İçişleri Bakanı Soylu: Üç ülkenin konsolosluğunu kapatma kararı, yeni bir psikolojik harp başlatmadır

Fotoğraf: Esra Hacioğlu Karakaya/AA
Fotoğraf: Esra Hacioğlu Karakaya/AA
TT

İçişleri Bakanı Soylu: Üç ülkenin konsolosluğunu kapatma kararı, yeni bir psikolojik harp başlatmadır

Fotoğraf: Esra Hacioğlu Karakaya/AA
Fotoğraf: Esra Hacioğlu Karakaya/AA

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, üç ülkenin konsolosluğunu kapatma kararını "60 milyon turist hedefi koyduğumuz günde, Türkiye'de yeni bir psikolojik harp başlatmanın eşiğinde olmuşlardır." şeklinde değerlendirdi.
Soylu, Beştepe'deki Jandarma Genel Komutanlığı'nda düzenlenen "Jandarma Genel Komutanlığı 2022 Yılı Değerlendirme Toplantısı"nın açılış konuşmasını yaptı.
Bakan Soylu, güvenlik sorumluluklarını yerine getirebilmek için küresel istikrarsızlık ve tehdit alanlarına daha fazla odaklanmak durumunda olduklarını belirtti.
"2022 Küresel Terörizm Endeksi Raporu"na göre 163 ülkenin terörden etkilenme sıralamasında Afganistan'ın birinci, Irak'ın ikinci, Suriye'nin ise beşinci sırada olduğuna işaret eden Soylu, "21. yüzyılda kendi güvenliğimizi tam olarak sağlayabilmek için küresel güvenlik tablosuna 360 derece izleme yapmak durumundayız. Türkiye'de terör bitmemiştir ama artık birinci gündem maddesi değildir." diye konuştu.
Terörle mücadelede gelinen noktayı en iyi güvenlik güçlerinin tespit ettiğini dile getiren Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Terör örgütünü besleyenlerin kim olduğunu biliyoruz. PKK/KCK/PYD terör örgütünü besleyen Amerika'nın kendisidir. Çok net. Biz dünyanın en niteliksiz insanlarının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibi 2 bin yıllık büyük bir birikimin başına böyle bir çorap örebileceğini, böyle bir bela oluşturabileceğini düşünecek saflıkta değiliz. Yıllardan beri parayla stratejiyle lojistikle hatta insan kaynağıyla bütün bunları destekleyen Amerika ve Batı, orada bir terör devleti kurdurma anlayışından vazgeçmiş değildir.
Hakurk ile Hatay arasında, bir taraftan bir tarafa, denize kadar bir terör devleti kurdurma anlayışından vazgeçmiş değildir. Bunun için iki tane şart gerekir. Birinci şart bahsettiğim bölge içerisindeki hakimiyeti tam anlamıyla sağlamaya çalışmak, ikinci şart bu terör devletinin kurulmasını engelleyebilecek Türkiye’yi istikrarsız hale getirebilmek ve teslim almaktır. Yıllardan beri bu iki temel şart için uğraşmaktadır. PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin varlığı bu sebepledir. Ona hava, sağlık, mühimmat, silah ve bütün terörist eğitimleri vermesinin temeli de bu sebeptir. Türkiye içerisinde yıllardır uygulanan baskılar, yıllardır Türkiye içerisindeki istikrarsızlık ataklarının temel sebebi de budur."

