İstanbullu şirketlerden kim deprem bölgesine ne gönderdi?

AA
AA
TT

İstanbullu şirketlerden kim deprem bölgesine ne gönderdi?

AA
AA

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde art arda meydana gelen depremlerin ardından birçok şirket bölgeye ayni ve nakdi yardım göndermeye devam ediyor.
İstanbul'da faaliyet gösteren bazı şirketler, merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan ve toplamda 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler sonrasında bölgeye yaptıkları yardımlara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Eczacıbaşı Topluluğu
Eczacıbaşı Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren profesyonel arama kurtarma ekipleri ve iş makineleri, kurtarma çalışmalarına aktif destek veriyor. Şirketten yapılan açıklamada hijyen ve sağlık ürünü ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlamak üzere Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri’nin hijyen ürünleri içeren tırı, Kızılay’ın Gaziantep’te yer alan merkezine gönderildi. Eczacıbaşı İlaç Pazarlama aracılığıyla, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası koordinasyonunda Sağlık Bakanlığı’na iletilmek üzere 150 bin kutu ilaç bağışlandı.
Depremden etkilenen topluluk çalışanları ve ailelerine barınma desteği sağlamak üzere bölgedeki ofis ve tesisler konaklamaya açıldı. Eczacıbaşı Topluluğu tarafından ayrıca Afet Platformu üyesi bir sivil toplum kuruluşuna, kurumsal bağış gerçekleştirildi. Çalışanlar, aileleri ve iş ortaklarının da katkı sağladığı fon ile öncelikli illerdeki afetzedelerin barınma, ısınma ve sanitasyon başta olmak üzere acil ihtiyaçlarının karşılanması hedefleniyor.
Maddi yardımlara ek olarak, ilgili kurum ve kuruluşların iş birliği ile deprem bölgesine ulaştırılmak üzere, gıda malzemeleri, kışlık kıyafet, hijyen ürünleri gibi temel önceliklerin sağlanmasına yönelik ayni yardım kampanyası başlatıldı.

Kibar Holding
Kibar Holding, kamu ve sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içinde bölgeye destek veriyor. 85 konteynerden oluşan 850 kişilik yaşam alanında depremzede vatandaşların temel ihtiyaçları karşılanmaya çalışılıyor. Depremin ilk gününden itibaren acil ihtiyaç malzemeleri ile dolu 3 tır ivedilikle bölgeye ulaştırıldı. Ayrıca grup içi mobil uygulaması üzerinden ayni bağış kampanyası da başlatıldı. Gruba ait lokasyonlarda çalışanların desteğiyle ihtiyaç malzemeleri toplanıyor, dördüncü tır pazartesi günü bölgeye ulaştırılacak.

Modanisa
Müşteri ve tedarikçilerinden oluşan geniş ekosistemini deprem dayanışmasına dahil edecek bir kampanya başlatan Modanisa, merkez ofiste ve ana depolarında, bölgede ihtiyaç duyulabilecek kışlık giyim ürünlerini toplayarak AFAD aracılığıyla afet bölgesine gönderecek.
Envanterindeki jeneratör, çadır, uyku tulumları, kışlık kıyafetler, şal, battaniye ve gelen talepler üzerine kalın baş örtülerinden oluşan 10 milyon TL’lik ürün ihtiyaç sahipleriyle buluşturulacak. Ticaret Bakanlığı tarafından başlatılan "e-seferberlik" kampanyasına da dahil olan Modanisa, web sitesi ve mobil uygulaması üzerinden Kızılay Bağış Kartı satışı başlattı. Sadece Türkiye değil, faaliyet gösterdiği 140 ülkede de müşteri portföyü ve influencer ağını kampanyaya desteğe davet eden şirket, yurtdışı bağışların artırılmasında da rol alacak.

Aras Kargo
Aras Kargo, AFAD ile koordineli şekilde, ihtiyaçları karşılamak üzere deprem bölgesine gönderilecek ihtiyaç listesindeki yardım malzemelerini ücretsiz taşıyor. Aras Kargo şubelerine giden yardımseverler, yardıma ihtiyacı olan şehirler listesinde yer alan illerden yardım iletmek istediği şehri seçip gönderimini gerçekleştirebiliyor.

