
Yeni ilaçların geliştirilmesinde ortaklıkların rolü ve talebe göre gelişmiş cihazlara ulaşmanın yollarının tartışıldığı zirvede, “2023'te ne kadar yakınız?” sorusuna cevap aranırken Kral Abdullah Uluslararası Tıbbi Araştırma Merkezi inovasyon ve ortaklık haritasına da ışık tutuldu.

Rönesansı desteklemek ve rekabet gücü yaratmak
Ulusal Muhafız Bakanlığı Sağlık İşleri İcra Kurulu Başkanı ve Kral Suud bin Abdülaziz Sağlık Bilimleri Üniversitesi Başkanı Bende el Kinavi, zirvenin sponsoru olan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın daha müreffeh bir ülke inşa etme talebi bağlamında, ülkesinin dünya ülkeleri arasında ön sıralarda yer aldığını söyledi.
Kinavi Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi’nin açılış töreni sırasında yaptığı konuşmada, Veliaht Prens'in açıklamalarının, yeteneklerden yararlanan, rönesansı destekleyen, rekabet gücü yaratan ,daha fazla yaratıcılığa, göz kamaştırıcılığa ve farklılığa yönelik isteğin çıtasını yükselten ‘ilham verici bir liderden’ gelen  teşvik olduğunu ifade etti.
Zirvenin, dünyadaki biyoteknoloji liderleri arasında bilgi alışverişi yoluyla bir "biyoteknolojik sağlık endüstrisi" yaratma ve Suudi Arabistan Krallığı’nın tıbbi biyoteknoloji alanında lider bir oyuncu olarak konumunu pekiştirme fırsatı sağladığına değinen Kinavi, yenilikçi model sunmanın yatırım fırsatlarını keşfetmek için fırsat sağladığını vurguladı.
Kinavi’ye göre Küresel Tıbbi Biyoteknoloji Zirvesi, endüstriyel sağlık yatırım sistemi için modern bir çağ inşa etmek adına tıbbi biyoteknoloji üretimi dünyası ve sağlığın geleceği endüstrisinde parlak bir yapı taşı niteliğinde. Genetik tedavi, hücreler, bulaşıcı hastalıklar, kanserli tümörler için aşıların geliştirilmesi, nadir hastalıkların doğru tedavisi ve klinik konuların tartışıldığı zirvede etkili sonuçlar elde edilmesi bekleniyor.
Yetkili açıklamasında, Suudi Arabistan’daki bakanlıklar ve hükümet sektörlerinin ulusal ve küresel ortaklık ile biyomedikal teknolojinin geleceğini inşa eden ortak bir ulusal strateji oluşturmanın yanı sıra tıbbi biyoteknoloji endüstrisinin geleceğini yapılandırmak ve çeşitli alanlarına yatırım yapmak için çabalarının bütünleştiğini söyledi.

Teknik gelişmenin hızlanması
Diğer yandan Riyad'daki Kral Abdullah Uluslararası Tıbbi Araştırma Merkezi İcra Direktörü Dr. Ahmed el Asker de Ulusal Muhafız Bakanı’nın huzurunda, Yatırım Bakanlığı ile stratejik ortaklık ikincisi düzenlenen Küresel Tıbbi Biyomedikal Teknoloji Zirvesi 2023'ün sonuçlarının umut verici olacağını vurguladı.
Asker dünkü zirve sırasında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Teknolojik gelişmenin küresel düzeyde hızlanması açısından bugün tanık olduğumuz şey, insanların hayatını ve geçimini olumlu yönde etkileyecek. Buna toplumların ekonomilerindeki dönüşümler ve genel olarak ülkelerin yönelimleri eşlik edecek. Bu dönüşüm, petrole dayalı bir ekonomiden alternatif ürünlere ve ileri teknolojilere dayalı bir ekonomiye, hatta bu alanda liderliğe dayalı bir ekonomiye dönüşümü hedefleri arasına koyan Suudi Arabistan  liderliğinin öngörülü vizyonuyla örtüşüyor.”

