Alacakaranlık'ın Jacob'ı: Hayranların ikiye bölünmesi Edward'ı canlandıran Robert Pattinson'la ilişkimi etkiledi

"Farklı şehirlerde binlerce kişi tuttukları karakterin adını haykırıyordu"

Alacakaranlık'ta hem vampir Edward hem de kurt adam Jacob, Bella Swan'a aşıktı (Lion Gate Entertainment)
Alacakaranlık'ta hem vampir Edward hem de kurt adam Jacob, Bella Swan'a aşıktı (Lion Gate Entertainment)
TT

Alacakaranlık'ın Jacob'ı: Hayranların ikiye bölünmesi Edward'ı canlandıran Robert Pattinson'la ilişkimi etkiledi

Alacakaranlık'ta hem vampir Edward hem de kurt adam Jacob, Bella Swan'a aşıktı (Lion Gate Entertainment)
Alacakaranlık'ta hem vampir Edward hem de kurt adam Jacob, Bella Swan'a aşıktı (Lion Gate Entertainment)

Dünyaca ünlü film serisi Alacakaranlık'ın (Twilight) yıldızlarından Taylor Lautner, hayranların "Jacobçılar" ve "Edwardçılar" diye ikiye bölünmesinin rol arkadaşı Robert Pattinson'la ilişkisini etkilediğini itiraf etti.
2008'den 2012'ye kadar 5 filmi vizyona giren Alacakaranlık'ta Lautner'ın oynadığı kurt adam Jacob ve Pattinson'ın canlandırdığı vampir Edward arasında seri boyunca süren bir rekabet vardı.
Gençler arasında geniş kitleye ulaşan serinin izleyicileri, "Jacobçılar" ve "Edwardçılar" diye taraflara ayrılmıştı ve hayran grupları çevrimiçi forumlarda bir araya gelerek etkilerini artırmıştı.
The Toast podcast'inin son bölümüne konuk olan Lautner'a hayranlar arasındaki rekabetten etkilenip etkilenmediği soruldu. Ünlü oyuncu, "Hayır dersem yalan olur" diye yanıtladı ve devam etti:
"O zamanlar çok küçüktüm. İlk film çıktığında 16 yaşındaydım. Seriyi çekmeyi bitirdiğimizde 19 olmuştum."
Lautner, filmin sıkı hayranlarının iki gruba ayrılmasının "çok tuhaf" bir deneyim olduğunu söyledi ve ekledi:
"Tanıtım için dünya turuna çıkıyorduk. Farklı farklı şehirlerde binlerce kişi tuttukları karakterin adını haykırıyordu."
Ünlü oyuncu, "Robert'la aramızda rekabet yoktu. Sonuçta ikimiz de filmi en iyi şekilde çekmeye çalışıyorduk ama bu rekabetin sürekli hatırlatılması… Kesinlikle etkisi oldu" ifadelerini kullandı.
Alacakaranlık serisi, Stephanie Meyer'ın aynı isimli kitaplarından uyarlanmıştı. 
İlk film, Alacakaranlık adıyla 2008'de vizyona girmişti. Seri, 2009'da Yeni Ay (New Moon), 2010'da Tutulma (Eclipse), 2011'de Şafak Vakti Bölüm 1 (Breaking Dawn - Part 1) ve 2012'de Şafak Vakti Bölüm 2 (Breaking Dawn - Part 2) diye devam etmişti.
Independent Türkçe, Variety, EW



ırkçılığın yaygın olduğu dönemde Oscar kazanan ilk siyahi: Hattie McDaniel

ırkçılığın yaygın olduğu dönemde Oscar kazanan ilk siyahi: Hattie McDaniel
TT

ırkçılığın yaygın olduğu dönemde Oscar kazanan ilk siyahi: Hattie McDaniel

ırkçılığın yaygın olduğu dönemde Oscar kazanan ilk siyahi: Hattie McDaniel

Oscar ödüllü ilk Afrikalı-Amerikalı oyuncu Hattie McDaniel'in yeğeni Kevin John Goff, büyük teyzesinin kariyeri boyunca ırkçılıkla mücadele ettiğini belirterek, "İlk olmak zordur, tıpkı daha önce hiç gidilmemiş bir dağda patika açmak gibi. Hattie için hiç patikası olmayan yoldan gitmek zorlu bir yolculuk olacaktı, bunu biliyordu ve hazırlıklıydı." dedi.

AA'nın Hollywood sinemasında oyunculara yönelik ırk ayrımcılığını konu aldığı 2 haberden oluşan "Hollywood'un ötekileri" başlıklı dosyasının ikinci haberinde, anne ve babası köle olarak doğan aktris, şarkıcı ve radyo sanatçısı Hattie McDaniel'in siyahi bir kadın olarak Hollywood'a uzanan kariyeri ve bu yolda ırkçılığa karşı verdiği mücadele ele alındı.

Hattie McDaniel'in kız kardeşi Etta McDaniel'in torunu olan ABD'li film yapımcısı ve aktör Kevin John Goff, AA muhabirine yaptığı açıklamada, büyük teyzesi Hattie McDaniel'in Gone with the Wind (Rüzgar Gibi Geçti) filmindeki performansıyla Akademi Ödülü'ne (Oscar) aday gösterilen ve kazanan ilk siyahi kadın olduğunu vurgulayarak, bunun Amerikan sinema tarihinde dönüm noktası olduğunu söyledi.

