İstanbullu şirketlerden kim deprem bölgesine ne gönderdi?

AA
AA
TT

İstanbullu şirketlerden kim deprem bölgesine ne gönderdi?

AA
AA

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde art arda meydana gelen depremlerin ardından birçok şirket bölgeye ayni ve nakdi yardım göndermeye devam ediyor.
İstanbul'da faaliyet gösteren bazı şirketler, merkez üssü Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan ve toplamda 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler sonrasında bölgeye yaptıkları yardımlara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Eczacıbaşı Topluluğu
Eczacıbaşı Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren profesyonel arama kurtarma ekipleri ve iş makineleri, kurtarma çalışmalarına aktif destek veriyor. Şirketten yapılan açıklamada hijyen ve sağlık ürünü ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlamak üzere Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri’nin hijyen ürünleri içeren tırı, Kızılay’ın Gaziantep’te yer alan merkezine gönderildi. Eczacıbaşı İlaç Pazarlama aracılığıyla, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası koordinasyonunda Sağlık Bakanlığı’na iletilmek üzere 150 bin kutu ilaç bağışlandı.
Depremden etkilenen topluluk çalışanları ve ailelerine barınma desteği sağlamak üzere bölgedeki ofis ve tesisler konaklamaya açıldı. Eczacıbaşı Topluluğu tarafından ayrıca Afet Platformu üyesi bir sivil toplum kuruluşuna, kurumsal bağış gerçekleştirildi. Çalışanlar, aileleri ve iş ortaklarının da katkı sağladığı fon ile öncelikli illerdeki afetzedelerin barınma, ısınma ve sanitasyon başta olmak üzere acil ihtiyaçlarının karşılanması hedefleniyor.
Maddi yardımlara ek olarak, ilgili kurum ve kuruluşların iş birliği ile deprem bölgesine ulaştırılmak üzere, gıda malzemeleri, kışlık kıyafet, hijyen ürünleri gibi temel önceliklerin sağlanmasına yönelik ayni yardım kampanyası başlatıldı.

Kibar Holding
Kibar Holding, kamu ve sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içinde bölgeye destek veriyor. 85 konteynerden oluşan 850 kişilik yaşam alanında depremzede vatandaşların temel ihtiyaçları karşılanmaya çalışılıyor. Depremin ilk gününden itibaren acil ihtiyaç malzemeleri ile dolu 3 tır ivedilikle bölgeye ulaştırıldı. Ayrıca grup içi mobil uygulaması üzerinden ayni bağış kampanyası da başlatıldı. Gruba ait lokasyonlarda çalışanların desteğiyle ihtiyaç malzemeleri toplanıyor, dördüncü tır pazartesi günü bölgeye ulaştırılacak.

Modanisa
Müşteri ve tedarikçilerinden oluşan geniş ekosistemini deprem dayanışmasına dahil edecek bir kampanya başlatan Modanisa, merkez ofiste ve ana depolarında, bölgede ihtiyaç duyulabilecek kışlık giyim ürünlerini toplayarak AFAD aracılığıyla afet bölgesine gönderecek.
Envanterindeki jeneratör, çadır, uyku tulumları, kışlık kıyafetler, şal, battaniye ve gelen talepler üzerine kalın baş örtülerinden oluşan 10 milyon TL’lik ürün ihtiyaç sahipleriyle buluşturulacak. Ticaret Bakanlığı tarafından başlatılan "e-seferberlik" kampanyasına da dahil olan Modanisa, web sitesi ve mobil uygulaması üzerinden Kızılay Bağış Kartı satışı başlattı. Sadece Türkiye değil, faaliyet gösterdiği 140 ülkede de müşteri portföyü ve influencer ağını kampanyaya desteğe davet eden şirket, yurtdışı bağışların artırılmasında da rol alacak.

Aras Kargo
Aras Kargo, AFAD ile koordineli şekilde, ihtiyaçları karşılamak üzere deprem bölgesine gönderilecek ihtiyaç listesindeki yardım malzemelerini ücretsiz taşıyor. Aras Kargo şubelerine giden yardımseverler, yardıma ihtiyacı olan şehirler listesinde yer alan illerden yardım iletmek istediği şehri seçip gönderimini gerçekleştirebiliyor.

