İçişleri Bakanı Soylu: Üç ülkenin konsolosluğunu kapatma kararı, yeni bir psikolojik harp başlatmadır

Fotoğraf: Esra Hacioğlu Karakaya/AA
Fotoğraf: Esra Hacioğlu Karakaya/AA
TT

İçişleri Bakanı Soylu: Üç ülkenin konsolosluğunu kapatma kararı, yeni bir psikolojik harp başlatmadır

Fotoğraf: Esra Hacioğlu Karakaya/AA
Fotoğraf: Esra Hacioğlu Karakaya/AA

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, üç ülkenin konsolosluğunu kapatma kararını "60 milyon turist hedefi koyduğumuz günde, Türkiye'de yeni bir psikolojik harp başlatmanın eşiğinde olmuşlardır." şeklinde değerlendirdi.
Soylu, Beştepe'deki Jandarma Genel Komutanlığı'nda düzenlenen "Jandarma Genel Komutanlığı 2022 Yılı Değerlendirme Toplantısı"nın açılış konuşmasını yaptı.
Bakan Soylu, güvenlik sorumluluklarını yerine getirebilmek için küresel istikrarsızlık ve tehdit alanlarına daha fazla odaklanmak durumunda olduklarını belirtti.
"2022 Küresel Terörizm Endeksi Raporu"na göre 163 ülkenin terörden etkilenme sıralamasında Afganistan'ın birinci, Irak'ın ikinci, Suriye'nin ise beşinci sırada olduğuna işaret eden Soylu, "21. yüzyılda kendi güvenliğimizi tam olarak sağlayabilmek için küresel güvenlik tablosuna 360 derece izleme yapmak durumundayız. Türkiye'de terör bitmemiştir ama artık birinci gündem maddesi değildir." diye konuştu.
Terörle mücadelede gelinen noktayı en iyi güvenlik güçlerinin tespit ettiğini dile getiren Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Terör örgütünü besleyenlerin kim olduğunu biliyoruz. PKK/KCK/PYD terör örgütünü besleyen Amerika'nın kendisidir. Çok net. Biz dünyanın en niteliksiz insanlarının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibi 2 bin yıllık büyük bir birikimin başına böyle bir çorap örebileceğini, böyle bir bela oluşturabileceğini düşünecek saflıkta değiliz. Yıllardan beri parayla stratejiyle lojistikle hatta insan kaynağıyla bütün bunları destekleyen Amerika ve Batı, orada bir terör devleti kurdurma anlayışından vazgeçmiş değildir.
Hakurk ile Hatay arasında, bir taraftan bir tarafa, denize kadar bir terör devleti kurdurma anlayışından vazgeçmiş değildir. Bunun için iki tane şart gerekir. Birinci şart bahsettiğim bölge içerisindeki hakimiyeti tam anlamıyla sağlamaya çalışmak, ikinci şart bu terör devletinin kurulmasını engelleyebilecek Türkiye’yi istikrarsız hale getirebilmek ve teslim almaktır. Yıllardan beri bu iki temel şart için uğraşmaktadır. PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin varlığı bu sebepledir. Ona hava, sağlık, mühimmat, silah ve bütün terörist eğitimleri vermesinin temeli de bu sebeptir. Türkiye içerisinde yıllardır uygulanan baskılar, yıllardır Türkiye içerisindeki istikrarsızlık ataklarının temel sebebi de budur."