Goff, Hattie McDaniel'in ABD'nin Wichita kentinde 13 çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak 10 Haziran 1893'te dünyaya geldiğini dile getirerek, "Hattie'nin serüveni muhtemelen doğduğu andan itibaren başladı. Hep eğlendirmek isterdi. Daha küçük bir kızken bile ailesini ve arkadaşlarını eğlendirirdi. Hayatının en başından itibaren ne olmak istediğini biliyordu." diye konuştu.

Ünlü oyuncunun siyahi karşıtı ırkçılığın yaygın olduğu bir dönemde yetiştiğine dikkati çeken Goff, "O dönem beyazlar, siyahileri Jim Crow (kıt akıllı, ilkel bir siyahi tiplemesi) olarak adlandırıyordu. Jim Crow, bir tür ırkçılık biçimiydi. Hatta Jim Crow yasaları vardı. Örneğin, beyazlarla ayrı çeşmelerden su içmeniz gerekiyordu. Beyaz meslektaşlarına sunulan ama siyahilere sunulmayan fırsatlar vardı. O, en başından 1952'de ölünceye kadar bu dünyada büyüdü." ifadesini kullandı.

- "Eğer siyahi bir oyuncuysanız, alabileceğiniz belirli türde roller vardı"

Goff, Hattie McDaniel'in kariyerine şarkıcı ve söz yazarı olarak başladığını aktararak, Hattie'nin 1910'lu yıllardan itibaren oyuncu olarak film sektörüne girmek istediğini ancak aldığı küçük rollerden kazandığı para kendisine yetmediği için ev işlerine gittiğini kaydetti.

McDaniel'in filmlerde genellikle hizmetçi rolünde olduğuna işaret eden Goff, şunları aktardı:

"Hattie gerçek hayatta da hizmetçilik yaptı. Evleri temizledi, beyaz aileler için yemek pişirdi. Hayatta kalmak için her türlü işi yapıyordu. Bu onun için kesinlikle hayatta kalma mücadelesiydi. İlk olmak zordur, tıpkı daha önce hiç gidilmemiş bir dağda patika açmak gibi. Hattie için hiç patikası olmayan yoldan gitmek zorlu bir yolculuk olacaktı, bunu biliyordu ve hazırlıklıydı. Bir bakıma, bu tür şeylerin onu rahatsız etmesine izin vermedi."

Goff, McDaniel'in çok çalışarak, ilk kez 1932'de bir hizmetçiyi canlandırdığı The Golden West'te (Altın Batı) çıkış yaptığını dile getirerek, "İç savaşta yaralanan ve hayatının geri kalanında bu yarayı taşıyan babasının izinden gittiğini düşünüyorum. Babasının acı çekmesine ve ağır yaralı olmasına rağmen yine de dışarı çıkıp ağır işlerde çalışmasına şahit olmuştu. Sanırım Hattie asla vazgeçmemek için bu dürtü ve tutkuyu aldı. Hollywood'la ilgilenmeye başladığında pes etmek nedir bilmiyordu." ifadesini kullandı.

Şöhreti arttıkça McDaniel'in hizmetçi rollerinde yer almasının, siyahi hareketin tepkisini çektiğine değinen Goff, "Bu onun suçu değildi. Eğer siyahi bir oyuncuysanız, alabileceğiniz sadece belirli türde roller vardı. Bir uşak veya hizmetçi olurdunuz. Birinin evini temizlerdiniz. Belki pamuk tarlasında çalışırdınız ve pek de zeki olmayan biri gibi muamele görürdünüz. Bu, beyaz toplumun ve beyaz Hollywood'un siyahi oyuncu ve siyahi insanlara muamele etme şekliydi." diye konuştu.

- "Filmin Atlanta'daki galasına davet edilmemesi eminim ki onu incitmiştir"

Goff, Hattie McDaniel'in kariyerinde 1939 yapımı Rüzgar Gibi Geçti filminin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, "Rüzgar Gibi Geçti 1939'da gösterime girdiğinde gelmiş geçmiş en büyük filmdi. Herkes film hakkında konuşuyor, herkes izlemek istiyor, her oyuncu işin içinde olmayı diliyordu. Hattie, halihazırda birkaç filmde rol almıştı ama bu onun en büyük fırsatı olacaktı." dedi.

McDaniel'in filmde Mammy adında bir dadıyı canlandırdığını ifade eden Goff, şöyle devam etti:

"Hattie böyle bir filmde yer almanın, diğer siyahi sanatçıların da daha fazla imkana sahip olması adına muhteşem bir fırsat olacağını biliyordu. Çünkü o zamana kadar siyahi aktörler yalnızca belirli rol ve filmlerde yer alabiliyordu. Siyahi biri hiçbir zaman başrol alamazdı, başrolü oynayabileceği düşünülmezdi. Bu yüzden gerçekten harika bir performans sergilemesi gerektiğini biliyordu ki böylece dünyanın gözlerini açabilsin ve insanlar 'Ben siyahiyim ve bu büyüklükte bir filmin üstesinden gelebilirim' mesajını alsın. O bunu yaptı."

