Suriye’nin kuzeyini esir alan uyuşturucu kullanımıyla bağlantılı suçlar arttı

Muhalif gruplar, rejimin kontrolü altındaki bölgelerden yapılan uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele için kampanya başlattılar.

Halep'in kuzey kırsalında, uyuşturucu kullanımına karşı bilinç oluşturmak için afişler asıldı. (Şarku’l Avsat)
Halep'in kuzey kırsalında, uyuşturucu kullanımına karşı bilinç oluşturmak için afişler asıldı. (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye’nin kuzeyini esir alan uyuşturucu kullanımıyla bağlantılı suçlar arttı

Halep'in kuzey kırsalında, uyuşturucu kullanımına karşı bilinç oluşturmak için afişler asıldı. (Şarku’l Avsat)
Halep'in kuzey kırsalında, uyuşturucu kullanımına karşı bilinç oluşturmak için afişler asıldı. (Şarku’l Avsat)

Suriye'nin kuzeyindeki muhalif gruplar, Şam rejiminin kontrolü altındaki bölgelerden getirildiğini düşündükleri uyuşturucunun yayılmasına karşı büyük bir kampanya başlattı. Halep'in kuzeyinde uyuşturucu kaçakçılığına ve hem sivillerin hem de muhalif grupların üyelerinin bu kaçakçılığa karıştığına ilişkin şikayetlerin artması muhalif grupları harekete geçirdi. Aktivistler artan şiddet olaylarına ve uyuşturucu kullanımından kaynaklanan suçlara dikkat çekerken durumun tehlikeli bir boyuta ulaştığını vurguladılar. Suriye Milli Ordusu’na (SMO) bağlı gruplar, kendi saflarındaki uyuşturucu kullanıcılarını ortaya çıkarmak ve hesap sormak için büyük bir tarama başlattı.
Şarku’l Avsat’ın konuya dair hazırladığı hebrde Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif bölgeleri esareti altına alan uyuşturucunun yayılması, bunun toplum üzerindeki etkileri, kaçakçılık yöntemleri ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ile bunu ortadan kaldırma yolları mercek altına alındı.  
Halep'in kuzeyindeki  Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekât bölgelerinde faaliyet gösteren güvenlik güçleri ve yargı birimleri, bir yıldan kısa bir süre içinde rejimin kontrolündeki bölgelerden (eroin, esrar, captagon hapları ve H-Bose gibi) uyuşturucu maddelerin kaçakçılığıyla ilgili yaklaşık 774 yakalama gerçekleştirdiler. Uyuşturucu maddelerle mücadele, bunlarhakkında farkındalık yaratma ve uyuşturucu kullananların tedavisi konusunda uzman kurumların ve güvenlik kaynaklarının açıklamalarına göre bin 195 kişi uyuşturucu ticareti ve uyuşturucu kullanmaya özendirme suçlamasıyla tutuklandı.
Halep'in kuzeyindeki Azez Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi geçtiğimiz günlerde Halep kırsalındaki el-Bab, Marea, Afrin ve Azez ilçelerinde yürütülen geniş bir güvenlik operasyonu çerçevesinde Azez kırsalındaki el-Bal köyündeki bir eve düzenlediği baskında iki kişiyi tutukladığını ve çeşitli silahlarla birlikte büyük miktarda esrar ve uyuşturucu ele geçirdiğini duyurdu. Şube, ayrıca bir uyuşturucu satıcısının, 90 gram uyuşturucu madde, bin 500 adet uyuşturucu hap ve silahla birlikte yakalandığını bildirdi. Söz konusu güvenlik operasyonunda uyuşturucu madde etkisi altında işlenen şiddet eylemlerinin ve suçların yanı sıra gençler arasında saldırgan davranışların artmasının ardından uyuşturucu kaçakçılığı yaptıkları ve uyuşturucu kullanımına özendirdikleri şüphesiyle onlarca kişi gözaltına alındı.
Halepli aktivist Hüsam el-Halebi, Halep kırsalında uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasının ardından uyuşturucu etkisi altında işlenen suçların başında cinsel saldırı ve cinayet geldiğini söyledi. Bu ayın başında El Bab’da bir babanın uyuşturucunun etkisiyle kızına cinsel saldırıda bulunduğunu aktaran Halebi, söz konusu kişinin güvenlik güçleri tarafından yakalandığını belirtti. Halebi, bir başka korkunç olayda da, geçtiğimiz aralık ayında Halep kırsalındaki er-Rai beldesinde, otuzlu yaşlardaki bir kişinin uyuşturucu kullandıktan sonra ağabeyi, karısı ve beş çocuğunu öldürdüğünü, Kalaşnikof makineli tüfek ve tabancayla ateş açarak başka diğer kişileri de yaraladığını söyledi. Görgü tanıkları olayın, katil zanlısının başta H-Bose olmak üzere uyuşturucu madde kullanmaktan birkaç kez hapse girmesinden sonra işlendiğini belirttiler.  
