Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Şu an İsveç’in NATO üyeliğine evet dememiz mümkün değil

Fotoğraf: Cem Özdel/AA
Fotoğraf: Cem Özdel/AA
TT

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Şu an İsveç’in NATO üyeliğine evet dememiz mümkün değil

Fotoğraf: Cem Özdel/AA
Fotoğraf: Cem Özdel/AA

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsveç'in NATO üyeliği konusunda bu ülkenin yükümlülüğünü yerine getirmesi durumunda oturulup düşünüleceğini belirterek, "Ama şu an İsveç'in bu şartlarda NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil." dedi.
Çavuşoğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijarto, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Türkiye ve Macaristan'ın hala İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğini onaylamayan iki ülke olmasına dair bir soruya Çavuşoğlu, "Biz de Türkiye olarak tıpkı Macaristan gibi NATO'nun genişlemesini destekliyoruz." yanıtını verdi.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin, NATO misyon ve faaliyetlerine en çok katkı sağlayan 5 ülkeden, ittifakın toplam bütçesine de en çok katkı sağlayan ilk 8 ülkeden biri olduğuna işaret ederek, bugün NATO belgelerinde en önemli iki tehdit olarak Rusya ve terörizmin gösterildiğini anımsattı.

"Türkiye'nin güvenlik endişesinin karşılanmaması kabul edilemez"
Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın güvenlik endişelerini anladığını vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"(Güvenlik endişeleri) O nedenle NATO'ya üye olmak istediklerini de biliyoruz. Ama bir taraftan o iki ülkenin güvenlik endişelerini anlarken, Türkiye'nin güvenlik endişesinin karşılanmaması kabul edilemez, o da terörle mücadeledir. Maalesef bu terör örgütleri FETÖ, PKK, PYD bu ülkelerde özellikle İsveç'te yoğun bir mevcudiyeti var bunların. Sadece mevcudiyet değil çok faaliyet gösteriyorlar. Para toplama, terörizmin finansmanı aslında bu ona girer. Aynı zamanda insan devşirme, oralardan Irak'taki Kandil Dağı'na, Suriye'ye insan devşiriyorlar, propaganda devam ediyor."
Bakan Çavuşoğlu, Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında imzalanan üçlü muhtıraya işaret ederek, "Bu mutabakat muhtırasına göre, bu iki ülke bu tür faaliyetleri ülkesinde durduracak. Açık ve net. Biz ne fazlasını ne eksiğini istiyoruz." dedi.

İsveç'teki süreç
Türkiye'nin Finlandiya ile göreceli olarak bakıldığında çok büyük bir sorunu olmadığını dile getiren Çavuşoğlu, şöyle devam etti:
"Ama İsveç'e baktığımız zaman 'bu adımları atabilmek için yasa değişikliğine gitmek zorundayız' dediler, gittiler. Ama bu faaliyetler artarak devam ediyor. O zaman yasa değiştirmenin ne anlamı kaldı? Burada görülüyor ki siyasi irade lazım, yeni hükümette bir önceki hükümete göre bu iradeyi görüyoruz ama henüz daha adım atmadılar, tam tersine son provokasyonlar, PKK/YPG'nin faaliyetleri, terör örgütünün propagandası yine aynı şekilde finansmanı, insan devşirme hepsi devam ediyor.
Şimdi bunlar karşılanmadan bir ülkenin NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil, bu partiler üstü bir konu. Ve (İsveç) Dışişleri Bakanı Ankara'ya geldiği zaman Meclis'e de gitti, orada tüm partilerden aynı şeyi işitti. 'Bu konularda adım atmazsanız hiçbirimiz bu mutabakat daha doğrusu üyelik protokolü onaylamayız' dediler. Bu tamamen güvenlik endişesiyle ilgili, terörle mücadeleyle ilgili bir konu."

"Bizim derdimiz NATO'yu engellemek değil"
Bakan Çavuşoğlu, Finlandiya'ya başından bu yana Türkiye'nin daha pozitif baktığını söylediğini aktararak, "Sayın Cumhurbaşkanımız yine gençlerle bir araya geldiğinde de bunu söyledi ama NATO iki ülkenin üyelik sürecini birlikte götürmek istiyor. Bugüne kadar o iki ülke de böyle istediler. Eğer üyelik süreciyle ilgili bir karar verilirse ayrı ayrı da değerlendirme konusunda Finlandiya'ya daha pozitif bakabileceğimizi bizzat Sayın Cumhurbaşkanımız söyledi. Bizim derdimiz NATO'yu engellemek değil, bizim güvenlik endişelerimiz karşılansın, terörle mücadele karşılansın." değerlendirmesini yaptı.