McDaniel'in, filmin Atlanta'daki galasına kentteki ayrımcı Jim Crow yasaları nedeniyle katılmadığının altını çizen Goff, şunları söyledi:

"Eminim incinmiş ve davet edilmemek ona iyi hissettirmemiştir. Filmdeki rol arkadaşı Clark Gable, Hattie ile birlikte filmdeki diğer siyahi oyuncuların davet edilmediğini öğrendiğinde, 'Pekala ben de gitmiyorum' dedi. Hattie adil olmayan şekilde muamele görüyordu ama yine de rol arkadaşına ve başrol oyuncusuna 'Hayır, gitmen ve filmi temsil etmen gerekiyor, sen filmin büyük bir parçasısın' dedi. Bu durum, kendisi için hoş olmayan durumlarda bile cesaretli olduğunu ve bunun başkalarına da yansımasını istemediğini gösteriyor."

- "Siyahi olduğu için Hollywood mezarlığına defnedilemedi"

Rüzgar Gibi Geçti filmindeki Mammy karakterinin büyük teyzesine "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" dalında Akademi Ödülü kazandırdığını dile getiren Goff, "Bunun büyük bir an olduğunu ve tarih yazdığını biliyordu. Ödülü almak için çıktığında gözyaşları içindeydi ve konuşmasını zar zor bitirebildi. Sesinden ne kadar duygusal olduğunu anlayabiliyordunuz." diye konuştu.

Goff, Hattie McDaniel'in Oscar ödülünün 1970'lerin başında kaybolduğu bilgisini vererek, "Babamın görmek istediği şeylerden biri buydu, yıllar önce vefat etti ama Akademi'nin bu ödülü yenisiyle değiştirdiğini görmek istiyordu ve bu gerçekleşti. Oscar’ı 1 Ekim'de Washington DC'deki Howard Üniversitesi'nde değiştirdiler. Ben de o törende yer almak için oradaydım. Hattie'nin Oscar'ı geri geldi." şeklinde konuştu.

Meme kanseri nedeniyle 26 Ekim 1952'de hayatını kaybeden Hattie McDaniel'in, Oscar ödüllü bir sanatçı olmasına rağmen son isteğinin ırkçı nedenlerle reddedildiğinin altını çizen Goff, sözlerini "Hattie, Hollywood mezarlığına gömülmek istemişti ama 'Hayır, buraya defnedilmene izin vermeyeceğiz. Siyahileri kabul etmiyoruz.' demişler. Yani hayatı boyunca bu tür şeylerle karşılaştı. Buna alışkın olduğunu söylemek istemiyorum ama bu tür şeylere hazırlıklı olduğunu ve üstesinden gelebildiğini düşünüyorum." şeklinde tamamladı.


Hala Sedki: Başrol beni hem mutlu ediyor hem de korkutuyor

Hala Sedki: Başrol beni hem mutlu ediyor hem de korkutuyor
TT

Hala Sedki: Başrol beni hem mutlu ediyor hem de korkutuyor

Hala Sedki: Başrol beni hem mutlu ediyor hem de korkutuyor

Mısırlı oyuncu Hala Sedki, sinemadaki başrolünün kendisine hem korku hem de mutluluk verdiğini söyledi. 7 yıllık aradan sonra ‘Kraliçe’ filminde başrol oynayarak sinemaya geri dönen oyuncu, bu rolün ‘Cafer El Umde’ dizisinde canlandırdığı, ‘Kraliçe’ lakaplı ‘Safsaf’ karakteri ile hiçbir ilgisinin olmadığını belirtti.

Sedki Şarku’l Avsat’a “Filmin senaryosunda olaylar, büyük bir üne kavuşan diziden ve özellikle de sokakta ve sosyal medyada halkın konuşulan Kraliçe (Safsaf) karakterinden tamamen farklı” dedi.

Sinema oyunculuğunda yeni deneyime gelince, hem mutluluk hem de korku duyduğunu belirtti ayrıca filmde başrol olarak tüm sorumluluğu üstlendiğini anlattı. Oyuncu söz konusu film ile, bir aradan sonra sinemaya geri döndüğünü ve Cafer El Umde dizisinin başarısından sonra başarılı bir dönüş olduğunu belirtti.

Kraliçe filminde Rania Yusuf, Bassem Samra, Mohamed Radwan, Dina, Badria Tolba, Mohamed Mahmoud, Karim Afifi, Arfa Abdel Rassoul ve Shereen Reda gibi çok sayıda yıldız yer alıyor. Hisham Hilal ve Ahmed Ramzy tarafından yazılan filmin yönetmenliğini Sameh Abdelaziz üstleniyor. Olaylar, komedi paradokslarının ortasında, spor kulübü sahibi olan bir kadının etrafında dönüyor, sokaktaki bazı hayati meseleleri ve bunların toplum üzerindeki etkisinin boyutunu da ele alıyor.


Pink boşanma sürecindeki Britney Spears'a destek için şarkı sözlerini değiştirdi

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Pink boşanma sürecindeki Britney Spears'a destek için şarkı sözlerini değiştirdi

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Pink son konserinde, Britney Spears'ın boşanma sürecinde şarkıcıya destek olmak amacıyla şarkı sözlerini değiştirdi.

16 Ağustos Çarşamba günü, bir yıldan biraz fazla süren evliliklerinin ardından pop yıldızının Sam Asghari'den ayrıldığı bildirildi.

29 yaşındaki Asghari'nin Spears'la paylaştıkları evden taşındığı düşünülürken, bir kaynak da "Sam'in boşanma davası açması an meselesi" iddiasında bulundu.

TMZ, Spears'ın kendisini aldattığı söylentileri üzerine, Asghari'nin şarkıcıyla yüzleşmesinin ardından çiftin ilişkisinin bozulduğunu bildirdi. Yayın kuruluşu, bu söylentiyi doğrulayamadığını belirtti ancak iddiaların çift arasında "çok büyük bir kavgaya" neden olduğunu ekledi.

