İstanbullu şirketlerden kim deprem bölgesine ne gönderdi?

AA
AA
TT

İstanbullu şirketlerden kim deprem bölgesine ne gönderdi?

AA
AA

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde art arda meydana gelen depremlerin ardından birçok şirket bölgeye ayni ve nakdi yardım göndermeye devam ediyor.
İstanbul'da faaliyet gösteren bazı şirketler, merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan ve toplamda 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler sonrasında bölgeye yaptıkları yardımlara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Eczacıbaşı Topluluğu
Eczacıbaşı Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren profesyonel arama kurtarma ekipleri ve iş makineleri, kurtarma çalışmalarına aktif destek veriyor. Şirketten yapılan açıklamada hijyen ve sağlık ürünü ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlamak üzere Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri’nin hijyen ürünleri içeren tırı, Kızılay’ın Gaziantep’te yer alan merkezine gönderildi. Eczacıbaşı İlaç Pazarlama aracılığıyla, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası koordinasyonunda Sağlık Bakanlığı’na iletilmek üzere 150 bin kutu ilaç bağışlandı.
Depremden etkilenen topluluk çalışanları ve ailelerine barınma desteği sağlamak üzere bölgedeki ofis ve tesisler konaklamaya açıldı. Eczacıbaşı Topluluğu tarafından ayrıca Afet Platformu üyesi bir sivil toplum kuruluşuna, kurumsal bağış gerçekleştirildi. Çalışanlar, aileleri ve iş ortaklarının da katkı sağladığı fon ile öncelikli illerdeki afetzedelerin barınma, ısınma ve sanitasyon başta olmak üzere acil ihtiyaçlarının karşılanması hedefleniyor.
Maddi yardımlara ek olarak, ilgili kurum ve kuruluşların iş birliği ile deprem bölgesine ulaştırılmak üzere, gıda malzemeleri, kışlık kıyafet, hijyen ürünleri gibi temel önceliklerin sağlanmasına yönelik ayni yardım kampanyası başlatıldı.

Kibar Holding
Kibar Holding, kamu ve sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içinde bölgeye destek veriyor. 85 konteynerden oluşan 850 kişilik yaşam alanında depremzede vatandaşların temel ihtiyaçları karşılanmaya çalışılıyor. Depremin ilk gününden itibaren acil ihtiyaç malzemeleri ile dolu 3 tır ivedilikle bölgeye ulaştırıldı. Ayrıca grup içi mobil uygulaması üzerinden ayni bağış kampanyası da başlatıldı. Gruba ait lokasyonlarda çalışanların desteğiyle ihtiyaç malzemeleri toplanıyor, dördüncü tır pazartesi günü bölgeye ulaştırılacak.

Modanisa
Müşteri ve tedarikçilerinden oluşan geniş ekosistemini deprem dayanışmasına dahil edecek bir kampanya başlatan Modanisa, merkez ofiste ve ana depolarında, bölgede ihtiyaç duyulabilecek kışlık giyim ürünlerini toplayarak AFAD aracılığıyla afet bölgesine gönderecek.
Envanterindeki jeneratör, çadır, uyku tulumları, kışlık kıyafetler, şal, battaniye ve gelen talepler üzerine kalın baş örtülerinden oluşan 10 milyon TL’lik ürün ihtiyaç sahipleriyle buluşturulacak. Ticaret Bakanlığı tarafından başlatılan "e-seferberlik" kampanyasına da dahil olan Modanisa, web sitesi ve mobil uygulaması üzerinden Kızılay Bağış Kartı satışı başlattı. Sadece Türkiye değil, faaliyet gösterdiği 140 ülkede de müşteri portföyü ve influencer ağını kampanyaya desteğe davet eden şirket, yurtdışı bağışların artırılmasında da rol alacak.

