Suudi Arabistan gerilimin durdurulması ve işgalin sona erdirilmesi çağrısında bulundu

İsrail polisi bugün Kudüs'teki silahlı saldırı alanında (DPA)
İsrail polisi bugün Kudüs'teki silahlı saldırı alanında (DPA)
TT

Suudi Arabistan gerilimin durdurulması ve işgalin sona erdirilmesi çağrısında bulundu

İsrail polisi bugün Kudüs'teki silahlı saldırı alanında (DPA)
İsrail polisi bugün Kudüs'teki silahlı saldırı alanında (DPA)

Suudi Arabistan bugün, Filistinliler ile İsrailliler arasındaki durumun, Kudüs'te 7 İsraillinin ölümüne yol açan iki silahlı saldırının ardından daha da tehlikeli bir tırmanışa doğru kaydığı konusunda uyarıda bulundu.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili yaptığı açıklamada, sivillerin hedef alınmasını kınadığını belirtirken, tırmanışı durdurma, barış sürecini yeniden canlandırma ve işgali sona erdirme gereğini vurguladı.
Bu sabah Doğu Kudüs’te 13 yaşındaki Filistinli bir çocuk iki İsrailliyi yaraladı. Dün akşam bir sinagog yakınında gerçekleştirilen saldırıda ise yedi kişi hayatını kaybetti.
İsrail acil servisi Magen David Adom'ın (MDA) sözcüsü, durumu ağır olan 23 yaşındaki bir genç ile 47 yaşındaki bir İsrail vatandaşının vücudunun üst kısmından kurşunla yaralandığını söyledi.
Polis, İsrail'in ilhak ettiği Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinli saldırganın 13 yaşında olduğunu bildirdi.
Bu saldırılar, İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria'daki yaklaşık yirmi yılın en şiddetli kanlı baskınlarının ardından Filistin topraklarındaki çatışmaların artması ışığında geliyor.
İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, Batı Şeria'daki askeri güçlere takviye emri verirken, İsrail Polis Şefi Kobi Shabtai, Kudüs'teki güvenlik durumunu en yüksek seviyeye çıkarmaya karar verdiklerini açıkladı.
Halevi ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da katıldığı bir güvenlik değerlendirmesi toplantısının ardından, Kudüs'ün doğusundaki Al-Tur'dan Hayri Alkam (21 yaşındaki) tarafından gerçekleştirilen saldırının ardından bölgedeki olası çatışma senaryolarına hazırlanma talimatı da verdi.



Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Riyad-Paris hattında 9 ziyaret: Koordinasyondan stratejik ortaklığa

Prens Muhammed bin Selman ve Macron, Aralık 2024’te Riyad ziyareti sırasında (AP)
Prens Muhammed bin Selman ve Macron, Aralık 2024’te Riyad ziyareti sırasında (AP)
TT

Riyad-Paris hattında 9 ziyaret: Koordinasyondan stratejik ortaklığa

Prens Muhammed bin Selman ve Macron, Aralık 2024’te Riyad ziyareti sırasında (AP)
Prens Muhammed bin Selman ve Macron, Aralık 2024’te Riyad ziyareti sırasında (AP)

Prens Muhammed bin Selman’ın Fransa ziyareti, Riyad ile Paris arasındaki ilişkilerde üst düzey temasların dokuzuncu halkasını oluşturuyor. Şarku’l Avsat’ın resmî kaynaklara dayanarak yaptığı derlemeye göre 2015’ten bu yana Suudi Veliaht Prens Fransa’yı 6 kez ziyaret ederken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Suudi Arabistan’a 3 ziyaret gerçekleştirdi.

2015... İlk durak

Prens Muhammed bin Selman’ın Fransa’ya resmi ziyaretleri Haziran 2015’te başladı. Ziyaret sırasında dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile Élysée Sarayı’nda bir araya gelen Veliaht Prens, aynı zamanda Suudi-Fransız Daimi Koordinasyon Komitesi’nin ilk toplantısında Suudi tarafına başkanlık etti.

Ziyarette iki ülke arasında toplam 12 milyar dolar değerinde 10 anlaşma imzalandı.

2016... 2030 Vizyonu ilişkilerin gündemine giriyor

Prens Muhammed bin Selman, Haziran 2016’da ikinci resmi ziyareti kapsamında yeniden Paris’e gitti. Ziyaret sırasında Cumhurbaşkanı Hollande ve çok sayıda Fransız yetkiliyle görüştü.

