Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Şu an İsveç’in NATO üyeliğine evet dememiz mümkün değil

Fotoğraf: Cem Özdel/AA
Fotoğraf: Cem Özdel/AA
TT

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Şu an İsveç’in NATO üyeliğine evet dememiz mümkün değil

Fotoğraf: Cem Özdel/AA
Fotoğraf: Cem Özdel/AA

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsveç'in NATO üyeliği konusunda bu ülkenin yükümlülüğünü yerine getirmesi durumunda oturulup düşünüleceğini belirterek, "Ama şu an İsveç'in bu şartlarda NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil." dedi.
Çavuşoğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijarto, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Türkiye ve Macaristan'ın hala İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğini onaylamayan iki ülke olmasına dair bir soruya Çavuşoğlu, "Biz de Türkiye olarak tıpkı Macaristan gibi NATO'nun genişlemesini destekliyoruz." yanıtını verdi.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin, NATO misyon ve faaliyetlerine en çok katkı sağlayan 5 ülkeden, ittifakın toplam bütçesine de en çok katkı sağlayan ilk 8 ülkeden biri olduğuna işaret ederek, bugün NATO belgelerinde en önemli iki tehdit olarak Rusya ve terörizmin gösterildiğini anımsattı.

"Türkiye'nin güvenlik endişesinin karşılanmaması kabul edilemez"
Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın güvenlik endişelerini anladığını vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"(Güvenlik endişeleri) O nedenle NATO'ya üye olmak istediklerini de biliyoruz. Ama bir taraftan o iki ülkenin güvenlik endişelerini anlarken, Türkiye'nin güvenlik endişesinin karşılanmaması kabul edilemez, o da terörle mücadeledir. Maalesef bu terör örgütleri FETÖ, PKK, PYD bu ülkelerde özellikle İsveç'te yoğun bir mevcudiyeti var bunların. Sadece mevcudiyet değil çok faaliyet gösteriyorlar. Para toplama, terörizmin finansmanı aslında bu ona girer. Aynı zamanda insan devşirme, oralardan Irak'taki Kandil Dağı'na, Suriye'ye insan devşiriyorlar, propaganda devam ediyor."
Bakan Çavuşoğlu, Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında imzalanan üçlü muhtıraya işaret ederek, "Bu mutabakat muhtırasına göre, bu iki ülke bu tür faaliyetleri ülkesinde durduracak. Açık ve net. Biz ne fazlasını ne eksiğini istiyoruz." dedi.

İsveç'teki süreç
Türkiye'nin Finlandiya ile göreceli olarak bakıldığında çok büyük bir sorunu olmadığını dile getiren Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Ama İsveç'e baktığımız zaman 'bu adımları atabilmek için yasa değişikliğine gitmek zorundayız' dediler, gittiler. Ama bu faaliyetler artarak devam ediyor. O zaman yasa değiştirmenin ne anlamı kaldı? Burada görülüyor ki siyasi irade lazım, yeni hükümette bir önceki hükümete göre bu iradeyi görüyoruz ama henüz daha adım atmadılar, tam tersine son provokasyonlar, PKK/YPG'nin faaliyetleri, terör örgütünün propagandası yine aynı şekilde finansmanı, insan devşirme hepsi devam ediyor.
Şimdi bunlar karşılanmadan bir ülkenin NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil, bu partiler üstü bir konu. Ve (İsveç) Dışişleri Bakanı Ankara'ya geldiği zaman Meclis'e de gitti, orada tüm partilerden aynı şeyi işitti. 'Bu konularda adım atmazsanız hiçbirimiz bu mutabakat daha doğrusu üyelik protokolü onaylamayız' dediler. Bu tamamen güvenlik endişesiyle ilgili, terörle mücadeleyle ilgili bir konu."