"İçlerinde kalmış büyük bir planın parçasıdır"
Bazı büyükelçilerin "Türkiye içerisindeki hukuka ayar vermek", "Türkiye'yi istikrarsız bir hale getirebilmek" amacıyla deklarasyon yayınladıklarını söyleyen Soylu, "Bu söylediklerimin hiçbirisi şu salondaki arkadaşlarımın yapmış olduğu mücadeleden ayrı değildir, hepsi aynıdır, hepsi bir mütemmimdir, hepsi de bir cüzdür. İstiklal Caddesi saldırısı, Hatay'daki polisevine yapılan saldırı 2022 yılında büyükelçilerin altına imza attığı bildiriden farklı değildir, aynısıdır ve tıpkısıdır. Büyük bir plan… 1923’te gerçekleştiremedikleri, kurtuluş mücadelesinde gerçekleştiremedikleri, hala içlerinde kalmış büyük bir planın bir parçasıdır." ifadesini kullandı.
Amerika ve Batı'nın, Türkiye’nin bu coğrafyada özgür, hür ve bağımsız olmasını istemediğini belirten Soylu, Türkiye’nin Müslüman coğrafyaya, Türk coğrafyasına, Orta Doğu'ya, Orta Asya'ya, Balkanlar'a huzur ve istikrar sağlamasının istenmediğini kaydetti.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, üç ülkenin güvenlik gerekçesiyle Türkiye'deki başkonsolosluğunu kapatma kararını şöyle değerlendirdi:
"İsveç'te, Danimarka'da ve Hollanda'da kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'e yönelik meşum menfur saldırılar oldu. Bazılarını kendi emniyet güçleriyle muhafaza ettiler, saldırılarının devamını temin edebilmek için, bunu demokrasi ve özgürlük olarak nitelendirdiler. Bütün bunları yaparken de hem kendileri yaptılar hem kendileri tahrik ettiler hem kendileri izin verdiler. Onun akabinde de aynen altını çizerek söylüyorum, büyükelçilerin Türkiye'ye karşı yaptığı deklarasyonda, hangi büyükelçi, bu deklarasyonun altına imzalanmasını salık vermişse, Türkiye'de yaklaşık üç dört gündür bir DEAŞ hadisesi üzerinden büyükelçiliklerin ve aynı zamanda bazı ibadet alanlarının tehlike altında olduğunu ortaya koyarak, bir kuruma ilettiği bir istihbari notla, diğer büyükelçiliklere de 'Biz kapatıyoruz siz de kapatın.' telkininde bulunarak 60 milyon turist hedefimizi koyduğumuz bir günde, 51,5 milyon turistin geldiğini, 46 milyar dolar turizm geliri elde ettiğimizi açıkladığımız bir günde Türkiye'de yeni bir psikolojik harp başlatmanın eşiğinde olmuşlardır. Bu çok açık ve nettir.
İşin hikayesi şudur: Farklı bir ülkenin bir istihbarat elemanı Türkiye'de DEAŞ mensubu olabileceği düşünülen birkaç kişiye elemanlık teklif etmiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti o anı da net bir şekilde izlemiş, elemanlık teklif ettikleriyle birlikte birkaç gezinti gerçekleşmiş, ardından Türkiye'yi bu istihbarat elemanı terk etmiş. Bu istihbarat elemanı sonuç alamayınca ilk reaksiyonu ve bilgiyi veren ülkeye bu bilgileri pazarlamış, ondan sonra da Türkiye'de bir DEAŞ saldırısı olabilecek anlayışıyla beraber Türkiye'ye bir psikolojik harp yürütülmektedir. 15 kişi gözaltına alındı, 5 kişi tutuklandı. O istihbarat elemanının kim olduğunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti net bir şekilde biliyor. Yani istedikleri kişiyi hapisten çıkaramayınca metnin altına imza atan büyükelçiler, Türkiye'ye bir hukuk operasyonu yapmaya çalışan büyükelçiler, şimdi malum büyükelçinin operasyonuyla Türkiye'ye bir güvenlik açığı, bir terör operasyonu gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Çok net ve açıktır her şey."

"Hangi dostluğunuz var bize karşı?"
Dost ve müttefik olarak bilinen bazı ülkelerin, "İstikrarlı bir Türkiye olmasın da ne olursa olsun" anlayışı taşıdığını kaydeden Soylu, ABD'yi eleştirdi.
Bakan Soylu, şöyle devam etti:
"Türkiye ile F-16 ve F-35 pazarlığı yapan, 'Biz istiyoruz da senato geçirir mi geçirmez mi?'... Siz kimi kandırıyorsunuz? Siz kiminle dalga geçiyorsunuz? Siz hangi oyunu yapmaya çalışıyorsunuz? Siz senatodan geçmiş olan ve bizim Afrin operasyonumuzda vermek durumunda olduğunuz ve taahhüt ettiğiniz mühimmat dahil, birçok taahhütlerinizin hangi birine sadık kaldınız da yarın senatodan geçireceğinizi, vereceğinizi veya taahhütlerinize sadık kalacağınızı nereden bilelim? Hangi güveniniz var bize karşı? İstiklal Caddesi'nin saldırısının arkasında sizin koyun koyuna yattıklarınızın olduğunu bilmiyor muyuz? İstiklal Caddesi'nin saldırısının arkasında, koşa koşa 'Acaba bunu bizim silahlarımızla mı yaptı?' diye emniyet teşkilatımızın, emniyet istihbarat birimlerimizin etrafında fır fır döndüğünüzü bilmiyor muyuz? Hangi dostluğunuz var bize karşı? Bütün uluslararası mahfillerde Türkiye'nin itibarını ve istikrarını, Türkiye'nin ekonomik gücünü düşürmek için hangi operasyonları çektiğinizi bilmiyor muyuz? Hepsini biliyoruz."
Bunların hiçbirisinin terörden ayrı olmadığını söyleyen Soylu, "Bunlardan bir tanesini biz yapsak, şu DEAŞ'la karşı karşıya kaldığımız son meselede olduğunun bir tanesini biz yapsak, Türkiye'yi dünyaya terör devleti diye ilan ederler." dedi.

