Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (İsveç'in NATO üyelik süreci) olumlu adımlar atılmazsa süreç ilerlemez

Fotoğraf: Doğukan Keskinkılıç - AA
Fotoğraf: Doğukan Keskinkılıç - AA
TT

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: (İsveç'in NATO üyelik süreci) olumlu adımlar atılmazsa süreç ilerlemez

Fotoğraf: Doğukan Keskinkılıç - AA
Fotoğraf: Doğukan Keskinkılıç - AA

İbrahim Kalın, İsveç'in NATO üyelik sürecine dair, "Eğer olumlu adımlar atılırsa sürecin işleyeceği, adım atılmazsa hele bu tür gösteriler, bu tür olaylar yaşanırsa da sürecin ilerlemeyeceğine dair pozisyonumuzu aynen muhafaza ediyoruz." dedi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Gençlik ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğünce 7. Tematik Kış Kampları kapsamında düzenlenen "Diplomat Akademi Kampı" programı çıkışında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin, İsveç ve Finlandiya ile gerçekleştirilen Daimi Ortak Mekanizma toplantılarının ertelendiğini hatırlatarak, "Bir sonraki toplantı için tarih öngörülebilir mi? Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Finlandiya'nın NATO üyeliğine ilişkin 'Farklı bir mesaj verebiliriz' açıklaması oldu. Bu mesaj ne olacak, bu konuda ne gibi adımlar atılması gündemde?" sorusu üzerine Kalın, İspanya'nın başkenti Madrid'de yapılan NATO Zirvesi'nde, üyelik sürecinin nasıl onaylanacağına dair birtakım ilkeler üzerinde mutabık kalındığını, Üçlü Mekanizma kurulduğunu ve mekanizmanın da iki toplantı yaptığını anımsattı.
Kalın, Daimi Ortak Mekanizmanın üçüncü toplantısının bu hafta Brüksel'de gerçekleştirileceğini ancak İsveç'te yaşananlar sonrası toplantıyı ertelediklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bundan sonra özellikle İsveç bağlamında yaşanacak gelişmeler, atılacak adımlara bağlı olarak belirlenecek bir tarih, şu anda önümüzde kesinleşmiş bir tarih söz konusu değil. Baştan beri birtakım objektif ilkeler koyduğumuzu ifade ettik. Bu, Türkiye'nin milli güvenliğine tehdit teşkil eden terör unsurları ortadan kaldırılmadığı sürece üyelik sürecinin ilerlemeyeceğini açık ve net bir şekilde belirttik. Bu süre zarfında hem İsveç ve Finlandiyalı mevkidaşlarımızla hem NATO Genel Sekreterliği ve diğer NATO üyesi ülkelerle yaptığımız görüşmelerde adım atıldığında Türkiye'nin bunu karşılıksız bırakmayacağını söyledik."
Terör örgütleri FETÖ, PKK ve benzeri yapıların söz konusu ülkelerden temizlendiği ve bu ülkelerin terör örgütleri için "güvenli liman" olmaktan çıktığı zaman Türkiye'nin de bunları karşılıksız bırakmayacağını vurgulayan Kalın, şöyle devam etti:
"Zira biz prensipte NATO'nun genişleme ilkesini destekliyoruz. NATO ittifakının da önemli bir üyesi ve müttefiki olarak bu süreci olumlu değerlendirdiğimizi ama atılması gereken adımlar olduğunu ifade ettik. Bilindiği gibi İsveç, geçen sene bir anayasa değişikliği yaptı ve terörle mücadele yasasını bu anayasa değişikliği çerçevesinde yeniden yazıyor. Bunun için biraz zamana ihtiyacı olduklarını, özellikle de yeni terörle mücadele yasasını tamamlamak için hazirana kadar bir süreye ihtiyaç duyduklarını zaten ifade ettiler. Biz de bunu bütün müttefiklerimize ve herkese açık bir şekilde ifade ettik. Dedik ki burada herhangi bir gecikme söz konusu değil, bu bizden kaynaklanan bir durum değil. Zira diğer ülkeler temmuz ayında yapılacak NATO zirvesi öncesinde bu ülkelerin de üye olmasını istiyorlar. Bu yönde görüş beyan ediyorlar.
Biz de onlara, burada Türkiye'den kaynaklanan herhangi bir blokaj veya gecikme söz konusu değil. İsveç, terörle mücadele yasasını yazıp ve bunu uygulamaya geçirdikten sonra Türkiye'nin bu konudaki taleplerini daha rahat, yasal bir güvence ve çerçeve içerisinde yerine getirebileceğini ifade ediyor. Dolayısıyla bu süreyi isteyen İsveç, bu tamamlandığında biz de duruma tekrar bakar buna göre bir değerlendirme yaparız diye ifade ettik. Şimdi bu süre zarfında Finlandiya özelinde İsveç'tekine benzer hadiseler yaşanmadı."

