Bakan Koca, SMA hastaları için iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını bildirdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Bakan Koca, SMA hastaları için iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını bildirdi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, SMA hastaları için solüsyon şeklindeki ilacın ruhsatlandırma aşamasına geldiğini, böylelikle iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını bildirdi.
Bakan Koca, SMA Bilim Kurulu toplantısının ardından yaptığı yazılı açıklamada, toplantıda SMA taramalarının sonuçları, tedavisi devam eden hastaların tedavi süreçleri ve tedavi yöntemlerindeki son gelişmelerin ele alındığını belirtti.
SMA'nın kalıtsal, ilerleyici, kronik, nörolojik bir hastalık olduğunu anımsatan Koca, "2016'ya kadar dünyada bilinen bir tedavisi olmayan bu hastalık dolayısıyla hastalığın Tip-1 formu görülen bebeklerin yüzde 90'ına yakınını 2 yaşına gelmeden kaybediyorduk. 2016'da 'nusinersen' etken maddeli ilacın dünyada uygulanmaya başlanmasından sonra bu bebekleri hayatta tutmak için bir imkan oluştu. Bu gelişmenin hemen akabinde ülkemizde pek çok dünya ülkesinde örnek olabilecek şekilde nusinersen tedavisi tüm hastalarımıza ücretsiz verilmeye başlandı. Şu anda 1024 hastamız bu tedaviyi ücretsiz alıyor." bilgisini paylaştı.
Zaman içerisinde bilimsel verilerin bu tedavinin daha etkin olması için mümkün olan en erken zamanda uygulanmasının gerekliliğini gösterdiğinin altını çizen Koca, bu kapsamda Mayıs 2022'de Türkiye genelinde SMA yenidoğan taramalarının başlatıldığına dikkati çekti.
Bakan Koca, "Bu kapsamda bugüne kadar 753 bin 350 bebek SMA açısından tarandı. Bu bebeklerden ilaç tedavisi alması gerektiği hekimlerince tespit edilenlere en kısa sürede tedavilerini ulaştırdık. Yenidoğan tarama programında tanı alarak nusinersen tedavisinin yükleme dozu tamamlanan bebeklerimizde ilk 6 aylık süreçte sağ kalım oranımız yüzde 100 olarak gerçekleşti." ifadesini kullandı.

"Ülkemiz, evlilik öncesi tarama programını yapabilen birkaç ülkeden biri"
SMA Bilim Kurulu'nun hastalığın önlenmesine yönelik son 5 yılda yaşanan gelişmeleri de titizlikle takip ettiğini ve bu çerçevede dünyada çok az ülkenin yapabildiği evlilik öncesi tarama programının hayata geçirildiğini belirten Koca, "Bu program hem yeni evlenecek çiftleri hem de istemeleri halinde bu uygulama başlamadan önce evlenen çiftleri kapsıyor. Bu taramada SMA taşıyıcılığı saptanan çiftlere genetik danışmanlık ve sağlıklı bebek sahibi olmalarını sağlayacak seçici gebelik uygulaması ücretsiz sağlanıyor. Ülkemiz bunu dünyada yapabilen birkaç ülkeden biridir." değerlendirmesinde bulundu.

