Suudi Arabistan: 5 yılda fabrika sayısını yüzde 50 artırmayı hedefliyoruz

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı Usame ez-Zamil (SPA)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı Usame ez-Zamil (SPA)
TT

Suudi Arabistan: 5 yılda fabrika sayısını yüzde 50 artırmayı hedefliyoruz

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı Usame ez-Zamil (SPA)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı Usame ez-Zamil (SPA)

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakan Yardımcısı Usame ez-Zamil, önümüzdeki beş yılda fabrika sayısını yüzde 50 artırmayı ve ek sanayi yatırım hacmini 1,4 trilyon riyale çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.
Zamil, başkent Riyad’da düzenlenen prestijli bir küresel teknoloji toplantısı olan 2. LEAP Teknik Konferansı kapsamında yapılan ‘Endüstri Platformu’nun lansmanı sırasında bir konuşma yaptı.
Bakan yardımcısı, “Endüstri Platformu’ndaki dijital paketler, fabrikaların Dördüncü Sanayi Devrimi alanlarındaki en iyi küresel uygulamaları benimsemesini artırmayı, üretim maliyetlerini düşürmeyi, vasıflı kadrolara olan güven düzeyini yükseltmeyi ve fabrikaların rekabet gücünü ve operasyonel verimliliğini artırmayı hedefliyor” dedi.
‘Geleceğin Fabrikaları Paketi’ isimli girişimin 4 bin fabrikayı operasyonel ve teknolojik olarak gelişmiş fabrikalara dönüştürmeyi hedeflediğini söyleyen Zamil şu ifadelerle devam etti;
“Bu, Dördüncü Sanayi Devrimi teknolojilerini benimseyerek dijital olgunluk seviyesini yükseltmeye, işletme verimliliğini ve endüstriyel yetenekleri yükseltmeye, ihracatın gelişimini teşvik etmeye, fabrikalardaki çalışma ortamını iyileştirmek ve cazip nitelikli işler sağlamaya katkı sağlayacak.”
Zamil, ilk olarak üretim verimliliğinde yüksek standartlara göre tasarlanıp inşa edilecek yeni fabrikalar hedeflendiğini, ikinci olarak da mevcut fabrikaların operasyonel mükemmellik standartları ve ileri teknolojileri benimseyen fabrikalara dönüştürülmesi için çalışacaklarını ekledi.
Zamil, destek programlarının ise üç kola ayrıldığı bilgisini vererek, şunları söyledi;
“Birincisi, program rekabetçi bir program ve endüstriyel dijital dönüşüm yoluyla, mevcut sanayi tabanının dördüncü sanayi kuşağına dönüşümünün haritalandırılmasını kolaylaştırmak için en son teknolojileri kullanarak sanayi tabanının gelişimini destekleyecek finansman çözümleri sunmaktadır. Program, 7 yıldan az olmayan daha uzun geri ödeme süresi, 24 aya varan ödemesiz dönem ve diğer avantajları sağlıyor. İkinci yol istihdamın mali karşılığını üstlenecek. Üçüncü yol olan Ulusal Verimlilik Programı ise, Dördüncü Sanayi Devrimi için olgunluk düzeyini değerlendirmek ve yol haritaları oluşturmak üzere önde gelen şirketlerden ücretsiz danışmanlık sağlıyor. Bu, operasyonel mükemmellik uygulamalarının ilerlemesine ve Dördüncü Sanayi Devrimi teknolojilerinin tanıtılmasına yol açacaktır.”



Oteller, Mekke’deki gayrimenkul yatırım haritasını yeniden şekillendiriyor

Kâbe ve Mekke’nin bir bölümünü gösteren hava fotoğrafı (SPA)
Kâbe ve Mekke’nin bir bölümünü gösteren hava fotoğrafı (SPA)
TT

Oteller, Mekke’deki gayrimenkul yatırım haritasını yeniden şekillendiriyor

Kâbe ve Mekke’nin bir bölümünü gösteren hava fotoğrafı (SPA)
Kâbe ve Mekke’nin bir bölümünü gösteren hava fotoğrafı (SPA)

Mekke’deki gayrimenkul piyasası, hac ve umre ziyaretçilerinin sayısının artması ve kentin kapasitesinin genişlemesiyle birlikte otel varlıklarına yönelik yatırımlara doğru artan bir dönüşüme sahne oluyor. Bu durum, otellerin birden fazla gayrimenkul geliştiricisi için ana faaliyet geliri kaynağı olarak varlığını güçlendiriyor.

