Zihnin karanlık odalarına hoş geldiniz: Psikolojik gerilim tutkunlarına 10 sarsıcı dizi

Zihnin karanlık odalarına hoş geldiniz: Psikolojik gerilim tutkunlarına 10 sarsıcı dizi
TT

Zihnin karanlık odalarına hoş geldiniz: Psikolojik gerilim tutkunlarına 10 sarsıcı dizi

Zihnin karanlık odalarına hoş geldiniz: Psikolojik gerilim tutkunlarına 10 sarsıcı dizi

Psikolojik gerilim türünü sevenler, son haftalarda yeni bir takıntı kazandı: Claire Danes ve Matthew Rhys'in başrolleri paylaştığı The Beast in Me, yayınlandığı ilk günden bu yana küresel listelerde fırtına gibi esiyor. 

Ünlü yazar Aggie Wiggs'in hem yazarlık sıkışmışlığıyla hem de kaybettiği oğlunun gölgesiyle boğuşurken, yeni komşusu Nile Jarvis'in tehlikeli sırlarına kapılması; diziyi yalnızca bir gerilim değil, insan zihninin karanlık kıvrımlarına doğru bir yolculuğa dönüşüyor. Jarvis'in geçmişte eşinin kayboluşunda baş şüpheli olması, Aggie'nin ilham arayışını ölümcül bir meraka dönüştürüyor ve ortaya rahatsız edici bir kedi–fare oyunu çıkıyor.

The Beast in Me'nin 41 ülkede Netflix'in zirvesine yerleşmesi, izleyicinin psikolojik gerilimlere olan iştahının ne kadar kabardığını bir kez daha gösterdi. Biz de buradan hareketle türün çarpıcı örneklerini masaya yatırmak ve öne çıkanları bir araya getirmek istedik.

Bu listede; The Fall'un tüyleri diken diken eden av–avcı dinamiğinden, Sharp Objects'in bastırılmış travmaları ilmek ilmek çözen boğucu atmosferine; You'nun modern çağ paranoyasını körükleyen "takıntılı aşk" anlatısından, Behind Her Eyes'ın akıl oyunlarıyla beklentileri ters yüz eden ters köşelerine uzanan geniş bir yelpaze var.

The Girlfriend anne-oğul ilişkisindeki tehlikeli sınırları deşerken, The Patient insan ruhunun karanlık bir odaya hapsolabileceğini kanıtlayan iki kişilik bir psikolojik düello sunuyor. The Stranger tek cümleyle hayatı altüst eden sırları açığa çıkarıyor; The Undoing ve Anatomy of a Scandal ise ayrıcalık, güç ve yalanların çürüttüğü ilişkilerin röntgenini çekiyor. Disclaimer ise hafızanın karanlık dehlizlerinde dolaşan, suçluluk ve gerçeklik algısını altüst eden bir karakter incelemesine dönüşüyor.

Kısacası, eğer The Beast in Me'yi bir çırpıda bitirdiyseniz ve benzer karanlıkta hikayelerle, benzer psikolojik çözülmeler arıyorsanız doğru yerdesiniz.

Hazırsanız, zihnin karanlık kıyılarına doğru bir yolculuk başlıyor.

The Fall (2013-2016)

The Fall, daha ilk sahnesinden itibaren izleyiciyi sessiz, derinden yükselen bir kabusun içine çeken en ürpertici psikolojik gerilimlerden biri. Dizi, dedektif Stella Gibson ve seri katil Paul Spector'ı karşı karşıya getirirken klasik "avcı–av" kalıbının ötesine geçip iki zeki, karanlık ve kusurlu karakterin paralel çöküşünü anlatıyor.

Kimliğini saklayan bir canavar değil, gündelik hayatta karşımıza çıkabilecek kadar sıradan bir adamın dehşet verici yüzü diziyi daha da rahatsız edici kılıyor. Gillian Anderson, Gibson'ı sadece keskin zekasıyla değil, kırılganlıkları, öfke anları ve kontrolcü tavrıyla yaşayan bir karaktere dönüştürüyor. Jamie Dornan'ın hayat verdiği sakin, düzenli ve aile babası gibi görünen Spector ise çoğu katilden daha gerçekçi, daha sessiz ve bu yüzden çok daha ürkütücü.

scdfrg
The Fall'da Paul Spector'ı canlandıran 43 yaşındaki İrlandalı aktör Jamie Dornan, Elli Ton (Fifty Shades) serisinde canlandırdığı Christian Grey rolüyle tanınıyor (BBC Two)

Dizi, cinayetleri bir gizem unsuru olarak kullanmak yerine, erkek şiddeti, güç ilişkileri ve toplumun kör noktalarına dair sert ve doğrudan yorumlar yapıyor. Belfast'ın gri atmosferi ve yavaş yavaş sıkışan tempo, iki karakterin birbirine doğru yaklaşan soğuk nefesini izleyiciye hissettiriyor. Her bölümde, gizli hesaplaşmalar, bürokratik engeller ve adalet arayışının karanlık yüzü birbirine dolanarak tansiyonu sürekli yükseltiyor.