"Bizim derdimiz NATO'yu engellemek değil"
Bakan Çavuşoğlu, Finlandiya'ya başından bu yana Türkiye'nin daha pozitif baktığını söylediğini aktararak, "Sayın Cumhurbaşkanımız yine gençlerle bir araya geldiğinde de bunu söyledi ama NATO iki ülkenin üyelik sürecini birlikte götürmek istiyor. Bugüne kadar o iki ülke de böyle istediler. Eğer üyelik süreciyle ilgili bir karar verilirse ayrı ayrı da değerlendirme konusunda Finlandiya'ya daha pozitif bakabileceğimizi bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız söyledi. Bizim derdimiz NATO'yu engellemek değil, bizim güvenlik endişelerimiz karşılansın, terörle mücadele karşılansın." değerlendirmesini yaptı.

- "İnsanlık suçu olan eylemler, fikir ve düşünce özgürlüğü, eylem özgürlüğü gibi adlandırılamaz"
Szijarto'nun İsveç ve Danimarka'da Kur'an-ı Kerim yakılmasını "kabul edilemez" olarak nitelendirmesine işaret eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Peter'a çok teşekkür ediyorum. Bir Hristiyan olarak düşüncelerini söyledi. Her zaman da kendi inancını ve farklı inançlar ile ilgili düşüncelerini söylüyor. Çok teşekkür ediyoruz. Bizde de iman etmenin şartı Allah'ın tüm kitaplarına inanmak, peygamberlerine inanmaktadır. Aksi takdirde iman etmiş olamazsınız. Bizim inancımıza göre antisemitizm de bir insanlık suçudur, Hristiyan düşmanlığı da insanlık suçudur. İslam düşmanlığı da insanlık suçudur. İnsanlık suçu olan eylemler, fikir ve düşünce özgürlüğü, eylem özgürlüğü gibi adlandırılamaz. Aynı yasalar Finlandiya'da da var İsveç'te de var, düşünce özgürlüğü ile ilgili. Hemen hemen aynı, bütün İskandinav ülkelerinde de aynı.
Finlandiya, 'ben izin vermeyeceğim' diyor. Çünkü bu nefret suçudur, insanlık suçudur. ırkçı bir yaklaşımdır. Bunlar Avrupa değerlerinde de açıkça ortadadır. Dolayısıyla bunları düşünce özgürlüğüne sokup da istediği gibi davranıp provokasyon yapabilme anlayışı bizi hiçbir yere götüremez, ancak kaosa götürür."
Çavuşoğlu, bir Müslüman olarak farklı inançlara ve kutsal kitaplara aynı saygının gösterilmesi gerektiğine inandığının altını çizerek, "Bir gün İsveç de ilerde yükümlülüklerini yerine getirirse oturur bakarız. Ama şu an İsveç'in bu şartlarda NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil." dedi.
Türkiye'nin bir takip mekanizması kurarak, NATO üyeliği konusundaki süreci yakından izlediğini belirten Çavuşoğlu, "(Üçlü mekanizma) Üçüncü toplantıyı iptal ettik, erteledik. Brüksel'de olacaktı. NATO da görsün çünkü, herkes kafadan bir şey söylüyor. 'Efendim bu ülkeler karşıladı hadi onaylayın.' Yok öyle bir şey. Görsün herkes, şeffaf olsun süreç. Dolayısıyla bu konuda biz tutumumuzu en üst düzeyde de kayda geçiriyoruz." ifadelerini kullandı.

