Bakan Koca, SMA hastaları için iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını bildirdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Bakan Koca, SMA hastaları için iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını bildirdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, SMA hastaları için solüsyon şeklindeki ilacın ruhsatlandırma aşamasına geldiğini, böylelikle iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını bildirdi.
Bakan Koca, SMA Bilim Kurulu toplantısının ardından yaptığı yazılı açıklamada, toplantıda SMA taramalarının sonuçları, tedavisi devam eden hastaların tedavi süreçleri ve tedavi yöntemlerindeki son gelişmelerin ele alındığını belirtti.
SMA'nın kalıtsal, ilerleyici, kronik, nörolojik bir hastalık olduğunu anımsatan Koca, "2016'ya kadar dünyada bilinen bir tedavisi olmayan bu hastalık dolayısıyla hastalığın Tip-1 formu görülen bebeklerin yüzde 90'ına yakınını 2 yaşına gelmeden kaybediyorduk. 2016'da 'nusinersen' etken maddeli ilacın dünyada uygulanmaya başlanmasından sonra bu bebekleri hayatta tutmak için bir imkan oluştu. Bu gelişmenin hemen akabinde ülkemizde pek çok dünya ülkesinde örnek olabilecek şekilde nusinersen tedavisi tüm hastalarımıza ücretsiz verilmeye başlandı. Şu anda 1024 hastamız bu tedaviyi ücretsiz alıyor." bilgisini paylaştı.
Zaman içerisinde bilimsel verilerin bu tedavinin daha etkin olması için mümkün olan en erken zamanda uygulanmasının gerekliliğini gösterdiğinin altını çizen Koca, bu kapsamda Mayıs 2022'de Türkiye genelinde SMA yenidoğan taramalarının başlatıldığına dikkati çekti.
Bakan Koca, "Bu kapsamda bugüne kadar 753 bin 350 bebek SMA açısından tarandı. Bu bebeklerden ilaç tedavisi alması gerektiği hekimlerince tespit edilenlere en kısa sürede tedavilerini ulaştırdık. Yenidoğan tarama programında tanı alarak nusinersen tedavisinin yükleme dozu tamamlanan bebeklerimizde ilk 6 aylık süreçte sağ kalım oranımız yüzde 100 olarak gerçekleşti." ifadesini kullandı.

"Ülkemiz, evlilik öncesi tarama programını yapabilen birkaç ülkeden biri"
SMA Bilim Kurulu'nun hastalığın önlenmesine yönelik son 5 yılda yaşanan gelişmeleri de titizlikle takip ettiğini ve bu çerçevede dünyada çok az ülkenin yapabildiği evlilik öncesi tarama programının hayata geçirildiğini belirten Koca, "Bu program hem yeni evlenecek çiftleri hem de istemeleri halinde bu uygulama başlamadan önce evlenen çiftleri kapsıyor. Bu taramada SMA taşıyıcılığı saptanan çiftlere genetik danışmanlık ve sağlıklı bebek sahibi olmalarını sağlayacak seçici gebelik uygulaması ücretsiz sağlanıyor. Ülkemiz bunu dünyada yapabilen birkaç ülkeden biridir." değerlendirmesinde bulundu.

Solüsyon şeklindeki SMA ilacının ruhsatlandırılması için son aşamaya gelindi
Bakan Koca, ilk ilaç tedavisinin hastalara ulaştırılmasının ve verilerinin takip edilmesinin yanı sıra SMA'da kullanılmak üzere geliştirilen diğer ilaçlarla ilgili bilimsel gelişmelerin de Bilim Kurulunca yakından izlendiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bu bağlamda nusinersen ile birlikte 'risdiplam' etken maddeli ilaç ve Zolgensma isimli ilaçlarla ilgili tüm veriler de izlenmektedir. Bu tedavilerin üçü de gen temelli tedavilerdir. Her üç tedavinin de birbirlerine üstünlüğü gösterilememiştir.
Bunlardan risdiplam etken maddeli ilacın ülkemize girmesi için gerekli yasal prosedürler ilgili firma tarafından tamamlanarak başvurusu yapılmıştır. Hastalarımıza solüsyon şeklinde oral yolla verme olanağı da sunacak bu ilaçla ilgili bilimsel veriler değerlendirilmiş, ilgili ilacın ruhsatlandırılması için son aşamaya gelinmiştir. Bilim kurulumuzca yapılan bugünkü toplantımızda ilacın ne şekilde hazırlanıp, hastalarımıza nasıl ulaştırılacağına kadar sağlık sistemimizin üzerine düşen tüm detaylar titizlikle değerlendirilmiştir. Bu ilaçla ilgili ruhsat sürecini önümüzdeki günlerde sonuçlandırmış olacağız. Bu ilacın etkinliği bilinen nursinersen tedavisinin uygulanmasının güç olduğu hastalar için seçenek olarak sunulmasına karar verilmiştir. Ülke verileri arttıkça Bilim Kurulu tarafından uygulama esasları yeniden gözden geçirilecektir."
Koca, böylelikle SMA hastaları için artık iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını vurguladı.