Tavuk Dünyası
Tavuk Dünyası, deprem bölgesindeki vatandaşların ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde hareket ediyor. Bölgedeki en öncelikli ihtiyaçların başında gelen temel gıda ürünlerini taşıyan yardım tırlarının ilki Kızılay ile organize edildi. 10 ton donuk çorba da yine Kızılay koordinasyonuyla depremzedelere ulaştırılacak.
Bölgedeki aydınlatma sorununa destek olmak amacıyla 25 set projeksiyon ve jeneratör, TOBB aracılığı ve AFAD koordinasyonuyla bölgeye gönderiliyor. Şirket ayrıca gıdaya erişim sorununu kalıcı olarak çözmek amacıyla sektör dernekleri iş birliğiyle kurulacak mobil mutfakların faaliyete geçmesi için çalışıyor.

Getir
Getir, deprem sonrası afet bölgelerine gönderilmek üzere, AFAD ile koordineli olarak 10 tır gıda yardımını bölgeye sevk etti. Getir, Ticaret Bakanlığı tarafından başlatılan "e-seferberlik" kampanyasına da dahil oldu.

Re-Pie Portföy Yönetimi
Re-Pie Portföy Yönetimi, acil ihtiyaçların karşılanmasına yönelik malzeme ve arama-kurtarma görevlilerinin kullanacağı ekipmanla dolu iki tırı depremin merkez üslerinden Elbistan’a ve en çok etkilenen bölgelerden Adıyaman’a ulaştırdı. Deprem seferberliğine yaklaşık 2.5 milyon TL’lik malzeme desteği sunan şirket, hızlı bir organizasyon ile 300 kişilik gönüllüden oluşan destek ekibini deprem bölgesine gönderdi.

Panasonic Electric Works Türkiye
Panasonic Electric Works Türkiye, İhtiyaç Haritası iş birliği ve AFAD koordinasyonuyla depremzedelerin öncelikli ihtiyaçlarına destek oluyor. Şirketin ve gönüllü çalışanlarının katkılarıyla sağlanan uyku tulumları, battaniye, mont, çorap, bere, eldiven, ısıtıcı, hijyen malzemeleri, bebek maması, biberon, emzik, powerbank, ıslak mendil ve kuru gıda malzemelerinden oluşan yardım kamyonunun bölgeye ulaştırılması sağlandı.

LC Waikiki
LC Waikiki yardım tırları depremin ilk gününden itibaren afet bölgelerine ulaşmaya devam ediyor. Şirket tarafıdan şu ana kadar Afad ve Kızılay koordinasyonuyla toplamda 1 milyon 600 bin adet ürün bağışlandı.
Bugün hala ek destek tırları yola çıkmaya devam ediyor. Deprem bölgelerine bağışlamak üzere 36 bin ek battaniye ve 50 bin adet ek atkı hazırlıyor. 7 Şubat itibariyle Malatya OSB 1. ve 2. bölgedeki tekstil fabrikaları yemek ve ısınma ihtiyaçları için depremzedelerin hizmetine açıldı.
Ticaret Bakanlığı’nın başlattığı Deprem Yardımlaşma Seferberliği kapsamında, LC Waikiki müşterilerinin e-ticaret sitesinden verdiği ihtiyaç malzemeleri AFAD koordinasyonunda, ticari bir amaç gütmeden kargo ücretsiz olarak depremzedelere ulaştırılıyor. LC Waikiki’nin kendi yaptığı yardımların yanı sıra şimdiye kadar müşteriler de kampanya kapsamında 11 milyon TL değerinde ürün satın alınarak katkı sağladı.

Yataş
Yataş, deprem bölgesinde ihtiyaç duyulan battaniye, yorgan, yastık gibi ürünlerin yer aldığı tırları bölge AFAD koordinasyonuyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor.

Anker
Anker, düzenli destekçisi olduğu GEA ile koordineli olarak depremden etkilenen bölgelere iletişimin ve enerjinin kesintisiz sürmesi adına powerbank, kablo, şarj cihazları, hoparlör, projeksiyon cihazı, araç ve duvar şarjları gibi birçok ürünün gönderimini sağladı. Hali hazırda GEA'ya hazırlıklı olması için her türlü cihaz desteği sağlayan Anker, depremin hemen sonrasında da GEA tarafından ihtiyaç olduğu belirtilen ürünlerin gönderimiyle destek vermeye devam ediyor.

Fujifilm
Fujifilm resmi ve sivil kurumlarla beraber iş birliği içerisinde hareket ediyor. Bunun yanı sıra uluslararası insani yardım kuruluşu NPO Japan Platform'a toplam 10 milyon Yen (1,44 milyon TL), sağlık hizmetlerine destek olmak içinse Fujifilm'in taşınabilir X-ray sistemleri ve ultrason cihazları da dahil olmak üzere 40 milyon Yen (5,76 milyon TL) değerinde tıbbi ekipman bağışlıyor.