"(Ukrayna'da) Adil bir barışın da kaybedeni olmaz"
Mevlüt Çavuşoğlu, "Ukrayna'daki savaşla ilgili biz başından beri savaşın sonlandırılması için gayret sarf ettik. Savaşın ilk aylarıyla şu anda savaşın şartları tabii çok farklı. Savaş uzadıkça daha da çetrefilleşiyor, daha da zor oluyor. Bırakın bir barışı, bir ateşkes zor." yorumunu yaptı.
Türkiye'nin savaşın başından bu yana bunun bir kazananı olmayacağını söylediğini kaydeden Çavuşoğlu, "Adil bir barışın da -altını çizerek söylüyorum- adil bir barışın da kaybedeni olmaz. Ve bu savaşın da kazananı olmayacağını söylüyoruz ve masada bitmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunu için de çabalarımızı devam ettireceğiz. Ve güven artırıcı adımlar konusunda da devam ettireceğiz." diye konuştu.
Çavuşoğlu, Ukrayna'nın kendi topraklarını korumak için farklı ülkelerden aldığı yardımlar olduğuna da işaret ederek, şunları söyledi:
"En son işte tanklar konuşuluyor. Bazı ülkeler 'vereceğiz' diyor, 'vermeyeceğiz' diyor. F-16'lar konusunda farklı açıklamalar var ama en önemlisi bir an önce adil bir ateşkes ve barışa doğru müzakerelerin başlatılması, biz bundan yanayız. İki ülkenin de kabul edilebileceği bir barış olması lazım. İki ülkeyle de angajmana girmeden bunun mümkün olmayacağını söylüyoruz. Tek taraflı dikte edilecek bir barışı ne Ukrayna kabul eder ne Rusya kabul eder. Gerçekçi olmamız lazım. Biz bu gerçekler temelinde çabalarımızı sürdüreceğiz."
Çavuşoğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijarto, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Türkiye ve Macaristan'ın sürekli temas halinde olduğunu ve Szijarto'nun en sık görüştüğü mevkidaşlarının başında geldiğini anlatan Çavuşoğlu, "Türkiye-Macaristan ilişkileri öyle bir seviyeye geldi ki liderlerimiz arasındaki temasla, dışişleri bakanlarımız arasındaki temasla yetinemeyecek bir duruma geldik. Dolayısıyla diğer bakanlarımızın arasında da ciddi bir işbirliği var karşılıklı ziyaretler var." diye konuştu.
Bakan Çavuşoğlu, her seviyede temasların sıklaşarak devam ettiğini vurgulayarak, "(Macaristan) Cumhurbaşkanı (Katalin) Novak'ı mart ayında ülkemizde ağırlamaktan büyük bir onur duyacağız. 6. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısını burada Macaristan’da yapmak için çalışmalarımızı başlattık." dedi.

2024, Türkiye-Macaristan Kültür Yılı olacak
Türkiye ve Macaristan arasındaki tarihi ve özel bağlara işaret eden Çavuşoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti adıyla imzaladığımız ilk anlaşma, Macaristan ile dostluk anlaşmasıdır. Bu anlaşmanın 100. yılı olan 2024’ü, Türkiye-Macaristan Kültür Yılı olarak kutlayacağız. Şimdiden hazırlıklara başlıyoruz." ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu, Macaristan Başbakanı Viktor Orban tarafından da kabul edildiğini belirterek, "Çok samimi, verimli bir toplantıyı gerçekleştirdik ve ilişkilerimize verdikleri destek için teşekkür ederken Sayın Cumhurbaşkanımızın selam ve en iyi dileklerini ve Türkiye’ye davetini de kendilerine aktarma fırsatı bulduk. Bugünkü görüşmelerimizde de gerek baş başa gerek heyetler arası görüşmelerde de ilişkilerimizin tüm boyutlarını tekrar gözden geçirdik." değerlendirmesini yaptı.