"Zolgensma tedavisinin semptomlu hastalara fayda göstermediği bilinmektedir"
Sağlık Bakanı Koca, "gen tedavisi" olarak da bilinen Zolgensma isimli tedaviyle ilgili SMA Bilim Kurulu'nda, yapılan değerlendirmelere ilişkin tüm bilimsel veriler ve gelişmelerin yakından takip edildiğinin altını çizdi.
Bakanlık için esas olanın Bilim Kurullarının değerlendirmesi ve hastaların global aktörlerin vereceği zararlardan korunması olduğunu vurgulayan Koca, "Bu anlamda adı geçen ilaçla ilgili gerek bilimsel veriler gerekse hastalar üzerine uygulamalar konusunda ciddi çekinceler oluşmuştur. İlacın Amerika Birleşik Devletleri'nde ruhsatlandırılmasına esas teşkil eden deneyin sonuçlarında tutarsızlıklar görülerek bu verilerin yer aldığı bilimsel yayın çok prestijli bir bilimsel dergiden kaldırılmak zorunda kalmıştır." bilgisini paylaştı.
İlacın etkisiz olduğu açıkça bilinen solunum cihazına bağımlı Tip-1 ve bazı Tip-2 hastalar ile semptomları ilerlemiş çocuklara, ailelerinin hayalleriyle oynanması pahasına, yurt dışında bazı hekimler tarafından belli bazı ülkelerde ilaç uygulamaları yapıldığını aktaran Koca, şöyle devam etti:
"Bu noktada ülkemizde doğan her SMA'lı bebeğin etkinliği bilinen bir tedaviyi aldığını ve yapılan SMA yardım kampanyalarının hiçbirine Sağlık Bakanlığı olarak onay vermediğimizin bilinmesini isteriz. Zolgensma tedavisinin semptomlu hastalara fayda göstermediği bilinmektedir. Ancak semptom gösteren, hatta cihaza bağlı ve tedaviden hiçbir fayda görmeyecek bu hastalar için dahi kampanyalar yapılmaktadır. Hatta onayımız dışında, bu tür kampanyalarla yurt dışına götürülerek Zolgensma tedavisi alan ve yarar görmeyince tekrar nusinersen tedavisine devam etmek için Bakanlığımıza başvuru yapılan çok sayıda bebeğimiz mevcuttur.
Tüm bu tabloya rağmen hastalarımıza ek bir fayda sağlayabileceği ihtimalini göz ardı etmemek için ilgili firma yetkilileri ile ülkemize ilacın girişi için yasal bir başvuruları olmamasına rağmen görüşülmüş ve bilimsel kanıtları temin edilerek Bilim Kurulumuza bu veriler yeniden sunulmuştur. Bilim Kurulumuzca yapılan değerlendirmede, Zolgensma isimli ilaçla tedavinin, diğer tedavilere üstünlüğünü gösteren karşılaştırmalı bir bilimsel çalışmanın halen bulunmadığı görülmüştür."

"SMA Bilim Kurulumuz en kısa sürede değerlendirmeyi yapacak"
Ayrıca Avrupa İlaç Ajansı'nın Zolgensma tedavisinde ortaya çıkan yan etkiler nedeniyle 12 aydan büyük çocuklara yakın zamanda kısıtlama getirdiğine dikkati çeken Koca, şu açıklamalarda bulundu:
"Bu durum Bilim Kurulumuz tarafından yakından takip edilmektedir. Ancak Zolgensma isimli ilacın 0-6 hafta yenidoğan taramasından gelen semptomu olmayan SMA Tip-1 bebekler üzerinde diğer ilaçlara benzer etkinliği olduğunu gösteren son 5 ay içerisinde yayınlanan çalışmalar bulunmaktadır. Yeni bir inceleme yapılması için ilgili firmadan gerçek yaşam verileri talep edilerek yeni bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağı düşünülmüştür. SMA Bilim Kurulumuz en kısa sürede bu değerlendirmeyi yapacaktır."
SMA tedavisinde dünyada kullanılan üç ilaçtan nursinersen ülkemizde ruhsatlandırılmış, risdiplam ruhsat müracaatını yapmış ve son aşamaya gelmiştir. Zolgensma ise ruhsatlandırmaya esas hiçbir girişimde bulunmamıştır. Tedavinin izlenebilir ve güvenli uygulaması açısından ruhsatlandırma son derece önemlidir."