Aras Kargo
Aras Kargo, AFAD ile koordineli şekilde, ihtiyaçları karşılamak üzere deprem bölgesine gönderilecek ihtiyaç listesindeki yardım malzemelerini ücretsiz taşıyor. Aras Kargo şubelerine giden yardımseverler, yardıma ihtiyacı olan şehirler listesinde yer alan illerden yardım iletmek istediği şehri seçip gönderimini gerçekleştirebiliyor.

Tavuk Dünyası
Tavuk Dünyası, deprem bölgesindeki vatandaşların ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde hareket ediyor. Bölgedeki en öncelikli ihtiyaçların başında gelen temel gıda ürünlerini taşıyan yardım tırlarının ilki Kızılay ile organize edildi. 10 ton donuk çorba da yine Kızılay koordinasyonuyla depremzedelere ulaştırılacak.
Bölgedeki aydınlatma sorununa destek olmak amacıyla 25 set projeksiyon ve jeneratör, TOBB aracılığı ve AFAD koordinasyonuyla bölgeye gönderiliyor. Şirket ayrıca gıdaya erişim sorununu kalıcı olarak çözmek amacıyla sektör dernekleri iş birliğiyle kurulacak mobil mutfakların faaliyete geçmesi için çalışıyor.

Getir
Getir, deprem sonrası afet bölgelerine gönderilmek üzere, AFAD ile koordineli olarak 10 tır gıda yardımını bölgeye sevk etti. Getir, Ticaret Bakanlığı tarafından başlatılan "e-seferberlik" kampanyasına da dahil oldu.

Re-Pie Portföy Yönetimi
Re-Pie Portföy Yönetimi, acil ihtiyaçların karşılanmasına yönelik malzeme ve arama-kurtarma görevlilerinin kullanacağı ekipmanla dolu iki tırı depremin merkez üslerinden Elbistan’a ve en çok etkilenen bölgelerden Adıyaman’a ulaştırdı. Deprem seferberliğine yaklaşık 2.5 milyon TL’lik malzeme desteği sunan şirket, hızlı bir organizasyon ile 300 kişilik gönüllüden oluşan destek ekibini deprem bölgesine gönderdi.

Panasonic Electric Works Türkiye
Panasonic Electric Works Türkiye, İhtiyaç Haritası iş birliği ve AFAD koordinasyonuyla depremzedelerin öncelikli ihtiyaçlarına destek oluyor. Şirketin ve gönüllü çalışanlarının katkılarıyla sağlanan uyku tulumları, battaniye, mont, çorap, bere, eldiven, ısıtıcı, hijyen malzemeleri, bebek maması, biberon, emzik, powerbank, ıslak mendil ve kuru gıda malzemelerinden oluşan yardım kamyonunun bölgeye ulaştırılması sağlandı.

LC Waikiki
LC Waikiki yardım tırları depremin ilk gününden itibaren afet bölgelerine ulaşmaya devam ediyor. Şirket tarafıdan şu ana kadar Afad ve Kızılay koordinasyonuyla toplamda 1 milyon 600 bin adet ürün bağışlandı.
Bugün hala ek destek tırları yola çıkmaya devam ediyor. Deprem bölgelerine bağışlamak üzere 36 bin ek battaniye ve 50 bin adet ek atkı hazırlıyor. 7 Şubat itibariyle Malatya OSB 1. ve 2. bölgedeki tekstil fabrikaları yemek ve ısınma ihtiyaçları için depremzedelerin hizmetine açıldı.
Ticaret Bakanlığı’nın başlattığı Deprem Yardımlaşma Seferberliği kapsamında, LC Waikiki müşterilerinin e-ticaret sitesinden verdiği ihtiyaç malzemeleri AFAD koordinasyonunda, ticari bir amaç gütmeden kargo ücretsiz olarak depremzedelere ulaştırılıyor. LC Waikiki’nin kendi yaptığı yardımların yanı sıra şimdiye kadar müşteriler de kampanya kapsamında 11 milyon TL değerinde ürün satın alınarak katkı sağladı.