Söz konusu gelişme; özellikle hac ve umre sezonlarında doluluk oranları ile ortalama oda fiyatlarında yaşanan artışın etkisiyle, otel gelirlerindeki iyileşmenin gayrimenkul şirketlerinin finansal sonuçlarına daha net bir şekilde yansıdığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Sürekli talep, konaklama sektöründeki patlamayı destekliyor

Bu kapsamda Finans ve Ekonomi Danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, Mekke’deki konaklama sektörünün ‘tarihinin en güçlü dönemlerinden birini’ yaşadığını belirtti. El-Attas, sektörde gözlenen büyümenin; umre ziyaretçisi ve turist sayısındaki sürekli artış, hac kapasitesinin kademeli olarak genişletilmesi ve Vizyon 2030 kapsamındaki projeler başta olmak üzere yapısal faktörlere dayandığına dikkat çekti.

Mescid-i Haram’ın genişletilmesi, ulaşım ve yol ağları ile tren hatlarının geliştirilmesi ve ziyaretçi deneyiminin iyileştirilmesinin konaklama sisteminin verimliliğini artırdığını ekleyen el-Attas, bu durumun doluluk oranlarına ve ortalama oda fiyatlarına yansıdığını ifade etti. Mekke’deki otellere olan talebin, umre programlarının gelişmesiyle birlikte yıl geneline yayılarak daha sürdürülebilir hale geldiğini ve artık yalnızca yoğun sezonlarla sınırlı kalmadığını belirtti.

Bu dönüşüm, Mekke’de faaliyet gösteren gayrimenkul şirketlerinin iş modellerinde otelcilik faaliyetlerinin artan önemini yansıtırken, geliştiricilerin ilgisinin bir kısmının arsa ve konut satışından, uzun vadede elde tutulabilecek ve işletilebilecek gelir getirici varlıkların geliştirilmesine kaydığını gösteriyor.

Oteller, kârlılığın itici gücü haline geliyor

Jabal Omar Development şirketinin performansı, Mekke’deki gayrimenkul geliştiricilerinin finansal sonuçlarında otelcilik faaliyetlerinin artan önemine bir örnek teşkil ediyor. Şirket, 2026 yılının ikinci çeyreğinde yeniden kâra geçerek, geçen yılın aynı çeyreğinde kaydettiği 42,1 milyon riyallik zarara kıyasla hissedarlara ait 158,1 milyon riyal net kâr açıkladı. Bu dönemde şirketin gelirleri ise yüzde 42,5 artışla 715,1 milyon riyale yükseldi.

Şirket, Suudi Arabistan Menkul Kıymetler Borsası’nın (Tadawul) resmî sitesinde yayımladığı açıklamada, gelirlerdeki artışın temel nedenini, özellikle hac sezonunda otel performansının iyileşmeye devam etmesine ve bu yılın başında hizmete giren Rotana Oteli’ne bağladı.

cdfrgthy
 Kâbe’nin yanındaki Jabal Omar Otel Kuleleri’nin bir fotoğrafı (Jabal Omar Development)

Dr. el-Attas, daha önce ağırlıklı olarak arsa satışına veya geleneksel gayrimenkul projelerinin geliştirilmesine dayanan Mekke’deki birden fazla gayrimenkul şirketinin kârlılığında, otelcilik faaliyetlerinin artık temel itici güç haline geldiğini belirtiyor.

Yüksek doluluk oranlarının ve ortalama oda fiyatlarındaki iyileşmenin otellerin faaliyet gelirlerini desteklediğini açıklayan el-Attas, bu tür tekrarlayan gelirlerin yapısı gereği şirketlere varlık satışından elde edilen getirilere kıyasla daha istikrarlı bir nakit akışı sağladığını vurguluyor.

Menassat Realty CEO’su Halid el-Mubeyyid ise Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, Mekke’nin konaklama sektöründe sürdürülebilir bir talep gibi olağanüstü bir avantaja sahip olduğunu dile getirdi. El-Mubeyyid; hac ve umre ziyaretçilerinin akınının sürmesinin ve Vizyon 2030 hedeflerinin, özellikle Mescid-i Haram’a yakın konumlarda ve ulaşım ile hizmetlerle bağlantılı projelerde otel yatırımlarına diğer gayrimenkul varlıklarına kıyasla daha fazla cazibe kazandırdığını açıkladı.

Geliştiricilerin eğilimlerinin gayrimenkul birimi satışına odaklanmaktan, oteller ve rezidanslar gibi gelir getiren varlıkların geliştirilmesine ve uluslararası otel markalarından yararlanmaya doğru kaydığına dikkat çeken el-Mubeyyid; projenin değerinin artık sadece geliştirme maliyetiyle değil, işletme performansıyla da ilişkilendirilmesiyle birlikte geliştiricilerin ilgisinin yalnızca inşaatla sınırlı kalmayıp işletme kalitesi ve varlık yönetimine kadar uzandığını ifade etti.