Solüsyon şeklindeki SMA ilacının ruhsatlandırılması için son aşamaya gelindi
Bakan Koca, ilk ilaç tedavisinin hastalara ulaştırılmasının ve verilerinin takip edilmesinin yanı sıra SMA'da kullanılmak üzere geliştirilen diğer ilaçlarla ilgili bilimsel gelişmelerin de Bilim Kurulunca yakından izlendiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bu bağlamda nusinersen ile birlikte 'risdiplam' etken maddeli ilaç ve Zolgensma isimli ilaçlarla ilgili tüm veriler de izlenmektedir. Bu tedavilerin üçü de gen temelli tedavilerdir. Her üç tedavinin de birbirlerine üstünlüğü gösterilememiştir.
Bunlardan risdiplam etken maddeli ilacın ülkemize girmesi için gerekli yasal prosedürler ilgili firma tarafından tamamlanarak başvurusu yapılmıştır. Hastalarımıza solüsyon şeklinde oral yolla verme olanağı da sunacak bu ilaçla ilgili bilimsel veriler değerlendirilmiş, ilgili ilacın ruhsatlandırılması için son aşamaya gelinmiştir. Bilim kurulumuzca yapılan bugünkü toplantımızda ilacın ne şekilde hazırlanıp, hastalarımıza nasıl ulaştırılacağına kadar sağlık sistemimizin üzerine düşen tüm detaylar titizlikle değerlendirilmiştir. Bu ilaçla ilgili ruhsat sürecini önümüzdeki günlerde sonuçlandırmış olacağız. Bu ilacın etkinliği bilinen nursinersen tedavisinin uygulanmasının güç olduğu hastalar için seçenek olarak sunulmasına karar verilmiştir. Ülke verileri arttıkça Bilim Kurulu tarafından uygulama esasları yeniden gözden geçirilecektir."
Koca, böylelikle SMA hastaları için artık iki ilacın tedavi rehberinde yer alacağını vurguladı.

"Zolgensma tedavisinin semptomlu hastalara fayda göstermediği bilinmektedir"
Sağlık Bakanı Koca, "gen tedavisi" olarak da bilinen Zolgensma isimli tedaviyle ilgili SMA Bilim Kurulu'nda, yapılan değerlendirmelere ilişkin tüm bilimsel veriler ve gelişmelerin yakından takip edildiğinin altını çizdi.
Bakanlık için esas olanın Bilim Kurullarının değerlendirmesi ve hastaların global aktörlerin vereceği zararlardan korunması olduğunu vurgulayan Koca, "Bu anlamda adı geçen ilaçla ilgili gerek bilimsel veriler gerekse hastalar üzerine uygulamalar konusunda ciddi çekinceler oluşmuştur. İlacın Amerika Birleşik Devletleri'nde ruhsatlandırılmasına esas teşkil eden deneyin sonuçlarında tutarsızlıklar görülerek bu verilerin yer aldığı bilimsel yayın çok prestijli bir bilimsel dergiden kaldırılmak zorunda kalmıştır." bilgisini paylaştı.
İlacın etkisiz olduğu açıkça bilinen solunum cihazına bağımlı Tip-1 ve bazı Tip-2 hastalar ile semptomları ilerlemiş çocuklara, ailelerinin hayalleriyle oynanması pahasına, yurt dışında bazı hekimler tarafından belli bazı ülkelerde ilaç uygulamaları yapıldığını aktaran Koca, şöyle devam etti:
"Bu noktada ülkemizde doğan her SMA'lı bebeğin etkinliği bilinen bir tedaviyi aldığını ve yapılan SMA yardım kampanyalarının hiçbirine Sağlık Bakanlığı olarak onay vermediğimizin bilinmesini isteriz. Zolgensma tedavisinin semptomlu hastalara fayda göstermediği bilinmektedir. Ancak semptom gösteren, hatta cihaza bağlı ve tedaviden hiçbir fayda görmeyecek bu hastalar için dahi kampanyalar yapılmaktadır. Hatta onayımız dışında, bu tür kampanyalarla yurt dışına götürülerek Zolgensma tedavisi alan ve yarar görmeyince tekrar nusinersen tedavisine devam etmek için Bakanlığımıza başvuru yapılan çok sayıda bebeğimiz mevcuttur.
Tüm bu tabloya rağmen hastalarımıza ek bir fayda sağlayabileceği ihtimalini göz ardı etmemek için ilgili firma yetkilileri ile ülkemize ilacın girişi için yasal bir başvuruları olmamasına rağmen görüşülmüş ve bilimsel kanıtları temin edilerek Bilim Kurulumuza bu veriler yeniden sunulmuştur. Bilim Kurulumuzca yapılan değerlendirmede, Zolgensma isimli ilaçla tedavinin, diğer tedavilere üstünlüğünü gösteren karşılaştırmalı bir bilimsel çalışmanın halen bulunmadığı görülmüştür."