- "İnsanlık suçu olan eylemler, fikir ve düşünce özgürlüğü, eylem özgürlüğü gibi adlandırılamaz"
Szijarto'nun İsveç ve Danimarka'da Kur'an-ı Kerim yakılmasını "kabul edilemez" olarak nitelendirmesine işaret eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Peter'a çok teşekkür ediyorum. Bir Hristiyan olarak düşüncelerini söyledi. Her zaman da kendi inancını ve farklı inançlar ile ilgili düşüncelerini söylüyor. Çok teşekkür ediyoruz. Bizde de iman etmenin şartı Allah'ın tüm kitaplarına inanmak, peygamberlerine inanmaktadır. Aksi takdirde iman etmiş olamazsınız. Bizim inancımıza göre antisemitizm de bir insanlık suçudur, Hristiyan düşmanlığı da insanlık suçudur. İslam düşmanlığı da insanlık suçudur. İnsanlık suçu olan eylemler, fikir ve düşünce özgürlüğü, eylem özgürlüğü gibi adlandırılamaz. Aynı yasalar Finlandiya'da da var İsveç'te de var, düşünce özgürlüğü ile ilgili. Hemen hemen aynı, bütün İskandinav ülkelerinde de aynı.
Finlandiya, 'ben izin vermeyeceğim' diyor. Çünkü bu nefret suçudur, insanlık suçudur. ırkçı bir yaklaşımdır. Bunlar Avrupa değerlerinde de açıkça ortadadır. Dolayısıyla bunları düşünce özgürlüğüne sokup da istediği gibi davranıp provokasyon yapabilme anlayışı bizi hiçbir yere götüremez, ancak kaosa götürür."
Çavuşoğlu, bir Müslüman olarak farklı inançlara ve kutsal kitaplara aynı saygının gösterilmesi gerektiğine inandığının altını çizerek, "Bir gün İsveç de ilerde yükümlülüklerini yerine getirirse oturur bakarız. Ama şu an İsveç'in bu şartlarda NATO üyeliğine 'evet' dememiz mümkün değil." dedi.
Türkiye'nin bir takip mekanizması kurarak, NATO üyeliği konusundaki süreci yakından izlediğini belirten Çavuşoğlu, "(Üçlü mekanizma) Üçüncü toplantıyı iptal ettik, erteledik. Brüksel'de olacaktı. NATO da görsün çünkü, herkes kafadan bir şey söylüyor. 'Efendim bu ülkeler karşıladı hadi onaylayın.' Yok öyle bir şey. Görsün herkes, şeffaf olsun süreç. Dolayısıyla bu konuda biz tutumumuzu en üst düzeyde de kayda geçiriyoruz." ifadelerini kullandı.

"(Ukrayna'da) Adil bir barışın da kaybedeni olmaz"
Mevlüt Çavuşoğlu, "Ukrayna'daki savaşla ilgili biz başından beri savaşın sonlandırılması için gayret sarf ettik. Savaşın ilk aylarıyla şu anda savaşın şartları tabii çok farklı. Savaş uzadıkça daha da çetrefilleşiyor, daha da zor oluyor. Bırakın bir barışı, bir ateşkes zor." yorumunu yaptı.
Türkiye'nin savaşın başından bu yana bunun bir kazananı olmayacağını söylediğini kaydeden Çavuşoğlu, "Adil bir barışın da -altını çizerek söylüyorum- adil bir barışın da kaybedeni olmaz. Ve bu savaşın da kazananı olmayacağını söylüyoruz ve masada bitmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunu için de çabalarımızı devam ettireceğiz. Ve güven artırıcı adımlar konusunda da devam ettireceğiz." diye konuştu.
Çavuşoğlu, Ukrayna'nın kendi topraklarını korumak için farklı ülkelerden aldığı yardımlar olduğuna da işaret ederek, şunları söyledi:
"En son işte tanklar konuşuluyor. Bazı ülkeler 'vereceğiz' diyor, 'vermeyeceğiz' diyor. F-16'lar konusunda farklı açıklamalar var ama en önemlisi bir an önce adil bir ateşkes ve barışa doğru müzakerelerin başlatılması, biz bundan yanayız. İki ülkenin de kabul edilebileceği bir barış olması lazım. İki ülkeyle de angajmana girmeden bunun mümkün olmayacağını söylüyoruz. Tek taraflı dikte edilecek bir barışı ne Ukrayna kabul eder ne Rusya kabul eder. Gerçekçi olmamız lazım. Biz bu gerçekler temelinde çabalarımızı sürdüreceğiz."
Çavuşoğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijarto, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Türkiye ve Macaristan'ın sürekli temas halinde olduğunu ve Szijarto'nun en sık görüştüğü mevkidaşlarının başında geldiğini anlatan Çavuşoğlu, "Türkiye-Macaristan ilişkileri öyle bir seviyeye geldi ki liderlerimiz arasındaki temasla, dışişleri bakanlarımız arasındaki temasla yetinemeyecek bir duruma geldik. Dolayısıyla diğer bakanlarımızın arasında da ciddi bir işbirliği var karşılıklı ziyaretler var." diye konuştu.
Bakan Çavuşoğlu, her seviyede temasların sıklaşarak devam ettiğini vurgulayarak, "(Macaristan) Cumhurbaşkanı (Katalin) Novak'ı mart ayında ülkemizde ağırlamaktan büyük bir onur duyacağız. 6. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısını burada Macaristan’da yapmak için çalışmalarımızı başlattık." dedi.

