Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Şu an İsveç’in NATO üyeliğine evet dememiz mümkün değil

Fotoğraf: Cem Özdel/AA
Fotoğraf: Cem Özdel/AA
TT

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Şu an İsveç’in NATO üyeliğine evet dememiz mümkün değil

Fotoğraf: Cem Özdel/AA
Fotoğraf: Cem Özdel/AA

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsveç'in NATO üyeliği konusunda bu ülkenin yükümlülüğünü yerine getirmesi durumunda oturulup düşünüleceğini belirterek, "Ama şu an İsveç'in bu şartlarda NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil." dedi.
Çavuşoğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijarto, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Türkiye ve Macaristan'ın hala İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğini onaylamayan iki ülke olmasına dair bir soruya Çavuşoğlu, "Biz de Türkiye olarak tıpkı Macaristan gibi NATO'nun genişlemesini destekliyoruz." yanıtını verdi.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin, NATO misyon ve faaliyetlerine en çok katkı sağlayan 5 ülkeden, ittifakın toplam bütçesine de en çok katkı sağlayan ilk 8 ülkeden biri olduğuna işaret ederek, bugün NATO belgelerinde en önemli iki tehdit olarak Rusya ve terörizmin gösterildiğini anımsattı.

"Türkiye'nin güvenlik endişesinin karşılanmaması kabul edilemez"
Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın güvenlik endişelerini anladığını vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"(Güvenlik endişeleri) O nedenle NATO'ya üye olmak istediklerini de biliyoruz. Ama bir taraftan o iki ülkenin güvenlik endişelerini anlarken, Türkiye'nin güvenlik endişesinin karşılanmaması kabul edilemez, o da terörle mücadeledir. Maalesef bu terör örgütleri FETÖ, PKK, PYD bu ülkelerde özellikle İsveç'te yoğun bir mevcudiyeti var bunların. Sadece mevcudiyet değil çok faaliyet gösteriyorlar. Para toplama, terörizmin finansmanı aslında bu ona girer. Aynı zamanda insan devşirme, oralardan Irak'taki Kandil Dağı'na, Suriye'ye insan devşiriyorlar, propaganda devam ediyor."
Bakan Çavuşoğlu, Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında imzalanan üçlü muhtıraya işaret ederek, "Bu mutabakat muhtırasına göre, bu iki ülke bu tür faaliyetleri ülkesinde durduracak. Açık ve net. Biz ne fazlasını ne eksiğini istiyoruz." dedi.

İsveç'teki süreç
Türkiye'nin Finlandiya ile göreceli olarak bakıldığında çok büyük bir sorunu olmadığını dile getiren Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Ama İsveç'e baktığımız zaman 'bu adımları atabilmek için yasa değişikliğine gitmek zorundayız' dediler, gittiler. Ama bu faaliyetler artarak devam ediyor. O zaman yasa değiştirmenin ne anlamı kaldı? Burada görülüyor ki siyasi irade lazım, yeni hükümette bir önceki hükümete göre bu iradeyi görüyoruz ama henüz daha adım atmadılar, tam tersine son provokasyonlar, PKK/YPG'nin faaliyetleri, terör örgütünün propagandası yine aynı şekilde finansmanı, insan devşirme hepsi devam ediyor.
Şimdi bunlar karşılanmadan bir ülkenin NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil, bu partiler üstü bir konu. Ve (İsveç) Dışişleri Bakanı Ankara'ya geldiği zaman Meclis'e de gitti, orada tüm partilerden aynı şeyi işitti. 'Bu konularda adım atmazsanız hiçbirimiz bu mutabakat daha doğrusu üyelik protokolü onaylamayız' dediler. Bu tamamen güvenlik endişesiyle ilgili, terörle mücadeleyle ilgili bir konu."