"SMA Bilim Kurulumuz en kısa sürede değerlendirmeyi yapacak"
Ayrıca Avrupa İlaç Ajansı'nın Zolgensma tedavisinde ortaya çıkan yan etkiler nedeniyle 12 aydan büyük çocuklara yakın zamanda kısıtlama getirdiğine dikkati çeken Koca, şu açıklamalarda bulundu:
"Bu durum Bilim Kurulumuz tarafından yakından takip edilmektedir. Ancak Zolgensma isimli ilacın 0-6 hafta yenidoğan taramasından gelen semptomu olmayan SMA Tip-1 bebekler üzerinde diğer ilaçlara benzer etkinliği olduğunu gösteren son 5 ay içerisinde yayınlanan çalışmalar bulunmaktadır. Yeni bir inceleme yapılması için ilgili firmadan gerçek yaşam verileri talep edilerek yeni bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağı düşünülmüştür. SMA Bilim Kurulumuz en kısa sürede bu değerlendirmeyi yapacaktır."
SMA tedavisinde dünyada kullanılan üç ilaçtan nursinersen ülkemizde ruhsatlandırılmış, risdiplam ruhsat müracaatını yapmış ve son aşamaya gelmiştir. Zolgensma ise ruhsatlandırmaya esas hiçbir girişimde bulunmamıştır. Tedavinin izlenebilir ve güvenli uygulaması açısından ruhsatlandırma son derece önemlidir."

"Ailelerimizin umudunun ticari amaçlara alet edilmesine rıza göstermeyeceğiz"
Bakan Koca, SMA hastaları ve aileleri için gerçekçi beklentilere dayalı sağlık hizmeti ve bakımını, standart bakım kurallarına uyarak en üst düzeyde sürdürmeyi hedeflediklerini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Özellikle belirtmek isteriz ki umudun suistimaline şimdiye kadar izin vermediğimiz gibi bundan sonra da izin vermeyeceğiz. Ailelerimizin umudunun ticari amaçlara alet edilmesine rıza göstermeyeceğiz. Daha önce çocuklarımızın denek olarak kullanılmasına izin vermeyeceğimizi beyan etmiştik. Bu konumumuzu koruduğumuzun bilinmesini isteriz. Ancak bilimsel kanıtla etkinliği ispat edilmiş her tedavi için ise gereken kolaylığı sağlamaya hazırız."
 



Reuters: Suriyeli yetkililer Türkiye'de Hizbullah'la gizli görüşmeler yaptı

Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Reuters: Suriyeli yetkililer Türkiye'de Hizbullah'la gizli görüşmeler yaptı

Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Reuters'a konuşan kaynaklara göre Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan'daki Hizbullah mensupları, iki taraf arasındaki gerilimi yatıştırmak amacıyla Türkiye'de doğrudan görüşmeler gerçekleştirdi. Bu, uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk doğrudan görüşme oldu.

İkisi Suriyeli yetkili, bir ABD'li yetkili ve Hizbullah'a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik yetkilisinin de aralarında bulunduğu 6 kaynak, Reuters'a yaptıkları açıklamada Suriye hükümeti yetkilileri ile İran'la müttefik Hizbullah temsilcilerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini söyledi.

Hizbullah, Suriye'de iç savaşın yaşandığı yıllar boyunca eski Devlet Başkanı Beşşar Esad yönetimini desteklemek amacıyla ülkeye savaşçılar göndermişti.

Esad'ın 2024'ün sonlarında sürpriz bir saldırıyla devrilmesinin ardından Suriye'nin yeni yönetimi ile Hizbullah arasındaki gerilim tırmandı. Şam, Hizbullah'ı Suriye üzerinden silah sevkiyatı yapmakla suçlarken ABD de Suriye ordusunu Lübnan'a asker göndererek Hizbullah'a karşı savaşmaya teşvik etti.

Kaynakların verdiği bilgilere göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbarat ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri katıldı. Görüşme, gerilimi yatıştırmak amacıyla Türkiye'nin güvenlik ve istihbarat birimlerinin daveti üzerine gerçekleştirildi.

Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşme hakkında konuşabilmek için isimlerinin açıklanmaması şartıyla bilgi verdi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters'ın görüşmeyle ilgili sorularına henüz yanıt vermedi. Hizbullah'ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.

Kaynaklar: Yetkililer ortak güvenlik endişelerini ele aldı

ABD'li yetkili, iki Suriyeli yetkili ve Lübnanlı güvenlik kaynağı, görüşmede iki taraf arasındaki gerilim noktalarının çözümüne odaklanıldığını ve toplantının olumlu geçtiğini söyledi.

Suriyeli yetkililerden biri, tarafların aralarında herhangi bir düşmanlık bulunmadığı konusunda mutabık kaldığını ve Suriye'nin Hizbullah'a Lübnan'a askeri müdahalede bulunarak örgütün silahsızlandırılmasını sağlamayacağı konusunda güvence verdiğini belirtti.

Aynı yetkili, Suriyeli yetkililerin buna karşılık Hizbullah'dan sınırdan silah kaçakçılığı girişimlerinin durdurulmasına ve özellikle güney Suriye'de kalan uyuyan hücrelerinin dağıtılmasına yardımcı olmasını istediğini söyledi.

efrgt
Suriye'de Hizbullah bağlantılı hücreye mensup 5 kişi yakalandı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye salı günü, ülkenin güneyinde roket saldırısı hazırlığında olduğunu öne sürdüğü Hizbullah bağlantılı bir hücrenin yakalandığını duyurdu. Hizbullah ise çarşamba günü suçlamaları reddederek Suriye'de herhangi bir varlığının bulunmadığını ve ülkedeki güvenlik ya da askeri faaliyetlerle hiçbir ilgisinin olmadığını açıkladı.

Suriyeli yetkili, Hizbullah temsilcilerinin silah kaçakçılığının durdurulması ve Suriye'deki hücrelerinin dağıtılması talebine doğrudan yanıt vermediğini ancak Suriye'nin içişlerine müdahale etmeme taahhüdünde bulunduğunu söyledi.

Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi olan Lübnanlı kaynak ise iki tarafın güvenlik konularında önemli ilerleme kaydettiğini ifade etti.

Suriyeli yetkili ile Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasına yönelik plan bulunmadığını söyledi. Lübnanlı kaynak Reuters'a, iki taraf arasındaki Türkiye üzerinden iletişimin yaklaşık iki ay önce başladığını belirtti.

Reuters, eylül ayında Türkiye'de gerçekleştirilen görüşmenin nerede ve ne kadar süreyle yapıldığını veya öncesinde ya da sonrasında başka görüşmeler gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini doğrulayamadı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan fon soruşturması açıklaması: Yakından takip ediyoruz

Fotoğraf: TCCB
Fotoğraf: TCCB
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan fon soruşturması açıklaması: Yakından takip ediyoruz

Fotoğraf: TCCB
Fotoğraf: TCCB

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından fon soruşturmasına yönelik açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı süreci "yakından takip ettiklerini" vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada "fon konusunu etraflıca değerlendirdik" dedi, "Yaşanan sorun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana gelmiştir. Finansal sistemimize sirayet etmiş herhangi bir risk mevzu bahis değildir" sözlerini ekledi.

Erdoğan fon krizine dair gerekli soruşturmaların yapıldığını belirtti, benzer bir sorunun tekrar yaşanmasının önüne geçmek için gerekli çalışmaların yapıldığını vurguladı.

"İster piyasa manipülasyonu ile ister borsa oyunları ile ister belediyelerde yaşandığı gibi apacık yolsuzluk yaparak olsun her kim milletin hakkına, malına, hukukuna el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur" diyen Cumhurbaşkanı, söz konusu ülkenin ekonomik güvenliği, refahı ise bunda en küçük bir tereddüt gösterilmeyeceğini söyledi.

Türkiye'nin 2 trilyon dolara yaklaşan bir ekonomik büyüklüğe sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, ülkedeki finansal sistemin güçlü olduğunu vurguladı.