Dizinin en çarpıcı yanı, izleyiciyi kimi zaman katile acımaya ittiği, kimi zaman Gibson'ın yöntemlerini sorgulattığı gri bir ahlaki alanda bırakması. Ve finalde The Fall, bize en büyük dehşetin canavarlar değil, sıradan görünen insanların içindeki sessiz, görünmez karanlık olduğunu hatırlatıyor.

IMDb: 8,1
Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

Sharp Objects (2018)

Karanlığın insan ruhuna nasıl sinsice sızdığını izlemek istiyorsanız, Sharp Objects sizi daha ilk dakikasından kollarına almaya hazır. David Fincher imzalı Kayıp Kız'ın (Gone Girl) yazarı Gillian Flynn'in sert ve çarpık dünyasını ekrana taşıyan dizi, sadece bir cinayet soruşturması değil, bastırılmış acının insanı nasıl içten içe çürüttüğünün ezici bir portresi. Amy Adams'ın hayat verdiği Camille Preaker, iki kayıp kızın peşine düşerken aslında yıllardır kaçtığı çocukluk travmalarının tam kalbine geri dönüyor. Wind Gap'in boğucu atmosferi, küçük kasaba sırlarının nesilden nesile aktarılan bir zehir gibi insanların içinde yaşadığını hatırlatıyor. Dizi, cinayetlerin ardındaki gerçeği ararken Camille'in zihninde gömülü anıları da ustalıkla açığa çıkarıyor ve gizemle psikolojik çözülüşü mükemmel bir ritimle iç içe geçiriyor.

scdfr
6 kez Oscar'a aday gösterilen 51 yaşındaki Amy Adams, gazeteci Camille Preaker rolünde unutulmaz bir performans sergiliyor (HBO)

Patricia Clarkson'ın ürkütücü derecede kontrolcü anne rolü, hikayeyi daha da sarsıcı bir noktaya taşırken; her sahne, kasabanın güzelliğinin altındaki çürümüşlüğü biraz daha görünür kılıyor. Sharp Objects, gerilim kurmak için bağıran ters köşelere ihtiyaç duymuyor; asıl dehşet, karakterlerin normal görünen davranışlarının ardındaki sessiz delilikte saklı. Jean-Marc Vallée'nin titizlikle kurduğu atmosfer, zaman zaman nefes almayı bile zorlaştıran bir duygusal ağırlık yaratıyor. Tüm bu unsurlar birleştiğinde, ortaya hem bir suç hikayesi hem de bir ruhun paramparça oluşunun ürpertici bir anatomisi çıkıyor. 

IMDb: 8
Nereden izlenir: HBO Max

You (2018–2024)

You, izleyiciyi evin rahat köşesinde bile huzursuz etmeyi başaran, takıntıyla romantizm arasındaki ince çizgiyi acımasızca paramparça eden bir psikolojik gerilim. Dizi, kitapçıda çalışan Joe Goldberg'ün masum bir aşktan ölümcül bir takıntıya savruluşunu anlatırken, psikolojik gerilim türünün sınırlarını ustalıkla zorluyor. 

Başlangıçta Joe'nun delüzyonları ve patolojik davranışları hikayeyi sürüklerken, ilerleyen sezonlarda onun kadar "karanlık" hatta daha da tehlikeli karakterlerin ortaya çıkması diziyi bambaşka bir seviyeye taşıyor. You, Joe'nun romantik iç sesi aracılığıyla izleyiciyi suç ortaklığı hissine sürükleyerek empatinin karanlık yanını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

frgt
Gossip Girl'le yıldızı parlayan Penn Badgley'ye, You'nun ikinci sezonunda diziye dahil olan Victoria Pedretti eşlik ediyor  (Netflix)

Dizinin en güçlü yanlarından biri ise kurduğu keskin mizah: Joe'nun kuru, alaycı anlatımı sosyal medya takıntısını, "iyi çocuk" imajına sığınan erkekleri ve romantik klişeleri acımasızca tiye alıyor. Teknoloji çağında mahremiyetin kırılganlığını öne çıkaran yapı, "herkesin gizlediği bir karanlık vardır" fikrini her bölümde katman katman genişletiyor.

You, kimi zaman abartılı, kimi zaman rahatsız edici ama her daim bağımlılık yaratan bir psikolojik otopsi; modern ilişkilerin yüzeyinde duran parlak maskeleri bir bir söküyor. Sıradan bir komşunun, sosyal medyada gördüğünüz biri ya da sevgilinizin aslında kim olabileceğine dair yarattığı şüphe, diziyi yalnızca bir gerilim değil aynı zamanda toplumsal bir eleştiriye dönüştürüyor.

