Bakan Koca, SMA hastaları için iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını bildirdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Bakan Koca, SMA hastaları için iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını bildirdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, SMA hastaları için solüsyon şeklindeki ilacın ruhsatlandırma aşamasına geldiğini, böylelikle iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını bildirdi.
Bakan Koca, SMA Bilim Kurulu toplantısının ardından yaptığı yazılı açıklamada, toplantıda SMA taramalarının sonuçları, tedavisi devam eden hastaların tedavi süreçleri ve tedavi yöntemlerindeki son gelişmelerin ele alındığını belirtti.
SMA'nın kalıtsal, ilerleyici, kronik, nörolojik bir hastalık olduğunu anımsatan Koca, "2016'ya kadar dünyada bilinen bir tedavisi olmayan bu hastalık dolayısıyla hastalığın Tip-1 formu görülen bebeklerin yüzde 90'ına yakınını 2 yaşına gelmeden kaybediyorduk. 2016'da 'nusinersen' etken maddeli ilacın dünyada uygulanmaya başlanmasından sonra bu bebekleri hayatta tutmak için bir imkan oluştu. Bu gelişmenin hemen akabinde ülkemizde pek çok dünya ülkesinde örnek olabilecek şekilde nusinersen tedavisi tüm hastalarımıza ücretsiz verilmeye başlandı. Şu anda 1024 hastamız bu tedaviyi ücretsiz alıyor." bilgisini paylaştı.
Zaman içerisinde bilimsel verilerin bu tedavinin daha etkin olması için mümkün olan en erken zamanda uygulanmasının gerekliliğini gösterdiğinin altını çizen Koca, bu kapsamda Mayıs 2022'de Türkiye genelinde SMA yenidoğan taramalarının başlatıldığına dikkati çekti.
Bakan Koca, "Bu kapsamda bugüne kadar 753 bin 350 bebek SMA açısından tarandı. Bu bebeklerden ilaç tedavisi alması gerektiği hekimlerince tespit edilenlere en kısa sürede tedavilerini ulaştırdık. Yenidoğan tarama programında tanı alarak nusinersen tedavisinin yükleme dozu tamamlanan bebeklerimizde ilk 6 aylık süreçte sağ kalım oranımız yüzde 100 olarak gerçekleşti." ifadesini kullandı.

"Ülkemiz, evlilik öncesi tarama programını yapabilen birkaç ülkeden biri"
SMA Bilim Kurulu'nun hastalığın önlenmesine yönelik son 5 yılda yaşanan gelişmeleri de titizlikle takip ettiğini ve bu çerçevede dünyada çok az ülkenin yapabildiği evlilik öncesi tarama programının hayata geçirildiğini belirten Koca, "Bu program hem yeni evlenecek çiftleri hem de istemeleri halinde bu uygulama başlamadan önce evlenen çiftleri kapsıyor. Bu taramada SMA taşıyıcılığı saptanan çiftlere genetik danışmanlık ve sağlıklı bebek sahibi olmalarını sağlayacak seçici gebelik uygulaması ücretsiz sağlanıyor. Ülkemiz bunu dünyada yapabilen birkaç ülkeden biridir." değerlendirmesinde bulundu.

Solüsyon şeklindeki SMA ilacının ruhsatlandırılması için son aşamaya gelindi
Bakan Koca, ilk ilaç tedavisinin hastalara ulaştırılmasının ve verilerinin takip edilmesinin yanı sıra SMA'da kullanılmak üzere geliştirilen diğer ilaçlarla ilgili bilimsel gelişmelerin de Bilim Kurulunca yakından izlendiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bu bağlamda nusinersen ile birlikte 'risdiplam' etken maddeli ilaç ve Zolgensma isimli ilaçlarla ilgili tüm veriler de izlenmektedir. Bu tedavilerin üçü de gen temelli tedavilerdir. Her üç tedavinin de birbirlerine üstünlüğü gösterilememiştir.
Bunlardan risdiplam etken maddeli ilacın ülkemize girmesi için gerekli yasal prosedürler ilgili firma tarafından tamamlanarak başvurusu yapılmıştır. Hastalarımıza solüsyon şeklinde oral yolla verme olanağı da sunacak bu ilaçla ilgili bilimsel veriler değerlendirilmiş, ilgili ilacın ruhsatlandırılması için son aşamaya gelinmiştir. Bilim kurulumuzca yapılan bugünkü toplantımızda ilacın ne şekilde hazırlanıp, hastalarımıza nasıl ulaştırılacağına kadar sağlık sistemimizin üzerine düşen tüm detaylar titizlikle değerlendirilmiştir. Bu ilaçla ilgili ruhsat sürecini önümüzdeki günlerde sonuçlandırmış olacağız. Bu ilacın etkinliği bilinen nursinersen tedavisinin uygulanmasının güç olduğu hastalar için seçenek olarak sunulmasına karar verilmiştir. Ülke verileri arttıkça Bilim Kurulu tarafından uygulama esasları yeniden gözden geçirilecektir."
Koca, böylelikle SMA hastaları için artık iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını vurguladı.