"Çuvalın içine girip bizi bir yılan gibi ısırmaya çalışanların kim olduklarını biliyoruz"
"Yıllarca bize dost ve müttefik safında kalıp güya öyleymiş gibi gözüküp çuvalın içine girip bizi bir yılan gibi ısırmaya çalışanların kim olduklarının hepsini biliyoruz." ifadesini kullanan Soylu, şunları kaydetti:
"Eğer başarısız olsaydık bugün müstemleke muamelesi göstereceklerdi. Bugün siz başarılı olduğunuz için, bugün Türkiye başarılı olduğu için, bugün Türkiye ayakta kaldığı için, bugün en güçlü argümanları, enstrümanları olan terörü diz çökerttiğiniz için, içeride ve dışarıda Türk Silahlı Kuvvetlerinden Jandarma Genel Komutanlığına kadar, Emniyet Genel Müdürlüğünden Milli İstihbarat Başkanlığına kadar Sahil Güvenlik Komutanlığımıza kadar bütün güvenlik birimlerimizin eş güdümü içerisinde, el birliği içerisinde çalıştıkları için bugün farklı numaraların içerisine girmektedirler.
Bu kıştan çok ümitleri vardı. Bütün planlarını bu kış üzerine yapmışlardı. O aklı evveller, o Türkiye'nin iç yönetimine, iç güvenliğine müdahale etmek isteyen malum büyükelçinin etrafında çöreklenmiş diğerleri… Madem o kadar çok biliyordunuz avucunuzun içindeki PKK'nın ve PYD'nin İstiklal Caddesi saldırısını, niçin Türkiye'ye haber vermediniz? Madem her yeri o kadar çok izliyorsunuz, madem Telegramları madem WhatsApp haberleşmelerini, madem birçok dijital alandaki adımı izliyorsunuz, madem Türkiye’ye dostsunuz niye organize ettiğiniz, arkasında olduğunuz İstiklal Caddesi patlamasını Türkiye'yle paylaşmadınız? Çünkü 15 Temmuz'un arkasında da siz varsınız. Çok net ve açık. Bir uluslararası operasyonla karşı karşıyayız ve uzun yıllardan beri bu uluslararası operasyon devam ediyor."
 



Pakistan Dışişleri Bakanı: Mekke İttifakı Riyad’da Husilerin saldırılarını görüşecek

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar cuma günü düzenlediği basın toplantısında konuşurken (Pakistan Dışişleri Bakanlığı)
Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar cuma günü düzenlediği basın toplantısında konuşurken (Pakistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Pakistan Dışişleri Bakanı: Mekke İttifakı Riyad’da Husilerin saldırılarını görüşecek

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar cuma günü düzenlediği basın toplantısında konuşurken (Pakistan Dışişleri Bakanlığı)
Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar cuma günü düzenlediği basın toplantısında konuşurken (Pakistan Dışişleri Bakanlığı)

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasındaki “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın Siyasi Strateji ve Savunma Komitesi’nin, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını görüşmek üzere gelecek hafta Riyad’da olağanüstü toplanacağını açıkladı.

İshak Dar, cuma günü düzenlediği basın toplantısında, komitenin toplantı sırasında atılacak sonraki adımları belirleyeceğini söyledi. Dar ayrıca 6’dan fazla ülkenin “Mekke İttifakı”na katılmak istediğini belirtti. Reuters’ın aktardığına göre Dar, söz konusu açıklamaları yaptı.

Pakistan ordusu da cuma günü yaptığı açıklamada, üst düzey komutanların Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını şiddetle kınadığını bildirdi. Açıklamada, Pakistan’ın Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğu ve İslami kutsal mekanların güvenliğine bağlılığını sürdürdüğü ifade edildi.

f67k8
İstanbul’da düzenlenen “Mekke Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi Strateji ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısından (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif tarafından 7 Ağustos’ta imzalanan “Mekke Anlaşması”na göre taraflardan birine yönelik herhangi bir saldırı, tüm taraflara yönelik saldırı olarak kabul ediliyor.