"Türkiye'nin kaygıları giderilirse olumlu adım atacağımızı ifade ettik"
Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hem Finlandiya hem NATO müttefiki ülkelere hem de aslında İsveç'e bir mesaj vererek, bu konuda olumlu adım atıldığı takdirde Türkiye'nin bunu karşılıksız bırakmayacağını söylediğini hatırlatarak, "İsveç ve Finlandiya bu çağrıyı değerlendiriyor. Bilindiği gibi İsveç ve Finlandiya bu sürece birlikte başladılar ve birlikte devam etme yönünde bir irade ortaya koydular. Biz buna saygı duyuyoruz." dedi.
Mevkidaşlarıyla son birkaç gündür bu konuları görüştüğünü bildiren Kalın, "Bu konuda nasıl bir değerlendirme yaparlar, nasıl bir teklifle gelirler, yeni bir süreç mi başlatırlar onu göreceğiz. Bu onların takdirinde ama bizim açımızdan ortaya konan üçlü mutabakat ve mekanizma çerçevesinde adımlar atılır, Türkiye'nin bu konudaki güvenlik kaygıları giderilirse biz de olumlu adım atacağımızı ifade ettik. Bunların tersi yönünde gelişmeler olursa ki İsveç'te son bir ayda yaşanan hadiseler maalesef bu yönde oldu. Yani kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'in yakılması, Cumhurbaşkanımızı hedef alan menfur gösterilerin yapılması ve bunlara müsaade edilmesi hangi yasal çerçeve yahut işte özgürlük vesaire tanımı adı altında olursa olsun bizim için kabul edilemezdir." ifadelerini kullandı.
Kalın, Türkiye'nin tavrını açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunu vurgulayarak, "Bu görüşmeleri de erteledik. Eğer olumlu adımlar atılırsa sürecin işleyeceği, adım atılmazsa hele bu tür gösteriler, bu tür olaylar yaşanırsa da sürecin ilerlemeyeceğine dair pozisyonumuzu aynen muhafaza ediyoruz. Bundan sonra Finlandiya farklı bir değerlendirme yapar mı, ayrı bir şekilde bir yeni süreç başlatırlar mı? Bu onların takdirinde olan bir konu. Kendileriyle görüşüyoruz, istişare halindeyiz. Belki önümüzdeki günlerde, haftalarda bu konuda bir netlik oluşur. Onlar da bir değerlendirme yaparlar. Nitekim benim bugün ve yarın da mevkidaşlarımla telefon görüşmelerim olacak. Dışişleri Bakanımız da mevkidaşlarıyla görüşüyor. O görüşmeler ve istişareler neticesinde biz de buna göre durumu tekrar bir değerlendirip bir karar vereceğiz." diye konuştu.

