Yetişkinlerle yarışan genç New York grubu Grammy’de sürpriz yaptı

New York Youth Symphony / New York Gençlik Senfoni Orkestrası, New York'ta bir prova sırasında (AFP)
New York Youth Symphony / New York Gençlik Senfoni Orkestrası, New York'ta bir prova sırasında (AFP)
TT

Yetişkinlerle yarışan genç New York grubu Grammy’de sürpriz yaptı

New York Youth Symphony / New York Gençlik Senfoni Orkestrası, New York'ta bir prova sırasında (AFP)
New York Youth Symphony / New York Gençlik Senfoni Orkestrası, New York'ta bir prova sırasında (AFP)

New York Youth Symphony (New York Gençlik Senfoni Orkestrası), klasik müzik dalında "En İyi Orkestra Performansı" ödülü için büyük ve prestijli isimlerle yarışıyor. New York Youth Symphony, Kovid-19 salgını sırasında ilk albümünü kaydettiğinde, kemancı Jessica Jeon on iki yaşından büyük değildi, Noelia Carrasco ise henüz lise öğrencisiydi.
Bu genç yetenekli orkestranın altmış beşinci Amerikan Müzik Ödülleri töreninde, en prestijli orkestralar olan Los Angeles Filarmoni ve Berlin Filarmoni Orkestraları başta olmak üzere büyük isimlerle yarışacak olması dikkat çekici.
19 yaşındaki Çellist Noelia Carrasco, grubun ödüle aday gösterildiği haberini inanılmaz ve gerçek üstü olarak nitelendirdi. New York Üniversitesi'nde müzik öğrencisi olan Carrasco, "Haberi ilk seferinde iyi anlamadığım için iki kez okumak zorunda kaldım" dedi.
2020'de Amerika Birleşik Devletleri'nin doğusundaki büyük şehri hayalet şehre çeviren salgın sırasında, orkestranın ünlü "Carnegie Hall"daki konserleri iptal edildi, bu nedenle orkestranın şefi Michael Reber, çalışmalarına devam edebilmek için, öğrencilerinin bir kaydını almaya karar verdi. Yürürlükteki sağlık kısıtlamaları nedeniyle, kayıt yalnızca küçük gruplar halinde yapılabiliyordu, bu sırada her genç sanatçı notalarını çalıyor ve ardından çeşitli parçalar bir araya toplanıp uyumlu hale getiriliyordu.
Bu deneyim tanıdık ve sıradan olmasa da Reber bunun "harika" olduğunu düşünüyor. Reber, “Pandemiye rağmen bu kaydı gerçekleştirmenin bir yolunu bulmayı başardığımız için çok gururluyum” dedi.
Orkestra şefi, "sistemik ırkçılığı özellikle siyah kadınların bakış açısından ele alan çalışmaları öne çıkarmanın önemli olduğuna inandığını" belirtti. Bir azınlık grubuna ait olduğu göz önüne alındığında 14 yaşındaki Jessica Jeon, “bu seçimin albümdeki parçalarla bağını güçlendirdiğini” kaydetti. Jeon, açıklamalarına şöyle devam etti: "Genç yaştan itibaren sadece Mozart, Bach ve Beethoven dinleyerek büyüdüm ve hepsi beyaz adamkaar. Sanırım hiç renkli bir besteci dinlemedim."
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre 19 yaşındaki kemancı Phoebe Rowe için ise Valerie Coleman'ın "Umoja: Anthem of Unity" (Anthem of Unity) adlı parçasının özel bir anlamı var. Rowe, "Birlik mesajını çalmak ve vurgulamak için bir araya gelebilmek gerçekten büyük bir onur" açıklamasında bulundu.



‘Pasif işitsel maruz kalma’ beyni geliştiriyor

‘Pasif işitsel maruz kalma’ beyni geliştiriyor
TT

‘Pasif işitsel maruz kalma’ beyni geliştiriyor

‘Pasif işitsel maruz kalma’ beyni geliştiriyor

Müziğin ve konuşmanın çocukların öğrenme yetenekleri üzerindeki olumlu etkisi bilim tarafından geniş çapta kabul edilmektedir ancak yakın zamanda, bir çocuğun çevresinden gelen belirli işitsel sinyallerin, gelişmekte olan genç beynindeki dil işleme ağlarının oluşumunda karmaşık bir rol oynadığını doğrulayan kanıtlar ortaya çıktı.