Her sezon sonunda Joe'nun gerçekten durdurulup durdurulamayacağı sorusu büyürken, 5. ve final sezonun onun nihayet "eşini" bulup bulmadığını göstereceği beklentisi izleyiciyi diken üstünde tutuyor. Ve belki de You'yu bu kadar tedirgin edici yapan tam olarak bu...

IMDb: 7,6
Nereden izlenir: Netflix

Disclaimer (2024)

Geçmişin kapısını aralamak bazen yalnızca karanlığı değil, o karanlığın içindeki aynayı da görünür kılar; Disclaimer işte tam da bunu yapıyor. Renée Knight'ın çok satan romanından uyarlanan ve 4 Oscarlı Alfonso Cuarón'un ustalıkla yönettiği mini dizi, kariyeri boyunca başkalarının günahlarını ifşa ederek güç kazanan gazeteci Catherine Ravenscroft'un kendi gölgeleriyle yüzleşmesini nefes kesen bir gerilimle aktarıyor. 

Catherine'in hayatına damdan düşer gibi giren roman, daha ilk sayfadan itibaren dizinin tüm ritmini belirleyen bir tetikleyiciye dönüşüyor. Hem geçmişi hem de bugünü birbirine ustalıkla bağlayan üç katmanlı anlatı, Cuarón'un sinematografik titizliği sayesinde izleyiciyi her bölümde biraz daha sıkıştırıyor. Cate Blanchett, Catherine'in kırılganlıkla güç arasında salınan ruh halini öyle derin bir incelikle işliyor ki, karakterin hem güvenini hem de çöküşünü aynı anda hissetmemek imkansızlaşıyor. 

sxdfr
Başroldeki Cate Blanchett'e Stephen Brigstocke rolünde 78 yaşındaki Oscarlı aktör Kevin Kline eşlik ediyor (HBO)

Dizinin atmosferini taşıyan bir diğer büyük güç ise Finneas O'Connell imzalı müzikler; tedirginlik, yalnızlık ve suçluluk gibi duygular adeta notalarda hayat buluyor. Hikaye ilerledikçe Catherine'in kimden kaçtığını, neyi bastırdığını ve bu romanın neden şimdi ortaya çıktığını anlamaya çalışırken izleyici de metaforik bir suç mahallinde ipuçlarını toplamaya zorlanıyor. 

Cuarón, dizinin ikinci yarısında kartları yeniden dağıtarak izleyicinin bildiğini sandığı her şeyi acımasızca altüst ediyor. Tüm bu katmanlı yapı, Disclaimer'ı yalnızca bir psikolojik gerilim değil, aynı zamanda hafızanın, utancın ve geçmişten saklanmanın mümkün olup olmadığını sorgulayan karanlık bir karakter incelemesine dönüştürüyor. 

Ve finalde dizi, en derin kabusun bazen dışarıdan gelmediğini, en büyük tehdit ve en acımasız yargıcın çoğu zaman insanın kendisi olduğunu sert bir biçimde hatırlatıyor.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Apple TV

The Undoing (2020)

The Undoing, seyirciyi ilk dakikadan itibaren "mükemmel hayat" illüzyonunun ne kadar hızlı çökebileceğiyle yüzleştiren, sarsıcı bir psikolojik gerilim. Nicole Kidman'ın canlandırdığı Grace Fraser, başarı ve prestijle çevrili hayatının bir anda paramparça oluşuna şahit olurken, dizi izleyiciyi gerçeğin kaygan zemininde tutmayı başarıyor. Oğlu Henry'nin okulundaki bir annenin vahşice öldürülmesiyle başlayan soruşturma, Grace'in Hugh Grant tarafından canlandırılan eşinin kaybolmasıyla bambaşka bir boyuta taşınıyor. Grant'in beklenmedik derecede ürpertici performansı, dizinin "kimse göründüğü gibi değildir" temasını daha karanlık bir noktaya sürüklüyor. Hatırlayalım, 65 yaşındaki aktör, geçen yıl vizyona giren Sapkın'da (Heretic) da benzer maharetlerini göstermişti. 

csdfgrt
The Undoing'de Nicole Kidman'ın canlandırdığı başarılı terapist Grace Sachs'in hayatı vahşi bir kazanın ardından kocasının kaybolmasıyla kabusa dönüyor (HBO)

The Undoing, klasik bir "Katil kim?" hikayesi gibi görünse de esas çatışmasını aile içindeki kırılgan güven duygusuna ve evliliğin karanlık boşluklarına kuruyor. Her bölüm, seyirciyi başka bir ihtimale savurarak suçun, yalanın ve manipülasyonun sınırlarını yeniden çiziyor. Donald Sutherland'in otoriter ve tehditkar baba figürü, dizinin psikolojik gerilimini bir üst seviyeye çıkaran unsurlardan biri.
New York'un steril ve ayrıcalıklı atmosferi, karakterlerin çürüyen sırlarıyla çarpıcı bir tezat oluşturuyor.