"Bunlar birbirinden ayrı süreçler"
Bir gazetecinin, "Özellikle İsveç'in Finlandiya'nın üyeliği konusunda ABD'nin olası bir kriz durumunda F16 alımında bunu masaya bir unsur olarak ekleyeceği iddiaları var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Kalın, şu yanıtı verdi:
"F16 programıyla ilgili Kongre'nin böyle bir ön şart getireceğine dair şeyleri biz de duyuyoruz. Bu tür rivayetler yahut değerlendirmeler yapılıyor. Yönetimin böyle bir talebinin yahut arzusunun olmadığı iletildi. Bizim değerlendirmemiz bu yönde. Eğer Kongre'de mesela Menendez gibi bazı senatörler, bunu bir ön şart olarak getirirlerse ama eş zamanlı olarak da Yunanistan'ın F35 talebine olumlu cevap verirlerse, çok açık bir şekilde NATO ittifakı içerisinde tarafsızlık pozisyonlarını yitirmiş olurlar. Bunu bir ön şart haline getirirlerse bu Türkiye açısından asla kabul edilemez bir durumdur. Bizim bunu esas alarak herhangi bir adım atmamız söz konusu olmaz. Bunu da açıkça ifade ediyoruz burada.
Yani F16 programını, İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine bağlı hale getirirlerse onu hiç gündemlerine almamaları daha iyi olur. Bizim o yönde bir geri adım atmamız söz konusu değil. Bunlar birbirinden ayrı süreçlerdir. Biz F16 programını hem kendi hava kuvvetlerimiz için, hem NATO ittifakı içerisinde hava gücümüzü kuvvetlendirmek için bir değerli alternatif olarak görüyoruz. Ama Amerikan yönetimi yahut Kongresi yani bu konuda kendince birtakım ön şartlar ileri sürer, 'Şöyle yapmazsanız bu olmaz' vesaire gibi bir yaklaşım içerisine girerse biz kendi yolumuza da devam ederiz. Yani burada böyle elimiz kolumuz bağlı oturacak halimiz yok. Türk Silahlı Kuvvetleri kendi modernizasyonu için kendi imkanlarını geliştirmek için başka alternatifler bakmaya devam eder."
Kalın, Türkiye'nin bugüne kadar yaptığı gibi kendi milli imkanlarıyla yeni teknoloji ve kabiliyetler geliştirmeye devam edebileceğini vurgulayarak, "Bildiğiniz gibi SİHA teknolojisi alanında son yıllarda muazzam aşamalar katedildi. Bildiğiniz gibi TB2, Akıncı derken Kızılelma yakında açık uçuşlara başladı ve yakında inşallah envantere de girecek." dedi.
Söz konusu imkan ve kabiliyetlerle Türkiye'nin artık çok ileri noktalara geldiğini belirten Kalın, "Bazılarının iddia ettiği gibi 'Her konuda dışarıya bağımlı, F16 gelmezse Türk Silahlı Kuvvetleri aciz kalır, terörle mücadele edemez, kendini koruyamaz' gibi bir şeyler söz konusu bile değil. Hamdolsun milli güvenliğimizi, sınır güvenliğimizi sağlamak, terörle mücadele ve hava güvenliğimizi sağlama noktasında kendi imkan ve kabiliyetlerimizi de her gün geliştirmeye devam ediyoruz. Bu yönde de her türlü imkan ve kabiliyeti harekete geçirmeye devam edeceğiz." diye konuştu.
Kalın, ön şart durumunda programın sona erip ermeyeceğini sorusunu "Böyle bir ön şartla ilgili nasıl bir şart getireceklerine bağlı. Biz sona ermesini arzu etmeyiz, programın devam etmesini isteriz. Biden yönetiminin de niyetinin ve arzusunun bu yönde olduğunu biliyoruz ama Kongre engelini aşamazlarsa veya bir şekilde bu mevzu Kongre'de takılırsa o zaman duruma bakar yeni bir değerlendirme yaparız." şeklinde yanıtladı.