"Ailelerimizin umudunun ticari amaçlara alet edilmesine rıza göstermeyeceğiz"
Bakan Koca, SMA hastaları ve aileleri için gerçekçi beklentilere dayalı sağlık hizmeti ve bakımını, standart bakım kurallarına uyarak en üst düzeyde sürdürmeyi hedeflediklerini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Özellikle belirtmek isteriz ki umudun suistimaline şimdiye kadar izin vermediğimiz gibi bundan sonra da izin vermeyeceğiz. Ailelerimizin umudunun ticari amaçlara alet edilmesine rıza göstermeyeceğiz. Daha önce çocuklarımızın denek olarak kullanılmasına izin vermeyeceğimizi beyan etmiştik. Bu konumumuzu koruduğumuzun bilinmesini isteriz. Ancak bilimsel kanıtla etkinliği ispat edilmiş her tedavi için ise gereken kolaylığı sağlamaya hazırız."
 



Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadı

Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
TT

Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadı

Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)
Husi terör örgütünün Suudi Arabistan’daki kentlerde sivil yerleşimlere yönelik saldırılarının oluşturduğu hasar (Şarku’l Avsat)

Türkiye Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Husilerin Suudi Arabistan’ın Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki sivil ve ekonomik hedeflere yönelik saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Saldırılarda kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda sivilin yaralandığı belirtildi. Ankara ayrıca Husilerin Kızıldeniz’de ticari gemileri hedef almaya devam etmesini ve uluslararası deniz taşımacılığının güvenliği, emniyeti ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmesini kınadı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, “Suudi Arabistan’ı hedef alan, sivillerin can ve mal güvenliğini hiçe sayan ve bölgedeki gerilimi artıran Husi saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, “Suudi Arabistan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğimizi yineliyoruz” denildi.

Bakanlık ayrıca saldırıların, Yemen’deki çatışmayı kalıcı bir siyasi çözüm yoluyla sona erdirmeyi amaçlayan diplomatik çabalara da zarar verdiğini vurguladı.


Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Ankara, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkileri ‘daha yüksek seviyelere’ taşımayı hedefliyor

Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Türkiye, Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkileri, ticaret hacmi ve geleneksel yatırım alışverişindeki büyümenin ötesine geçerek yenilenebilir enerji ve savunma sanayisinden turizm ve lojistik hizmetlerine kadar uzanan sektörlerde sermaye, uzmanlık ve teknolojinin bir araya geldiği uzun vadeli sanayi ve yatırım ortaklıklarının kurulacağı yeni bir aşamaya giriyor.

Bu dönüşüm, Suudi yatırımcıların fonlar ile birleşme ve satın alma işlemleri aracılığıyla Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisiyle öne çıkarken, Türk şirketleri de Suudi Arabistan’daki varlıklarını genişletmeye ve ülkenin Vizyon 2030 hedefleri ile büyük projelerinin sunduğu fırsatlardan yararlanmaya çalışıyor. Enerji ve savunma, iş birliğinin genişletilmesi açısından öne çıkan alanlar olurken, iki ülke ortak yatırım, teknoloji transferi ve sanayinin yerlileştirilmesine dayalı bir ekonomik ilişkiler modeli oluşturma yolunda ilerliyor. Bu durum, Suudi Arabistan-Türkiye ortaklığına ticaretteki dalgalanmalara daha az bağlı, daha sürdürülebilir bir boyut kazandırıyor.

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, son yıllarda Türkiye’deki Suudi yatırımlarında dikkat çekici bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Dağlıoğlu, yatırımcıların birleşme ve satın alma işlemleri ile Türk şirketlerinde hisse alımına ve fonlar üzerinden yatırım yapmaya ilgisinin arttığını, bunun yanı sıra Suudi sermayesinin bankacılık ve finansal hizmetler, imalat sanayisi, gayrimenkul ve aile şirketleri gibi sektörlerdeki varlığını sürdürdüğünü söyledi.

Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından İstanbul’da düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi kapsamında gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türk şirketlerinin de Suudi Arabistan pazarındaki varlıklarını genişlettiğini ifade etti. Türk şirketlerinin, Vizyon 2030 ile Krallık’ta yürütülen büyük projelerin sunduğu fırsatlardan özellikle imalat, hizmetler, sağlık, hastaneler ve lojistik sektörlerinde yararlandığını kaydetti.

Daha fazla güven

Son yıllarda Riyad ile Ankara arasındaki ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmelerin iki ülkeden yatırımcılara daha fazla güven verdiğini ve ticaret ile yatırımların yükseliş eğilimine girmesine katkı sağladığını belirten Dağlıoğlu, iki ülke arasındaki ilişkilerin şirketlerin pazarlara giriş ve uzun vadeli yatırım kararlarında önemli bir gösterge oluşturduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, Türkiye’deki Suudi yatırımlarının gerçek hacminin resmi verilerde görülenden daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Bazı yatırımların uluslararası finans merkezlerinde kayıtlı fonlar ve şirketler üzerinden gerçekleştirilmesi nedeniyle bunların her zaman doğrudan Suudi sermaye akışı olarak kaydedilmediğini belirtti.

FGBHJU
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu (Şarku’l Avsat)

Dağlıoğlu, bu durumun Suudi yatırımcıların kullandığı araçların geliştiğini gösterdiğini belirterek, yatırımcıların şirketlerden hisse satın almak veya birleşme ve satın alma işlemlerini finanse etmek için fonlara ve uluslararası yatırım yapılarına daha fazla başvurmaya başladığını söyledi.

Yenilenebilir enerji

Dağlıoğlu, Suudi Arabistan merkezli Acwa Power şirketinin Türkiye’deki yenilenebilir enerji projelerine dahil olmasını, iki ülke arasındaki yatırım ilişkilerinin yönünü gösteren önemli bir örnek olarak değerlendirdi. Bu alandaki iş birliğinin geniş fırsatlar barındırdığını belirten Dağlıoğlu, Türkiye’nin temiz enerji kapasitesini artırmaya ihtiyaç duyduğunu, Suudi şirketlerin ise büyük ölçekli projelerin geliştirilmesi, finansmanı ve işletilmesi konusunda ileri düzeyde deneyime sahip olduğunu ifade etti.

Dağlıoğlu, büyük kapasiteli yenilenebilir enerji üretim projelerini kapsayan yatırım taahhütlerinin bulunduğuna işaret ederek, Türkiye’nin Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacağı dönemde, önümüzdeki süreçte bu alanda ilave adımların açıklanmasını beklediğini söyledi.

Enerji sektörünün iki ülke arasındaki ortaklığın başlıca eksenlerinden birine dönüşebileceğini belirten Dağlıoğlu, Suudi Arabistan’ın yenilenebilir enerji alanındaki uluslararası yatırımlarını genişletme yönündeki yaklaşımına ve Türkiye’nin enerji karmasında temiz kaynakların payını artırma hedeflerine dikkat çekti.

Savunma iş birliği

Öte yandan SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü, Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin artık yalnızca ürün satışı veya ihracat anlaşmalarıyla sınırlı kalmadığını, teknoloji transferi, sanayinin yerlileştirilmesi ve ortak üretim kapasitelerinin geliştirilmesini kapsayan stratejik bir ortaklığa doğru ilerlediğini söyledi.

Tütüncü, Suudi Arabistan’ın savunma sanayisini yerlileştirme hedeflerinin, Türkiye’nin son yıllarda oluşturduğu sanayi ve teknoloji kapasitesiyle örtüştüğünü, bunun da iki tarafın şirket ve kurumları arasında daha geniş kapsamlı bir iş birliğinin önünü açtığını belirtti.

Suudi Arabistan’ın yalnızca savunma ekipmanları ve sistemleri satın almayı hedeflemediğini ifade eden Tütüncü, ülkenin askeri sanayide yerli içeriğin payını artırma hedefleri doğrultusunda teknik bilgiye, üretim, geliştirme ve bakım kapasitesine sahip olmayı amaçladığını kaydetti.

Tütüncü, “Türk şirketleri Suudi Arabistan pazarını yalnızca ürün ihraç edilecek bir pazar olarak değil, uzun vadeli stratejik bir ortak olarak görüyor” diyerek, gelecekteki iş birliğinin ortak üretim, teknoloji transferi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve yerel tedarik zincirlerinin oluşturulmasını kapsayabileceğini vurguladı.