"Zolgensma tedavisinin semptomlu hastalara fayda göstermediği bilinmektedir"
Sağlık Bakanı Koca, "gen tedavisi" olarak da bilinen Zolgensma isimli tedaviyle ilgili SMA Bilim Kurulu'nda, yapılan değerlendirmelere ilişkin tüm bilimsel veriler ve gelişmelerin yakından takip edildiğinin altını çizdi.
Bakanlık için esas olanın Bilim Kurullarının değerlendirmesi ve hastaların global aktörlerin vereceği zararlardan korunması olduğunu vurgulayan Koca, "Bu anlamda adı geçen ilaçla ilgili gerek bilimsel veriler gerekse hastalar üzerine uygulamalar konusunda ciddi çekinceler oluşmuştur. İlacın Amerika Birleşik Devletleri'nde ruhsatlandırılmasına esas teşkil eden deneyin sonuçlarında tutarsızlıklar görülerek bu verilerin yer aldığı bilimsel yayın çok prestijli bir bilimsel dergiden kaldırılmak zorunda kalmıştır." bilgisini paylaştı.
İlacın etkisiz olduğu açıkça bilinen solunum cihazına bağımlı Tip-1 ve bazı Tip-2 hastalar ile semptomları ilerlemiş çocuklara, ailelerinin hayalleriyle oynanması pahasına, yurt dışında bazı hekimler tarafından belli bazı ülkelerde ilaç uygulamaları yapıldığını aktaran Koca, şöyle devam etti:
"Bu noktada ülkemizde doğan her SMA'lı bebeğin etkinliği bilinen bir tedaviyi aldığını ve yapılan SMA yardım kampanyalarının hiçbirine Sağlık Bakanlığı olarak onay vermediğimizin bilinmesini isteriz. Zolgensma tedavisinin semptomlu hastalara fayda göstermediği bilinmektedir. Ancak semptom gösteren, hatta cihaza bağlı ve tedaviden hiçbir fayda görmeyecek bu hastalar için dahi kampanyalar yapılmaktadır. Hatta onayımız dışında, bu tür kampanyalarla yurt dışına götürülerek Zolgensma tedavisi alan ve yarar görmeyince tekrar nusinersen tedavisine devam etmek için Bakanlığımıza başvuru yapılan çok sayıda bebeğimiz mevcuttur.
Tüm bu tabloya rağmen hastalarımıza ek bir fayda sağlayabileceği ihtimalini göz ardı etmemek için ilgili firma yetkilileri ile ülkemize ilacın girişi için yasal bir başvuruları olmamasına rağmen görüşülmüş ve bilimsel kanıtları temin edilerek Bilim Kurulumuza bu veriler yeniden sunulmuştur. Bilim Kurulumuzca yapılan değerlendirmede, Zolgensma isimli ilaçla tedavinin, diğer tedavilere üstünlüğünü gösteren karşılaştırmalı bir bilimsel çalışmanın halen bulunmadığı görülmüştür."