Tavuk Dünyası
Tavuk Dünyası, deprem bölgesindeki vatandaşların ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği içinde hareket ediyor. Bölgedeki en öncelikli ihtiyaçların başında gelen temel gıda ürünlerini taşıyan yardım tırlarının ilki Kızılay ile organize edildi. 10 ton donuk çorba da yine Kızılay koordinasyonuyla depremzedelere ulaştırılacak.
Bölgedeki aydınlatma sorununa destek olmak amacıyla 25 set projeksiyon ve jeneratör, TOBB aracılığı ve AFAD koordinasyonuyla bölgeye gönderiliyor. Şirket ayrıca gıdaya erişim sorununu kalıcı olarak çözmek amacıyla sektör dernekleri iş birliğiyle kurulacak mobil mutfakların faaliyete geçmesi için çalışıyor.

Getir
Getir, deprem sonrası afet bölgelerine gönderilmek üzere, AFAD ile koordineli olarak 10 tır gıda yardımını bölgeye sevk etti. Getir, Ticaret Bakanlığı tarafından başlatılan "e-seferberlik" kampanyasına da dahil oldu.

Re-Pie Portföy Yönetimi
Re-Pie Portföy Yönetimi, acil ihtiyaçların karşılanmasına yönelik malzeme ve arama-kurtarma görevlilerinin kullanacağı ekipmanla dolu iki tırı depremin merkez üslerinden Elbistan’a ve en çok etkilenen bölgelerden Adıyaman’a ulaştırdı. Deprem seferberliğine yaklaşık 2.5 milyon TL’lik malzeme desteği sunan şirket, hızlı bir organizasyon ile 300 kişilik gönüllüden oluşan destek ekibini deprem bölgesine gönderdi.

Panasonic Electric Works Türkiye
Panasonic Electric Works Türkiye, İhtiyaç Haritası iş birliği ve AFAD koordinasyonuyla depremzedelerin öncelikli ihtiyaçlarına destek oluyor. Şirketin ve gönüllü çalışanlarının katkılarıyla sağlanan uyku tulumları, battaniye, mont, çorap, bere, eldiven, ısıtıcı, hijyen malzemeleri, bebek maması, biberon, emzik, powerbank, ıslak mendil ve kuru gıda malzemelerinden oluşan yardım kamyonunun bölgeye ulaştırılması sağlandı.

LC Waikiki
LC Waikiki yardım tırları depremin ilk gününden itibaren afet bölgelerine ulaşmaya devam ediyor. Şirket tarafıdan şu ana kadar Afad ve Kızılay koordinasyonuyla toplamda 1 milyon 600 bin adet ürün bağışlandı.
Bugün hala ek destek tırları yola çıkmaya devam ediyor. Deprem bölgelerine bağışlamak üzere 36 bin ek battaniye ve 50 bin adet ek atkı hazırlıyor. 7 Şubat itibariyle Malatya OSB 1. ve 2. bölgedeki tekstil fabrikaları yemek ve ısınma ihtiyaçları için depremzedelerin hizmetine açıldı.
Ticaret Bakanlığı’nın başlattığı Deprem Yardımlaşma Seferberliği kapsamında, LC Waikiki müşterilerinin e-ticaret sitesinden verdiği ihtiyaç malzemeleri AFAD koordinasyonunda, ticari bir amaç gütmeden kargo ücretsiz olarak depremzedelere ulaştırılıyor. LC Waikiki’nin kendi yaptığı yardımların yanı sıra şimdiye kadar müşteriler de kampanya kapsamında 11 milyon TL değerinde ürün satın alınarak katkı sağladı.

Yataş
Yataş, deprem bölgesinde ihtiyaç duyulan battaniye, yorgan, yastık gibi ürünlerin yer aldığı tırları bölge AFAD koordinasyonuyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor.

Anker
Anker, düzenli destekçisi olduğu GEA ile koordineli olarak depremden etkilenen bölgelere iletişimin ve enerjinin kesintisiz sürmesi adına powerbank, kablo, şarj cihazları, hoparlör, projeksiyon cihazı, araç ve duvar şarjları gibi birçok ürünün gönderimini sağladı. Hali hazırda GEA'ya hazırlıklı olması için her türlü cihaz desteği sağlayan Anker, depremin hemen sonrasında da GEA tarafından ihtiyaç olduğu belirtilen ürünlerin gönderimiyle destek vermeye devam ediyor.