"Bizim derdimiz NATO'yu engellemek değil"
Bakan Çavuşoğlu, Finlandiya'ya başından bu yana Türkiye'nin daha pozitif baktığını söylediğini aktararak, "Sayın Cumhurbaşkanımız yine gençlerle bir araya geldiğinde de bunu söyledi ama NATO iki ülkenin üyelik sürecini birlikte götürmek istiyor. Bugüne kadar o iki ülke de böyle istediler. Eğer üyelik süreciyle ilgili bir karar verilirse ayrı ayrı da değerlendirme konusunda Finlandiya'ya daha pozitif bakabileceğimizi bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız söyledi. Bizim derdimiz NATO'yu engellemek değil, bizim güvenlik endişelerimiz karşılansın, terörle mücadele karşılansın." değerlendirmesini yaptı.

- "İnsanlık suçu olan eylemler, fikir ve düşünce özgürlüğü, eylem özgürlüğü gibi adlandırılamaz"
Szijarto'nun İsveç ve Danimarka'da Kur'an-ı Kerim yakılmasını "kabul edilemez" olarak nitelendirmesine işaret eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Peter'a çok teşekkür ediyorum. Bir Hristiyan olarak düşüncelerini söyledi. Her zaman da kendi inancını ve farklı inançlar ile ilgili düşüncelerini söylüyor. Çok teşekkür ediyoruz. Bizde de iman etmenin şartı Allah'ın tüm kitaplarına inanmak, peygamberlerine inanmaktadır. Aksi takdirde iman etmiş olamazsınız. Bizim inancımıza göre antisemitizm de bir insanlık suçudur, Hristiyan düşmanlığı da insanlık suçudur. İslam düşmanlığı da insanlık suçudur. İnsanlık suçu olan eylemler, fikir ve düşünce özgürlüğü, eylem özgürlüğü gibi adlandırılamaz. Aynı yasalar Finlandiya'da da var İsveç'te de var, düşünce özgürlüğü ile ilgili. Hemen hemen aynı, bütün İskandinav ülkelerinde de aynı.
Finlandiya, 'ben izin vermeyeceğim' diyor. Çünkü bu nefret suçudur, insanlık suçudur. ırkçı bir yaklaşımdır. Bunlar Avrupa değerlerinde de açıkça ortadadır. Dolayısıyla bunları düşünce özgürlüğüne sokup da istediği gibi davranıp provokasyon yapabilme anlayışı bizi hiçbir yere götüremez, ancak kaosa götürür."
Çavuşoğlu, bir Müslüman olarak farklı inançlara ve kutsal kitaplara aynı saygının gösterilmesi gerektiğine inandığının altını çizerek, "Bir gün İsveç de ilerde yükümlülüklerini yerine getirirse oturur bakarız. Ama şu an İsveç'in bu şartlarda NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil." dedi.
Türkiye'nin bir takip mekanizması kurarak, NATO üyeliği konusundaki süreci yakından izlediğini belirten Çavuşoğlu, "(Üçlü mekanizma) Üçüncü toplantıyı iptal ettik, erteledik. Brüksel'de olacaktı. NATO da görsün çünkü, herkes kafadan bir şey söylüyor. 'Efendim bu ülkeler karşıladı hadi onaylayın.' Yok öyle bir şey. Görsün herkes, şeffaf olsun süreç. Dolayısıyla bu konuda biz tutumumuzu en üst düzeyde de kayda geçiriyoruz." ifadelerini kullandı.