Son bölümdeki yüzleşme ise diziyi tipik bir polisiye olmaktan çıkarıp, bir aile trajedisi olarak hafızalara kazıyor. Son nefesine kadar gerilimi diri tutan The Undoing, finalinde güven duygusunu tamamen tersyüz ederek zihninize yerleşiyor.

Where to watch: HBO Max
IMDb: 7,4

The Girlfriend (2025 – )

The Girlfriend, ilk sahnesinden itibaren insanın en tehlikeli duygularının nasıl felakete dönüşebileceğini ürpertici bir açıklıkla ortaya koyuyor. Parlak bir kariyere ve sevgi dolu bir aileye sahip Laura'nın, oğlunu koruma içgüdüsüyle başlayan basit bir tedirginlik, kısa süre içinde paranoyayla haklı endişe arasındaki sınırı tamamen bulanıklaştırıyor. Dizinin en etkileyici yönü, hikayeyi hem Laura'nın hem de oğlunun yeni sevgilisi Cherry'nin gözünden gözünden anlatarak, izleyiciyi sürekli taraf değiştirmeye itmesi. Bu çift taraflı anlatım, sıradan bir kıskançlığı adım adım tam ölçekli bir psikolojik savaşa çeviriyor.

dfrgt
31 yaşındaki Olivia Cooke (solda), House of the Dragon, Ben, Earl ve Ölen Kız (Me and Earl and the Dying Girl) ve Metalin Sesi (Sound of Metal) gibi yapımlarla da tanınıyor (Amazon Prime Video)

İlk bölümlerde klasik bir "yeni kız arkadaş tehdidi" dinamiği varmış gibi görünse de hikaye, ortasında gelen şoke edici kırılmayla tüm algıyı altüst ediyor. Bu noktadan sonra dizi, intikam, manipülasyon ve güç savaşının tırmandığı karanlık bir arenaya dönüşüyor. Olivie Cooke ve Robin Wright'ın performansları karakterleri sadece inandırıcı kılmakla kalmıyor; izleyicinin empatisini sürekli test ederek gerilimi diri tutuyor. Anne-oğul bağının sevgiyle kontrol arasında nasıl ince bir çizgide sallandığını görmek dizinin her dakikasını daha da rahatsız edici hale getiriyor.

Ve final geldiğinde, The Girlfriend sadece bir gerilim dizisi olmanın ötesine geçerek, insanların sevdiklerini kaybetme korkusuyla neleri göze alabileceğine dair sarsıcı bir hatırlatmaya dönüşüyor.

IMDb: 7,2
Nereden izlenir: Amazon Prime Video

The Stranger (2020)

Bir yabancının fısıldadığı cümlenin bir aileyi nasıl paramparça edebileceğini görmek istiyorsanız, The Stranger tam size göre. Sürpriz sonlu romanların yazarı Harlan Coben'ın aynı adlı eserinden uyarlanan dizi, sıradan hayatların aslında ne kadar kırılgan olduğunu Adam Price'ın yaşadığı sarsıcı gerçekle gösteriyor. Adam'ın karşısına çıkan esrarengiz kadının, eşi Corinne hakkında söyledikleri önce küçük bir şüphe gibi görünürken kısa sürede bütün düzenini yıkan bir çığa dönüşüyor.

dfr
54 yaşındaki Richard Armitage, Hobbit serisi, Beni Kandıramazsın (Fool Me Once) ve Özlüyorum Seni (Missing You) gibi yapımlarla da tanınıyor (Netflix)

Dizi ilerledikçe, sırların sadece bir kişiye ait olmadığını, neredeyse tüm kasabayı sessizce zehirlediğini fark ediyoruz. Her karakterin sakladığı karanlık detaylar birer birer ortaya çıktıkça, izleyici de Adam gibi kime güveneceğini düşünerek aynı paranoyaya sürükleniyor.

The Stranger'ın temposu, her bölümde açılan yeni bir gizemle daha da sıkılaşıyor ve dizideki hayatlar adeta kağıttan kule gibi her bir dokunuşta yıkılmaya yaklaşıyor. Bölgesel polis soruşturmaları, aile dramı ve kasabanın iç içe geçmiş ilişkileri diziyi hem klostrofobik hem de kaçınılmaz bir felaketin eşiğinde hissettiriyor.