"Türk sermaye piyasası dayanıklıdır, temelleri sağlamdır. Bu sınamanın üstesinden rahatça gelecek kapasiteye sahiptir" dedi ve ekledi:

"Sırf siyasi mevzi kazanmak uğruna muhalefet figürleri dahil hiç kimsenin ekonomimize zarar vermeye, yatırımcıları tedirgin etmeye hakkı yoktur."

Erdoğan konuşmasında haksız kazanç elde edenler hakkında gerekli soruşturmaların yapıldığını belirtti, "Fonlar vasıtasıyla piyasa bozucu eylemlere ilişkiyi tespit edilenler hukuk önünde bunun hesabını verecektir" dedi.


Fatma Betül Sayan Kaya, fon iddiaları sonrasında AK Parti'deki görevinden istifa etti

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, bir (Betül Sayan Kaya X hesabı)
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, bir (Betül Sayan Kaya X hesabı)
TT

Fatma Betül Sayan Kaya, fon iddiaları sonrasında AK Parti'deki görevinden istifa etti

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, bir (Betül Sayan Kaya X hesabı)
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, bir (Betül Sayan Kaya X hesabı)

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, hisse senedi manipülasyonuyla büyük kazanç sağladı iddialarının ardından görevinden istifa etti.

AK Parti Sosyal Politikalar Başkanı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya,  son günlerde gündeme gelen iddiaların açıklığa kavuşturulması ve yürütülecek sürecin sağlıklı ilerlemesi amacıyla görevlerinden istifa ettiğini açıkladı.

Krizle ilgili soruşturma 16 Eylül’de başlatılmış, çok sayıda büyük şirket soruşturmaya dahil edilmiş ve hisse senetlerinde manipülasyon ve dolandırıcılığa karıştıkları gerekçesiyle tasfiye edilmek üzere 131 yatırım fonunun işlemleri dondurulmuştu. Krizden 455 binden fazla yatırımcının zarar gördüğü bildirildi.

Sayan Kaya, dün gece geç saatlerde X hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Son günlerde meydana gelen ve kamuoyunu meşgul eden bir meseleyle ilgili olarak bugün şahsım hakkında birtakım iddia ve değerlendirmeler gündeme getirilmiştir. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde söz konusu meseleye ilişkin ortaya koyduğu açık ve kararlı iradeyle, kim olursa olsun iddiaların tüm yönleriyle araştırılması ve sürecin titizlikle yürütülmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ben de bu yaklaşımın gereği olarak, ortaya atılan iddiaların hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmasını ve yürütülecek sürecin sağlıklı ve selamet içerisinde tamamlanmasını son derece önemsiyorum. Siyasette taşıdığımız sorumluluğun yalnızca hukuki sorumlulukla sınırlı olmadığına inanıyorum. Milletimize karşı üstlendiğimiz görev, gerektiğinde siyasi ve vicdani sorumluluk almayı da gerektirir. Bu nedenle, şahsımla ilgili iddiaların açıklığa kavuşturulacağı bir süreçte bulunduğum makamın herhangi bir tartışmaya konu edilmemesi; yürütülecek inceleme ve soruşturmanın hiçbir gölge altında kalmadan, bağımsız ve sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi adına siyasi sorumluluk almayı gerekli görüyorum. Bu anlayışla, sürecin selameti ve iddiaların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla yürütmekte olduğum tüm görevlerimden affımı Sayın Genel Başkanımızdan istedim. Kamuoyuna saygıyla arz ederim.”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise bugün (Pazar) düzenlediği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sayan Kaya’nın istifasını kabul ettiğini açıkladı. Kaya’nın Merkez Karar ve Yönetim Kurulu ile Merkez Disiplin Kurulu üyeliklerinin de sona erdiğini belirten Çelik, , “Ortada bir iddia varsa araştırılacaktır. Tüm usulsüzlükler ortaya çıkarılacaktır. Yanlış yapanlar, hukuk önünde hesabını verecektir” dedi.