"(Ukrayna'da) Adil bir barışın da kaybedeni olmaz"
Mevlüt Çavuşoğlu, "Ukrayna'daki savaşla ilgili biz başından beri savaşın sonlandırılması için gayret sarf ettik. Savaşın ilk aylarıyla şu anda savaşın şartları tabii çok farklı. Savaş uzadıkça daha da çetrefilleşiyor, daha da zor oluyor. Bırakın bir barışı, bir ateşkes zor." yorumunu yaptı.
Türkiye'nin savaşın başından bu yana bunun bir kazananı olmayacağını söylediğini kaydeden Çavuşoğlu, "Adil bir barışın da -altını çizerek söylüyorum- adil bir barışın da kaybedeni olmaz. Ve bu savaşın da kazananı olmayacağını söylüyoruz ve masada bitmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunu için de çabalarımızı devam ettireceğiz. Ve güven artırıcı adımlar konusunda da devam ettireceğiz." diye konuştu.
Çavuşoğlu, Ukrayna'nın kendi topraklarını korumak için farklı ülkelerden aldığı yardımlar olduğuna da işaret ederek, şunları söyledi:
"En son işte tanklar konuşuluyor. Bazı ülkeler 'vereceğiz' diyor, 'vermeyeceğiz' diyor. F-16'lar konusunda farklı açıklamalar var ama en önemlisi bir an önce adil bir ateşkes ve barışa doğru müzakerelerin başlatılması, biz bundan yanayız. İki ülkenin de kabul edilebileceği bir barış olması lazım. İki ülkeyle de angajmana girmeden bunun mümkün olmayacağını söylüyoruz. Tek taraflı dikte edilecek bir barışı ne Ukrayna kabul eder ne Rusya kabul eder. Gerçekçi olmamız lazım. Biz bu gerçekler temelinde çabalarımızı sürdüreceğiz."
Çavuşoğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijarto, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Türkiye ve Macaristan'ın sürekli temas halinde olduğunu ve Szijarto'nun en sık görüştüğü mevkidaşlarının başında geldiğini anlatan Çavuşoğlu, "Türkiye-Macaristan ilişkileri öyle bir seviyeye geldi ki liderlerimiz arasındaki temasla, dışişleri bakanlarımız arasındaki temasla yetinemeyecek bir duruma geldik. Dolayısıyla diğer bakanlarımızın arasında da ciddi bir işbirliği var karşılıklı ziyaretler var." diye konuştu.
Bakan Çavuşoğlu, her seviyede temasların sıklaşarak devam ettiğini vurgulayarak, "(Macaristan) Cumhurbaşkanı (Katalin) Novak'ı mart ayında ülkemizde ağırlamaktan büyük bir onur duyacağız. 6. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısını burada Macaristan’da yapmak için çalışmalarımızı başlattık." dedi.

2024, Türkiye-Macaristan Kültür Yılı olacak
Türkiye ve Macaristan arasındaki tarihi ve özel bağlara işaret eden Çavuşoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti adıyla imzaladığımız ilk anlaşma, Macaristan ile dostluk anlaşmasıdır. Bu anlaşmanın 100. yılı olan 2024’ü, Türkiye-Macaristan Kültür Yılı olarak kutlayacağız. Şimdiden hazırlıklara başlıyoruz." ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu, Macaristan Başbakanı Viktor Orban tarafından da kabul edildiğini belirterek, "Çok samimi, verimli bir toplantıyı gerçekleştirdik ve ilişkilerimize verdikleri destek için teşekkür ederken Sayın Cumhurbaşkanımızın selam ve en iyi dileklerini ve Türkiye’ye davetini de kendilerine aktarma fırsatı bulduk. Bugünkü görüşmelerimizde de gerek baş başa gerek heyetler arası görüşmelerde de ilişkilerimizin tüm boyutlarını tekrar gözden geçirdik." değerlendirmesini yaptı.