Fujifilm
Fujifilm resmi ve sivil kurumlarla beraber iş birliği içerisinde hareket ediyor. Bunun yanı sıra uluslararası insani yardım kuruluşu NPO Japan Platform'a toplam 10 milyon Yen (1,44 milyon TL), sağlık hizmetlerine destek olmak içinse Fujifilm'in taşınabilir X-ray sistemleri ve ultrason cihazları da dahil olmak üzere 40 milyon Yen (5,76 milyon TL) değerinde tıbbi ekipman bağışlıyor.

Bahçeşehir Koleji
Bahçeşehir Koleji, Adana, Mersin, Antep, Urfa, Mardin, Kayseri, Diyarbakır, İskenderun ve Osmaniye'de bulunan kampüslerini barınma ve yiyecek desteği sağlamak üzere vatandaşlara açtı. Kolej, depremin üçüncü gününde, okul aile birliği ve velilerin desteği ile temel insani ihtiyaçlardan oluşan 25 tırı deprem bölgesine ulaştırıyor.

Paribu
Paribu, afetle ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda İhtiyaç Haritası’na 500 bin dolar ve Gönüllüleri Vakfı'na (TOG) 100 bin dolar bağışladı. Kripto para cüzdanı tanımlayarak bireysel kripto bağışlarına ayrıca olanak sağlıyor.

Hedef Holding
Felaketin yaralarının sarılmasına bir nebze de olsa destek olmak amacıyla, Hedef Holding ve iştirakleri, depremzedelerin ihtiyacını karşılamak üzere toplam 5 milyon TL ayni ve nakdi bağış yaptı.

Kahve Dünyası
Kahve Dünyası başta Hatay, Kahramanmaraş, Malatya olmak üzere tüm depremden etkilenen illerde 100 bin kişiye yetecek kadar içme suyu, stick hazır kahve, çocuklar için vitaminli toz içecek, salep, sıcak çikolata, bölge koşullarına dayanıklı ve protein değeri yüksek olması bakımından granobarlar, çikolata ile bardak, peçete gibi sarf malzemeler ile bölgelerin genel ihtiyacı için eldiven, şapka, bere, çorap gibi tekstil ürünlerinin bölgeye ulaştırılmasını sağladı.
Kahve Dünyası Mobil Mağazası, tırları, kamyon ve minibüsü depremden etkilenen vatandaşlara ulaşmış olup, deprem bölgelerine ulaşacak ürünlerin dağıtımı için de Türk Kızılay’ı ile koordineli olarak çalışılıyor. Kahve Dünyası’nın 200 gönüllü çalışanı, deprem bölgelerinde destek veriyor.

Huawei
Huawei Türkiye, afet bölgesinde kesintisiz iletişimin sağlanması ve hasar gören şebekenin onarımı için büyük miktarda mobil baz istasyonlarını, dizel jeneratörleri ve şebeke yedek parçalarını acilen bölgeye iletti. Huawei Türkiye ekipleri sahada operatörlerle birlikte çalışıyor. Şirket ayrıca yetkili kamu otoriteleriyle birlikte diğer yardımları planlama süreçlerinin de devam ettiğini duyurdu.



Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de aralarında olduğu 8 ülkeden İsrail’e ortak tepki: Filistinlilerin zorla tehciri kabul edilemez

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de aralarında olduğu 8 ülkeden İsrail’e ortak tepki: Filistinlilerin zorla tehciri kabul edilemez

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)
İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria’nın güneyindeki Nablus yakınlarında kuşatma altındaki Filistinlilerin evlerinin yakınında dört çeker araçlarıyla dolaşıyor (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya, Pakistan, Türkiye, Katar ve Mısır dışişleri bakanları, pazar günü İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Savunma Bakanı Israel Katz’ın Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin tehcir edilmesine ilişkin açıklamalarını sert bir şekilde kınadı. Bakanlar, açıklamalarda Filistinlileri topraklarından zorla çıkarmaya yönelik plan ve mekanizmaların gündeme getirilmesini de reddetti.