Spears'la arkadaş olan Pink, 17 Ağustos Perşembe günü desteğini açıkça dile getirmek için yıldızın adının geçtiği şarkılarından birinin sözlerini değiştirdi.

İlk kez 2001'de piyasaya sürülen "Don't Let Me Get Me" şarkısının orijinal sözlerinde Pink şunları söylüyor:

Bıktım kıyaslanmaktan/ Lanet Britney Spears'la/ O çok güzel/ Ki ben değilim işte.

Ancak şarkıcı son konseri sırasında "lanet" kelimesini "tatlı"yla değiştirdi. Şarkı sözünün değiştirilmesinin ardından seyircilerin alkışladığı duyuldu.

O anın görüntüleri Instagram'da paylaşıldı. Kısa video viral hale gelirken, birçok hayran Pink'i bu jestinden dolayı kutladı.

Ne Spears ne de Asghari ayrılık söylentilerine henüz kamuoyu önünde değindi. Ancak Spears haberlerin çıkmasından beri ilk yorumunu 16 Ağustos Çarşamba günü yaptı. "Toxic" şarkısıyla tanınan sanatçı Instagram'da bir gönderi paylaştı ve hayranlarına "yakında bir at satın alacağını" söylerken şaşkın görünüyordu.

Spears, kumsalda ata binerken çekilmiş fotoğrafını paylaştı ve ekledi:

O kadar çok seçenek var ki biraz zor!!! Sophie adında bir at ve Roar adında başka bir at.

The Independent yorum için Spears ve Asghari'nin temsilcileriyle iletişime geçti ancak henüz yanıt alamadı.


Pink boşanma sürecindeki Britney Spears'a destek için şarkı sözlerini değiştirdi

AP
AP
TT

Pink boşanma sürecindeki Britney Spears'a destek için şarkı sözlerini değiştirdi

AP
AP

Pink son konserinde, Britney Spears'ın boşanma sürecinde şarkıcıya destek olmak amacıyla şarkı sözlerini değiştirdi.

16 Ağustos Çarşamba günü, bir yıldan biraz fazla süren evliliklerinin ardından pop yıldızının Sam Asghari'den ayrıldığı bildirildi.

29 yaşındaki Asghari'nin Spears'la paylaştıkları evden taşındığı düşünülürken, bir kaynak da "Sam'in boşanma davası açması an meselesi" iddiasında bulundu.

TMZ, Spears'ın kendisini aldattığı söylentileri üzerine, Asghari'nin şarkıcıyla yüzleşmesinin ardından çiftin ilişkisinin bozulduğunu bildirdi. Yayın kuruluşu, bu söylentiyi doğrulayamadığını belirtti ancak iddiaların çift arasında "çok büyük bir kavgaya" neden olduğunu ekledi.

Spears'la arkadaş olan Pink, 17 Ağustos Perşembe günü desteğini açıkça dile getirmek için yıldızın adının geçtiği şarkılarından birinin sözlerini değiştirdi.

İlk kez 2001'de piyasaya sürülen "Don't Let Me Get Me" şarkısının orijinal sözlerinde Pink şunları söylüyor:

Bıktım kıyaslanmaktan/ Lanet Britney Spears'la/ O çok güzel/ Ki ben değilim işte.

Ancak şarkıcı son konseri sırasında "lanet" kelimesini "tatlı"yla değiştirdi. Şarkı sözünün değiştirilmesinin ardından seyircilerin alkışladığı duyuldu.

O anın görüntüleri Instagram'da paylaşıldı. Kısa video viral hale gelirken, birçok hayran Pink'i bu jestinden dolayı kutladı.

Ne Spears ne de Asghari ayrılık söylentilerine henüz kamuoyu önünde değindi. Ancak Spears haberlerin çıkmasından beri ilk yorumunu 16 Ağustos Çarşamba günü yaptı. "Toxic" şarkısıyla tanınan sanatçı Instagram'da bir gönderi paylaştı ve hayranlarına "yakında bir at satın alacağını" söylerken şaşkın görünüyordu.

Spears, kumsalda ata binerken çekilmiş fotoğrafını paylaştı ve ekledi:

O kadar çok seçenek var ki biraz zor!!! Sophie adında bir at ve Roar adında başka bir at.

The Independent yorum için Spears ve Asghari'nin temsilcileriyle iletişime geçti ancak henüz yanıt alamadı.

Independent Türkçe


Michael Cera az kalsın menajeri yüzünden Barbie'deki rolünü kaybediyormuş

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Michael Cera az kalsın menajeri yüzünden Barbie'deki rolünü kaybediyormuş

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Michael Cera, Greta Gerwig'in Barbie'sinde hayranların favorisi olan Allan'ı oynama şansını nasıl neredeyse elinden kaçıracağını açıkladı.

35 yaşındaki Kanadalı aktör, Margot Robbie'nin hayatının amacını keşfetmek için gerçek dünyaya adım atmak zorunda kalan ve filme ismini veren bebeği canlandırdığı gişe rekortmeni filmde, Mattel'in üretimden kaldırılan bebeğini canlandırıyor.

Nevi şahsına münhasır Allan'ı tuhaf ve uyumsuz bir karakter olarak canlandıran Cera, komedi filminin geçen ay sinemalarda gösterime girmesinden sonra izleyicilerin beğenisini hemen kazandı.