İkili ticaret hacmi 3,5 milyar dolara yaklaştı
Ekonomi, ticaret, havacılık, enerji, savunma sanayi, eğitim ve konsolosluk gibi birçok konuyu ele aldıklarını kaydeden Çavuşoğlu şöyle konuştu:
"Bugün stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerimizi geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıkarma kararı aldık. Arkadaşlarımız bir taslak metin üzerinde çalışmaya başlayacaklar. Özellikle enerji, ekonomik işbirliğimize ve diğer alanlardaki işbirliğimize ilaveten güvenlik, savunma ve kültürün öncelikli konular olarak bu metinde yer alması konusunda da mutabık kaldık. Bu konudaki ortaya koydukları vizyon için de kardeşim Peter’a çok çok teşekkür ediyorum. Bu belgeyi de en kısa süre içinde imzalayacağız."
İkili ticaret hacminin 3,5 milyar dolara yaklaştığını ve bu rakamı daha da ileri götürmek için potansiyel olduğunu, Türk yatırımcıların Macaristan’a olan ilgisinin arttığına işaret eden Çavuşoğlu, "Bu, Macaristan’ın yatırımcılar için önemli fırsatlar sunduğu anlamına gelir. Macaristan hükümeti Türk firmalarına çok güçlü destek veriyor. Çok teşekkür ediyoruz. Şu anda 800 milyon dolar civarında olan yatırım, 2 yıl içinde 3 milyar dolara çıkacak, büyükelçimizden aldığımız bilgilere göre. Aynı şekilde Macar firmalarının da Türkiye’deki yatırımlarının arttığını görüyoruz." diye konuştu.
Macaristan ile ekonomik işbirliğinin Afrika'daki projelerle de sürdüğünü söyleyen Mevlüt Çavuşoğlu, "Bazı Afrika ülkelerini özellikle sağlık alanında farklı alanlarda önümüzdeki süreçte birlikte desteklemeye devam edeceğiz." dedi.

"Enerji işbirliğimizi daha da güçlendireceğimize inanıyoruz"
Çavuşoğlu, enerjide işbirliğini güçlendirme yollarını da ele aldıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Peter, önümüzdeki ay İstanbul Gaz Forumu'na da katılacaklarını teyit etti. Azerbaycan'dan çıkan gazın, önümüzdeki süreçte çıkarılacak ilave gazın Macaristan ve bazı Güneydoğu Avrupa ülkelerine, dostlarımıza ulaştırılması için Biz Türkiye olarak her türlü desteği vereceğiz. Azerbaycan ile de bu konuda mutabık kaldık. Enerji işbirliğimizi ileride daha da güçlendireceğimize inanıyoruz.
İki NATO müttefiği olarak savunma sanayi işbirliğini geliştirmek de son derece doğal ve öncelikli. Vatandaşlarımızın karşılaştığı bazı konuları da ilettik ama vatandaşlarımızın özellikle çalışma izni gibi konularda sorunlarının çözülmesinde verdikleri katkı için huzurlarınızda teşekkür ediyorum. İki dost ve kardeş ülkeye yakışır bir şekilde var olan konularda hemen konuşup neticelendiriyoruz."
Çavuşoğlu, turizm alanında da salgın öncesi rakamların geçildiğinin altını çizerek, "Bu yıl ilave uçuşlar olacak. Macaristan’dan İstanbul’a Antalya’ya, dolayısıyla karşılıklı turist sayısı daha da artacaktır." yorumunu yaptı.
İki ülke arasında eğitim işbirliğinin de geliştirildiğini belirten Çavuşoğlu, "Maarif Vakfımıza verdiğiniz destekler için çok çok teşekkür ediyorum. Ne kadar konusu varsa, sorunu varsa hemen hallediyorsunuz. Ve Maarif’in burada daha fazla okul açmasını istiyoruz. Vakıflar Bankasının bir an önce ofisini açması için kendilerini teşvik ediyoruz ve mart ayında gelip ofislerini açacaklar ama ofis ve şube sayılarını Macaristan’da artırmalarını istiyoruz." diye konuştu.
Türkiye'den Türk Devletleri Teşkilatı'nın çalışmalarına verdiği destek için Macaristan'a teşekkür
Bakan Çavuşoğlu, iki ülke arasında uluslararası platformlarda yakın işbirliği olduğunu ve her zaman karşılıklı olarak adaylıkların desteklendiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türk Devletleri Teşkilatına ve çalışmalarına verdiğiniz değerli katkılar için çok çok teşekkür ediyorum. Sadece Avrupa ofisi Budapeşte’de olduğundan dolayı bunu söylemiyorum. Tüm çalışmalara katkı sağlıyorsunuz, gelecekte Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında da işbirliğimizi nasıl güçlendirebileceğimizi, gerek personel gerek diğer alanlarda, görüştük. Kasımdaki Semerkant Zirvesi'nde Macaristan’da TDT Kuraklık Önleme Enstitüsünün kurulması kararlaştırılmıştı. Bugün dostum Peter’a burada kurulacak enstitüye her türlü desteği vereceğimizi söyledim."
Türkiye'nin AB ile ilişkilerine verdiği destekten dolayı Macar mevkidaşına teşekkür eden Çavuşoğlu, Ukrayna'daki savaşın bitirilmesi konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin çabalarının her zaman süreceğini vurguladı.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin tahıl anlaşması, esir takası gibi konularda ciddi çabaları olduğunu belirterek, konuşmasını, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderler diplomasisi sayesinde bunları başarabildik. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın Nobel Barış Ödülüne aday göstermenizden dolayı dostumuz (Macaristan Aksakalı) Atilla Tilki’ye de çok çok teşekkür ediyorum. Gerçekten Cumhurbaşkanımız savaşın bitmesi için de gece gündüz çabalarına devam ediyor. Sürekli liderler ile görüşüyor. İlkeli bir tutum sergiliyoruz savaş konusunda. Ama biz bu çabalarımızı devam ettirmezsek savaş daha da uzun sürebilir. Bunun da yansımaları hepimiz için olumsuz olur." diye tamamladı.