2024, Türkiye-Macaristan Kültür Yılı olacak
Türkiye ve Macaristan arasındaki tarihi ve özel bağlara işaret eden Çavuşoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti adıyla imzaladığımız ilk anlaşma, Macaristan ile dostluk anlaşmasıdır. Bu anlaşmanın 100. yılı olan 2024’ü, Türkiye-Macaristan Kültür Yılı olarak kutlayacağız. Şimdiden hazırlıklara başlıyoruz." ifadelerini kullandı.
Çavuşoğlu, Macaristan Başbakanı Viktor Orban tarafından da kabul edildiğini belirterek, "Çok samimi, verimli bir toplantıyı gerçekleştirdik ve ilişkilerimize verdikleri destek için teşekkür ederken Sayın Cumhurbaşkanımızın selam ve en iyi dileklerini ve Türkiye’ye davetini de kendilerine aktarma fırsatı bulduk. Bugünkü görüşmelerimizde de gerek baş başa gerek heyetler arası görüşmelerde de ilişkilerimizin tüm boyutlarını tekrar gözden geçirdik." değerlendirmesini yaptı.

İkili ticaret hacmi 3,5 milyar dolara yaklaştı
Ekonomi, ticaret, havacılık, enerji, savunma sanayi, eğitim ve konsolosluk gibi birçok konuyu ele aldıklarını kaydeden Çavuşoğlu şöyle konuştu:
"Bugün stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerimizi geliştirilmiş stratejik ortaklık seviyesine çıkarma kararı aldık. Arkadaşlarımız bir taslak metin üzerinde çalışmaya başlayacaklar. Özellikle enerji, ekonomik işbirliğimize ve diğer alanlardaki işbirliğimize ilaveten güvenlik, savunma ve kültürün öncelikli konular olarak bu metinde yer alması konusunda da mutabık kaldık. Bu konudaki ortaya koydukları vizyon için de kardeşim Peter’a çok çok teşekkür ediyorum. Bu belgeyi de en kısa süre içinde imzalayacağız."
İkili ticaret hacminin 3,5 milyar dolara yaklaştığını ve bu rakamı daha da ileri götürmek için potansiyel olduğunu, Türk yatırımcıların Macaristan’a olan ilgisinin arttığına işaret eden Çavuşoğlu, "Bu, Macaristan’ın yatırımcılar için önemli fırsatlar sunduğu anlamına gelir. Macaristan hükümeti Türk firmalarına çok güçlü destek veriyor. Çok teşekkür ediyoruz. Şu anda 800 milyon dolar civarında olan yatırım, 2 yıl içinde 3 milyar dolara çıkacak, büyükelçimizden aldığımız bilgilere göre. Aynı şekilde Macar firmalarının da Türkiye’deki yatırımlarının arttığını görüyoruz." diye konuştu.
Macaristan ile ekonomik işbirliğinin Afrika'daki projelerle de sürdüğünü söyleyen Mevlüt Çavuşoğlu, "Bazı Afrika ülkelerini özellikle sağlık alanında farklı alanlarda önümüzdeki süreçte birlikte desteklemeye devam edeceğiz." dedi.

"Enerji işbirliğimizi daha da güçlendireceğimize inanıyoruz"
Çavuşoğlu, enerjide işbirliğini güçlendirme yollarını da ele aldıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Peter, önümüzdeki ay İstanbul Gaz Forumu'na da katılacaklarını teyit etti. Azerbaycan'dan çıkan gazın, önümüzdeki süreçte çıkarılacak ilave gazın Macaristan ve bazı Güneydoğu Avrupa ülkelerine, dostlarımıza ulaştırılması için Biz Türkiye olarak her türlü desteği vereceğiz. Azerbaycan ile de bu konuda mutabık kaldık. Enerji işbirliğimizi ileride daha da güçlendireceğimize inanıyoruz.
İki NATO müttefiği olarak savunma sanayi işbirliğini geliştirmek de son derece doğal ve öncelikli. Vatandaşlarımızın karşılaştığı bazı konuları da ilettik ama vatandaşlarımızın özellikle çalışma izni gibi konularda sorunlarının çözülmesinde verdikleri katkı için huzurlarınızda teşekkür ediyorum. İki dost ve kardeş ülkeye yakışır bir şekilde var olan konularda hemen konuşup neticelendiriyoruz."
Çavuşoğlu, turizm alanında da salgın öncesi rakamların geçildiğinin altını çizerek, "Bu yıl ilave uçuşlar olacak. Macaristan’dan İstanbul’a Antalya’ya, dolayısıyla karşılıklı turist sayısı daha da artacaktır." yorumunu yaptı.
İki ülke arasında eğitim işbirliğinin de geliştirildiğini belirten Çavuşoğlu, "Maarif Vakfımıza verdiğiniz destekler için çok çok teşekkür ediyorum. Ne kadar konusu varsa, sorunu varsa hemen hallediyorsunuz. Ve Maarif’in burada daha fazla okul açmasını istiyoruz. Vakıflar Bankasının bir an önce ofisini açması için kendilerini teşvik ediyoruz ve mart ayında gelip ofislerini açacaklar ama ofis ve şube sayılarını Macaristan’da artırmalarını istiyoruz." diye konuştu.
Türkiye'den Türk Devletleri Teşkilatı'nın çalışmalarına verdiği destek için Macaristan'a teşekkür
Bakan Çavuşoğlu, iki ülke arasında uluslararası platformlarda yakın işbirliği olduğunu ve her zaman karşılıklı olarak adaylıkların desteklendiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türk Devletleri Teşkilatına ve çalışmalarına verdiğiniz değerli katkılar için çok çok teşekkür ediyorum. Sadece Avrupa ofisi Budapeşte’de olduğundan dolayı bunu söylemiyorum. Tüm çalışmalara katkı sağlıyorsunuz, gelecekte Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında da işbirliğimizi nasıl güçlendirebileceğimizi, gerek personel gerek diğer alanlarda, görüştük. Kasımdaki Semerkant Zirvesi'nde Macaristan’da TDT Kuraklık Önleme Enstitüsünün kurulması kararlaştırılmıştı. Bugün dostum Peter’a burada kurulacak enstitüye her türlü desteği vereceğimizi söyledim."
Türkiye'nin AB ile ilişkilerine verdiği destekten dolayı Macar mevkidaşına teşekkür eden Çavuşoğlu, Ukrayna'daki savaşın bitirilmesi konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin çabalarının her zaman süreceğini vurguladı.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin tahıl anlaşması, esir takası gibi konularda ciddi çabaları olduğunu belirterek, konuşmasını, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderler diplomasisi sayesinde bunları başarabildik. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın Nobel Barış Ödülüne aday göstermenizden dolayı dostumuz (Macaristan Aksakalı) Atilla Tilki’ye de çok çok teşekkür ediyorum. Gerçekten Cumhurbaşkanımız savaşın bitmesi için de gece gündüz çabalarına devam ediyor. Sürekli liderler ile görüşüyor. İlkeli bir tutum sergiliyoruz savaş konusunda. Ama biz bu çabalarımızı devam ettirmezsek savaş daha da uzun sürebilir. Bunun da yansımaları hepimiz için olumsuz olur." diye tamamladı.



Ankara'daki NATO zirvesi, Trump’ın gölgesinde ittifakın birliği açısından yeni bir sınav

Fotoğraf: NATO üyesi devletlerin bayrakları, Belçika'nın Brüksel şehrindeki NATO karargahında dalgalanıyor, 2 Nisan 2025
Fotoğraf: NATO üyesi devletlerin bayrakları, Belçika'nın Brüksel şehrindeki NATO karargahında dalgalanıyor, 2 Nisan 2025
TT

Ankara'daki NATO zirvesi, Trump’ın gölgesinde ittifakın birliği açısından yeni bir sınav

Fotoğraf: NATO üyesi devletlerin bayrakları, Belçika'nın Brüksel şehrindeki NATO karargahında dalgalanıyor, 2 Nisan 2025
Fotoğraf: NATO üyesi devletlerin bayrakları, Belçika'nın Brüksel şehrindeki NATO karargahında dalgalanıyor, 2 Nisan 2025

Ömer Önhon

7-8 Temmuz 2026'da Ankara'da yapılması planlanan 36. NATO zirvesi ayrı bir önem taşıyor. Bu önem, büyük kararların ya da ayrıntılı belgelerin açıklanma ihtimalinden değil, zamanlamasından kaynaklanıyor, zira zirve, örgütün geleceğini ve uluslararası sistemdeki konumunu etkileyen geniş çaplı jeopolitik gelişmelerin yaşandığı, ittifakın kendi içinde derin iç tartışmalara sahne olduğu bir dönemde düzenleniyor.

Avrupa'nın güvenlik mimarisinin yeniden inşa edildiği ve Ortadoğu'nun yeni bir yapılanma dalgasına maruz kaldığı bir dönemde, Ukrayna ve İran'daki savaşlar bölgesel ve uluslararası düzeyde güvenlik ve siyaset üzerinde derin izler bırakıyor.

Bunlara ayrıca ABD ile Avrupalı ​​müttefikleri arasındaki ilişkilerde yaşanan soğukluk ekleniyor. Başkan Donald Trump'ın politikaları ve transatlantik ilişkileri yönetme tarzı, bazı müttefik ülke liderlerinin Washington'dan uzaklaşmasına ve ABD'nin güvenilirliği ve ortaklarının güvenliğine olan bağlılığı hakkındaki sorgulamaların artmasına katkıda bulundu.

Trump, NATO'nun modernizasyona ihtiyacı olduğuna ve ABD için ağır bir yük oluşturduğuna inanıyor. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması çabalarına destek çağrısına yanıt vermeyi reddeden müttefik ülkelerin liderlerine sert eleştiriler yöneltti.

Trump'ın öfkesi o kadar büyüktü ki, 25 Haziran'da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin ziyareti sırasında Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bizzat Ankara zirvesine katılması için kendisini davet etmeseydi NATO zirvesine katılmayacağını söyledi.

Başkan Donald Trump'ın deklare ettiği hedefi, ABD'nin Avrupa'nın güvenliği konusunda taşıdığı yükü azaltmak ve Avrupalıları kıtalarını savunma konusunda daha fazla sorumluluk almaya itmektir

Bu bağlamda Ankara zirvesinin ittifakın birliğini ortaya koyma ve “NATO 3.0” kavramının uygulama adımlarını başlatma fırsatı olması bekleniyor. Daha genel anlamda ise bu zirve, ittifakın Trump’ın başkanlığı gölgesinde birliğini koruma becerisine yönelik yeni bir sınav gibi görünüyor.

Ankara zirvesinden neler bekleniyor?

Önceliklerden biri Donald Trump ile müttefik ülke liderleri arasındaki gergin atmosferi sakinleştirmek olacak. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ev sahibi ülkenin başkanı sıfatıyla ve Trump ile iyi ilişkisine dayanarak pozisyonların birbirine yakınlaştırılmasında önemli bir rol oynaması bekleniyor. Bu rolde, Trump ile ilişkileri mümkün olduğunca esnek bir şekilde yönetmeye her zaman önem veren NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de kendisine eşlik edecek. Gelgelelim bu yolda gerçek bir ilerleme kaydetmek hâlâ zor görünüyor.

