İsrail'deki Hristiyan toplum, fanatik bir Yahudinin tarihi kiliseye yaptığı saldırıyı kınadıhttps://turkish.aawsat.com/home/article/4134736/i%CC%87sraildeki-hristiyan-toplum-fanatik-bir-yahudinin-tarihi-kiliseye-yapt%C4%B1%C4%9F%C4%B1
İsrail'deki Hristiyan toplum, fanatik bir Yahudinin tarihi kiliseye yaptığı saldırıyı kınadı
Fotoğraf: AA
Kudüs Kutsal Şehir Muhafızlığı, İsrail'de fanatik Yahudilerin Hristiyan topluma yönelik saldırılarının artmasından duyduğu endişeyi ifade ederek, işgal altındaki Doğu Kudüs'te tarihi kiliseye yapılan saldırıyı kınadı.
İsrail'deki Hristiyan toplumu temsil eden Kudüs Kutsal Şehir Muhafızlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, son dönemde Hristiyan topluma karşı işlenen suçlardaki artışın endişeyle takip edildiği belirtildi ve İsrail makamlarına dini azınlıkların korunması çağırısı yapıldı.
Fanatik Yahudilerin, birkaç hafta içinde Kudüs'te turistlere, kiliselere, Hristiyan mahalle ve mezarlara yönelik saldırıları artırdığı belirtilen açıklamada, Ermeni mahallesindeki bir manastırın duvarına "Hristiyanlara ölüm" gibi ırkçı ifadelerin yazıldığı hatırlatıldı.
Açıklamada, "İsrail'deki Hristiyan topluma yönelik birbirini takip eden ve giderek artan ciddi nefret ve şiddet eylemlerini endişeyle takip ediyor ve şiddetle kınıyoruz." ifadesine yer verildi.
İsrail'deki siyasi atmosferin dini azınlıklara olumsuz yansımalarının olduğuna işaret edilen açıklamada, "Ayrımcılığın ve şiddetin kamuoyu nezdinde ve İsrail'in mevcut siyasi ortamında meşrulaştırılması, Hristiyan topluma karşı nefret ve şiddet eylemlerine dönüştürülmesi bir tesadüf değildir." denildi.
Açıklamada, Hristiyanların maruz kaldığı nefret suçları ve vandalizme vurgu yapılarak, "İsrail hükümeti ve kolluk kuvvetlerinin tüm toplulukların güvenliğini sağlamak, dini azınlıkların korunmasını garanti altına almak ve dini fanatizmi ortadan kaldırmak için kararlı davranmasını bekliyor ve talep ediyoruz." ifadesi kullanıldı.
- Tarihi kiliseye saldırı
Sabah saatlerinde fanatik bir Yahudi, İşgal altındaki Doğu Kudüs'ün Eski Şehir bölgesinde Hristiyanlık için kutsal Çile Yolu'nun (Via Dolorosa) ikinci durağı, Hazreti İsa'nın cezalandırıldığına inanılan Yargılama Kilisesi'ne saldırmıştı.
Kiliseye çantasında soktuğu çekiçle Hazreti İsa heykeline zarar veren fanatik Yahudi, kilise görevlileri tarafından etkisiz hale getirilmişti.
Saldırganı durduran güvenlik görevlisi Macid Rişık, bu kişiyi daha önce gördüğünü, onun fanatik bir Yahudi olduğunu söylemiş, İsrail polisi de saldırganı "ABD'li turist" olarak tanımlamıştı.
Trump-Şi görüşmesi ve anlaşmazlıkların gölgesinde iş birliği zirvesihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5273073-trump-%C5%9Fi-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmesi-ve-anla%C5%9Fmazl%C4%B1klar%C4%B1n-g%C3%B6lgesinde-i%C5%9F-birli%C4%9Fi-zirvesi
Trump-Şi görüşmesi ve anlaşmazlıkların gölgesinde iş birliği zirvesi
ABD Başkanı Donald Trump, dün Pekin'de düzenlenen karşılama töreninde Çin Başkan Yardımcısı Han Zheng ile birlikte (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir zirve gerçekleştirmek üzere dün Pekin'e gitti. Başta ticaret, İran savaşı, Tayvan'ın statüsü ve yapay zeka (AI) olmak üzere pek çok kritik dosyanın ele alınması bekleniyor.
Çin, Trump'ın gelişinden önce bir açıklama yaparak ABD Başkanı’nın ziyaretini ‘memnuniyetle karşıladığını’ duyurdu. Dışişleri Bakanlığı da ABD ile iş birliğini genişletmek ve anlaşmazlıkları yönetmek için çalışmaya hazır olduğunu teyit etti.
Trump'ın ticarete ve iş dünyasına odaklandığının bir göstergesi olarak Nvidia CEO'su Jensen Huang ve Tesla ile SpaceX'in sahibi Elon Musk da heyetinde yer aldı.