İkili ticaret hacmi 3,5 milyar dolara yaklaştı
Ekonomi, ticaret, havacılık, enerji, savunma sanayi, eğitim ve konsolosluk gibi birçok konuyu ele aldıklarını kaydeden Çavuşoğlu şöyle konuştu:
"Bugün stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerimizi geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıkarma kararı aldık. Arkadaşlarımız bir taslak metin üzerinde çalışmaya başlayacaklar. Özellikle enerji, ekonomik işbirliğimize ve diğer alanlardaki işbirliğimize ilaveten güvenlik, savunma ve kültürün öncelikli konular olarak bu metinde yer alması konusunda da mutabık kaldık. Bu konudaki ortaya koydukları vizyon için de kardeşim Peter’a çok çok teşekkür ediyorum. Bu belgeyi de en kısa süre içinde imzalayacağız."
İkili ticaret hacminin 3,5 milyar dolara yaklaştığını ve bu rakamı daha da ileri götürmek için potansiyel olduğunu, Türk yatırımcıların Macaristan’a olan ilgisinin arttığına işaret eden Çavuşoğlu, "Bu, Macaristan’ın yatırımcılar için önemli fırsatlar sunduğu anlamına gelir. Macaristan hükümeti Türk firmalarına çok güçlü destek veriyor. Çok teşekkür ediyoruz. Şu anda 800 milyon dolar civarında olan yatırım, 2 yıl içinde 3 milyar dolara çıkacak, büyükelçimizden aldığımız bilgilere göre. Aynı şekilde Macar firmalarının da Türkiye’deki yatırımlarının arttığını görüyoruz." diye konuştu.
Macaristan ile ekonomik işbirliğinin Afrika'daki projelerle de sürdüğünü söyleyen Mevlüt Çavuşoğlu, "Bazı Afrika ülkelerini özellikle sağlık alanında farklı alanlarda önümüzdeki süreçte birlikte desteklemeye devam edeceğiz." dedi.

"Enerji işbirliğimizi daha da güçlendireceğimize inanıyoruz"
Çavuşoğlu, enerjide işbirliğini güçlendirme yollarını da ele aldıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Peter, önümüzdeki ay İstanbul Gaz Forumu'na da katılacaklarını teyit etti. Azerbaycan'dan çıkan gazın, önümüzdeki süreçte çıkarılacak ilave gazın Macaristan ve bazı Güneydoğu Avrupa ülkelerine, dostlarımıza ulaştırılması için Biz Türkiye olarak her türlü desteği vereceğiz. Azerbaycan ile de bu konuda mutabık kaldık. Enerji işbirliğimizi ileride daha da güçlendireceğimize inanıyoruz.
İki NATO müttefiği olarak savunma sanayi işbirliğini geliştirmek de son derece doğal ve öncelikli. Vatandaşlarımızın karşılaştığı bazı konuları da ilettik ama vatandaşlarımızın özellikle çalışma izni gibi konularda sorunlarının çözülmesinde verdikleri katkı için huzurlarınızda teşekkür ediyorum. İki dost ve kardeş ülkeye yakışır bir şekilde var olan konularda hemen konuşup neticelendiriyoruz."
Çavuşoğlu, turizm alanında da salgın öncesi rakamların geçildiğinin altını çizerek, "Bu yıl ilave uçuşlar olacak. Macaristan’dan İstanbul’a Antalya’ya, dolayısıyla karşılıklı turist sayısı daha da artacaktır." yorumunu yaptı.
İki ülke arasında eğitim işbirliğinin de geliştirildiğini belirten Çavuşoğlu, "Maarif Vakfımıza verdiğiniz destekler için çok çok teşekkür ediyorum. Ne kadar konusu varsa, sorunu varsa hemen hallediyorsunuz. Ve Maarif’in burada daha fazla okul açmasını istiyoruz. Vakıflar Bankasının bir an önce ofisini açması için kendilerini teşvik ediyoruz ve mart ayında gelip ofislerini açacaklar ama ofis ve şube sayılarını Macaristan’da artırmalarını istiyoruz." diye konuştu.
Türkiye'den Türk Devletleri Teşkilatı'nın çalışmalarına verdiği destek için Macaristan'a teşekkür
Bakan Çavuşoğlu, iki ülke arasında uluslararası platformlarda yakın işbirliği olduğunu ve her zaman karşılıklı olarak adaylıkların desteklendiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türk Devletleri Teşkilatına ve çalışmalarına verdiğiniz değerli katkılar için çok çok teşekkür ediyorum. Sadece Avrupa ofisi Budapeşte’de olduğundan dolayı bunu söylemiyorum. Tüm çalışmalara katkı sağlıyorsunuz, gelecekte Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında da işbirliğimizi nasıl güçlendirebileceğimizi, gerek personel gerek diğer alanlarda, görüştük. Kasımdaki Semerkant Zirvesi'nde Macaristan’da TDT Kuraklık Önleme Enstitüsünün kurulması kararlaştırılmıştı. Bugün dostum Peter’a burada kurulacak enstitüye her türlü desteği vereceğimizi söyledim."
Türkiye'nin AB ile ilişkilerine verdiği destekten dolayı Macar mevkidaşına teşekkür eden Çavuşoğlu, Ukrayna'daki savaşın bitirilmesi konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin çabalarının her zaman süreceğini vurguladı.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin tahıl anlaşması, esir takası gibi konularda ciddi çabaları olduğunu belirterek, konuşmasını, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderler diplomasisi sayesinde bunları başarabildik. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın Nobel Barış Ödülüne aday göstermenizden dolayı dostumuz (Macaristan Aksakalı) Atilla Tilki’ye de çok çok teşekkür ediyorum. Gerçekten Cumhurbaşkanımız savaşın bitmesi için de gece gündüz çabalarına devam ediyor. Sürekli liderler ile görüşüyor. İlkeli bir tutum sergiliyoruz savaş konusunda. Ama biz bu çabalarımızı devam ettirmezsek savaş daha da uzun sürebilir. Bunun da yansımaları hepimiz için olumsuz olur." diye tamamladı.