Her halükârda zirve, müttefiklerin anlaşmazlıklara rağmen birlik ve eşgüdüm çerçevesinde birlikte hareket ettiği mesajını verecektir. Liderler ayrıca büyük ihtimalle NATO'nun kolektif savunmasının temelini oluşturan 1949 Washington Antlaşması'nın 5. Maddesine olan bağlılıklarını da yenileyecekler. Söz konusu maddeye göre, bir üye ülkeye yönelik herhangi bir saldırı, ittifakın bütün üyelerine yönelik saldırı sayılmaktadır.

cd cfv
ABD Başkanı Donald Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Amerika Birleşik Devletleri'nin başkenti Washington’daki Beyaz Saray'ın Oval Ofisindeki bir toplantıya katılıyor, 24 Haziran 2026 (Reuters)

“NATO 3.0” kavramı da zirvenin gündeminin üst sıralarında yer alacak. Bu kavram, ittifak içinde yaşanan dönüşümü tanımlamak için kullanılıyor ve bunu yaparken ittifakın tarihini üç aşamaya ayırıyor: Soğuk Savaş aşaması, Soğuk Savaş sonrası aşama ile Ukrayna'daki savaşla başlayan üçüncü aşama. Genel Sekreter Mark Rutte bu aşamayı, ittifakın Atlantik çerçevesinde sıkı bir şekilde kalırken, ABD'ye daha az bağımlı hale geleceği yeni bir süreç olarak tanımladı. Ankara'da müttefikler bu dönüşüme olan bağlılıklarını yeniden teyit etmeye çalışacaklar.

Vizyon ve yaklaşımlardaki bazı farklılıklar devam etse de Ankara zirvesi Ukrayna'ya desteğini bir kez daha teyit edecek. NATO, üye devletler ve ortaklarıyla iş birliği içinde, askeri destek, eğitim ve diğer temel destek türleri de dahil olmak üzere Kiev'e yardımların ulaştırılmasını koordine etmeye devam ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri daha az, Avrupa ise daha fazla sorumluluk üstlenecek

Başkan Donald Trump'ın deklare ettiği hedefi, ABD'nin Avrupa'nın güvenliği konusunda taşıdığı yükü azaltmak ve Avrupalıları kıtalarını savunma konusunda daha fazla sorumluluk almaya itmektir.

Bu hedefe yönelik olarak, Lahey'deki 2025 NATO zirvesi sırasında Trump, müttefiklerin savunma harcamalarını 2035 yılına kadar GSYİH'nın yüzde 5'ine yükseltme konusunda anlaşmaya varmasını sağladı. Ayrıca yakın zamanda 5 bin Amerikan askerinin Almanya'dan çekilmesi emrini verdi ve Almanya ve Polonya'ya yeni kuvvetler konuşlandırma planlarını iptal etti.

Türk savunma sanayisi son 20 yılda büyük bir dönüşüme sahne oldu ve bugün Türkiye bu alanda öne çıkan ülkelerden biri haline geldi

Trump'ın mesajı açık ve Avrupa Birliği buna uyum sağlamaya çalışıyor. Özellikle Fransa, ABD'nin NATO üzerindeki hakimiyetinden duyduğu rahatsızlığı uzun zamandır dile getiriyor ve daha bağımsız bir Avrupa güvenlik sistemi kurulması çağrısında bulunuyordu. Trump'ın politikaları bu eğilime yeni bir ivme kazandırdı.

Avrupa Birliği, Avrupa Savunma Fonu'nun kurulması ve Avrupa Güvenlik Eylem Planı (SAFE) programı gibi destekleyici finansman ve kredi programlarının geliştirilmesi de dahil olmak üzere bu yönde somut adımlar attı.

Avrupa'nın nükleer caydırıcılığına yönelik bir vizyon geliştirme çalışmaları da sürüyor.

NATO savunma sanayinde büyük atılımlar yapıyor

Savunma sanayinin güçlendirilmesi ve savunma üretimine yatırımın artırılması NATO'nun öncelikleri haline geldi. Ankara zirvesinin resmi programı çerçevesinde Savunma Sanayi Forumu, 7 Temmuz'da Ankara Kongre Merkezi'nde NATO, müttefik ülke ve ortaklardan üst düzey yetkililerin yanı sıra sektör liderlerinin katılımıyla gerçekleştirilecek.

Türk savunma sanayisi son 20 yılda büyük bir dönüşüme sahne oldu ve bugün Türkiye bu alanda öne çıkan ülkelerden biri haline geldi. Genel Sekreter Mark Rutte, Ankara'da on milyarlarca dolar değerinde yeni sözleşmelerin açıklanmasını beklediğini belirtti.

Ankara'daki ortaklar

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliği yapacağı resmi davete katılmak ve birçok müttefik ülkenin liderleriyle ikili görüşmelerde bulunmak üzere Ankara'yı ziyaret edecek. Ancak resmi oturumda liderlere konuşma yapmayacak.

