Mısır, küresel zorluklarla yüzleşmek için ‘doğuya dönüş’ stratejisini yeniden canlandırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi perşembe günü Yeni Delhi'de bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi perşembe günü Yeni Delhi'de bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, küresel zorluklarla yüzleşmek için ‘doğuya dönüş’ stratejisini yeniden canlandırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi perşembe günü Yeni Delhi'de bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi perşembe günü Yeni Delhi'de bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

ABD, Rusya ve Çin gibi uluslararası güçler arasındaki ‘keskin’ rekabet ve kutuplaşma ile karakterize edilen, dünyanın tüm ülkelerindeki enerji ve gıda arzını etkileyen ekonomik krizle aynı zamana denk gelen küresel dalgalanma sürerken Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah  Sisi'nin Hindistan ve Azerbaycan'a yaptığı ziyaret büyük önem arzediyor. Zira uzmanlara göre bu ziyaret, Kahire'nin ‘doğuya dönüş stratejisini’ yeniden canlandırma ve küresel zorluklarla yüzleşmek için Asya ülkeleriyle ikili ilişkileri güçlendirmeye odaklanma arzusunu gösteriyor. Bu durum, diplomatik hamleler ile Avrupalı ve ABD’li yetkililerle karşılıklı görüşmelerle paralel olarak gerçekleşiyor.
Asya ülkeleriyle ilişkileri geliştirme arzusu, Sisi'nin yakın zamanda Hindistan'a yaptığı ve iki ülkenin ‘savunma sanayilerindeki iş birliğini derinleştirme ve askeri iş birliğini yoğunlaştırmak için yeni girişimler keşfetmeye çalışma’ konusunda mutabık kaldıklarını gösteren ziyarette de kendini gösterdi. İki ülke tarafından yapılan ortak açıklamada, ‘ikili ilişkilerin siyasi, güvenlik, savunma, enerji ve ekonomik alanları kapsayan stratejik ortaklık düzeyine çıkarılması’ vurgusu yapıldı.
Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Heridi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda şu değerlendirmede bulundu:
“Asya eksenine odaklanmak son dönemde Mısır dış politikasının ‘belirgin bir özelliği’oldu. Bu odaklanma, Mısır'ın Avrupa Birliği (AB) ve ABD ile olan ilişkilerinden ödün vermek anlamına gelmiyor. Asya'ya yönelik eğilim, eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in 2008 yılında Hindistan'ı ziyaret etmesi ve bu ziyarette 18 ortak anlaşmanın imzalanması nedeniyle on yıllardır uluslararası ilişkilerini çeşitlendiren Mısır diplomasisi için yeni değil.”
Heridi, Sisi'nin Hindistan ziyaretini ‘Mısır'ın Asya ülkeleriyle ilişkilerinin pekiştirilmesi’ olarak değerlendirdi.
Mısır Bakanlar Kurulu’na bağlı Bilgi ve Karar Destek Merkezi tarafından 2021 yılının ortalarında yayınlanan ve Mısır diplomasisinde ‘yeni çevrelere’ atıfta bulunan Dr. Muhammed Kemal’in raporuna göre Mısır dış politikası 2014 yılında Sisi'nin ülke cumhurbaşkanlığını üstlenmesiyle yeni bir aşamaya girdi. Sisi'nin Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore, Singapur ve Vietnam'ı ziyaret ederek Asya’ya yönelmesi ve ‘Asya'nın ekonomik ve siyasi olarak ‘gelecek’ olduğu gerçeğine’ atıfta bulunması da bu kapsama giriyor.
Siyaset Bilimi Profesörü Tarık Fehmi, Sisi'nin Hindistan, Azerbaycan ve Ermenistan ziyaretini ‘doğuya dönüş stratejisinin yenilenmesi ve Mısır'ın tarihsel ilişki içinde olduğu ülkelerle yeni bir ortaklık kurulması’ olarak değerlendiriyor. Fehmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ‘Sisi'nin Asya'ya yöneldiğini ve birden fazla ülkeye seyahat ettiğini’ belirtti. Bu dönemde siyasi, stratejik ve ekonomik ittifak kaynaklarının çeşitlendirilmesinin önemli bir konu haline geldiğini vurgulayan Fehmi, “Mısır stratejik ve güvenlik anlaşmaları yapmak, ülkelerle birçok alanda başkalarını rahatsız edebilecek kapıları çalmak istiyor’ ifadesini kullandı.