Malatya’da 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
TT

Malatya’da 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)

Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), bugün sabah saatlerinde merkez üssü Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki birçok ilde hissedilen 5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini açıkladı. Depremde herhangi bir can veya mal kaybının yaşanmadığı bildirildi.

AFAD tarafından yapılan açıklamada, saat 06.20'de merkez üssü Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan 5 büyüklüğündeki depremin; Malatya, Elazığ, Adıyaman, Tunceli ve Şanlıurfa illerinde de hissedildiği belirtildi. Açıklamada, "Deprem sonrası herhangi bir olumsuz durum bildirilmemiştir. Ekiplerimiz sahada çalışmalarını sürdürmektedir" ifadelerine yer verildi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadık, ancak bütün ihbarları titizlikle değerlendirmeye devam ediyoruz" dedi.

2023 yılında Güneydoğu Türkiye'yi vuran yıkıcı depremlerde 53 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş ve bölgedeki birçok şehirde büyük hasar oluşmuştu.


DEM Parti, barış yasasının Meclis tatile girmeden çıkarılmasını istiyor

PKK'lıların Türkiye'ye dönüşü ve topluma entegrasyonu görüş ayrılıklarına neden oluyor. (AP)
PKK'lıların Türkiye'ye dönüşü ve topluma entegrasyonu görüş ayrılıklarına neden oluyor. (AP)
TT

DEM Parti, barış yasasının Meclis tatile girmeden çıkarılmasını istiyor

PKK'lıların Türkiye'ye dönüşü ve topluma entegrasyonu görüş ayrılıklarına neden oluyor. (AP)
PKK'lıların Türkiye'ye dönüşü ve topluma entegrasyonu görüş ayrılıklarına neden oluyor. (AP)

Türkiye'de Kürt siyasi hareketini temsil eden DEM Parti, mevcut yasama dönemi temmuz ayı sonunda sona ermeden önce, PKK'nın feshi ve silah bırakma sürecini kapsayan "çerçeve barış yasasının" çıkarılması için hükümete baskı yapıyor.

Bu süreçte PKK'nın üst düzey yöneticileri ise hükümetin "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı sürecin durma noktasına geldiğini ve başta örgüt lideri Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması olmak üzere temel koşulların yerine getirilmediğini savunuyor. Öcalan, bugüne kadarki süreçte önemli bir rol oynamıştı.