Yüzde sekizlik küresel pazar büyümesi
Asker açıklamasının devamında küresel pazarın büyüme oranlarına dikkat çekti:
“Biyomedikal teknoloji sektörü derken insan sağlığını doğrudan etkileyen bir sektörden bahsediyoruz. Sanırım koronavirüs pandemisinden çıkardığımız dersler, bu sektörün insan sağlığı ve ülke ekonomileri için önemini doğruladı. Genel bir ekonomik görünümle, 2025'te genel olarak biyoteknoloji sektörü için küresel pazar büyüklüğünün yıllık yüzde 8'lik bir büyüme oranıyla yaklaşık 800 milyar dolara ulaşacağını görüyoruz.”
Küresel aşı pazarının büyüklüğünün yıllık yüzde 10 büyüme oranıyla 30 milyar dolar olarak tahmin edildiğine dikkat çeken Asker, biyolojik tedavilerin 2030'da küresel ilaç pazarının yüzde 30'unu oluşturacağını, söyledi. Genetik bozuklukları onarmak için çalışan ilaçların ortaya çıkmasıyla, hastalıkların genetik nedenlerine göre yeni sınıflandırmalara ayrıldığını belirtti.

Tedavisi olmayan hastalıkların bertaraf edilmesi
Asker’in gündeminde hastalıkların tedavi edilmesi de vardı:
“Genetik mühendisliği ve bağışıklık hücrelerini yönlendirmek, tedavisi olmayan hastalıkların kökünü kazımada baskın olacak. Teşhis araçlarının mobil cihazlara indirgendiğini, büyük veri bilimi ve yapay zeka üzerine kurulu dijital uygulamalar göreceğiz. Hastalıkları tahmin etmek ve daha sonra yayılmadan önlemek mümkün olacak. Bunlar örnekler ve bir zamanlar bilim kurgu olan şeylerin çoğu bugün gerçek oldu.”
Yeni ekonomik oluşumlarla tıbbi teknolojilerle yeni değişimlerin ortaya çıkacağını belirten Asker, Suudi Arabistan'da tıbbi biyoteknoloji sektörünün ilerlemesini ve hızlanmasını sağlamak için üniversiteler, araştırma merkezleri ve özel sektör gibi altyapı kuruluşlarını yeni bir çevresel entegrasyonun oluşturulmasıyla bazı yeni kuruluş ve stratejilerin  başlatılacağını söyledi.
Kral Abdullah Uluslararası Tıbbi Araştırma Merkezi’nin 15 yıllık yolculukta, kurulduğu günden bu yana yalnızca tıbbi biyoteknolojinin yerlileştirilmesinde değil, önde gelen kuruluşlar arasında da yer aldığını söyleyen Dr. Ahmed el Asker, sağlık ve ekonomik etkisi olan ürünleri dönüştürme arzusuyla yeni teknolojilerin inovasyonuna, üretimine ve geliştirilmesine katıldığını kaydetti.
Asker ayrıca tüm programların tıbbi teknolojiyi transfer etmek, geliştirmek, ülke ve dünya yararına yatırımları çekmek için ortak iş birliğini geliştirmeyi amaçladığını vurguladı.



Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti
TT

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, bugün (cumartesi) Suudi Arabistan’ın Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini açıkladı. Operasyonun, Sada ilinde iki balistik füze fırlatma platformunun imha edilmesinin ardından gerçekleştirildiği belirtildi.

Koalisyon, X platformundaki hesabından iki video yayımladı. Görüntülerde, Suudi Arabistan’a yönelik balistik füze saldırılarında kullanıldıkları tespit edilen iki füze fırlatma platformunun hedef alınarak imha edilmesi yer aldı. Videolarda ayrıca, Husilere ait seyir füzeleri ve İHA’lara karşı hava savunma operasyonları ile terör örgütü olarak nitelendirilen Husilere ait balistik füze fırlatma platformlarına yönelik saldırılar da gösterildi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, cuma akşamı yaptığı açıklamada, Husilere silah kaçakçılığı amacıyla deniz yoluyla Yemen’in Hudeyde iline gerçekleştirilen sevkiyatların engellendiğini duyurmuştu.