"Suriye ile yürütülen müzakerelerde İran'ın bulunması bize göre katkı sağlar"
Kalın, "Türkiye-Suriye-Rusya üçlü görüşmeleri devam ediyor ve yeni bir toplantı gündemde. Sayın Cumhurbaşkanı'nın da İran'ın da katılabileceği yönünde açıklaması var. Yeni toplantının yeri, tarihi belli oldu mu, İran katılacak mı?" sorusuna, şu yanıtı verdi:
"Henüz yeri ve tarihi belli değil ama Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi biz İran'ın bu sürece dahil olmasından memnuniyet duyarız. Son tahlilde Suriye sahasında da önemli bir aktördür İran. Dolayısıyla Rusya arabuluculuğunda Suriye ile yürütülen müzakerelere İran'ın bulunması bize göre katkı sağlar. Çünkü Suriye sahasından Türkiye'ye dönük terör tehditlerini ortadan kaldırmak, sınır güvenliğimizi sağlamak ve Suriyeli mültecilerin evlerine, ülkelerine güvenli, onurlu ve gönüllü bir şekilde dönmelerini sağlamak için yapacağımız müzakerelerde İran'ın bulunması da bu süreci rahatlatır, katkı sağlar. Biz bundan memnuniyet duyarız. Dışişleri Bakanlarımız görüşüyorlar. Bir tarih üzerinde, bu ay içerisinde olabilir ama henüz kesinleşmiş bir tarih ve yer söz konusu değil. Ama önümüzdeki haftalarda bu toplantının da gerçekleşmesini bekleyebiliriz."
Rusya-Ukrayna Savaşı'nda bazı ülkelerin Ukrayna'ya mühimmat yardımında bulunmasının gündemde olduğu hatırlatılarak, Türkiye'nin bu yönde bir planı olup olmadığı sorulan Kalın, şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanımız başından beri, 'Bu savaşın kazananı olmaz, barışın da kaybedeni olmaz' diye ifade etti. Tabii ki toprakları işgale uğramış Ukrayna'nın, nefsi müdafaa yaparak topraklarını işgalden kurtarmak için harekete geçmesi en doğal hakkıdır. Onların bu mücadelesini böyle değerlendirmek gerekir. Fakat öte yandan savaşın yayılması, genişletilmesi ve uzatılması başka soruları da beraberinde getiriyor. Acaba bu sorunu çözmenin yolu bu mudur, buradaki nihai oyun planı nedir? Bu soruları da sormamız gerekiyor. Biz baştan beri iki tarafı da bir araya getirmek için yoğun bir diplomatik mücadele verdik, vermeye de devam ediyoruz.
Farklı düzeylerde ve şekillerde, esir mübadelesinden tahıl sevkiyatına, Zaporijya Nükleer Bölgesi'nin güvence altına alınmasından savaşın sonlandırılmasına yönelik müzakerelere kadar, farklı alanlarda girişimlerimiz bugün de devam ediyor. Bundan sonra da devam edecek. Bir an önce tarafların müzakere yoluyla bu meseleyi hal yoluna koyacak bir yola girmelerini telkin ediyoruz, tavsiye ediyoruz. Bu yönde de çaba sarf ediyoruz. Önümüzdeki 2-3 hafta içinde savaşın birinci yılına gireceğiz. Umarız bu süre daha fazla uzamaz. Savaş derinleşmez ve yaygınlaşmaz. Zaten şu ana kadar çok büyük bir yıkıma, binlerce insanın ölümüne sebep oldu. Bundan sonra da dünyanın bütün çabasını, gayretini, savaşın sonlandırılmasına, ama adil sürdürülebilir bir çözüm temelinde yani Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ve güvenliği temelinde savaşın sona ereceği plana doğru odaklanması gerektiği kanaatindeyiz."
Kalın, yeni bir esir takası ya da yaralıların tahliyesi için yeni bir koridor oluşturulmasının gündemde olup olmadığı sorusunu Kalın, "Evet bu gündemde, konuşuyoruz. Farklı düzeylerde zaten bazı mübadeleler zaman zaman yapılıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu yönde devam ediyor, bu konuda da somut bazı sonuçlar elde etmeyi arzu ediyoruz." diye yanıtladı.
 



İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul’da cuma günü bir araya gelen Orta Doğu, Avrupa ve Asya’dan sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası krizleri ele aldı. İlk kez bu formatta düzenlenen toplantıda Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşı da gündeme geldi.

Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantı, krizlerin çözümünde iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan yeni bir diplomatik girişim niteliği taşıyor.

İstanbul Boğazı’na nazır Çırağan Sarayı’nda düzenlenen toplantıya, geçen mart ayında kurulan R4 grubunun üyeleri Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı.

xscdfvgh
Toplantı başlamadan önce Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda Avrupa’nın E3 grubu ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot tarafından temsil edildi. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de görüşmelere katıldı.

Bölgesel krizlere bölgesel çözümler

Toplantının gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik çabalar yer aldı.

Toplantının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenme ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Dışarıdan dayatılan çözümlerin kalıcı olamayacağına işaret eden Fidan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.

cd
Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında konuşurken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Anlaşmanın bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumayı amaçladığını belirten Fidan, Türkiye’nin Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan’ın güvenliğine destek verdiğini ifade etti. Fidan ayrıca Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.

Bölgesel krizlerin çözümünde iletişim kanallarının açık tutulması ve diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Fidan, ilerlemenin yavaş ve kırılgan olduğu durumlarda dahi diplomatik temasların devam etmesinin önemini vurguladı. Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü görüşmeleri de bu yaklaşımın bir parçası olarak gösterdi.

dfghy
İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde Hakan Fidan ile Ed Miliband bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, cuma günü İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada da uluslararası sistemde güvensizliğin giderek arttığını belirtmişti. Uzun yıllar barışın hâkim olduğu bazı bölgelerde halkların bugün silahlı çatışmalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Fidan, son yıllarda dünyanın farklı noktalarında devam eden çatışmaların kara ve deniz ticaret yollarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Ateşkes ihlallerinin de olağan hale geldiğine dikkat çekti.

İsrail’in Gazze’de ateşkesi her gün ihlal etmesinin uluslararası sisteme duyulan güveni aşındırdığını belirten Fidan, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve çocukların korunmasının öncelikli olması gerektiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar gündemde

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın ofisinden, İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde yapılan açıklamada, görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Suudi Arabistan’daki gelişmelere odaklanacağı bildirildi.

Açıklamada Miliband’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin bütünüyle yeniden tesis edilmesini sağlayacak diplomatik bir çözüm çağrısında bulunacağı belirtildi.

İran’ın bölgede uyguladığı taktiklerin başka noktalarda da tekrarlandığına dikkat çekilen açıklamada, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği ve Babülmendep Boğazı ile Süveyş Kanalı gibi stratejik su yolları üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.

yju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati İstanbul’da (Reuters)

Fransa Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki ciddi istikrarsızlık ve belirsizlik ortamında ilk kez bu formatta düzenlenen toplantıda, İran krizinin farklı boyutlarının ve sonuçlarının ele alınacağını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, toplantının Avrupa ülkeleri ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi amaçladığı belirtilerek, “Seçmediğimiz ancak hepimizi etkileyen krizlerle karşı karşıyayız” denildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ise toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Yemen’deki çatışmayı sona erdirecek diplomatik bir çözüm için tüm fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdulati’nin açıklaması, Mısır Parlamentosunun gelecek hafta, İran’la müttefik Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan’a destek amacıyla Mısır Silahlı Kuvvetlerine yetki verilmesi konusunu oylamaya hazırlanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Deniz ticaretine yönelik tehditler

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin saldırıları ve Rusya’nın tahıl sevkiyatlarını hedef alan eylemleri nedeniyle deniz ulaşımının karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekti.

Wadephul, bu sorunların ancak uluslararası iş birliğiyle aşılabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu büyük sınamaların üstesinden ancak birlikte hareket ederek ve mevcut çerçevelerin ötesine geçerek gelebiliriz. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditler ya da Rusya’nın Karadeniz’de tahıl sevkiyatlarına yönelik giderek artan saldırılarının sonuçları olsun, bütün bu meselelerde ortak hareket etmeliyiz.”

Toplantıya katılan ülkelerin, çözüme kavuşturulamayan bu çatışmaların ekonomik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurduğu konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunu belirten Wadephul, ülkelerin aynı zamanda krizlere çözüm bulma arayışında olduklarını söyledi.

vfhjkı
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransız ve İngiliz mevkidaşlarıyla İstanbul’daki toplantı kapsamında (Reuters)

Wadephul, İran ve Husilerin küresel ticareti baskı aracı olarak kullanmasına karşı olduklarını vurgulayarak, dünya genelindeki enerji ve gübre tedarikinin tehdit altında tutulmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Alman Bakan, “Deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğünü ve komşu ülkeleri hedef alan gelişigüzel saldırılar sona ermeli” dedi. Bu çatışmaların yol açtığı sonuçlardan birinin de açlık olduğunu belirtti.

Karadeniz’deki gelişmelerin de küresel gıda krizini ağırlaştırdığına işaret eden Wadephul, Rusya’nın tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırılarla özellikle Küresel Güney ülkelerinde gıda kıtlığı riskini artırdığını savundu.

Bu saldırıların, temel gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde buğdaya dayalı olarak karşılayan dünyanın en yoksul kesimlerini olumsuz etkilediğini belirten Wadephul, Türkiye gibi ortakların da bu durumdan zarar gördüğünü söyledi. Türkiye’nin küresel ticarete konu olan buğdayın işlenmesinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu kaydetti.

Wadephul, İstanbul’da ilk kez bu formatta düzenlenen toplantının, hem Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz hem de Rusya-Ukrayna savaşı kaynaklı sorunların çözümüne yönelik diplomatik çabaları ilerletmeyi amaçladığını ifade etti.