İran meselesine gelince Trump, Çin Devlet Başkanı Şi’nin bu çatışmanın çözümünde arabuluculuk yapmasına ‘gerek olmadığını’ açıklayarak “Görüşeceğimiz çok konu var. İran'ın bunlar arasında olduğunu söylemeyeceğim, çünkü o konuyu büyük ölçüde kontrol altında tutuyoruz” ifadelerini kullandı.
Guterres’ten Afrika’nın Sahel bölgesinde ‘insani acil durum’ riskine karşı uyarıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5273072-guterres%E2%80%99ten-afrika%E2%80%99n%C4%B1n-sahel-b%C3%B6lgesinde-%E2%80%98insani-acil-durum%E2%80%99-riskine-kar%C5%9F%C4%B1-uyar%C4%B1
Guterres’ten Afrika’nın Sahel bölgesinde ‘insani acil durum’ riskine karşı uyarı
BM Genel Sekreteri António Guterres, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde (AFP)
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres dün, Afrika’nın Sahel bölgesindeki güvenlik durumunun kötüleşmesinin insani bir acil duruma kapıyı araladığı uyarısında bulundu.
Guterres, Mali'deki durumun El Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el İslam vel Müslimin (CNIM) örgütü ile Azavad Kurtuluş Cephesi'nin (FLA) Tuareg ayrılıkçıları arasındaki koordineli saldırıların ardından nisan ayı sonlarından itibaren ciddi biçimde kötüleştiğini" ifade etti.
25-26 Nisan'da gerçekleştirilen ve stratejik şehirleri hedef alan saldırılar, Mali Savunma Bakanı Sadio Kamara'nın hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı.
Guterres, Afrika Birliği (AfB) ile BM'nin ortak düzenlediği bir konferansa ev sahipliği yapan Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Güvenlik durumunun bozulması, sivillere yönelik artan şiddet, geniş çaplı yerinden edilme ve yükselen gıda güvensizliğiyle karakterize edilen insani bir acil duruma zemin hazırladı” ifadelerini kullandı.
BM Genel Sekreteri, askeri cunta tarafından yönetilen ülkedeki durumun CNIM ile FLA arasındaki eylemsel ittifakın ardından daha da kötüleştiğini vurguladı.
Cihatçı gruplar, 30 Nisan'dan itibaren kara ikmallerine büyük ölçüde bağımlı olan başkent Bamako'ya giden başlıca yolların çoğunu kapattı.
Cihatçı grupların mayıs ayı başlarından bu yana ülkenin orta kesimlerinde düzenlediği saldırılarda onlarca kişi hayatını kaybetti.
Guterres, ‘şiddetli aşırılık ve terörizmle’ mücadelede bölge ülkeleri arasında diyalog ve iş birliği yapılması için çağrıda bulundu.
Doğu Kongo'da 23 Mart Hareketi’nin çekilmesi ciddi bir anlaşmaya zemin hazırlanması mı, yoksa bir manevra mı?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5273071-do%C4%9Fu-kongoda-23-mart-hareketi%E2%80%99nin-%C3%A7ekilmesi-ciddi-bir-anla%C5%9Fmaya-zemin-haz%C4%B1rlanmas%C4%B1-m%C4%B1
Doğu Kongo, isyancı 23 Mart Hareketi’nin (M23) aylardır görülmemiş bir şekilde çekilmesiyle birlikte temkinli bir sakinleşme sürecine giriyor. Bu gelişme, ABD’nin bir buçuk yılı aşkın süredir tıkanan müzakerelerin ardından yeniden hız kazanan diplomatik adımlarıyla eş zamanlı yaşandı.
Şarku’l Avsat’a konuşan bir Afrika uzmanı, söz konusu çekilmenin şüpheyle karşılanması gerektiğini düşünüyor. Çünkü M23 daha önce de çekilme hamlelerini anlaşmayı sonuçlandırmak yerine yeniden konuşlanmak ve kazanım elde etmek için kullanmıştı.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti, yıllardır şiddetli bir silahlı isyanla boğuşuyor. Ülkenin doğusunda ordu, M23 ile Demokratik Güçler İttifakı'ndan oluşan bir koalisyonla karşı karşıya. M23, nüfuzunu genişletmeyi ve yönetimi ele geçirmeyi hedefliyor. Ruanda sınırı yakınlarındaki bölgeleri kontrol eden M23, Kigali'yi kendisine destek vermekle suçluyor. Demokratik Güçler İttifakı ise Kongo-Uganda sınırı yakınlarında faaliyet gösteren ve DEAŞ ile bağlantılı bir silahlı grup.
Salı günü Kongo ordusu ve isyancılardan bir yetkili, Ruanda destekli M23’ün Doğu Kongo'daki Güney Kivu eyaletinin birçok kilit noktasından çekildiğini ve Ruanda sınırı yakınlarındaki mevzilere gerilediğini açıkladı. Reuters ve RFI'nin aktardığı habere göre bu, aylardır yaşanan ilk büyük saha dönüşümü olma özelliği taşıyor.