"İçlerinde kalmış büyük bir planın parçasıdır"
Bazı büyükelçilerin "Türkiye içerisindeki hukuka ayar vermek", "Türkiye'yi istikrarsız bir hale getirebilmek" amacıyla deklarasyon yayınladıklarını söyleyen Soylu, "Bu söylediklerimin hiçbirisi şu salondaki arkadaşlarımın yapmış olduğu mücadeleden ayrı değildir, hepsi aynıdır, hepsi bir mütemmimdir, hepsi de bir cüzdür. İstiklal Caddesi saldırısı, Hatay'daki polisevine yapılan saldırı 2022 yılında büyükelçilerin altına imza attığı bildiriden farklı değildir, aynısıdır ve tıpkısıdır. Büyük bir plan… 1923’te gerçekleştiremedikleri, kurtuluş mücadelesinde gerçekleştiremedikleri, hala içlerinde kalmış büyük bir planın bir parçasıdır." ifadesini kullandı.
Amerika ve Batı'nın, Türkiye’nin bu coğrafyada özgür, hür ve bağımsız olmasını istemediğini belirten Soylu, Türkiye’nin Müslüman coğrafyaya, Türk coğrafyasına, Orta Doğu'ya, Orta Asya'ya, Balkanlar'a huzur ve istikrar sağlamasının istenmediğini kaydetti.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, üç ülkenin güvenlik gerekçesiyle Türkiye'deki başkonsolosluğunu kapatma kararını şöyle değerlendirdi:
"İsveç'te, Danimarka'da ve Hollanda'da kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'e yönelik meşum menfur saldırılar oldu. Bazılarını kendi emniyet güçleriyle muhafaza ettiler, saldırılarının devamını temin edebilmek için, bunu demokrasi ve özgürlük olarak nitelendirdiler. Bütün bunları yaparken de hem kendileri yaptılar hem kendileri tahrik ettiler hem kendileri izin verdiler. Onun akabinde de aynen altını çizerek söylüyorum, büyükelçilerin Türkiye'ye karşı yaptığı deklarasyonda, hangi büyükelçi, bu deklarasyonun altına imzalanmasını salık vermişse, Türkiye'de yaklaşık üç dört gündür bir DEAŞ hadisesi üzerinden büyükelçiliklerin ve aynı zamanda bazı ibadet alanlarının tehlike altında olduğunu ortaya koyarak, bir kuruma ilettiği bir istihbari notla, diğer büyükelçiliklere de 'Biz kapatıyoruz siz de kapatın.' telkininde bulunarak 60 milyon turist hedefimizi koyduğumuz bir günde, 51,5 milyon turistin geldiğini, 46 milyar dolar turizm geliri elde ettiğimizi açıkladığımız bir günde Türkiye'de yeni bir psikolojik harp başlatmanın eşiğinde olmuşlardır. Bu çok açık ve nettir.
İşin hikayesi şudur: Farklı bir ülkenin bir istihbarat elemanı Türkiye'de DEAŞ mensubu olabileceği düşünülen birkaç kişiye elemanlık teklif etmiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti o anı da net bir şekilde izlemiş, elemanlık teklif ettikleriyle birlikte birkaç gezinti gerçekleşmiş, ardından Türkiye'yi bu istihbarat elemanı terk etmiş. Bu istihbarat elemanı sonuç alamayınca ilk reaksiyonu ve bilgiyi veren ülkeye bu bilgileri pazarlamış, ondan sonra da Türkiye'de bir DEAŞ saldırısı olabilecek anlayışıyla beraber Türkiye'ye bir psikolojik harp yürütülmektedir. 15 kişi gözaltına alındı, 5 kişi tutuklandı. O istihbarat elemanının kim olduğunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti net bir şekilde biliyor. Yani istedikleri kişiyi hapisten çıkaramayınca metnin altına imza atan büyükelçiler, Türkiye'ye bir hukuk operasyonu yapmaya çalışan büyükelçiler, şimdi malum büyükelçinin operasyonuyla Türkiye'ye bir güvenlik açığı, bir terör operasyonu gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Çok net ve açıktır her şey."

"Hangi dostluğunuz var bize karşı?"
Dost ve müttefik olarak bilinen bazı ülkelerin, "İstikrarlı bir Türkiye olmasın da ne olursa olsun" anlayışı taşıdığını kaydeden Soylu, ABD'yi eleştirdi.
Bakan Soylu, şöyle devam etti:
"Türkiye ile F-16 ve F-35 pazarlığı yapan, 'Biz istiyoruz da senato geçirir mi geçirmez mi?'... Siz kimi kandırıyorsunuz? Siz kiminle dalga geçiyorsunuz? Siz hangi oyunu yapmaya çalışıyorsunuz? Siz senatodan geçmiş olan ve bizim Afrin operasyonumuzda vermek durumunda olduğunuz ve taahhüt ettiğiniz mühimmat dahil, birçok taahhütlerinizin hangi birine sadık kaldınız da yarın senatodan geçireceğinizi, vereceğinizi veya taahhütlerinize sadık kalacağınızı nereden bilelim? Hangi güveniniz var bize karşı? İstiklal Caddesi'nin saldırısının arkasında sizin koyun koyuna yattıklarınızın olduğunu bilmiyor muyuz? İstiklal Caddesi'nin saldırısının arkasında, koşa koşa 'Acaba bunu bizim silahlarımızla mı yaptı?' diye emniyet teşkilatımızın, emniyet istihbarat birimlerimizin etrafında fır fır döndüğünüzü bilmiyor muyuz? Hangi dostluğunuz var bize karşı? Bütün uluslararası mahfillerde Türkiye'nin itibarını ve istikrarını, Türkiye'nin ekonomik gücünü düşürmek için hangi operasyonları çektiğinizi bilmiyor muyuz? Hepsini biliyoruz."
Bunların hiçbirisinin terörden ayrı olmadığını söyleyen Soylu, "Bunlardan bir tanesini biz yapsak, şu DEAŞ'la karşı karşıya kaldığımız son meselede olduğunun bir tanesini biz yapsak, Türkiye'yi dünyaya terör devleti diye ilan ederler." dedi.

"Çuvalın içine girip bizi bir yılan gibi ısırmaya çalışanların kim olduklarını biliyoruz"
"Yıllarca bize dost ve müttefik safında kalıp güya öyleymiş gibi gözüküp çuvalın içine girip bizi bir yılan gibi ısırmaya çalışanların kim olduklarının hepsini biliyoruz." ifadesini kullanan Soylu, şunları kaydetti:
"Eğer başarısız olsaydık bugün müstemleke muamelesi göstereceklerdi. Bugün siz başarılı olduğunuz için, bugün Türkiye başarılı olduğu için, bugün Türkiye ayakta kaldığı için, bugün en güçlü argümanları, enstrümanları olan terörü diz çökerttiğiniz için, içeride ve dışarıda Türk Silahlı Kuvvetlerinden Jandarma Genel Komutanlığına kadar, Emniyet Genel Müdürlüğünden Milli İstihbarat Başkanlığına kadar Sahil Güvenlik Komutanlığımıza kadar bütün güvenlik birimlerimizin eş güdümü içerisinde, el birliği içerisinde çalıştıkları için bugün farklı numaraların içerisine girmektedirler.
Bu kıştan çok ümitleri vardı. Bütün planlarını bu kış üzerine yapmışlardı. O aklı evveller, o Türkiye'nin iç yönetimine, iç güvenliğine müdahale etmek isteyen malum büyükelçinin etrafında çöreklenmiş diğerleri… Madem o kadar çok biliyordunuz avucunuzun içindeki PKK'nın ve PYD'nin İstiklal Caddesi saldırısını, niçin Türkiye'ye haber vermediniz? Madem her yeri o kadar çok izliyorsunuz, madem Telegramları madem WhatsApp haberleşmelerini, madem birçok dijital alandaki adımı izliyorsunuz, madem Türkiye’ye dostsunuz niye organize ettiğiniz, arkasında olduğunuz İstiklal Caddesi patlamasını Türkiye'yle paylaşmadınız? Çünkü 15 Temmuz'un arkasında da siz varsınız. Çok net ve açık. Bir uluslararası operasyonla karşı karşıyayız ve uzun yıllardan beri bu uluslararası operasyon devam ediyor."
 



PKK militanlarını Türkiye’den çekiyor

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
TT

PKK militanlarını Türkiye’den çekiyor

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)

PKK, barış sürecini hızlandırma çabaları kapsamında Türkiye toprakları içindeki ve yakın bölgelerdeki silahlı unsurlarını geri çektiğini duyurdu.

Örgüt, birkaç gün önce Türkiye topraklarında ve sınır bölgelerinin yakınında bulunan, çatışma çıkması açısından herhangi bir tehdit oluşturmayan bütün silahlı unsurlarını geri çektiğini açıkladı. Örgüt, böylece “silahlı mücadeleyi sona erdirme ve demokratik siyasi faaliyetlere geçişle ilgili tüm adımları” barış süreci kapsamında yerine getirdiğini savundu.

PKK ayrıca aynı dönemde, sınırdan uzak olmalarına rağmen Türkiye tarafından tehdit olarak algılanmamaları amacıyla Irak’ın kuzeyindeki Zap bölgesinin batısında bulunan Metina’da dört tünel ve askerî mevziyi de boşalttığını bildirdi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise sahadaki gözlemler ve partisinin Irak’ın kuzeyinden aldığı bilgiler doğrultusunda, silahsızlanma sürecinin tamamen sona erdiğinin 27 Kasım’da ilan edilmesini beklediğini söyledi.

Televizyon programında konuşan Bakırhan, “barış sürecinin” giderek tamamlanma aşamasına yaklaştığını belirterek, 2013-2015 yılları arasında yürütülen sürece kıyasla mevcut sürece yönelik gerçek bir güven bulunduğunu vurguladı.


ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek'e konuştu: Ortadoğu'da kalıyoruz

ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
TT

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek'e konuştu: Ortadoğu'da kalıyoruz

ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi ve IŞİD'le Mücadele Temsilciliği görevlerinde bulunan James Jeffrey'le İstanbul Sultanahmet'te sohbet etme imkânım oldu.

Trans-Atlantik Stratejik Programlar Derneğinin (TASP) İstanbul'da The Wilson Center iş birliği ile, Seven Hills ve Pasifik Teknoloji sponsorluğunda düzenlediği etkinlikte diplomatlar, savunma uzmanları ve savunma sektörü temsilcileri bir araya geldi. ABD'li emekli büyükelçiler James Jeffrey, Philip Reeker, Matthew Bryza ve Prof. Federico Donelli gibi isimlerin yanı sıra Türkiye'den de üst düzey Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı gibi resmî kurumlardan katılım oldu.
 

scdfrg
İstanbul'daki "Transatlantic Security" panelinin ardından James Jeffrey ve Nevzat Çiçek

James Jeffrey'le bu toplantı vesilesiyle görüştüm ve merak ettiklerimi kendisine yöneltme şansım oldu.

Jeffrey, çok açık şekilde Ortadoğu'dan çekilmediklerini belirterek "Bu bölgede kalıyoruz" dedi.

Mekke İttifakı'nı desteklediklerini ifade eden Jeffrey, yeni bir güvenlik konseptine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

NATO'nun geleceği ne olacak?

15-20 yıl önce Amerika-Türkiye ilişkileri bugünkü duruma kıyasla iyi değildi maalesef. Şimdi Başkan Trump ve Başkan Erdoğan arasındaki ilişki o kadar yüksek, o kadar iyi ve o kadar romantik ki bu yöndeki problemler ve çözümleri görebileceksiniz.

NATO açısından Ukrayna'daki durum büyük sorun. Hiç kimse bilmiyor; en önemli aktör olan Putin'in ne yapacağını bilmiyoruz.

Türkiye ve Amerika NATO çerçevesinde bir pozisyon tutabilecek ve Rusya karşısında bir aksiyonda bulunurken er geç bir diplomatik çözüm bulabileceğiz.
 

gthy
Trans-Atlantik Stratejik Programlar Derneği'nin etkinliğine katılan Jeffrey, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğine dair iyimser mesajlar verdi

Türkiye Amerika'ya diplomatik çözümde mi yardım edecek?

Evet, bu savaş başladıktan sonra Türkiye İstanbul ve Antalya'da bir çözüme yakındı fakat birkaç dışarıdan gelen kişi problemler oluşturdu ama bir çözüm sağlanamadı. Aslında Rusya o zaman çözüme yakındı.

Sizce bu savaş ne kadar sürer?

Bence diplomatik yol bulmamız lazım. Hangi bölge Rusya'ya kalacak, hangi bölge Ukrayna'ya kalacak, ondan sonra ateşkes ortaya çıkabilecek. En önemlisi, hem Türkiye'de hem Rusya'da hem Avrupa'da hem de Amerika'da yeni güvenlik sistemi meselesi gündeme gelecek. 1991'de yeni bir güvenlik sistemi bulabildik. Başkan Gorbaçov ve Başkan Bush, Thatcher, Alman Başbakanı Helmut Kohl, Fransa Başkanı Mitterrand ve Turgut Özal'la. Fakat birkaç sene sonra her şey değişti ve yeni bir durum ortaya çıktı. Gürcistan, Kırım, Suriye'de durum.
 

xsdrfvgh
James Jeffrey ve Nevzat Çiçek, İstanbul Sultanahmet'te gerçekleşen röportajın ardından bir arada

Erdoğan ve Trump arasında yakın bir iş birliğinden söz ediyorsunuz; bunu görüyoruz. Fakat Türkiye kamuoyunun beklediği CAATSA yaptırımları ve F-35 meselesi başta olmak üzere atılması gereken adımların atılmadığını görüyoruz…

Bu yeni bir durum değil. Her zaman Amerikan Kongresi ve Türk kamuoyunda bu pürüzler vardı ve var ve liderler çözüm bulabilirler.

Mekke Anlaşması'na yaklaşımınız nasıl?

Bu iyi bir fikir ve bekliyoruz ki bu adım birkaç iyi şeyi ortaya çıkarsın. Amerika'nın hem Çin hem de İran ile çok işi var. Siz işimizden biraz anlıyorsunuz.

Bu ittifak genişleyebilir mi?

Ben iyimserim ve her şey mümkün.