Çok Fena (Superbad) filminin yıldızı, yakın zamanda GQ'ya verdiği video röportajında, oyuncu kadrosuna "tam son dakikada" seçildiğini söyledi.

Cera, "Menajerim proje için müsait olup olmadığımı kontrol etmek amacıyla beni aradı ve 'Bu filmle ilgili bir telefon aldım, Barbie filmi, Greta Gerwig yönetiyor ve 4 ay civarında bir süreyle Londra'da çekiliyor. Ben de onlara muhtemelen Londra'ya gitmek istemeyeceğin için muhtemelen bu filmde oynamak istemeyeceğini söyledim' dedi" diye anlattı:

Ben de 'Ne?! Ne demek istiyorsun? Onları geri ara' dedim. Yani, işi berbat falan etmedi ama 'Onların beklentilerini, bunu yapmak istemeyebileceğin ihtimaline göre idare ettim' dedi. Ben de 'Nasıl yapmam? Yapmam gerek' dedim.

Juno'da da oynayan Cera, Uğur Böceği (Lady Bird) filminin yönetmeni Gerwig'le e-posta yoluyla bağlantı kurarak rolü oynayıp oynayamayacağını sorduğunu açıkladı.

Rolü konuşmak için Zoom'a geçtikten sonrasını anlatan Cera şunu söyledi:

O andan itibaren her şey çok hızlı gelişti.

Aktör kendi sözleriyle, Allan'ı "dünyada gerçek bir yeri olmayan", "üzgün bir figür" diye tanımladı.

Cera, "Allan aslında çok kısa bir üretim süreci geçirmiş gerçek bir oyuncak bebeğe dayanıyor" diye ekledi. Allan 1964’te Barbie'nin erkek arkadaşı Ken'in en iyi arkadaşı olarak tanıtılmış ancak düşük satışlar nedeniyle iki yıl sonra, 1966'da üretimi durdurulmuştu.

21 Temmuz'da gösterime giren Barbie şimdiden çeşitli gişe rekorlarını kırdı.

Yapım, dünya çapında 1 milyar doları aşan gişe satışıyla, bir kadın yönetmenin en yüksek hasılat elde eden filmi olarak tarihe geçti.

16 Ağustos Çarşamba açıklanan rakamlara göre Barbie'nin ABD’deki gişe hasılatı 537,5 milyon dolara ulaşarak Christopher Nolan'ın 2008 yapımı süper kahraman filmi Kara Şövalye'nin (The Dark Knight) (536 milyon dolar) önüne geçti ve Warner Bros'un ABD’de en yüksek hasılat elde eden filmi oldu.


ABD'deki üniversite "Taylor Swift'in Psikolojisi" dersi açıyor

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

ABD'deki üniversite "Taylor Swift'in Psikolojisi" dersi açıyor

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Arizona Eyalet Üniversitesi bu sonbaharda hevesli öğrencilere "Taylor Swift'in Psikolojisi - Sosyal Psikolojinin İleri Konuları" adlı yeni bir ders açacak.

ASU News tarafından yayımlanan bir haberde kurum, yeni eklentiyi psikoloji öğrenimine "hızlı" (swift) bir yaklaşım olarak duyururken, pop yıldızı ve hayranlarını parasosyal ilişkilerin en önemli örneği olarak kullanarak öğrencilerin konuyu eğlenceli ve ilgili bir şekilde keşfedebileceklerini umduğunu ifade etti. Okula göre ders aynı zamanda Swift'in şarkılarında, hayatında ve gönül ilişkilerinde bulunan sosyal psikoloji temalarına da değinecek.

Bu sonbaharda dersi verecek psikoloji bölümü doktora öğrencisi Alexandra Wormley, "Kurs temel olarak Taylor Swift'i farklı fenomenlerin  (dedikodu, ilişkiler, intikam) bir dönemlik örneği olarak kullanıyor" dedi. Wormley, Cruel Summer'la tanınan şarkıcının hayranı olun ya da olmayın, "dersin onu ne kadar sevip sevmediğimize dair bir seminer olmadığını, psikoloji hakkında bilgi edinebilmek istediklerini" vurguladı.

Taylor Swift'i neden ileri psikolojiyle eşleştirmek istediği sorulduğunda Wormley, Swift'in Arizona eyaletinin Glendale kentindeki performansını izledikten sonra ilham aldığını söyledi. Ertesi gün birkaç araştırma görevlisiyle birlikte laboratuvardaymış ve "onunla ilgili bir derse bayılacakları esprisini yapmışlar".

Wormley daha sonra potansiyel bir Taylor Swift psikoloji dersinin nasıl görüneceğine dair pek de ciddi olmadan "kaba bir taslak" hazırladığını ve daha sonra bunu bölümüne sunduğunu söyledi. Şoke edici bir şekilde, beğenmişler.

Kendisi sıkı bir Swift hayranı olmasa da Wormley, şarkıcı-söz yazarına duyulan takdirin kendisine de geçmesine yol açacak kadar yakın mesafede bulunduğu bir hayran varmış. Sanatçıya ilgi duymasını sağlayan kişi olarak partnerinin kız kardeşini işaret ediyor:

Taylor Swift hakkında bildiğim neredeyse her şeyi partnerimin kız kardeşinden öğrendim, kendisi ezelden beri bir Swiftie. Ders konularının şekillenmesinde büyük rol oynadı. Onun coşkusu oldukça bulaşıcı, bu yüzden iki yıl içinde kayıtsız biriyken geçen yıl Spotify'da Swift'i en çok dinleyenlerden biri oldum.