Arz artışı, piyasanın büyümeyi karşılama kapasitesini sınıyor

Mekke’de otel yatırımlarının genişlemesi, oda arzındaki artışla eş zamanlı olarak gerçekleşiyor. Bu durum, özellikle yeni projelerin girişine sahne olan segmentlerde işletmeciler arasındaki rekabeti kızıştırabilir.

Dr. el-Attas, yeni arzların aynı otel kategorisinde yoğunlaşması halinde bu artışın kısa vadede bazı segmentlerde fiyatlar üzerinde sınırlı bir baskı oluşturabileceğini belirtti. Ancak el-Attas, umre ziyaretçisi ve turist sayısını artırmaya yönelik hükümet hedefleri ve Mekke’nin yıl boyunca artan sayıda ziyaretçi ağırlayan bir destinasyona dönüşmesi sayesinde, talebin orta ve uzun vadede bu genişlemenin büyük bir kısmını absorbe edebileceğini öngörüyor.

El-Attas’a göre belirleyici tek faktör arz miktarı olmayacak; otel ürününün kalitesi, konumu, hizmet seviyesi ve gelir yönetimindeki verimlilik de otellerin yüksek doluluk oranlarını ve getirilerini koruma yeteneğinde kilit rol oynayacak.

El-Mubeyyid ise kızışan rekabet ortamında oda sayısındaki artışın projelerin kârlılığını garanti etmeye yetmeyeceğine işaret ederek, pazara yeni projelerin girmesiyle birlikte otellerin oda başına geliri azami seviyeye çıkarma ve operasyonel verimlilik sağlama kabiliyetinin daha da önem kazanacağını vurguladı.

Operasyonel verimlilik, kâr marjlarını korumanın anahtarı

Öte yandan Mekke’deki konaklama sektörü, önümüzdeki dönemde yatırımcıların kâr marjlarını sınayabilecek bir dizi zorlukla karşı karşıya bulunuyor. Arsa, inşaat ve işletme maliyetlerinin yanı sıra işçilik, enerji, bakım ve finansman maliyetlerindeki artış ile otel tesislerini verimli bir şekilde yönetecek nitelikli personele duyulan ihtiyaç bu zorlukların başında geliyor.

Bu çerçevede Dr. el-Attas; artan işletme maliyetleri ve yüksek seviyelerini koruyan faiz oranlarının şirketler üzerinde baskı oluşturabileceğini, artan rekabetin ise kâr marjlarını korumak adına işletmecileri operasyonel verimliliğe ve konuk deneyimini iyileştirmeye daha fazla odaklanmaya zorlayacağını ifade etti.

Yoğun sezonların dışında da yüksek doluluk oranlarını korumak sektörün önündeki bir diğer zorluk olarak öne çıkarken; bu durum, umre programlarındaki artış ve Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda hedef pazarların çeşitlendirilmesini ve yeni ziyaretçi segmentlerinin çekilmesini gerektiriyor.

Gelecekteki kârlılığın ürün kalitesine, operasyonel verimliliğe ve oda başına geliri en üst düzeye çıkarmaya bağlı olduğunu belirten el-Mubeyyid; otel kategorilerinin çeşitlendirilmesinin, gelir yönetiminde modern teknolojilerden yararlanılmasının, işletme maliyetlerinin düşürülmesinin ve üstün bir konaklama deneyimi sunulmasının önemini vurguladı.

Talep ve arzın eş zamanlı olarak genişlemeye devam etmesiyle birlikte Mekke’deki otel yatırımlarının geleceği, yalnızca otel kapasitesini artırmaktan ziyade varlıkların operasyonal verimliliğine, ürün kalitesine ve konuma daha fazla dayanmaya doğru ilerliyor. Bu durum, geliştiricilerin varlıkları yönetme ve artan ziyaretçi sayısını sürdürülebilir nakit akışına dönüştürme yeteneğini önümüzdeki dönemdeki rekabetin belirleyici faktörü haline getiriyor.


Suudi Arabistan ve Fransa: Dönüşüm döneminde bağımsız karar alma üzerine stratejik bir anlaşma

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
TT

Suudi Arabistan ve Fransa: Dönüşüm döneminde bağımsız karar alma üzerine stratejik bir anlaşma

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Paris'teki Elysee Sarayı'nda görüştüğü Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile tokalaşıyor, 24 Ağustos 2026 (Reuters)

Hattar Ebu Diyab

Fransa, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un daveti üzerine, diplomatik ziyaretlerin en üst ve en prestijli seviyesi olan resmi ziyaret kapsamında 23-24 Ağustos tarihlerinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı ağırladı.

Hassas bir bölgesel ve uluslararası dönemde, zirvede özellikle Arap Körfez bölgesi ve Ortadoğu'daki güncel konular ve jeopolitik çatışmalar ele alındı. Üst düzey görüşmeler, ikili ilişkilerde niteliksel bir sıçrama ve iki taraf arasında istikrarlı bir stratejik yakınlaşma ile sonuçlandı.

Çağdaşlık ve süreklilik

Riyad ve Paris, 1926'da diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana iş birliklerinin kapsamını genişletmek için çalıştı. Köklü güven düzeyi ve ortaklıklarının gelişmesi ve çeşitlenmesi, bu sürekliliği açıkça ortaya koyuyor.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Paris ziyaretine Fransa Cumhurbaşkanı ile birlikte katıldığı E-spor Dünya Kupası finali ile başladı. Etkinlik ilk kez Suudi Arabistan dışında düzenleniyor ve bu da, Krallığın 2030 Vizyonu kapsamındaki “yumuşak güç” stratejisini yansıtıyor.

Veliaht Prens, ziyaretine 1986'da Riyad Sergisi'ne ev sahipliği yapan aynı mekân olan Grand Palais'de düzenlenen E-spor Dünya Kupası finaline katılarak başladı. Kırk yıl sonra, babası Kral Selman'ın izinden giderek aynı mekâna geri döndü ve Krallığın yumuşak güç başarılarını daha da pekiştirdi

Etkinlik, Fransa’nın başkentinin kalbindeki tarihi Grand Palais'de düzenlendi. “Riyad: Dün ve Bugün” sergisi daha önce aynı mekânda 1986 yılında, o zaman Riyad Valisi olan Hadimul Haremeyn Şerifeyn Kral Selman bin Abdulaziz ile dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın katılımıyla düzenlenmişti.

tbtrbt
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Paris'teki Grand Palais'de düzenlenen E-spor Dünya Kupası'nın kapanış törenine katıldı, 23 Ağustos 2026 (AFP)

Bahsedilen serginin büyük başarısı nedeniyle, Krallığın tüm bölgelerinin mirasını ve kültürünü kapsayacak şekilde adı “Krallık: Dün ve Bugün” olarak değiştirildi. Böylece, kırk yıl sonra, Prens Muhammed bin Selman, babasının izinden giderek, Suudi Arabistan'ın “yumuşak gücünün” başarılarını pekiştirmek ve Paris ile Riyad arasındaki ilişkide çağdaşlık ve süreklilik arasındaki bağı vurgulamak için aynı mekâna geri döndü.

Stratejik ortaklığın güçlendirilmesi

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı arasında çok sayıda görüşme ve zirveye tanık olmuş ve bu da aralarındaki bağların güçlenmesini sağlamıştır. Suudi Arabistan ve Fransa, dış politikada karar alma süreçlerinde ve uluslararası ilişkilerin yönetiminde tam egemenlik ve bağımsızlığı korumaya dayalı net bir stratejik pozisyonu benimsiyor. Bu nedenle, BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biri, Avrupa ve Akdeniz'in kilit güçlerinden biri olan Fransa ile İslam ve Arap dünyasında önde gelen bir role sahip etkili bir uluslararası oyuncu olan Suudi Arabistan arasındaki etkileşim doğaldır. Bu siyasi, ekonomik ve diplomatik ağırlık, her iki tarafın da bölgesel ve uluslararası karar alma süreçlerine katkıda bulunmasına olanak tanıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı'nın 2024 yılının sonunda Riyad'ı ziyareti sırasında kurulan Fransa-Suudi Arabistan Stratejik Ortaklık Konseyi'nin ilk toplantısına ev sahipliği yapan Elysee Zirvesi'nde, iki lider jeopolitik krizleri, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu ile Fransa'nın 2030 Planı'nın sunduğu fırsatlardan yararlanarak ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür ve miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma, güvenlik gibi alanlarda ikili ekonomik ortaklıkların geliştirilmesini ele aldılar.

Ortak bildiri, önemli krizler konusunda yakın koordinasyonu yansıttı: Hürmüz Boğazı'ndaki gemilere yönelik saldırıları kınamak, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini ve devlet dışı aktörlerin silahsızlandırılmasını talep etmek, Hamas'ın silahsızlandırılması anlaşmasını memnuniyetle karşılamak ve Filistinlilerin bağımsız bir devlete sahip olma hakkını savunmak

İran'dan Lübnan'a, enerji ve savunmayı da kapsayan alanlarda Paris, Prens Muhammed bin Selman'ı Ortadoğu'da kilit bir figür olarak görüyor, bölgedeki etkisini sürdürmeyi ve Riyad ile özel, çok yönlü bir ilişki kurmayı amaçlıyor.