Bahçeşehir Koleji
Bahçeşehir Koleji, Adana, Mersin, Antep, Urfa, Mardin, Kayseri, Diyarbakır, İskenderun ve Osmaniye'de bulunan kampüslerini barınma ve yiyecek desteği sağlamak üzere vatandaşlara açtı. Kolej, depremin üçüncü gününde, okul aile birliği ve velilerin desteği ile temel insani ihtiyaçlardan oluşan 25 tırı deprem bölgesine ulaştırıyor.

Paribu
Paribu, afetle ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda İhtiyaç Haritası’na 500 bin dolar ve Gönüllüleri Vakfı'na (TOG) 100 bin dolar bağışladı. Kripto para cüzdanı tanımlayarak bireysel kripto bağışlarına ayrıca olanak sağlıyor.

Hedef Holding
Felaketin yaralarının sarılmasına bir nebze de olsa destek olmak amacıyla, Hedef Holding ve iştirakleri, depremzedelerin ihtiyacını karşılamak üzere toplam 5 milyon TL ayni ve nakdi bağış yaptı.

Kahve Dünyası
Kahve Dünyası başta Hatay, Kahramanmaraş, Malatya olmak üzere tüm depremden etkilenen illerde 100 bin kişiye yetecek kadar içme suyu, stick hazır kahve, çocuklar için vitaminli toz içecek, salep, sıcak çikolata, bölge koşullarına dayanıklı ve protein değeri yüksek olması bakımından granobarlar, çikolata ile bardak, peçete gibi sarf malzemeler ile bölgelerin genel ihtiyacı için eldiven, şapka, bere, çorap gibi tekstil ürünlerinin bölgeye ulaştırılmasını sağladı.
Kahve Dünyası Mobil Mağazası, tırları, kamyon ve minibüsü depremden etkilenen vatandaşlara ulaşmış olup, deprem bölgelerine ulaşacak ürünlerin dağıtımı için de Türk Kızılay’ı ile koordineli olarak çalışılıyor. Kahve Dünyası’nın 200 gönüllü çalışanı, deprem bölgelerinde destek veriyor.

Huawei
Huawei Türkiye, afet bölgesinde kesintisiz iletişimin sağlanması ve hasar gören şebekenin onarımı için büyük miktarda mobil baz istasyonlarını, dizel jeneratörleri ve şebeke yedek parçalarını acilen bölgeye iletti. Huawei Türkiye ekipleri sahada operatörlerle birlikte çalışıyor. Şirket ayrıca yetkili kamu otoriteleriyle birlikte diğer yardımları planlama süreçlerinin de devam ettiğini duyurdu.



DEM Parti, barış yasasının Meclis tatile girmeden çıkarılmasını istiyor

PKK'lıların Türkiye'ye dönüşü ve topluma entegrasyonu görüş ayrılıklarına neden oluyor. (AP)
PKK'lıların Türkiye'ye dönüşü ve topluma entegrasyonu görüş ayrılıklarına neden oluyor. (AP)
TT

DEM Parti, barış yasasının Meclis tatile girmeden çıkarılmasını istiyor

PKK'lıların Türkiye'ye dönüşü ve topluma entegrasyonu görüş ayrılıklarına neden oluyor. (AP)
PKK'lıların Türkiye'ye dönüşü ve topluma entegrasyonu görüş ayrılıklarına neden oluyor. (AP)

Türkiye'de Kürt siyasi hareketini temsil eden DEM Parti, mevcut yasama dönemi temmuz ayı sonunda sona ermeden önce, PKK'nın feshi ve silah bırakma sürecini kapsayan "çerçeve barış yasasının" çıkarılması için hükümete baskı yapıyor.

Bu süreçte PKK'nın üst düzey yöneticileri ise hükümetin "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı sürecin durma noktasına geldiğini ve başta örgüt lideri Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması olmak üzere temel koşulların yerine getirilmediğini savunuyor. Öcalan, bugüne kadarki süreçte önemli bir rol oynamıştı.

DEM Parti'nin, Öcalan'ın tutulduğu İmralı Adası'na atfen İmralı Heyeti olarak bilinen heyetinin önümüzdeki iki gün içinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ile görüşmesi bekleniyor. Heyetin amacı, hazırlanmakta olan çerçeve yasa taslağını Öcalan'a sunulmak üzere teslim almak.