Yataş
Yataş, deprem bölgesinde ihtiyaç duyulan battaniye, yorgan, yastık gibi ürünlerin yer aldığı tırları bölge AFAD koordinasyonuyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor.

Anker
Anker, düzenli destekçisi olduğu GEA ile koordineli olarak depremden etkilenen bölgelere iletişimin ve enerjinin kesintisiz sürmesi adına powerbank, kablo, şarj cihazları, hoparlör, projeksiyon cihazı, araç ve duvar şarjları gibi birçok ürünün gönderimini sağladı. Hali hazırda GEA'ya hazırlıklı olması için her türlü cihaz desteği sağlayan Anker, depremin hemen sonrasında da GEA tarafından ihtiyaç olduğu belirtilen ürünlerin gönderimiyle destek vermeye devam ediyor.

Fujifilm
Fujifilm resmi ve sivil kurumlarla beraber iş birliği içerisinde hareket ediyor. Bunun yanı sıra uluslararası insani yardım kuruluşu NPO Japan Platform'a toplam 10 milyon Yen (1,44 milyon TL), sağlık hizmetlerine destek olmak içinse Fujifilm'in taşınabilir X-ray sistemleri ve ultrason cihazları da dahil olmak üzere 40 milyon Yen (5,76 milyon TL) değerinde tıbbi ekipman bağışlıyor.

Bahçeşehir Koleji
Bahçeşehir Koleji, Adana, Mersin, Antep, Urfa, Mardin, Kayseri, Diyarbakır, İskenderun ve Osmaniye'de bulunan kampüslerini barınma ve yiyecek desteği sağlamak üzere vatandaşlara açtı. Kolej, depremin üçüncü gününde, okul aile birliği ve velilerin desteği ile temel insani ihtiyaçlardan oluşan 25 tırı deprem bölgesine ulaştırıyor.

Paribu
Paribu, afetle ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda İhtiyaç Haritası’na 500 bin dolar ve Gönüllüleri Vakfı'na (TOG) 100 bin dolar bağışladı. Kripto para cüzdanı tanımlayarak bireysel kripto bağışlarına ayrıca olanak sağlıyor.

Hedef Holding
Felaketin yaralarının sarılmasına bir nebze de olsa destek olmak amacıyla, Hedef Holding ve iştirakleri, depremzedelerin ihtiyacını karşılamak üzere toplam 5 milyon TL ayni ve nakdi bağış yaptı.

Kahve Dünyası
Kahve Dünyası başta Hatay, Kahramanmaraş, Malatya olmak üzere tüm depremden etkilenen illerde 100 bin kişiye yetecek kadar içme suyu, stick hazır kahve, çocuklar için vitaminli toz içecek, salep, sıcak çikolata, bölge koşullarına dayanıklı ve protein değeri yüksek olması bakımından granobarlar, çikolata ile bardak, peçete gibi sarf malzemeler ile bölgelerin genel ihtiyacı için eldiven, şapka, bere, çorap gibi tekstil ürünlerinin bölgeye ulaştırılmasını sağladı.
Kahve Dünyası Mobil Mağazası, tırları, kamyon ve minibüsü depremden etkilenen vatandaşlara ulaşmış olup, deprem bölgelerine ulaşacak ürünlerin dağıtımı için de Türk Kızılay’ı ile koordineli olarak çalışılıyor. Kahve Dünyası’nın 200 gönüllü çalışanı, deprem bölgelerinde destek veriyor.

Huawei
Huawei Türkiye, afet bölgesinde kesintisiz iletişimin sağlanması ve hasar gören şebekenin onarımı için büyük miktarda mobil baz istasyonlarını, dizel jeneratörleri ve şebeke yedek parçalarını acilen bölgeye iletti. Huawei Türkiye ekipleri sahada operatörlerle birlikte çalışıyor. Şirket ayrıca yetkili kamu otoriteleriyle birlikte diğer yardımları planlama süreçlerinin de devam ettiğini duyurdu.



Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
TT

Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Libya Temsilciler Meclisi, Doğu Akdeniz’de deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin dosyayı, ülkedeki siyasi ve kurumsal bölünmüşlüğün yanı sıra 2011’den bu yana devam eden geçiş süreci nedeniyle “incelemede” tutmaya devam etti. Bu durum, deniz anlaşmalarının sonuçlandırılmasını ertelerken dosyanın hukuki ve teknik boyutların ötesine geçen iç uzlaşılar ve bölgesel hesaplamalara bağlı kalmasına yol açıyor.

Deniz sınırlarının belirlenmesi konusu, Libya parlamentosunun Dışişleri Komisyonu üyelerinin geçen hafta sonu Atina’da Yunan parlamenterlerle yaptığı görüşmeler sırasında yeniden gündeme geldi. Libya tarafı, deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin anlaşmaların Bingazi’deki Temsilciler Meclisi bünyesinde hâlâ incelendiğini ve sınırları ilgilendiren tüm ülkelerin çıkarlarının ilgili hukuki çerçeveler doğrultusunda dikkate alındığını vurguladı.

Bu tutum, Libya’nın içinde bulunduğu geçiş sürecinin yanı sıra komşu ve Akdeniz ülkeleriyle sınırların belirlenmesine ilişkin meselelerin karmaşıklığı karşısında deniz sınırları dosyasının kurumsal bir süreç içinde tutulmasına yönelik parlamenter yaklaşımı yansıtıyor.

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkan Yardımcısı Hasan el-Bergusi, meclisin yayımladığı açıklamada bu yaklaşımı şöyle ifade etti: “Bu dosyaların ele alınması, ülkenin bunları sonuçlandırmaya imkân verecek daha istikrarlı bir aşamaya ulaşmasına kadar diyalog ve sükûnet gerektiriyor.”

Çıkarların kesişmesi

Konu, Libya’nın Türkiye, Yunanistan ve Mısır’la kesişen çıkarları nedeniyle özel bir hassasiyet taşıyor. Dosya aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz rezervleri ile yatırım güzergâhlarıyla da bağlantılı.

Ülke içindeki bölünmüşlük, Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasını daha da zorlaştırıyor. Libya’da yetki, Trablus’ta Abdülhamid ed-Dibeybe başkanlığındaki geçici Ulusal Birlik Hükümeti ile doğuda Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen Usame Hammad hükümeti arasında bölünmüş durumda.

Bu çerçevede Temsilciler Meclisi üyesi Abdüsselam Nasıye, deniz sınırları dosyasının sonuçlandırılması ve Libya’nın kaynaklarının korunmasının “öncelikle iç bölünmüşlüğün giderilmesi, devlet kurumlarının ve egemenlik kararının birleştirilmesiyle” başlayacağı görüşünü savunuyor.

rgty
Libya Temsilciler Meclisi’nin önceki oturumundan (Meclis Başkanı Akile Salih’in Basın Merkezi)

Nasıye, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Uzun süren geçiş döneminde siyasi, güvenlik ve ekonomik koşulların kırılganlığı, Libya’yı bölgesel güçlerin çıkarlarının kesiştiği bir sahaya dönüştürdü” dedi.

Nasıye, Libya’nın Doğu Akdeniz konusundaki tutumunun Türkiye veya Yunanistan safında yer almaktan ziyade “Libya’nın yüksek ulusal çıkarları” temelinde şekillenmesi gerektiğini vurguladı.

Nasıye’ye göre devlet kurumlarının birleştirilmesi ve sınırları koruyup kaynakları yönetebilecek ulusal kapasitenin oluşturulması, Libya’nın denizcilik alanındaki çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde savunmasını ve bölgesel gelişmelerle kendi kararını verebilen bir devlet olarak ilgilenmesini sağlayacak.