Mithat Sancar: Öcalan İmralı'da yapılan yeni yere geçti

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
TT

Mithat Sancar: Öcalan İmralı'da yapılan yeni yere geçti

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bir fotoğrafı (AFP)

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kendisi için hazırlanan yeni bir yere geçtiğini açıkladı. Sancar, bu gelişmenin yürütülen sürecin hızlandırılmasını gerektirdiğini savundu. Marmara Denizi’nin güneyinde, İstanbul kıyılarına yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta bulunan adadaki yeni yerleşke, Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarında değişikliğe gidildiğini ortaya koydu.

Bu adım, hükümetin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı, Öcalan ve Kürt tarafının ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladığı süreci ilerletme konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Ancak TBMM’nin 10 Ağustos’ta sürece ilişkin “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Kanunu”nu, diğer adıyla çerçeve yasayı kabul etmesinden bu yana yeni adımlar atılmaması ve sürecin durgunluğa girmesi eleştirilere neden oluyor.

Barış sürecinde durgunluk

DEM Parti Milletvekili ve Öcalan ile devlet kurumları ve siyasi partiler arasındaki temasları yürütmek üzere partisi tarafından oluşturulan İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Öcalan’ın İmralı Cezaevi yerleşkesinde kendisi için hazırlanan yeni bir konuta taşındığını söyledi.

cd
İmralı Heyeti üyesi ve DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar (X hesabından)

Sancar, PKK’ya yakınlığıyla bilinen Medya Haber kanalına verdiği ve pazar günü Türk medyasında yayımlanan röportajında, Öcalan’ın heyetleri kabul edebilmesi, resmî görüşmelerini gerçekleştirebilmesi ve siyasi mesajlarını iletebilmesi amacıyla tasarlanan yeni binaya geçmeyi kabul ettiğini belirtti. Sancar, ihtiyaç duyulması halinde Öcalan’ın gazetecilerle de görüşebileceğini ifade etti.