DEM Parti milletvekilleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Öcalan'ın hukuki sürecini yürüten Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Özgür Faik Erol'dan oluşan heyetin, Efkan Ala ile yapılacak görüşmede yasa taslağını teslim almasının ardından hafta sonu (cumartesi veya pazar) İmralı Adası'na giderek taslağı Öcalan'a sunması, değerlendirmelerini alması ve daha sonra kamuoyuyla paylaşması bekleniyor.

Çerçeve yasanın ana hatları

AK Parti, muhalefet partileriyle uzlaşarak hazırlanacak çerçeve yasayı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş aracılığıyla Meclis gündemine taşımayı hedefliyor. DEM Parti de muhalefetle uzlaşmayı desteklemekle birlikte, yasa taslağının önce Öcalan ve Kuzey Irak'taki PKK yönetimiyle paylaşılması gerektiğini savunuyor.

frgt6jı
Geçen haziran ayında TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile DEM Parti'nin İmralı Heyeti üyesi milletvekilleri arasında gerçekleştirilen görüşmeden. (TBMM'nin X hesabı)

AK Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, 10 ila 11 maddeden oluşması planlanan çerçeve yasa, yalnızca bir kez uygulanacak geçici bir düzenleme olacak. Yasa metni, PKK ile bağlantılı diğer terör örgütlerini kapsam dışı bırakacak şekilde açık ifadeler içerecek.

Taslağın başlığının "PKK/KCK Terör Örgütünün Feshi, Silahsızlandırılması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Kanun Teklifi" benzeri bir isim taşıması planlanıyor. Bu ifade başlıkta yer almasa bile, ilk maddede açık biçimde belirtilecek.

Yasanın yürürlüğe girebilmesi için Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), PKK'nın sahadaki durumunu değerlendirerek silahsızlanma sürecinin tamamen tamamlandığını Milli Güvenlik Kurulu'na (MGK) raporlaması gerekecek.

Son aşamada ise Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlanacak. AK Parti kaynaklarına göre bu kararname, Öcalan ve PKK'nın üst düzey yöneticilerine yönelik herhangi bir özel düzenleme içermeyecek. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan kişiler de kapsam dışında tutulacak.

Türkiye'ye karşı herhangi bir eyleme katılmadığı değerlendirilen PKK mensupları ise 3 ila 5 yıl süreyle adli denetim altında tutulacak.

DEM Parti'nin talepleri

DEM Parti, hazırlanacak yasanın kapsamlı olmasını ve sürece dahil olan tüm tarafların haklarını güvence altına almasını istiyor.

Parti ayrıca silah bırakan PKK mensupları ile örgüt yöneticilerinin Türkiye'ye dönüşünün önünün açılmasını, onların demokratik sosyal ve siyasi yaşama katılımını sağlayacak mekanizmaların oluşturulmasını talep ediyor.

dfvgthyjuk
DEM Parti'nin İmralı Heyeti üyelerinin, TBMM'de AK Parti yöneticileriyle gerçekleştirdiği önceki görüşmeden. (DEM Parti'nin X hesabı)

DEM Parti, Öcalan'ın hukuki statüsünün yeniden değerlendirilmesini, İmralı'da iletişim kurma, görüşme yapma ve çalışma imkanlarının genişletilmesini, böylece sürecin sağlıklı ilerlemesini istiyor.

Parti ayrıca, başta eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılmasını, görevden alınan belediye başkanlarının yerine kayyum atanması uygulamasına son verilmesini ve bu kapsamda CHP'li belediyelere yönelik devam eden operasyonların durdurulmasını talep ediyor.

PKK yönetiminden sürecin hızlandırılması çağrısı

Kuzey Irak'taki Kandil'de bulunan PKK yöneticileri de sürecin hızlandırılmasını ve "çerçeve barış yasasının" bir an önce çıkarılmasını istiyor.

Örgüt yöneticileri, Kuzey Irak ve Suriye'de bulunan yaklaşık 4 bin PKK’lının, her iki ülke yönetiminin de topraklarında "terör örgütü" istememesi nedeniyle hareket alanlarının ciddi şekilde daraldığını belirtiyor.

dfgth
Diyarbakır'da, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması talebiyle düzenlenen gösteriden bir kare (Reuters)

PKK'nın önde gelen isimlerinden Helin Ümit, örgüte yakın medya organlarına yaptığı açıklamada sürecin planlandığı gibi ilerlemediğini söyledi.

Ümit, "Mayıs ayı sonunda bazı adımların atılması ve müzakerelerin başlaması gerekiyordu. Ancak hiçbir gelişme yaşanmadı. Aynı durum çerçeve yasa için de geçerli. Bunun için bir takvim belirlenmişti ancak uygulanmadı." ifadelerini kullandı.