El-Maliki, X hesabından Husilere yönelik silah kaçakçılığı girişimlerinin hedef alındığı anlara ilişkin bir video yayımlamış ve şu ifadeleri kullanmıştı: “Onları karada vuruyoruz... denizde ise batırıyoruz.”

BM Güvenlik Konseyi’nden Husilere kınama

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Suudi Arabistan’ı hedef alan ve giderek yoğunlaşan Husi saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Saldırıların sivil havacılığı ve enerji altyapısını da hedef aldığı, olaylarda sivillerin hayatını kaybettiği ve yaralandığı belirtildi.

Güvenlik Konseyi üyeleri, perşembe günü yayımladıkları açıklamada, Suudi Arabistan topraklarındaki sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılar karşısında ülkeyle dayanışma içinde olduklarını bildirdi. Açıklamada, Suudi Arabistan’ın uluslararası hukuk çerçevesinde meşru müdafaa hakkına sahip olduğu vurgulandı.

Konsey açıklamasında Husilere, askeri gerilimi tırmandırmaya ve sivillerle sivil altyapıyı hedef alan saldırılara derhal son verme çağrısı yapıldı. Ayrıca Güvenlik Konseyi’nin Yemen hükümetine verdiği destek yinelenirken, üyelerin Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü bağlılığı bir kez daha teyit edildi.


El-Cedan: Savaşlar ve tedarik kesintileri, küresel ekonomi üzerindeki riskleri artırıyor

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)
TT

El-Cedan: Savaşlar ve tedarik kesintileri, küresel ekonomi üzerindeki riskleri artırıyor

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)

Suudi Arabistan Maliye Bakanı ve Uluslararası Para ve Finans Komitesi (IMFC) Başkanı Muhammed el-Cedan, devam eden savaşların, çatışmaların ve tedarik zincirindeki aksamaların dünya geneline ağır insani ve ekonomik bedeller yüklediğini belirterek, bu durumun özellikle en yoksul ve en kırılgan ülkelerde fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı. El-Cedan, sürdürülebilir büyüme ve uzun vadeli istikrarın sağlanması için ekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesinin, uluslararası iş birliğinin artırılmasının ve çatışmaların sonlandırılmasının önemine dikkat çekti.

IMFC’nin bugün Bangkok’ta yayımlanan 54. Toplantı Başkanlığı Bildirisi’nde, küresel ekonominin son şok dalgalarını beklenenden daha iyi bir performansla geride bıraktığı, ancak koruyucu tamponların yıpranması nedeniyle bu direncin devamlılığının garanti edilemeyeceği ifade edildi. Bildiride; tırmanan çatışmaların, ticari gerilimlerin, yükselen kamu borcunun ve yeniden finansman maliyetlerinin ekonomik hassasiyetleri artırabileceği uyarısında bulunulurken, teknolojik gelişmeler, demografik değişimler ve iklim riskleri sebebiyle ekonomilerin hızlı bir yapısal dönüşüm sürecinden geçtiği kaydedildi.

IMFC, kamu maliyesindeki kırılganlıkların giderilmesi, borç sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi, hassas grupların korunması ile üretkenliği ve büyümeyi destekleyen yatırımların güvence altına alınması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca merkez bankalarının bağımsızlığının, enerji akışının güvenliğinin, seyrüsefer serbestisinin ve finansal zorluklar karşısında uluslararası iş birliğinin geliştirilmesinin önemi vurgulandı.

Öte yandan IMFC, Suudi Arabistan’ın üstlendiği liderliği takdir ederek, el-Cedan’ın komite başkanlığı görevinin bir yıl süreyle uzatılmasını memnuniyetle karşıladı.