Sürecin iki aydan uzun süredir durgun olduğunu belirten Sancar, şu değerlendirmede bulundu:

“Daha önce belirli tarihler vermiştim ancak bunlar hayata geçirilmedi. Kürt hareketinin (PKK) attığı adımların ardından Öcalan ile birlikte çalışacak Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu’nun İmralı’ya gitmesi ve sürecin koordinasyonunu kendisiyle birlikte ele alması gerekiyor.”

cdgbh
Öcalan’ın 1990 yılında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasının ardından yaklaşık 27 yıldır tutulduğu İmralı Cezaevi (Türk medyası)

Türkiye’de barış sürecinin, Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te PKK’ya yaptığı örgütü feshetme, silah bırakma ve demokratik, hukuki çerçevede siyasi faaliyetlere yönelme çağrısıyla başlamasının ardından Öcalan’ın serbest bırakılması yönündeki talepler de giderek arttı.

Ancak kendisine atfedilen açıklamalara göre Öcalan, İmralı Adası’ndan ayrılmak istemedi. Bunun yerine adadaki koşullarının iyileştirilmesini ve barış süreci ile demokratik dönüşüme ilişkin görüşlerini aktarabilmek amacıyla gazeteciler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileriyle görüşme imkânı sağlanmasını talep etti.

Konut mu, villa mı?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gazeteci Nagehan Alçı’nın Abdullah Öcalan için İmralı Adası’nda yeni bir konut hazırlandığı yönündeki açıklamalarına ilişkin değerlendirmede bulunmuştu. Gazeteci Ceyhun Bozkurt’a konuşan Bahçeli, Alçı’nın aktardığı bilgiler üzerinden “villa” yorumları yapıldığını belirterek, söz konusu yapının villa olmadığını söyledi. Bahçeli, “Villa diye bir şey yok. 250 metrekarelik bir konut yapıldı. Zaten bu konut cezaevi yerleşkesi içerisindedir” dedi.

ghyju
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli (Partinin X hesabından)

Öcalan’ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki İzleme, Gözetim ve Koordinasyon Kurulu bünyesinde oluşturulması planlanan “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu”nun kurulmasını beklediği belirtilmişti. Kurul, ilk toplantısını 24 Ağustos’ta gerçekleştirmişti.

Çerçeve yasanın uygulanmasını denetlemek amacıyla oluşturulan İzleme, Gözetim ve Koordinasyon Kurulu, dört komisyon kurulmasına karar vermişti. Bunlar “Adli ve Hukuki Koordinasyon”, “İzleme ve Gözetim”, “Toplumsal Uzlaşı ve Bütünleşme” ile “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon” komisyonları olarak sıralanmıştı.

dfrgthy
PKK’nın silahsızlandırılması sürecini izlemekle görevli “İzleme, Gözetim ve Entegrasyon Koordinasyon Kurulu”, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında 24 Ağustos’ta toplandı (Yılmaz’ın X hesabından)

Ayrıca TBMM bünyesinde, başlıca siyasi partilerin temsil edileceği bir denetim komisyonunun kurulması da bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum ise yaptığı açıklamada Öcalan’ın “Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Komisyonu”nda yer alacağını bildirmişti.

Hükümete yönelik eleştiriler

Hükümet, PKK mensuplarının silah bırakmasının tamamen doğrulanmasını, binlerce örgüt mensubunun Türkiye’ye dönerek topluma yeniden entegre edilmesine imkân sağlayacak çerçeve yasanın uygulanması için ön koşul olarak görüyor.

PKK, ekim ayında yaptığı açıklamada Türkiye’deki tüm silahlı unsurlarını geri çektiğini, Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki sığınaklarını silahlı unsurlardan ve silahlardan arındırdığını duyurmuştu. Örgüt, istenmeyen olayların yaşanması ihtimalini ortadan kaldırmak amacıyla bu adımları attığını belirtmişti.

Yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunan PKK, hükümetin de barış sürecinde harekete geçmesi, Öcalan’ın statüsünün değiştirilmesi ve sürecin yönetiminde kendisine gerekli rolün verilmesi gerektiğini ifade etmişti.

sf
PKK yöneticilerinden Besê Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyindeki Süleymaniye kentinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde (Reuters)

Mithat Sancar ise sürecin yalnızca tek tarafın, yani Kürt tarafının beklenti ve talepleri üzerinden ilerleyemeyeceğini belirterek, temel sorunun çözümüne yönelik belirleyici adımın Öcalan tarafından atılacağını söyledi.