NATO-Ukrayna Konseyi formatında dışişleri bakanları düzeyinde bir çalışma yemeği de düzenlenecek. Zirvenin resmi programı, NATO'nun 2004 yılındaki İstanbul Zirvesi'nde başlattığı bir ortaklık programı olan İstanbul İşbirliği Girişimi'nin dışişleri bakanlarının 7 Temmuz'da yapacağı toplantıyla başlayacak. Bahsi geçen girişim, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ikili güvenlik iş birliğini geliştirmeyi amaçlıyor.

csdfv
Mark Rutte ve Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Hollanda'nın Lahey kentinde düzenlenen NATO zirvesinde fotoğraf çektiriyor, 25 Haziran 2025 (Reuters)

Ankara açıklanmamış bir olağanüstü hâl yaşıyor gibi görünüyor. Bir hafta boyunca başkentteki ana yolların çoğu trafiğe kapatılacak. Halka açık toplantılar da yasaklandı

Körfez ülkeleri, Amerika-İsrail-İran savaşı sırasında İran füzelerinin ve insansız hava araçlarının saldırılarına maruz kalmıştı. NATO’nun Beşinci Madde’si ortak ülkeleri kapsamıyor, ancak bu girişim görüş alışverişinde bulunmak ve gelecekteki iş birliği beklentilerini müzakere etmek için bir platform sunuyor.

NATO’nun Hint-Pasifik bölgesindeki ortakları Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Yeni Zelanda da son NATO zirvelerinde olduğu gibi Ankara’daki zirveye katılacak.

Suriye Cumhurbaşkanı Ankara'ya gelecek mi?

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara'nın zirvenin düzenleneceği tarihlerde Ankara'yı ziyaret edebileceği yönünde haberler var. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre eğer Ankara’ya gelirse, bizzat zirveye katılması için yapılmış bir davetle değil, Türkiye'nin başkentinde bulunan bazı müttefik ülkelerin liderleriyle toplantılar yapmasına olanak tanıyan, Türkiye tarafından yapılmış ikili bir davet çerçevesinde Ankara’da bulunacak.

Bilgi sahibi kaynaklar, Şara'ya henüz resmi bir davette bulunulmadığını, konunun halen birden fazla yönden ele alındığını belirtiyor.

Nusra Cephesi'nin eski lideri olmasına rağmen, Başkan Trump şu anda Şara'yı başta DEAŞ olmak üzere aşırılık yanlısı terör örgütleri ile mücadelede potansiyel ortak olarak görüyor.

Trump'ın son zamanlarda Hizbullah ile mücadele için Suriye ordusunu Lübnan'a gönderme fikri bir tartışma ve eleştiri dalgasına yol açtı.

Yoğun hazırlıklar ve geniş çaplı eleştiriler

Lojistik ve diğer hazırlıklara gelince, daha önceki NATO zirvelerinde nadiren görülen önlemler geniş çaplı tepkilere ve eleştirilere neden oldu.

Ankara açıklanmamış bir olağanüstü hâl yaşıyor gibi görünüyor. Bir hafta boyunca başkentteki ana yolların çoğu trafiğe kapatılacak. Seminerler ve eğlence etkinlikleri de dahil olmak üzere halka açık toplantılar da yasaklandı ve hayati öneme sahip sektörlerde çalışanlar dışındaki devlet çalışanları da idari izne ayrıldı.

Yolların yeniden asfaltlanması, havaalanı pistlerinin yenilenmesi ve bazı rotalarda istenmeyen görüntüleri engellemek için paneller yerleştirilmesi de dahil olmak üzere iyileştirme ve güzelleştirme çalışmaları hızla devam ediyor. NATO karşıtı gösterilere izin verilmiyor ve potansiyel sorun çıkarıcı olarak görülen kişiler gözaltına alınıyor. Zirve sırasında yaklaşık 70 bin polis ve jandarma sahada görev yapacak.

Bu büyüklükte bir etkinliğe ev sahipliği yapan her şehirde olduğu gibi terör tehdidi endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Güvenlik güçleri geçtiğimiz günlerde Ankara'da düzenlediği operasyonda bir DEAŞ üyesini etkisiz hale getirmişti. Dış politika meselelerini takip ettikleri bilinen ve hükümete yakın görülmeyen bazı önde gelen Türk gazetecilerin zirveyi takip edebilmeleri için yaptıkları akreditasyon başvuruları da reddedildi.

Eleştirilere doğrudan yanıt veren bir NATO sözcüsü, ittifakın zirveler için yapılan akreditasyon başvuruları konusunda ev sahibi ülkelerin yerel gazetecilere yönelik değerlendirmelerine dayandığını ve bu durumda reddedilen başvuruların sorumluluğunun Türkiye'ye ait olduğunu söyledi.

"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."


Erdoğan: İsrail, Amerika ve İran arasındaki anlaşmayı engellememeli

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan: İsrail, Amerika ve İran arasındaki anlaşmayı engellememeli

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Ortadoğu'da kalıcı barışın ancak bölge ülkelerinin desteğiyle sağlanabileceğini belirterek, İsrail'in ABD ile İran arasında varılan savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşmayı sabote etmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi.

Erdoğan, "Bölge ülkelerinin iradesi ve katkısından güç almayan hiçbir çözüm kalıcı olamaz" ifadelerini kullandı.