Süreçte ilerleme sağlanmasının tek yolunun Abdullah Öcalan'ın fiilen serbest bırakılması olduğunu savunan Ümit, PKK'nın feshedilmesi ve silah bırakılması çağrısını yapan kişinin Öcalan olduğunu, bu nedenle sürecin her aşamasında temel aktör konumunda bulunduğunu dile getirdi.

gthyju
PKK'nın üst düzey yöneticilerinden Helin Ümit.

PKK mensuplarının topluma yeniden kazandırılmasının ise ancak Türkiye'nin demokratikleşmesi, Kürt kimliğinin tanınması ve örgütlenme hakkının güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını öne süren Ümit, buna karşın CHP yönetimine, seçilmiş yöneticilere ve aydınlara yönelik uygulamaların demokratikleşme yönünde bir tablo ortaya koymadığını savundu.


Türkiye, Suriye'de düzenlediği operasyonda DEAŞ'ın üst düzey yöneticisini yakaladı

Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)
Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)
TT

Türkiye, Suriye'de düzenlediği operasyonda DEAŞ'ın üst düzey yöneticisini yakaladı

Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)
Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)

Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Suriye'de güvenlik birimleriyle koordineli olarak düzenlediği operasyonda terör örgütü DEAŞ'ın üst düzey isimlerinden birini yakalayarak Türkiye'ye getirdi.

Türk güvenlik kaynakları, MİT'in pazartesi günü yaptığı operasyonda, örgütün sözde "Türkiye Ofisi" yapılanmasında faaliyet gösteren ve "Abdüsselam et-Türki" kod adını kullanan Talip Güler'i yakaladığını ve Türkiye'ye naklettiğini bildirdi.

Kaynaklara göre sarı bültenle aranan Güler'in, DEAŞ'ın Türkiye'de paravan yapı olarak kullandığı "Faruk Ofisi" ile bağlantılı olduğu belirlendi. Talip Güler'in, örgütün sözde "Türkiye Vilayeti Emiri" ve aynı zamanda "Faruk Ofisi"nin mali sorumlusu olan kardeşi Kasım Güler'in kardeşi olduğu ifade edildi. Kasım Güler, 2021 yılında Suriye'de yakalanarak Türkiye'ye getirilmişti.

Yürütülen soruşturmada Talip Güler'in Ocak 2014'te yasa dışı yollarla Suriye'ye geçtiği, burada başta ağabeyi Kasım Güler olmak üzere DEAŞ yöneticileriyle koordinasyon içinde faaliyet yürüttüğü tespit edildi.

Güvenlik kaynakları, Kasım Güler'in yakalanmasının ardından MİT'in Talip Güler'i bulmak için çalışmalarını yoğunlaştırdığını, faaliyetlerini uzun süre takip ettikten sonra düzenlenen operasyonla yakalayarak Türkiye'ye getirdiğini aktardı.

Talip Güler'in ifadesinde DEAŞ ile ilişkileri, Suriye'ye nasıl geçtiği ve örgüt adına yürüttüğü faaliyetlere ilişkin ayrıntılı bilgiler verdiği belirtildi.

Kaynaklar, MİT'in sınır ötesinde DEAŞ'a yönelik operasyonlarının, örgütün Türkiye'ye yönelik planladığı saldırıları önlemeyi ve örgütün yürüttüğü eleman kazanma faaliyetlerini deşifre etmeyi amaçladığını, bu operasyonların kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı.

Peş peşe operasyonlar

Talip Güler'in yakalanması, son dönemde Suriye'de bulunan DEAŞ'ın Türk uyruklu yöneticileri ve kadrolarına yönelik art arda gerçekleştirilen operasyonların son halkası oldu.

MİT, geçen mayıs ayında Suriye istihbaratıyla koordineli operasyonlarda aralarında örgüt üyelerinin de bulunduğu 10 Türk şüpheliyi yakalayarak yargılanmaları için Türkiye'ye getirmişti.

Yakalanan isimlerin, Türkiye'de geçmişte gerçekleştirilen terör saldırılarıyla bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştı. Bunlar arasında, 10 Ekim 2015'te Ankara Garı önünde HDP'nin çağrısıyla düzenlenen barış mitingine yönelik gerçekleştirilen ve 102 kişinin hayatını kaybettiği, 200 kişinin yaralandığı terör saldırısının planlayıcılarından Ömer Deniz Dündar da bulunuyordu.

vgrftbgf
DEAŞ üyelerine yönelik operasyonlardan birinden görüntü. (Türkiye İçişleri Bakanlığı)

Operasyonda yakalanan bir diğer isim olan Ali Bora'nın ise 2014 yılında DEAŞ'a katılmak üzere Suriye'ye geçtiği ve örgütün Türkiye'deki faaliyetlerinden sorumlu sözde "istihbarat emiri" olarak görev yaptığı tespit edilmişti.