Hukuki ve siyasi karmaşıklıklar

Anlaşmazlığın kökeni, Trablus’taki savaşın sürdüğü 2019 yılında Libya’nın eski Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptına dayanıyor. Anlaşmaya o dönemde Libya’nın doğusundaki yönetim karşı çıkarken Yunanistan da özellikle Girit olmak üzere Yunan adalarının haklarını etkilediğini savunarak mutabakatı reddetti. Ankara ise anlaşmanın hukuki sonuçlarının geçerli olduğunu savunuyor.

Son iki yılda doğu Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileşmesine paralel olarak deniz sınırlarının nasıl hesaplanacağı konusunda anlaşmazlıklar daha karmaşık bir boyut kazandı. Özellikle Sirte Körfezi ve adaların hukuki statüsünün deniz yetki alanlarına etkisi tartışmaların merkezinde yer aldı.

Bu durum, Yunanistan’ın Girit’in güneyinde arama sahaları ilan etmesinin ardından Haziran 2025’te gerilimin yükselmesiyle daha belirgin hale geldi. Bu gelişme üzerine Hammad hükümeti itiraz ederek diyalog çağrısında bulundu ve anlaşmaların gözden geçirilmesini talep etti.

Dibeybe hükümeti ise daha önce deniz sınırları dosyasındaki anlaşmazlık noktalarını çözmek amacıyla Yunanistan tarafıyla bir dizi görüşmeye katılmıştı. Libya ve Yunanistan medyasında yer alan haberlerde bu görüşmelerin, müzakerelerin hızlı ilerlemesini engelleyen hukuki ve siyasi karmaşıklıklarla karşı karşıya olduğu belirtilmişti.

Hukuki açıdan deniz sınırlarının belirlenmesi, Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan anlaşmaya ilişkin nihai bir tutum almadan önce kapsamlı bir hukuki, teknik ve siyasi inceleme yapmasını gerektiren karmaşık dosyalardan biri olarak değerlendiriliyor. Diplomat ve uluslararası hukuk uzmanı Muhammed ez-Zübeydi de bu görüşü destekliyor.

Zübeydi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu karmaşıklıkların çözümünde temel adımın deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin uluslararası deniz hukuku kurallarıyla, özellikle de 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’yle uyumunun incelenmesi olduğunu söyledi.

Zübeydi ayrıca anlaşmada yer alan koordinatların ve sınır çizgilerinin gözden geçirilmesi ve uluslararası hukuk ile deniz hukuku alanlarında uzmanlardan yararlanılması gerektiğini belirtti.

Zübeydi, deniz anlaşmalarının parlamentodan geçirilmesi senaryosunun “ülkeyi deniz anlaşmazlıklarına sürükleyebileceği ve bir ülkenin zarar görmesi halinde bu anlaşmazlıkların özellikle Uluslararası Adalet Divanı olmak üzere uluslararası yargı veya tahkim mercilerine taşınabileceği” uyarısında bulundu.

Jeopolitik boyutlar

Meselenin yalnızca hukuki boyutla sınırlı olmadığı görülüyor. Zübeydi’ye göre konu, Libya’nın Akdeniz’in merkezindeki konumu ve denizcilik alanındaki çıkarlarının bölge ülkeleriyle iç içe geçmesi nedeniyle siyasi ve jeopolitik boyutlar da taşıyor.

Özellikle Mısır, Yunanistan, Malta ve Türkiye ile denizcilik alanındaki çıkarların kesiştiğine dikkat çeken Zübeydi, “Libya ile Türkiye arasında yapılacak herhangi bir deniz düzenlemesi, diğer ülkelerin çıkarları üzerinde de etkiler yaratabilir” dedi.

