Iraklı yetkililere göre ülkede yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı toplumsal yapıyı tehdit ediyor

Fotoğraf: Murtadha Al-Sudani/AA
Fotoğraf: Murtadha Al-Sudani/AA
TT

Iraklı yetkililere göre ülkede yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı toplumsal yapıyı tehdit ediyor

Fotoğraf: Murtadha Al-Sudani/AA
Fotoğraf: Murtadha Al-Sudani/AA

Irak'ta özellikle yoksul kesimlerin yaşadığı bölgelerdeki gençlerin uyuşturucu kullanımı ve ticaretine yoğunlaştığı, hükümetin mücadele edemediği bu durumun da toplumsal yapı ve aile birliği için tehdit oluşturduğu ifade ediliyor.
Başkent Bağdat'ta özellikle dar gelirlilerin yaşadığı bölgelerde uyuşturucu kullanım oranı ve satışında artış olduğu belirtiliyor. Ülkenin güneyindeki kentlerde de benzer tabloların yaşandığı ifade ediliyor ancak Irak'ta uyuşturucu kullanımına ilişkin resmi bir veri yok.
Hükümetin ve ona bağlı ilgili birimlerin uyuşturucuyla mücadele konusunda yetersiz kalmasından da şikayet ediliyor.
Irak'ta 2017 yılında çıkarılan uyuşturucu yasası uyarınca, uyuşturucu kullananlara verilen idam cezası, 1 ila 2 yıl arası hapis cezasına indirilmişti. Bunun yanı sıra uyuşturucu kullananlar, yakalanmaları halinde yaklaşık 6 bin 290 dolar para cezasına da çarptırılabiliyor.

"Uyuşturucu çeteleri, özellikle 18 ila 35 yaş arası gençleri kullanıyor"
AA muhabirine konuşan Irak İçişleri Bakanlığı Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi Basın Müdürü Albay Bilal Subhi, "Irak, 2003 öncesi Avrupa ve Körfez ülkelerine uyuşturucu ticareti için koridor ülke konumundayken, 2003 sonrası ülkede uyuşturucu kullanımı da yaygınlaştı. Uyuşturucu çeteleri, özellikle 18 ila 35 yaş arası gençleri kullanarak toplumu hedef alıp yapısını bozmaya başladı." değerlendirmesinde bulundu.
2017 yılına ait uyuşturucu ile mücadele yasasını uygulamaya çalıştıklarını ifade eden Subhi, uyuşturucu ile mücadelede vatandaşlardan gelen bilgiler doğrultusunda da hareket ettiklerini söyledi.
Subhi, Irak'a çeşitli uyuşturucu maddelerinin kara sınırından sokulduğunu aktararak şunları kaydetti:
"Irak'ın güney sınırları ve Ahvar bölgesinden (Bataklıklar) içeriye yoğun uyuşturucu girişi söz konusu. Batı sınırlarımızdan da uyuşturucu girişi yapılıyor. Uyuşturucu girişini modern yöntemlerimiz olmadığı için engelleyemiyoruz.
Uyuşturucu ile mücadelede donanımlı personel ve silah sıkıntısı da yaşıyoruz. Uyuşturucu operasyonlarında güvenlik güçlerimize karşı çetelerce küçük ve orta silahlarla taarruzlar oluyor ve kayıplar veriyoruz. Uyuşturucuyla mücadele konusunda sınır güvenlik birimleri ve Sağlık Bakanlığının da desteğine ihtiyacımız var."
Bazı uyuşturucu maddelerin Basra ve Meysan illerinden ülkeye sokulduğunu aktaran Subhi, geçen yıl 490 kilo uyuşturucu ele geçirdikleri ayrıca uyuşturucu ticareti yapan ve kullanan 16 bin 800 kişiyi de yakaladıkları bilgisini paylaştı.
Iraklı yetkili, "Bunların çoğu 18 yaş altı kişilerden oluşuyordu, 250'si ise kadınlardan. Her yıl hem uyuşturucu hem uyuşturucu kullanımı maalesef giderek yaygınlaşıyor ve sayı korkunç şekilde artıyor. Uyuşturucu kullanımında gençler, aileler ve toplumsal yapı ciddi şekilde tehdit altında." ifadelerini kullandı.