Soruşturmalarda gözaltına alınan diğer şüphelilerin de Türkiye'de çeşitli terör eylemlerine katıldıkları, Suriye'de DEAŞ bünyesinde faaliyet yürüttükleri ve örgüte lojistik ile propaganda desteği sağladıkları belirlendi.

Daha önce de MİT, Ocak 2025'te Suriye'de düzenlediği operasyonla, 2013 yılında Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 53 kişinin yaşamını yitirdiği çifte bombalı saldırının faillerinden Muhammed Dib Kurali'yi saklandığı yerde yakalayarak Hatay Emniyet Müdürlüğü'ne teslim etmişti.

Öte yandan Adıyaman'da Terörle Mücadele Şube ekipleri de pazartesi günü Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında DEAŞ üyesi oldukları belirlenen şüphelilere yönelik operasyon düzenledi.

Güvenlik kaynakları, gözaltına alınan şüphelilerin daha önce DEAŞ bünyesinde silahlı terör faaliyetlerinde bulunduklarının tespit edildiğini, bir süre teknik ve fiziki takibin ardından yakalandıklarını bildirdi. Şüphelilerden biri ise ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Türkiye, DEAŞ'ı 2013 yılında terör örgütü ilan etti. Örgüt, 2015-2017 yılları arasında Türkiye'de sivilleri hedef alan ve yaklaşık 300 kişinin hayatını kaybetmesine, çok sayıda kişinin de yaralanmasına yol açan birçok kanlı saldırının sorumlusu olmakla suçlanıyor. Ayrıca örgütün yabancı savaşçılarının, Suriye'deki iç savaş süresince Türkiye'yi önemli bir geçiş güzergâhı olarak kullandığı biliniyor.


Ankara Zirvesi: NATO, Trump'ı atlattı ve birliğini yeniden teyit etti

Fotoğraf: Ankara'da düzenlenen NATO zirvesinden bir gün önce ana basın toplantısı salonundan bir kare, 6 Temmuz (Reuters)
Fotoğraf: Ankara'da düzenlenen NATO zirvesinden bir gün önce ana basın toplantısı salonundan bir kare, 6 Temmuz (Reuters)
TT

Ankara Zirvesi: NATO, Trump'ı atlattı ve birliğini yeniden teyit etti

Fotoğraf: Ankara'da düzenlenen NATO zirvesinden bir gün önce ana basın toplantısı salonundan bir kare, 6 Temmuz (Reuters)
Fotoğraf: Ankara'da düzenlenen NATO zirvesinden bir gün önce ana basın toplantısı salonundan bir kare, 6 Temmuz (Reuters)

Ömer Önhon

Üye devletlerin liderlerinin Ankara'daki NATO zirvesine en üst düzeyde katılması, ittifakın yeni koşullara uyum sağlama yolunda ilerlediği bir dönemde, önemli jeostratejik değişimlerin yaşandığı bir anı işaret etti.

İran ile mücadeleye destek sağlamadıkları için ittifak üyesi devletleri sert bir şekilde eleştiren ABD Başkanı Donald Trump, zirveye katılmamayı bile düşündüğünü, ancak nihayetinde dostu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetini geri çevirmemek için geldiğini söyledi. Erdoğan ve Trump arasındaki ilişkideki belirgin sıcaklık, toplantının en dikkat çekici özelliklerinden biriydi

Dünyanın en tehlikeli iki savaşı şu anda NATO'nun çevresinde ve Türkiye'nin yakınında sürüyor; Ukrayna'daki savaş ve İran ile çatışma. Zirve, müttefikler arasındaki bölünmeler ve Başkan Trump'ın politikaları nedeniyle 5. Maddeye bağlılığın sorgulandığı bir dönemde gerçekleşti.

İttifakın bunlara yanıtı netti. Ankara zirvesinin nihai bildirisinin açılış cümlesinde liderler, 5. Maddede yer alan kolektif savunmaya olan bağlılıklarını yeniden teyit ederek, bir üyeye yapılacak saldırının tüm üyelere yapılmış bir saldırı olduğunu vurguladılar.

Liderler, basın toplantılarında ve medyaya açık diğer etkinliklerde anlaşmazlıklarından bahsetmekten de çekinmediler. Başkan Trump, İspanya'dan duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirirken, Türk ve Yunan liderler Ege Denizi konusundaki anlaşmazlıklarını vurguladılar. Danimarka Başbakanı, Grönland'ın satılık olmadığını yineledi ve Amerika Birleşik Devletleri'ni burayı ele geçirme girişimlerine karşı uyardı. Ancak bu anlaşmazlıklar zirveyi rayından çıkarmadı. İttifak bir kez daha ortak zemin bulmayı ve ilerlemeyi başardı.

İttifakın belirleyici özelliği, değişen koşullara uyum sağlama yeteneğidir ve bu da onu alanında dünyanın en gelişmiş ve etkili çok taraflı örgütlerinden biri haline getirdi.

NATO, mevcut aşamayı “3.0 Aşaması”, yani üçüncü aşaması olarak tanımlıyor. Birinci aşama Soğuk Savaş'tı. İkinci aşama Soğuk Savaş'ın sonundan yakın geçmişe kadar uzandı. Üçüncü aşama ise başta Rusya'nın saldırganlığı ve ABD'deki Trump yönetimi olmak üzere büyük şoklarla şekillendi.

 Ankara'da, ittifak liderleri geçen yıl Lahey Zirvesi'nde verdikleri taahhütlerin ne kadar uygulandığını gözden geçirdiler; bu taahhütlere göre, 2035 yılına kadar savunma ve güvenlik ile ilgili harcamalara ek olarak, temel savunma gereksinimleri için yıllık GSYİH'lerinin yüzde 5'i oranında yatırım yapma ve savunma sanayilerini geliştirme sözü vermişlerdi.

Liderler, “Lahey Savunma Taahhüdü” olarak adlandırılan anlaşmaya uygun olarak, Avrupalı müttefikler ile Kanada'nın temel savunma gereksinimlerine yönelik yatırımlarını 2025 yılında 139 milyar dolardan fazla artırdığını kaydettiler. Ayrıca 50 milyar doları aşan yeni alımlar yapılacağını da açıkladılar. Dahası, ortak üretim kapasitesini genişletme ve inovasyonu hızlandırmak için sanayi sektörü ile birlikte çalışma taahhüdünde bulundular.

xdffr
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (sağda), Ankara'daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde NATO zirvesi kapsamında düzenlenen resmi karşılama töreninde ABD Başkanı Donald Trump ile el sıkışıyor, 7 Temmuz 2026 (AFP)

Zirve programı kapsamında Ankara'da düzenlenen Savunma Forumu, üye devletleri ve büyük şirketleri bir araya getirdi ve birçok önemli anlaşmanın imzalanışına sahne oldu.

Genel Sekreter Mark Rutte, Airbus A400M nakliye uçağı ve Airbus A330 çok amaçlı yakıt ikmal ve nakliye uçağı filosuna odaklanan çok uluslu bir modernizasyon programını açıkladı. Ayrıca, ittifakın istihbarat, gözetleme ve keşif yeteneklerini geliştirmek ve yaşlanan Hava Uyarı ve Kontrol Sistemi (AWACS) uçak filosunun yerini almak üzere MQ-4C Triton insansız hava araçları (İHA) için ortak bir tedarik projesini duyurdu.

Zirve bildirisinde, Ukrayna'yı işgal etmesi ve ardından gelen, küresel jeopolitik sahneyi değiştiren savaş nedeniyle Rusya, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği ve istikrarı için uzun vadeli bir tehdit olarak tanımlandı. Müttefikler, Ukrayna'ya desteklerini yineleyerek, 2026 yılında 70 milyar avro değerinde askeri teçhizat, yardım ve eğitim sözü verdiler. Ukrayna'ya sağlanan güvenlik yardımının büyük çoğunluğunun artık Avrupalı ​​müttefikler ve Kanada tarafından sağlandığını vurgulayarak, Trump'a yükün artık yalnızca Amerikan vergi mükelleflerinin üzerinde olmadığı ve diğer müttefiklerin de sorumluluklarını yerine getirdiği konusunda güvence vermeyi amaçladılar.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski de Ankara'da hazır bulundu, liderlerle görüştü ve bir konuşma yaptı. Bildirildiğine göre, katılımından memnun olarak ayrıldı.

NATO müttefikleri ayrıca İran'ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yeniden teyit ettiler ve İran'a Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğüne tam anlamıyla saygı duyma çağrısında bulundular.

Bu açıklama, müttefiklerin Amerika Birleşik Devletleri'ne aktif ve operasyonel destek sağlamayı kabul ettikleri anlamına gelmiyor. Daha ziyade, ittifak içinde fikir birliği bulunan iki önemli konuda ortak bir pozisyonu özetliyor.