Bakanlar ortak açıklamada, söz konusu açıklama ve önerileri kışkırtıcı olarak nitelendirerek bunların uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukukun temel ilkelerini açıkça ihlal ettiğini ve Filistin halkının meşru ve devredilemez haklarına doğrudan tehdit oluşturduğunu belirtti.

Açıklamada, Filistinlilerin tehcir edilmesini amaçlayan her türlü girişim ve planın kesin bir dille reddedildiği vurgulandı. Bu girişimlerin işgal altındaki Filistin toprakları içinde veya dışında olmasına ya da hangi ad ve gerekçeyle sunulmasına bakılmaksızın reddedildiği belirtilirken zorla tehcire yönelik çağrıların resmî politikaya veya Filistinlileri topraklarından koparmayı hedefleyen fiili uygulamalara dönüştürülmesinin ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuldu.

Bakanlar, bu tür adımların başta ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planı olmak üzere uluslararası barış çabalarına doğrudan meydan okuma niteliği taşıdığını belirtti. Açıklamada, söz konusu planın zorla tehciri reddettiğine dikkat çekilerek bu tür girişimlerin bölgedeki istikrarın sağlanması ihtimalini zayıflatabileceği uyarısı yapıldı.

Ortak açıklamada, Gazze Şeridi’nin işgal altındaki Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken Gazze ile Doğu Kudüs dahil Batı Şeria’daki Filistin topraklarının bütünlüğünün korunması gerektiği ifade edildi.

Bakanlar, adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın tek yolunun iki devletli çözümün hayata geçirilmesi olduğunu belirtti. Bu kapsamda, ilgili uluslararası meşruiyet kararları doğrultusunda 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini vurguladı.

Bakanlar ayrıca uluslararası topluma ve özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sorumluluklarını yerine getirerek işgal altındaki Filistin topraklarında yeni bir demografik veya coğrafi gerçeklik dayatma girişimlerine karşı çıkma çağrısında bulundu.

Açıklamada, uluslararası hukuk kurallarına uyulmasının güvence altına alınması istenirken Filistin halkının kendi topraklarındaki varlığını ve direncini destekleme kararlılığı yinelendi. Ayrıca Filistin meselesini ortadan kaldırmaya veya Filistin halkının meşru haklarını zayıflatmaya yönelik her türlü girişimin reddedildiği belirtildi.


İsrail ile Türkiye arasındaki yanlış anlaşılmaları önlemek için ABD’nin kararlı bir adım atması gerekiyor

Suriye’deki Ebu Zuhur Üssü, 18 Ağustos 2026 (Reuters)
Suriye’deki Ebu Zuhur Üssü, 18 Ağustos 2026 (Reuters)
TT

İsrail ile Türkiye arasındaki yanlış anlaşılmaları önlemek için ABD’nin kararlı bir adım atması gerekiyor

Suriye’deki Ebu Zuhur Üssü, 18 Ağustos 2026 (Reuters)
Suriye’deki Ebu Zuhur Üssü, 18 Ağustos 2026 (Reuters)

Michael Harari

İsrail’in Suriye’nin kuzeyine düzenlediği son saldırı, Kudüs ile Ankara arasındaki gerilimin ciddi şekilde tırmanmasına yol açtı. İki ülke arasındaki ilişkiler, son üç yılda belirgin biçimde kötüleşirken, derin görüş ayrılıklarının merkezinde, en azından Suriye’de Esed rejiminin devrilmesine kadar, Filistin meselesi ve Gazze savaşı yer aldı. Bugün ise Şam’daki yeni yönetimle birlikte Suriye, iki taraf arasındaki anlaşmazlığın bir başka cephesine dönüşmüş durumda. Bu durum, ağustos ayının ortalarında İsrail’in düzenlediği saldırının da gösterdiği üzere, tarafları tehlikeli biçimde doğrudan bir çatışmaya yaklaştırabilir. İki ülkenin kasıtlı ya da istemeden doğrudan bir çatışmaya sürüklenmesini önlemek için öncelikle her iki tarafın çıkarlarının ortaya konulması ve sınırlarının net biçimde belirlenmesi gerekiyor.