Türkiye, NATO üyesi ve İran'ın komşusu olarak, İsrail'i daha önce de Pakistan'ın arabuluculuğunda Washington ile Tahran arasında sağlanan anlaşmayı baltalamaya çalışmakla suçlamış; ayrıca İsrail'in Gazze, Lübnan ve Suriye'deki operasyonlarını sert şekilde eleştirmişti.

 İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD, İran, Pakistan ve Katar arasında İsviçre'nin Luzern Gölü kıyısındaki Bürgenstock'ta düzenlenen dörtlü toplantı öncesinde Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile tokalaşırken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile Jared Kushner görüşmeyi izliyor. (AFP)İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD, İran, Pakistan ve Katar arasında İsviçre'nin Luzern Gölü kıyısındaki Bürgenstock'ta düzenlenen dörtlü toplantı öncesinde Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile tokalaşırken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile Jared Kushner görüşmeyi izliyor. (AFP)

Erdoğan konuşmasında, "İsrail yönetiminin ABD ile İran arasındaki anlaşmayı sabote etme girişimlerini yakından takip ediyoruz. Savaş bağımlısı mevcut İsrail hükümetinin bölgemizi yeniden barut ve kan kokusuna sürüklemesine izin verilmemelidir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, Türkiye'nin Pakistan ile enerji, ulaştırma, kritik madenler, bilgi teknolojileri ve savunma alanlarında iş birliğini artırmayı hedeflediğini, iki ülke arasındaki ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkarmayı amaçladıklarını ifade etti.

Günün erken saatlerinde iki ülkenin yetkilileri dün İstanbul'da düzenlenen Türkiye-Pakistan İş Forumu'na katıldı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ise Türk şirketlerinin Pakistan'daki projelerde yer almaya ve enerji sektöründeki dönüşüm sürecine teknik bilgi ve deneyimleriyle katkı sunmaya hazır olduğunu söyledi.


Türkiye, 27 Temmuz tarihinden önce Kerkük-Ceyhan boru hattının tam kapasiteye çıkarılması için baskı yapıyor

(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)
(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)
TT

Türkiye, 27 Temmuz tarihinden önce Kerkük-Ceyhan boru hattının tam kapasiteye çıkarılması için baskı yapıyor

(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)
(foto altı) Irak’tan Türkiye’ye petrol taşınması ve ardından yurt dışına ihraç edilmesi amacıyla kullanılan Kerkük-Ceyhan boru hattında bakım çalışmaları yürüten bir işçi (Reuters)

Bağdat ile Ankara, 27 Temmuz’da sona erecek 1973 tarihli petrol taşımacılığı anlaşmasının süresinin dolmasına kısa bir süre kala, yeni bir stratejik petrol taşımacılığı anlaşması hazırlamak için zamana karşı yarışıyor.

Bu kapsamda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın başkanlık ettiği üst düzey görüşmeler Ankara’da başladı. Irak heyetinde Dışişleri ve Petrol bakan yardımcılarının yer aldığı görüşmelerde, mevcut anlaşmanın yerine geçecek yeni bir formül ele alındı. Ankara, Bağdat’ın mevcut anlaşma hükümlerinin bir yıl daha uzatılması yönündeki talebini ise kesin bir dille reddetti.

Ankara, müzakerelerde Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın günlük 1,5 milyon varillik azami kapasitesine ulaştırılması için baskı yapıyor. Hâlihazırda günlük 180 bin varili aşmayan sevkiyatın artırılmasını isteyen Türkiye, anlaşmaya varılamaması halinde ay sonu itibarıyla petrol ihracatını derhal durdurabileceği uyarısında bulunurken, nihai kararın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verileceği belirtiliyor.

Tahkim krizi

Ankara, Paris’teki uluslararası tahkim sürecine konu olan bir anlaşmanın uzatılmasının anlamlı olmayacağını savunurken, 5 ila 10 yıl süreli, kapsamlı ve Irak’ın kullanılmayan boru hattı kapasitesi için tazminat niteliğinde ücret ödemesini zorunlu kılan hükümler içeren yeni bir anlaşma talep ediyor.

Söz konusu baskılar, Uluslararası Ticaret Odası’nın Mart 2023’te Türkiye’yi Bağdat’a 1,5 milyar dolar tazminat ödemeye mahkûm eden kararı sonrasında Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın durdurulmasının ardından geldi. Hattaki kesinti nedeniyle Irak’ın 23 milyar doları aşan zarara uğradığı, petrol akışının ise geçen yılın sonlarında kısmen yeniden başladığı belirtiliyor.

Bayraktar, X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, enerji alanındaki iş birliğini ele almak üzere çarşamba günü Ankara’da Irak Petrol ve Dışişleri bakanlıklarının üst düzey yetkilileriyle bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmelerde, Kerkük’ten Türkiye’nin güneyindeki Adana ilinde bulunan Ceyhan Limanı’na uzanan Irak–Türkiye Ham Petrol Boru Hattı da masaya yatırıldı.

Irak heyetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Bahr el-Ulum, Petrol Bakan Yardımcısı Nasır Aziz Cabbar ve Irak’ın Ankara Büyükelçisi Macid el-Lecmavi yer aldı.