İki ülke arasındaki savunma ilişkisini, Suudi Arabistan’ın finansman ve yatırım imkanları ile Türkiye’nin teknik ve sanayi tecrübesinden yararlanan bir ‘sanayi entegrasyonu’ olarak nitelendiren Tütüncü, bu modelin havacılık, insansız sistemler, elektronik ve ileri teknolojiler gibi alanlara da yayılabileceğini ifade etti.

İki ülke arasındaki insansız hava aracı (İHA) anlaşmalarının savunma iş birliği açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Tütüncü, bunun iş birliğinin sonu değil, Suudi Arabistan’da sanayi ve üretim kapasitelerinin geliştirilmesini de kapsayabilecek daha geniş bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi.

Turizm ve mevsimsel entegrasyon

Turizm sektöründe ise Dağlıoğlu, iki ülkenin mevsimsel entegrasyona dayalı bir model oluşturma fırsatına sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin yaz aylarında çok sayıda Suudi turisti ağırladığını ifade eden Dağlıoğlu, Türk şirket ve turizm işletmecilerinin ise Suudi Arabistan’daki kış turizm sezonundan ve Krallık’ta hayata geçirilen yeni turizm ve eğlence projelerinden yararlanabileceğini söyledi.

WDEFRGT
SAHA İstanbul Genel Sekreteri Muttalip Tütüncü (Şarku’l Avsat)

Türk konaklama, işletmecilik ve turizm hizmetleri şirketlerinin Türkiye’de talebin düştüğü dönemlerde deneyim ve personellerini Suudi Arabistan pazarına taşıyabileceğini belirten Dağlıoğlu, bunun Suudi Arabistan’daki projelerin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlayacağını ve Türk şirketleri için yeni fırsatlar oluşturacağını kaydetti.

Dağlıoğlu, Riyad ile Ankara arasındaki iş birliğinin yalnızca hükümetler ve büyük şirketlerle sınırlı olmadığını, yatırımcıların, girişimcilerin ve küçük ve orta ölçekli şirketlerin de birbirleriyle bağlantı kurmasını ve iki ülke pazarlarına girişlerinin kolaylaştırılmasını kapsadığını vurguladı.

Daha fazla büyüme

İki Türk yetkili, önümüzdeki dönemde karşılıklı yatırımlarda daha yüksek bir büyüme yaşanmasının beklendiğini belirtti. Bu büyümenin, ilişkilerdeki iyileşme, Suudi Arabistan’daki projelerin kapsamının genişlemesi, Suudi yatırımcıların Türkiye’deki varlık ve şirketlere yönelik artan ilgisi ve Ankara’nın sanayi, enerji ve teknoloji sektörlerini destekleyecek nitelikli yatırımları çekme hedefiyle desteklenmesi bekleniyor.

Bu süreç, Suudi Arabistan-Türkiye ilişkilerinin ticari ivmenin yeniden kazanıldığı bir aşamadan, ortak yatırım, teknoloji transferi ve kapasite entegrasyonuna dayanan daha derin ekonomik ve sanayi çıkarların oluşturulduğu bir döneme geçtiğini gösteriyor. Böylece iki ülke arasındaki ilişkiler, geleneksel ticaretteki dalgalanmaların ötesine geçen, uzun vadeli bir nitelik kazanıyor.


Davutoğlu, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla ifade verdi

Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)
Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)
TT

Davutoğlu, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla ifade verdi

Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)
Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2021 yılına ait eleştirileri nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla ifade verdi. (Davutoğlu’nun X hesabı)

Türkiye Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği suçlamasıyla hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ifade verdi.

Davutoğlu, yaklaşık bir saat süren ifadesinin ardından yaptığı kısa açıklamada, “Bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilktir. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan, yalnızca görüşünü ifade ettiği ve eleştirilerde bulunduğu için şüpheli sıfatıyla savcılığa çağrılıyor” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, gazetecilerin sorularını “Türkiye’nin itibarını korumak” gerekçesiyle yanıtlamadı. “Yargıya saygı duyuyorum; bu nedenle benden istenen ifadeyi verdim” diye konuştu.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, geçen perşembe günü Davutoğlu hakkında, 2021 yılına ait ve sosyal medya platformlarında yayımlanan bir video nedeniyle soruşturma başlatmıştı. Davutoğlu, videoda Erdoğan’ın adını doğrudan anmadan Cumhurbaşkanı’nı eleştirmişti.

“Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçunun cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis. Suçun alenen işlenmesi halinde ise ceza altıda bir oranında artırılıyor.