Ortak askeri müdahaleye ilişkin karar ise özellikle saldırıya uğrayan ülke başta olmak üzere anlaşmanın taraflarınca değerlendiriliyor. Müdahalenin gerekliliği, saldırının niteliği, tehdidin düzeyi ve ciddiyeti ile taraflardan beklenen katkı dikkate alınarak değerlendiriliyor. Böylece tarafların savunma kapasitelerinin arzu edilen bütünleşme çerçevesinde bir araya getirilmesi hedefleniyor.

İstanbul, 31 Ağustos’ta “Mekke Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi Strateji ve Savunma Komitesi’nin ilk toplantısına ev sahipliği yaptı. Toplantıya Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanları katıldı.

Üç ülke toplantı sırasında, bölgelerinde barış ve sürdürülebilir istikrarı sağlamak amacıyla “Mekke Anlaşması” çerçevesinde birlikte çalışma kararlılıklarını yineledi. Taraflar ayrıca gerilimi azaltmaya ve itidali teşvik etmeye yönelik çabaları desteklemeyi ve krizlerin barışçıl yollarla çözümünü teşvik etmeyi sürdüreceklerini belirtti. Bu yaklaşımın, üç ülkenin bölgesel sorumluluklarını yerine getirme konusundaki hassasiyetinden kaynaklandığı ifade edildi.

hyujı
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, New York’taki toplantıda Hakan Fidan ve Muhammed İshak Dar’ın arasında (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Üç ülkenin dışişleri bakanları 24 Eylül’de New York’ta bir araya geldi. Görüşmede anlaşma kapsamında oluşturulacak genel sekreterlik, komiteler ve çalışma gruplarının kurulmasına ilişkin kaydedilen ilerleme ile çalışmaların başlamasına yönelik hazırlıklar ele alındı.

Bakanlar ayrıca Mekke’ye yönelik saldırılar ile Suudi Arabistan’daki sivil ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırıları kınadı. Suudi Arabistan’ın, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca güvenliğini savunmak için uygun gördüğü tedbirleri alma hakkına sahip olduğunu vurguladı.

Üç ülkenin genelkurmay başkanları da 25 Eylül’de Riyad’da düzenlenen toplantıda güvenlik durumunu ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ele aldı. Komutanlar, Mekke’yi ve ülkenin sivil ve ekonomik altyapısını hedef alan saldırıları kınadı.

gthyju
Riyad’da bir araya gelen Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan genelkurmay başkanları (Reuters)

Toplantıda ayrıca üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, istihbarat paylaşımının ve askeri koordinasyonun geliştirilmesi ile savunma kapasitesinin bütünleştirilmesi yolları ele alındı. Bu adımların caydırıcılığın ve kolektif savunmanın güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.


Reuters: Suriyeli yetkililer Türkiye'de Hizbullah'la gizli görüşmeler yaptı

Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Reuters: Suriyeli yetkililer Türkiye'de Hizbullah'la gizli görüşmeler yaptı

Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Reuters'a konuşan kaynaklara göre Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan'daki Hizbullah mensupları, iki taraf arasındaki gerilimi yatıştırmak amacıyla Türkiye'de doğrudan görüşmeler gerçekleştirdi. Bu, uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk doğrudan görüşme oldu.

İkisi Suriyeli yetkili, bir ABD'li yetkili ve Hizbullah'a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik yetkilisinin de aralarında bulunduğu 6 kaynak, Reuters'a yaptıkları açıklamada Suriye hükümeti yetkilileri ile İran'la müttefik Hizbullah temsilcilerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini söyledi.

Hizbullah, Suriye'de iç savaşın yaşandığı yıllar boyunca eski Devlet Başkanı Beşşar Esad yönetimini desteklemek amacıyla ülkeye savaşçılar göndermişti.

Esad'ın 2024'ün sonlarında sürpriz bir saldırıyla devrilmesinin ardından Suriye'nin yeni yönetimi ile Hizbullah arasındaki gerilim tırmandı. Şam, Hizbullah'ı Suriye üzerinden silah sevkiyatı yapmakla suçlarken ABD de Suriye ordusunu Lübnan'a asker göndererek Hizbullah'a karşı savaşmaya teşvik etti.

Kaynakların verdiği bilgilere göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbarat ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri katıldı. Görüşme, gerilimi yatıştırmak amacıyla Türkiye'nin güvenlik ve istihbarat birimlerinin daveti üzerine gerçekleştirildi.

Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşme hakkında konuşabilmek için isimlerinin açıklanmaması şartıyla bilgi verdi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters'ın görüşmeyle ilgili sorularına henüz yanıt vermedi. Hizbullah'ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.