İstanbul, bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı toplantıya ev sahipliği yapacak

Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul, bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı toplantıya ev sahipliği yapacak

Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul, cuma günü Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanları ile Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarını bir araya getirecek görüşmelere ev sahipliği yapacak. Türkiye’nin girişimiyle düzenlenen toplantı, bu formatta ilk kez gerçekleştirilecek.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynakları perşembe günü yaptıkları açıklamada, “E3” grubunu oluşturan İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ve Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un, “R4” grubundaki mevkidaşları Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve toplantıya ev sahipliği yapacak Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geleceğini bildirdi.

Toplantıda önemli bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı belirtildi.

Görüşmelerin gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Hürmüz Boğazı, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik çabalar ve iki grup arasında önümüzdeki dönemde iş birliği ile eş güdüm imkânları yer alacak.

İsrail’in ihlalleri ve İran savaşı

Kaynaklara göre toplantıya başkanlık edecek Hakan Fidan, tüm ülkelerin Kudüs’ün tarihî ve hukuki statüsünü zedeleyecek ve iki devletli çözüm çabalarına zarar verecek adımlardan kaçınması gerektiğini vurgulayacak.

Fidan’ın ayrıca uluslararası toplumun, İsrail’in yasa dışı yerleşimleri genişletme ve yasa dışı yerleşimcilerin terör eylemlerini teşvik etme girişimlerine karşı kararlı bir tutum sergilemesi ve İsrail üzerindeki baskıyı artırması gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

cdvfgthy
İsrail’in bombardımanı sonucu Gazze’de meydana gelen yıkım (Reuters)

Fidan’ın, “İsrail’in Filistin’i işgalinin sürmesi, uluslararası barış çabalarını engelleyen katı tutumu ve bölgenin dört bir yanına yayılan saldırganlığı, Ortadoğu’daki gerilimlerin temel nedenleridir” mesajını vermesi öngörülüyor.

Bu çerçevede Fidan’ın, iki grubun da Suriye’de istikrarın ve refahın güçlendirilmesine önemli katkılarda bulunduğunu hatırlatarak İsrail’in “Suriye’yi istikrarsızlaştırmaya” yönelik adımlarını sürdürmesine de değinmesi bekleniyor.

İran savaşına ilişkin olarak ise Fidan’ın, Washington ile Tahran arasındaki çatışmanın “ancak diplomasi ve diyalog yoluyla çözülebileceğini” vurgulayacağı kaydedildi. Kaynaklar, askerî yöntemlerin kalıcı bir çözüm sunmadığını, aksine bölgedeki kırılganlıkları artırarak çatışmanın yayılması riskini beraberinde getirdiğini belirtti.

Fidan’ın, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınmasının bölgesel ve küresel istikrar açısından hayati önem taşıdığını ifade etmesi bekleniyor.

tyuö
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AP)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın Husilerin saldırılarına karşı güvenliğinin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekecek olan Fidan’ın, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün sürekli olarak güvence altına alınması çağrısını yineleyeceği bildirildi.

Kaynaklara göre Fidan, Husilerin Suudi Arabistan’daki sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları karşısında Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın güvenliğine verdiği desteği de yeniden vurgulayacak. Bu kapsamda, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” ile ortaya konulan dayanışma ve güvenlik anlayışının önemine işaret edecek.

Rusya-Ukrayna savaşı

Görüşmelerde Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın da ele alınması bekleniyor. Fidan’ın, savaşın Karadeniz bölgesine yayılmasını önlemek ve sivil can kayıplarını durdurmak amacıyla Türkiye’nin sürekli dile getirdiği “uyarı ve önerileri” yeniden gündeme getireceği öngörülüyor.

scdfgthyju
29 Kasım 2025’te Türkiye kıyıları açıklarında, Karadeniz’de Rusya’nın gölge filosuna ait bir gemiye yönelik Ukrayna saldırısı (AFP)

Türk Dışişleri Bakanı’nın, Rusya-Ukrayna savaşının diyalog ve diplomasi yoluyla sona erdirilmesi için Türkiye’nin mümkün olan her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu yinelemesi bekleniyor. Fidan’ın ayrıca iki ülke arasındaki çatışmanın tırmanmasının bölgesel güvenlik açısından oluşturduğu risklere dikkat çekeceği belirtildi.

“E3” grubu, İran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik eş güdümü güçlendirmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce kuruldu. Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Türkiye arasında bir eş güdüm mekanizması olarak oluşturulan “R4” grubu ise geçen mart ayında teşkil edildi. Dört ülke, 8 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamıştı.


Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.