Doktora öğrencisi müfredata gelince, "Taylor Swift albümünden bir temayı" sosyal psikolojinin birçok konusundan biriyle ilişkilendirmeyi planladığını söylüyor. Wormley, Swift'in Reputation albümünü çevreleyen popüler kültür dramasını, özellikle intikam kavramını keşfetme açısından potansiyeli olan bir Swift albümüne örnek olarak gösteriyor.

Swift'in eski çift Kim Kardashian ve Kanye West'le kamuoyu önünde yaşadığı çatışmaların ardından, "onlardan ve daha geniş medya ortamından intikamını, inanılmaz başarılı bir albüme imza atıp stadyum turnesine çıkarak" aldığını söylüyor. Wormley ayrıca toplum olarak neden intikamdan hoşlandığımızı ve bunu neden yaptığımızı "sosyal psikolojinin bize söyleyebileceğini" belirtiyor.

Wormley'e göre sosyal psikolojiyi Taylor Swift'in yaşamı ve çalışmaları üzerinden öğretmek kavramları daha ilgi çekici hale getirecek. Doktora öğrencisi, araştırmaların "öğrenciler ders materyallerini kendi yaşamlarıyla ilişkilendirebildiğinde, anlama ve akılda tutmanın arttığını" ortaya koyduğunu söyledi.

Sosyal medyada, üniversite sınıfının haberi Swift hayranları tarafından övgü yağmuruyla karşılandı ve birçoğu derse kaydolmak isteyeceklerini açıkladı.

Bir kişi "Hemen döneceğim, ASU'ya kaydoluyorum ve Swiftizm üzerine doktora yapmak istiyorum" diye tweet atarken, bir başkası "Bu dersten en yüksek notla geçerdim" dedi.


Millie Bobby Brown düğün hazırlığı yapmanın "çok eğlenceli" olduğunu söyledi

Millie Bobby Brown 19, nişanlısı Jacob Hurley Bongiovi'yse 21 yaşında (Instagram)
Millie Bobby Brown 19, nişanlısı Jacob Hurley Bongiovi'yse 21 yaşında (Instagram)
TT

Millie Bobby Brown düğün hazırlığı yapmanın "çok eğlenceli" olduğunu söyledi

Millie Bobby Brown 19, nişanlısı Jacob Hurley Bongiovi'yse 21 yaşında (Instagram)
Millie Bobby Brown 19, nişanlısı Jacob Hurley Bongiovi'yse 21 yaşında (Instagram)

Millie Bobby Brown, düğün planlamaya başladı.

Women's Wear Daily'nin 14 Ağustos'ta yayımladığı röportajda 19 yaşındaki oyuncu, nişanlısı Jake Bongiovi'yle düğün planlamanın nasıl gittiğinden bahsetti. Brown, "Şunu söyleyebilirim ki planlama devam ediyor. Çok eğlenceli ve hayatımdaki çok heyecan verici bir dönem" dedi.

2021'den beri flört eden Brown ve Bongiovi nişanlandıklarını nisanda duyurmuştu. Bununla birlikte Brown röportajda, yaklaşan evlilikleri hakkında neyi paylaşıp neyi paylaşmayacağı konusunda seçici olmaya çalıştığını söyledi.

"Muhtemelen gizlemeyi düşünüyorum çünkü hayatta sadece bir kez yaşayabileceğiniz sınırlı an var. Herkesin fikirlerinin ve gözlerinin buna bakması bana doğal gelmiyor" dedi. Brown, "Bu yüzden bu tür şeyleri, hayattaki bu küçük değerli anları gizli tutmanın önemli olduğunu hissediyorum" diye ekledi.

Stranger Things'in oyuncusu ve rock şarkıcısının oğlunun nişanlandığı söylentileri ilk kez, Brown'ın Instagram gönderisinde sol elinde nişan için olduğu anlaşılan bir yüzükle çiftin fotoğrafını paylaşmasıyla çıkmıştı. Brown, bu gönderinin altına Taylor Swift'in "Lover" adlı parçasının şarkı sözlerini yazmıştı.

"Seni üç yazdır seviyorum tatlım, hepsini istiyorum" diye yazan Brown, beyaz bir kalp emojisi eklemişti. Bongiovi de kendi hesabından paylaşım yaparak çiftin aynı yerde çekilmiş iki fotoğrafının yanına sadece "sonsuza dek" yazmıştı.

Nişan ilk duyurulduğunda, sosyal medya kullanıcıları çiftin evlenmek için yeterince büyük olup olmadığını sorgulayınca Bongiovi'nin babası Jon Bon Jovi, SiriusXM'in Radio Andy programında tepkilere yanıt vermişti.

Programa katılan şarkıcı, sunucu Andy Cohen'e şunları demişti: 

Doğru partneri bulup beraber büyüdüyseniz yaş önemli mi bilmiyorum.

Bon Jovi şunları ekleyerek, çocuklarının "beraber büyüyebildikleri" doğru partnerleri bulacağına güvendiğini söylemişti: 

Tavsiyem gerçekten beraber büyümenin akıllıca olduğudur. Bence çocuklarımın hepsi birlikte büyüyebileceklerini düşündükleri kişiler buldu ve biz hepsini seviyoruz. Millie harika biri. Tüm ailesi harika. Jake çok ama çok mutlu.