Görüşmelerde iki ülke arasındaki mevcut ortaklığın geliştirilmesi ve Suudi Arabistan’ın ziyaretten iki ay önce açıkladığı «Suudi Arabistan 2030 Vizyonu» çerçevesinde iş birliğinin sürdürülmesi ele alındı. Ayrıca Orta Doğu’daki gelişmeler ile bölgenin güvenlik ve istikrarının sağlanmasına yönelik çabalar görüşüldü.

Ziyaret, ekonomik iş birliğinin içeriğinde de yeni bir döneme işaret etti. Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm ve çeşitlendirme planları, siyasi ve savunma alanlarındaki koordinasyonun yanı sıra Fransa ile yürütülen diyaloğun temel başlıklarından biri haline geldi.

Ziyaret sırasında çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanırken, iki ülke arasındaki yatırım fırsatlarının ele alındığı ve şirketler ile önde gelen iş insanlarını bir araya getiren üçüncü «Suudi-Fransız İş Fırsatları Forumu» da düzenlendi.

2017... Macron’un Suudi Arabistan ziyaretleri başlıyor

Emmanuel Macron’un Suudi Arabistan ziyaretleri, Fransa Cumhurbaşkanı olarak göreve başlamasından birkaç ay sonra, 9 Kasım 2017’de başladı. Macron Riyad’a gelerek Prens Muhammed bin Selman ile görüştü.

Fransa Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre görüşmede bölgenin istikrarının korunmasının önemi, terörle mücadele ve barış için çalışma konuları ele alındı.

Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca Husilerin Riyad’ı balistik füzeyle hedef almasını kınadı ve ülkesinin Suudi Arabistan’ın yanında olduğunu ve dayanışma içinde bulunduğunu vurguladı. Bu ziyaret, Fransız cumhurbaşkanının Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olurken, Macron sonraki dokuz yıl içinde krallığa yönelik ziyaretlerini sürdürecekti.

2018... Üç günlük ziyaret ve el-Ula’nın geliştirilmesi

Nisan 2018’de Prens Muhammed bin Selman, Veliaht Prens olduktan sonra Fransa’ya ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi. Bu, 2015’ten bu yana Fransa’ya yaptığı üçüncü ziyaretti ve üç gün sürdü.

Ziyaret kapsamında Macron ile siyasi, ekonomik, savunma ve kültürel ilişkilerin yanı sıra bölgesel meselelerin ele alındığı kapsamlı görüşmeler gerçekleştirildi.

Ziyarette el-Ula bölgesinin geliştirilmesi konusunda hükümetler arası bir iş birliği anlaşması imzalandı. Ayrıca Suudi ve Fransız şirketleri arasında toplam değeri 18 milyar doları aşan 19 anlaşma protokolü imzalandı.

2021... Macron Cidde’de

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Aralık 2021’de Suudi Arabistan’a yeniden ziyaret gerçekleştirdi ve Cidde’de Prens Muhammed bin Selman ile görüşmeler yaptı.

Görüşmelerde bölgenin güvenliği ve istikrarı, ikili ortaklık ve Suudi Arabistan 2030 Vizyonu çerçevesinde bu ortaklığın geliştirilmesi ele alındı. Ayrıca Lübnan, Yemen, İran ve terörle mücadele dosyaları görüşüldü.

İki ülke, özellikle yeni teknolojiler, geleceğin sanayileri, yenilenebilir enerji, kültür ve turizm alanlarında ekonomik ve yatırım iş birliğini genişletme konusunda isteklerini teyit etti.

2022... Enerji ve küresel krizler

Suudi Veliaht Prensi, Temmuz 2022’de Fransa’ya dördüncü resmi ziyaretini gerçekleştirdi ve Élysée Sarayı’nda Macron ile bir araya geldi. Ziyaret, Rusya-Ukrayna savaşının enerji piyasaları ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerinin hissedildiği bir döneme denk geldi.

Görüşmelerde Avrupa’ya enerji tedarikinin çeşitlendirilmesi, gıda krizinin etkilerinin azaltılması, ayrıca Lübnan ve Yemen’deki gelişmeler ile İran’ın nükleer programı ele alındı.