Zübeydi, Türkiye’nin Libya’nın batısındaki askeri nüfuzu nedeniyle deniz mutabakatının parlamentodan geçirilmesi yönünde sürekli baskı bulunduğunu belirtti. Ancak kararın ertelenmesinin dosyanın kapatılması anlamına gelmediğini, aksine Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasına imkân verecek daha istikrarlı siyasi koşullar oluşana kadar dosyanın inceleme ve değerlendirme aşamasında tutulması anlamına geldiğini ifade etti.

Zübeydi ve Libyalı diplomatların değerlendirmelerine göre Libya’nın çıkarları, meselenin “günübirlik siyasi hesaplara indirgenmemesini”, hukuki ve teknik unsurların Libya’nın komşu ve Akdeniz ülkeleriyle ilişkileriyle birlikte dengelenmesini gerektiriyor.


Erdoğan, Trump’ın Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldırma sözünü hayata geçirmeye çalışıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 7 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde, Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldırma sözü verdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı).
ABD Başkanı Donald Trump, 7 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde, Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldırma sözü verdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı).
TT

Erdoğan, Trump’ın Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldırma sözünü hayata geçirmeye çalışıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 7 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde, Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldırma sözü verdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı).
ABD Başkanı Donald Trump, 7 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde, Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldırma sözü verdi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı).

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu hafta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturum toplantıları kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirmesi beklenen görüşmede, Türkiye’nin savunma sanayisine yönelik ABD yaptırımlarının kaldırılması dosyasını yeniden gündeme taşımaya hazırlanıyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, pazar günü New York’a hareket eden Erdoğan ile Trump arasında gerçekleşmesi beklenen görüşmede, Türkiye’ye ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) kapsamında uygulanan yaptırımların yanı sıra iki ülke ilişkilerinin ve 7 Temmuz’da NATO Zirvesi kapsamında Ankara’da iki lider arasında gerçekleştirilen görüşmenin ardından ilişkilerde yaşanan gelişmelerin ele alınacağını söyledi.

S-400 krizi

Trump, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alması nedeniyle ilk başkanlık döneminin sonlarına doğru, Aralık 2020’de Türkiye’ye yaptırım uygulamıştı. Trump, Ankara’da Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmede söz konusu yaptırımların kaldırılması konusunu değerlendirme ve Türkiye’nin ABD’nin F-35 savaş uçaklarının üretim ve geliştirme programına yeniden dahil edilmesi ile uçakları temin etmesi sürecini hızlandırma sözü verdi.

Türkiye, Rus S-400 sistemini satın almasının ardından alınan tedbirler kapsamında F-35 programından çıkarılmıştı.

cdfvhyj
Fidan, cumartesiyi pazara bağlayan gece Türk NTV kanalına verdiği röportaj sırasında (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, dün (Pazar)  NTV’ye verdiği röportajda CAATSA yaptırımlarının, özellikle Savunma Sanayii Başkanlığı açısından bir engel oluşturduğunu belirtti. Fidan, yaptırımların başlamasına neden olan Rus S-400 sistemi meselesinin çözümü konusunda “yaratıcı fikirlerin” bulunduğunu ifade etti.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da geçen nisan ayında yaptırımlar ve Türkiye’nin F-35 savaş uçaklarına erişimi konusundaki sorunun, Türkiye’nin Rus sisteminden kurtulması şartıyla birkaç ay içinde çözüleceğini açıklamıştı.

Fidan, “Karşılıklı iyi niyet çerçevesinde bazı çözümleri hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bu konuda olumlu adımlar atmayı umuyoruz” dedi.

