İsrail'deki Hristiyan toplum, fanatik bir Yahudinin tarihi kiliseye yaptığı saldırıyı kınadı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail'deki Hristiyan toplum, fanatik bir Yahudinin tarihi kiliseye yaptığı saldırıyı kınadı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Kudüs Kutsal Şehir Muhafızlığı, İsrail'de fanatik Yahudilerin Hristiyan topluma yönelik saldırılarının artmasından duyduğu endişeyi ifade ederek, işgal altındaki Doğu Kudüs'te tarihi kiliseye yapılan saldırıyı kınadı.
İsrail'deki Hristiyan toplumu temsil eden Kudüs Kutsal Şehir Muhafızlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, son dönemde Hristiyan topluma karşı işlenen suçlardaki artışın endişeyle takip edildiği belirtildi ve İsrail makamlarına dini azınlıkların korunması çağırısı yapıldı.
Fanatik Yahudilerin, birkaç hafta içinde Kudüs'te turistlere, kiliselere, Hristiyan mahalle ve mezarlara yönelik saldırıları artırdığı belirtilen açıklamada, Ermeni mahallesindeki bir manastırın duvarına "Hristiyanlara ölüm" gibi ırkçı ifadelerin yazıldığı hatırlatıldı.
Açıklamada, "İsrail'deki Hristiyan topluma yönelik birbirini takip eden ve giderek artan ciddi nefret ve şiddet eylemlerini endişeyle takip ediyor ve şiddetle kınıyoruz." ifadesine yer verildi.
İsrail'deki siyasi atmosferin dini azınlıklara olumsuz yansımalarının olduğuna işaret edilen açıklamada, "Ayrımcılığın ve şiddetin kamuoyu nezdinde ve İsrail'in mevcut siyasi ortamında meşrulaştırılması, Hristiyan topluma karşı nefret ve şiddet eylemlerine dönüştürülmesi bir tesadüf değildir." denildi.
Açıklamada, Hristiyanların maruz kaldığı nefret suçları ve vandalizme vurgu yapılarak, "İsrail hükümeti ve kolluk kuvvetlerinin tüm toplulukların güvenliğini sağlamak, dini azınlıkların korunmasını garanti altına almak ve dini fanatizmi ortadan kaldırmak için kararlı davranmasını bekliyor ve talep ediyoruz." ifadesi kullanıldı.

- Tarihi kiliseye saldırı
Sabah saatlerinde fanatik bir Yahudi, İşgal altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde Hristiyanlık için kutsal Çile Yolu'nun (Via Dolorosa) ikinci durağı, Hazreti İsa'nın cezalandırıldığına inanılan Yargılama Kilisesi'ne saldırmıştı.
Kiliseye çantasında soktuğu çekiçle Hazreti İsa heykeline zarar veren fanatik Yahudi, kilise görevlileri tarafından etkisiz hale getirilmişti.
Saldırganı durduran güvenlik görevlisi Macid Rişık, bu kişiyi daha önce gördüğünü, onun fanatik bir Yahudi olduğunu söylemiş, İsrail polisi de saldırganı "ABD'li turist" olarak tanımlamıştı.



Körfez’de bir geminin hedef alınmasıyla gerilim tırmandı... ABD İran’ın yanıtını bekliyor

Körfez’de bir geminin hedef alınmasıyla gerilim tırmandı... ABD İran’ın yanıtını bekliyor
TT

Körfez’de bir geminin hedef alınmasıyla gerilim tırmandı... ABD İran’ın yanıtını bekliyor

Körfez’de bir geminin hedef alınmasıyla gerilim tırmandı... ABD İran’ın yanıtını bekliyor

Katar’ın kuzeydoğusunda yaklaşık 23 mil açıkta bulunan bir gemi füze saldırısına uğradı.  Saldırı, İran Devrim Muhafızları’nın bölgedeki Amerikan gemilerini hedef alma tehdidinin ardından geldi.

İran ordusu daha önce, Tahran’a yönelik Amerikan yaptırımlarını uygulayan ülkelerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişte “zorluklarla” karşılaşacağı uyarısında bulunmuştu. Bu açıklama, İran’ın ABD’nin Ortadoğu’daki savaşı sona erdirecek diplomatik bir çözüme ulaşma konusunda ciddi olup olmadığını sorgulamasının ve Washington’un sunduğu öneriye vereceği yanıtı hazırlamayı sürdürmesinin ardından yapıldı.

Basında yer alan haberlere göre Amerikan önerisi; Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını, ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukayı kaldırmasını ve Tahran’ın nükleer dosyasına ilişkin müzakereler için bir çerçeve üzerinde anlaşılmasını içeriyor.


Trump-Şi Zirvesi: Çin ne istiyor?

Donald Trump ve Şi Cinping, Güney Kore'nin Busan kentinde gerçekleştirilen ABD-Çin Zirvesi görüşmelerinin ardından tokalaşırken, 30 Ekim 2025 (AP)
Donald Trump ve Şi Cinping, Güney Kore'nin Busan kentinde gerçekleştirilen ABD-Çin Zirvesi görüşmelerinin ardından tokalaşırken, 30 Ekim 2025 (AP)
TT

Trump-Şi Zirvesi: Çin ne istiyor?