İran'la ilgili öngörünüz nedir?

Amerikan seçimlerinden sonra bir sonuç çıkacak ya diplomatik çözüm ya da tekrar savaş.

Böyle bir savaş olursa yayılma ihtimali olur mu?

Hayır, ne o kadar kötümserim ne de o kadar iyimserim. Bu savaş Amerika ile İran arasındaki savaş devam edecek. İran, İsrail'in katılmasını istemiyor, ama Araplar bize destek veriyor fakat savaşta yer almak istemiyorlar.

Amerika Ortadoğu'dan çekildi mi?

Amerika bu bölgede kalacak. Bu demek değil ki Bahreyn'de, Irak'ta ya da Güney Suriye'de kalacağız. Bu bölgede kalacağız.


Türkiye’nin ev sahipliğinde NATO’nun mayınla mücadele tatbikatı

Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye’nin ev sahipliğinde NATO’nun mayınla mücadele tatbikatı

Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)

Türkiye’de NATO’nun deniz mayınlarıyla mücadele kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan “Nusret 2026” tatbikatı bugün (Salı) başladı. Ege Denizi ve Karadeniz’de gerçekleştirilen tatbikata Türkiye’nin yanı sıra müttefik ve dost ülkeler katılıyor.

16 Ekim’e kadar sürecek tatbikat, Ege Denizi’nde İzmir Körfezi ile Karadeniz’de Ereğli açıklarında gerçekleştiriliyor. Tatbikata, aralarında Ukrayna’nın da gözlemci statüsüyle yer aldığı 18 ülkeden 32 temsilci katılıyor.

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, tatbikata Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının katıldığı belirtildi. Tatbikatın, mayın harbi operasyonlarının planlanması, icrası ve sonuçlarının değerlendirilmesi konusunda birliklerin kabiliyetlerini geliştirmeyi, çeşitli ülkelerin mayınla mücadele birlikleri arasındaki operasyonel uyumu artırmayı ve çok uluslu, koordineli operasyonlar yürütme kapasitesini güçlendirmeyi hedeflediği kaydedildi.

NATO müttefiklerinden katılım

Bakanlığın açıklamasına göre tatbikata NATO’nun 2. Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’ndan (SNMCMG2) Türkiye, Almanya, İspanya, İtalya ve Yunanistan’a ait gemiler katılıyor.

Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’nda (MCM Black Sea) ise Türkiye, Bulgaristan ve Romanya yer alıyor. ABD ve diğer ülkelerden mühendislik ekipleri ile insansız sualtı araçları konusunda uzman ekiplerin de katıldığı tatbikatta toplam 20 gemi ve 5 uçak görev yapıyor.

csdfvgh
Geçen yıl Türkiye’de gerçekleştirilen “Nusret” deniz mayınlarıyla mücadele tatbikatından bir görüntü (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)

Açıklamada, tatbikatın Türkiye’nin NATO bünyesindeki deniz güvenliği ve mayınla mücadele alanındaki rolünü güçlendireceği, Karadeniz bölgesinde müttefikler arasındaki iş birliğini pekiştireceği ve mayın temizleme ile deniz güvenliği alanındaki kapasiteyi artırarak bölgesel istikrara doğrudan katkı sağlayacağı belirtildi.

Nusret tatbikatı, Türk Deniz Kuvvetleri ile müttefik ve dost ülkelerin deniz kuvvetleri arasında mayın harbi alanındaki ortak iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan uluslararası bir tatbikat olarak 2000 yılından bu yana her yıl düzenleniyor.

Tatbikata bu adın verilmesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Türk mayın gemisi Nusret’in başarısını yaşatmayı amaçlıyor. Nusret, Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’na 26 deniz mayını döşemiş ve bu mayınlar müttefik savaş gemilerinin batmasına yol açarak Çanakkale Deniz Savaşı’nın seyrini tamamen değiştirmişti.

scdgth
Ukrayna’nın Karadeniz’de bir Rus gemisine saldırısı (AFP) 

Tatbikatların önemi, 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından daha da arttı. Türk güçleri, Karadeniz’de Türkiye kıyılarına yaklaşan çok sayıda deniz mayınını etkisiz hale getirdi.

Rusya ve Ukrayna’nın Karadeniz’de gemilere yönelik karşılıklı saldırıları, bunlardan bazılarının Türk gemilerini de hedef alması nedeniyle Ankara’yı her iki tarafa da savaşın Karadeniz’e yayılmaması konusunda uyarıda bulunmaya yöneltti.