hjg
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, 17 Nisan 2026’da Antalya’da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’ndaki bir oturumda konuşma yapıyor. (Reuters)

İsrail, son dönemde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamalarına rağmen Türkiye ile doğrudan bir çatışma arayışında değil. Ancak olası bir İran senaryosuna karşı Suriye hava sahasında hareket serbestisini korumak istiyor. Bununla birlikte İsrail, Şera hükümetine yönelik derin şüphelerini sürdürüyor. Barrack da yakın zamanda verdiği bir röportajda bu kaygıları dikkat çekici bir ayrıntı düzeyi ve kayda değer bir tarafsızlıkla açıkladı.

İsrail ayrıca Türkiye’nin Suriye’deki nüfuzunun genişlemesini veya aşırı ölçüde kalıcı hale gelmesini engellemek istiyor. Daha somut ifadeyle İsrail, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki mevcut askeri varlığını genişletmesinin önüne geçmeye çalışıyor. Tüm bu hesaplamaların arka planında ise 7 Ekim’in yarattığı sonuçlar ve sonrasında İsrail’de ortaya çıkan yeni zihniyet bulunuyor. Bu zihniyet, kontrol altına alma politikasına dayanan yaklaşımları sert ve zaman zaman aşırı bir biçimde reddediyor.

Türkiye ise İsrail’le doğrudan bir çatışma istemiyor. Ancak Ankara, İsrail’in bölgedeki çeşitli cephelerde yürüttüğü ve giderek ‘yoğunlaşan İsrail faaliyetleri’ olarak değerlendirdiği girişimlerden duyduğu endişeyi artırıyor ve bunları bölgede ‘İsrail hegemonyası’ kurma çabası olarak görüyor.

Ankara, özellikle Suriye’de Şera hükümetini, başta Kürt meselesi olmak üzere hayati çıkarlarını korumasına ve aynı zamanda Suriye’de ve ötesinde nüfuzunu genişletmesine yardımcı olacak stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyor. Mekke Ortak Savunma Anlaşması da bu daha geniş hedefin son dönemdeki önemli örneklerinden birini oluşturuyor.

Suriye ise kendisini iki tarafın arasında sıkışmış halde buluyor. Bir yandan İsrail’in saldırısı siyasi açıdan Şam’ın işine geliyor. Saldırı, Şam’ın ‘İsrail’in saldırgan niyetleri’ ve Suriye’nin egemenliğinin ihlal edildiğine ilişkin söylemini güçlendirirken, İsrail’in faaliyetlerini sınırlandırması yönündeki uluslararası baskının artmasına da katkı sağlayabilir. Öte yandan Suriye’nin giderek tırmanan bir İsrail-Türkiye karşılaşmasının sahasına dönüşmesi, Şera’nın ülke üzerindeki kontrolünü pekiştirme ve ağır ekonomik sorunlarla mücadele etme çabalarını doğrudan zayıflatıyor. Bölgedeki pek çok dosyada olduğu gibi çözümün anahtarı Washington’da bulunuyor. ABD, yakın bölgesel ortakları olan İsrail ve Türkiye ile, siyasi açıdan büyük yatırım yaptığı Suriye hükümeti arasında denge kurmaya çalışırken, stratejik odağını İran üzerinde tutmak istiyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Barrack’ın son açıklamaları İsrail’i açıkça sorumlu tutan bir nitelik taşıdı. Barrack, ABD’nin Türkiye’nin İsrail tarafından hedef alınan havaalanında askeri varlık kurma yönündeki iddia edilen planlarına ilişkin İsrail istihbaratını incelediğini ve bu bilgilerin doğru olmadığı sonucuna vardığını söyledi. İsrail’de yaklaşan seçimlere yaptığı gönderme ise daha da dikkat çekiciydi. Başkan Trump bu açıklamalara doğrudan yanıt vermedi ve Barrack’ın tutumunu destekleyip desteklemeyeceği hâlâ belirsizliğini koruyor. Bununla birlikte, adil bir değerlendirme açısından Barrack’ın Ankara’ya olan açık yakınlığının da göz önünde bulundurulması gerekiyor.

scfv
Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi tarafından 17 Nisan 2026 tarihinde yayınlanan fotoğrafta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Antalya Diplomasi Forumu’nun beşinci oturumunun açılış töreninde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile tokalaştığı görülüyor. (AFP)

İsrail ile Türkiye’nin bugün Suriye’de birbirlerinin ‘kırmızı çizgilerini’ test ettiği görülüyor. Taraflar, Suriye hükümeti ve merkezi yönetimin ülkenin tamamında kontrolü yeniden tesis etmeye çalıştığı bir dönemde, kendi çıkarlarını koruma ve nüfuzlarını genişletme konusunda ne kadar ileri gidebileceklerini anlamaya çalışıyor.