Yeni iş birliği fırsatları

Bayraktar, görüşmelerde iki ülke arasındaki ham petrol boru hattının özel bir gündem maddesi olarak ele alındığını, ayrıca doğal gaz ve elektrik sektörlerinde daha kapsamlı iş birliği imkânlarının da değerlendirildiğini belirtti. Ankara’nın yeni Irak hükümetiyle yakın iş birliği içinde çalışmayı hedeflediğini ifade eden Bayraktar, mevcut enerji altyapısının verimliliğinin artırılması ve yeni iletim bağlantılarının kurulmasıyla bu altyapının güçlendirilmesini amaçladıklarını söyledi.

Bölgeye ilişkin jeopolitik vizyonu kapsamında konuşan Bayraktar, Türkiye’nin Irak ile ortak yürütülen Kalkınma Yolu Projesi’ni yalnızca ticari yük taşımacılığına yönelik bir koridor olarak görmediğini, aynı zamanda bölgesel enerji arz güvenliğini güçlendirecek ve bölge içi ticareti canlandıracak ‘entegre stratejik bir enerji güzergâhı’ olarak değerlendirdiğini ifade etti. Bayraktar, bu alandaki ortaklığın bölgedeki enerji piyasalarının istikrarının sağlanması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

rtbtrbgr
İstanbul’da Kalkınma Yolu Projesi kapsamında düzenlenen Türkiye-Irak toplantısına Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden bakanlar video konferans yoluyla katıldı. (Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı)

Kalkınma Yolu Projesi, Irak’tan Türkiye ve limanlarına uzanan kara yolu ile demir yolu hatlarını kapsıyor. Irak sınırları içindeki uzunluğu yaklaşık bin 200 kilometre olan proje, Körfez ülkeleri ile Avrupa arasında yük taşımacılığını hedefliyor.

Türk kaynaklar, Türkiye’nin Irak petrolünün Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı üzerinden ihracatını düzenleyen ve 27 Temmuz 1973’te imzalanan anlaşmanın mevcut hükümlerle uzatılmasına karşı çıktığını bildirdi.

Irak devletine bağlı Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) Genel Müdürü Ali Nizar ise hükümetin, boru hattının geleceğine ilişkin müzakerelerin kesintiye uğramadan sürdürülmesini sağlamak amacıyla Türkiye’ye anlaşmanın uzatılması yönünde teklifte bulunduğunu açıkladı.

Ankara, ‘uluslararası tahkim sürecine konu olmuş bir anlaşmanın uzatılmasının fayda sağlamayacağını’ savunurken, boru hattının tam kapasite kullanılmasını güvence altına alacak mekanizmalar içeren yeni bir anlaşma imzalanmasını talep ediyor. Türkiye ayrıca hattın Irak’ın güneyine kadar uzatılması gibi alternatif seçenekleri de gündeme getiriyor.

Ceyhan Limanı, Irak petrolünün ihracatı açısından hayati öneme sahip çıkış noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Irak’ın ana petrol ihracat terminali olan Basra Limanı ise, ABD ve İsrail’in geçtiğimiz şubat ayı sonunda İran’a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından etkilenirken, geçen yıl düzenlenen İsrail saldırılarından da zarar gördü.

Türkiye’den gelen baskılar

Türkiye, Mart 2023’te, Paris merkezli Uluslararası Ticaret Odası’nın, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) 2014-2018 döneminde Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı üzerinden Bağdat’ın onayı olmaksızın gerçekleştirdiği petrol ihracatı nedeniyle Ankara’yı Irak’a 1,5 milyar dolar tazminat ödemeye mahkûm etmesinin ardından petrol akışını durdurmuştu. Türkiye ise anlaşmayı ihlal etmediğini savunurken, Irak’tan 1,4 milyar dolar tutarında alacağı bulunduğunu öne sürmüştü.

Ankara, boru hattındaki bazı arızaların giderilmesinin ardından hattın 2023 yılının sonlarından itibaren yeniden petrol akışına hazır hale getirildiğini açıklamıştı.

2023’te faaliyetleri duran boru hattı, günlük yaklaşık 450 bin varil petrol taşırken, Türkiye’ye yönelik petrol ihracatının durmasının Irak ekonomisine 23 milyar doları aşan zarar verdiği tahmin ediliyor.

Boru hattı üzerinden petrol akışı geçen yılın sonlarında yeniden başlatıldı. Ancak 2018 sonrası dönemi kapsayan ikinci bir tahkim davası sürerken, tahkim kararının uygulanmasına ilişkin bir dava da ABD’de bir mahkemenin gündeminde bulunuyor.

Basına yansıyan haberlere göre Türkiye, müzakerelerde Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın günlük 1,5 milyon varillik tam kapasiteyle işletilmesi için baskı yapıyor. Hâlihazırda hattan geçen günlük petrol miktarı ise 180 bin varili aşmıyor.

Ankara, devam eden görüşmelerde 5 ila 10 yıl süreli stratejik bir anlaşma imzalanmasını hedefliyor. Türkiye, yeni anlaşmada Irak’ın sözleşme süresi boyunca boru hattında kullanılmayan kapasite için tazminat niteliğinde mali ödeme yapmasını zorunlu kılan bağlayıcı hükümlerin yer almasını talep ediyor.

Türk yetkililere göre, müzakerelerin çıkmaza girmesi ve tarafların ay sonuna kadar yeni anlaşma üzerinde uzlaşamaması halinde Ankara, Irak’tan boru hattı üzerinden petrol akışını derhal durdurmasını isteyebilir.

Kaynaklar, nihai kararın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verileceğini belirtti.