Donald Trump ve Şi Cinping, Güney Kore'nin Busan kentinde gerçekleştirilen ABD-Çin Zirvesi görüşmelerinin ardından tokalaşırken, 30 Ekim 2025 (AP)
Donald Trump ve Şi Cinping, Güney Kore'nin Busan kentinde gerçekleştirilen ABD-Çin Zirvesi görüşmelerinin ardından tokalaşırken, 30 Ekim 2025 (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik savaş nedeniyle mart ayında ertelenen ziyaretin ardından 14-15 Mayıs tarihlerinde Çin'e gidecek ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya gelecek. Aşağıda Pekin'in bu zirveden elde etmeyi umduğu kazanımları ele aldık:

Çin ne istiyor?

Analistlere göre Pekin, diplomatik nezaket gösterilerinin ötesinde sınırlı ama somut kazanımlar elde etmeyi amaçlayacak, ancak Trump'ın öngörülemeyen tutumu göz önüne alındığında ‘gerçekçi ve pragmatik’ bir çizgide kalacak.

Singapur'daki S. Rajaratnam Uluslararası Çalışmalar Okulu'ndan (RSIS) Dr. Benjamin Ho, Çin'in ilişkilerde kapsamlı bir yeniden düzenleme istediğini ancak bunun şu an için ulaşılabilir olmadığını fark ettiğini vurguluyor. Nitekim iki süper güç, ABD'nin bazı Çin mallarına uyguladığı tarifelerin yüzde 145'e tırmandığı sert bir ticaret savaşı yaşadı.

Bununla birlikte tırmanma, Trump ile Şi'nin ekim ayında bir yıllık ateşkes üzerinde anlaşmasının ardından yatıştı. Uzmanlar, söz konusu ateşkesin uzatılmasının Çin'in yaklaşan zirveden beklentileri arasında birincil sırada yer aldığının düşünüyor.

Ekonomi İstihbarat Birimi'nden (EIU) Yue Su, yaptığı değerlendirmede, "Çin'in ihtiyacı olan şey, Trump'ın diyaloğa katılma sözünü tutması ve en azından bazı somut sonuçların en üst düzeyde müzakere edilmesidir” ifadelerini kullandı.

Yue Su, Pekin'in kendi gümrük vergisi tarifelerinden ya da ihracat kısıtlamalarından kademeli geri adımını meşrulaştıracak sınırlı bir tarife indirimi gibi ‘hedef odaklı’ sonuçlarla yetineceğini belirtti.

İran savaşı meselesine gelince...

Uzmanlar, Trump-Şi zirvesinde İran dosyasından ‘kaçınılmasının’ mümkün olmayacağını öngörürken bunun ‘Çin'in güçlü biçimde dahil olmak istediği bir alan olmadığına’ da dikkat çektiler.

Asya Toplum Politikası Enstitüsü'nden (ASPI) Lizzi C. Lee ise ABD'nin zirve öncesinde Çin'i, Tahran ile olan ekonomik ilişkilerini hedef alarak baskı altına aldığını vurguluyor.

Trump geçtiğimiz ay, Pekin'in İran'a askeri destek sağlaması halinde Çin mallarına yüzde 50 oranında ek tarife uygulayacağı uyarısında bulunmuştu.

cdvsv
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Güney Kore'nin Busan kentindeki Gimhae Uluslararası Havalimanı'nda ikili görüşme sırasında, 30 Ekim 2025 (Reuters)

Pekin, müttefiki İran'a yönelik ABD-İsrail savaşını yasadışı ilan ederek kınadı; öte yandan İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını da eleştirerek Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması çağrısında bulundu.

Yue Su'ya göre Çin, ABD baskısından bağımsız olarak İran ve Rusya aleyhine adım atmayı kabul etmeyecek gibi görünüyor. Zira her ne kadar bu iki ülke üzerinde ‘belirli bir nüfuza sahip olsa da bu nüfuz, tam anlamıyla bir kontrol gücüne ulaşmıyor’.

Pekin ayrıca İran ile ilişkileri gerekçesiyle yeni ABD’nin gümrük tarifelerine maruz kalmak gibi ‘ek komplikasyonlardan’ da kaçınmaya çalışacak.

Çinli müzakerecinin elindeki kozlar neler?

Çin'in en önemli baskı araçlarından biri nadir toprak elementleri, akıllı telefonlardan elektrikli araçlara kadar pek çok ürünün üretiminde vazgeçilmez olan bu maddeler kritik bir öneme sahip.

Çin’in bu sektördeki üstünlüğü, doğal rezervlerden madenciliğe, işlemeden yenilikçiliğe uzanan uzun vadeli bir stratejinin ürünüdür.

Yue Su’ya göre ABD’den gerçek anlamda taviz koparmak söz konusu olduğunda bu elementler ‘Çin'in elindeki en güçlü koz’ olmaya devam ediyor.