Küresel ekonominin son dönemdeki şokları beklenenden daha iyi atlattığını bildiren IMFC, ekonominin dayanıklılığını pekiştiren tampon mekanizmaların zayıfladığı konusunda uyarıda bulunarak, bu dirençli yapının sürdürülebilirliğinin artık kesin olmadığını kaydetti.

fvgbhn
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları sırasında düzenlenen oturumlardan birine katıldı. (X)

Savaşlar ve çatışmalar ağır insani yükler ve büyük ekonomik maliyetler yaratmaya devam ederken; tedarik zincirindeki aksamalar ve ticari gerilimler, belirsizliği ve fiyatlar üzerindeki baskıyı artırıyor.

Buna karşın, gelişmiş yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı ilerleme; verimliliği artırma potansiyeliyle birlikte yatırım ve ticareti desteklemeye katkı sağladı. IMFC, bu gelişmelerin eşliğinde küresel büyümenin genel olarak istikrarlı bir seyir izlediğini, ancak ekonomik kazanımların halen dengesiz dağıldığını belirtti. Düşük gelirli ve kırılgan ülkelerin ise diğer ekonomilerle aralarındaki farkın açılması riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Risklerin olumsuz yöne kaydığı uyarısında bulunan IMFC; çatışmaların ve ticari gerilimlerin tırmanmasının hayati ticaret rotalarını aksatabileceğine, işlenmiş enerji ürünleri de dahil olmak üzere temel emtia fiyatları üzerindeki baskıyı artırabileceğine ve enerji ile gıda arz güvenliği risklerini derinleştirebileceğine dikkat çekti.

Ayrıca, sistemik öneme sahip ekonomilerdeki egemen tahvil getirilerinin yükselmesinin, özellikle birçok ülkedeki yüksek kamu borcu seviyeleri ve yeniden finansman ihtiyaçları göz önüne alındığında, küresel finansal koşullara olumsuz yansıyabileceği ikazında bulunuldu. Bu baskıların, gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin ekonomi ve finans sektörü üzerindeki etkilerine ilişkin belirsizliklerle birleşerek ekonomik ve finansal hassasiyetleri artırabileceği ifade edildi.

Teknolojik dönüşümlerin hızlanması, demografik değişimler, aşırı hava olayları ile doğal afetlerin artması ve jeoekonomik bölünmenin, politika yapıcıların karşı karşıya olduğu seçenekleri ve dengeleri daha da karmaşık hale getirdiği kaydedildi.

Kamu maliyesinin düzenlenmesi

IMFC, ekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesinin; güçlü ve geniş tabanlı bir büyümeyi destekleyecek tutarlı, sağlam makroekonomik politikalar ile çok taraflı iş birliğinden geçtiğini vurguladı.

Kamu maliyesindeki kırılganlıkların acilen giderilmesi gerektiğini belirten IMFC, her ülkenin kendi koşullarına uygun olarak güvenilir orta vadeli mali çerçeveler desteğiyle harcama ve gelir düzenleme çalışmalarının sürdürülmesi çağrısında bulundu. Bu adımın; kamu maliyesi ve borç sürdürülebilirliğini sağlamak, tampon mekanizmalarını yeniden inşa etmek, aynı zamanda en kırılgan grupları korumak ve verimlilik ile büyümeyi artıran öncelikli yatırımları güvenceye almak için elzem olduğu ifade edildi.

Para politikası tarafında IMFC, merkez bankalarının kendilerine verilen görevler doğrultusunda fiyat istikrarını sağlama taahhütlerini yineledi. Politikaların verilere dayalı olarak ayarlanmaya devam edeceği ve kararların açık bir şekilde iletileceği kaydedilirken, merkez bankalarının bağımsızlığının politika güvenilirliği ve enflasyon beklentilerinin sabit kalması için temel bir sütun olduğu vurgulandı.