Böylece, Prens Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Macron, 2023 ve 2026 yılları arasındaki savaşlar serisinden sonra yeni bölgesel düzeni şekillendirmede temel taşı olması amaçlanan gerçek bir stratejik ortaklığın yeni bir aşamasını başlattılar.

Jeopolitik zorluklar ve gelişmeler

Bölgedeki ciddi jeopolitik zorluklara karşı Paris görüşmeleri, önemli bölgesel krizler konusunda yakın koordinasyonla sonuçlandı. Bu, her iki tarafın da Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik saldırıları kınadığı ve İran nükleer sorununa diplomatik bir çözüm bulma taahhüdünü ifade ettiği kapsamlı ortak bildiriyle somutlaştı.

Lübnan meselesinde ise iki taraf, İsrail'in tüm Lübnan topraklarından çekilmesinin ve Lübnan devletine bağlı olmayan tüm örgütlerin silahsızlandırılmasının tamamlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Her iki taraf da Hamas'ın silahsızlandırılmasına ilişkin anlaşmanın duyurulmasını memnuniyetle karşıladı ve Filistin halkının bağımsız devlet kurma hakkını baltalama girişimlerini bir kez daha kesin bir şekilde reddetti.

İki taraf da Yemen Liderlik Konseyi'ne ve BM'nin çabalarına desteklerini yineledi ve Sudan'daki krizi sona erdirmeye, yabancı müdahaleyi durdurmaya yönelik çabaları yoğunlaştırmanın önemini vurguladı. Ayrıca Suriye'nin birliğine, istikrarına ve ekonomik iyileşmesine olan bağlılıklarını da yineledi.

dfvrgbthy
Paris'teki Elysee Sarayı'nda iki ülke arasında imzalanan ticaret anlaşmasının ardından, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan Al-Suud ve Fransa Ekonomi Bakanı, 24 Ağustos 2026 (Reuters)

Görüşlerdeki yakınlaşma, Suudi Arabistan ve Fransa'nın iki devletli çözümü yeniden canlandırmak için BM'ye sunduğu ortak girişim gibi pratik düzeyde de yansıma buluyor. Paris, bölgedeki belirsizliği, Suudi Arabistan'ın başlattığı iki büyük girişimin ardından oluşan yeni güç dengelerini yakından izliyor. Bunlar Pakistan ve Türkiye ile imzalanan Mekke Savunma Anlaşması ile Kızıldeniz ve Bab’ul Mendeb Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünü sağlamak için kurulan deniz koalisyonudur.

Riyad, insansız hava aracı saldırılarını püskürten Fransız Thales Grubu’na ait hava savunma ekipmanlarını takdir ediyor. Paris ise Mekke Savunma Anlaşması ve Kızıldeniz'deki deniz koalisyonunun ardından oluşan yeni güç dengelerini yakından izliyor

Fransa-Suudi Arabistan savunma iş birliğinin, Riyad'a ihtiyaç duyduğu yeni teknolojileri ve savunma silahlarını sağlayacağına şüphe yok.

 Konuyla ilgili bilgi sahibi bir Fransız kaynak, Riyad'ın, Krallığı hedef alan insansız hava aracı saldırılarını püskürtmede hayati rol oynayan Fransız Thales Grubu'na ait hava savunma ekipmanlarını takdir ettiğini açıkladı.

Enerji güvenliği konusunda ise ortak açıklamada, petrol ve petrokimya sektörlerinde stratejik iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu bağlamda Paris, Krallığın tedarik zincirlerinin dayanıklılığını ve enerji kaynaklarının sürdürülebilirliğini destekleme çabalarını övdü.

İkili ortaklığın kültür ve eğlence boyutu

Prens Muhammed bin Selman'ın Paris ziyareti, Suudi Arabistan'ın yumuşak gücünü pekiştirdi ve gençler için geleceğin önünü açtı. Şüphesiz ki, e-spor da dahil olmak üzere tüm sporlar, kültür, spor, turizm ve eğlencenin tüm yönlerini kapsayan bir gelecek vizyonu için temel bir yapı taşıdır.

İki ülke arasındaki yeni yakınlaşma alanları, Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 çerçevesinde geçirdiği dönüşüme ve Fransa'nın enerji, altyapı, kültür, inovasyon, yapay zeka, eğitim ve yaratıcı endüstriler gibi sektörlerdeki güçlü yönlerine dayanıyor.