"SMA Bilim Kurulumuz en kısa sürede değerlendirmeyi yapacak"
Ayrıca Avrupa İlaç Ajansı'nın Zolgensma tedavisinde ortaya çıkan yan etkiler nedeniyle 12 aydan büyük çocuklara yakın zamanda kısıtlama getirdiğine dikkati çeken Koca, şu açıklamalarda bulundu:
"Bu durum Bilim Kurulumuz tarafından yakından takip edilmektedir. Ancak Zolgensma isimli ilacın 0-6 hafta yenidoğan taramasından gelen semptomu olmayan SMA Tip-1 bebekler üzerinde diğer ilaçlara benzer etkinliği olduğunu gösteren son 5 ay içerisinde yayınlanan çalışmalar bulunmaktadır. Yeni bir inceleme yapılması için ilgili firmadan gerçek yaşam verileri talep edilerek yeni bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağı düşünülmüştür. SMA Bilim Kurulumuz en kısa sürede bu değerlendirmeyi yapacaktır."
SMA tedavisinde dünyada kullanılan üç ilaçtan nursinersen ülkemizde ruhsatlandırılmış, risdiplam ruhsat müracaatını yapmış ve son aşamaya gelmiştir. Zolgensma ise ruhsatlandırmaya esas hiçbir girişimde bulunmamıştır. Tedavinin izlenebilir ve güvenli uygulaması açısından ruhsatlandırma son derece önemlidir."

"Ailelerimizin umudunun ticari amaçlara alet edilmesine rıza göstermeyeceğiz"
Bakan Koca, SMA hastaları ve aileleri için gerçekçi beklentilere dayalı sağlık hizmeti ve bakımını, standart bakım kurallarına uyarak en üst düzeyde sürdürmeyi hedeflediklerini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Özellikle belirtmek isteriz ki umudun suistimaline şimdiye kadar izin vermediğimiz gibi bundan sonra da izin vermeyeceğiz. Ailelerimizin umudunun ticari amaçlara alet edilmesine rıza göstermeyeceğiz. Daha önce çocuklarımızın denek olarak kullanılmasına izin vermeyeceğimizi beyan etmiştik. Bu konumumuzu koruduğumuzun bilinmesini isteriz. Ancak bilimsel kanıtla etkinliği ispat edilmiş her tedavi için ise gereken kolaylığı sağlamaya hazırız."
 



Türkiye'nin petrol ve gaz piyasalarındaki rolü

Türkiye ile Rusya arasında Ankara'nın Avrupa'da doğal gaz ticaretinin merkezi haline getirilmesine yönelik görüşmeler yapılıyor (AFP)
Türkiye ile Rusya arasında Ankara'nın Avrupa'da doğal gaz ticaretinin merkezi haline getirilmesine yönelik görüşmeler yapılıyor (AFP)
TT

Türkiye'nin petrol ve gaz piyasalarındaki rolü

Türkiye ile Rusya arasında Ankara'nın Avrupa'da doğal gaz ticaretinin merkezi haline getirilmesine yönelik görüşmeler yapılıyor (AFP)
Türkiye ile Rusya arasında Ankara'nın Avrupa'da doğal gaz ticaretinin merkezi haline getirilmesine yönelik görüşmeler yapılıyor (AFP)

Enes bin Faysal el-Hacci

Türkiye'nin Rus petrolü ithalatı rekor seviyeler kaydediyor, Türkiye Avrupa'ya ham petrol ve petrol ürünleri ihraç ederken, Rus doğal gazı da Türkiye'deki TürkAkım boru hattı üzerinden Avrupa ülkelerine akıyor!

Türkiye'nin ürettiği petrol ve doğal gaz miktarı çok az, ancak Türkiye'nin en büyük rolü Rusya, Orta Asya ve Ortadoğu ile olan konumu sayesinde Avrupa’yla bir bağlantı noktası olma özelliğiyle dikkat çekiyor. Burada Türkiye'nin enerji piyasalarındaki rolünü anlatmak için düşünür Cemal Hamdan'ın (Allah rahmet etsin) Mısır ile ilgili kullandığı "mekanın coğrafyası" ifadesini ödünç almak istiyorum.

Türkiye'nin enerji piyasalarındaki mevcut rolü beklenen bir gelişmedir. Energy Outlook Advisors'ın 2022 yılında Ukrayna'daki savaş, Rusya'ya yönelik yaptırımlar, Türk-Rus iş birliği,  Erdoğan ile Putin arasında Türkiye'nin Avrupa'da bir gaz ticaret merkezi haline getirilmesi fikrinin tartışıldığı toplantı ışığında, Türkiye'nin üstleneceği rolden ayrıntılı olarak bahseden İngilizce bir rapor yayınlamıştı.