Uluslararası standartlara uyulmasının ve finansal istikrarı tehdit eden risk ile kırılganlıkların yakından izlenip giderilmesinin önemine dikkat çekildi. Bu kapsamda IMFC, dijital finansmanla ilgili güvenceleri artırmayı, siber saldırılara karşı direnci yükseltmeyi ve dijital dolandırıcılıkla mücadeleye yönelik uluslararası çabaları geliştirmeyi hedefleyen Bangkok Planı’nı memnuniyetle karşıladı.

Büyüme ve verimlilik başlığında ise özel sektörün rolünü güçlendirecek reformların sürdürülmesi, gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinden ve dijital dönüşümden yararlanılarak verimliliğin artırılması istendi. Bu teknolojilerle bağlantılı risklerin giderilmesi ve sağladığı faydaların geniş kitlelere yayılması gerektiği belirtildi.

Uluslararası iş birliğinin küresel zorluklarla mücadele, uluslararası para sisteminin istikrarı ile etkinliğinin sağlanması ve aşırı küresel dengesizlikler ile ticari gerilimlerin giderilmesi açısından zaruri olduğu vurgulandı. Adil ve açık bir küresel ekonomiyi desteklemek amacıyla saptırıcı politikalardan kaçınılması ve tedarik zincirlerinin esnekliğinin artırılması gerektiği ifade edildi.

Enerji alanında IMFC, güvenli ve kesintisiz enerji akışının sağlanması ile seyrüsefer serbestisi ilkesine bağlı kalınmasının küresel ekonomik istikrarın temel unsurları olduğunu bildirdi. Ayrıca, Nisan 2021 mutabakatında yer alan döviz kurlarına ilişkin taahhütlere bağlılığın sürdürüleceği teyit edildi.

Borç yükü altındaki ülkelere destek

IMFC ayrıca, sağlam makroekonomik politikalar, yerel kaynakların harekete geçirilmesi ve yönetişimin iyileştirilmesi yoluyla ülkelerin reformları uygulamasını ve borçla ilgili kırılganlıklarını gidermesini desteklemenin önemini vurguladı.

Düşük gelirli ülkeler ile çatışmalardan etkilenen ve kırılgan durumdaki orta gelirli ülkeler ve küçük gelişmekte olan devletler dahil olmak üzere en hassas ekonomilerin karşı karşıya olduğu zorluklara özel bir önem atfedildi.

Ayrıca özel sektör alacaklıları da dahil olmak üzere tüm ilgili taraflara borç şeffaflığını artırma çağrısında bulunuldu.

IMFC, borç yapısı sürdürülebilir olan, güçlü reform ve büyüme planlarına sahip ancak kısa vadeli finansman zorluklarıyla karşılaşan ülkelere sağlanan desteğin artırılmasını teşvik etti. Bu desteğin, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası Grubu’nun üç sütunlu yaklaşımının uygulanmasının hızlandırılması yoluyla verilmesi gerektiği ifade edildi.

Son olarak IMFC, Yoksulluğu Azaltma ve Büyüme Mütevelli Fonu’nun (PRGT) kendi kendine yeten sürdürülebilir kredi kapasitesini desteklemek için gerekli güvenceleri sağlayan üyelerine teşekkür ederken, diğer üyelerin de gerekli güvenceleri hızla sunmasını beklediğini bildirdi.

IMF reformları

IMFC, IMF Başkanı’nın küresel politika gündemini ve yakın zamanda onaylanan; ekonomik gözetimi, borç analizini, kredilendirmeyi ve kapasite geliştirmeyi güçlendirmeyi hedefleyen kapsamlı politika revizyon paketini memnuniyetle karşıladı.

Söz konusu reformların hızlı ve etkin bir şekilde uygulanması çağrısında bulunan IMFC, bu adımların üyeler arasında adil ve tutarlı bir biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca kapasite geliştirme, ekonomik gözetim ve kredilendirme süreçleri arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesine destek verildi.

cd
Georgieva, Bangkok'ta düzenlenen Uluslararası Para ve Maliye Komitesi toplantısının ardından el-Cedan ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında konuşuyor (AP).