Kaynaklar: Yetkililer ortak güvenlik endişelerini ele aldı

ABD'li yetkili, iki Suriyeli yetkili ve Lübnanlı güvenlik kaynağı, görüşmede iki taraf arasındaki gerilim noktalarının çözümüne odaklanıldığını ve toplantının olumlu geçtiğini söyledi.

Suriyeli yetkililerden biri, tarafların aralarında herhangi bir düşmanlık bulunmadığı konusunda mutabık kaldığını ve Suriye'nin Hizbullah'a Lübnan'a askeri müdahalede bulunarak örgütün silahsızlandırılmasını sağlamayacağı konusunda güvence verdiğini belirtti.

Aynı yetkili, Suriyeli yetkililerin buna karşılık Hizbullah'dan sınırdan silah kaçakçılığı girişimlerinin durdurulmasına ve özellikle güney Suriye'de kalan uyuyan hücrelerinin dağıtılmasına yardımcı olmasını istediğini söyledi.

efrgt
Suriye'de Hizbullah bağlantılı hücreye mensup 5 kişi yakalandı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye salı günü, ülkenin güneyinde roket saldırısı hazırlığında olduğunu öne sürdüğü Hizbullah bağlantılı bir hücrenin yakalandığını duyurdu. Hizbullah ise çarşamba günü suçlamaları reddederek Suriye'de herhangi bir varlığının bulunmadığını ve ülkedeki güvenlik ya da askeri faaliyetlerle hiçbir ilgisinin olmadığını açıkladı.

Suriyeli yetkili, Hizbullah temsilcilerinin silah kaçakçılığının durdurulması ve Suriye'deki hücrelerinin dağıtılması talebine doğrudan yanıt vermediğini ancak Suriye'nin içişlerine müdahale etmeme taahhüdünde bulunduğunu söyledi.

Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi olan Lübnanlı kaynak ise iki tarafın güvenlik konularında önemli ilerleme kaydettiğini ifade etti.

Suriyeli yetkili ile Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasına yönelik plan bulunmadığını söyledi. Lübnanlı kaynak Reuters'a, iki taraf arasındaki Türkiye üzerinden iletişimin yaklaşık iki ay önce başladığını belirtti.

Reuters, eylül ayında Türkiye'de gerçekleştirilen görüşmenin nerede ve ne kadar süreyle yapıldığını veya öncesinde ya da sonrasında başka görüşmeler gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini doğrulayamadı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan fon soruşturması açıklaması: Yakından takip ediyoruz

Fotoğraf: TCCB
Fotoğraf: TCCB
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan fon soruşturması açıklaması: Yakından takip ediyoruz

Fotoğraf: TCCB
Fotoğraf: TCCB

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından fon soruşturmasına yönelik açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı süreci "yakından takip ettiklerini" vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada "fon konusunu etraflıca değerlendirdik" dedi, "Yaşanan sorun fon piyasasının sınırlı bir bölümünde meydana gelmiştir. Finansal sistemimize sirayet etmiş herhangi bir risk mevzu bahis değildir" sözlerini ekledi.

Erdoğan fon krizine dair gerekli soruşturmaların yapıldığını belirtti, benzer bir sorunun tekrar yaşanmasının önüne geçmek için gerekli çalışmaların yapıldığını vurguladı.

"İster piyasa manipülasyonu ile ister borsa oyunları ile ister belediyelerde yaşandığı gibi apacık yolsuzluk yaparak olsun her kim milletin hakkına, malına, hukukuna el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur" diyen Cumhurbaşkanı, söz konusu ülkenin ekonomik güvenliği, refahı ise bunda en küçük bir tereddüt gösterilmeyeceğini söyledi.

Türkiye'nin 2 trilyon dolara yaklaşan bir ekonomik büyüklüğe sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, ülkedeki finansal sistemin güçlü olduğunu vurguladı.

"Türk sermaye piyasası dayanıklıdır, temelleri sağlamdır. Bu sınamanın üstesinden rahatça gelecek kapasiteye sahiptir" dedi ve ekledi:

"Sırf siyasi mevzi kazanmak uğruna muhalefet figürleri dahil hiç kimsenin ekonomimize zarar vermeye, yatırımcıları tedirgin etmeye hakkı yoktur."

Erdoğan konuşmasında haksız kazanç elde edenler hakkında gerekli soruşturmaların yapıldığını belirtti, "Fonlar vasıtasıyla piyasa bozucu eylemlere ilişkiyi tespit edilenler hukuk önünde bunun hesabını verecektir" dedi.