Yunanistan ile gerilim

Fidan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde son dönemde yaşanan gerilime de değindi. Gerilimin, Yunanistan’da gelecek mayısta yapılacak seçimlerin yaklaşmasıyla bağlantılı olduğunu belirten Fidan, Yunan iç siyasetinde “Türkiye faktörünün” hızlı siyasi puan kazanmak veya kamuoyunun dikkatini çekmek için kısa bir yol olarak kullanıldığını söyledi.

gthyju
Miçotakis, Türkiye sınırına Akdeniz üzerinden yalnızca 1,5 kilometre uzaklıktaki Meis (Kastellorizo) Adası’nı ziyareti sırasında Yunan askerleriyle görüştü (Yunan medyası)

Fidan, Türkiye’nin Mayıs 2023’ten bu yana Başbakan Kiryakos Miçotakis liderliğindeki mevcut Yunan hükümetiyle sorunların iyi niyet çerçevesinde çözülmesi ve Yunanistan’daki bir sonraki seçimlere kadar Ege Denizi’nde geçmişte yaşanan gerilimlerin tekrarlanmaması konusunda mutabakata vardığını belirtti.

Muhalefetin, bu süreç yaklaştıkça hükümete saldırmak için Türkiye meselesini kullandığını belirten Fidan, “akıl dışı” hareket eden bazı tarafların bulunduğunu söyledi.

Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki mevcut tehditleri göz ardı etmediğini ve tutumunun açık olduğunu vurgulayan Fidan,  “Ege sorunları ve kıta sahanlığı meselesi çözülene kadar gerilim yaratmak istemiyoruz. Askerden arındırılmış statüdeki adaların silahlandırılmasını ise kesinlikle kabul etmiyoruz” dedi.

Türkiye’nin bu konuda hassas ve sürekli girişimlerde bulunduğunu belirten Fidan, hükümetin bazı dosyaları çoğu zaman kamuoyuna yansıtmadan yürüttüğünü çünkü bunun Yunanistan içinde sorunlara yol açabileceğini ifade etti.

Türk Silahlı Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik Komutanlığının bu konuda hassas bir konumda bulunduğunu belirten Fidan, “Umarız orada kimse pervasız bir adım atmaz ve barış ile huzurun gerektirdiği şekilde hareket eder. Türkiye’nin gücü herkes tarafından biliniyor” diye konuştu.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilim, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in 13 Eylül’de sona eren üç günlük ada turunun ardından yükselmişti. Miçotakis’in ziyaret ettiği adalar arasında Yunanistan’ın doğudaki en uç noktalarından biri olan ve Türkiye’de “Meis” olarak bilinen, Antalya’nın karşısında ve Türkiye kıyılarına yalnızca 1,5 kilometre uzaklıkta bulunan Kastellorizo da yer aldı.

Miçotakis’in ziyaret sırasında Yunan askerleriyle tokalaştığı görüntüler kamuoyuna yansırken, 1947 Paris Barış Antlaşması kapsamında silahsızlandırılmış statüde bulunan bazı adalarda ağır silahların bulunduğu da görüldü.

Bunun ardından Türk Silahlı Kuvvetleri, Doğu Anadolu’daki Tunceli’den 51. Komando Tugayı’nı Aydın’ın Söke ilçesine taşıdı. Tugay, Türkiye’ye en yakın Yunan toprağı olan Sisam Adası’nın karşısında konuşlandırıldı. Bu gelişme Atina’da ciddi endişeye yol açtı.

Rusya-Ukrayna savaşı

Fidan ayrıca Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı sona erdirmek amacıyla bazı girişimlerde bulunulduğunu ancak kalıcı sonuç elde edilmesinin şu aşamada zor göründüğünü belirtti.

Savaşın 2023’e kadar geleneksel bir savaş niteliğinde olduğunu, ardından 2025’e kadar yıpratma savaşına dönüştüğünü ifade eden Fidan, 2025 sonrasında ise savaşın ticaret başta olmak üzere enerji ve ulaşım alanlarını giderek daha fazla kapsayan bir “yıkım savaşına” dönüştüğünü söyledi.

cdfgthy

Karadeniz’de ticaretin Türkiye açısından da önemli bir konu olduğunu vurgulayan Fidan, “Buğday dünya pazarlarına ulaşmazsa birçok ülke gıda güvenliği açısından sorunlarla karşı karşıya kalacaktır” dedi.