Bu değişikliklerin, ülkelerin riskleri belirlemelerine, belirsizlikleri yönetmelerine, sağlam politikalar ile güvenilir çerçeveler uygulamalarına yardımcı olacağı; bunun da dayanıklılığı artırarak büyümeyi destekleyeceği belirtildi.

Ayrıca IMFC, IMF’nin gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin makroekonomik ve politika yönlü etkilerine ilişkin yürüttüğü çalışmaları takdirle karşılayarak, kurumun yetki alanı dahilinde bu alanda daha fazla analiz ve danışmanlık sunulmasını beklediğini ifade etti.

IMF’nin kaynaklarının artırılması

IMFC, küresel finansal güvenlik ağındaki merkezi rolünün sürdürülmesini sağlamak adına IMF’nin kotalara dayalı, güçlü ve yeterli kaynaklara sahip bir yapıda olmasının önemini bir kez daha yineledi.

16. Genel Kota Gözden Geçirmesi kapsamındaki kota artışının onaylanması için gerekli yerel onay süreçlerinin daha fazla gecikmeksizin tamamlanması çağrısında bulunuldu.

Ayrıca Diriye İlkeleri’nin, 17. Genel Kota Gözden Geçirmesi de dahil olmak üzere gelecekteki kota ve yönetişim reformlarına ilişkin görüşmeler için temel teşkil edeceği belirtildi.

IMF’nin işleyişini güncellemek ve kadınların temsilini güçlendirmek

IMFC, IMF’nin kurumsal risk yönetimini geliştirmek, insan kaynağına yatırım yapmak ve gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin kurum içi bilinçli kullanımı da dahil olmak üzere esnek, dinamik ve geleceğe hazır yapısını korumak amacıyla operasyonlarını modernleştirme çabalarını destekledi.

Liyakat esasına dayalı sistem çerçevesinde IMF personelinin yürüttüğü çalışmaları takdir eden IMFC, kurum bünyesindeki görevlerde kadınların ve farklı bölgelerin temsil niteliğinin artırılması çağrısını yineledi.

IMF’nin liderlik kademelerinde kadın temsilinin güçlendirilmesinin önemine dikkat çekilerek, bu alanda benimsenen gönüllü hedeflere ulaşılması için gerekli adımların atılması gerektiği vurgulandı.

Tüm adayların seçiminde her üye ülkenin esas aldığı liyakat kriterlerinin belirleyici olması gerektiği kaydedildi.

Son olarak IMFC, bir sonraki toplantının Nisan 2027’de Washington D.C.’de yapılmasının öngörüldüğünü bildirdi.


Suudi hava savunmasının etkinliği Cruise tehditlerini engelliyor

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi hava savunmasının etkinliği Cruise tehditlerini engelliyor

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)
Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzelerinin oluşturduğu tehditlere karşı yüksek etkinlikle müdahale ediyor (Savunma Bakanlığı)

Suudi hava savunma kuvvetleri, başta seyir füzeleri olmak üzere çeşitli hava saldırılarını hedef alınan birçok bölgede başarıyla önledi. Bu durum, Suudi Arabistan’ın yüksek muharebe hazırlığını ve ülkenin güvenliğini koruma konusundaki üstün kapasitesini ortaya koyarken sivil hedefleri ve kritik altyapıyı sınır ötesinden gelen tehditlere karşı koruyan kapsamlı bir güvenlik sistemi oluşturduğunu gösterdi.

Son dönemde çok sayıda seyir füzesi havada imha edildi. Bunların sonuncusu perşembe günü Medine semalarında engellenirken, bir başka füze El-Harç vilayeti üzerinde etkisiz hale getirildi. Ayrıca başkent Riyad’ı hedef alan 5 füze de önlendi. Bunlardan biri Kral Halid Uluslararası Havalimanı çevresini hedef aldı.