DEM Parti'nin, Öcalan'ın tutulduğu İmralı Adası'na atfen İmralı Heyeti olarak bilinen heyetinin önümüzdeki iki gün içinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ile görüşmesi bekleniyor. Heyetin amacı, hazırlanmakta olan çerçeve yasa taslağını Öcalan'a sunulmak üzere teslim almak.

DEM Parti milletvekilleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Öcalan'ın hukuki sürecini yürüten Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Özgür Faik Erol'dan oluşan heyetin, Efkan Ala ile yapılacak görüşmede yasa taslağını teslim almasının ardından hafta sonu (cumartesi veya pazar) İmralı Adası'na giderek taslağı Öcalan'a sunması, değerlendirmelerini alması ve daha sonra kamuoyuyla paylaşması bekleniyor.

Çerçeve yasanın ana hatları

AK Parti, muhalefet partileriyle uzlaşarak hazırlanacak çerçeve yasayı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş aracılığıyla Meclis gündemine taşımayı hedefliyor. DEM Parti de muhalefetle uzlaşmayı desteklemekle birlikte, yasa taslağının önce Öcalan ve Kuzey Irak'taki PKK yönetimiyle paylaşılması gerektiğini savunuyor.

frgt6jı
Geçen haziran ayında TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile DEM Parti'nin İmralı Heyeti üyesi milletvekilleri arasında gerçekleştirilen görüşmeden. (TBMM'nin X hesabı)

AK Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, 10 ila 11 maddeden oluşması planlanan çerçeve yasa, yalnızca bir kez uygulanacak geçici bir düzenleme olacak. Yasa metni, PKK ile bağlantılı diğer terör örgütlerini kapsam dışı bırakacak şekilde açık ifadeler içerecek.

Taslağın başlığının "PKK/KCK Terör Örgütünün Feshi, Silahsızlandırılması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Kanun Teklifi" benzeri bir isim taşıması planlanıyor. Bu ifade başlıkta yer almasa bile, ilk maddede açık biçimde belirtilecek.

Yasanın yürürlüğe girebilmesi için Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), PKK'nın sahadaki durumunu değerlendirerek silahsızlanma sürecinin tamamen tamamlandığını Milli Güvenlik Kurulu'na (MGK) raporlaması gerekecek.

Son aşamada ise Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlanacak. AK Parti kaynaklarına göre bu kararname, Öcalan ve PKK'nın üst düzey yöneticilerine yönelik herhangi bir özel düzenleme içermeyecek. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan kişiler de kapsam dışında tutulacak.

Türkiye'ye karşı herhangi bir eyleme katılmadığı değerlendirilen PKK mensupları ise 3 ila 5 yıl süreyle adli denetim altında tutulacak.

DEM Parti'nin talepleri

DEM Parti, hazırlanacak yasanın kapsamlı olmasını ve sürece dahil olan tüm tarafların haklarını güvence altına almasını istiyor.

Parti ayrıca silah bırakan PKK mensupları ile örgüt yöneticilerinin Türkiye'ye dönüşünün önünün açılmasını, onların demokratik sosyal ve siyasi yaşama katılımını sağlayacak mekanizmaların oluşturulmasını talep ediyor.

dfvgthyjuk
DEM Parti'nin İmralı Heyeti üyelerinin, TBMM'de AK Parti yöneticileriyle gerçekleştirdiği önceki görüşmeden. (DEM Parti'nin X hesabı)

DEM Parti, Öcalan'ın hukuki statüsünün yeniden değerlendirilmesini, İmralı'da iletişim kurma, görüşme yapma ve çalışma imkanlarının genişletilmesini, böylece sürecin sağlıklı ilerlemesini istiyor.

Parti ayrıca, başta eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılmasını, görevden alınan belediye başkanlarının yerine kayyum atanması uygulamasına son verilmesini ve bu kapsamda CHP'li belediyelere yönelik devam eden operasyonların durdurulmasını talep ediyor.