Dünya genelinde gemi trafiğini takip eden Kpler firmasının verileri, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı sonrasında Türkiye'nin Rus petrolü ithalatındaki artışa işaret ediyor. Aynı zamanda G7 ve Avrupa Birliği'nin Rus petrolüne yönelik yaptırımları sonrasında da önemli bir artışa işaret ediyor.  Rusya'nın Ukrayna'ya saldırmasından önce Türkiye'nin Rus petrolü ithalatı günlük 300 bin varil civarındaydı. Bu ithalat geçen ay günde bir milyon varile yaklaştı. Türkiye'nin deniz limanları yoluyla yaptığı petrol ithalatına baktığımızda Irak, Mısır, Hindistan ve Yunanistan'dan petrol ve petrol ürünleri ithal ettiğini görüyoruz. Irak'tan yapılan ithalata karadan boru hatları ile yapılan ithalat dahil değil. Bahsettiğimiz ithalat miktarları sadece deniz yoluyla yapılan ithalata aittir. Mısır'dan yapılan ithalat çoğunlukla Suudi Arabistan veya Körfez ülkelerinden Süveyş Kanalı yakınındaki Ayn es-Suhna Limanı’na ihraç edilen, daha sonra SUMED boru hattıyla Akdeniz'de İskenderiye yakınındaki Sidi Kerir Limanı’na nakledilendir. Hindistan ve Yunanistan'dan yapılan ithalatlar ise petrol ürünleridir.

Burada Türkiye'nin petrol ve gaz üretimindeki payı çok az olduğunu, bu nedenle de Türkiye'nin deniz yoluyla petrol ihracatı göz önüne alındığında, her "ihracatın" aslında bir yeniden ihracat olduğunu okuyucuya hatırlatalım. Deniz yolu ile ihracat miktarı deniz yolu ile ithalat miktarına yakın, ancak ham petrol ihracatının çoğunun bir boru hattı aracılığıyla Azerbaycan'dan kara yoluyla Türkiye'nin Ceyhan Limanı’na gelmesi nedeniyle aralarında büyük farklılıklar olduğunu da görüyoruz.

Türkiye'nin petrol ihracatının büyük kısmı Avrupa'ya, Avrupa’da da en çok  İtalya'ya ihraç ediliyor. İtalya’nın yanı sıra Hollanda ve Fransa gibi diğer Avrupa ülkelerine de ihracat yapılıyor. Türkiye'nin Ceyhan Limanı’ndan ihraç edilen Azerbaycan petrolünün bir kısmı İsrail'e gidiyor.

Bu makalenin yazılmasının nedenlerinden biri de budur; Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'e petrol ihracatının durdurulması yönünde çeşitli grupların baskısıyla karşı karşıya bulunuyor. Azerbaycan ile İsrail arasındaki güçlü ilişkilere rağmen birkaç gün önce Azerbaycan, İsrail'e doğrudan ihracat yapmadığını, petrolü ticari şirketlere, şirketlerin de İsrail'e sattığını açıkladı. Buradaki asıl nokta, her iki hükümetin de İsrail'e petrol ihracatını durdurma yönünde baskı altında olmasıdır.

Yukarıda, Türkiye'nin ham petrol ihracatının büyük kısmının, Azerbaycan'ın Bakü kentinden Ceyhan Limanı’na uzanan ve Gürcistan'ın Tiflis şehrinden geçen bir boru hattıyla Azerbaycan'dan geldiğini belirtmiştim. Ama Rusya'dan da Türkiye'ye belirli miktarlarda ham petrol arzı bulunuyor. Bu petrol ya olduğu gibi yeniden ihraç ediliyor ya da Türkiye'de rafine edilerek petrol ürünleri halinde Avrupa'ya ve diğer ülkelere satılıyor.  Dolayısıyla Türkiye, Hindistan ve Çin ile aynı rolü oynuyor; Rus petrolünü ithal ediyor ve bunu bir şekilde Avrupalılara ve Amerikalılara satıyor.

Türkiye'nin Ceyhan Limanı’ndan günde yaklaşık 600 bin varil Azerbaycan petrolü ihraç ettiğine dikkat çekiliyor. Ceyhan Limanı’na uzanan bir diğer boru hattıyla da yaklaşık 400 ila 450 bin varil Irak petrolü (Kuzey Irak ve Kürdistan Bölgesinden) ihraç ediliyordu. Ancak boru hattı geçen yılın Mart ayından bu yana askıya alınmış durumda ve siyasi ve mali nedenlerden dolayı henüz faaliyete geçemedi.