Richard Armitage ve Hannah John-Kamen'in karşılıklı performansları, gerilimi daima diri tutan bir düello gibi işliyor. Ve finalde, The Stranger acı bir gerçeği yüzümüze çarpıyor: Aslında en büyük tehlike, beklenmedik bir anda karşımıza çıkan yabancılar değil, görmekten kaçtığımız hakikatlerdir.

IMDb: 7,2
Nereden izlenir: Netflix

Gözlerinin Ardında (Behind Her Eyes / 2021)

Gözlerinin Ardında, ilk dakikasından itibaren bir aşk üçgeni vaat ederken aslında izleyiciyi çok daha karanlık ve beklenmedik bir oyunun içine sürüklediğini açıkça hissettiren bir yapım.

Louise'in patronuyla yaşadığı yasak ilişki, masum görünen bir merakla Adele'e yaklaşmasıyla giderek tedirgin edici bir labirente dönüşüyor. Dizi, güven duygusunun nasıl manipüle edilebileceğini adım adım gösterirken her karakterin ardında sakladığı sırların tahmin edilenden çok daha tehlikeli olduğuna işaret ediyor.

dfgrt
Gözlerinin Ardında'da Adele rolünde, efsanevi rock grubu U2'nun 34 yaşındaki solisti Bono'nun kızı Eve Hewson var (Netflix)

Özellikle Louise, David ve Adele arasındaki dinamik, bir aşk üçgeninden çok güç, sahiplenme ve psikolojik üstünlük üzerine kurulu bir savaş alanına benziyor. Adele'in huzursuz edici sakinliği ve Louise'in sezgileri arasındaki gerilim, izleyiciyi sürekli tetikte tutan başlıca unsurlardan biri.

Dizinin temposu zaman zaman ağır aksa da yarattığı atmosfer o kadar rahatsız edici ki, her sahnede "bir şey olacak" hissi hiç kaybolmuyor. Aralara serpiştirilen küçük ipuçları, finaldeki büyük ters köşenin aslında ne kadar ustalıkla kurulduğunu gösteriyor. Doğaüstü dokunuşların psikolojik gerilimle birleşmesi, diziyi türdeşlerinden ayıran ve uzun süre akılda kalmasını sağlayan en önemli tercih.

Kimin kurban, kimin manipülatör olduğunu çözmeye çalışırken dizinin gerçek gücünün belirsizlikten beslendiği yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Ve nihayet o çarpıcı final geldiğinde Gözlerinin Ardında, izleyiciyi "Hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş" cümlesiyle baş başa bırakıyor ve son saniyesine kadar etkisini kaybetmeyen bir akıl oyunu olduğunu kanıtlıyor.

IMDb: 7,2
Nereden izlenir: Netflix

The Patient (2022)

The Patient, insan zihninin kilitli bir odadan çok daha karanlık olabileceğini gösteren, en tedirgin edici psikolojik gerilimlerden biri. Kısıtlı mekanda geçen bu iki kişilik çatışma, insan ruhunun sınırlarını deşerek izleyiciyi rahatsız edici bir yakınlık hissine çekiyor. Yıllarca komediyle özdeşleşmiş olmasına rağmen terapist rolündeki Steve Carell, beklenmedik bir derinlik sunarak Dr. Alan Strauss'u kırılganlığı, korkuları ve profesyonel içgüdüleriyle tamamen gerçek bir insana dönüştürüyor. Domhnall Gleeson'ın ürpertici sakinliğinin karşısında Carell'in kontrollü paniği, dizinin tüm gerilimini taşıyan iki zıt kutup gibi işliyor.

sadfrg
Kült sitcom The Office'in yıldızı Steve Carell bu yıl, üç evli çiftin uzun yıllara dayanan dostluğunu anlatan komedi dizisi Dört Mevsim'de (The Four Seasons) rol aldı (FX on Hulu / Disney+)

Seri katil Sam'in terapistini esir alması, basit bir gerilim anlatısı yerine empati, suçluluk ve insanlığın sınırları üzerine kurulu yoğun bir zihinsel mücadeleye dönüşüyor. Dizi ilerledikçe Alan'ın hayalet gibi dolaşan geçmişi, oğluyla olan kopuk ilişkisi ve yas süreci hikayenin asıl ağırlık merkezine yerleşiyor. Bu yüzden The Patient sadece bir katilin zihnine girmek değil, aynı zamanda bir terapistin kendi parçalanmış ruhuyla yüzleşmesini izlemek anlamına geliyor.

Bazı bölümlerde ritim yavaşlasa da Carell'in müthiş performansı, izleyiciyi diken üstünde tutmayı başarıyor. Minimal anlatım, dar mekan ve iki oyuncunun nefes kesen performansı birleşerek bizi adeta kapana kıstırıyor. Sona erdiğinde ise The Patient, gerçeklerle yüzleşmekten kaçılamayacağını fısıldayarak zihnimizde yer etmeyi başarıyor.