Çift, nişanlarını kutlamak için mayısta özel bir parti vermiş, Brown'un profesyonel kuaförü Peter Burkill, çiftin kutlama fotoğraflarını Instagram'da paylaşmıştı. Bir fotoğrafta Brown ve Bongiovi'nin önünde poz verdiği kalp şeklinde beyaz balonları süsleyen ışıklı tabelada şunlar yazıyordu: 

Bay ve Bayan Bongiovi.

Burkill, gönderinin altına "Bu güzel çifte tebrikler!" diye yazmıştı.

Brown ve Bongiovi ilk kez Haziran 2021'de, Godzilla vs Kong'un yıldızı o yıl kasımda ilişkisini Instagram'da resmileştirmeden önce romantik bir bağ kurmuştu. Brown, London Eye'a bindiklerinde o dönem erkek arkadaşı olan Bongiovi'nin kendisini yanağından öptüğü bir fotoğraf paylaşmıştı. Çift Mart 2022'de, Londra'daki Royal Albert Hall'da düzenlenen BAFTA ödüllerinde ilk kez kırmızı halıda beraber boy göstermişti.


Stephen King, eleştirmenleri ikiye bölen filme hayran oldu

38 yaşındaki Chazelle'in 5. filmi Babylon, 63 milyon dolar hasılat yapmıştı (Paramount Pictures)
38 yaşındaki Chazelle'in 5. filmi Babylon, 63 milyon dolar hasılat yapmıştı (Paramount Pictures)
TT

Stephen King, eleştirmenleri ikiye bölen filme hayran oldu

38 yaşındaki Chazelle'in 5. filmi Babylon, 63 milyon dolar hasılat yapmıştı (Paramount Pictures)
38 yaşındaki Chazelle'in 5. filmi Babylon, 63 milyon dolar hasılat yapmıştı (Paramount Pictures)

Ünlü korku yazarı Stephen King, başrollerini Margot Robbie'yle Brad Pitt'in paylaştığı, izleyicileri ve eleştirmenleri ikiye bölen kara komedi Babylon'dan övgüyle söz etti. 

Prömiyeri 2022'de yapılan Babylon, Hollywood'un ilk dönemlerini merkeze alıyordu. Eleştirmenleri kutuplaştıran film, sinemanın sessiz dönemden çıkış sürecinde birkaç oyuncunun yükseliş ve çöküşünü anlatıyordu. 

Bazıları Babylon'un hırsını, ihtişamını, performanslarını ve dönemi incelikli bir şekilde keşfetmesini alkışlarken, diğerleri aşırı doldurulmuş ve dağınık olduğunu düşündü.

75 yaşındaki King de filmle ilgili görüşlerini bildirenlerin arasına katıldı. Karışık yorumlara aldırmayan King, Damien Chazelle'in üç saatlik filminden övgüyle bahsetti.

Amerikalı yazar, 7 milyonu aşkın takipçisine şöyle yazdı:

Belki bu filmden çok benim hakkımda bir şey söylüyordur ama BABYLON'un son derece zekice olduğunu düşündüm: Abartılı, aşırı, komik, düşündürücü. Kötü eleştiriler alan ve 20 yıl sonra klasik olarak anılacak filmlerden biri olabilir.

Whiplash, Aşıklar Şehri (La La Land) ve Ay'da İlk İnsan'ın (First Moon) Oscarlı yönetmeni Damien Chazelle imzasını taşıayn film, üç dalda Akademi Ödülü'ne aday gösterilse de hiçbirini kazanmayı başaramamıştı.

Independent Türkçe, ScreenRant, Huffington Post


Venus Williams yeni "tam zamanlı" işini açıkladı: Kayıp valizlerini aramak

Tenis yıldızı Venus Williams bagajının nerede olduğunu bulmak için üç gün uğraştı (Reuters)
Tenis yıldızı Venus Williams bagajının nerede olduğunu bulmak için üç gün uğraştı (Reuters)
TT

Venus Williams yeni "tam zamanlı" işini açıkladı: Kayıp valizlerini aramak

Tenis yıldızı Venus Williams bagajının nerede olduğunu bulmak için üç gün uğraştı (Reuters)
Tenis yıldızı Venus Williams bagajının nerede olduğunu bulmak için üç gün uğraştı (Reuters)

Bu kimsenin tahmin edemeyeceği bir sürpriz son. ABD'li tenis süperstarı Venus Williams, yeni tam zamanlı işini duyurdu: Kayıp valizlerinin izini sürmek için "gecesini gündüzünü" havayolu şirketini arayarak geçirmek.

7 Grand Slam şampiyonluğu bulunan oyuncu kendisini bu yeni göreve, bir turnuvaya katılmak üzere American Airlines'la Kanada'nın Montreal kentine uçtuktan ama valizleri yaklaşık 2 bin 255 km ötede, Bahamalar'da kaldıktan sonra atadı.

Instagram'da bir hikaye paylaşan 43 yaşındaki sporcu, havayolu şirketini etiketleyerek onlarla uçmayı çok sevdiğini ve "1 milyon mil kulübüne bile girdiğini" yazdı.

Montreal'e seyahat ederken çantamı neden Bahamalar'a gönderdiğinizden emin değilim. Şimdi bugün maçım var. Üç gündür çantalarımı almaya çalışıyorum. Sanırım tüm sınırsız dakikalarımı sizleri arayarak harcadım ve bu benim gece gündüz tam zamanlı işim haline geldi.

Williams, alaycı bir şekilde "bu çok eğlenceliydi" diye ekledi ve ardından gülerek ağlayan emoji kullandı.