İki taraf savunma, enerji, dijital dönüşüm, ulaşım, sürdürülebilir şehirler ve kültür alanlarında ortaklığın derinleştirilmesi konusunda anlaşırken, Fransa Riyad’ın Expo 2030’a ev sahipliği yapma adaylığına desteğini yineledi.

2023... Çok boyutlu ziyaret

Prens Muhammed bin Selman’ın Fransa’ya beşinci ziyareti 2023 yazında gerçekleşti. Ziyaret kapsamında Élysée Sarayı’nda Macron ile ikili ve genişletilmiş toplantılar düzenlendi.

İki lider, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası meseleleri ele aldı. Suudi Veliaht Prensi ayrıca Yeni Bir Küresel Mali Mutabakat İçin Zirve’de ülkesinin heyetine başkanlık etti ve Riyad’ın Expo 2030’a ev sahipliği yapma adaylığı için düzenlenen resmi resepsiyona katıldı.

Ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerin gündeminin siyaset ve savunmadan iklim çalışmaları, küresel ekonomi, yatırım ve kültüre kadar genişlediğini ortaya koydu.

2024... Stratejik ortaklık ve su zirvesi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, 2024 yılının sonunda, 2-4 Aralık tarihleri arasında Suudi Arabistan’a üçüncü ziyaretini gerçekleştirdi. Riyad ve el-Ula’yı kapsayan ziyaret, devlet ziyareti niteliğindeydi.

Ziyaret sırasında iki ülke arasında stratejik ortaklık anlaşması imzalandı. Ayrıca siyasi, savunma, ekonomik, kültürel, enerji ve teknoloji alanlarındaki iş birliğini kapsayan ortak bir çerçeve oluşturmak amacıyla «Suudi-Fransız Stratejik Ortaklık Konseyi»nin kurulmasına ilişkin mutabakat zaptı imzalandı.

Macron ayrıca 200’den fazla Suudi ve Fransız şirketinin katıldığı bir yatırım forumuna ve Riyad’da düzenlenen Tek Su Zirvesi’ne katıldı. Ardından Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki el-Ula bölgesini ziyaret etti.

2026... Dokuzuncu durak

Prens Muhammed bin Selman’ın mevcut devlet ziyareti, 2015’ten bu yana Fransa’ya gerçekleştirdiği altıncı ziyaret ve iki ülke liderlikleri arasındaki karşılıklı resmi ziyaretlerin toplamında dokuzuncu ziyaret olarak öne çıkıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise daha önce Suudi Arabistan’a 3 ziyaret gerçekleştirmişti.


Körfez, uzun vadeli sermayeyi çekmek için altyapısını hazırlıyor

Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki el-Cuf’ta yer alan güneş enerjisi projelerinden biri (SPA)
Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki el-Cuf’ta yer alan güneş enerjisi projelerinden biri (SPA)
TT

Körfez, uzun vadeli sermayeyi çekmek için altyapısını hazırlıyor

Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki el-Cuf’ta yer alan güneş enerjisi projelerinden biri (SPA)
Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki el-Cuf’ta yer alan güneş enerjisi projelerinden biri (SPA)

Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri; hükümetleri, kalkınma bankalarını, egemen yatırımcıları ve özel sektörü bir araya getiren daha gelişmiş ortaklıklar aracılığıyla, uzun vadeli özel ve kurumsal sermayeyi harekete geçirmeye dayalı yeni bir altyapı finansmanı aşamasına geçiyor.

Bu dönüşüm; bölgenin enerji, su ve dijitalleşme alanlarındaki ihtiyaçlarının artmasıyla birlikte büyük projelerin uzun vadeli yatırılabilir varlıklara dönüştürülmesinin önem kazanmasıyla gerçekleşiyor.

Körfez’de yaşanan bu değişimler, yalnızca altyapı harcamalarının hacmindeki artışı değil, finansman denkleminin kendisindeki daha derin bir değişimi de gösteriyor. Enerji, su, ulaşım ve dijital ekonomi projelerinin genişlemesiyle birlikte, artan yatırım ihtiyaçlarını karşılamada tek başına kamu finansmanı yetersiz kalıyor. Emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve varlık yöneticileri ise doğaları gereği uzun yıllar boyunca istikrarlı nakit akışı sağlayan varlıklarla uyumlu, uzun vadeli sermayeye sahip bulunuyor.