Çelik, bunun Erdoğan’ın “kim hata yaparsa hesabını verir” ilkesi doğrultusunda gerçekleştirileceğini vurguladı.

Çelik ayrıca hiç kimsenin halkın birikimlerine el koyamayacağını, yalan söyleyemeyeceğini, ekonomiyi manipüle edemeyeceğini ve milletin yürüyüşünü sabote edip engelleyemeyeceğini belirtti. Mağdur olanların durumunun titizlikle değerlendirildiğini söyleyen Çelik, Türk ekonomisinde yapısal bir risk bulunmadığını, sorumluların hesap vereceğini ve benzer olayların tekrarlanmasını önlemek için gerekli tüm tedbirlerin alındığını ifade etti.

Kaya ve eşinin olaya karıştığına ilişkin iddialar, Yeni Parti sözcüsü Zeynel Emre’nin cumartesi akşamı İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında gündeme geldi.

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Fatma Betül Sayan Kaya'nın 8 Nisan'da başlayan işlemlerde Özata Denizcilik'ten 250 bin adet hisse aldığını ve bunları eylül ayında 4 bin 482 liradan sattığını iddia etmişti.

Emre’ye göre çift, toplam 163 milyon 46 bin lira ödeme yaptı ve eylül ayının başından bu yana Türkiye’deki üç banka hesabı ile yurt dışındaki bir hesap üzerinden 2 milyar 170 milyon lira çekti. Bu işlemlerden elde ettikleri kârın ise 2 milyar 6 milyon 954 bin lira olduğu belirtildi.

Emre, çiftin işlemlerinin İstanbul Borsası’ndaki son yatırım fonları kriziyle aynı döneme denk gelmesine de dikkat çekti. “Birilerinin 16 Eylül gelmeden paraları çekmeleri için kulaklarına fısıldadığını, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu’nun bu şüpheli işlemlerden aylar önce haberdar olduğunu” öne süren Emre, yetkililerin neden zamanında müdahale ederek işlemleri durdurmadığını sordu.

Emre ayrıca soruşturmaya konu olan bazı şirketlerin ve yönetim kurulu üyelerinin hükümetle yakın ilişkileri bulunduğunu, kapalı fonların değerindeki artışın ise reel ekonomiyle çeliştiğini savundu.

Savcılık harekete geçti

Sayan Kaya, 2016-2018 yılları arasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak görev yapmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bugün (Pazar) Kaya, eşi ve çocuklarının mal varlıkları üzerinde tasarrufta bulunmasını engellemek amacıyla tedbir kararı aldı. Buna göre satış ve devir işlemleri ile para transferleri savcılığın onayına tabi olacak. Ayrıca menkul kıymetler dondurulacak ve ailenin sahip olduğu arazi, gemi ve uçaklara ilişkin kayıtlar incelenecek.

Savcılık daha önce cuma günü de kriz kapsamında “Özata Denizcilik” Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Ata Siven ile yardımcısı Gökhan Ata Siven’in gözaltına alınmasına karar vermişti.

İstanbul Borsası’ndaki kriz, Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu’nun eylül ayının başında hedge fonların yatırım kurallarında yaptığı değişikliğin ardından hız kazanmıştı. Düzenlemeyle fonların tüm varlıklarını tek bir hisse senedine yatırmasına artık izin verilmezken yatırımların çeşitlendirilmesi zorunlu hale getirildi.

Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu, 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesine karar verirken eski bir Merkez Bankası başkan yardımcısının da aralarında bulunduğu 51 kişi gözaltına alındı.

Resmi veriler, yatırımcıların yoğun şekilde para çekmesinin ardından fonların toplam varlıklarının ağustos sonu ile 18 Eylül arasında 510 milyar lira (yaklaşık 11 milyar dolar) azaldığını ortaya koydu.

Finansal analiz platformlarına göre fonlardan 411 milyar liralık çıkış gerçekleşti. Bu gelişmede yatırımcıların fondan çıkışlarının artması ve İstanbul Borsası’nda işlem gören menkul kıymetlerin piyasa değerlemelerindeki gerileme etkili oldu.