IMDb: 7
Nereden izlenir: Disney+ 

Bir Skandalın Anatomisi (Anatomy of a Scandal / 2022)

İlk dakikasından huzursuz eden, gücün ve ayrıcalığın karanlık yüzünü hatırlatan bir dizi arıyorsanız, Anatomy of a Scandal sizi tam da bu noktadan yakalayacaktır. Sienna Miller ve Michelle Dockery'nin sürükleyici performanslarıyla taşınan dizi, politik bir skandalın gölgesinde evliliğin, sadakatin ve gerçeklerin ne kadar kırılgan olabileceğini incelikle işliyor.

Gazeteci ve yazar Sarah Vaughan'un romanından uyarlanan hikaye, tür olarak çığır açmıyor ama sürekli merak duygusu yaratan ritmi sayesinde izleyiciyi kolayca kendine bağlıyor. Miller, dışarıdan kusursuz görünen bir hayatın çatırdayışını öyle bir gerçeklikle taşıyor ki, canlandırdığı Sophie'nin neyi bilip neye inandığından asla tamamen emin olamıyorsunuz.

frg
Bir Skandalın Anatomisi, bir sırrın gün yüzüne çıkmasıyla ayrıcalıklı hayatları altüst olan karizmatik ve başarılı politikacı James Whitehouse'la eşi Sophie'nin hikayesini anlatıyor (Netflix)

Dockery ise soğukkanlı ve zeki savcı rolünde dizinin vicdanı haline gelirken, gömülü sırları yüzeye çıkardıkça hikayeye farklı bir ağırlık katıyor. Dizi, güçlü oyuncu kadrosuna rağmen zaman zaman abartılı görsel metaforlara ve melodramatik flashback'lere yüklenerek ritmini düşürüyor. Yine de onu benzerlerinden ayıran en güçlü taraf, Rupert Friend'in canlandırdığı güçlü siyasetçi James'in, kendini hâlâ "iyi biri" olduğuna inandıran ayrıcalıklı bakış açısının, nasıl tehlikeli bir yanılsama yarattığını göstermesi.

Anatomy of a Scandal modern bir otopsi gibi, hem kişisel ilişkileri hem de politik yapıları kesip biçerek ayrıcalıklı erkeklik halinin nasıl yıllarca korunabildiğini sergiliyor. Tüm kusurlarına rağmen her bölümün sonunda izlemeye devam ederek "gerçeğe" ulaşma isteği yaratan dizi, gücünü büyük ölçüde atmosferinden ve oyuncularının karizmasından alıyor. 

IMDb: 7
Nereden izlenir: Netflix

Independnet Türkçe



Hideo Kojima yeni Ridley Scott filmi hakkında tek bir olumlu söz söylemedi

Köpek ve Yıldızlar'da başroldeki Euphoria yıldızı Jacob Elordi'ye Jasper adlı köpek eşlik ediyor (20th Century Studios)
Köpek ve Yıldızlar'da başroldeki Euphoria yıldızı Jacob Elordi'ye Jasper adlı köpek eşlik ediyor (20th Century Studios)
TT

Hideo Kojima yeni Ridley Scott filmi hakkında tek bir olumlu söz söylemedi

Köpek ve Yıldızlar'da başroldeki Euphoria yıldızı Jacob Elordi'ye Jasper adlı köpek eşlik ediyor (20th Century Studios)
Köpek ve Yıldızlar'da başroldeki Euphoria yıldızı Jacob Elordi'ye Jasper adlı köpek eşlik ediyor (20th Century Studios)

Efsanevi video oyunu tasarımcısı Hideo Kojima, Ridley Scott'ın yeni filmi Köpek ve Yıldızlar (The Dog Stars) hakkında X'te bir "inceleme" paylaştı. Ancak Kojima, film hakkında açıkça olumlu ya da olumsuz hiçbir değerlendirme yapmadı.

76 kelimelik "sessizlik"

Kojima, 76 kelimelik paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

Peter Heller'ın Köpek ve Yıldızlar adlı romanı yıllardır kitaplığımda okunmadan duruyordu. Roman bilimkurgudan çok edebi kurguya yakın olduğu için sinemaya giderken Cormac McCarthy'nin Yol'unu (The Road) andıran bir film izleyeceğimi düşünüyordum. Filmin müziklerini Harry Gregson-Williams bestelemişti. Sinemada filme ait bir program kitapçığı da satılmıyordu.

Kojima'nın film yorumlarını yakından takip eden hayranları, değerlendirme yapmaktan kaçındığı bu tür paylaşımları genellikle filmi beğenmediğinin nazik bir işareti olarak yorumluyor.