Fidan, savaşın iki tarafının da limanları hedef almaya ve deniz yoluyla gerçekleştirilen tüm hareketliliğe saldırmaya başladığını belirterek şöyle konuştu:

“Bu konuda iki tarafa da bir öneri gönderdik. Bu konuda çalışıyoruz ve yanıtları bekliyoruz. Konuyu belirli bir noktaya taşımaya çalışıyoruz. Ancak 2022’de Birleşmiş Milletler himayesinde ve Türkiye’nin arabuluculuğuyla Karadeniz’de hayata geçirilen tahıl koridoru anlaşmasının uygulanmasından çıkardıkları dersler nedeniyle iki taraf arasında uzlaşma sağlamak zor.”


Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye, Husilerin Mekke saldırısı girişimini şiddetle kınadı

Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)
Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Türkiye, Husilerin insansız hava aracıyla Mekke-i Mükerreme'ye saldırı girişimini ve grubun gerçekleştirdiği diğer eylemleri şiddetle kınadı. Ankara, bu eylemlerin yalnızca bölgesel güvenliği tehdit etmekle kalmadığını, uluslararası deniz ticaret yolları ve küresel istikrar üzerinde de olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınarken Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediğini ve Riyad'la dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

Türkiye Savunma Bakanlığı da Husilerin saldırılarını ve Suudi Arabistan'a yönelik diğer eylemlerini kınayarak bölgenin istikrarını tehdit eden bu eylemlere son verilmesi gerektiğini bildirdi. Bakanlık, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki tehditlerinin sürmesinin yalnızca bölgesel güvenliği değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bugün (Perşembe) düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında, “Husilerin, geçen hafta sonu Suudi Arabistan'ı hedef alan İHA saldırısı da dahil olmak üzere gerçekleştirdiği eylemleri kınıyor ve yalnızca bölgesel istikrarı değil, uluslararası deniz ticaretini ve küresel istikrarı da tehdit eden bu tür eylemlere derhal son verilmesi gerektiğini vurguluyoruz” dedi.

‘Kabul edilemez eylemler’

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, çarşamba gecesi yayımladığı açıklamada, Husilerin Mekke-i Mükerreme'yi insansız hava aracıyla hedef almasını şiddetle kınadı. Açıklamada, Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini desteklediği ve Suudi Arabistan'la dayanışma içinde olduğu vurgulandı.

Açıklamada ayrıca bölgesel istikrar ve güvenliği tehdit eden bu saldırıların derhal durdurulması ve gerilimi daha da tırmandıracak her türlü eylemden kaçınılması çağrısı yinelendi.

hju
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da dün (Çarşamba) yayımlanan Türk gazetecilere yönelik açıklamalarında, Irak'ta konuşlanan saldırganların Suudi Arabistan'ı hem güneyden hem de kuzeyden hedef almaya çalışmasının “kabul edilemez” olduğunu söyledi.

Fidan, bu girişimlerin yalnızca Suudi Arabistan'a zarar vermeyi değil, bölgeyi de hedef aldığını belirterek bu gelişmeler karşısında kayıtsız kalınamayacağını ifade etti.

Türkiye'nin Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ruhuna uygun hareket ettiğini belirten Fidan, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki anlaşmanın teknik görüşmelerinde şu aşamada ittifakın karargâh yapısı ve personel sayısı gibi konuların ele alındığını kaydetti.

Bu kapsamda Türkiye Savunma Bakanlığı Sözcüsü, “Mekke Anlaşması” çerçevesinde üç ülke arasındaki askeri işbirliğinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirlik kapasitesinin artırılması ve savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin yürütüldüğünü belirtti.

Sözcü, üç ülke arasındaki ittifakın kurumsallaştırılmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.