PKK yönetiminden sürecin hızlandırılması çağrısı

Kuzey Irak'taki Kandil'de bulunan PKK yöneticileri de sürecin hızlandırılmasını ve "çerçeve barış yasasının" bir an önce çıkarılmasını istiyor.

Örgüt yöneticileri, Kuzey Irak ve Suriye'de bulunan yaklaşık 4 bin PKK’lının, her iki ülke yönetiminin de topraklarında "terör örgütü" istememesi nedeniyle hareket alanlarının ciddi şekilde daraldığını belirtiyor.

dfgth
Diyarbakır'da, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması talebiyle düzenlenen gösteriden bir kare (Reuters)

PKK'nın önde gelen isimlerinden Helin Ümit, örgüte yakın medya organlarına yaptığı açıklamada sürecin planlandığı gibi ilerlemediğini söyledi.

Ümit, "Mayıs ayı sonunda bazı adımların atılması ve müzakerelerin başlaması gerekiyordu. Ancak hiçbir gelişme yaşanmadı. Aynı durum çerçeve yasa için de geçerli. Bunun için bir takvim belirlenmişti ancak uygulanmadı." ifadelerini kullandı.

Süreçte ilerleme sağlanmasının tek yolunun Abdullah Öcalan'ın fiilen serbest bırakılması olduğunu savunan Ümit, PKK'nın feshedilmesi ve silah bırakılması çağrısını yapan kişinin Öcalan olduğunu, bu nedenle sürecin her aşamasında temel aktör konumunda bulunduğunu dile getirdi.

gthyju
PKK'nın üst düzey yöneticilerinden Helin Ümit.

PKK mensuplarının topluma yeniden kazandırılmasının ise ancak Türkiye'nin demokratikleşmesi, Kürt kimliğinin tanınması ve örgütlenme hakkının güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını öne süren Ümit, buna karşın CHP yönetimine, seçilmiş yöneticilere ve aydınlara yönelik uygulamaların demokratikleşme yönünde bir tablo ortaya koymadığını savundu.


Türkiye, Suriye'de düzenlediği operasyonda DEAŞ'ın üst düzey yöneticisini yakaladı

Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)
Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)
TT

Türkiye, Suriye'de düzenlediği operasyonda DEAŞ'ın üst düzey yöneticisini yakaladı

Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)
Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)

Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Suriye'de güvenlik birimleriyle koordineli olarak düzenlediği operasyonda terör örgütü DEAŞ'ın üst düzey isimlerinden birini yakalayarak Türkiye'ye getirdi.

Türk güvenlik kaynakları, MİT'in pazartesi günü yaptığı operasyonda, örgütün sözde "Türkiye Ofisi" yapılanmasında faaliyet gösteren ve "Abdüsselam et-Türki" kod adını kullanan Talip Güler'i yakaladığını ve Türkiye'ye naklettiğini bildirdi.

Kaynaklara göre sarı bültenle aranan Güler'in, DEAŞ'ın Türkiye'de paravan yapı olarak kullandığı "Faruk Ofisi" ile bağlantılı olduğu belirlendi. Talip Güler'in, örgütün sözde "Türkiye Vilayeti Emiri" ve aynı zamanda "Faruk Ofisi"nin mali sorumlusu olan kardeşi Kasım Güler'in kardeşi olduğu ifade edildi. Kasım Güler, 2021 yılında Suriye'de yakalanarak Türkiye'ye getirilmişti.

Yürütülen soruşturmada Talip Güler'in Ocak 2014'te yasa dışı yollarla Suriye'ye geçtiği, burada başta ağabeyi Kasım Güler olmak üzere DEAŞ yöneticileriyle koordinasyon içinde faaliyet yürüttüğü tespit edildi.