Türkiye, Ankara ile yakın ilişkiler içinde olan, güçlü ve kararlı bir merkezi hükümetin Şam’da yönetimi elinde tutmasını ve kendisine Suriye’de geniş bir nüfuz alanı açmasını tercih ediyor. İsrail ise mevcut Suriye hükümetine ne ölçüde güvenebileceği konusunda henüz kesin bir karar vermiş değil. Ancak Türkiye’nin Suriye’deki nüfuzunun daha fazla genişlemesini veya kalıcı hale gelmesini açıkça istemiyor. Bununla birlikte iki tarafın ortak bir temel çıkarı bulunuyor: İran’ı Suriye’nin dışında tutmak. İlginç olan ise tarafların bu ortak paydanın öneminin henüz tam anlamıyla farkında görünmemesi.

Önümüzdeki haftalar, özellikle her iki taraftaki iç siyasi hesaplar nedeniyle kritik olacak. Bu durum, özellikle 27 Ekim’de yapılması planlanan İsrail seçimleri yaklaşırken daha da önem kazanıyor. Bu nedenle, aralarındaki gerilim ve düşmanlık giderek artan iki tarafın yanlış hesaplamalar yaparak daha büyük bir çatışmaya yol açmasını önlemek için ABD’nin daha kararlı biçimde devreye girmesi gerekiyor. Türkiye’nin 2015’te bir Rus uçağını düşürmesi ve Suriye hava savunmasının 2018’de Lazkiye üzerinde başka bir Rus uçağını düşürmesi, ilgili tarafların aslında tırmanmayı istemediği durumlarda bile krizlerin ne kadar hızlı biçimde daha geniş çaplı çatışmalara dönüşebileceğini hatırlatmalı.

Bu nedenle İsrail ile Türkiye’nin, kamuoyundan uzak ve üst düzey doğrudan bir iletişim kanalı açması gerekiyor. Böylece taraflar hayati çıkarlarını ortaya koyabilir ve bir şekilde kendi kırmızı çizgileri üzerinde müzakere yürütebilir. Böyle bir kanal, yanlış anlamaların ve bunların sonucunda hesaplanmamış bir çatışmanın ortaya çıkma ihtimalini azaltabilir. Ayrıca iki taraf üzerinde ABD baskısına acilen ihtiyaç var. ABD, bu aşamada özel ve acil bir sorumluluk taşıyor. Washington’ın rolü, İsrail ile Türkiye’nin her ikisinin de istemediği bir çatışmaya sürüklenmesini önlemek açısından belirleyici.


İstanbul açıklarında Türk bayraklı iki ticaret gemisi çarpıştı

Arka planda vapur bulunan Türk bayrağı (Arşiv- Reuters)
Arka planda vapur bulunan Türk bayrağı (Arşiv- Reuters)
TT

İstanbul açıklarında Türk bayraklı iki ticaret gemisi çarpıştı

Arka planda vapur bulunan Türk bayrağı (Arşiv- Reuters)
Arka planda vapur bulunan Türk bayrağı (Arşiv- Reuters)

İstanbul Valiliği bugün yaptığı açıklamada, Türk bayraklı iki ticari geminin İstanbul açıklarında, Marmara Denizi’nde çarpıştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre olayın ardından sahil güvenlik botları ve helikopterler arama-kurtarma çalışmaları için bölgeye sevk edildi.Valilik,gemilerden birinde herhangi hasar tespit edilmezken, 10 kişilik mürettebata sahip Tuğberk İmamaoğlu gemisi ile iletişim kurulamadığını ve  geminin batmış olabileceğinin değerlendirildiğini belirtti.