Bu bağlamda, ortak açıklamada kültürel konulara da yer verildi. El-Ula'nın 21. yüzyılda önemli bir kültür ve miras merkezi olarak sunduğu fırsatlar göz önünde bulundurularak, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığının 2035 yılına kadar uzatılması kararı alındı.

Her iki taraf da Suudi Arabistan için tarihi bir olay olan Riyad Expo'ya Fransa'nın katılımını memnuniyetle karşıladı ve Expo'nun Fransa-Suudi Arabistan ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olması konusunda mutabık kaldı.

Eğlence alanında ise iki ülke, özellikle Île-de-France bölgesindeki Cergy-Pontoise'da üç eğlence tesisinin geliştirilmesini içeren ve toplamda 6 milyar Euro'ya ulaşan Suudi yatırımlarını kapsayan Qiddiya Yatırım Şirketi projesi başta olmak üzere, ekonomik bağlarını ve karşılıklı yatırımlarını güçlendirme konusunda anlaştı.

cdvfgt
Suudi Arabistan Spor Bakanı Prens Abdulaziz bin Türki el-Faysal ve Fransa Spor Bakanı Marina Ferrari, Paris'teki Grand Palais'de düzenlenecek E-spor Dünya Kupası finali öncesinde bir spor iş birliği anlaşması imzaladı, 23 Ağustos 2026 (Reuters)

Daha önce, Île-de-France Bölgesi Başkanı Valérie Pécresse, popüler Japon manga serisi “Dragon Ball”dan esinlenen bir tema parkı projesi üzerinde 18 aydır çalıştığını duyurmuştu. Pécresse, “Bu, Île-de-France'ın turizm destinasyonu olarak çekiciliğini önemli ölçüde artıracak Disney büyüklüğünde bir proje” diye de eklemişti. Fransa Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan'ın “dünyanın önde gelen turizm destinasyonu” olan Fransa'ya duyduğu güven için Veliaht Prense teşekkürlerini ifade etti.

Prens Muhammed bin Selman'ın ziyareti, çok güçlü ikili Fransa-Suudi Arabistan ortaklığından, kriz zamanlarında güçlendirilen kapsamlı bir stratejik ortaklığa geçişi vurguladı. İki taraf, yüzyılı aşkın süredir gelişen tarihi derin bir ilişki sayesinde yapıcı mutabakatlara vardı. Saygı, bağımsızlık, istikrar ve kalkınmaya yönelik çalışma ve uluslararası hukuka saygı temelinde müreffeh bir geleceğe umutla bakıyorlar.


Güneş ve rüzgârın ötesinde... Suudi Arabistan ‘depolanmış enerjiye’ yatırım yapıyor

Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)
Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)
TT

Güneş ve rüzgârın ötesinde... Suudi Arabistan ‘depolanmış enerjiye’ yatırım yapıyor

Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)
Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Suudi Arabistan’da enerji haritasını yeniden şekillendiren güneş ve rüzgâr projelerinin arkasında, elektrik depolama odaklı yeni bir pazar oluşuyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarına olan bağımlılığın artmasıyla birlikte bataryalar, elektriği bol olduğu anlarda muhafaza eden ve ihtiyaç duyulduğunda sisteme geri veren temel bir unsur olarak sistemde öne çıkıyor.

Söz konusu dönüşüm, elektrik sektörüne yalnızca yeni bir teknolojinin eklenmesinden ibaret kalmayıp bataryaların yenilenebilir enerji projelerine destekleyici bir çözüm olmaktan çıkıp elektrik yönetimi ile şebeke esnekliği ve güvenilirliğini artırmak için gerekli altyapının bir parçasına dönüştüğü bağımsız bir yatırım faaliyetinin kademeli olarak temelini atıyor.

Suudi Arabistan, Suudi Enerji Tedarik Şirketi’nin (SPPC), Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman’ın katılımıyla, bağımsız batarya enerji depolama projelerine yönelik 4 anlaşma imzalamasıyla bu yolda yeni bir adım atıyor. Toplam 4 saat süreyle 2000 megavat kapasiteye sahip projelerin yatırım tutarının 4,35 milyar riyali (1,16 milyar dolar) aştığı bildirildi.

Depolama pazarını şekillendiren 4 proje

İlk grup; Mekke bölgesinde yer alan Al-Muwayh ve Haden ile Ha'il bölgesindeki Al-Kahfah projelerini kapsıyor. Her biri 4 saat süreyle 500 megavat kapasiteye sahip bu üç projenin anlaşmaları, Saudi Energy Company, ACWA Power ve Al Sharif Group for Contracting & Trading ortak girişim grubuyla imzalandı.

