Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Şu an İsveç’in NATO üyeliğine evet dememiz mümkün değil

Fotoğraf: Cem Özdel/AA
Fotoğraf: Cem Özdel/AA
TT

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Şu an İsveç’in NATO üyeliğine evet dememiz mümkün değil

Fotoğraf: Cem Özdel/AA
Fotoğraf: Cem Özdel/AA

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsveç'in NATO üyeliği konusunda bu ülkenin yükümlülüğünü yerine getirmesi durumunda oturulup düşünüleceğini belirterek, "Ama şu an İsveç'in bu şartlarda NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil." dedi.
Çavuşoğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijarto, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Türkiye ve Macaristan'ın hala İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğini onaylamayan iki ülke olmasına dair bir soruya Çavuşoğlu, "Biz de Türkiye olarak tıpkı Macaristan gibi NATO'nun genişlemesini destekliyoruz." yanıtını verdi.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin, NATO misyon ve faaliyetlerine en çok katkı sağlayan 5 ülkeden, ittifakın toplam bütçesine de en çok katkı sağlayan ilk 8 ülkeden biri olduğuna işaret ederek, bugün NATO belgelerinde en önemli iki tehdit olarak Rusya ve terörizmin gösterildiğini anımsattı.

"Türkiye'nin güvenlik endişesinin karşılanmaması kabul edilemez"
Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın güvenlik endişelerini anladığını vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"(Güvenlik endişeleri) O nedenle NATO'ya üye olmak istediklerini de biliyoruz. Ama bir taraftan o iki ülkenin güvenlik endişelerini anlarken, Türkiye'nin güvenlik endişesinin karşılanmaması kabul edilemez, o da terörle mücadeledir. Maalesef bu terör örgütleri FETÖ, PKK, PYD bu ülkelerde özellikle İsveç'te yoğun bir mevcudiyeti var bunların. Sadece mevcudiyet değil çok faaliyet gösteriyorlar. Para toplama, terörizmin finansmanı aslında bu ona girer. Aynı zamanda insan devşirme, oralardan Irak'taki Kandil Dağı'na, Suriye'ye insan devşiriyorlar, propaganda devam ediyor."
Bakan Çavuşoğlu, Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında imzalanan üçlü muhtıraya işaret ederek, "Bu mutabakat muhtırasına göre, bu iki ülke bu tür faaliyetleri ülkesinde durduracak. Açık ve net. Biz ne fazlasını ne eksiğini istiyoruz." dedi.

İsveç'teki süreç
Türkiye'nin Finlandiya ile göreceli olarak bakıldığında çok büyük bir sorunu olmadığını dile getiren Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Ama İsveç'e baktığımız zaman 'bu adımları atabilmek için yasa değişikliğine gitmek zorundayız' dediler, gittiler. Ama bu faaliyetler artarak devam ediyor. O zaman yasa değiştirmenin ne anlamı kaldı? Burada görülüyor ki siyasi irade lazım, yeni hükümette bir önceki hükümete göre bu iradeyi görüyoruz ama henüz daha adım atmadılar, tam tersine son provokasyonlar, PKK/YPG'nin faaliyetleri, terör örgütünün propagandası yine aynı şekilde finansmanı, insan devşirme hepsi devam ediyor.
Şimdi bunlar karşılanmadan bir ülkenin NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil, bu partiler üstü bir konu. Ve (İsveç) Dışişleri Bakanı Ankara'ya geldiği zaman Meclis'e de gitti, orada tüm partilerden aynı şeyi işitti. 'Bu konularda adım atmazsanız hiçbirimiz bu mutabakat daha doğrusu üyelik protokolü onaylamayız' dediler. Bu tamamen güvenlik endişesiyle ilgili, terörle mücadeleyle ilgili bir konu."

"Bizim derdimiz NATO'yu engellemek değil"
Bakan Çavuşoğlu, Finlandiya'ya başından bu yana Türkiye'nin daha pozitif baktığını söylediğini aktararak, "Sayın Cumhurbaşkanımız yine gençlerle bir araya geldiğinde de bunu söyledi ama NATO iki ülkenin üyelik sürecini birlikte götürmek istiyor. Bugüne kadar o iki ülke de böyle istediler. Eğer üyelik süreciyle ilgili bir karar verilirse ayrı ayrı da değerlendirme konusunda Finlandiya'ya daha pozitif bakabileceğimizi bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız söyledi. Bizim derdimiz NATO'yu engellemek değil, bizim güvenlik endişelerimiz karşılansın, terörle mücadele karşılansın." değerlendirmesini yaptı.

- "İnsanlık suçu olan eylemler, fikir ve düşünce özgürlüğü, eylem özgürlüğü gibi adlandırılamaz"
Szijarto'nun İsveç ve Danimarka'da Kur'an-ı Kerim yakılmasını "kabul edilemez" olarak nitelendirmesine işaret eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Peter'a çok teşekkür ediyorum. Bir Hristiyan olarak düşüncelerini söyledi. Her zaman da kendi inancını ve farklı inançlar ile ilgili düşüncelerini söylüyor. Çok teşekkür ediyoruz. Bizde de iman etmenin şartı Allah'ın tüm kitaplarına inanmak, peygamberlerine inanmaktadır. Aksi takdirde iman etmiş olamazsınız. Bizim inancımıza göre antisemitizm de bir insanlık suçudur, Hristiyan düşmanlığı da insanlık suçudur. İslam düşmanlığı da insanlık suçudur. İnsanlık suçu olan eylemler, fikir ve düşünce özgürlüğü, eylem özgürlüğü gibi adlandırılamaz. Aynı yasalar Finlandiya'da da var İsveç'te de var, düşünce özgürlüğü ile ilgili. Hemen hemen aynı, bütün İskandinav ülkelerinde de aynı.
Finlandiya, 'ben izin vermeyeceğim' diyor. Çünkü bu nefret suçudur, insanlık suçudur. ırkçı bir yaklaşımdır. Bunlar Avrupa değerlerinde de açıkça ortadadır. Dolayısıyla bunları düşünce özgürlüğüne sokup da istediği gibi davranıp provokasyon yapabilme anlayışı bizi hiçbir yere götüremez, ancak kaosa götürür."
Çavuşoğlu, bir Müslüman olarak farklı inançlara ve kutsal kitaplara aynı saygının gösterilmesi gerektiğine inandığının altını çizerek, "Bir gün İsveç de ilerde yükümlülüklerini yerine getirirse oturur bakarız. Ama şu an İsveç'in bu şartlarda NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil." dedi.
Türkiye'nin bir takip mekanizması kurarak, NATO üyeliği konusundaki süreci yakından izlediğini belirten Çavuşoğlu, "(Üçlü mekanizma) Üçüncü toplantıyı iptal ettik, erteledik. Brüksel'de olacaktı. NATO da görsün çünkü, herkes kafadan bir şey söylüyor. 'Efendim bu ülkeler karşıladı hadi onaylayın.' Yok öyle bir şey. Görsün herkes, şeffaf olsun süreç. Dolayısıyla bu konuda biz tutumumuzu en üst düzeyde de kayda geçiriyoruz." ifadelerini kullandı.

"(Ukrayna'da) Adil bir barışın da kaybedeni olmaz"
Mevlüt Çavuşoğlu, "Ukrayna'daki savaşla ilgili biz başından beri savaşın sonlandırılması için gayret sarf ettik. Savaşın ilk aylarıyla şu anda savaşın şartları tabii çok farklı. Savaş uzadıkça daha da çetrefilleşiyor, daha da zor oluyor. Bırakın bir barışı, bir ateşkes zor." yorumunu yaptı.
Türkiye'nin savaşın başından bu yana bunun bir kazananı olmayacağını söylediğini kaydeden Çavuşoğlu, "Adil bir barışın da -altını çizerek söylüyorum- adil bir barışın da kaybedeni olmaz. Ve bu savaşın da kazananı olmayacağını söylüyoruz ve masada bitmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunu için de çabalarımızı devam ettireceğiz. Ve güven artırıcı adımlar konusunda da devam ettireceğiz." diye konuştu.
Çavuşoğlu, Ukrayna'nın kendi topraklarını korumak için farklı ülkelerden aldığı yardımlar olduğuna da işaret ederek, şunları söyledi:
"En son işte tanklar konuşuluyor. Bazı ülkeler 'vereceğiz' diyor, 'vermeyeceğiz' diyor. F-16'lar konusunda farklı açıklamalar var ama en önemlisi bir an önce adil bir ateşkes ve barışa doğru müzakerelerin başlatılması, biz bundan yanayız. İki ülkenin de kabul edilebileceği bir barış olması lazım. İki ülkeyle de angajmana girmeden bunun mümkün olmayacağını söylüyoruz. Tek taraflı dikte edilecek bir barışı ne Ukrayna kabul eder ne Rusya kabul eder. Gerçekçi olmamız lazım. Biz bu gerçekler temelinde çabalarımızı sürdüreceğiz."
Çavuşoğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijarto, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Türkiye ve Macaristan'ın sürekli temas halinde olduğunu ve Szijarto'nun en sık görüştüğü mevkidaşlarının başında geldiğini anlatan Çavuşoğlu, "Türkiye-Macaristan ilişkileri öyle bir seviyeye geldi ki liderlerimiz arasındaki temasla, dışişleri bakanlarımız arasındaki temasla yetinemeyecek bir duruma geldik. Dolayısıyla diğer bakanlarımızın arasında da ciddi bir işbirliği var karşılıklı ziyaretler var." diye konuştu.
Bakan Çavuşoğlu, her seviyede temasların sıklaşarak devam ettiğini vurgulayarak, "(Macaristan) Cumhurbaşkanı (Katalin) Novak'ı mart ayında ülkemizde ağırlamaktan büyük bir onur duyacağız. 6. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısını burada Macaristan’da yapmak için çalışmalarımızı başlattık." dedi.

2024, Türkiye-Macaristan Kültür Yılı olacak
Türkiye ve Macaristan arasındaki tarihi ve özel bağlara işaret eden Çavuşoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti adıyla imzaladığımız ilk anlaşma, Macaristan ile dostluk anlaşmasıdır. Bu anlaşmanın 100. yılı olan 2024’ü, Türkiye-Macaristan Kültür Yılı olarak kutlayacağız. Şimdiden hazırlıklara başlıyoruz." ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu, Macaristan Başbakanı Viktor Orban tarafından da kabul edildiğini belirterek, "Çok samimi, verimli bir toplantıyı gerçekleştirdik ve ilişkilerimize verdikleri destek için teşekkür ederken Sayın Cumhurbaşkanımızın selam ve en iyi dileklerini ve Türkiye’ye davetini de kendilerine aktarma fırsatı bulduk. Bugünkü görüşmelerimizde de gerek baş başa gerek heyetler arası görüşmelerde de ilişkilerimizin tüm boyutlarını tekrar gözden geçirdik." değerlendirmesini yaptı.

İkili ticaret hacmi 3,5 milyar dolara yaklaştı
Ekonomi, ticaret, havacılık, enerji, savunma sanayi, eğitim ve konsolosluk gibi birçok konuyu ele aldıklarını kaydeden Çavuşoğlu şöyle konuştu:
"Bugün stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerimizi geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıkarma kararı aldık. Arkadaşlarımız bir taslak metin üzerinde çalışmaya başlayacaklar. Özellikle enerji, ekonomik işbirliğimize ve diğer alanlardaki işbirliğimize ilaveten güvenlik, savunma ve kültürün öncelikli konular olarak bu metinde yer alması konusunda da mutabık kaldık. Bu konudaki ortaya koydukları vizyon için de kardeşim Peter’a çok çok teşekkür ediyorum. Bu belgeyi de en kısa süre içinde imzalayacağız."
İkili ticaret hacminin 3,5 milyar dolara yaklaştığını ve bu rakamı daha da ileri götürmek için potansiyel olduğunu, Türk yatırımcıların Macaristan’a olan ilgisinin arttığına işaret eden Çavuşoğlu, "Bu, Macaristan’ın yatırımcılar için önemli fırsatlar sunduğu anlamına gelir. Macaristan hükümeti Türk firmalarına çok güçlü destek veriyor. Çok teşekkür ediyoruz. Şu anda 800 milyon dolar civarında olan yatırım, 2 yıl içinde 3 milyar dolara çıkacak, büyükelçimizden aldığımız bilgilere göre. Aynı şekilde Macar firmalarının da Türkiye’deki yatırımlarının arttığını görüyoruz." diye konuştu.
Macaristan ile ekonomik işbirliğinin Afrika'daki projelerle de sürdüğünü söyleyen Mevlüt Çavuşoğlu, "Bazı Afrika ülkelerini özellikle sağlık alanında farklı alanlarda önümüzdeki süreçte birlikte desteklemeye devam edeceğiz." dedi.

"Enerji işbirliğimizi daha da güçlendireceğimize inanıyoruz"
Çavuşoğlu, enerjide işbirliğini güçlendirme yollarını da ele aldıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Peter, önümüzdeki ay İstanbul Gaz Forumu'na da katılacaklarını teyit etti. Azerbaycan'dan çıkan gazın, önümüzdeki süreçte çıkarılacak ilave gazın Macaristan ve bazı Güneydoğu Avrupa ülkelerine, dostlarımıza ulaştırılması için Biz Türkiye olarak her türlü desteği vereceğiz. Azerbaycan ile de bu konuda mutabık kaldık. Enerji işbirliğimizi ileride daha da güçlendireceğimize inanıyoruz.
İki NATO müttefiği olarak savunma sanayi işbirliğini geliştirmek de son derece doğal ve öncelikli. Vatandaşlarımızın karşılaştığı bazı konuları da ilettik ama vatandaşlarımızın özellikle çalışma izni gibi konularda sorunlarının çözülmesinde verdikleri katkı için huzurlarınızda teşekkür ediyorum. İki dost ve kardeş ülkeye yakışır bir şekilde var olan konularda hemen konuşup neticelendiriyoruz."
Çavuşoğlu, turizm alanında da salgın öncesi rakamların geçildiğinin altını çizerek, "Bu yıl ilave uçuşlar olacak. Macaristan’dan İstanbul’a Antalya’ya, dolayısıyla karşılıklı turist sayısı daha da artacaktır." yorumunu yaptı.
İki ülke arasında eğitim işbirliğinin de geliştirildiğini belirten Çavuşoğlu, "Maarif Vakfımıza verdiğiniz destekler için çok çok teşekkür ediyorum. Ne kadar konusu varsa, sorunu varsa hemen hallediyorsunuz. Ve Maarif’in burada daha fazla okul açmasını istiyoruz. Vakıflar Bankasının bir an önce ofisini açması için kendilerini teşvik ediyoruz ve mart ayında gelip ofislerini açacaklar ama ofis ve şube sayılarını Macaristan’da artırmalarını istiyoruz." diye konuştu.
Türkiye'den Türk Devletleri Teşkilatı'nın çalışmalarına verdiği destek için Macaristan'a teşekkür
Bakan Çavuşoğlu, iki ülke arasında uluslararası platformlarda yakın işbirliği olduğunu ve her zaman karşılıklı olarak adaylıkların desteklendiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türk Devletleri Teşkilatına ve çalışmalarına verdiğiniz değerli katkılar için çok çok teşekkür ediyorum. Sadece Avrupa ofisi Budapeşte’de olduğundan dolayı bunu söylemiyorum. Tüm çalışmalara katkı sağlıyorsunuz, gelecekte Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında da işbirliğimizi nasıl güçlendirebileceğimizi, gerek personel gerek diğer alanlarda, görüştük. Kasımdaki Semerkant Zirvesi'nde Macaristan’da TDT Kuraklık Önleme Enstitüsünün kurulması kararlaştırılmıştı. Bugün dostum Peter’a burada kurulacak enstitüye her türlü desteği vereceğimizi söyledim."
Türkiye'nin AB ile ilişkilerine verdiği destekten dolayı Macar mevkidaşına teşekkür eden Çavuşoğlu, Ukrayna'daki savaşın bitirilmesi konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin çabalarının her zaman süreceğini vurguladı.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin tahıl anlaşması, esir takası gibi konularda ciddi çabaları olduğunu belirterek, konuşmasını, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderler diplomasisi sayesinde bunları başarabildik. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın Nobel Barış Ödülüne aday göstermenizden dolayı dostumuz (Macaristan Aksakalı) Atilla Tilki’ye de çok çok teşekkür ediyorum. Gerçekten Cumhurbaşkanımız savaşın bitmesi için de gece gündüz çabalarına devam ediyor. Sürekli liderler ile görüşüyor. İlkeli bir tutum sergiliyoruz savaş konusunda. Ama biz bu çabalarımızı devam ettirmezsek savaş daha da uzun sürebilir. Bunun da yansımaları hepimiz için olumsuz olur." diye tamamladı.



Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Türkiye, Husilerin insansız hava aracıyla Mekke-i Mükerreme'ye saldırı girişimini ve grubun gerçekleştirdiği diğer eylemleri şiddetle kınadı. Ankara, bu eylemlerin yalnızca bölgesel güvenliği tehdit etmekle kalmadığını, uluslararası deniz ticaret yolları ve küresel istikrar üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınarken Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediğini ve Riyad'la dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

Türkiye Savunma Bakanlığı da Husilerin saldırılarını ve Suudi Arabistan'a yönelik diğer eylemlerini kınayarak bölgenin istikrarını tehdit eden bu eylemlere son verilmesi gerektiğini bildirdi. Bakanlık, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki tehditlerinin sürmesinin yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bugün (Perşembe) düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, “Husilerin, geçen hafta sonu Suudi Arabistan'ı hedef alan İHA saldırısı da dahil olmak üzere gerçekleştirdiği eylemleri kınıyor ve yalnızca bölgesel istikrarı değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da tehdit eden bu tür eylemlere derhal son verilmesi gerektiğini vurguluyoruz” dedi.

‘Kabul edilemez eylemler’

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, çarşamba gecesi yayımladığı açıklamada, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınadı. Açıklamada, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediği ve Suudi Arabistan'la dayanışma içinde olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca bölgesel istikrar ve güvenliği tehdit eden bu saldırıların derhal durdurulması ve gerilimi daha da tırmandıracak her türlü eylemden kaçınılması çağrısı yinelendi.

hju
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dün (Çarşamba) yayımlanan Türk gazetecilere yönelik açıklamalarında, Irak'ta konuşlanan saldırganların Suudi Arabistan'ı hem güneyden hem de kuzeyden hedef almaya çalışmasının “kabul edilemez” olduğunu söyledi.

Fidan, bu girişimlerin yalnızca Suudi Arabistan'a zarar vermeyi değil, bölgeyi de hedef aldığını belirterek bu gelişmeler karşısında kayıtsız kalınamayacağını ifade etti.

Türkiye'nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ruhuna uygun hareket ettiğini belirten Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki anlaşmanın teknik görüşmelerinde şu aşamada ittifakın karargâh yapısı ve personel sayısı gibi konuların ele alındığını kaydetti.

Bu kapsamda Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü, “Mekke Anlaşması” çerçevesinde üç ülke arasındaki askeri işbirliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirlik kapasitesinin artırılması ve savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin yürütüldüğünü belirtti.

Sözcü, üç ülke arasındaki ittifakın kurumsallaştırılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.


Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
TT

Türki Al eş-Şeyh: Riyad Sezonu 2026’da Etnospor’a ev sahipliği yapacak, 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacak

Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)
Anlaşmanın imza töreninde Türki Al eş-Şeyh ve Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan (Riyad Sezonu)

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Danışman Türki Al eş-Şeyh, Riyad Sezonu’nun geleneksel sporların yer aldığı Etnospor Festivali’nin 2026 edisyonuna ev sahipliği yapacağını açıkladı. Kasım ayında başkent Riyad’da düzenlenmesi planlanan festivalin ardından Riyad Sezonu, 2027 yılında İstanbul’da düzenlenecek festival edisyonuna da sponsor olacak. İstanbul’daki organizasyonun Mayıs 2027’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Açıklama, Al eş-Şeyh ile Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan’ın katılımıyla perşembe günü İstanbul’da düzenlenen imza töreninde yapıldı. Törende Riyad’ın 2026 edisyonuna ev sahipliği yapmasına ve Riyad Sezonu’nun İstanbul’da düzenlenecek bir sonraki edisyona sponsor olmasına ilişkin anlaşmalar imzalandı.

Al eş-Şeyh, Etnospor Festivali’nin gelecek kasım ayında Riyad’da düzenlenecek edisyonunun izleyiciler için “büyük bir sürpriz” barındıracağını açıkladı. Al eş-Şeyh ayrıca gelecek yıl Bilal Erdoğan ve Dünya Etnospor Konfederasyonu ile işbirliğinin sürdürüleceğini ve Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olacağını belirtti.

Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı, anlaşmanın önümüzdeki dönemde daha fazla işbirliğinin önünü açacağını ifade etti. Al eş-Şeyh, kısa sürede elde edilen sonuçlardan duyduğu memnuniyeti dile getirirken ortaklığın başarıya ulaşmasına katkı sağlayan çalışmaları övdü.