Uyuşturucu kullanımının merkezi Bağdat
Irak Sağlık Bakanlığı, 18 Aralık 2022'de yıllardır Bağdat'taki Adli Tıp Kurumunda bekletilen 6 tonluk kokain, esrar ve captagon haplarını yakarak imha etmişti.
Sağlık Bakanlığı Uyuşturucu Maddesi Takip İşleri Şube Başkanı Dr. Ahmed İbadi, imha edilen uyuşturucu maddesinin yıllar içerisinde toplandığını söyleyerek, şöyle devam etti:
"Kovid-19 salgınından dolayı bu maddeleri imha edememiştik ve bunun için bir de yargı kararı gerekiyordu. Bağdat'ta bu oranda uyuşturucu maddesinin yakılarak imha edilmesi için uygun alan da hazırlanmış değildi. Oluşturulan teknik komisyonun titizlikle incelemesi sonrası 6 tona yakın uyuşturucu maddesi Bağdat çevresinde kent merkezine kilometrelerce uzak bir yerde imha edildi."
Irak'taki uyuşturucu sorununun giderek yaygınlaştığına işaret eden İbadi ancak uyuşturucu kullananların sayısına dair resmi verilerin olmadığını ve bunun saptanmasının zor olduğunu dile getirdi.
İbadi, "Uyuşturucu kullanan kişi ya suç üstü yakalanınca ya da sağlık problemlerinden dolayı hastaneye gelince tespit edilebiliyor. Irak'ta uyuşturucu kullanımının merkezi maalesef başkent Bağdat." diye konuştu.
Bağdat'ta uyuşturucu kullananların tedavisi için Sağlık Bakanlığına bağlı 100 yataklı bir hastanenin bulunduğu bilgisini veren İbadi, "Hükümet, her ilde 200 yataklı rehabilitasyon merkezi inşasında da kararlı." dedi.

"Uyuşturucu bağımlılığı, toplumsal yapı ve aile birliğine zarar veren bir hastalıktır"
Irak'ta uyuşturucu kullanımı ve ticaretinin toplumsal yapı ve aile birliğini de tehdit etmeye başladığını kaydeden İbadi, şunları aktardı:
"Uyuşturucu bağımlılığı sadece kullanan şahıslara değil, toplumsal yapıya, güvenliğe ve aile birliğine de zarar veren riskli bir hastalıktır. Uyuşturucu maddesinin ülke ekonomisinin gelişimi ve istikrarına da olumsuz etkileri oluyor.
Irak'a uyuşturucu maddesinin girişi daha çok doğu ve batı sınırlarımızdan yapılıyor. Irak, geçmişte uyuşturucu maddesi için koridor ülke konumundayken, son dönemde ise hem koridor ülke hem de kullanım ve ticareti yapılan ülke konumuna dönüştü."
Irak Bağımsız İnsan Hakları Komiserliği Üyesi Ali Beyatlı'ya göre, ülkedeki uyuşturucu kullananların yüzde 70'i yoksul kesimlerde yaşıyor.

"Uyuşturucu çeteleri kafelerdeki nargile tütünlerine uyuşturucu maddesi karıştırıyor"
Irak Bağımsız İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Mustafa Sadun da "Resmi hükümet verilerine göre, uyuşturucu kullanımı çok yaygınlaştı ve bu özellikle ülkenin orta ve güney kesimlerindeki genç nüfus arasında yoğun şekilde görülüyor." dedi.
Iraklı gençlerin uyuşturucu kullanımına yönelmesinin temel nedenleri arasında "işsizliğin" olduğunu savunan Sadun, yoksul gençlerin "kapkaççılık" gibi suçlara karışarak uyuşturucu satın aldığını ve bazılarının da bu işin ticaretini yaptığını anlattı.
Sadun, uyuşturucu kullanımına yönelmenin diğer nedenlerini ise şöyle açıkladı:
"Edindiğimiz bilgilere göre, uyuşturucu çeteleri bazı kafelerdeki nargile tütünlerine uyuşturucu maddesi karıştırıyor. Böylece nargile kullanan gençlerin bir bölümü zamanla uyuşturucu kullanımına yönelerek bağımlı hale geliyorlar."

Yanlış tedavi intihara sürüklüyor
Iraklı psikolog Haydar Abdulkazım ise Irak'ta uyuşturucu kullanımının toplumsal yapıyı zedelediğini ifade ederek, "Uyuşturucu bağımlısı gençlerin psikolojik ve biyolojik olarak tedavi altına alınması lazım." dedi.
Ülkede uyuşturucu kullananların yanlış tedavi yöntemlerinden geçirildiğine dikkati çeken Abdulkazım, bu durumun da intihara varan kötü sonuçları olduğuna dikkati çekti.
Abdulkazım, söz konusu tedavinin sabır ve zamana ihtiyaç duyduğunu sözlerine ekledi.



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.