Williams, Montreal'deki Omnium Banque Nationale yarışmasındaki maçında Madison Keys'e peş peşe setlerde yenilerek elendi.

The Independent yorum için American Airlines'la temasa geçti ancak henüz yanıt alamadı.

View from the Wing'de yer alan habere göre, American Airlines'ın "milyon mil" üyesi olan Williams, ömür boyu "altın" statü hakkına sahip ve bu da valizlerini check-in yaptırmak için para ödemek zorunda olmadığı anlamına geliyor.

Kanada'ya ve Kanada'dan seyahat eden ve valizlerini bagaj bölümüne koymak için ödeme yapan herkes, valizlerinin havayolu şirketi tarafından kaybedilmesi, geciktirilmesi veya hasar görmesi halinde para iadesi alma hakkına sahip.

Önceki aylarda yayımlanan ve "yanlış taşınan" valiz sayısında ani bir artış olduğunu gösteren habere göre, havayolu şirketleri 2022 yazında son 10 yılın en yüksek oranıyla valiz kaybetti. Bu "hızlı" yükseliş, 2022'de toplam 26 milyon çantanın yanlış yere gönderildiği anlamına geliyor.

Ocakta bir kadın, United Airlines'ın kaybetmesinden 4 yıl sonra bavuluyla nasıl yeniden bir araya geldiğini paylaşmıştı.

Independent Türkçe


25 yaşındaki Sydney Sweeney: "Şimdiye kadar anne olacağımı düşünürdüm"

AP
AP
TT

25 yaşındaki Sydney Sweeney: "Şimdiye kadar anne olacağımı düşünürdüm"

AP
AP

Sydney Sweeney bugünlere geldiğinde aile kurmuş olmayı beklediğini içtenlikle açıkladı.

Echo Valley'deki rol arkadaşı Julianne Moore'la beraber yakın zamanda Variety'ye konuşan 25 yaşındaki oyuncu, hayatından ve neler yapmayı planladığından bahsetti.

Moore röportajda, sözkonusu işleri olduğunda ikisinin de benzer bir düşünce yapısına sahip olduğunu belirtti. Moore, The White Lotus'un yıldızı hakkında "Onun yaşındayken işimle ilgili çok hırslıydım, Sydney de öyle" dedi.

Sydney çok özgün ve sahici bir his veriyor, birlikte çalışması ve yakın olması kolay biri.

Sweeney'e övgü yağdırmaya devam eden Moore "Bence muhtemelen Sydney'nin rahatlık seviyesi, benim o yaştaki rahatlığımdan çok daha fazla. O sadece yıldız olmakla değil, oyuncu olmakla da ilgilenen biri" diye ekledi.

Sweeney, eğer kariyeri Moore'unkiyle aynı boyutlara ulaşırsa, "gerçekten sağlıklı bir denge kurmak" isteyeceğini söyledi.

Euphoria'nın yıldızı, Variety'ye "Her zaman, şimdiye kadar çocuğum olacağımı düşünürdüm" dedi.

Hep genç bir anne olmak istedim. Oyunculuğu seviyorum, iş dünyasını seviyorum, yapımcılığı seviyorum, hepsini seviyorum. Ama bunları bir aileyle paylaşamayacaksam ne anlamı var ki?

Oyuncunun, aile kurmaya hazır olduğunda istediği çocuk sayısıyla ilgili aklında şimdiden bir plan var. Sweeney, "Zamanı geldiğinde 4 çocuğum olacak" dedi.

Her yere benimle gelip en iyi arkadaşlarım olacaklar.

Aktris halihazırda erkek arkadaşı Jonathan Davino'yla nişanlı. Nişan söylentileri ilk Şubat 2022'de oyuncunun parmağında yüzük görüldüğünde yayılmııştı. People aynı yılın martında çiftin nişanlandığını resmen doğrulamıştı.

Sweeney, bir partnerde aradığı nitelikler sorulduğunda şöyle dedi:

En iyi arkadaşımı arıyorum. Kelimenin tam anlamıyla 7/24 takılabileceğim, asla bıkmayacağım ve her gün beraber gülebileceğim biriyle birlikte olabilmem lazım.

Sweeney ve Davino, InStyle için bir akşam yemeğine katılırken ilk kez birlikte fotoğraflandıkları Ekim 2018'den bu yana duygusal bir ilişki yaşıyor. Çift verdikleri ilk görüntüden sonra beraber görülmeye devam etti. Bunların arasında 2020'de Hawaii'de plajda geçirdikleri bir gün de var.

People'a göre Şikago merkezli bir restoranı işleten Davino'nun ailesi popüler pizza şirketi Pompei'nin sahibi.

Sweeney ilişkisiden ilk kez Ocak 2022'de Cosmopolitan'a bahsetmişti. Oyuncu, "Göz önünde olan kişilerle çıkmam" demişti. 

Oyuncularla, müzisyenlerle veya eğlence sektöründen kimseyle çıkmıyorum çünkü böylece normal Syd olabiliyorum ve bu en kolayı. Harika bir destek mekanizmam var.

Ardından bu destek mekanizmasını bu kadar harika yapan şeyin ne olduğunu açıklayan Sweeney şöyle eklemişti:

Benim için savaşacak, beni başının tacı yapan ve bana 'Ah, hayır, çok parlıyorum, geri çekilmem lazım' diye hissettirmeden parlamama izin veren kişiler var.

Independent Türkçe