Dünya Etnospor Konfederasyonu tarafından düzenlenen festival, dünyanın çeşitli ülkelerinden katılımcıları geleneksel spor dallarına ilişkin farklı müsabaka ve deneyimlerde buluşturuyor. Uluslararası organizasyon, farklı yaş gruplarından geniş bir izleyici kitlesini kendine çekiyor.

Etnospor kapsamında çeşitli halkların kültürlerinde tarihsel köklere sahip geleneksel spor ve uygulamalar yer alıyor. Geleneksel okçuluk, binicilik sporları, güreş ve atlı sporların yanı sıra zamanla uluslararası etkinlik ve şampiyonalara dönüşen farklı müsabakalar da festival programında bulunuyor.

Bu spor dalları, son yıllarda uluslararası katılımla çeşitli Etnospor etkinliklerine ev sahipliği yapan Türkiye’de geniş bir ilgi görüyor. Riyad’da düzenlenecek 2026 edisyonu, Riyad Sezonu’nun ev sahipliği yaptığı uluslararası etkinlikler listesine yeni bir organizasyon eklerken Riyad Sezonu’nun 2027 İstanbul edisyonuna sponsor olması da etkinliğin Suudi Arabistan dışındaki varlığını genişletmesini sağlayacak.


Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum: Erdoğan son kez aday olacak seçim 16 Nisan 2028'de olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Nisan 2028'de yapılacak seçimlerde yeni bir dönem için aday olacak (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 16 Nisan 2028’de yapılabileceğini söyledi

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili ve Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden aday olacağını ve cumhurbaşkanlığı ile milletvekili seçimlerinin normal takvimi olan 7 Mayıs 2028 olan tarihinin aynı yılın 16 Nisan'ına çekilebileceğini ifade etti.

Türkiye Basın Federasyonu'nca düzenlenen Anadolu Sohbetleri programında gündeme dair açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Mehmet Uçum,  “Mecliste 600 milletvekilinin 360'ının, yani milletvekillerinin beşte üç çoğunluğunun seçimlerin yenilenmesi yönünde karar vermesi halinde seçimler 16 Nisan 2028'de yapılabilir” dedi.

 Yeni dönem için adaylık

Uçum, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2018'de uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kapsamında son kez cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacağını söyledi.

Uçum'un açıklaması, “erken seçim” yapılmasından ziyade “seçimlerin yenilenmesine” işaret ediyor. Buna göre Erdoğan, cumhurbaşkanı ve Meclisin beş yıllık görev süresi dolmadan önce, 360 milletvekilinin imzasıyla seçimlerin yenilenmesini talep edebiliyor.

dfgthy
Erdoğan’ın başdanışmanı ve Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum (X hesabı)

Seçimlerin yenilenmesi, Erdoğan'ın anayasal olarak iki dönemle sınırlı olan cumhurbaşkanlığı adaylığı hakkını tüketmesi nedeniyle yeniden aday olabilmesinin iki yolundan biri olarak değerlendiriliyor. Diğer yol ise anayasa değişikliği yapılması veya yeni bir anayasa hazırlanması ve bunun Mecliste üçte iki çoğunlukla, yani 600 milletvekilinden 400'ünün oyuyla kabul edilmesi ya da halkoyuna sunulması.

Ancak Cumhur İttifakı'nı oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) bu çoğunluğa sahip olmaması ve iktidar partisinin kamuoyu yoklamalarında gerileyen desteği dikkate alındığında, yeni anayasa değişikliklerinin halk tarafından kabul edilmemesine ilişkin ihtimallerin de bulunduğu belirtiliyor.

Uçum, daha önce 25 Haziran'da X hesabından yayımladığı açıklamada da seçim tarihini 16 Nisan 2028 olarak işaret etmiş ve “erken seçim” ifadesinin kullanılmasına karşı çıkarak “seçimlerin yenilenmesi” senaryosundan söz etmişti.

frgthy
Erdoğan, 14 Eylül'de Türkiye'nin kuzeyindeki Samsun'da gençlerle bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu tarih, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş için yapılan anayasa referandumunun gerçekleştirildiği tarih olması nedeniyle sembolik önem taşıyor. Söz konusu sistem, 2018'de yapılan erken seçimlerin ardından uygulanmaya başlanmış ve Erdoğan seçimi kazanmıştı.