Aynı kapasiteye sahip Al-Khushaybi projesini içeren ikinci grup ise el-Kasım bölgesinde yer alıyor. Bu projenin anlaşması ENGIE ve Haji Abdullah Alireza & Co. Ltd. ortak girişimi ile yapıldı.

Söz konusu projeler, Suudi Arabistan’daki elektrik üretiminin güvenilirliğini ve verimliliğini artırmayı hedefleyen enerji sektörü çalışmaları kapsamında; Yap-Sahip Ol-İşlet (BOO) modeliyle hayata geçirilen ilk enerji depolama projeleri grubunu oluşturuyor.

sgrftg
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, anlaşmaların imzalanması sırasında (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

‘Depolama’ yenilenebilir enerjiyi geliştiriyor

Projenin analitik bir değerlendirmesini yapan Suudi Arabistan Petrol Bakanı Eski Kıdemli Danışmanı Dr. Muhammed es-Sabban, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, bu yönelimin yenilenebilir enerji kaynaklarındaki hızlı genişleme ışığında enerji sektörünün önümüzdeki döneme ilişkin ihtiyaçlarının merkezinde yer aldığını belirtti.

Es-Sabban, batarya enerji depolama projesinin, Suudi Arabistan’daki elektrik üretim sistemi içinde başta güneş ve rüzgâr olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının konumunu güçlendirmek için temel bir kaldıraç sunduğunu açıkladı.

Depolamanın öneminin yenilenebilir enerji kaynaklarının doğasından kaynaklandığını vurgulayan es-Sabban, bu kaynaklardan üretilen enerjiden yararlanmanın genellikle 4 saati aşmayan sınırlı bir zaman aralığında yoğunlaştığını; bu nedenle enerjinin bataryalarda depolanmasının, kullanım süresini uzatmak ve ilerleyen saatlerde elektrik sektörünün ihtiyaçlarını karşılamak adına kritik bir unsur olduğunu ifade etti.

Es-Sabban; mevcut kapasitenin, önemine rağmen hava koşullarındaki dalgalanmalar ve özellikle gün batımından sonra güneş enerjisinden yararlanılabilecek sürenin kısalığı göz önüne alındığında tek başına henüz yeterli olmadığını belirterek, bu durumun yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanma verimliliğini artırmak adına önümüzdeki dönemde bu tür projelerin önemini daha da pekiştirdiğini kaydetti.

‘Depolama’, elektrik sistemini yeniden şekillendiriyor

Finans ve Ekonomi Danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu anlaşmaların eş zamanlı olarak imzalanmasının önemli bir gösterge taşıdığına dikkat çekti. El-Attas, Suudi Arabistan’ın yenilenebilir enerjiyi artık yalnızca yeni üretim kapasiteleri eklemek olarak görmediğini, aksine üretim, depolama, yük yönetimi ve şebeke güvenilirliğini artırmayı içeren entegre bir elektrik sistemi kurma aşamasına geçtiğini vurguladı.

Depolamanın, güneş ve rüzgâr enerjisini kesintili kaynaklar olmaktan çıkarıp yönetilebilir ve ihtiyaç anında yararlanılabilir kaynaklara dönüştüren kilit unsur olduğunu belirten el-Attas, bu durumun, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarında hedeflenen büyük genişleme göz önüne alındığında, elektrik sektöründe daha olgun bir aşamayı yansıttığını ifade etti.

Söz konusu projelerin ekonomik açıdan elektrik varlıklarının kullanım verimliliğini artırmaya ve yalnızca puant (zirve) saatlerde çalışan geleneksel kapasitelerin inşasına duyulan ihtiyacı azaltmaya katkı sağladığını ekleyen el-Attas, şebeke istikrarının da güçlendirildiğini belirtti. Katma değerin yalnızca bataryalarda değil, bunların tüm elektrik sistemine kazandırdığı esneklikte yattığının altını çizdi.

Milyarlar... Yerel içerik için bir fırsat

El-Attas, ‘sözleşme değerlerinin yerli katkı (yerli içerik) adına iyi bir fırsat sunduğunu, ancak bataryaların üretimi ile değer zincirinin diğer bileşenleri arasında ayrım yapılması gerektiğini’ ifade etti. Bu fırsatların ilk aşamada; sivil ve elektrik işleri, inşaat, kurulum, işletme ve bakımın yanı sıra bazı montaj işleri ile destekleyici sistemlerde yoğunlaşmasını beklediğini kaydetti. Buna karşın, gelişmiş batarya teknolojileri ve hücrelerin başlangıçta daha çok ithalata bağımlı kalacağını belirtti.