Bu doğrultuda bölge; riskleri paylaşabilen, projelerin kredi değerliliğini artıran ve kamu yatırımlarını özel sermaye ile kurumsal sermayeyi çekebilecek fırsatlara dönüştüren finansman yapıları kurmaya yöneliyor.

Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Baş Yatırım Sorumlusu Suud bin Abdullah es-Seyyari, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde ‘temellerin güçlü’ olduğunu belirtti. Es-Seyyari; nüfus artışı, kentleşme ve ekonomik dönüşüm programlarının yenilenebilir enerji, dijital altyapı, su ve sağlık hizmetleri alanlarında geniş bir fırsat yelpazesi yarattığını vurguladı.

Zorluğun artık mevcut fırsatların büyüklüğünden ziyade, risklerin nasıl yapılandırılacağı ve projelerin hayata geçirilmesi için gerekli sermayenin nasıl toplanacağıyla ilgili olduğunu belirten es-Seyyari, çok taraflı kalkınma kurumlarının projeleri daha finanse edilebilir hale getirmede, yatırımcılar için riskleri azaltmada ve kendi doğrudan katkılarının çok ötesinde sermaye akışlarını teşvik etmede kilit bir rol oynayabileceğini ifade etti.

Yenilenebilir enerji ve dijital altyapı

Es-Seyyari, önümüzdeki beş yıl içindeki en belirgin yatırım fırsatlarının ekonomik büyüme ile iklim ve sürdürülebilirlik hedeflerinin kesişim noktasında yer alacağını açıkladı. Bu kapsamda, depolama teknolojileriyle birlikte büyük ölçekli yenilenebilir enerji projelerinin bölgedeki enerji dönüşümünün temel taşını oluşturacağını belirtti.

xscdfg
Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın (AIIB) Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Baş Yatırım Sorumlusu Suud bin Abdullah es-Seyyari (AIIB)

Es-Seyyari, bu tür projelere örnek olarak Umman’daki 500 megavat kapasiteli İbri II Güneş Enerjisi Santrali’nin finansman deneyimini gösterdi.

Ulusal fiber optik ağlardan akıllı lojistik hizmetlerine kadar teknoloji destekli altyapının ‘diğer tüm varlık sınıflarının değerini katladığını’ ifade eden es-Seyyari; sağlık ve eğitim başta olmak üzere sosyal altyapının da bölgedeki nüfus artışı ve kentleşmeye paralel olarak büyüyeceğini kaydetti.

Es-Seyyari ayrıca, “Disiplinli yapılandırma ile güçlü çevresel ve sosyal standartlar, bir fırsatı sürdürülebilir ve uzun vadeli bir değere dönüştüren temel unsurlardır” ifadesini kullandı.

Kalkınma kurumları, projelerin finansman edilebilirliğini destekliyor

Es-Seyyari, çok taraflı kalkınma bankalarının riskleri paylaşarak ve gerekli teknik uzmanlığı sağlayarak, hükümetlerin altyapı planlarını finanse edilebilir ve yatırılabilir projelere dönüştürmede kilit bir rol oynayabileceğini değerlendiriyor.

Bu doğrultuda, ana su arıtma tesislerinin modernizasyonunu hedefleyen ve Suudi Arabistan Su İdaresi ile gerçekleştirilen son finansman projesini örnek gösteren es-Seyyari, bu işlemin Ulusal Altyapı Fonu ve ticari borç verenlerle iş birliği içinde yapılandırıldığını belirtti. Es-Seyyari, bu ölçekteki bir projenin yatırılabilir hale gelmesinin; çok taraflı bir kalkınma kurumunun ticari kreditörlerin üstlenemeyeceği riskleri absorbe etmesi, çevresel ve sosyal özen incelemelerini yürütmesi ve anlaşmayı uluslararası standartlara göre yapılandırmak için gerekli teknik kapasiteyi sağlaması sayesinde mümkün olduğunu ifade etti.

Es-Seyyari değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Model tam olarak budur; çok taraflı kalkınma kurumları, disiplinli hazırlık, karma finansman ve kredi değerliliğinin artırılması yoluyla hedefleri finanse edilebilir projelere dönüştürür.”

Es-Seyyari, bankanın projelerde yer almasının ‘piyasaya güven verdiğini, algılanan riskleri azalttığını ve özel sermayeyi kendi doğrudan taahhütlerinin çok ötesinde teşvik ettiğini’ de sözlerine ekledi.