Gerçekte Erdoğan üç cumhurbaşkanlığı dönemi geçirdi. Bunlardan ilki 2014'te, parlamenter sistem döneminde başladı. O dönemde cumhurbaşkanlarının tek bir yedi yıllık dönem için seçilmesi ve siyasi partileriyle ilişkilerini kesmeleri öngörülüyordu.

Erdoğan, anayasa değişikliği ve 2018'de seçimlerin yapılması nedeniyle bu dönemi tamamlamadı. Böylece 2018 ve 2023'te olmak üzere iki dönem için aday olma hakkı elde etti. Eğer 360 milletvekilinin onayıyla seçimlerin yenilenmesine karar verilirse bu, Erdoğan'ın Mayıs 2028'e kadar sürmesi öngörülen mevcut ikinci dönemini tamamlamamış olması anlamına gelecek ve yeni bir dönem için adaylığının önünü açacak.

En uygun senaryo

Gözlemciler, seçimlerin normal tarihinden üç hafta önce yapılmasını öngören “seçimlerin yenilenmesi” senaryosunun, Erdoğan'ın mevcut görev süresinin uzun bir bölümünün kaybedilmesini önlemek amacıyla seçildiğini belirtiyor.

Bu değerlendirmelere göre Erdoğan, kabul edilmeme endişesi veya yeniden aday olmasına imkân verecek kadar zaman kalmaması nedeniyle yeni anayasanın gündeme getirilmesini ertelemeyi tercih etti.

Cumhur İttifakı'nın 360 milletvekiline sahip olmamasına rağmen muhalefet ve bazı gözlemciler, PKK'nın feshedilmesi ve silah bırakmasını öngören “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin çerçeve yasanın kabul edilmesi sırasında ortaya çıkan siyasi ivmeye güvenildiğini belirtiyor.

gthyjukı
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhurbaşkanı'nın talebi üzerine 360 milletvekilinin onay vermesi şartıyla seçimleri yenileyebilir (TBMM'nin X hesabı)

Bu kapsamda, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nden (DEM Parti) ya da muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP), yaşanan bölünmenin ardından destek verecek milletvekillerinin çıkabileceği ifade ediliyor. CHP'de eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla geçici olarak yeniden genel başkanlık görevine dönmesi ve partide 44 milletvekilinin Özgür Özel'in CHP'den geçici olarak uzaklaştırılmasının ardından kurduğu “yeni partiye” geçmemiş olması da bu senaryonun unsurları arasında gösteriliyor.

Yoğun mesaj trafiği

Son günlerde seçimlerin öne çekilmesi ve Erdoğan'ın yeniden adaylığına işaret eden mesajlar artarken, bunun “erken seçim” olarak nitelendirilmemesine özellikle dikkat çekiliyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımızın siyasi tarzını bilenler için, bir sonraki seçime hazırlandığımızı söylediğinde bunun erken seçimle hiçbir ilgisi olmadığı açıktır” dedi.

6yjı7
Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü kutlamalarında konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, 14 Ağustos'ta AK Parti'nin kuruluşunun 25. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada bir sonraki seçimlerde aday olmaya hazır olduğunu ortaya koydu. Erdoğan, partisinin 2071 yılına kadar uzanan gelecek planları hazırladığını söyledi.

72 yaşındaki Erdoğan, siyasi hayatında 50 yılı geride bıraktığını belirterek, “Hayatta olduğum sürece Türkiye'ye hizmet etmeyi sürdüreceğim” dedi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Ben Tayyip Erdoğan'ım. Siyasette 50 yılı tamamladım. Allah ömür ve sağlık verirse daha nice yıllar Türkiye'ye hizmet etmek için mücadele edeceğim. Aziz milletimin duası ve desteğiyle bu ülke için sevgiyle çalışmayı sürdüreceğim. Bu bedende ruh olduğu müddetçe bu sevda sönmeyecek.”

dfgthy
Bahçeli, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanlığına aday olması konusunda ısrarcı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan'ın en yakın müttefiki olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de çarşamba günü yaptığı açıklamada yeniden adaylık konusuna ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı üç adımın ikisini tamamladı. 2018 ve 2023 seçimlerini kazanmasının ardından önünde sadece üçüncü ve son aşamayı tamamlamak kaldı. İnşallah üçüncü zaferi de tamamlanacaktır.”