Kojima bir filmi sevdiğindeyse duygu ve düşüncelerini uzun uzun paylaşıyor. Örneğin Christopher Nolan imzalı Odyssey (The Odyssey) ve gişede büyük başarı yakalayan Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'ü (Spider-Man: Brand New Day) coşkuyla övmüştü.

Buna karşın eleştirmenlerin yerden yere vurduğu Son Ev (The Last House) hakkındaki "incelemesinde" yalnızca filmin, kendi oyunu Death Stranding'le benzerliklerine değinmişti.

Kısacası hayranları, Kojima'nın bir film hakkında ne kadar ayrıntılı yazdığını o yapıma duyduğu beğeninin gayriresmi bir ölçüsü olarak görüyor.

Gişede de eleştirmenler nezdinde de sınıfta kaldı

Kıyamet sonrası bir dünyada geçen Köpek ve Yıldızlar, insanlığın büyük bölümünü yok eden bir virüsün ardından köpeğiyle birlikte Colorado kırsalında hayatta kalmaya çalışan pilot Hig'in hikayesini anlatıyor. Karakteri Jacob Elordi canlandırıyor.

Oyuncu kadrosunda Josh Brolin, Margaret Qualley ve Guy Pearce gibi yıldızlar yer alsa da film, eleştirmenlerden beklenen olumlu karşılığı bulamadı.

Kojima'nın paylaşımının olumsuz yorumlanması da filmin aldığı tepkiler düşünüldüğünde şaşırtıcı değil. Ridley Scott'ın yıllar sonra bilimkurguya görkemli dönüşü olması beklenen yapım, beklentilerin epey altında kaldı.

Rotten Tomatoes'daki izleyici puanı yüzde 71 seviyesinde seyretse de bu ilgi gişeye yansımadı. 80 milyon dolarlık bütçesine karşın açılış hafta sonunda ABD'de yalnızca 8 milyon dolar kazanan film, gişede ağır bir yenilgi aldı.

Filmin Rotten Tomatoes'daki eleştirmen puanı ise yüzde 39'da kaldı.

Independent Türkçe, GamesRadar, ScreenRant


Matrix yıldızının yeni dizisi beğeni topladı: İkinci sezonu çekin

The Airport Chaplain, hareketli bir uluslararası havalimanında geçen, kuralları esneterek krizleri çözen sıradışı bir papazla yeni müdürü arasındaki güç mücadelesini konu alıyor (Netflix)
The Airport Chaplain, hareketli bir uluslararası havalimanında geçen, kuralları esneterek krizleri çözen sıradışı bir papazla yeni müdürü arasındaki güç mücadelesini konu alıyor (Netflix)
TT

Matrix yıldızının yeni dizisi beğeni topladı: İkinci sezonu çekin

The Airport Chaplain, hareketli bir uluslararası havalimanında geçen, kuralları esneterek krizleri çözen sıradışı bir papazla yeni müdürü arasındaki güç mücadelesini konu alıyor (Netflix)
The Airport Chaplain, hareketli bir uluslararası havalimanında geçen, kuralları esneterek krizleri çözen sıradışı bir papazla yeni müdürü arasındaki güç mücadelesini konu alıyor (Netflix)

Netflix müdavimleri, "tek oturuşta izlemelik" diye nitelenen yeni dizinin ikinci sezonunu şimdiden talep ediyor.

The Airport Chaplain'ın tüm bölümleri kısa süre önce Netflix'te izleyiciyle buluştu. Avustralya yapımı dizi, ülke dışında yalnızca Netflix'te yayımlanıyor ve şimdiden izleyicilerden yoğun ilgi görüyor.

Dizinin resmi özetine göre hikaye, havaalanında din görevlisi ve sorun çözücü olarak çalışan Tobias Wallace'a odaklanıyor. 

Tobias, terminalde her gün yaşanan krizlerle başa çıkmak için sıradışı ama etkili yöntemler kullanıyor. Ancak yeni amiri Mira, onun kurum için bir risk oluşturduğunu düşünüyor. İkili arasındaki güç çatışmasının etkileri kısa sürede bütün havaalanı ve çalışanlarına yayılıyor.

Matrix'teki (The Matrix) Ajan Smith ve Yüzüklerin Efendisi'ndeki (The Lord of the Rings) Elrond gibi büyük bütçeli yapımlarda canlandırdığı karakterlerle tanınan Hugo Weaving, dizide Tobias'a hayat veriyor. 

Weaving'e son olarak HBO'nun sevilen medikal draması The Pitt'te rol alan Shabana Azeez eşlik ediyor. 

The Airport Chaplain, Melbourne'deki çekimleri sırasında yaklaşık 150 kişiye yerel istihdam sağlamasıyla da övgü topladı. Bir eleştirmene göre dizinin yerel kimliği ekranda açıkça hissedilirken, yapım aynı zamanda dünyanın farklı yerlerindeki izleyicilere seslenebilecek evrensel bir anlatı sunuyor.

Eleştirmen, değerlendirmesinde şunları yazdı:

Dizi, hem Avustralya televizyonu açısından büyük bir başarı hem de küresel ölçekte etkileyici bir yapım. Dizinin çıkış noktası kendine özgü biçimde Avustralya'ya ait hissettiriyor ancak hikaye dünyanın herhangi bir yerinde geçebilir. Gerçek olaylardan ve kişilerden esinlenen dizinin incelikli toplumsal yorumunun temelinde güçlü bir mizah ve insanlık duygusu yatıyor.

Aynı eleştirmen, dizinin "izleyiciyi derinden etkileyecek, samimi bir televizyon işi" olduğunu da belirtti. 

Bir başka eleştirmen ise yapımı "bu yıl izlediği en iyi işlerden biri" diye niteledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

Arka planda sürekli hissedilen bir gerilim var. Bu da çalışanların veya hizmet verdikleri insanların başına her an çılgınca bir şey gelebileceğini düşünmenize yol açıyor.

Bir izleyici, The Airport Chaplain'ı "tek oturuşta izlemeye son derece uygun" diye tanımladı. 

Yorumlara göre bölümlerin yalnızca 30 dakika civarında olması da dizinin kolayca peş peşe izlenebilmesini sağlıyor.

Diğer izleyicilerin yorumları da bu değerlendirmeyi destekliyor. 

Dizinin geleceğiyle ilgili pek çok kişinin paylaştığı görüşü dile getiren bir izleyici şunları yazdı:

The Airport Chaplain'ı tek oturuşta bitirdim ve ikinci sezon onayını içtenlikle umuyorum. Son derece insani bir yapım. Lütfen ikinci sezonu çekin!

Bir başka izleyici de sosyal medyada bu yoruma katıldı:

Beklenmedik ölçüde rahat izlenen bir dizi. 4. bölümden itibaren ekrana kilitlendim. Hugo Weaving ve oyuncu kadrosunun tamamı başarılı. Hem düşündüren hem de peş peşe izlenebilecek kaliteli bir drama. İkinci sezonu hemen çekilsin.

Independent Türkçe, OK!, Daily Star


Robert Pattinson'dan Batman itirafı: Çok daha zor

Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan 2022 yapımı The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)
Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan 2022 yapımı The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)
TT

Robert Pattinson'dan Batman itirafı: Çok daha zor

Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan 2022 yapımı The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)
Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan 2022 yapımı The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)

The Batman 2'nin (The Batman: Part II) çekimlerinden kısa süre önce 40 yaşına giren Robert Pattinson, özellikle dövüş sahnelerinde yaşını hissettiğini söylüyor.

Uzun süredir beklenen devam filminin çekimleri haziranda Londra'da başladı. Pattinson yeniden Kara Şövalye rolüyle kamera karşısına geçerken kadroya Scarlett Johansson ve Sebastian Stan gibi yeni isimler de katıldı.

GQ'ya konuşan Pattinson, "Batman'in devam filmi için yıl sonuna kadar Londra'dayım" dedikten sonra çekimlerle ilgili şunları söyledi:

Çekimler iyi gidiyor. Ancak dövüş sahnelerinde yaşımı kesinlikle hissediyorum. Kendi kendime, 'Tanrım, bu eskisinden belirgin biçimde daha zormuş' diyorum. Yine de çok eğlenceli. Filmin harika olacağını düşünüyorum. Gerçekten çok eğlenceli bir kadromuz var ancak bu süreç tam anlamıyla bir maraton.

Devam filmini yeniden Matt Reeves yönetiyor. Reeves, senaryoyu Mattson Tomlin'le birlikte kaleme aldı. Filmin konusuna ilişkin ayrıntılar ise henüz açıklanmadı.

The Batman 2 için ilk olarak 3 Ekim 2025 tarihi açıklanmıştı. Film daha sonra 2 Ekim 2026'ya, ardından 1 Ekim 2027'ye ertelendi.

Temmuzda filmin bir kez daha ertelendiği ve yeni vizyon tarihinin 18 Şubat 2028 olduğu açıklandı. Böylece iki filmin gösterimi arasında yaklaşık 6 yıllık bir süre olacak.

Kaynaklara göre filmin 2028'e ertelenmesi, yönetmen Reeves'e yapım sonrası süreçte ek zaman tanıyacak.

DC Studios Eş Başkanı ve CEO'su James Gunn, büyük bütçeli filmlerle devam yapımları arasında uzun süreler bulunmasının "son derece yaygın" olduğunu söyleyerek erteleme kararını savunmuştu.

Independent Türkçe, GQ, Variety