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik füze saldırılarının yoğunlaşması ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nın güney kesiminden geçen ticari gemilere yönelik saldırıları, ittifak liderlerinin Ankara'da bir araya geldiği güne denk geldi.

İki olay, ABD ve NATO'ya yönelik şöyle bir mesaj olarak yorumlanabilir: “Bizi korkutamazsınız ve herhangi bir çözüm bizim şartlarımıza göre olmalıdır.”

Ankara'da Donald Trump, ABD-İran anlaşmasının sona erdiğini duyurdu ve ABD, İran'daki hedefleri bombalamaya yeniden başladı; İran ise buna karşılık olarak Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ve Ürdün'deki ABD üslerini hedef aldı.

Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Trump arasındaki temaslar, hem ikili ilişkiler hem de ittifak konuları açısından zirvenin önemli bir bölümünü oluşturdu.

İki ülke arasında bir dizi savunma ve silah tedariki konusunun çözülmesi gerekiyor. Bunlar arasında CAATSA kapsamında Türkiye'ye uygulanan yaptırımların kaldırılması, Türkiye'nin zaten ödemesini yaptığı beş F-35 savaş uçağının teslimi, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi ve Türkiye'nin yerli üretim Kaan savaş uçakları için gerekli olan F-110 motorlarının tedariki yer alıyor. Trump, bu konulara olumlu bir şekilde yaklaşmaya istekli olduğunu belirtti ve bu da ev sahibi ülkeyi memnun etti.

ABD Başkanı, Suriye'yi terörizmle mücadelede ve Lübnan'da Hizbullah ile başa çıkmada bir ortak olarak görüyor; ancak Suriyeliler bu ikinci konuya pek sıcak bakmıyor gibi görünüyor

Türkiye ev sahipliği konusunda iyi hazırlanmıştı ve zirve sorunsuz geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sarayının girişinde durarak, kırmızı halıda yürüyen liderleri karşıladı. Halının bir tarafında Osmanlı Yeniçeri üniformalı askerler, diğer tarafında ise Cumhuriyet dönemi üniformalı askerler sıralanmıştı ve Mehter takımı savaş müziği çalıyordu.

Yunan gazeteleri, Başbakan Miçotakis'in bu özenle düzenlenmiş törensel sahneden geçişini provokatif olarak değerlendirdi.

NATO üyesi olmayan ancak ABD'nin en yakın müttefiklerinden biri olan İsrail mutsuz olan bir diğer taraftı. Başbakan Binyamin Netanyahu, Erdoğan hükümetinin Müslüman Kardeşler ekseni olduğunu ve ABD'nin dostu olmadığını iddia etti. Türkiye'nin F-35 savaş uçakları satın almasına izin verilmemesi gerektiğini, çünkü böyle bir anlaşmanın İsrail'in hava üstünlüğünü zayıflatacağını ve bölgedeki güç dengesini bozacağını söyledi.

Ankara bu açıklamalara alaycı bir yanıt vererek, bunların diğer ülkelerin topraklarının bir kısmını işgal ederek ve soykırım yaparak İsrail'i koruduğunu iddia eden radikal ve yayılmacı bir dini rejimin açıklamalarından ibaret olduğunu belirtti.

as
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'da NATO Liderler Zirvesi'nin oturum aralarında düzenlenen Savunma Sanayi Forumu'nda açılış konuşmasını yapıyor, 7 Temmuz 2026 (Reuters)

Bu arada, Suriye'nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Türkiye'nin daveti üzerine zirvenin ikinci gününde Ankara'ya geldi ve Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştirdi. ABD Başkanı, Şara'yı “güçlü bir kişi ve herkes tarafından saygı duyulan büyük bir lider” diye övdü ve Suriye'yi ABD'nin terörizmi destekleyen devletler listesinden çıkarmayı amaçladığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre ABD Başkanı, Suriye'yi terörizmle mücadelede ve Lübnan'daki Hizbullah ile başa çıkmada bir ortak olarak görüyor; ancak Suriyeliler bu ikinci konuya pek sıcak bakmıyor gibi görünüyor. Ankara zirvesi, müttefikler arasındaki tüm anlaşmazlıkları çözmedi, Trump ile diğerleri arasındaki ilişkileri de düzeltmedi; ancak müttefikler daha belirgin bir Avrupa rolüne doğru ilerlerken NATO'nun birliğini ve dayanışmasını yeniden teyit etti.

Bir katılımcının dediği gibi, NATO Ankara'da Trump'ı atlattı.