Yerleşim bölgeleri üzerinde gerçekleştirilen başarılı önleme operasyonları sırasında füze parçaları ve enkazın düşmesi sonucu yaklaşık 15 evde sınırlı maddi hasar meydana geldi ve bazı siviller hafif şekilde yaralandı. Ancak hava savunma sistemlerinin yüksek muharebe hazırlığı sayesinde bu tehditler hedefledikleri yıkımı gerçekleştiremedi.

Gelişmiş kapasite ve entegre savunma

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, seyir füzeleri ve alçak irtifadan gelen hava tehditlerinin oluşturduğu zorluklarla yüksek etkinlikle mücadele ediyor. Bu kapasite, bölgenin en güçlü ve en modern hava savunma ağlarından biri olarak nitelendirilen entegre ve birbirine bağlı bir savunma ağına dayanıyor.

rtnyj6
Riyad’da iki seyir füzesinin önlenmesi sonucu şarapnel parçaları düştü (SPA)

Suudi Arabistan, söz konusu tehditlere karşı koymak için yıllar içinde geliştirdiği çok katmanlı kapasitelere sahip. Sistem, gizli tehditleri tespit eden erken uyarı ve gözetleme katmanlarından başlayarak seyir füzeleri ile insansız hava araçlarını yüksek hassasiyetle takip ve önleme kabiliyetine sahip gelişmiş önleme sistemlerine, oradan da kritik tesisleri, havalimanlarını ve kent merkezlerini olası sızmalara karşı koruyan kısa ve orta menzilli hava savunma sistemlerine uzanıyor.

Tehdidin niteliği ve teknik takipteki zorluklar

Seyir füzesi, yapısal açıdan küçük savaş uçaklarını andıran, tek yönlü saldırı amacıyla kullanılan bir insansız hava aracı olarak tanımlanıyor. Jet motoruyla, yani turbofan veya turbojet motorla çalışan bu füzeler uzun mesafeler kat edebiliyor ve binlerce kilometre uçabiliyor.

Seyir füzeleri, küçük radar izleri ve çok alçak irtifalarda uçabilmeleri nedeniyle hava savunma ağları açısından karmaşık bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Bu özellikleri, füzelerin geleneksel radar ufkunun altında kalmasına ve uçuş güzergâhlarının son aşamalarına kadar tespit edilememesine yol açabiliyor.

Askeri analist ve uzman Tuğgeneral Hasan eş-Şehri, seyir füzesinin atmosfer içinde uçan, jet motoru ve kanatları bulunan güdümlü bir füze olduğunu belirterek bunun tek yönlü saldırı amacıyla kullanılan bir insansız hava aracına benzediğini söyledi. Eş-Şehri, füzenin radarlar tarafından tespit edilmesini zorlaştıracak şekilde çok alçak irtifada uçtuğunu ifade etti.

Eş-Şehri, “Seyir füzesinin güçlü yönleri arasında yüksek isabet hassasiyeti, savunma sistemlerinin etrafından dolaşacak bir güzergâh programlama kabiliyeti ve küçük radar izi bulunuyor” dedi. Uzman, farklı ülkelerin çeşitli seyir füzesi aileleri ürettiğini belirterek bunların başında ABD, Çin, Fransa ve İngiltere’nin geldiğini kaydetti.

Seyir füzelerine karşı koyabilen başlıca hava savunma sistemlerine ilişkin değerlendirmesinde eş-Şehri, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinde bulunan Patriot sistemine işaret etti. Patriot’un uçakları, alçaktan uçan seyir füzelerini ve taktik balistik füzeleri önlemek üzere tasarlanmış mobil bir sistem olduğunu belirten eş-Şehri, bunun yanı sıra başka hava savunma sistemlerinin de bulunduğunu söyledi.

ghyju
Husilerin Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik terör saldırısında kullandığı seyir füzesine ait parçalar (Şarku’l Avsat)

Eş-Şehri, “Sistemden daha önemli olan, havadan taşınan erken uyarı uçaklarıdır. Bunlar da Suudi Arabistan’da bulunuyor. Ayrıca alçak irtifada, karadaki radarların radar ufkunun altında uçan seyir füzeleriyle mücadele eden savaş uçakları var. Böyle bir füzenin erken tespit edilmesi için hava radarı gerekiyor” diye konuştu.