Ekonomik açıdan en önemli unsurun gelecekteki pazarın büyüklüğü olduğunu vurgulayan el-Attas, Suudi Arabistan’ın depolama projeleri için büyük ve istikrarlı bir pazara dönüşmesinin, montaj fabrikalarının, ardından bazı bileşenlerin ve ilerleyen süreçte belki de daha geniş kapsamlı bir üretimin yerlileştirilmesi adına gerçek bir teşvik oluşturabileceğine dikkat çekti. Sanayinin yalnızca bir veya iki projenin varlığıyla bir pazara taşınmayacağını, ancak sürdürülebilir bir talep ve net bir ekonomik ölçek gördüğünde bunun gerçekleşeceğini belirterek, Suudi Arabistan’daki depolama programının kesintisiz devam etmesinin önemini vurguladı.

Bağımsız bir yatırım kaynağı

El-Attas, bu projelerin enerji depolamayı yalnızca bir güneş veya rüzgâr santraline bağlı bir bileşen olarak değil, bağımsız bir yatırım varlık sınıfı olarak ele alma yolunda önemli bir adım oluşturduğunu düşünüyor. 15 yıllık uzun vadeli sözleşmelerin, net bir sözleşme yapısının ve öngörülebilir nakit akışlarının mevcudiyetinin, bu tür varlıkları yatırımcılar ve proje finansörleri için daha cazip hâle getirdiğini açıklıyor.

sxdcvdfd
Batarya ile enerji depolamaya yönelik Bisha Projesi (Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı)

Geleneksel üretim santrallerine kıyasla depolamanın cazibesinin esneklik sunması ve ihtiyaç anında enerji sağlaması gibi farklı bir hizmetten kaynaklandığına dikkat çeken el-Attas, yenilenebilir enerji projeleriyle karşılaştırıldığında ise bunların en büyük sorunlarından biri olan üretim zamanı ile talep zamanının uyuşmaması durumunu çözüme kavuşturduğunu belirtti.

ACWA Power, enerji altyapısındaki varlığını genişletiyor

Mekke ve Ha'il’deki üç projede yaklaşık yüzde 35’lik payıyla ana aktörlerden biri olarak öne çıkan ACWA Power’ın bu konumunu değerlendiren el-Attas, bunun yalnızca elektrik üretim projeleriyle sınırlı kalmayıp daha geniş bir enerji altyapısı varlıkları portföyü oluşturmaya yönelik bir eğilimi yansıttığını belirtti.

Suudi Arabistan bu projelerle, artan elektrik talebine paralel olarak enerji karması içindeki yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinin payını 2030 yılına kadar yaklaşık yüzde 50’ye çıkarmayı; böylelikle sistemin güvenilirliğini, verimliliğini ve operasyonel esnekliğini artırmayı hedefliyor.

‘Ana alıcı’ sıfatıyla SPPC, ön çalışmaları yürütme, elektrik üretimi ve enerji depolama projelerini ihaleye çıkarma görevlerinin yanı sıra geliştirici konsorsiyumlarla elektrik alım anlaşmaları ve enerji depolama hizmet anlaşmaları imzalanmasını üstleniyor.

Elektrik sisteminin yeniden şekillendirilmesi yalnızca depolama kapasitelerinin eklenmesiyle sınırlı kalmayıp yeni üretim kaynaklarında beklenen genişlemeye ayak uydurmak adına şebeke altyapısının güçlendirilmesine yönelik eş zamanlı bir adımla da destekleniyor. Nitekim Saudi Energy Company, elektrik şebekesini geliştirme ve genişletme projelerini finanse etmenin yanı sıra şirketin yürüttüğü satın alma ve projeler için finansman çözümleri sağlamak amacıyla Bpifrance ile bir iş birliği anlaşması imzaladı.

Söz konusu anlaşma, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’ya resmi ziyaretiyle eş zamanlı olarak Paris’te düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı sırasında imzalandı.

Anlaşma, şebeke istikrarıyla ilgili ekipmanlar da dâhil olmak üzere satın alma programını ve elektrik altyapı projelerini desteklemek amacıyla değeri 3 milyar dolara ulaşan bir finansman kolaylığı tesis edilmesine yönelik daha önceki bir mutabakat zaptına dayanıyor.

Sonuç olarak, bugün şekillenen tablo yalnızca bataryalarla ilgili olmayıp Suudi elektrik sisteminin önümüzdeki yıllarda gelebileceği noktayı gözler önüne seriyor: Elektrik üreten güneş ve rüzgâr, bunu muhafaza eden bataryalar ve ihtiyaç anında bu enerjiyi iletme ve yönetme kapasitesi daha yüksek bir şebeke. Bu halkalar arasında, önümüzdeki dönemde enerji sektöründeki en öne çıkan yatırım hikâyelerinden biri olabilecek yeni bir pazar oluşuyor.