Eski Mısır Dışişleri Bakanı Muhammed el-Urabi'ye göre bu, Sisi'nin Hindistan'a ilk ziyareti olmasa da zamanlaması itibariyle ‘daha fazla önem’ arz ediyor. Urabi, Şarku'l Avsat'a şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sisi’nin Hindistan ziyareti, Mısır diplomasisindeki iyi bilinen eksenlerin harekete geçirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olsa da barış ve kalkınmayı sağlamak isteyen ülkeler arasında daha fazla dayanışma gerektiren uluslararası koşullarda, özellikle de dünya Rusya, ABD ve Çin arasındaki yoğun rekabetle çalkalanırken gerçekleşti. Bu uluslararası çekişmenin ortasında bir çıkış yolu bulmak ve bunun olumsuzluklarına karşı güçlü ikili ilişkiler kurmaya çalışmak gerekiyor.”
Nitekim Sisi, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de ülkesinin ‘mevcut krizin etkilerini sınırlamak için uluslararası ittifaklar kurma’ arzusunu teyit etmek amacıyla gelişmekte olan ülkeleri enerji ve gıda krizleri de dahil olmak üzere ortak zorluklarla ve uluslararası krizlerle yüzleşmek için bir araya gelmeye çağırdı.
Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Sisi, ‘iki taraf arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkileri güçlendirme olasılıkları ve iki ülke arasında uluslararası ve bölgesel düzeyde iş birliği ve koordinasyon yollarını’ görüşmek üzere resmi bir ikili ziyaret için Hindistan'dan Azerbaycan'a geçti. Sisi'nin yurt dışı gezisini Ermenistan ziyaretiyle tamamlaması bekleniyor.
Mısır'ın bu dönemde iki ülkeye yaptığı ziyareti ‘Kahire'nin uluslararası çatışma bölgelerindeki varlığının tescili ve oynadığı rolün güvenilirliğinin bir göstergesi’ olarak değerlendiren Fehmi'ye göre, Azerbaycan ve Ermenistan, Rusya, Türkiye ve İran tarafından temsil edilen uluslararası taraflar için bir oyun alanı. Önümüzdeki dönemde bu bölgenin aktif Mısır hareketlerine sahne olması bekleniyor.
Heridi, Azerbaycan'ın petrol ihraç eden bir ülke olması nedeniyle, Sisi'nin Azerbaycan ziyaretinin iki ülke arasında enerji ve yenilenebilir enerji alanlarındaki iş birliğinin çeşitli yönlerinin tartışılmasına tanık olmasını bekliyor.
Sisi'nin Azerbaycan ve Ermenistan ziyareti, geçen yıl Katar'da düzenlenen 2022 Dünya Kupası'nın açılış töreni oturum aralarında Sisi ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşen görüşmenin ardından Ankara ile ilişkileri normalleştirme olasılığına dair işaretlerin ardından geldi. Buna paralel olarak İran'ın yakınlaşma teklifleri şimdiye kadar Mısır'ın sessizliğiyle karşılandı. Urabi konuya dair açıklamasında ‘Mısır'ın egemen olduğunu ve uluslararası ilişkilerinin bu ülkelerle olan çıkarlarını yönettiğini’ belirterek ‘İran ve Türkiye ile ilişkilerin kendine has belirleyicileri olduğunu’ vurguladı.
Mısır, doğuya yönelmeye paralel olarak ABD ve Avrupa ile ilişkilerde dengeyi gözden kaçırmamaya kararlı görünüyor. Mısır Cumhurbaşkanı birkaç gün önce, enerji ve ‘Akdeniz güvenliği’ dosyalarındaki iş birliğini görüşmek üzere İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani'yi kabul etti. Bu görüşme, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, en önemlileri Filistin ve Libya meseleleri olan ikili ve bölgesel dosyaları görüşmek üzere önümüzdeki hafta Antony Blinken'in Kahire'ye gideceğini açıkladığı bir dönemde gerçekleşti.
‘Mısır dış politikasının rasyonel olduğuna ve uluslararası ilişkilerde eşitliği ve dengeyi yaratmayı benimsediğine’ inandığını dile getiren Fehmi sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Bu politikanın bazı sonuçları olabilir veya geçen hafta Sisi ile ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns arasında gerçekleşen görüşme de dahil olmak üzere son zamanlarda Kahire'deki varlığını birkaç toplantıda tescilleyen ABD tarafının çekincelerini artırabilir.”



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.