Tuğgeneral eş-Şehri, Suudi hava savunmasının bu tür füzelere karşı yüksek kapasiteye sahip olduğuna dikkat çekti. Suudi Arabistan’ın farklı tehdit türleriyle mücadele edebilen çok katmanlı bir hava savunma sistemine sahip olduğunu belirten eş-Şehri, savaş uçakları ve erken uyarı uçaklarının yanı sıra Suudi hava savunmasının zaman içinde kazandığı muharebe tecrübesinin de önemli rol oynadığını söyledi.

Eş-Şehri, söz konusu tecrübelerin büyük bölümünün Husiler, İran ve Irak’tan gelen tehditlerin önlenmesinde başarıyla kullanıldığını belirtti.

Husilerin yerli üretim iddiası

Tuğgeneral Hasan eş-Şehri, sahadaki verilerin ve göstergelerin Husilerin bu silahları Yemen’de ürettiği yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını ortaya koyduğunu savundu.

Eş-Şehri, Birleşmiş Milletler uzmanlar ekibinin 2020’den bu yana sunduğu kanıtların, “Kudüs-1” füzesinin bazı parçalarının lisanssız bir Çek yapımı küçük jet motorunun kopyasına dayandığını gösterdiğini belirtti. Füzenin gelişiminde gelişmiş Çin teknolojilerinin kullanıldığına ilişkin bilgilerin de bulunduğunu aktaran eş-Şehri, “Kudüs-1”in şekil ve tasarım bakımından tamamen aynı olması nedeniyle Husilerin İran yapımı “Paveh” füzesine verdiği isimden ibaret olduğuna ilişkin değerlendirmelere dikkat çekti.

Eş-Şehri, bu füzelerin yüksek üretim kalitesinin tamamının Yemen dışında üretildiklerine işaret ettiğini söyledi. Motorlar ve güdüm sistemleri gibi kritik tasarım ve bileşenlerin başta İran, Çin ve Rusya olmak üzere farklı kaynaklara dayandığını belirtti.

Askeri uzman, Husilerin bu derece karmaşık üretim kapasitesinden tamamen yoksun olduğunu savunarak fiili işletme ve fırlatma süreçlerinin İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı mensupları tarafından yürütüldüğünü söyledi. Eş-Şehri, daha önce İran ve Lübnan’ın güneyinde yoğun eğitimlerden geçirilen bazı Husi unsurların da bu süreçlerde kullanıldığını belirtti.

Silahların Yemen’e ulaştırılması

Bu silahların Yemen’e nasıl ulaştığı konusunda ise Tuğgeneral eş-Şehri, sürecin organize kaçakçılık ve finansman ağlarına dayandığını söyledi.

Eş-Şehri, füzelerin yurt dışında üretildikten sonra parça ve bileşenler halinde Yemen’e sevk edildiğini, ardından gizli atölye ve özel bölgelerde bir araya getirildiğini belirtti. Bu yöntemin bazı Husi unsurlarına montaj ve birleştirme teknikleri konusunda pratik deneyim kazandırdığını, ancak bu kişilerin kapasitesinin fırlatma operasyonlarına kıyasla sınırlı kaldığını ifade etti.

Askeri analist, açıklamalarının sonunda Husilerin son dönemde ağır insan ve teknik kayıplara uğradığını söyledi. Bu kayıplar arasında söz konusu sistemleri yöneten bazı İranlı uzmanların öldürülmesinin de bulunduğunu belirten eş-Şehri, bunun Husilerin sahadaki kapasitesine doğrudan yansıdığını kaydetti.

Eş-Şehri, yalnızca geçen hafta içerisinde 4’ten fazla füzenin başarısız şekilde fırlatıldığını ve rotasından saparak Yemen toprakları içine düştüğünü belirtti.