Pekin merkezli Trivium China analistlerinden Joe Mazur ise Trump'ın bu kaynakları ‘son derece önemsediğini’ belirterek “Bu, ABD'nin açık bir çözümü olmayan bir mesele olduğunu düşünüyorum” tespitinde bulundu.

Mazur, Çin'in ziyaret öncesinde daha fazla ABD tarım ürünü veya Boeing uçağı satın almak gibi ‘hızlı kazanımlar’ elde etmeye çalışacağını öngörüyor.

Pekin zirveye nasıl hazırlandı?

ASPI’den Lee, Çin'in Trump'ın yaratabileceği istikrarsızlığa karşı önlem almak amacıyla ticaretini Güneydoğu Asya ve Küresel Güney'e çeşitlendirdiğini ve bölgesel ilişkilerini güçlendirdiğini belirtiyor.

Pekin ayrıca hukuki ve düzenleyici araçlarını da geliştirdi. Öyle ki Meta'nın yapay zeka (AI) şirketi Manus'u satın almasını engelleyen son kararında da görüldüğü üzere elinde geniş bir araç seti bulunuyor.

Çin ne kadar güveniyor?

Lee'ye göre Pekin, baskılara daha iyi dayanabilir hale geldikten sonra görüşmelere temkinli bir güvenle girecek. Üstelik ara seçim baskısıyla karşı karşıya olan Trump'a kıyasla uzun vadeli bir stratejiyi sürdürmeye çok daha hazır görünüyor.

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de Pekin'i ziyaret etmesi bekleniyor. Nisan ayında Şi ile görüşen Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ziyaretin bu yılın ilk yarısında gerçekleşeceğini açıkladı.

Mazur ise böyle bir ziyaretin “Şi ile Trump arasında iyi bir görüşme yapılmış olması, Çin'in Rusya'ya verdiği desteğin değişeceği anlamına gelmiyor” mesajı vereceğine dikkati çekti.

Mazur sözlerini, "Bu ilişki son derece köklü ve sağlam" diyerek sonlandırdı.


Trump’tan Hürmüz'de "Özgürlük Plus” operasyonunu devreye sokabileceklerini iması

Umman (Arap) Denizi'ni geçerek Hürmüz Boğazı'na doğru ilerleyen USS George H.W. Bush uçak gemisinin bölgedeki operasyonları sırasında çekilmiş bir fotoğraf (CENTCOM)
Umman (Arap) Denizi'ni geçerek Hürmüz Boğazı'na doğru ilerleyen USS George H.W. Bush uçak gemisinin bölgedeki operasyonları sırasında çekilmiş bir fotoğraf (CENTCOM)
TT

Trump’tan Hürmüz'de "Özgürlük Plus” operasyonunu devreye sokabileceklerini iması

Umman (Arap) Denizi'ni geçerek Hürmüz Boğazı'na doğru ilerleyen USS George H.W. Bush uçak gemisinin bölgedeki operasyonları sırasında çekilmiş bir fotoğraf (CENTCOM)
Umman (Arap) Denizi'ni geçerek Hürmüz Boğazı'na doğru ilerleyen USS George H.W. Bush uçak gemisinin bölgedeki operasyonları sırasında çekilmiş bir fotoğraf (CENTCOM)

Washington, dün sona eren süre öncesinde İran'ın yanıtını beklerken, ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nda daha önce askıya aldığı deniz güvenliği operasyonuna ek önlemler ekleyebileceğini ima etti. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’ın gerilimi azaltmaya yönelik öneriye ‘ciddi’ bir yanıt vermemesi halinde ‘Özgürlük Plus’ operasyonunu başlatabileceklerini açıkladı.

İran ise Washington'ın samimiyetini sorguladı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, deniz alanındaki gerilimler sürerken ABD'nin diplomasiyi askeri baskı için bir kılıf olarak kullandığını savundu.

Kriz hassas bir evreye girerken Birleşik Krallık, deniz ulaşım hatlarını korumak amacıyla bölgeye HMS Dragon destroyerini gönderdi. Bu gelişme, Avrupa'nın enerji tedarikinin sekteye uğraması kaygılarının tırmandığı bir döneme denk geldi.

Öte yandan Berlin’de Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Avrupa ve ABD'nin ortak hedefinin çatışmayı sona erdirmek ve İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu vurguladı.

İsrail’de ise yerel medyaya konuşan kaynaklar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD yönetimine İran ile sürdürülen müzakerelerin uzatılmaması gerektiğini bildirdiğini aktardı. Netanyahu’nun, İran'ın nükleer programının tamamen çökertilmesini öngören herhangi bir anlaşmanın yeterli olmayacağına işaret ettiği de belirtildi.

Birleşmiş Milletler (BM) ise tarafları ihtiyatlı davranmaya çağırdı. Bölgenin, deniz ulaşımını ve küresel piyasaları tehdit edecek bir çatışmaya sürüklenmesinden duyulan kaygı giderek artıyor.

İran basınının aktardığına göre Tahran’da ise İran parlamentosunun bugün, güvenlik kaygılarıyla tarihi bir ilke imza atarak olağanüstü tam oturumunu video konferans yöntemiyle gerçekleştirmesi bekleniyor.