Öte yandan PKK’nın lider kadrosunda yer alan ve KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı görevini yürüten Besê Hozat da Türkiye hükümetinin tutumunu eleştirdi.

Hozat, PKK’nın silah bırakmasına rağmen Türkiye’nin barış süreci kapsamında somut hiçbir adım atmadığını savundu.

Sürecin Türkiye devletinin tutumu nedeniyle çıkmaza girdiğini ileri süren Hozat, parlamentoda kabul edilen demokratikleşme adımları ve hukuki reformlar hayata geçirilmediği sürece sürecin ilerleme kaydedemeyeceğini vurguladı.


Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında
TT

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti 103 yaşında

Türkiye, cumhuriyetin ilanının 103. yılını kutluyor. Anadolu'nun işgalden kurtarılmasının ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, TBMM'nin 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'i ilan etmesinin üzerinden 103 yıl geçti.

Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında resmî törenler düzenlenirken, vatandaşlar da bayram coşkusunu meydanlarda, caddelerde ve çeşitli etkinliklerde paylaşıyor. Türk bayraklarıyla donatılan kentlerde Cumhuriyet’in anlam ve önemine dikkat çekiliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devlet erkanı Anıtkabir’i ziyaret etti

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 103. Yılı tüm yurtta coşkuyla kutlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devlet erkanı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Anıtkabir'i ziyaret etti. Misak-ı Milli Kulesi'ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Başkan Erdoğan Türkiye Yüzyılı vurgusu yaptı. Başkan Erdoğan "Milli davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

csdfvgbh
Fotoğraf: TCCB

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığındaki Aslanlı Yol'daki kortejde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları, siyasi partilerin temsilcileri ve diğer devlet erkânı yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Atatürk’ün mozolesine üzerinde ay yıldız bulunan çelengi bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Daha sonra Misak-ı Millî Kulesi’ne geçerek Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deftere yazdığı metni okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel deftere yazdığı metinde şu ifadelere yer verdi: “Aziz Atatürk, bugün, uğruna büyük bedeller ödediğimiz Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103'üncü seneidevriyesini kutluyoruz. Tarihimize yeni bir istikamet çizen bu önemli günde, zatıâlinizi, silah arkadaşlarınızı ve kahraman şehitlerimizi şükranla yâd ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaştırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz.

dvfgbhn
Fotoğraf: TCCB

Cumhuriyet henüz ilan edilmemişken zatıâlinizin 1 Mart 1922 tarihli Büyük Millet Meclisi hitabında münderiç, 'Bizi, millî davamızı izlemekten yıldıracak hiçbir araç, hiçbir kuvvet düşünülemez. Millî davamız bizim hayatımızdır' sözleri ışığında, millî davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Ruhun şad olsun."


Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
TT

Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)

Türkiye, geçen hafta Libya’nın doğusu ve batısındaki yönetimler arasında birliği sağlamak amacıyla görüşmelere ev sahipliği yaptı. Ancak görüşmelerden herhangi bir anlaşma çıkmadı.

xcdvfgbhj
Trablus’ta Abdülhamid Dibeybe hükümetine bağlı güçler arasında yer alan silahlı kişiler (AP)

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi üst düzey bir Türk yetkili, çarşamba günü AFP’ye yaptığı açıklamada, müzakerelerin henüz bir sonuç vermediğini belirtti.

Yetkili, “Görüşmeler şimdiye kadar ağırlıklı olarak iki tarafın askerî açıdan birleştirilmesine odaklandı. Siyasi birliğin sağlanması konusunun ise ilerleyen aşamada ele alınması bekleniyor” dedi.