Güvenlik kaynakları, Kasım Güler'in yakalanmasının ardından MİT'in Talip Güler'i bulmak için çalışmalarını yoğunlaştırdığını, faaliyetlerini uzun süre takip ettikten sonra düzenlenen operasyonla yakalayarak Türkiye'ye getirdiğini aktardı.

Talip Güler'in ifadesinde DEAŞ ile ilişkileri, Suriye'ye nasıl geçtiği ve örgüt adına yürüttüğü faaliyetlere ilişkin ayrıntılı bilgiler verdiği belirtildi.

Kaynaklar, MİT'in sınır ötesinde DEAŞ'a yönelik operasyonlarının, örgütün Türkiye'ye yönelik planladığı saldırıları önlemeyi ve örgütün yürüttüğü eleman kazanma faaliyetlerini deşifre etmeyi amaçladığını, bu operasyonların kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı.

Peş peşe operasyonlar

Talip Güler'in yakalanması, son dönemde Suriye'de bulunan DEAŞ'ın Türk uyruklu yöneticileri ve kadrolarına yönelik art arda gerçekleştirilen operasyonların son halkası oldu.

MİT, geçen mayıs ayında Suriye istihbaratıyla koordineli operasyonlarda aralarında örgüt üyelerinin de bulunduğu 10 Türk şüpheliyi yakalayarak yargılanmaları için Türkiye'ye getirmişti.

Yakalanan isimlerin, Türkiye'de geçmişte gerçekleştirilen terör saldırılarıyla bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştı. Bunlar arasında, 10 Ekim 2015'te Ankara Garı önünde HDP'nin çağrısıyla düzenlenen barış mitingine yönelik gerçekleştirilen ve 102 kişinin hayatını kaybettiği, 200 kişinin yaralandığı terör saldırısının planlayıcılarından Ömer Deniz Dündar da bulunuyordu.

vgrftbgf
DEAŞ üyelerine yönelik operasyonlardan birinden görüntü. (Türkiye İçişleri Bakanlığı)

Operasyonda yakalanan bir diğer isim olan Ali Bora'nın ise 2014 yılında DEAŞ'a katılmak üzere Suriye'ye geçtiği ve örgütün Türkiye'deki faaliyetlerinden sorumlu sözde "istihbarat emiri" olarak görev yaptığı tespit edilmişti.

Soruşturmalarda gözaltına alınan diğer şüphelilerin de Türkiye'de çeşitli terör eylemlerine katıldıkları, Suriye'de DEAŞ bünyesinde faaliyet yürüttükleri ve örgüte lojistik ile propaganda desteği sağladıkları belirlendi.

Daha önce de MİT, Ocak 2025'te Suriye'de düzenlediği operasyonla, 2013 yılında Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 53 kişinin yaşamını yitirdiği çifte bombalı saldırının faillerinden Muhammed Dib Kurali'yi saklandığı yerde yakalayarak Hatay Emniyet Müdürlüğü'ne teslim etmişti.

Öte yandan Adıyaman'da Terörle Mücadele Şube ekipleri de pazartesi günü Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında DEAŞ üyesi oldukları belirlenen şüphelilere yönelik operasyon düzenledi.

Güvenlik kaynakları, gözaltına alınan şüphelilerin daha önce DEAŞ bünyesinde silahlı terör faaliyetlerinde bulunduklarının tespit edildiğini, bir süre teknik ve fiziki takibin ardından yakalandıklarını bildirdi. Şüphelilerden biri ise ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Türkiye, DEAŞ'ı 2013 yılında terör örgütü ilan etti. Örgüt, 2015-2017 yılları arasında Türkiye'de sivilleri hedef alan ve yaklaşık 300 kişinin hayatını kaybetmesine, çok sayıda kişinin de yaralanmasına yol açan birçok kanlı saldırının sorumlusu olmakla suçlanıyor. Ayrıca örgütün yabancı savaşçılarının, Suriye'deki iç savaş süresince Türkiye'yi önemli bir geçiş güzergâhı olarak kullandığı biliniyor.