Risk dağılımı

Özel sektörün altyapı projelerine katılımının artmasının önündeki engellere değinen es-Seyyari, bu sektördeki risklerin tamamen ortadan kaldırılamayacağını, ancak taraflar arasında uygun şekilde dağıtılması gerektiğini belirtti. Es-Seyyari, düzenleyici belirsizlikler, erken aşama inşaat riskleri veya net geçmişi bulunmayan gelir modelleri gibi yatırımcıların fiyatlandırmakta zorlandığı riskleri üstlenmelerinin istendiği durumlarda zorlukların ortaya çıktığını vurguladı.

“Çok taraflı bir kalkınma bankası olarak görevimiz, bu risk dağılımını düzeltmektir” ifadesini kullanan es-Seyyari, bankanın bu doğrultuda hareket ettiğini kaydetti.

Es-Seyyari, kamu bütçeleri üzerindeki yükü hafifleten egemen olmayan finansmanın yanı sıra, garanti mekanizmaları ve ilk zarar üstlenme yapılarının kurumsal yatırımcılar için ticari dilimlerin cazibesini artırdığını, ayrıca projelerin uygulama ve işletme süreçlerine olan güveni pekiştirdiğini belirtti.

Gelecekteki projelerin yatırımcılar açısından şeffaf ve öngörülebilir olmasının önemine dikkat çeken es-Seyyari, bankanın Suudi Arabistan ile geliştirdiği yatırım programının, tekil anlaşmalara bağımlı kalmak yerine piyasaya yapılandırılmış bir dizi yatırım fırsatı konusunda daha net bir vizyon sunduğunu vurguladı.

Kurumsal yatırımcıları çekmek için 4 koşul

Es-Seyyari, emeklilik fonları ve sigorta şirketlerinin devasa miktarlarda uzun vadeli sermaye yönettiğini, bu yatırımların niteliği ile söz konusu kurumların yükümlülükleri arasındaki doğal uyuma rağmen, portföylerinin yalnızca sınırlı bir kısmının altyapıya ayrılmış durumda olduğunu ifade etti.

Altyapı yatırımlarının uzun vadeli, öngörülebilir ve genellikle enflasyona endeksli nakit akışları sunduğunu belirten es-Seyyari, bu durumun kurumsal yatırımcıların yükümlülükleriyle yüksek düzeyde uyum sağladığını vurguladı.

Bu tür yatırımların önünü daha fazla açmak için dört temel şart belirleyen es-Seyyari, bunları; net kamu-özel iş birliği düzenlemelerini de içeren istikrarlı hukuki ve düzenleyici çerçeveler, ihale belgeleri ile proje yapılarının standartlaştırılması, kredi değerliliğini artırıcı araçların sağlanması ve çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında güvenilir bir performans sergilenmesi şeklinde sıraladı.

“Küresel yatırımcıların birçoğu net sıfır emisyon taahhütlerine tabi durumda. Bu nedenle Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu varlıklar arıyorlar” diyen es-Seyyari, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu şartlar sağlandığında, Körfez’deki altyapı projeleri kurumsal yatırımcılar için ana varlık sınıfına dönüşebilir. Sermaye de bunu takip edecektir.”

Bölgesel fonlar sermaye mobilizasyonunu güçlendiriyor

Es-Seyyari, bölgesel fonları Körfez’de ve genel olarak bölgedeki altyapı projeleri için özel sermayeyi harekete geçirmede en etkili araçlardan biri olarak nitelendirdi.

Doğrudan kredinin tek bir projeyi finanse ettiğini belirten es-Seyyari, iyi yapılandırılmış bir yatırım platformunun ise birden fazla projeden oluşan bir portföyü finanse edebileceğini, riskleri çeşitlendirebileceğini ve etrafında entegre bir yatırım ekosistemi kurabileceğini açıkladı.

AIIB’nin Körfez ülkelerindeki altyapı fonlarına yönelik taahhütlerine dikkat çeken es-Seyyari, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ve Umman Yatırım Otoritesi gibi yatırımcıların desteğiyle hareket eden Rakiza ile Aberdeen Standard Investcorp Infrastructure Partners gibi fonları örnek gösterdi. Es-Seyyari, bu fonların sağlık, eğitim, su, ulaşım ve dijital ağlar da dâhil olmak üzere çeşitli sektörlerdeki sürdürülebilir temel altyapıları hedeflediğini kaydetti.