TürkAkım boru hattı Rusya'dan başlayıp Türkiye üzerinden bazı Avrupa ülkelerine uzanıyor. Ukrayna'nın, toprakları üzerinden Avrupa'ya uzanan doğalgaz boru hattının yıl sonunda sona erecek sözleşmesini yenilememe ihtimalinin artmasıyla birlikte, Rus şirketi Gazprom'un TürkAkım boru hattına olan bağımlılığı arttı. Gazprom'un TürkAkım boru hattı üzerinden Nisan ayında 1.160 milyon metreküp olan toplam gaz ihracatı geçen ay 1.367 milyon metreküpe yükseldi. Bu rakam, arzın yalnızca 750 milyon metreküp olduğu geçen yılın mayıs ayı rakamlarından çok yüksek. Gazın büyük kısmı Moskova ile güçlü diplomatik ilişkileri sürdüren Macaristan ve Sırbistan'a gidiyor. Eylül 2021'de Macaristan, Gazprom ile yıllık 4,5 milyar metreküp ithalat için 15 yıllık bir sözleşme imzalamıştı. Ukrayna'ya yapılan saldırı öncesinde TürkAkım hattından geçen gaz Kuzey Makedonya, Yunanistan, Romanya ve Bosna Hersek'e gidiyordu.

Türkiye ile Rusya arasında Türkiye'nin Avrupa'nın gaz ticareti merkezi olması yönünde görüşmeler yapılıyor ancak bu konuda yeni bir gelişme yok.

Türkiye’ye yönelik bu ilgi neden?

Türkiye, Akdeniz bölgesi ve Afrika'da genişlemeye çalışıyor ve Afrika'daki varlığı da sürekli genişliyor. Türkiye az miktarda petrol ve gaz üretse de, gerek petrol ve gaz boru hatları gerekse deniz yoluyla transit  bir ülke olması nedeniyle petrol ve gaz alanındaki bölgesel rolü önemli. Bir yandan Rusya ile Orta Asya'yı Avrupa'ya bağlıyor. Diğer yandan da Kuzey Irak’tan gelen petrol boru hattının yeniden faaliyete geçmesi halinde Ortadoğu ile Avrupa'yı birbirine bağlayacak. Mısır'daki Delta bölgesinden Ürdün ve Suriye üzerinden Suriye-Türkiye sınırına kadar uzanan bir Arap doğalgaz boru hattı projesi olduğunu da hatırlayalım. Bu projenin asıl amacı Arap gazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya ihraç etmekti. Özellikle Katar ve İran'ın Körfez'den Suriye'nin merkezindeki  Humus şehrine kadar uzanıp bu hata bağlanacak bir boru hattı daha inşa etmeyi düşünmeleri üzerine belki de Rusya'nın baskısı nedeniyle proje durduruldu. Plan, İran gazını Katar tarafından finanse edilen bir boru hattı yoluyla Avrupa’ya taşımaktı.

Bugünkü konuya odaklanmamızın iki nedeni var:

1- İsrail'e petrol ihracatının durdurulması konusunda Türk ve Azerbaycan hükümetleri üzerindeki baskının artması. Bunun İsrail ekonomisine büyük etkisi olacak ama küresel petrol piyasalarına etkisi sınırlı olacak. İhracat durdurulsa bile, petrolün, takip sistemlerini kapatan gemiler aracılığıyla çeşitli rotalardan İsrail'e ulaştırılacağı tahmin ediliyor.

2- Başkan Biden'ın ikinci dönem başkanlığı kazanması durumunda Türkiye'ye Rus petrolünün yeniden ihracatını durdurması için baskı yapması bekleniyor. Bunun bazı Avrupa ülkelerine etkisi olacak ama küçük kalacak ve Rusya'nın da başka alternatifleri olacak. Biden'ın seçimlerden önce petrol fiyatlarının yükselmesini istemediğini, Türkiye'ye de geçtiğimiz aylarda  bu nedenle baskı yapmadığını hatırlatalım.