İşitsel sinyallere maruz kalma

Erken dönem beyin plastisitesi ve çocukların bilişsel ve dil gelişimi konusunda uzmanlaşan ünlü araştırmacı April Benasich, çığır açan yeni bir keşfe ışık tuttu. 6 haftalık bir deneyde, bir grup bebek kısa, sözel olmayan sesler ile bir dizi pasif işitsel içeriğe maruz bırakıldı.

Katılımcı bebekler işitsel parçaları tanımlama ve ayırt etmede yüksek oranda doğruluk gösterdi. 12 ve 18 aylıkken pasif işitsel maruziyete maruz kalmayanlara kıyasla daha yüksek dil puanlarına sahip oldukları görüldü.

Şarku’l Avsat’ın Cerebral Cortex dergisinde yayınlanan çalışmadan aktardığına göre çalışmanın sonuçları önemli bir bilimsel gelişme zira sözel olmayan seslere pasif maruz kalmanın değiştirici gücünü ortaya koydu. Birkaç milisaniye içinde meydana gelen küçük ses değişiklikleriyle karakterize edilen bu işitsel uyaranlar, bebekleri dilin varlığı konusunda uyaran sinyallere benziyor ve dilin etkili bir şekilde işlenmesi için gerekli sinir bağlantılarının güçlendirilmesinde önemli bir rol oynuyor.

Benassich’in laboratuvarındaki araştırmacılar tarafından yürütülen önceki çalışmalar, etkileşimli işitsel ipuçlarının temel beyin ağları üzerindeki değiştirici etkisini olduğunu ve bunun da zamanla bebeklerde odaklanma ve dil sonuçlarının iyileşmesine yol açtığı ortaya çıkardı.

Dilsel uyaran

Ancak asıl soru hala varlığını sürdürüyor. Benzer işitsel uyaranlara pasif olarak maruz kalmak dil ağlarında benzer etkiler yaratabilir mi? Yeni çalışma, dil işleme yetenekleri ve gelecekteki dil gelişimi üzerindeki önemli etkisini doğrulayan önemli sonuçlara ulaştı.

Sonuçlar, pasif işitsel maruz kalma yoluyla bile erken gelişim yıllarında hızlı işitsel işlem yeteneklerinin geliştirilmesinin, daha sonraki dil yeterliliği üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabileceğini gösterdi.

Rutgers-Newark Moleküler ve Davranışsal Sinirbilim Merkezi’nde seçkin Sinirbilim Profesörü April Benasich “Gelişen dil ağlarını pasif olarak etkileme yeteneği ileriye doğru atılmış çok önemli bir adımdır. Pasif yol, optimal ağları teşvik etmek için daha basit ve daha ucuz bir alternatif sunarak ebeveynlere, evde tipik gelişimi destekleme fırsatı sunmanın yanı sıra, dil gelişiminde sıkıntılarla yüzleşen bebeklere klinikte veya pediatri merkezlerinde erişilebilir bir müdahale yapılmasına olanak sağlar” dedi.

Benasich’in önceki araştırmalarında, hızlı işitsel işlemleme yeteneği ölçümlerinin, en yüksek dil gecikmesi ve bozukluğu riski altındaki bebekleri tespit etmek için kullanılabileceğini ve bu duruma karşı müdahale etme ve sonuçlarını hafifletme fırsatı sağladığı sonucuna ulaşıldı.

Uzman araştırmacı “Bebeğin beyninin analiz etmesi gereken karmaşık ses farklılıkları, dil gelişimi için çok önemlidir. Beyinleri, gelen ilgili çevresel sesleri analiz edecek şekilde programlanmıştır. Eğer bu seslerin hepsi aynı frekansta ve aynı yoğunluktaysa beyin gerekli farklılıklara karşı duyarsızlaşabilir ve böylece güçlü dil ağlarının oluşumunu engelleyebilir” ifadelerini sözlerine ekledi.