AIIB’nin katılımının yalnızca sermaye sağlamakla kalmayıp aynı zamanda projelere belirli standartlar getirdiğini vurgulayan es-Seyyari, alt projelerin bankanın kriterlerine göre değerlendirildiğini, uygun olmayan faaliyetlerin kapsam dışı bırakıldığını ve yönetişim gerekliliklerinin sözleşmelere dâhil edildiğini belirtti.

Es-Seyyari, ‘ölçek, disiplin ve yerel uzmanlık’ bileşiminin, kurumsal sermayeyi bölgenin altyapı ihtiyaçlarına yönlendirmede temel unsur olduğunu ifade etti.

Mevcut varlıkların güncellenmesi

Es-Seyyari, Körfez ülkelerinin ekonomik büyüme, çevresel hedefler ve uzun vadeli finansman ihtiyaçları arasında denge kuran sürdürülebilir bir altyapı ekosistemi inşa etmede kaydettiği ilerlemeyi övdü. Sürdürülebilirliğin, net sıfır taahhütlerinden yenilenebilir enerji hedeflerine kadar bölgedeki ulusal vizyonların temel bir parçası haline geldiğini belirten es-Seyyari, özellikle dikkat çeken hususun, bölge ülkelerinin sadece yeni projeler inşa etmekle kalmayıp mevcut varlıkları modernize etmeye yönelmesi olduğunu ifade etti. Suudi Arabistan’daki su arıtma tesislerinin modernizasyonunu buna örnek gösteren es-Seyyari, termal arıtma teknolojilerinden ters ozmoz teknolojisine geçişin, üretim kapasitesini artırıp varlıkların ömrünü uzatırken enerji tüketimini ve emisyonları azaltacağını açıkladı.

“Büyüme ve çevresel performans birlikte ilerliyor” diyen es-Seyyari, bölgedeki finansman ekosisteminin de çok taraflı, ulusal ve ticari kurumları bir araya getiren finansal yapılarla hızla geliştiğini belirtti.

AIIB tarafından onaylanan her finansmanın Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu olduğunu vurgulayan es-Seyyari, “Bölgenin yönü net ve biz bu süreci desteklemekten gurur duyuyoruz” dedi.

Enerji, su ve yeşil hidrojen

Es-Seyyari, önümüzdeki on yıl içinde Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin altyapıyla bağlantılı bir dizi alanda öne çıkacağını öngörüyor. Bu alanların başında yenilenebilir enerji ve depolama sistemleri, gelişmekte olan yeşil hidrojen ekonomisinin yanı sıra teknoloji odaklı altyapı ile iklim değişikliklerine karşı dirençli su sistemleri geliyor. Bölgenin bağlantı altyapısı, veri merkezi kapasiteleri ve dijital altyapı alanlarında halihazırda ileri düzey yatırımlara sahip olduğunu belirten es-Seyyari; su güvenliğinin ise bölgenin yapısı ve gelecekteki ihtiyaçları dikkate alındığında stratejik bir öncelik teşkil ettiğini vurguladı.

Finansman modellerinde dönüşüm

Es-Seyyari, önümüzdeki on yıldaki en belirgin gelişmenin sadece altyapı projelerinin niteliğiyle sınırlı kalmayacağını, bu projelerin finanse edilme yöntemlerine de yayılacağını değerlendiriyor. Bu süreçte, ağırlıklı olarak kamu finansmanına dayanan modellerden; hükümetleri, kalkınma kurumlarını, egemen yatırımcıları ve özel sermayeyi bir araya getiren daha gelişmiş ortaklıklara doğru kademeli bir geçiş yaşanması öngörülüyor.

frgty
Asya Altyapı Yatırım Bankası binası (AIIB)

Bu dönüşümün AIIB’nin desteklemek amacıyla kurulduğu rolün özünü oluşturduğunu belirten es-Seyyari, bankanın Doha’da ev sahipliği yapacağı 11. Yıllık Toplantısı’nın ‘Yarının Altyapısı: Etki ve İnovasyon’ teması altında önemli bir dönüm noktası olacağını ifade etti. Es-Seyyari, önümüzdeki yıllarda Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin yenilenebilir enerji, dijital altyapı ve su sistemleri alanlarında bir dizi küresel trende öncülük etmesini beklediğini kaydetti.