Aktivist Hüsam el-Halebi, uyuşturucunun etkisiyle sergilenen agresif davranışların gençler arasında oldukça arttığını, sokaklarda, pazar yerlerinde ve akşam eğlencelerinde gençlerin sık sık şiddetli kavgalara yol açtığını kaydetti. Bu olaylarda sıklıkla silah ve bıçak kullanıldığını söyleyen Halebi, bazen neredeyse ölümcül yaralanmaların yaşandığını belirtti.
Halep kırsalındaki bir güvenlik kaynağı, son zamanlarda dükkanların yağmalandığını, motosiklet ve araba parçalarının çalındığı hırsızlık olaylarının arttığı bilgisini paylaştı. Olaylara karışanlarla ilgili soruşturmalar, bu suçların çoğunun uyuşturucu bağımlısı kişiler tarafından gerçekleştirildiğini ve bağımlıların diğerlerinden daha etkili olması ve hızla bağımlılık yapmasından ötürü daha fazla kullanmak istediği başta H-Bose olmak üzere uyuşturucu satın almak için para bulmak amacıyla hırsızlık yaptıklarına işaret etti.
Halep’in kuzeyindeki Marea Hastanesi'nde görev yapan bir doktor, bazıları muhalif gruplardan olmak üzere bölgedeki gençlerin yaklaşık yüzde 30'unun, etkisi ve beyini tamamen ele geçirmesi nedeniyle kullanıcıya hayali bir haz ve geçici bir mutluluk hissi veren başta H-Bose olmak üzere uyuşturucu madde kullandığının tahmin edildiğini aktardı.
Doktor sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir yanda savaşın neden olduğu koşulların, bir yanda Suriye'deki durumun düzelmesinden umudun kesilmesine yol açan psikolojik etkenlerin diğer yanda da çok sayıda grubun olması bu tehlikeli olgunun yayılmasındaki en önemli etkenler arasında. Daha fazla gecikmeden uyuşturucu kullanımını kontrol altına alabilecek belli başlı bir güvenlik biriminin olmaması, bölgedeki kaosu artırıyor.”
Uyuşturucunun son zamanlarda toplum arasında korkunç bir şekilde yayılmasıyla Halep Kırsalı Doktorları Derneği, uyuşturucuların yayılmasının tehlikeleri ve toplumdaki bireylerin alışkanlıkları ve davranışları üzerindeki olumsuz sonuçları konusunda uyarmak için bir bilinçlendirme kampanyası başlattı. Dernek, bu kampanya çerçevesinde yollara, şehirlerin ve pazarların girişlerine, uyuşturucu kullanımının neden olduğu tehlikelere karşı uyaran afişler astı.
Aktivistler, Türkiye tarafından desteklenen SMO'ya bağlı el-Mutasım Tümeni, geçtiğimiz günlerde gruptaki uyuşturucu kullanıcılarını tespit etmek için tüm üyelerine kan testi yapılan bir tarama süreci başlattığını bildirdi. Uyuşturucu kullananların tespit edilmesi halinde hapis cezasına çarptırılacakları ve görevden uzaklaştırılacakları belirtildi. Mutasım Tümeni’nin bu adımı, muhalif grupların üyeleri arasında artan uyuşturucu kullanımının engellenmesi için bir ilk niteliğinde.
Bir güvenlik kaynağı, uyuşturucu tacirlerine yönelik soruşturmaların, uyuşturucu kaynaklarının Suriye rejiminin kontrolü altındaki bölgeler olduğunu, Hizbullah ve Mahir Esad liderliğindeki Dördüncü Tümen ile yakın bağları olan kişiler tarafından muhalif grupların kontrolü altındaki bölgelere kaçakçılık yoluyla gerçekleştirildiğini ve bölgedeki nüfuzlu kişiler tarafından uyuşturucu kullanımının özendirildiğini ortaya koyduğunu aktardı.
Son dönemde Halep kırsalında çok sayıda uyuşturucu kaçakçısının tutuklandığını ve ellerindeki büyük bir miktardaki uyuşturucu maddeye el konulduğunu belirten kaynak, bunun, Suriye rejiminin, özellikle Ürdün ve Körfez ülkeleri gibi komşu ülkelerin, Suriye-Ürdün üzerinden uyuşturucu kaçakçılığının önlenmesi için sıkı tedbirler almalarının ardından ülkenin kuzeyindeki muhalif grupların kontrolündeki bölgeler üzerinden uyuşturucu kaçakçılığı yapmaya yöneldiğinin bir işareti olduğunu vurguladı.  



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.