Kongo ordusu açıklamalarına göre çekilme, Kinşasa'nın askeri baskısı ile Washington'ın diplomatik baskısına verilen bir yanıt niteliği taşıyor.
ABD’nin hamlesi
Hareket, geçtiğimiz aralık ayında Kongo'nun doğusundaki stratejik açıdan kritik öneme sahip Uvira şehrine saldırı düzenledi. Bu saldırı, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Ruanda arasında kısa süre önce ABD’nin arabuluculuğuyla imzalanan bir barış anlaşmasını fiilen çiğnemesi anlamına geliyordu ve Washington'ın sert tepkisine yol açtı.
Ancak M23, ‘ABD talebi’ olarak nitelendirdiği bir istek doğrultusunda ocak ayında şehirden çekildi. Geçtiğimiz pazartesi günü de bazı köy ve kasabalardan güçlerini geri çekti.
ABD Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz cuma günü sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada Doğu Kongo'daki çatışan tarafları ateşkese uymaya ve gerilimi düşürmeye davet etti.
M23 Sözcüsü Willy Ngoma, Kongo'nun doğusundaki Goma kentinde (Reuters)
Çadlı siyasi analist ve Afrika işleri uzmanı Salih İshak İsa'ya göre M23'ün Doğu Kongo'nun bazı bölgelerinden çekilmesi, gerçek anlamı ve bunun ciddi bir barış sürecinin başlangıcını mı yoksa yalnızca geçici bir yeniden konuşlanma taktiğini mi temsil ettiği konusunda geniş çaplı bir tartışma doğurdu. M23’ün artan bölgesel ve uluslararası baskılar eşliğinde birçok kez ateşkese bağlılığını ilan ettiğini vurgulayan İsa, bununla birlikte geçmişteki deneyimler nedeniyle şüphelerin güçlü bir biçimde varlığını koruduğunu, çünkü bölgenin defalarca kez uzun soluklu olmayan ateşkes anlaşmalarına sahne olduğunu ve bazı çekilmeler kuvvetleri yeniden örgütlemek ile askeri ve siyasi nüfuzu pekiştirmek için fırsat olarak kullanıldığını kaydetti.
İsa, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bölgesel rekabet, doğal kaynaklar üzerindeki çatışma ve devlet otoritesinin zayıflığıyla iç içe geçmiş Doğu Kongo çatışmasının karmaşık yapısı, herhangi bir saha adımının gerçek bir barışa doğru dönüşümün habercisi olduğuna hükmetmek için tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.”
Ateşkesin kalıcı hale getirilmesi
İsa'ya göre bu çekilmelerle ilgili değerlendirmeler, büyük ölçüde önümüzdeki dönemin ortaya koyacaklarıyla yapılmalı. Eğer çekilmelerin ardından ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, devlet kurumlarının yeniden işlevselleşmesi ve net bir müzakere sürecinin başlatılması gibi somut adımlar atılırsa, yaşananlar ciddi bir anlaşmanın habercisi sayılabilir. Ancak askeri hareketler ve saha gerginlikleri sürmekte devam ederse, bu adımlar stratejik bir dönüşümden ziyade siyasi ve askeri bir manevra olarak yorumlanacak.
ABD’nin hamlelerinin etkisine ilişkin olarak M23 üzerindeki ABD baskısının önceki dönemlere kıyaslandığında çok daha güçlü ve sistemli bir görünüm sergilediğini düşünen İsa, bu değerlendirmeyi özellikle Büyük Göller bölgesinin istikrarına yönelik artan uluslararası ve bölgesel ilgi ile Washington'ın gerginliği dizginlemek amacıyla Kongo ile Ruanda arasında mutabakat sağlamaya yönelik çabalarının desteklediğini ifade etti.
ABD'nin, çatışmanın sürmesinin bölgesel güvenliği tehdit ettiğini ve insani krizi derinleştirdiğinin farkında olduğunu düşünen İsa, bu yüzden Washington'ın anlaşmazlıkla bağlantılı taraflar üzerinde baskı uygulamak için siyasi, diplomatik ve ekonomik araçlara başvurmaya çalıştığını vurguladı.
İsa'ya göre Washington geçici bir sakinleşme sağlamayı ya da tarafları müzakere masasına çekmeyi başarabilse de krizin kökleri kapsamlı biçimde ele alınmadığı sürece bunu kalıcı bir barışa dönüştürmekte ciddi güçlüklerle karşılaşacak.
İsa, sözlerini şöyle tamamladı:
“Şimdiye kadar gerçek bir barış planına ulaşma fırsatları mevcut görünüyor. Ne var ki bunlar halen kırılgan ve yavaş seyrediyor. Çünkü Doğu Kongo'daki tablo karmaşık bir yapıya sahip ve salt bir ateşkesin çok ötesine geçiyor.”
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة